Meslek Hastalıkları – Occupational Diseases

logo_AUTF

Sevgili AÜTF Dönem 5 Öğrencilerimiz ve asistanlarımız,
Emekçilerimiz, Site Okurlarımız…

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dönem V’te işlediğimiz
MESLEK HASTALIKLARI konulu dersin güncellenmiş yansılarını
(178 yansı, 4,5 MB) pdf olarak incelemek için lütfen tıklayınız. (26 Mayıs 2017)

Meslek_hastaliklari

Bu sunu, 13 Mayıs 2014’te Soma maden faciasında, iktidarın göz yumması ile sermayenin dizginsiz kâr hırsına göz göre göre kurban edilen 301 (üç yüz bir) masum emekçiye
ve ailelerine adanmaktadır…
 Karadon_faciasi_5._yil_17.5.15

ATA_Ergani'de_Kaza_Kader_Talih_Tesaduf_Arapcadir

Yüreğimiz Siirt – Şirvan – Maden köyü bakır madeni göçüğü kurbanı 16 emekçiye yandı.. Heyelan diyorlar ama Maden Mühendisleri Odası raporuna göre resmen şiv kayması ve işletmenin hatası – ihmali sonucu.. Sitemizde işledik :

Soma kırımının (katliamının), 301 masum maden emekçisinin ilkel ve vahşi – rezil sermaye birikimine kurban edilmesini lanetliyoruz..

4. yılında hala yargılamanın bitmemesi ve sorumluların hak ettikleri yaptırımı görmemeleri sonucunu esefle kınıyoruz..

Sorunların çözümünün EMEKÇİLERİN BİRLEŞMESİNDEN GEÇTİĞİNİ
bir kez daha anımsatıyoruz.

Sevgi ve saygı ile. 26 Mayıs 2017, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
AÜTF Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı

Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

24 Ocak… Çoook Olumsuz Bir Gün…

24 Ocak…  Çoook Olumsuz Bir Gün…

Dostlar,

Tarihimizde 24 Ocak birçok olumsuzluğun yaşandığı bir gün.

24 Ocak 1980 Kararları bu gün 37. yılını tamamladı.
Dönemin Başbakanı S. Demirel‘in “Devlet 70 Cent’e muhtaç” sözleri kulaklarda hala yankılanıyor. 4 yıl önce bu gün, bu Kararlar ile ilgili bizim çıkardığımız bir kitap özetine sitemizde yer vermiştik. 4 A4 sayfası oylumlu bu metnin bir kez daha okunmasında çok yarar görmekteyiz.

http://ahmetsaltik.net/2013/01/28/24-ocak-1980-kararlari/

Bu Kararların olağan bir rejimde yürütülmelerinin olanaksızlığı çok geçmeden anlaşılmış ve 12 Eylül 1980’de ansızın Sıkıyönetim gelivermişti! Sıkıyönetim “kardeş kanı dökülmesine” 1 gecede son verdiği gibi (!), CHP dahil tüm siyasal partileri, sendikaları, kimi dernekleri. kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarını (Türk Tabipleri Birliği vd.).. kapatmıştı.

Kararların tüm ekonomik faturası gene emekçi halka çıkarılmaktaydı :

– Kamu harcamaları kısılıyor,
– Sosyal devlet geriye çekiliyor,
– Vergi tabanı genişletilerek oranlar yükseltiliyor,
– Yeni vergi türleri ekleniyor (KDV 1985’te kondu!),
– KİT ürünlerine okkalı zamlar yapılıyor ve şirket gibi yönetilmelerine geçiliyor,
– Özelleştirme (=talan!) hız kazanıyor ve
– Dış ticaret kısıtları tümüyle kaldırılarak tam liberasyon ile
ithal ikamesi rejimi terk ediliyordu..

