CUMHURBAŞKANI VE AİLESİNE AÇILAN DAVANIN, ANLAŞMA ÜZERİNDE NE KADAR TESİRİ VAR?

CUMHURBAŞKANI ve ABD’de AİLESİNE AÇILAN DAVANIN,
ANLAŞMA ÜZERİNDE NE KADAR TESİRİ VAR?

Koray Aydın'dan ABD ile anlaşmaya tepki

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Koray Aydın,
* “Ülkenin Cumhurbaşkanına, ailesine ve evlatlarına mali durumlarıyla ilgili açılmış olan bir davanın acaba bu iş üzerinde ne kadar tesiri vardır diye herkesin kafasında soru işaretleri var, benim de var.” dedi.
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Koray Aydın, Barış Pınarı Harekatı‘na ilişkin, “Ne olursa olsun Türk milletinin bütün fertlerinin Türkiye’nin menfaati söz konusu olduğunda ülkesinin ve ordunun yanında yer alacağını bilmesinde büyük yarar olduğunu düşünüyoruz.” dedi. Aydın, partisinin Bursa İl Başkanlığınca Nilüfer ilçesindeki bir salonda organize edilen üye katılım ve eğitim törenine katıldı. Burada gazetecilerin Barış Pınarı Harekatı’na ilişkin sorusunu yanıtlayan Koray Aydın, Türkiye’nin zor günler yaşadığını söyledi. ABD Başkanı Donald Trump’ın Twitter hesabından yaptığı paylaşımları da eleştiren Aydın, şöyle konuştu:
  • “Bu kadar ağır sözlerin altında böyle bir anlaşmanın yapılıyor olmasının hangi sonuçlar doğuracağını işte bu gelişen olaylarla daha iyi değerlendirme olanağı bulacağız. Adamlar her tarafta Türkiye’ye çeşitli mahkemeler de açtılar, toplum bunları pek görmedi ya da görmezlikten geldi. Ülkenin Cumhurbaşkanına, ailesine ve evlatlarına mali durumlarıyla ilgili açılmış olan bir davanın acaba bu iş üzerinde ne kadar tesiri vardır diye herkesin kafasında soru işaretleri var, benim de var. Bu işte zaafı bile olsa, yanlış yapıyorsa bile, Cumhurbaşkanının bu teslimiyet içine girmemesi, ne olursa olsun Türk milletinin bütün bireylerinin Türkiye’nin çıkarı söz konusu olduğunda ülkesinin ve ordunun yanında yer alacağını bilmesinde büyük yarar olduğunu düşünüyoruz.”
“İYİ PARTİ, HER KESİMDEN OY ALABİLEN BİR PARTİ”
Koray Aydın, partilerine katılımların arttığını, kendilerine yeni katılımlarla ilgili de bir yol haritası belirlediklerini ifade etti. Parti tabanlarının kalıcı bir duruma geldiğini aktaran Aydın,
“Bütün araştırmalar bunu gösteriyor. Araştırmaların teyit etmesi bizim açımızdan çok önemli oldu. 25 Ekim’de 2 yıllık olacağız, bu kadar sürede partinin zemininin oluşturulup, bunun kalıcı bir hale dönüştürülmesi Türk siyasal yaşamında pek olmuş, başarılabilmiş bir konu değildi. İYİ Parti, oy geçişkenliği ve zenginliği açısında bütün partilerden oy alabilen bir partiye dönüşmüş durumda. Özellikle her partiden küskün, dargın, umudunu kesmiş, yeni parti arayışları içinde olan insanların her kesimden partimize bir akışı olduğunu gözlemleyebiliyoruz.” diye konuştu.
Partiyi kurumsal bir yapı haline getirmek için çabaladıklarını belirten Koray Aydın, üye veri tabanı oluşturma amacında olduklarını, kısa sürede yoğun etkinliklere başladıklarını dile getirdi.

Resmi kayıtlara göre 192 bin İYİ Parti üyesi olduğunu da kaydeden Aydın, son bir haftalık çalışmalarının ardından bu rakamın 200 bine çıktığını aktardı.

Yeniçağ, 20.12.19, Koray Aydın’dan ABD ile anlaşmaya tepki
====================================
Dostlar,

“Erdoğan Suriye’deki tutumunu değiştirmeli. Erdoğan’ın banka hesaplarını inceledik”

ABD Başkanı D. Trump’ın 09 Ekim 29019’da T.C.’nin AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yazdığı mektup aşağıda..  Bizimkiler sözde, bu mektubu (ültimatomu!) çöpe atmışlar!
Diplomaside / Uluslararası hukukta böylesi bir davranış örneği yok!
Ayrıca ABD mektubu açıklayınca, kamuoyuna zoraki bilgi verme de herhalde majesteleri Erdoğan’ın 5. sınıf Sultanlığa indirgediği “anomalili rejimlerde” rastlanabilir..

İbretlik Mektup aşağıda.. Ulusal gururumuz çok inciniyor ama eğri oturup doğru konuşmak gerekirse, muhatabın hiç mi payı yok böylesi haşlanmada??
*****

Sayın Cumhurbaşkanı;

Hadi iyi bir anlaşma yapmaya çalışalım. Siz binlerce kişinin öldürülmesinin sorumlusu olmak istemezsiniz, ben de Türk ekonomisini yok etmek istemem, ki yaparım. Yapabileceklerimin küçük bir örneğini Rahip Brunson konusunda zaten size göstermiştim. Sizin sorunlarınızı çözmek için çok çalışıyorum. Dünyayı hayal kırıklığına uğratmayın. İyi bir anlaşma yapabilirsiniz. General Mazlum (Şahin Cilo adlı PKK’lı) sizinle müzakere etmek istiyor, geçmişte yapamayacağı pek çok tavizi vermeye razı. Yeni elime geçen, bana hitaben yazdığı mektubu ekte size gönderiyorum. Eğer bunu doğru ve insani şekilde yapabilirseniz, tarih size olumlu bakacaktır. Eğer iyi şeyler olmaz ise sizi sonsuza kadar şeytan olarak görecektir. Katı bir adam olmayın.

    • Budala olmayın..

