Kapı kapı dolaşarak herkese test yapılmalı

En kritik döneme girdik!

Bilim Kurulu üyesi: En kritik döneme girdik!
(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır.)
Bilim Kurulu’nun Acil Tıp Uzmanı üyesi Doç. Dr. Afşin Emre Kayıpmaz, ‘Biyoistatistiksel modellemelere göre önümüzdeki iki haftanın çok kritik olduğunu, hatta en kritik döneme girdiğimizi düşünüyorum. Bir süre daha dişimizi sıkarsak haziran ayında bir miktar nefes alacağımızı umuyorum’ dedi. (7 Nisan 2020, https://veryansintv.com/bilim-kurulu-uyesi-en-kritik-doneme-girdik/)

Ankara Şehir Hastanesi Acil Tıp Kliniği Eğitim Görevlisi ve Koronavirüs Bilim Kurulu üyesi Doç. Dr. Afşin Emre Kayıpmaz, acillerde sağlık çalışanlarının koronavirüsle mücadelesini anlattı.

Acil servislerde tüm personelin, kişisel koruyucu ekipman (AS: donanım) giyerek görev yaptığını belirten Kayıpmaz, ekipmanların sağlık çalışanlarının olmazsa olmazı olduğunu vurguladı. Milliyet’e konuşan Kayıpmaz, en az 8 saatlik bir vardiya boyunca sağlık çalışanlarının N95 maske ile nefes almaya çalıştığını, gözlerle yüzün bir bölümünü örten koruyucu gözlük takmak zorunda kaldığını, bunun yanı sıra siperlik, önlük veya vücudu tamamen saran tulumları da giymek zorunda kaldıklarını belirterek, koşulların zorluğunu şöyle ifade etti:

“Kişisel koruyucu ekipmanın içinde neler hissedildiğini tarif edecek olursak… Benim gibi saçı olmayan birisi için bu saydığım ekipmanların arka tarafındaki lastik bantları bile yüzünüzü ve başınızı fazlasıyla rahatsız ediyor.

Kullanılan ekipmanları sıralamamdaki amaç, sağlık personelinin fedakârca insan sağlığına katkı sunabilmek ve kendilerinin bu virüsle enfekte olup olmadığını önemsemeksizin diğer hastalarımıza ve kendi ailelerine bu hastalığı bulaştırmamak için gösterdiği çabayı gözler önüne sermek. Bu süreçte kimi acil sağlık personeli evinin dışında Sağlık Bakanlığı tarafından tahsis edilen misafirhane, otel gibi yerlerde kalmayı tercih etti, kimi de kendi evinde, kendini en sevdiklerinden izole etti.

Kovid-19’da ilk pozitif vakanın açıklanmasından 5 Nisan’a kadar gelen sürede vaka sayının 27 bini geçtiğini söyleyen Kayıpmaz, “Bu kadar pozitif vakayı yakalamamızda en büyük etken tabii ki günlük test sayısında 20 bini geçmiş olmamız. Pozitif olduğu tespit edilen vakaların aynı zamanda yakın temaslıları da taranıyor. Pozitif vakalarla yakın teması olmuş kişilerin izolasyonuyla da hastalığın yayılmasının önüne geçilmesi hedefleniyor.” dedi.

Türkiye’nin sağlık kapasitesinin gücünü de düşününce, izolasyon tedbirlerine harfiyen uyulduğu takdirde bu salgını ülke olarak en az hasarla atlatmanın mümkün olduğunu vurgulayan Kayıpmaz, şöyle devam etti:

“Bu bağlamda biyoistatistiksel modellemelere göre önümüzdeki iki haftanın çok kritik olduğunu, hatta en kritik döneme girdiğimizi düşünüyorum. Bir süre daha dişimizi sıkarsak, haziran ayında bir miktar nefes alacağımızı umuyorum. Unutulmamalı ki bu bizim elimizde. Özellikle bu iki hafta olmak üzere nisan ayı içinde evde ne kadar sıkılırsak, bunun meyvelerini o kadar erken toplarız.”
===================================

Dostlar,

Kapı kapı dolaşarak herkese test yapılmalı

Bir meslektaşımızın hem de ACİL TIP UZMANI gibi zor bir alanın hekiminin özdeşimsel (empatik) aktarımlarını paylaştık, teşekkür ederiz.