Ne hazindir ki, 45. ABD Başkanı D. Trump, dış ticarette özellikle olmak üzere ekonomide bütünüyle korumacı politikalara geçiyor ve Küresel emperyalizmin de-regülasyon – mutlak serbest ticaret vb. putlarını kırmaya başlıyor 20 Ocak 2017’de Oval Office’i henüz devralmadan (20.01.2017) önce..

Küresel emperyalizmin maşası IMF, ancak bu koşullarda (24 Ocak kararları dayatması!) “can yeleği” atıyordu Türkiye’ye. Ardından da bir dizi “yapısal reformlar” (!) yapılacak ve alınan önlemler kalıcılaştırılacak, ekonominin – devletin DNA’sı değiştirilecekti (SAP-structural adjustment programs) .. Bunlar çok büyük ölçüde Askeri yönetimin gözetimi altında “çifte müsteşar” (DPT ve Başbakanlık) elektrik mühendisi Turgut Özal tarafından kotarıldı ve piyasa ekonomisine – dış ticarette gümrük korumasının hemen hemen hiç kalmadığı
bir düzene geçildi.. Çiçeği burnunda 45. ABD başkanı D. Trump, Meksika’daki Ford fabrikasını tehdit ederek ”ya sök fabrikanı ABD’ye getir ya da %45 dışalım (ithalat) vergisi koyacağım!”  buyurdu.. Fabrika tıpış tıpış emre uyuyor..

Borç ve de emir alındı aynı anda..

1982 Anayasası da bu bağlamda içeriklendirildi. Örn. sağlık hizmetleriyle ilgili
56. maddede Devletin sağlık hizmetlerini “denetleme ve düzenleme” üzerinden yürüteceği belirtildi.. Sosyalleştirilmiş sağlık sistemine son verme olanağı sağlandı ve bu AKP eliyle yapıldı! Özelleştirme ve taşeron devlete kapı aralandı ve son 35 yılda sonuna dek açıldı. Özellikle AKP’nin Sağlıkta Dönüşüm programıyla.. On milyarlarca Dolar servetimiz yerli – yabancı – yandaş sağlık sektörü patronlarına aktarıldı; ”Tayyip beyin rüyası” Şehir Hastaneleri ile bu rant aktarımı daha da büyütülüp hızlandırılarak sürdürülecek.. Üstlenilen işlev bu!

35 yıl sonra geldiğimiz yer, küresel ekonomiye neredeyse tümüyle eklemlenmiş
yarı-sömürge sınırlarını aşmış bir Türkiye’dir. Sorunlar süregenleşmiş (kronikleşmiş), kalıcılaşmış, ekonomi bir şeytan üçgeninin içinde tutsak edilmiştir :

Ekonominin_Seytan_Ucgeni

 

– Bütçe açığı
– Dış ticaret açığı
– Cari açık…

 

 

AKP, 2002 sonunda devraldığı toplam 221 milyar $ borcu 3+ katına (600+ milyar $!) çıkarmıştır. 1,60 TL’de devraldığı Doları 3,80 TL’ye getirmiştir!
Gelir dağılımı adaletsizliği ve yoksullaşTIRma tüm vahşetiyle sürdürülüyor. Üstüne bir de dinci baskı rejimi ve bölünme tehlikesi.. AKP hükümeti sözcüsü Numan Kurtulmuş açık açık halkı tehdit ederek, Başkanlık halk oylamasında onanırsa terörün azalacağını söyleyebiliyor. Haziran 2015 genel seçimi sonrası aynı söylem RTE’den gelmişti ve ”verin 400 vekili terör bitsin” buyurmuştu, Kasım 2015’te genel seçim yinelenene dek 4 ay ülkeye ”kan ve can” diyeti ödetilmişti. Filmin benzeri yinelenecek önümüzdeki 2 ay boyunca ve uzun boylu yakışıklı profesör, hükümet sözcüsü Kurtulmuş üvertür ile görevli anlaşılan?? İlgilisinden daha yüksek perdeden uyarılar yolda ?!