Sizi daha sonra arayacağım. Saygılarımla, 09 Ekim 2019
Donald Trump / ABD Başkanı

******
Ulusumuz artık çok acı gerçekleri görmeli; bu iktidarın olağanüstü hataları ülkemizin  saygınlığını ve gücünü çook ağır yaraladı.. 

  • Kişisel hırslar / çıkarlar uğruna ülkemiz acımadan heba ediliyor!

2011’den bu yana Suriye’nin parçalanması planında ABD-AB’nin yanında BOP eşbaşkanı olarak görev alan AKP = Erdoğan, ardışık ağır diplomatik hataların, dinci hülyalarının bedelini on milyarlarca Dolar yitikle, şehit ve gazilerle ve giderimi (telafisi) olanaksız daha pek çok yıkımla ülkemize ödetirken, perde arkasında şaşırtan, ürküten, korkutan gelişmeler yaşanıyor.

ABD’li senatörler, Türkiye’nin yaptırımlardan etkilenmemesini ancak Suriye operasyonu durursa olabileceğini söyledi. Ek olarak:

“Erdoğan Suriye’deki tutumunu değiştirmeli. Erdoğan’ın banka hesaplarını inceledik”

AKP = Erdoğan, önce şiddetle redderken, saatler içinde neden yelkenleri indirerek masanın başında ABD Başkan Yrd. M. Pence ile eş konumda otur(tul)du ve dikte edilen ABD planını kabul etmek zorunda kaldı? İç kamuoyunu kandırmayı sürdürmek için bu çok ağır dayatma bile yalaka yandaş basında “büyük zafer” olarak sunulabildi!.

Nutkumuz tutuluyor ancak AKP = Erdoğan, sanırız – korkarız (!) “son kozunu” da oynadı.

Bu rüzgar geçince içerideki yangın AKP=Erdoğan iktidarını da halkımız gibi kavuracak.

Kısa bir erteleme için bunca ağır bedel bu ülkeye nasıl ödetilebilir !?

ABD ile “120 saat anlaşması” nın bağıtlanmasının ertesi günü Erdoğan’ın yüzündeki muzaffer eda (!) öylesine iğreti duruyor ki, iletişim derslerinde tipik örnek olarak kullanılabilir.

Halkımızın kendilerine dönük bu AKP operasyonunu yutmayacak ve de bağışlamayacaktır.

*****
Öte yandan ABD Başkanlarından F.D. Roosvelt’in ATATÜRK’e mektubu ne denli kıvanç verici: *****
Geçtiğimiz ay BM toplantısı için gittiği ABD’de Trump RTE ile görüşmedi! “Kasım’da gel… ” dedi, oyalıyor.
ABD hala stratejik müttefik mi?
Dünyayı karşımıza alarak başarılı olma olanağı yok; hamasete son verilip tez elden ATATÜRK dönemi dış politikaya dönülmeli.

  • ABD üsleri kartını AKP = RTE neden asla gündeme getir(e)miyor??Artık 5 yıldır giderim (tazminat) ödemelerini alamayan Soma iççilerinin hukuk dışı engellenen yürüyüşlerini konuş(a)mıyoruz. Belimizi büken yoksullaştırmayı, dayanılmaz yaşam pahalılığını, ağır ekonomik bunalımı, korkunç bütçe açığını ve kamu borçlarını, TCMB’nın el konan kârını ve yedek akçelerini… ve daha peeeek çok sorunu konuş(a)mıyoruz.. AKP = RTE bundan ala ne isteyebilirdi ki ? Dolayısıyla bu operasyon gerçekte kime ve neye hizmet ediyor/etti acaba??
  • Genç işsizliği %27’yi aştı. Bu yıkım verisi de mi bir şey ifade etmiyor AKP = RTE için??

    Ne yapmalı ?

    Erdoğan, Esat ile -artık- resmen görüşmeli, kör inadını aşmalı, el sıkışmalı ve Suriye ile işbirliği yapmalı; bu bataklıktan çıkışın başka hiç bir yolu yok! Terör örgütleri en etkin bu yolla etkisizleştirilebilir. 8,5 yıldır sürdürülen çok hatalı Suriye politikası kökten değişmeli.

Her gün “…. şu kadar terörist etkisizleşitirldi (öldürüldü!)..” diye rapor vermenin nasıl bir politik gerekçesi (rasyoneli) olabilir? Üstelik Batı, koro halinde Türkiye’yi “Kürtlerin katili” ilan ederken.. Tam da tersine, Batılı emperyalistlerin elini ve tezini güçlendiren akıl dışı bir uygulama bu; hemen bırakılmalı..

Toplumu / yaşamı daha da dincileştirici, dini bir afyon gibi damardan verme politikasına kesinkes son verilmeli..

  • Uyuşturulmuş bir sürü toplumla, Erdoğan’ın özlemi ümmet – tebaayla  21. yy’da ayakta kalma olanağı yok-tur!

Ekonomdeki çöküş için TBMM’!de genel görüşme yapılmalı ve muhalefetin önerileri dikkate alınmalı.

HDP’nin üzerine daha fazla gidilmemelidir. Kamuoyu vicdanında bu politikanın karşılığı yoktur. AKP böylelikle HDP’yi mağdurlaştırabilir ve halkımız mağdura sahip çıkar.. Yoksa böyle bir şey midir AKP = Erdoğan‘ın kafasındaki tilki kuyruklarından biri?? Hazır Suriye operasyonu ile MHP’den – İYİ Parti’den, CHP’den “bir miktar” emanet oy devşirmişken, beklenmedik bir işbirliği mi HDP ile??! Aykırı mı geliyor? Geçmişte çoooook daha ötesi yapılmadı mı?

Yineleyelim :

  • Halkımızın kendilerine dönük bu AKP operasyonunu yutmayacak ve de bağışlamayacaktır.Göreceğiz..