Ancak GÜNLÜK TEST SAYISI HALA ÇOK AZ! Aşağıda ilk 10 ülkenin verileri var..
(https://www.worldometers.info/coronavirus/, 07.04.2020, 23:54)

Birleşik Arap Emirliklerinin nüfusu 9 milyon dolayında, test sayısı 220 bin..

83 +5 = 88 milyon nüfuslu Türkiye’nin test sayısı 228,868..

Türkiye günlük 30 bin test yaparak nereye, ne zaman ve nasıl varacak??
Bizden 5 milyon az nüfuslu Almanya’da erişilen test sayısı 918,460.
Bizim 4 katımız nüfusu olan ABD’de test sayısı, bizden sonra başlamalarına karşın 2,053,822!
Nüfusu bizim 1/10’umuz olan 8,7 milyon nüfuslu İsviçre’nin test sayısı 167,429.
…..
Oysa Reçete çok yalın                    :

1. Kapı kapı dolaşarak herkese test yapılmalı.
2. Pozitif bulnan olgular hemen toplumdan ayrılarak sağaltılmalı (tedavi edilmeli); sağaltımı bitenler 2 hafta daha, bulaştırıcılıkları tümüyle kırılana dek toplumdan yalıtılmalı (izolasyon)
3. Testi negatif çıkan kuşkuluların birkaç gün içine testi yinelenmeli, en az yalancı negatif sonuç veren test seçilmeli.

Böylelikle toplumdaki tüm olgular en kısa sürede yakalanmalı ve sağaltımı verilmeli.
Sağlık sistemimiz vargücümüzle desteklenip güçlendirilerek, elden gelen en kısa sürede salgın eğrisinin tepe yapması sağlanmalı (Türkiye’de tersi yapılıyor!) ve yangın olabildiğince kısa sürede söndürülerek ekonomi çökmekten kurtarılmalı..

Halen izlenen yol ne getirir??

Halen günlük 20 bine dek test sayısı çıkarıldı; toplumun yarısını, diyelim 40 milyonu bu gidişle

40 000 000 / 20 000 = 2000 günde, 6 yılda tarayabiliriz! (Aşırı nüfus başa bela!)

Her gün 40 bin test yaparsak bu süre 1000 güne (yaklaşık 3 yıl) iniyor!

  • Çin böylesi bir yol izledi ve Wuhan’da karantinayı 76 günde sonlandırdı!

Dikkat buyurulsun, olgu sayısı bakımından dünyada 9. sıraya büyük bir hızla tırmandık!

Ya da şimdiki gibi ağırdan alır, yangının toplumda için için “kontrollü yangın / kontrollü salgın” olarak sürmesine göz yumar, daha çok insanın bulaşı almasıyla –ölmezse– bağışıklanmasından medet umulur, eğrinin hızla yükselmesinden korkar ve kaçar; hastalık ve ölümlerin büyük bölümünü kayda geçirmediğimiz / geçiremediğimiz / geçiremeyeceğimiz için salgını iyi yönettiğimiz yanılsaması ile kendimizi ve halkı kandırırız….

Türkiye bu politikayı bırakmalı.. İnsancıl değil, ekonomik değil; bilimsel – akılcı asla değil!

Sevgi ve saygı ile. 07 Nisan 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc

Hekim, Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (SBF-Mülkiye)
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı

www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

ALANYA DİM TV programımız : KORONAVİRUS SALGINI.. YAPILANLAR, YAPILMAYANLAR..

DİM TV programımız :

KORONAVİRUS SALGINI.. YAPILANLAR, YAPILMAYANLAR..


Dostlar,

Dün akşam, 6 Nisan 2020 Pazartesi akşamı 18:15 – 19:00 arasında, Alanya ve çevresinde geniş bir alana yayın yapan DİM TV‘ye konuk olduk canlı yayında..

Program yapımcısı ve başarılı sunucu Sn. Ceren Şahin‘in akılcı sorularını yanıtlamaya çalıştık..

