AYBÜKE ÖĞRETMENİN KATLEDİLMESİ DEVLETE DERS OLMALI

AYBÜKE ÖĞRETMENİN KATLEDİLMESİ DEVLETE DERS OLMALIDIR!

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

PKK terörü, bir kez daha sivil, masum bir cana kıymış, Batman’da görev yapan 22 yaşındaki müzik öğretmeni Şenay Aybüke Yalçın, narin vücuduna isabet eden kurşunlarla can vermiştir.

Yurdun maalesef çatışmalardan uzak olmayan bir yerinde, ilk meslek yıllarını geçireceği haberini bile “Öğretmen oldum” diye yakınlarına müjde olarak veren, Türkiye’nin her toprağını ve o topraklarda yeşermiş her yavruyu eşit gördüğü anlaşılan Aybüke öğretmenin, Batman’ın en merkezi yerlerinden birinde, sokak ortasında hayatını kaybetmesi, Türkiye’nin yüreğine ateş düşürmüştür.

Geriye kalan acı ve öğretici gerçek şudur:

Ölümünden birkaç gün önce, arkadaşına attığı bir mesajda, “Türkiye’nin teröre hedef olması konusunda elinin kolunun bağlı olması”ndan duyduğu sıkıntıyı anlatan Aybüke öğretmen, eli kolu bağlı olmayan devlet tarafından korunamamıştır.

Görünen o ki, devletin sağladığı güvenlik açısından – Aybüke’nin hayalinin aksine- yurdun her toprağı hâlâ ve ne yazık ki eşit değildir.

Neredeyse tüm yakın Ortadoğu ülkelerine AKP politikaları nedeniyle asker yollayan,
hatta bugünlerde Katar’a bile birlik yollamanın masaya yatırıldığı ülkemizde, terör,
hâlâ kol gezmektedir.

Eğitim İş olarak iktidara sesleniyoruz; Mustafa Kemal Atatürk‘ün dediği gibi, yeni nesiller öğretmenlere emanet ise, yurdun her köşesini görev yeri sayan öğretmenlerimizin canı da devletin kudretine emanettir.

Yaşamının baharında canından olan Aybüke Yalçın’ın, teröre verilen son kayıp olmasını
ve bu yaşananların devlete ders vermesini umuyoruz.

Başta Şenay Aybüke Yalçın öğretmenimizin ailesi ve sevenleri olmak üzere,
tüm Türkiye’ye baş sağlığı diliyoruz.

EĞİTİM-İŞ Merkez Yönetim Kurulu
http://www.egitimis.org.tr/guncel/sendika-haberleri/aybuke-ogretmenin-katledilmesi-devlete-ders-olmalidir-2404/#.WTxyLuvyh1s, 11 Haziran 2017
===================================

Dostlar,

Biz de, EĞİTİM-İŞ üyesi ve bir tıp eğitimcisi yurttaş olarak acıyla paylaşıyoruz bu iletiyi..

AKP son 4-5 yılı ‘‘AÇILIM SÜRECİ” saçmalığı ile PKK ile mücadele yerine müzakere etmeyi seçmeseydi ve bu arada PKK’nın tüm ülkeyi hendeklerle bölmeyi hedefleyen, dağı – taşı ağır silah – bomba – mühimmat – terörist ile doldurmasına göz yummasa idi, 2002’de iktidar olduğunda bitmek üzere olan PKK sorunu çözülmüş olabilirdi..

PKK silahı bumerang gibi dönmüş ve AKP’li Kozluk belediye başkanı Veysi Işık’a suikast amaçlı yönelmiştir. Arada seken kurşuna kurban olan ise masum Aybüke öğretmendir.

Pekiiii, Ceza Hukuku terminolojisi ile sorarsak; bu cinayetin ”asli faili” kimdir???

Söylersek suç olacak. OHAL var memlekette!

Sevgi, saygı ve acı ile. 11 Haziran 2017, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
EĞİTİM-İŞ
Üyesi – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Işık Kansu : Salak mıyız biz?

Salak mıyız biz?