Sevgi ve saygı ile. 19 Ekim 2019, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Siyaset Bilimci, Mülkiyeliler Birliği Üyesi
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

ATAA Statement on Turkey’s “Operation Peace Spring” in Syria

ATAA Statement on Turkey’s “Operation Peace Spring” in Syria

6003 Tower Court, Alexandria, VA 22304 | 202.483.9090 | 202.483.9092 fx |  www.ataa.org

Community Information Service
October 12, 2019 / # 1157

ATAA Statement on Turkey’s “Operation Peace Spring” in Syria
The Assembly of Turkish American Associations (ATAA), which represents the interests of Turkish Americans living in the United States, is concerned with the recent, biased remarks on Republic of Turkey and its military intervention targeting terrorist organizations in Syria.

In a recent letter to the United Nations Security Council, Republic of Turkey cited article 51 of the UN Charter on self-defense for its intervention, stating that the operation is intended to:

  • ensure the security of its border and aimed to eliminate terrorist organizations ISIS/PKK/PYD/YPG emanating from Northern Syria,
  • establish stability along its Syrian border,
  • save Syrian people from the oppression of ISIS/PKK/PYD/YPG terrorist organizations,
  • ensure the safe return of displaced Syrians including Syrian Kurds to their homes in Syria.
The YPG is an armed wing of the Democratic Union Party (PYD), a group linked to the Kurdistan Workers’ Party (PKK), which has been declared by Turkey, the United States, the European Union, NATO, and major world governments a terrorist organization. The PKK is responsible for the lives 40,000 in Turkey since early 1980s. The YPG poses a direct national security threat to Turkey, a strategic military and political ally of the United States and NATO member since 1952. YPG and PKK’s close ties have been acknowledged by many US officials including the former US Defense Secretary Ash Carter during a Q&A session at the Armed Services Committee hearings (1). An official report prepared by US National Security Director Daniel Coats, presented to the US Congress acknowledged that YPG, the Syrian wing of the outlawed Kurdistan Workers’ Party (PKK), is seeking autonomy in Syria (2).
Turkey has provided refuge for more than 3.5 million Syrians including Syrian Kurds since the start of war in Syria. (AS: since March 2011)
The ongoing U.S. support for YPG and misrepresenting Turkey’s fight against terrorism in Syria jeopardize not only security of Turkey but also security of the region and the long-standing partnership and mutual trust between the U.S. and Turkey.
The ATAA urges the US Government officials and all responsible parties to do its utmost to avoid further deterioration of relations between two NATO allies.

==========================================
Dear website readers,

Despite not entirely sharing of ATAA Statement above, we evaluated that it would be of beneficial publicating this press release through our website..

Thank you for their valuble patriotic efforts..

With love and respect. 12th October 2019, Ankara / Turkiye

Dr. Ahmet SALTIK, MD, MSc, BSc
www.ahmetsaltik.net
==========================
Dostlar,

İçeriğini tümüyle paylaşmamakla birlikte, The Assembly of Turkish American Associations (ATAA)‘nın yukarıdaki basın açıklamasını sitemizde paylaşmayı yararlı bulduk..

Teşekkür ederiz ABD’de yaşayan Türk kardeşlerimizin yurtsever çabalarına..

Sevgi ve saygı ile. 09 Ekim 2019, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Siyaset Bilimci, Mülkiyeliler Birliği Üyesi
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

‘Çekiç Güç’ün yarattığı yıkım unutulmasın!

‘Çekiç Güç’ün yarattığı yıkım unutulmasın!

Daver Darende ile ilgili görsel sonucuDaver Darende
Emekli Diplomat-Yazar
Cumhuriyet, 08.10.19

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

Türkiye’ye karşı içten davranmayan, bölgede PKK/ YPG’yi kendi silahlı gücü gibi kullanan ABD’nin Suriye’deki stratejik hedefi Türkiye’nin stratejik hedefi ile örtüşmemektedir. Suriye’nin kuzeyinde bir Kürt devletçiğinin kurulması ABD’nin asla vazgeçemeyeceği hedeflerden biridir. Bir başka hedef ise Irak’ın kuzeyinde ikinci bir İsrail’in kurulmasıdır.

1990’lı yıllarda Türkiye’yi yöneten devlet adamlarımızın uzak görüşlü (!) politikaları sonucu Amerikan ve İngiliz uçaklarından oluşan “Çekiç Güç”ün topraklarımızda konuşlanması yaklaşmakta olan büyük tehlikenin habercisi gibiydi.
Çekiç Güç”ün TBMM tarafından altı ayda bir uzatılmasının, bu gücün Irak’ın fiili olarak bölünmesini sağlayan en önemli etkenlerden biri olacağını o yıllarda kimse hesaba katmamıştı. Basın ve televizyonlarda “Çekiç Güç” başarı gibi kamuoyumuza sunuluyor, yararlarından övgüyle söz ediliyordu! Oysa “Çekiç Güç” Kuzey Irak’ta oluşan Kürt Federe Devleti’nin, kurulup gelişmesini sağlayan, vurucu bir güç idi. Bu olumsuz gelişme Kürtler açısından Sevr Antlaşması’nın yıllar sonra uygulanması anlamına geliyordu.

Mumcu’dan uyarı
Uğur Mumcu, Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan 23 Aralık 1993 tarihli yazısında “Çekiç Güç”ün sakıncalarını ve yaratacağı yıkımı belirtirken şunları yazmıştı:

  • ‘Çekiç Güç’, ülke savunmasının bir bölümünü taşerona vermek anlamına geliyor. Hem bu anlama geliyor hem Irak’ın içişlerine karışma anlamına geliyor. İşlev bunlarla da bitmiyor. ‘Çekiç Güç’ Kuzey Irak’ta oluşan Kürt Federe Devleti’nin kurulup gelişmesini sağlıyor.

Sevr’in gerçekleşmesi
Bu gelişme, Kürtler açısından, Sevr Antlaşması’nın yetmiş üç yıl sonra sorgulanması anlamına geliyor. Aynı oyun yine sahnede. Önce ‘Çevik Güç’ ardından ‘Çekiç Güç’ ABD, Ortadoğu’yu gün geçtikçe egemenliği altına alıyor” (Cumhuriyet, 23 Aralık 1993) Uğur Mumcu’nun günümüz gelişmelerine ışık tutan, gelmekte olan tehlikeyi önceden gören bu sözleri ne acıdır ki o dönemde önemsenmedi.