45 dakika süreli programda ülkemizde yaşadığımız koronavirüs salgınına ilişkin aksaklıkları, sorunları ve çözüm önerilerimizi sunduk..

Bize fırsat veren DİM TV’ye ve Sn. Ceren Şahin’e teşekkür ederiz..

Yararlı olması dileğiyle bilgi ve ilginize sunarız..

https://youtu.be/AB4Bi7HwpM4

Sevgi ve saygı ile. 04 Nisan 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc

Hekim, Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (SBF-Mülkiye)
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı

www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

SAĞLIKÇILAR İNSANDIR

SAĞLIKÇILAR İNSANDIR

Prof. Dr. Çağatay Güler 
Halk sağlığı uzmanı

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

Sistemdeki olumsuzlukları gidermekle görevli olanların her fırsatta hekim ve sağlık personelini suçlaması aslında hedef saptırmaya yönelik kurnazca bir oyundan başka bir şey değildir.

Hastalık, ağrı ve acı herkesi kim olduğuna bakmaksızın etkiler. Böbrek taşı, zengini de yoksulu da güçlüyü de güçsüzü de aynı biçimde kıvrandırır. Böyle durumlarda hekimin onları ağrılar içinde görmesini bile “egolarına saldırı” sayanlarda hekimlere yönelik bilinçaltı bir kızgınlık oluşabilmekte. Özellikle güç sahiplerinde daha çoktur böylesi durumlar. Ancak bu kızgınlık hiçbir ülkede bizim ülkemizdeki gibi bir hekim ve sağlık personeli düşmanlığına dönüşmemiştir. Kimi zaman hekimler “Vatandaşın canına kasteden canavarlar!” olarak gösterildi.

  • Koşullandırılmış kalabalıklara kendileri için çalışanları düşman belletmek kolaydır.

Kimi yerlerde güç ve yetki sahipleri kulaktan dolma bilgiyle yaptıkları düzenlemelerin hatalarını hekim ve sağlık personelinin üzerine yıkabiliyorlar. Kimileri vatandaşı hekimlere karşı kışkırtmayı iş edinebiliyor.

Kurnaz oyun

Sonuçta bazıları hekim ve sağlık personelini sistemin temsilcisi olarak görmekte ve sistemden yediği tekmenin acısını onları döverek, yaralayarak, öldürerek çıkarmaya kalkışmakta. Onların da sistemin mağdurlarından olduğu aklına bile gelmemekte. Bu olumsuzlukları gidermekle görevli olanların her fırsatta hekim ve sağlık personelini suçlaması aslında hedef saptırmaya yönelik kurnazca bir oyundur. Bir zamanlar hastalarımız vardı. Çok iyi bilirdik hastalıklar aynı olsa bile insanları, çevreleri, özellikle sosyal çevreleri ile birlikte ele almamız gerektiğini. Çağlar öncesinden hekim ustalar tek cümlede özetlemişlerdi:

  • “Hastalık yok, hasta vardır.”

Şimdi öykü ve muayeneyi zaman kaybı sayan hekimdışı yönetim anlayışı hâkim oldu bütün dünyada. Artık ne hasta var, ne hastalık, kimi sağlık kurumlarının “müşterileri” var. Müşteri varsa “Müşteri memnuniyeti” esastır.

  • Hasta müşteri olduğunda koruyucu hekimlik kalkar.
  • “Hastalan gel, paran kadar bakayım”a döner iş.

Geri kalmış ülkelerde yozlaşmanın, yozlaştırmanın gerekçesi olarak gösterilen “halk bunu istiyor” uydurması artık sağlık sistemini de yönlendirmektedir. “Halk hemen reçete istiyor! Halk karmaşık elektronik bip biplerle büyülenmek istiyor! Halk belirti hekimliği istiyor” denmekte.

Anlayış gerek

Hekimler “kendini kurtar” duygusu pompalanarak daha büyük açmazlara itilmeye çalışılmakta: Sadece müşteriyi memnun et! Teknolojinin arkasına sığın… Sen kendini kurtar!