Işık Kansu
Cumhuriyet, 15.04.2017

Öyle mi? Olabilir bir şey mi bu?
Akla mantığa, tarihin akışına, insanlığın ve yurttaşlığımızın ulaştığı evreye uyar mı?
Kul muyuz, köle miyiz biz?  Daha da ötesi sıfır numara salak mıyız?
Değiliz, olmayacağız. Olmadığımızı, olmayacağımızı yarın sandık başında göstereceğiz.
*****
İzin yok
Bu halk: Namık Kemal’in, Tevfik Fikret’in şiirleri ile beslenen; mersiyeler yazan, Verlaine’den şiir çevirileri yapan…
Jean-Jacques Rousseau’dan Max Beer’e; Balzac’tan Maupassant’a, Ahmet Vefik Paşa’dan Evliya Çelebi’ye birçok yazarın yapıtını okuyan… Gazeteler, kitaplar çıkaran…
Büyük Taarruz’dan yalnızca birkaç gün önce Akşehir’de Reşat Nuri Güntekin’in Çalıkuşu romanını bitiren… Ömrü boyunca elinden geçen kitapların sayısı 3
997’ye varan…
Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in;
Topu topu iki şairin şiirlerini döne döne konuşmalarının arasına sıkıştıran,
üniversite diplomasının varlığı bile tartışmalı bir kişinin bencilliği yüzünden yıkılmasına
izin vermeyecektir.
*****
Afganistan’a doğru
Eğitim-İş’in, basında her nedense pek ilgi görmeyen Milli Eğitim Bakanlığı istatistiklerine dayanarak yaptığı araştırma, laik-bilimsel eğitimden epey uzaklaştığımızı ortaya koyuyor :
=======================================================
– 2012-2013 eğitim – öğretim yılında 1.099 olan imam hatip ortaokulu sayısı geçen yıl 1961’e, bu yıl 2777’ye;
– 708 olan imam hatip lisesi sayısı ise geçen yıl 1149’a bu yıl ise 1408’e çıkmış.
– İmam hatip lisesi öğrenci sayısı 634 bin 406,
– imam hatip ortaokulu öğrenci sayısı ise 657 bin 20 olmuş.
– AKP iktidara geldiğinde 71 bin 100 olan imam hatip öğrencisi 1 milyon 291 bin 426’ya yükselmiş.
=======================================================
TÜRGEV’ci Bilal Erdoğan’ın “5 yılda 1 milyon imam hatipli” hedefi vardı ya…
İşte ona bir yılda ulaşma başarısını göstermişiz!
Bir önemli saptama daha: 2013-14 eğitim-öğretim yılında okullaşma oranı ilkokullarda %99.57 iken, bu yıl bu oran %98.13’e düşmüş.
Daha da önemlisi; 2013-14 eğitim-öğretim yılında %99.61 olarak gerçekleşen kız çocuklarının okullaşma oranı ise geçen yıl %98.90’a, bu yıl ise %98.19’a gerilemiş.

  • “Evet”lendiler mi de, Taliban Afganistan’ına döneri artık.
    *****
    TEMA gönüllüler arıyor

TEMA Vakfı, başta topraklarımız olmak üzere doğal varlıklarımızı koruma savaşımında
gönüllü olacak Ankaralı ilçe ve mahalle sorumluları arıyor. İstekliler, vakfın İç Anadolu
Bölge Koordinatörü Elif Özcan Güneri’nin elif.ozcan@tema.org.tr elektronik posta adresine
21 Nisan’a değin başvurabilirler.
=====================================

Evvvet… değerli Işık Kansu… Cumhuriyetimizin erken dönem efsane çocuk hekimi
Dr. Ceyhun Atıf Kansu‘nun hatırlı emaneti.. Ne hoş yazılar yazıyorsunuz siz Cumhuriyet’te!

Elbette salak değiliz ve bu gün, 16 Nisan 2017 günü Ulusumuzun sağduyulu çoooook
büyük bir bölümü, kendisine kurulan ANAYASA TUZAĞI‘na net olarak “HAYIR” diyecek.. Bu sonuç, hepimiz için “hayırlı” olacak.. Erdoğan ve AKP başta olmak üzere..
Çünkü gerçekten çooook yanlış ve ülkemiz için çoook zararlı, bize yakışmayan bir despotizme sürükleyebilir bu anayasa değişlikliği.. Bunca yetkiyle yoldan çıkmayacak insan olamaz!