‘Asıl işgalci Çekiç Güç’
O yıllarda DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit 22 Mart 1996 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yer alan demecinde “Türkiye sınır ötesi harekâta geçtikçe, ‘Türkiye işgal ediyor’ diyorlar. Oysa ‘Çekiç Güç’ün orada bulunması asıl işgal’ değerlendirmelerini yapıyordu. ABD ve Batı destekli “Kürtçülük Akımı”nın bölgeye yerleştirilmek istendiği daha o zaman belli idi. Yakın geçmişte “Çekiç Güç”ün Cudi Dağları’nda PKK’ye savaş malzemesi sağladığını o günlerde basında izlerken içimin sızladığını anımsarım.

‘Çekiç Güç’ köklü bir çıban gibi! Çıbanın başını keskin bir bıçakla kesebilirsiniz ama kökünü çıkaramazsınız. Çıkarmaya kalkıştığınızda nelerle karşılaşacağınız bilinmez.”

Bu sözler dönemin Başbakanı Süleyman Demirel tarafından 22 Ocak 1993 günü devletin televizyonunda TV-1’de söylenmişti. Günümüzde Suriye’nin kuzeyinde oluşturulacak “güvenli bölge”nin yeni bir “Çekiç Güç” olup olmayacağına ilişkin tartışmaların sürdüğü bu duyarlı dönemde “stratejik müttefik” olarak tanımlanan (!) ABD’nin terör örgütü YPG/ PKK’ye silah yardımını artırarak sağlaması dikkat çekici olduğu ölçüde düşündürücü değil midir?

Hedefler örtüşmüyor!

Türkiye’ye karşı içten davranmayan, bölgede PKK/ YPG’yi kendi silahlı gücü gibi kullanan ABD’nin Suriye’deki stratejik hedefi Türkiye’nin stratejik hedefi ile örtüşmemektedir

  • Suriye’nin kuzeyinde bir Kürt devletçiğinin kurulması ABD’nin asla vazgeçemeyeceği hedeflerden biridir.
  • Bir başka hedef ise Irak’ın kuzeyinde ikinci bir İsrail’in kurulmasıdır.

Tüm bu olumsuz gelişmelerden sonra ABD’nin oyalama taktiğinden ve ikili oyunundan kurtulmanın tek yolu Ankara’nın Suriye ile ivedilikle diyalog kurmasıdır.
==================================

Dostlar,

AKP’nin SURİYE OPERASYONU, TIKANAN ERDOĞAN İÇİN ULUSLARARASI KURGU MU?

2011’den bu yana Suriye’nin parçalanması planında ABD-AB’nin yanında BOP Eşbaşkanı olarak yer alan AKP / RTE, ağır diplomatik hataların bedelini on milyarlarca $ yitikle, şehit ve gazilerle, uluslararası saygınlığımızın yitirilmesiyle ve daha pek çok bedelle Türkiye’ye ödetirken, perde arkasında şaşırtan, ürküten, korkutan gelişmeler yaşanıyor.

  • Erdoğan, Esat ile derhal resmen görüşmeli, el sıkışmalı ve işbirliği yapmalı,
    başka hiç bir yolu yok!
     

BM toplantısı için gittiği ABD’de Trump, RTE ile görüşmedi! “Kasım’da gel… ” dedi.
ABD hala stratejik müttefik mi? Erdoğan bir kez daha nafile tur yapacak mı ABD’ye!?

Irak ve Suriye tezkeresi TBMM’de kabul edildi

Irak ve Suriye’ye sınır ötesi operasyon konusunda Cumhurbaşkanı’na verilen iznin bir yıl uzatılmasına ilişkin tezkere, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi. Kabul edilen tezkere ile; Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK), Irak ve Suriye’deki terörist ögelerle mücadelesi kapsamında sınır dışında görevlendirilmesi öngörülüyor. Tezkere AKP, CHP, MHP ve İYİ Parti’nin oyları ile geçti.
Ne yazık ki; Türkiye Cumhuriyeti’nin var oluşuna yönelik tehditler ciddi boyutlara ulaştı.
En yaşamsal ulusal çıkarlarımız tehlikede. Tehdit ve tehlike bu denli açık ve somut.

ABD Başkanı Trump, dün akşamki Türkiye’ye yönelik twitter iletileri ile ülkemizi tehdit etti ve küçük düşürdü. AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan ve iktidarı, kabul edilemez ve aldatıcı bir tuzağın ve oyalamanın içine sürüklenmiştir. Erdoğan, Kasım’da ABD’ye gitmemelidir.

  • Başta İncirlik, ABD üslerine sınırlamalar getirilmesi seçeneği artık masaya konmalıdır.

HDP Diyarbakır Milletvekili Hişyar Özsoy ise, “Biz bu tezkereye… gönül rahatlığı ile ‘hayır’ diyeceğiz.” dedi. Türkiye’nin 40 yıldır sınır ötesi operasyon yaptığını belirten Özsoy, “Geldiğimiz noktada Kürt sorunu konusunda en kritik dönemi yaşıyoruz” dedi. Türkiye’nin güvenlik kaygılarının “doğru olmadığını” savunan Özsoy, “Kürtlerin Suriye’de Kuzey Irak’takine benzer bir bölgeye sahip olmaları gerçek bir tehdit olarak görülüyor.” dedi.

“Bu sorunlar tezkerelerle çözülmez.” diyen Özsoy, “Bir an önce Suriye’de istikrarlı, demokratik bir rejimin ortaya çıkması gerekiyor. Suriye’de olan bütün ülkelerin oradan zaman içinde çıkması gerekiyor. Suriye ile ilgili masada herkes var ama orada yaşayan halklar yok.” dedi.

CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç ise;

“Bir ülkenin muhatabı başka bir ülke olmalıdır. Bizim muhatabımız terör örgütleri olamaz.. Bize kimse ama kimse ABD de dahil ne yapacağımızı söyleyemez. Ne yapacağımızı yüzyıllara dayanan devlet kültürümüzle, tarihi birikimimizle biz biliriz.” dedi.