  • Oysa onlar da uykusuzluğa herkes kadar dayanır, yorulabilir ve hastalanabilirler.
  • Fizyolojileri başkalarından farklı değildir.
  • Onlar da solunumla oksijen alırlar ve havasız ortamlarda bunalırlar.
  • Onlar da yemek yer, su içer ve tuvalete giderler.
  • Soğukta üşür, sıcakta terlerler.
  • Kimi zaman uykudan uyandırıldıklarında kafalarını toplayabilmeleri için bir süre gerekir.
  • Hiç olmazsa yüzlerini yıkamaları anlayışla karşılanmalıdır.

Anlayın artık

Onların dişleri de başkalarınınki gibi ağrır, onlardan daha fazla bel ağrısı çekerler.

Onların da mideleri bulanır ve kusabilirler.

Hekimler ve sağlık personeli de çocukları, anababaları hastalandığında başkaları gibi endişelenir, durumlarını merak ederler.

Onlar da kira, elektrik ve su faturası öderler, onlar da her şeyi para ile satın alırlar.

Üstelik bilgilerini güncel tutabilmek için tıp kitaplarını birkaç yılda bir yenilemek zorundadırlar.

  • Anlayın artık: Sağlıkçılar insandır…
    (Cumhuriyet, 27.3.2020)

=====================================
Dostlar,

1978’de Hacettepe Tıp Fakültesinde birlikte TOPLUM HEKİMLİĞİ / HALK SAĞLIĞI uzmanlık/ ihtisas eğitimi almaya başladığımız… 40+ yılık dostumuz Dr. Çağatay Güler’e teşekkür ederiz.

Çirkin siyasetçi, izlediği neo-liberal sağlık politikaları ile insanların en temel haklarından olan SAĞLIK HAKKINI gasp etme eylemini halkın gözünden saklamaya çabalamakta. Başta Hekimler olmak üzere sağlık çalışanlarını günah keçisi gibi ilahların gazaplarına kurban etmekteler

Bu iğrenç senaryo daha fazla sürdürülemez..

COVID-19 salgını, dileriz aklın ve bilimin yaşamda tek yol gösterici olduğu gerçeğini herkese öğretmiş olsun.

Herkes, başkalarının emeğine saygılı olmak zorundadır ve elbette sağlık çalışanlarının emekleri de bu kapsamdadır.

Ve bu arada, sakın unutulmasın :

  • Salgın yönetimi Halk Sağlığı (Public Health) disiplinin, yani Halk Sağlığı Uzmanı hekimlerin işidir..

Sevgi ve saygı ile. 04 Nisan 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc

Hekim, Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (SBF-Mülkiye)
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı

www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

 

7 trilyonluk para seli tamam, virüsle yola devam

7 trilyonluk para seli tamam, virüsle yola devam

Habertürk
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

Koronavirüsün yarattığı ekonomi ve finansal şoklara karşı hükümetler ve merkez bankaları tarafından alınan önlem paketlerinin toplam büyüklüğü 7 trilyon doları buldu. CNN’in analiz haberine göre şimdiye kadar görülmemiş büyüklükte önlem paketleri yürürlüğe koyuluyor.

Harcama paketlerinin en büyüğü 2.2 trilyon Dolarla ABD’ye ve 750 milyar Euro ile Almanya’ya ait.

İngiltere 300 milyar sterlin, Fransa 300 milyar euro, İspanya ve İtalya 200’er milyar Euro destek paketleri açıkladı.

Avrupa Merkez Bankası 750 milyar euroluk varlık alımı yaparken, FED’in alımlarının sınırı olmayacak.

Çin’in ise bugüne kadar açıkladığı yardım paketlerinin toplamı 290 milyar dolara varıyor. Japonya’nın ise 193 milyar dolar.

-IMF de 81 ülkenin yardım talebinde bulunduğunu ve 1 trilyon dolarlık fon ayrıldığını açıkladı.

-Bir anlamda dünyada para sel oldu akıyor.

-Bu yıl için IMF tarafından tahmin edilen dünya GSYH 90.5 trilyon dolar. 7 trilyon dolarlık paketin dünya hasılasına oranı %7.7. Ancak büyüme düşecek, hasıla azalacak. Dolayısıyla önlem paketinin oranı %8 ve üzerine çıkacağını varsaymak lazım.