“Yeni anayasa” dayatması ise, Türkiye’nin küresel sermaye birikimi sürecinde uysal bir ülke olarak rolünü sürdürebilmesi için Anayasa’da yer alan son birkaç “engelciğin” kaldırılması hedeflidir özünde.. Sosyal devlet, hukuk devleti, yurttaşların ekonomik ve sosyal hak ve özgürlükleri – devletin görevleri… falan.. Ne demekmiş bunlar?

Ayrıca Başkanlık! Federatif hatta olursa daha iyisi bölünmüş bir Türkiye..
Bağımsız Cumhuriyet direnci kırılmış, Misak-ı Milli onuru zedelenmiş, ekonomik – siyasal bakımdan tama yakın sömürge kılınmış, “Sevr benzeri” (Quacy Sevres!) koşullar dayatılarak uygulanmış ve teslim alınmış bir Türkiye..

37 yıl sonra, “24 Ocak 1980 Kararları sistematiği” nin orta erimde ülkemizi taşıdığı yer böyledir. Tarihsel miyopların, burnunun ucun göremeyen ve 3 sayfa yakın tarih okumamış ülke yöneticileriyle politikacıların dikkatine sunsak ne olur, sunmasak ne olur?
*****
Bu yazdıklarımız daha çok gençleredir..
Büyük ATATÜRK‘ün Cumhuriyetini emanet ettiği Gençlerimiz…
Bütün umudumuz onlardadır. Mustafa Kemal Paşa da öyle demekteydi :

– Bütün ümidim gençliktedir..

Sürdürülemez ve insanlık onuruna aykırı bu gidişi gençler durduracaktır.
Daha yaşanası, insanlık onuruna dayalı bir düzeni onlar mutlaka kuracaklardır.
Biz kıdemli kuşaklar, onların yaratıcılığına ve devingenliğine (dinamizmine) ket vurmadan birikimlerimizi – deneyimlerimizi onlara hep sunacağız, omuz omuza olacağız evlatlarımızla.. Ama 18 yaşını yeni bitirmiş çocuğu göstermelik TBMM üyesi yapma popülizmine, yozluğuna kapılmadan.. Önce onlara sıkı bir eğitimle iş ve gelecek sağlayarak.. 25 yaş sonrası da dilerlerse siyaset yolu zaten açık.

İnsanlık onuru mutlaka kazanacak.. Kapitalizm – emperyalizm de yeryüzünden
yok edilecek.. Bu hedef, Gazi Mustafa Kemal Paşa‘nın da öngörüsü idi..
*****
Bu gün, 24 Ocak 2017 günü..
Uğur Mumcu‘yu 24 Ocak 1993’ten bu yana bir kez daha acıyla andık..

– Bu gün, Diyarbakır Emniyet müdürü A. Gaffar Okkan ve 5 polisin şehit edilişini 16. kez daha andık (24 Ocak 2001).. Devletin emniyet müdürünü arabasıyla ve 5 korumasıyla havaya uçuracak gücü “birilerinin” Diyarbakır’da nasıl elde edebileceğini sorgulamayı sürdürdük.. Ama Devlet sor(a)madı!

Her 2 cinayetin (ve daha yüzlercesinin!) gerçek işletenlerinin “hala” yakalanamayışına sardonik (acılı) gülüşlerle tepki (!) verdik.. Devletimizden umudumuzu kesmek istemiyoruz inat ve dirençle.. Bir gün mutlaka..
Ama ne zaman??

– Bu gün laik sermayenin, Atatürk Türkiye’sinin yarattığı ulusal burjuvazinin
Atatürk’e saygılı eliti Mustafa Vehbi Koç‘u toprağa verdik..

(Mustafa Koç, Küba’nın başkenti Havana’da Atatürk yontusu yanında)

– Bu gün Kamer Genç nam bir yiğit – Atatürkçü – ulusalcı Tunceli milletvekili hemşehrimizi uğurladık.. Vasiyeti gereği Türk bayrağına sardık ve Tunceli toprağına uğurladık..