“Birlikte çözüm aradığınız ABD lideri dün bilgisayarı başında, tüm dünya nezdinde Türkiye’ye, size ültimatom verdi… Tehdit bile değil. Trump Türkiye’yi aşağıladı. Ben Cumhuriyet çocuğuyum, bu ülkenin evladıyım. Benim ağrıma gidiyor, sizin ağrınıza gitmiyor mu?” diye sordu. Hükümete kimi uyarılarda bulanacaklarını belirten Özkoç, şunları kaydetti:

  • “Bütün görüşmelerde Suriye’de toprak bütünlüğüne duyulan saygıyı tekrarlamalıyız.
    Harekatın amacını, süresini ve öngörülen sonuçlarını açıklamalıyız.
    Suriye, Şam ile Esad ile aracısız konuşmayı başarmalıyız.
  • PKK, IŞİD ve tüm terör örgütlerine karşı sınır güvenliğimiz önemlidir, korumalıyız. Bölge halkının can ve mal güvenliğini garanti etmeliyiz. Adaletli olacağımızı, Türk askerinin adalet dışında bir zulme asla alet olmayacağını bölge halkına iyi anlatmalıyız. Kimseye ayrımcılık yapmayacağımız sözünü vermeliyiz.
  • İç politikada savaştan çıkar sağlayan tutumu bir kenara bırakmalıyız.
  • Çocukların kanı üzerinden siyasal hatalarınızı asla temizlemeye kalkmamalısınız.
  • Yanlış dış politikanız nedeniyle bugüne dek karşı karşıya kaldığımız bir gerçek var; bizim askerlerimiz maalesef orada. Onların can güvenliği ve yaşamı bizim her şeyimizdir.
  • ‘Hayır’ demememizin, evlatlarımız için olduğunu gayet iyi bilin; vatanımız, onurumuz için olduğunu gayet iyi bilin; bölgenin barışı için olduğunu gayet iyi bilin.
  • Biz, vatanın, milletimizin, ordumuzun, bayrağımızın yanında durmaya devam edeceğiz.
  • Siz de artık gerçekleri görün ve emperyalistlerin eş başkanlığını yapmaktan vazgeçin.”

KURTULUŞ YILDÖNÜMÜNDE İŞGAL ÖZLEMİ

KURTULUŞ YILDÖNÜMÜNDE İŞGAL ÖZLEMİ

Av. Hüseyin Özbek
(AS: Bizim kısa katkımız yazının altındadır..)

Okura Kısa Not:

Lozan Antlaşması sonrasında, 6 Ekim 1923’de senelerdir düşman işgali altında inleyen İstanbul’a Türk Ordusu girer. Çizmeleriyle İstanbul’u 5 yıldır kirleten işgalciler Türk sancağını selamlayarak başları eğik İstanbul’u terk ederler

6 Ekim 2009’da İstanbul’daki kimi camilerin minarelerine kurtuluş sevincini ifade eden mahyalar asılmıştı. Kimi genç sefiller ve yandaş medya ortalığı birbirine katınca akşam beklenmeden mahyalar apar topar sökülmüştü! Bu yazı o günlerde kaleme alınmıştır. Güncelliğini yitirmediğini düşünüyorum.

Şehit ve gazilerimize saygı ve rahmetle…
*****

13 Kasım 1918’den 6 Ekim 1923’e işgal çizmeleri İstanbul kaldırımlarıyla birlikte Dersaadet ahalisinin şerefini, ırzını, onurunu da çiğneyip duracaktır. Seferden dönen Orduyu Hümayun’un tuğlarından, zafer sancağından gayrisini tanımamış İstanbullular esaretin simgesi yabancı bayrakları görmemek için işgal süresince gözlerini yerden kaldıramayacaklardır.

13 Kasım 1918, Sarı Paşa’nın da Filistin Cephesinden İstanbul’a dönüş günüdür. Boğaza demirlemiş 55 parçalık Müttefik donanmasının namlularının çevrildiği selatin camilerin minareleri suskun, yenilginin, esaretin utancı altında ezilen Türkler sessiz, şaşkındır. Gizlemeye gerek duymadıkları bir coşkuyla evlerini, işyerlerini düşman bayraklarıyla donatıp, işgali alkışlayan Osmanlının Hıristiyan uyrukları, kendileriyle yıllarca ekmeğini bölüşmüş Türk komşularını aşağılamakta, alaya almaktadır.

Sarı Paşa Dersaadet’e ayak bastığı gün, düşman zırhlıları arasından Boğazı geçerken davetsiz konukları geldikleri yere göndermek için imparatorluğun uzak coğrafyalarında kalan Mehmetler üzerine and içer.

İşgal namlularının altında Saltanat ve Hilafet makamına kurulmuş Vahdettin“Umutlarımı Allah’tan sonra İngiltere’ye bağladım” dese de İngiliz diplomatlarına ve komutanlarına Londra’dan verilen talimat bambaşkadır: “Türklere yüz verilmeyecek ve ağır şekilde cezalandırılacakları kuşkuya yer bırakılmayacak şekilde kendilerine anlatılacaktır.”

Anadolu’da başlayan milli direnişle çıldıran müttefikler 13 Kasım çıkartmasının yeterince caydırıcı olmadığını düşünmektedirler. 16 Mart 1920’de İstanbul’un resmen işgali başlar. Fındıklı’daki Millet Meclisi ( Meclis-i Mebusan ) başta olmak üzere İstanbul’un askeri ve sivil tüm stratejik noktalarına vahşice el konur. Sabahleyin Şehzadebaşı’ndaki 10. Tümen Karargâhı’nı basan İngilizler uykudaki Mehmetlerin üzerine ateş açar. 5 er şehit olur, 9’u yaralanır. Vatanseverler derdest edilip Bekirağa Bölüğü’ne tıkılırken görevde 1. haftayı henüz dolduran Salih Paşa Hükümeti halka; “Tam bir sükûnetle iş ve gücüyle meşgul olmasını” tavsiye etmektedir! Rumca yayınlanan Neogolos Gazetesi işgalin ertesi günü olan 17 Mart’ta; “Irkımız için yeni ufuklar, mukaddes dakikalar” başlığıyla çıkar!