VAHŞİ HAREKETLER YUMUŞADI

-Yıllık hasılanın %7.7’si kadar paket aynı zamanda dünyanın ortalama bir aylık GSYH’na eşit.

-Bir aylık geliri feda edip 11 ayı kurtarmak mümkün mü? Virüsün seyri kısa zamanda pozitife dönse bile mümkün  değil. Bir gelir kaybı olacağı kesin.

-Bunun da adı kondu. IMF Başkanı Kristaline Georgieva’nın açıkladığı gibi 2008’den daha kötü bir resesyona girdiğimiz kesinleşti.”

-Bu durumda önlemlerin fonksiyonu, mevcut yapının, sistemin yıkılmasını önlemek ve hareketleri yumuşatmak olacak.

-FED’in geçen haftaki sınırsız dolar operasyonu başarılıydı ve finansal piyasalardaki kaos ortamını kısmen yatıştırdı. Nakde geçme ve teminat sorununu hafifletti.

-Nitekim piyasaların vahşi hareketleri de yumuşadı ve haftalar sonra nefes alma fırsatı doğdu.

HAFTALAR SONRA NEFES ALMA FIRSATI

-Gelişmiş ve gelişmekte olan tüm dünya borsaları MSCI Endeksi’yle virüs dönemi olan 21 Ocak-23 Mart arası % 33.7 değer kaybettikten sonra, son 3 günde %16.5 toparladı. Hatalık bazda ise dünya borsalarının ortalama primi %9.9’u buldu.

-Doların tırmanışı durdu ve geri döndü. 23 Marta kadar 11 günde %10 yükselen Dolar Endeksi son 4 günde %5.4 düştü.

-Dolara göre gelişmekte olan ülkelerin para birimleri 23 Marta kadar olan dönemde %11.9 değer yitirmişken, son 4 günde %2.4 arttı.  

-Altın fiyatları 13 Mart’tan bu yana girdiği yükseliş eğilimini doların düşüşü ile ivmelendirdi ve bir haftada %8.6 toparlandı.

-Risk primleri aşağı geldi. Türkiye’nin risk primi 515 baz puandan bir haftada 414’e indi.

-Korku Endeksi VIX 80’lerden 60’lı düzeylere geriledi.

VİRÜSLE YOLA DEVAM

-Geçen hafta gördüğümüz tarihsel para seli, yardım paketleri, yapılan açıklamalar ile pozitif haber akışını büyük ölçüde tükettik gibi. Hemen her gün açıklanacak büyük ve etkili önlem bulunması zor. Bundan sonra bu tür haber ve gelişmelerle daha az karşılaşacağız. Büyük ölçüde atılacak barut tükendi.

-Ama virüs Avrupa’yı merkez tuttu ve kötü vuruyor. Amerika’da yeni merkez ve yangın bacayı sardı gibi. Virüsten negatif haberler gelmeye devam edecek.

-Bu durumda ekonomide ve finansal piyasalarda virüsün seyrine bağımlı kalmaya devam edeceğiz. Virüsün pik noktası, aşı ve ilaç bulunması gibi konular en dikkat kesileceğimiz haberler olacak.

-Kötüye gidişin kırılma anı ve terse dönüş,  bu haberlerle olacak. Gündemi belirleyecek olan virüsün kendisi.

VERİLERDEN HAYIR YOK

-Bu hafta Cuma günü ABD tarım dışı istihdam verileri açıklanacak ve mart ayına ilişkin net bir resim ortaya çıkacak. Geçen haftaki 3.28 milyonluk haftalık işsizlik maaşı başvurusundan anlaşılacağı gibi, ürkütücü bir rakamla karşı karşıya kalabiliriz. İşsizlikteki patlama bu dönemin en yakıcı sorunu olmaya aday.

-Bundan sonra açıklanacak veriler de hep virüs dönemine ait olacağından, büyük bozulmaları beraberine getirecek. Veriler şaşırtıcı derecede bozuk gelebilir. Bu zor dönemi atlatana kadar her ekonomik veri bozuk ve kötü gelecek, ekonomik verilerden hayır yok.