Ne yazık ki kökü dışarıda, ülkemizde yazanı belirsiz bu 18 maddenin!.. Yurt dışında yazıldı!
Ve ne yazık ki Erdoğan’ın 17-25 Aralık yolsuzluğu başta olma üzere oğlunun, kendisinin,
kimi AKP’lilerin bulaştığı yasa dışı işler nedeniyle kendisini tüketmek (tasfiye etmek) üzere baskı – şantaj – tehdit ile önüne kondu.. Erdoğan tutsak alındı bir bakıma.. (Bu konuyu sitemizde daha önce yazmıştık, tıklayarak okuyabilirsiniz :
SARAYDA TUTSAK ERDOĞAN’a YARDIM ETMELİ..)

Dolayısıyla Erdoğan direnemedi ve yaşamının en ağır çaresizliği – ikilemi içinde bu diktatörlük anayasasını halka sundu.

  • Anaysa değişikliği onay alırsa, Cumhurbaşkanı Erdoğan çok daha tehlikeli biçimlerde kullanılacak; ATEŞE ATILACAK kendisi de ülkemiz de!
  • İnanınız Erdoğan’ın bile gizli oylamada “HAYIR” vermesi çoooook olası.
  • Başbakan Binali beyin de, pek çok Bakan ve AKP milletvekilinin de “HAYIR” demesi
    çok makul..
    Nitekim 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül “hayır” oyunu açıkça belli etti, Erdoğan’ın Kayseri mitingine çağrısına uymadı.. Önceki Başbakan A. Davutoğlu da Konya mitinginde “evet” oyu istemedi. Halkın seçimi ne olursa saygı duyacağını söyledi..

Uluslararası politik deyimle -ne yazık ki- artık Erdoğan “Lame duck” (topal ördek) tır..

  • Halkımız, aklıbaşında AKP’liler de dahil, bu çıkmazdan ülkemizi “HAYIR” oylarıyla çıkaracak!

    Raydan çıkarılmış Türkiye yönetimi böylelikle yoluna konabilecek, normalleşebilecek..
    Buna çoook gereksinimimiz var.. Sorunlarımız öylesine çok ve öylesine ağır ki..
    Asla TEK ADAM ile değil, ancak güçlü bir TBMM ile başedebiliriz bu ağır kuşatmayla..

Sevgi ve saygı ile. 16 Nisan 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Eğitim-Öğretim yılı Mesajı

Eğitim-Öğretim yılı Mesajı

portresi

Nurullah AYDIN

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

Eğitim; gerçeklerin öğretilmesi amacıyla aklın eğitilerek düşünme anlama ve sorgulama yeteneğini geliştirmektir.

Akılcı aydınlanmacı bilimsel fikir ve düşünceleri özümsemiş,
İnsan haklarına ve hukuka saygılı,

Cumhuriyetin ve demokrasinin değerlerine içtenlikle bağlı,

Milli ve kültürel değerlerle evrensel ahlaki değerleri kişiliğinin bir parçası haline getirmiş,

Vatan, millet, bayrak ve meslek sevgisiyle, ülkesine ve milletine hizmet aşkıyla dolu,

Bilimsel, fiziksel ve ruhsal anlamda donanmış gençler yetiştirmektir.

Karanlık çağdışı dogmaların, küresel akımların pasif takipçileri olarak değil, vatan topraklarının hamuruyla yoğurulmuş, yüksek ideallere sahip, yenilikçiliğin peşinde koşan, yalnızca tüketen değil, araştıran, üreten ve yeni buluşlar geliştiren gençler yetiştirilmelidir.

Değerli Öğretmenler;
Yüksek sorumluluk duygusuyla yürüttüğünüz özverili çalışmalarınızı, bugüne dek olduğu gibi bundan sonra da aynı azim, irade, özveri ve kararlılıkla sürdüreceğinize olan inancım tamdır.

Yeni eğitim ve öğretim yılı tüm öğrencilerimize, öğretmenlerimize velilerimize hayırlı olsun. Başarı ve esenlikler dilerim.