İstanbul sokaklarından, hele Pera’dan Tatavla’dan üniforma ile geçme gafletinde bulunan Türk polislerinin, subaylarının apoletleri sökülmekte, şapkaları kapılmakta, ay yıldızları üzerinde tepinilmekte, işgalci bayraklarına, askerlerine selama zorlanmaktadır.

İşgal altında yaşamanın, öz vatanında köleleşmenin utancı, acısı içine işlemiş İstanbullular, Yunan Ordusunu 9 Eylül 1922’de Akdeniz’e döken Mehmetleri kucaklamak, al sancağa yüz sürmek için 6 Ekim 1923’ü bekleyeceklerdir.

Lozan Barış Antlaşmasıyla bağımsızlığı onaylanmış Türkiye’nin Gazi Ordusu, 6 Ekim 1923’de Şükrü Naili Paşa’nın komutasında beş yıldır işgal altında yaşayan kente girer. Mütareke Hükümetlerinin işbirlikçi Sadrazamı Damat Ferit Paşa da kaçıp sığındığı Fransa’nın Nice kentinde Türk Ordusu İstanbul sokaklarında resm-i geçit yaparken, aynı gün hücceten ölüverir!

Pera’nın Cadde-i Kebir’inin İstiklal Caddesi, Tatavla’nın Kurtuluş, Şişli Caddesinin Halaskargazi oluşu aynı zamanda tutsaklıktan özgürlüğe ulaşmanın da kısa öyküsüdür.

Gazi Ordunun Gazi Mehmetlerine Şükrü Naili’nin komutasında Dersaadet’e ayak bastıklarında, gün gelip adlarının mahyalardan silinip, minarelerden apar topar indirileceğini söyleselerdi inanırlar mıydı dersiniz?

İstanbul’a girişlerinde dökülen gözyaşlarını, al bayrağa sürülen yüzleri, kendilerine dokunmak, terlerini koklamak için birbirini çiğneyenleri görünce, haklarını kat kat helal edip huzur içinde dünyadan ayrılan Mehmetler şimdikilerle helalleşir mi acep!

İşgal utancından özgürlüğün erdemine ulaşmanın 96. yıldönümünde yattıkları yerden doğruluverseler, sivil sıfatını kullanan her yaştan fonlu sefillere ilk sözleri ne olurdu Gazi Mehmetlerin?

Mahyalardan;

  • Ne Mutlu Türküm Diyene
  • Ordumuza Şükran Borçluyuz,
  • Kurtuluşun Kutlu Olsun,
  • Önce Vatan,
  • Milli Birlik Esastır,

yazılarını indirten Damat Ferit mirasçılarına şöyle bir bakıp yeniden uzandıklarında neler hisseder, neler düşünür dersiniz Mehmetler?

Çölün amansız sıcağına, Sarıkamış’ın imansız soğuğuna, düşmanın yağlı kurşununa, şarapneline bana mısın demeyen Mehmetleri biliniz ki, aldıkları bu son yara hepten öldürür.

Bu yaraya dayanamaz Mehmetler!
==================================

Dostlar,

Dostumuz sayın Av. Hüseyin Özbek’e bu irdelemesi için teşekkür ederiz..
Tarihi çarpıtmak isteyenlere tokat gibi bir yazı..

29 Mayıs 1453’ü  abartılı biçimde kutlayan Osmanlı hayranı Yeni Osmanlıcılar ve AKP şürekası, Fatih’in aldığı İstanbul’u son Osmanlı Padişahı Vahdettin’in İngilizlere teslim ettiğini untmuş görünüyor, unutturmaya çabalıyorlar..

İstanbul’u yeniden işgalden kurtararak anavatan Türkiye’ye katan Mustafa Kemal Paşa’yı görmezden geliyorlar..

Bu mudur tarih bilinci, vefa, hak bilirlik??
Yalan söylemek, hak yemek, halkı aldatmak.. dine – imana – kitaba sığar mı eyyyyy dini dar siyasal İslamcılar!?

Sevgi ve saygı ile. 08 Ekim 2019, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Siyaset Bilimci, Mülkiyeliler Birliği Üyesi
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Türkiye’nin tarikat ve cemaat haritası

Türkiye’nin tarikat ve cemaat haritası !!!!
(AS: Bizim kapsamlı katkımızı yazının altındadır..)

İşte Türkiye’nin tarikat ve cemaat haritası !!!!

ÖZEL BÜRO GRUBU ekibi olarak 15 Temmuz 2016 hain FETÖ kalkışmasından sonra mercek altında olan tarikat ve cemaatlerin günümüzdeki son haritasını çıkardık. Türkiye’de hangi tarikatlar ve cemaatler vardır? İşte ayrıntıları.

  • Türkiye’de saymakta zorlanacak ölçüde çok tarikat ve cemaat vardır.

Bunlardan en etkili olan ve *içinden birçok cemaatin çıktığı Nakşibendi tarikatıdır.*

*Nakşibendilik* ismi ile anılan tarikatın asıl teorisyeni Abdulhalik-ıl Güjdevani’dir. Tarikata adını veren ve onu bir ekol durumuna getiren ise Muhammed Bahauddin Şah-ı Nakşibendi’dir. “Nakış yapan” anlamına farsça bir sözcüktür. Nakşibend ise, Nakşibendi mürşidlerinin, kalbi dünyadan ahirete bağladığı düşünüldüğü kuramına dayanır. Tarikatın isim babası ve kurucusu Muhammed Bahauddin 1319-1389 arasında Türkistan’da yaşamıştır.

*Tarikatları* sırayla yazacak olursak beli başlıları şunlar:

  1. Nakşibendi tarikatı
  2. Kadiri tarikatı
  3. Mevlevi tarikatı
  4. Halveti tarikatı
  5. Rufai tarikatı
  6. Melami veya Bayrami tarikatı
  7. Sühverdiye tarikatı
  8. Çeşti tarikatı
  9. Şazeliye tarikatı
  10. Hizb-ut Tahrir
  11. Galibiler (Kadiri-Rufai tarikatı ekolünden gelen bir cemaat olmalarına karşın kendilerini tarikat ilan eden tek cemaattir.)