-DÜNYANIN YUMUŞAK KARNI AVRUPA

-Bir de negatif döngü ve haber akışında küresel bazda zayıf tarafımız neresi diye yoklayacağız. Dikkatler oraya çevrilecek, muhtemelen spekülatif ataklar da olacak.

-Muhtemel aday ise AB. Avrupa’nın birlik sorunu vardı, liderlik sorunu vardı, kamu borcu ve banka sorunu vardı. Son olarak korona virüs ve virüse bağlı parasal sorun eklendi.

Virüs İtalya ve İspanya’yı kasıp kavuruyor. İngiltere ve Fransa’da da durumun daha kötüye gitmesi bekleniyor.

-İtalya aynı zamanda 2.4 trilyon dolarla Avrupa’nın en büyük piyasalarından biri. Avrupa’nın ikinci, dünyanın da üçüncü en borçlu ülkesi. Bankacılığı ise zayıf.

HER ÜLKE KENDİ SAZINI ÇALIYOR

-Para sorunu ise Avrupa Merkez Bankası ECB’nin 750 milyar euroluk varlık alımıyla sınırlı kalmasından, FED ve ABD büyüklüğüne yakın bir paket açıklayamamasından kaynaklanıyor. “Sınırsız dolar operasyonu” gibi bir tavır ortaya koyamamasından, sınırsız  Euro paketi açamamasından dolayı Avrupa tarafının aldığı önlemler eksik ve zayıf kaldı.

-Ya lider ülkelerden ECB’ye bu konuda destek yok ya da Başkan yeni ve ekibini henüz kuramadı.

-Sorunlar karşısında AB ülkeleri ortak bir karar ve önlem de alamadı. Her ülke kendi sazını eline aldı, kendi türküsünü söylüyor. Ortada bir orkestra yok.

-Sonuçta bu durum bir güven eksikliği ve endişeye yol açıyor.
========================================
Dostlar,

Küresel emperyalizmin ağababalarının / sermaye dağlarının durumu bu..
Türkiye ne yapacak??

30 Mart 2020 günü akşamı verileri aşağıda :

TÜRKİYEDE GÜNCEL VAKA SAYISI

Sağlık Bakanı Koca açıklamasında,

  • “Türkiye’deki toplam olgu sayısı 10,827 olurken, toplam ölüm sayısı da 168 oldu; iyileşen sayısı 162’ye yükseldi.

    Dünyadaki her 14 olgudan 1’i Türkiye’de ve hızla artmakta. Ölüm sayıları ise dünya ortalamasına göre beklenenin yarısı hala!?

Hazine ve Maliye Bakanı Saray Damadı Berat Albayrak, ‘Ekonomik İstikrar Kalkanı kapsamında, Kısa Çalışma Ödeneği ile faaliyetlerini azaltan ya da durduran işletmelerde çalışan vatandaşlarımıza 3 ay maaş desteği vereceğiz.’ dedi.

ABD’nin Korona virüs salgını ile başetme için 2,2 trilyon $ ayırdığını öğrendik. Bu rakam, ABD’nin 2020’de beklenen ulusal gelirinin (22,32 Tr. $) %10’u dolayında. Sağlık Bakanlığı bütçesi 99,5 Bn $ iken 12,4 Bn $ azaltılarak 87,1 Bn $ olarak belirlenmişti. Savunma (saldırı!?) bütçesi ise 33 Bn $ artırılmış ve 718 Bn $’a erişmişti.

327 m nüfus içinde yaklaşık 50 milyon nüfusun hemen hemen hiç sağlık güvencesi yok ve NewYork valisi merkezi yardım (Federal bütçeden) gelmezse çok sayıda ölüm yaşanacağını söylemekte. ABD şu sıralar, tüm görkemine (!) karşın korona virüs salgının merkezi ve 150 bin dolayında hastası ile dünyadaki her 5 hastadan 1’ine sahip. 33 bin dolayında ölümün 2616’sı ABD’de.. Ölenler yoksullar ve sağlık güvencesi olmayanlar. Sokaklarda, parklarda, izbe evlerinde ölmekteler ABD’de!