===================================

Dostlar,

Sayın Nurullah Aydın‘ın dileklerini paylaşmamak olanaklı mı??
Ama öylesine çok ve ağır sorunlar var ki…
Siyasal iktidar, “kör kör gözüm parmağına“, adeta yangına körükle gidiyor..
Şeriat fırınından yeni çıkarılan sıcak ve tehlikeli dayatma, 7 yaşındaki çocuklara Arapça!
Günümüzün bilim-teknoloji, kültür-sanat ve diplomasi dili asla Arapça değildir ve uzun tarihsel zamanlarda olacak gibi değildir..
AKP İktidarının anlaşılmaz Arap hayranlığı, aslında Arap emperyalizminin vahşi assimilasyonunun ürünüdür.. ve çoook hazindir..
Kendi öz Türk kültürünü unutup – unutturmak isteyen emperyal oyunların ayrımında olmamak veya alet olmak!??..
Üstelik insan haklarına aykırı biçimde kitlelere siyasal iktidar gücüyle dayatmak… 
Bu bir insanlık suçudur…
Eğitimi ve yaşamı daha da dincileştirme girişimleri artık tahammül sınırlarını çoook aşmıştır.- 4+4+4,
– olağanüstü çoğaltılan İHL’ler ve İlahiyat Fakülteleri – Yüksekokulları,
– kapıda tutulan haremlik – selamlık eğitim,
– Ramazanda bitmeyen ve genişleyen baskılar,
– Hukuka aykırı zorunlu din dersleri (Anayasada yer alsa da!)
– Alevilerin AİHM kararlarına karşın inatla tanınmayan hakları…
– Diyanetin her yere burnunu sokması ve öne çıkarılması
– ……
Bu ilkel eğitim sistemi, özel güvenlik görevlisi Abdullah Çakıroğlu gibi “insansılar” yetiştirmekte ve halk otobüsünde şortlu hemşire Ayşegül Terzi’ye uçan tekme savurabilmektedir.
Türk milli eğitim sistemi, Cumhuriyetin başlangıcındaki Hasan Ali Yücel çizgisine dönmelidir.  
Bu kapsamlı – katı – sürgit ve giderek ağırlaşan dayatmaları, aklı başında hiçbir siyasal kadro sürdüremez, sürdürmemelidir..

Cumhuriyetin öğretmenlerine kritik düzeyde görev ve sorumluluklar düşüyor..
Örgütlü çabalara elbette..
Öğretmen sendikalarına..
Ailelere.. 18 milyonu aşan çocuğa – gence Cumhuriyetin temel değerlerini her şeye karşın kazandırmak tarihsel bir ulusal yükümlülüktür..

Sevgi ve saygı ile.
21 Eylül 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
EĞİTİM-İŞ Üyesi
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

97 Yıl Sonra 19 Mayıs 1919…

19 Mayıs 1919’un Gazeteleri…

Dostlar,

19 Mayıs 1919’un 97. yılında,
Yüzyılın utanç veren en büyük madenci kırımı SOMA FACİASI nedeniyle (2 yıl 6 gün sonra) içimiz kavruk, insanlık tarihinin en övünç verici dönemeçlerinden birini yaşıyoruz.

Küba’nın efsane önderi Fidel Kastro, ülkemizin Havana Büyükelçisinden,
Atatürk’ün SÖYLEV’inin İspanyolca örneğini rica eder.

Ve ekler…

– Biz ülkemizi işgalden kurtarmak için aranış içindeydik. Mustafa Kemal Paşa‘nın stratejisini merak ettik.. Baktık ki O da işgal altındaki başkent İstanbul’da çıkış görememiş ve
Anadolu’da uygun bir yer arayarak Samsun’a geçmiş ve Ulusal Kurtuluş Savaşı
oradan başlatmış.. Bu bize örnek oldu ve ve biz de başkent Havana’dan ayrılarak
adanın derinliklerinde uygun bir limana çıkartma yaparak bağımsızlık savaşımızı başlattık
ve başardık.. 

Yeryüzünün en büyük önderine sahipsiniz..
(AS: Albert EINSTEIN de çok benzer sözler söylemişti..)

97 yıl önce bu gün basılan gazetelerden örnekleri izlemek için lütfen aşağdaki erişkeyi (linki) tıklar mısınız??