Tarikatlar zaman içinde bölünerek içlerinden birçok cemaat çıkartmıştır. Kimi cemaatler büyüklüğü ve etkinliği ile tarikatların önüne geçmiş ayrı bir tarikat gibi algılanmaya başlanmıştır. Buna en önemli örnek Nurcular’dır. Nurcular aslında Nakşibendi tarikatındandır. Ancak sayıları ve etki alanları dikkate alındığında içlerinden başka cemaatlerin de çıktığı bir tarikat görümüne dönüşmüştür.

*NURCU TARİKATLARI*

*Nurcuların içinden çıkan* *cemaatler* *şunlardır:*

1-Fetullah Gülen cemaati (Daha sonra (FETÖ) Fetullahçı Terör Örgütü olduğu anlaşıldı)
2-İlim yayma cemiyeti.
3-Kırkıncı hocacılar cemaati
4-Yeni Asyacılar grubu
5-Yeni nesilciler grubu
6-Aczimendiler (Müslüm Gündüz)
7-Meşveretçiler
8-Medzehra gurubu
9-Zehra vakfı
10-Okuyucular (Kurtoğlu gurubu )
11-Yazıcılar
12-Sungurcular grubu
13-Medrese alimleri vakfı
14-Şalvarlı efe cemaati
15-Hayrat cemaati
16-Norşin dergahı (Şeyh Nurettin mutlu)

Bunların yanında ayrıca (Adnan Oktar) Adnan hocacılar, Mustazaflar, Furkancılar (Furkan Vakfı- Alparslan Kuytul) gibi cemaatler de var.

*Türkiye’de günümüzde faal olan tarikatlar ve onların içinde çıkan cemaatler şunlardır,*

*NAKŞİBENDİ TARİKATLARI*

Nakşibendi tarikatını 2 gruba ayırabiliriz. Birincisi Nakşibendi tarikatı ekolüne bağlı kalan cemaatler, öbürü de Nakşibendi ekolünden gelmesine karşın ayrı bir tarikat gibi ekol oluşturan Nurcular. (Nurcuların cemaatlerini yukarıda vermiştik.)

*1-Nakşibendi tarikatı*

1. Menzilciler, (Adıyamancılar, Gavsçılar ve Semerkand Vakfı)
2. İskenderpaşa cemaati
3. İsmailağa cemaati ( İhvancılar ve Cübbeli Ahmet Hoca)
4. Süleymancılar
5. Hazneviler ( Şeyh İzzetin grubu)
6. Yahyalı cemaati ( Kayseri grubu)
7. Erenköy cemaati
8. Tufancılar
9. Kıbrısiler ( Şeyh Nazım Kıbrisi )
10. Zilan cemaati
11. Reyhaniler
12. Hacegan cemaati
13. Işıkçılar (İhlas- Enver Ören grubu)
14. Arvasiler
15. Akfırat cemaati
16. Halidiye
17. Şeyh Muhammed Nayır Erzincani
18. Bilvanis grubu

*2-KADİRİ TARİKATI – KADİRİLER-*

Kadiriler Abdulkadir Geylani’nin öğretilerini benimseyen ve etkin olan bir tarikattır.

2-1- Galibiler.
2-2 -İcmalciler(Haydar Baş)
2-3-Tillocular
2-4-Muhammediye
2-5-Halisiye
2-6-Üveysler
2-7-Şeyh Osman cemaati
2-8-Zenbililer
2-9-Hüseyniler
2-10- Farukiler
2-11-Bilal-i Nadir.(Nadiriler)
2-12-Kesnizani
2-13-Şettariye

*3-HALVETİ TARİKATI*

Halvetilik, cehri zikir adı verilen ve ilahi isimlerin yüksek sesle tekrar edilmesi anlamına gelen zikir yöntemini kullanan bir tarîkattır. 14. yy’da kurulan tarikatın ülkemizde çok sayıda mensubu vardır ve tarikat birçok cemaate bölünmüştür

3-1-Cerrahiler
3-2-Uşşakiler
3-3-Şabaniye
3-4-Mısriyye
3-5-Ticaniler
3-6-Ruşeniye
3-7-İpek yolu gurubu
3-8-Sünbüliye
3-9-Nasuhiyye
3-10-İbrahimiye

*4-RUFAİ TARİKATI – RUFAİLER-*

İlk sufi tarikatlardan biri olan Rüfâiyye’nin kurucusu Ahmed er-Rüfâi’dir. Zikir sırasında vücutlarına şiş batırmakla bilinirler.

4-1-Kubbealtı cemaati
4-2-Çorum dergahı
4-3-Mehmet efendi cemaati
4-4-Maafiriler
4-5-Antakiler
4-6-Marufiler
4-7-Ayderussiyye
4-8-Sayyadiye
4-9-Zeyniyye
4-10-Sebsebiyye
4-11-Kantaniye

*5-MELAMİ TARİKATI – BAYRAMİLER-*

Hacı Bektaş Veli ve Hacı Bayram Veli’nin öğretilerini benimseyen tarikat, Anadolu’nun Türkleşmesi ve Osmanlı’nın kuruluş döneminde çok etkili olduysa da, devlet politikalarını tasvip etmediğinden ve sisteme karşı duruşundan ötürü yerini nakşibendilik, halvetilik gibi daha sistem odaklı tarikatlara bırakıp önemsizleşmiş, sindirilmiştir. Bildiğimiz tarikat silsilesi ve kurucusu yoktur. Türkiye’de Bayramiye tarikatı (Hacı Bayramı Veli) içinde bir kol olarak gelişmiştir.

5-1-Maşukiler
5-2-Aksarayiler
5-3-Edirneviler
5-4-Yakubi
5-5-Kabayiler
5-6-Kemaliler

*6-SÜHVERDİYYE TARİKATI*

Türkiye’de çok etkin olmayan ve sayıları az olan Bağdat kökenli tarikat halvetiler ile yakın ilişkilidir.