– Bu gün, Cumhuriyet kuşağı ve onun ürünü – onuru devrimci dilbilimci, yazar, düşünür.. Atatürk aşığı Prof. Tahsin Yücel‘i sonsuzluğa uğurladık..

Lütfen bakınız : TAHSİN YÜCEL’İ YİTİRDİK.. Mustafa Koç ve Kamer Genç’i de!(http://ahmetsaltik.net/2016/01/23/tahsin-yuceli-yitirdik-mustafa-koc-ve-kamer-genci-de/)
*****
“24 Ocaklar olmasın!” diye haykırmak geliyor içimizden…
Merhum bilge Oktay Akbal’ın “Hiroşimalar Olmasın” özlemi ve isyanı gibi..

Dayan yüreğim dayan..
İlk taktik hedef, TBMM’yi işlevsiz kılıp halk egemenliğini tek adama =
post-modern sultana devreden anayasa değişikliğini halkoylamasında reddetmek.. Nisan 2017 içinde.. Bir kez daha başaracağız.

Sevgi ve saygı ile.
24 Ocak 2017, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net      profsaltik@gmail.com

Eczacıbaşı VitrA Dünya Şampiyonu Oldu!

Eczacıbaşı VitrA Dünya Şampiyonu Oldu!

2016 Bayanlar Dünya Kulüpler Şampiyonası finaline çıkan Eczacıbaşı VitrA, İtalyan Pomi Casalmaggiore’yi 3-2 yenerek şampiyon oldu..

Eczacıbaşı VitrA, Dünya Şampiyonu Oldu

Eczacıbaşı VitrA, Voleybol Kadınlar Kulüpler Dünya Şampiyonası Finali’nde Pomi Cassalmaggiore’yi 3-2 yenerek şampiyon oldu.

Karşılaşmanın setleri 25-19, 20-25, 25-19, 22-25 ve 15-11 sonuçlandı. Geçen sezon da mutlu sona ulaşan Eczacıbaşı VitrA üst üste 2. kez şampiyonluğa ulaşmayı başardı.

EN BAŞARILI ÜLKE OLDUK

Türk takımları dördüncü kez mutlu sona ulaştı, böylece Türkiye şampiyona tarihinin en başarılı ülkesi oldu.

VakıfBank da turnuvayı 3. sırada tamamlamıştı. (23 Ekim 2016 Pazar 16:16, Haberler.com)
=============================================
Dostlar,

İşte Cumhuriyet’in çağdaş gençleri.. Akla ve bilima dayalı destek ve çalışmanın ürünü..

Büyük ATATÜRK‘ün

  • “BÜTÜN ÜMİDİM GENÇLİKTEDİR.!” sözü ne denli yerinde değil mi??

Sevgili sporcularımızı, onlara destek veren Eczacıbaşı holdingi kutluyoruz gönülden..

Yerel semayenin “ulusalcı – milli” olma niteliği mutlaka korunmalı.
Küresel sermaye ile işbirliği yapılabilir, yapılmalı ama ulusal çıkarlar alaeyhine değil..
Etik ve ahlak dışı, moral değerleri ve emeği dışlayan salt kâra odaklı bir sermaye anlayışı İLKEL ve KABUL EDİLEMEZ olarak ilan edilmel, ve dışlanmalıdır. Köprülerin altından çooook sular akmıştır. Dolayısıyla sermayenin de kendini yenilemesi ve ilkel – vahşi kodlarını terketmesi, post-moderniteye uyum sağlamasını diliyoruz.

Bilim, sanat – kültür  alanına da hakettiği desteklerin sistemli biçimde verilmesi ile ülkemiz her alanda uluslararası arenada saygın yerini alacaktır.