19_Mayis_1919_Gazeteleri

Bir de, geçen yıl 19 Mayıs anması için 16 Mayıs 2015 günü düzenlenen açıkoturumda yaptığımız konuşmanın yansılaru var..  O gün web sitemize koymuştuk  EĞİTİM-İŞ Ankara Şubeleri (1 ve 2) ile Ulusal Eğitim Derneğince (Her 2 kurumun da üyesiyiz) düzenlenen “YENİDEN DOĞUŞ – 19 MAYIS” başlıklı açıkoturumda bizim konuşmamızın yansılarına aşağıdaki erişkeden (linkten) ulaşılabilir :

19_Mayis_96. yıl_Ankara

Mustafa Kemal Paşa‘nın Kurtuluş Savaşımızı Anadolu’da örgütlemek üzere
Samsun’a ayak bastığı 19 Mayıs 1919 günü, tarihsel bir dönüşümün başlangıcıdır.

Bu tarihten geriye İstanbul’da gösterdiği tüm çabalar bir sonuç vermemiştir.
Sayın Dr. Alev Coşkun, Devrim Tarihimizin bu kritik 6 ayını emekli bir çalışma ile kitaplaştırmıştır.. Okunmasını dileriz..


Saltanat, son Osmanlı padişahı Vahdettin teslim olmakla kalmamış, işgalcilerle işbirliği içine girmiş, İngiliz Muhipleri (Sevenleri) Derneği‘ne üye olmuş, Yunan işgalini “hayırlı” ilan etmiş, sonrasında Mustafa Kemal Paşa’yı isyancı ilen ederek idam fermanına mühür basmıştır!

Mustafa Kemal Paşa, 8 Temmuz 1919 günü, askeri görevinden istifa ile Erzurum Kongresi’ne “sine-i millette bir ferd-i mücahit” olarak katımıştır.. Maaşı olmadan, hiçbir görev ünvanı olmaksızın ve boynunda padişahın idam fermanı.. Bu koşullarda Kurtuluş Savaşımıza önderlik etmiştir. Yaşasın o Anadolu halkı ki, bu cehennem kuşatmasında bile Mustafa Kemal Paşasına güvenerek O’nun ardında – komutasında 9 Eylül 1922’ye dek 3,5 yıl süren bir ölüm – kalım savaşını inanılmaz bir özveri ve başarı ile sürdürmüştür.. Küllerinden varetmiştir kendisini!

Külüstür Bandırma vapurunda Mustafa Kemal Paşa’ya eşlik eden kahramanları sonsuz bir saygı ve şükran ile selamlıyoruz.. Onların 2 ya da 3’ü hekimdir ve biz de bir hekim olarak bununla gurur duyuyoruz..

Bandirma_vapurunun_19_yolcusu

19 Mayıs’ın 97. yılında sabah 10:30’da Ankara Kızılay – Güvenpark’ta toplanacak ve kurtarıcımız – kurucumuz Yüce  ATATÜRK’ümüzü ANITKABİR’de ziyarer edeceğiz..

Bu topraklarda uygarlaşma – çağdaşlaşma – AYDINLANMA savaşımı (mücadelesi) sürdürülecek ve mutlaka başarıya ulaştırılacaktır. Tarihin ırmağı geriye akıtılamaz..

Türkiye’deki gericilerin – karşıdevrimcilerin bu yalın – çarpıcı tarihsel – politik gerçeği
iyice kavramaları ve akıntıya karşı kürek çekmek yerine bu AYDINLANMA sürecinin
hızla ve sağlıklı yaşanmasına katkı vermeleri en doğrusu, akıllıcası olacaktır..

Ulusumuza ve tüm insanlığa kutlu ve mutlu olsun..

Sevgi ve saygıyla
19.5.2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
p
rofsaltik@gmail.com

ARTVİN CERATTEPE DİRENİŞİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ.

ARTVİN CERATTEPE DİRENİŞİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ..

Fotoğraf: DHA

Söz konusu maden alanını işletecek olan, Bay RTE’ye yakın Bay Mehmet Cengiz olup,
Milletin a…’a koyacağız diyebilen yüz kızartıcı küfürü yapan adamdır!

Bütün Türkiye’ye çok ciddi özür borcu olan ve pek çok hak yoksunluğu ile hukuksal olarak “yaptırım” görmesi, utanca boğulması ve köşesine çekilmesi gereken gereken bu zat,
tersine Devletten ve AKP iktidarından “umur” görmektedir. Bu etik – ahlak – hukuk dışı durum halkın adalet duygusunu derinden zedelemektedir. En ağır biçimde küfür edilerek vicdanlarda derin aşağılanma duygusu oluşturulan Ulusumuz, yaşadığı örselenmeyi (travmayı)
unutmuş değildir. AKP’nin kendisine “dost” olmadığını da yaşayarak acı biçimde görmektedir Esas olarak bu tür travmaların olumsuz etkilerinin, onurlu insanlar (halkımız!) üzerinde
uzun yıllar sürdüğü de bilimsel olarak bilinmektedir.