6-1-Zeyniyye

*7-ÇEŞTİYYE TARİKATI*

Türkiye’de çok etkin olmayan tarikatın kurucusu Seyyid Giyaseddin El Çişti’dir. Hindistan’da kurulan tarikatın günümüzde Türkiye’de sayıları çok azdır.

7-1-Sabiriye.
7-2-Nizamiyye.

*8-ŞEZALİYE TARİKATI*

Osmanlı Devleti döneminde özellikle Avrupa ve Balkanlarda çok etkin olan tarikat günümüzde etkinliğini yitirmiştir.

8-1-Simaviler
8-2-Çizmeciler
8-3-Aleviyye
8-4-Derkaviyye

*9-MEVLEVİ TARİKATI –MEVLEVİLER-*

Bir Anadolu tarikatıdır. Mevlana Celalettin Rumi’nin öğretilerine bağlı olan tasavvuf tarikatıdır.
****
Türkiye‘de Siyasal İslam’ın ve buna bağlı olarak siyasi partilerin oy deposu haline gelen tarikat ve cemaatlerin topluma din ve ahlak öğretisi vermekten çok uzak olduğu gözlemlenmektedir. Tarikat ve cemaatler yalnızca dini tanıtmak ve öğretmek için çalışsaydı  ülkede ne yolsuzluk, fuhuş ve ahlaksızlık bu denli artardı ne de 15 Temmuz yaşanırdı. Bu denli çok tarikat ve cemaatin olması dini bir kazanç rekabeti haline getirmiş. Tarikat kelime anlamı itibariyle “Tarik” “yol “demektir. Allah’a giden yolda cennet vaadi ile para ve şöhret kazanmak isteyen tarikatlara karşı dikkatli olunması gerekir.

Son yapılan operasyonlarla Furkan vakfı, Adnan Hoca gibi cemaatler denetim altına alındı. Süleymancılar da kurban ve kermes müdahalesi ile uyarı yapıldı.

Bir 15 Temmuz daha yaşamadan tarikat ve cemaatlerin denetim altına alınması gerekir.
=============================================
Dostlar,

Anayasa md. 174/3 aynen şöyledir :

  • 30 Teşrinisani 1341 tarihli ve 677 sayılı Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar ile Bir Takım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun

Buna göre “Tekke ve Zaviyelerle Türbeler” 3 Kasım 1923’te kapatılmıştır.  

Günümüzdeki verili durum ise, açıkça Anayasaya aykırıdır ve günümüze dek siyasal iktidarların göz yumması, yer yer de destek vermeleri ile gerçekleşmiştir.

  • AKP, açıkça bir tarikatlar koalisyonudur!
Prof. Dr. Esergül Balcı‘nın çalışması dehşet verici ve son derece uyarıdır..

Mustafa Kemal Atatürk’ün konuya ilişkin uyarılarından birkaçı aşağıda :
  • “Efendiler, biz tekke ve zaviyeleri din düşmanı olduğumuz için değil; bilakis bu tip yapılar, din ve devlet düşmanı olduğu, Selçuklu ve Osmanlı’yı bu yüzden batırdığı için yasakladık. Çok değil, yüz yıla kalmadan eğer bu sözlerime dikkat etmezseniz göreceksiniz ki; bazı kişiler, bazı cemaatlerle bir araya gelerek bizlerin din düşmanı olduğunu öne sürecek, sizlerin oyunu alarak başa geçecek ama sıra devleti bölüşmeye geldiğinde birbirine düşeceklerdir.”

  • “Efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en gerçek yol, medeniyet yoludur (sürekli alkışlar). Medeniyetin gerektirdiğini yapmak insan olmak için yeterlidir. Tarikat reisleri bu dediğim gerçeği bütün açıklığıyla anlayacak ve kendiliklerinden hemen tekkelerini kapatacak, müritlerinin artık erginliğe ulaştıklarını elbette kabul edeceklerdir.”

Belli ki Türkiye’yi dinciliği kullanarak perişan eden böylesi güruhlar var… ve bitmemişler… artmışlar… Ancak hedef yine Mustafa Kemal ATATÜRK tarafından konmuştur :

  • “Türkiye cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. en doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır..”
Türkiye’nin hızla bu bataklıktan kurtarılması gerekiyor..
Zavallı çocuklarımız, insanlarımız, “şeyh” denen kimi meczup – mensuplar tarafından cinsel tacize bile uğramaktadırlar!
BADELEMEK” adı altında sapık şeyhlerle oral seks (ağızdan cinsel ilişki) ile başlayan kutsama (!?), takdis etme (!?), kimi erkeklerin eşlerini şeyhe sunmalarına, bu arada kapıda bekleme ve bunu din gereği sanmaları gibi inanılmaz ölçüde insanlık onurunu kıran ve aşağılayan örneklere dek uzanabilmiştir.
21. yy’ın ilk çeyreğinde, Türkiye’de böylesine olaylar yaşanması olağanüstü utandırıcıdır.
Geçtiğimiz yy’ın başında şan ve şerefle kurulan ve AYDINLANMAYI – ÇAĞDAŞ UYGARLIK DÜZEYİNE ERİŞMEYİ – AŞMAYI hedefleyen Mustafa Kemal ATATÜRK‘ün emperyalizmi dize getiren onurlu ve örnek ülkesi Türkiye, bu ağır sefilliği asla hak etmiyor..
İşte Mustafa Kemal ATATÜRK karşıtlığı – düşmanlığı ve ülkemizi Batı emperyalizminin yönlendirmesi ile sözde din adına ALLAH ve KUR’AN ile ALDATMA, ulusumuzu böylesine olağanüstü ilkel – onursuz – rezil bir duruma düşürmüştür.
AYDINLANMACI – ATATÜRKÇÜ – UYGAR- DEMOKRAT – LAİK – BİLİMSEL.. bir siyasal iktidarile çıkılabilir bu bataktan.
AKP’nin dinci – gerici -tarikatlar koalisyonu iktidarında her geçen gün, bu karşıdevrimi durdurmayı daha da güçleştirmektedir.

Sevgi ve saygı ile. 06 Ekim 2019, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Halk Sağlığı Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com