Bir ülkede çoooo pahalı, tantanalı, şaşaaalı fiziksel yatırımlar o ülkenin uygarlık düzeyine ilişkin gösterge olamaz. Hitler döneminde Almanya’da luks otoyollar vb. görsel – fiziksel yatırımlar yapılmıştı. Ancak Hitler’in otoyolları ülkeyi hızla faşizme sürükledi, yetmedi, Dünyayı kana boğdu. Türkiye’de de AKP – RTE fetişizm düzeyinde bu tür yatırımları kutsuyorlar. Kamu yararı, toplumsal faydayı ençoklama, dar kaynakları verimli kullanma ve hesap verme – saydamlık bağlamında çooook ciddi sorunlar ve şaibeler var. Halkın vergilerinden bu gösterişli yatırımlarla yandaş sermayeye kaynak aktarılıyor, açıkça KAPİTÜLASYON imtiyazları veriliyor.. AKP – RTE’nin ayrıca bütçe disiplini dışında olan bu olaüanüstü (ultra) lüks ve pahalı girişimleri ülkemizde demokrasiyi, insan haklarını, hukuk devletini, güzel sanatları ve kültürümüzü, bilim üretimimizi ileri taşımıyor. Halkın gelecek gelirlerine ipotek koyuyor, ülkeyi borçlandırıyor, çirkin siyaseti finanse ediyor, kara para aklamaya olanal veriyor..

Öte yandan ülkemizin masum, tertemiz gençleri, Türkiye’nin bu mide bulandıran görünümünü (imajını) iyileştirmeye çabalıyorlar..

Dün de Serbest dalış dünya rekortmeni Şahika Ercümen, Antalya’nın Kaş ilçesinde şehitler için yaptığı dalışta, 110 metrelik yeni bir dünya rekoru kırdı. Şahika Ercümen dedi ki 🙁http://www.haberler.com/sahika-ercumen-den-yeni-dunya-rekoru-8884004-haberi/)

– “Nefesimi şehitlerimiz için tuttum ve şehit çocuklarımız da bugün burada benimleydi. Arkamda ise tüm Türkiye vardı. Ülkemizin adını terör, darbe ile değil, böyle uluslararası başarılarla duyurmak istiyoruz.”

Şahika Ercümen'den Yeni Dünya Rekoru

Çirkin ve yeteneksiz siyasetçiye utançtan yerin dibine girmek ve ülke yönetimini ehil ellere bırakmak kalıyor..

Sevgi ve saygı ile.
23 Ekim 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Pembe Köşk ziyarete açılıyor..

Pembe Köşk ziyarete açılıyor..


Değerli Dostlarımız, 

“29 Ekim Cumhuriyet Bayramı” nedeniyle, Pembe Köşk olarak bilinen  İSMET İNÖNÜ EVİ,  29 Ekim – 04 Aralık 2016 arasında her gün saat 10.00-12.00 ve 13.00-17.00 arasında okullarımızın ve halkımızın ziyaretine ücretsiz olarak açılacaktır.

Pembe Köşk’te yılda iki kez açılan sergilerde hep güncel konuları seçmeye özen gösteriyoruz.

Bu yıl Türk Eğitim Sistemi  üzerinde yeni projeler hazırlanırken İnönü Vakfı olarak Kurtuluş Savaşı döneminde başlayan ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında devam eden eğitim çalışmaları üzerinde odaklandık.

 “Genç Cumhuriyetin Eğitim Mucizesi” konulu sergide belge, bilgi,  fotoğraf ve objeleri (AS: nesneleri) sizlerle paylaşmak istiyoruz. 

Bu mucizeyi bizzat kendi yaşamış, hocaların hocası, siyaset bilimcisi, Prof.Dr. Sayın Nermin Abadan Unat’tan rica ettik. 

Kendisi, 27 Ekim Perşembe günü saat 17.00’de “Cumhuriyet Eğitim Politikasının Atılımları” konulu bir konuşma yapmayı kabul etti. Sizleri aramızda görmekten mutlu olacağız.                    