Bu sosyal psikolojik / politik sosyolojik sorunsal bir yana, Artvin’in eşi bulunmaz doğasını hoyratça tahrip edecek maden arama izni (ruhsatı) nasıl verilebilir? Böylesi bir ruhsata
nasıl olumlu ÇED (Çevresel Etki Değerlendirme) Raporu verilebilir??

Başbakanlığının son dönemlerinde bütün maden arama izinlerini Bay RTE‘nin tekelinde topladığı ileri sürülmüştü. Bir Başbakan neden böyle yapar? Ülkenin Enerji ve Doğal Kaynaklar Bakanı (son AKP Hükümetinde RTE’nin damadı Albayrak!?) ne güne durmaktadır?
Bu davranış hukuksal olarak bir yetki gaspı ve kamu yönetimi ilkelerine ters olmanın yanı sıra politik olarak da ciddi soru işaretleri uyandıran bir fiyaskodur.

“Niçin” sorusuna Bay RTE’nin hiçbir biçimde akılcı, hukuka, devlet geleneklerine,,
uygun yanıt vermesi olanağı yoktur. O zaman da apaçık şaibe altında kalırsınız..

*****
Sorunun bir başka boyutu Anayasa’nın 56. maddesidir.
Bu madde, açıkça Yurttaşa çevreyi geliştirme, koruma ve kirlenmesinin engellenmesi görevi vermektedir Devlet ile birlikte. Bu düzenleme yurttaşa hem Anayasal buyruk hem de
anayasal bir yetkidir. Sorumluluk doğal olarak yetkiyi doğurur. Yurttaşın çevreyi
koruma – geşiştirme ve kirlenmesini engelleme davranışı gösterMEmesi anayasal suçtur!

Artvin halkı, Cerattepe’de açık altun madeni açılmasını, Anayasanın anılan maddesi bağlamında çevreyi geliştirme, koruma ve kirlenmesinin engellenmesi görevi kapsamında görmektedir. Takdiri ve değerlendirmesi bu yöndedir. Bu kanaat ve kararın tersi yöndeki tercihten değersiz olduğunu savlamak olanaksızdır. Dahası, 1 ya da birkaç kişinin çıkarı, şirketlerinin kârı, yöre halkının yaşam hakkını sınırlama, doğayı tahrip etme hakkı
asla ver(e)mez.

Ayrıca Anayasa’nın 169. maddesinde çok net olarak;

“..Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez..” denilmektedir.

Yine Anayasa’nın 34. maddesine göre;

“..Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir..” düzenlemesi yer almaktadır.

Çevreyi korumak, geliştirmek ve kirlenmesinin engellenmesini istemek,
3. kuşak insan hakları kapsamındadır. Demokratik ülkeler artık bu aşamadadır.

Ülkemizde ise, AKP ile birlikte en temel insanlık hakkı olan SAĞLIKLI YAŞAM HAKKI bile tehdit altındadır ve çiğnenmektedir. Artvin halkı demokratik – yasal – anayasal – uluslararası hukuka uygun ve sonuna dek MEŞRU bir direniş, doğayı koruma ve 56, maddedeki ANAYASAL YÜKÜMÜNÜ yerine getirme davranışı içindedir. Ancak baskıcı AKP iktidarı,
esen yelden ödü patlar bir patolojik psikoloji içine sürüklendiğinden kente girişleri bile yasaklama girişimindedir! Anayasal gezi hakkı bile engellenmektedir. Vali suç işlemektedir.
Üst makamlardan gelen yasa ve hukuk dışı hukuk dışı buyrukları Vali, Anayasanın 137. maddesi uyarınca yerine getirmeme yükümü altındadır.

*****

Hiçbir iktidar döneminde bunca çok insanımız yaşamını yitirmemiştir!
Niçin?? Nereye dek?? Eli kanlı iktidarların sonuç aldığı görülmüş müdür? 