Saygılarımızla,

Özden TOKER İNÖNÜ
İnönü Vakfı Başkanı           

PROGRAM                 :

27 Ekim 2016  Perşembe Saat:17.00
Prof.Dr.Nermin Abadan Unat – Siyaset Bilimcisi
“Cumhuriyet Eğitim Politikasının Atılımları”
Yer: Pembe Köşk, Şehit Ersan Cd. No:14 Çankaya-ANKARA
========================================
Dostlar,

Ülkemizin 2. Cumhurbaşkanı, uzun yıllar Başbakanı, Büyük ATATÜRK‘ün en kadim dava ve silah arkadaşı, Lozan Kahramanı…. son nefesine dek Türkiye’yi koruyup kollayan merhum İsmet İNÖNÜ‘yü 43 yıldır (25 Aralık 1973’ten bu güne) ölçüsüz bir şükran ve özlemle anıyoruz.

ataturk-inonu

 

O’nun çok değerli ailesini saygı ile selamlıyoruz. Emeklerine teşekkür ediyoruz.

 

 

pembe_kosk

İsmet İNÖNÜ’nün büyük kızı, İnönü Vakfı Başkanı sayın Özden TOKER’den “İNÖNÜ” soyadını da kullanmasını bir kez daha rica ediyoruz.

Sevgi ve saygı ile.
18 Ekim 2016, Ankara

 

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yılmaz ÖZDİL : Bu gözlere iyi bak!

Bu gözlere iyi bak!

Yılmaz ÖZDİL
SÖZCÜ, 13.07.201

(AS : Bizim katkılarımız yazının altındadır..)

Yücel… Hataylı. Uzman çavuştu.
2011’de Şırnak İdil’de arazi taraması yapıyorlardı, 20 kiloluk elyapımı bomba uzaktan kumandayla patlatıldı, havaya uçtu.
*
Vücuduna elektrik verilmiş gibi hissetti. Bacağını yokladı, bacağı yerinde yoktu. Tüfeği aklına geldi, kapıp çatışmaya girmek istedi, tüfeğini bulamıyordu, güpegündüz, zifiri karanlıktı… O an farketmemişti, gözleri de gitmişti. Kelime-i şehadet getirdi.
*
Son nefesini vermeye kendini hazırlamıştı ama, kahraman ruhu teslim olmadı, hastaneye yetiştirdiler, bir değil, beş değil, kalbi 47 defa durdu kardeşim, 47 defa yeniden çalıştırdılar, 147 ünite kan verdiler, 73.5 litre eder, dile kolay, 60’dan fazla ameliyat oldu.
Nihayet hayata tutundu. Ama… İki gözü artık yoktu, sol bacağı yoktu, sağ bacağının dizden aşağısı tutmuyordu, karnına şarapnel saplanmıştı, bağırsaklarının önemli bölümü alındı, idrar torbası taşıyor, altı sene geçti, bıçak altına yatmaya devam ediyor,
şu an planlanmış en az altı ameliyatı daha var.
*
Ve, bunca ızdırap içinde onu kahreden konu bambaşkaydı. Gazi olduğunda evliydi.
Üç yaşında kızı vardı. Babasının göz çukurlarına bakmaya korkuyordu. Yücel’in kendisi gibi gazi olan arkadaşları aralarında para topladı, bu avucunda gösterdiği gözler alındı.
Yücel göz çukurlarına taktı. Baba-kız bundan böyle asla göz göze gelemeyecekler ama,
en azından, minik kızı kendisine baktığında korkmuyor artık… Yücel bunu hissedebiliyor.
*
Gözleri olup görmeyenler… Suriyelilere TOKİ’den ev vermeye kalkanlar, önce bu gözlere baksın diye yazıyorum bu satırları. Şehit cenazelerinde CHP çelenklerini parçalayan kiralık tosunlar, bu gözlere daha iyi baksın diye yazıyorum. Çünkü…
Yücel kirada oturuyor. Binlerce şehit ailesi, onbinlerce gazimiz gibi, kirada oturuyor.
*
Hiç öyle suratını başka tarafa çevirme… Sana söylüyorum! Bu gözlere iyi bak.
Sonra utanmadan verebiliyorsan ver Suriyelilere TOKİ evlerini.