Silahsız ve şiddet kullanmayan, suç işlemeyen ve suça teşvik etmeyen bırakın yasal – anayasal, evrensel hakkı ve görevi olan direniş gösteren Artvin halkının üstüne güvenlik güçlerini orantısız güç kullanarak salmak, olsa olsa AKP iktidarı gibi açık faşizme geçmiş
bir siyasal zorba anlayışın ürünü olabilir.

Anayasa md. 34 de yer alan toplantı gösteri yürüyüşü hakkı
Artvin halkının direnişi bu anayasal madde bağlamında da AKP iktidarınca çiğnenmek istemektedir… 18 Şubat 2016 günü saat 23:45 dolayında binlerce Artvinli dev bir yürüyüşe geçmiş ve Valilik önünde toplanarak Atvin’i haramzadelere bırakmayacaklarını haykırmıştır.
Ankara’da gün içinde yapılan destek eyleminde polis 11 dolayında insanı gözaltına almıştır. Oysa gözaltını gerektirecek bir davranış olmamıştıri Polis yetkilerini aşarak hem Toplantı
ve Gösteri Yürüyüşleri Hakkında Yasa
yı hem de Polis Vazife ve Selahiyetleri Yasasını çiğnemiştir. Anayasa Mahkemesi’nin kararları, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri sırasında zorunlu (mücbir) sebepler olmadıkça suç bile işlense eylem hakının engellenmemesi,
hukuka aykırı eylemin belirlenerek sonrasında işlem yapılması yönündedir.

AKP iktidarı ne hukuk, ne yasa, ne hak, ne töre ve gelenek dinlemektedir!?
Halkın sırtından polis – jandarma copunu – dipçiğini, biber gazını – basınçlı suyu eksik etmeyerek nereye varabileceğni düşünüyor AKP iktidarı ve İçişleri Bakanı Efgan Ala??
Nereye denli??
Bu baskı meşru direniş hakkını bilemez mi?
Artvin halkının açtığı pankartlarda Haziran 2013 direnişinin anımsatılması önemlidir.

CHP Artvin milletvekili Sayın Uğur Bayraktutan, 21 Şubat 2016 saat 00:33 dolayında
Halk TV’de güncel durumu yansıtıyor.. Bir milletvekili, Valilik önünde açlık grevine başlamak zorunda bırakılmıştır.. İnsanlar neden böylesine köşeye sıkıştırılır?

AKP iktidarı kimin iktidarıdır?
Yandaş sermaye adına bir siyasal iktidar, 21. yy’da halkına böylesine zulüm yapabilir mi?
AKP kendi ayağına kurşun sıkmaktadır. Bu hazin hukuksuzluk halkın gözünü iyice açacaktır.

Kendine bunca zarar verebilen bir eylemin akıl fukarası öznesi, olsa olsa AKP olmalı!

Ayrıca, AYYÖŞ (Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı) de bu tür girişimlerde yöre halkının görüşüne başvurulmasını gerektirmektedir. AKP iktidarı burada da çifte standart içindedir.

AKP iktidarı apaçık hukuk ve insanlık dışına bir kez daha düşmüştür.
Söz konusu polis – jandarma – iktidar saldırısı derhal durdurulmalı ve sükunetle, katılımcı olarak
konu bir kez daha irdelenmelidir. İlgili Bakanlar (RTE’nin damadı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ile Orman ve Suişleri Bakanı) hemen Artvin’e giderek yerinde, halktan doğrudan
bilgi almalı ve hukuka uygun uygar (AKP’den beklenebilir mi??) politikalar benimsemelidirler.

Artvin halkının hukuka uygun ve tümüyle meşru, yürekli direnişini içtenlikle selamlıyoruz.
Bu haklı eylemi destekliyoruz. 

AKP iktidarını halkla inatlaşıp zıtlaşmaktan kesin olarak kaçınmaya ve
hukuk dışı orantısız güvenlik gücü kullanma zorbalığını derhal durdurmaya çağırıyoruz.

Bizim de üyesi olduğumuz EĞİTİM-İŞ‘in Cerattepe direnişine destek posteri için
lütfen tıklayın:

Cerattepe_EGITIM-IS_20.2.16

Sevgi ve saygı ile.
21 Şubat 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

profsaltik@gmail.com

Yazının pdf biçimi : ARTVIN_CERATTEPE_DIRENISININ_DUSUNDURDUKLERI