====================================

Dostlar,

İnsan zekasının benzersiz niteliklerinin başında düşünce yeteneği geliyor.
Bu benzersiz yeteneğin en etkili araçlarından biri de söz ve yazı..
Sözcükler, gerek yazılı dilde gerekse sözlü iletişimde müthiş araçlar.
Yılmaz Özdil bir yazı ustası, kolay yetişmeyen bir kalem erbabı..
Hem yüksek zekasının hem de araştırıcı emeğinin, alınterinin harmanı bu yazıları.
Hiç kuşku yok, Türkiye’de Aydınlanma savaşımına örülmesine ciddi katkıları var.

Ülkemizi yöneten ve herkesten çok dinci takılan, nerdeyse dini tekellerine almaya çalışan tayfanın sefalet örnekleri bitmiyor..
Hem Suriye’de iç savaşı her türlü hukuk ve insanlık dışı yöntemlerle kışkırtacak ve insanlık suçu işleyeceksin hem de yerinden yurdundan olan 3 milyon dolayında insana ”ensar” oluyoruz diye halkımızı ve de kendini kandırmaya çalışacaksın..
Gerekçelerin de orta zekalı adamı aşmayacak…

Bu akıldışı tablo sürdürülemez..
Yapılacak şey, Rusya ve İsrail’le olduğu gibi, ilişkileri iyileştirmek için başa dönmek.
Esad, ülkesinin seçilmiş devlet başkanıdır ve O’nu değiştirmek yalnızca
Suriye seçmenlerinin hakkıdır. Başka hiç ama hiç kimsenin değil.
Hele Türkiye’nin, üstelik de Batı maşası olarak yüz kızartıcı biçimde hiç değil..
Faturanın ne denli ağır olduğu yaşanarak görüldü. Adama tükürdüğünü yalattılar.
Suriye’de de benzeri olalı. Başkalarının içişlerine karışmamak uluslararası hukukun
en temel ilkelerindendir. Suriye ile ilişkilerin onarımı (restorasyonu) zorunludur ve hızla başlanmalıdır. Komşumuza barış geldiğinde, 3 milyona yakın Suriyelinin ezici bölümü ülkelerine dönecektir. Bülbülün altın kafesi örneği.. Doğal ve doğru olan da budur.
Kalanlar için ise uluslararası hukukun kuralları uygulanır.. Saçma sapan sokak söylemleriyle böylesine ciddi sorunlar çözülemez. AKP’nin aklını başına alması gerek. Sadrazam Binali Paşa‘nın buyurdukları üzere, ”Şam’ın güvenliği İstanbul’un güvenliğidir..” Bu doğru da ardında gelen ”Eset..” diye başlayan tümce tutarsızlığın şahikası. ”Müslüman” (!) ve Arap – Arapça hayranı AKP’liler bilmeli ki, biliyorlar ki, Arapça’da ”Esed” yoktur.. ”Esat” vardır. Amerikan ağzıyla konuşmak yakışıyor mu, yaptığınızın ayırdında değil misiniz?

İl başkanlarını Ankara’ya toplayıp gaz almak, yıkayıp yağlamak, karışmış kafaları afsunlamaya çabalamak… Nereye dek ??
Hem de ortanın epey altı hitabeti ile bu Sadrazamla mı??
Adama sorarlar : TOKİ evlerinde boş ve gereksinim fazlası kaç daire var?
Diyelim ki 800 bin ile 1,2 milyon arası..
Ve devamla; neden bu denli muazzam konut fazlası yarattın da öğrenci yurtları sorununu çözmedin, ülkemizde evsiz bırakmadın??
Gazi, şehit.. hak edenlere vermedin??
Basiretin mi bağlı, aldığın emirler mi böyle??

Sevgi ve saygı ile.
14 Temmuz 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com