Vahşi neo-liberalizmin / Küreselleşmenin kurbanları bu garip insanlar..
***
SGK’nın 2020 sağlık bütçesi 110 milyar TL. Sağlık Bakanlığı bütçesi ise 48 milyar Tl. Kimi kamu kurumlarının sağlık gideri bütçesi var ayrıca. İyimser hesapla 180 milyar TL kamusal sağlık gideri öngörülmekte. Cepten harcamaları TÜİK, toplamın 1/5’i olarak vermekte, buna göre, 225 milyar TL toplam sağlık harcaması öngörülmekte 2020 için 83 + 5 =88 milyon nüfusa bölersek 225/88=2557 TL düşmekte. Kuşkusuz, AKP’nin TÜİK eliyle açıkladığı oranla kalmıyor cepten harcamalar.. Kamusal harcamadan geri kalmayan bir cepten harcamaya insanlar zorlanıyor..

En iyimser hesapla Türkiye’nin 2020’de 80 milyar $ sağlık gideri öngörmekte. Aşağıdaki rakamlar 2020 bütçesinin sefaletini ortaya koymakta..

2020’de bütçe gideri 1 Tr 95,5 milyar (Bn) TL, faiz dışı giderler 956,5 Bn TL, bütçe gelirleri 956,6 Bn TL, vergi gelir 784,6 Bn TL, bütçe açığı 138,9 Bn TL, %12,7!
7 L gelir + 1 TL açık / borçlanma!

  • Bütçenin %12,7’si ya da her 8 TL’den 1’i veya toplanan 100 TL  verginin 17.7 TL’si faize, 139 Bn TL! Faiz 2019’da 117 Bn TL idi; 2018’de ise 71,6 Bn TL idi. Bir de borç ana parası (Faiz Dışı Fazla!) ödenecek..

Üniversitelere 50,7 Bn TL. Özelleştirme geliri 10 Bn TL. 2020, %5 büyüme ve %8,5 enflasyon hedefli!? AR-GE’ye ise yalnızca 5 Bn TL. Ocak’ta 40,5 Bn TL TCMB’nın kâr ve ihtiyat akçesine el kondu, bütçe fazlalık verdi!? Sağlık Bakanlığı ödeneği kişi / yıl 710 TL! 2020, emekçiler için çok zor bir yıl olacak, olmakta
****
AKP iktidarı bu ağır salgını yönetmek için gerçekçi kaynaklar bulmak zorunda..

Örneğin resmi sayıları 50’ye varan ve yarısını AKP’nin son 18 yılda yarattığı yandaş Dolar milyardeleri 100’er milyon $ vermeli hemen salgın fonuna!

  • Lanetli denklem unutulmasın : 1 Dolar milyarderi = 1 milyon yoksul!

    Müslümanlar yıllık 1/40 fitre – zekatlarını bu yıl salgın fonuna vermeli. Diyanet İŞleri Başkanlığı ve Vakıfları öncü olmalı fon aktararak..

  • Bu sorunun yanıtını, Prof. Gökhan Çapoğlu‘ndan alabiliriz bizim yazdıklarımıza ek.. Lütfen tıklayınız.. (Birazdan web sitemizde paylaşacağız..)
  • Kaynağımız var ama toplumsal dayanışma olmadan başaramayız

Sevgi ve saygı ile. 30 Mart 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc

Hekim, Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (SBF-Mülkiye)
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı

www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Sağlık çalışanlarının salgın koşullarında acil talepleri

Sağlık çalışanlarının salgın koşullarında acil talepleri

Sağlık çalışanları koronavirüs salgını karşısında acil taleplerini açıklayan bir imza metni yayımladı. Taleplerini tüm sağlıkçıların imzasına açan ilk imzacılar, koronavirüs salgınının hızının kesilmediği bir durumda yaşanabilecek kaosun sağlıkçıların bile sağlık ve can güvenliğini tehdit edeceğine işaret etti.

soL – Haber Merkezi, 29 Mart 2020

Bir grup sağlıkçının ilk imzacı olarak imzaya açtığı acil talepler salgın koşullarında yapılması gerekenlerle ilgili. Sağlık çalışanları arasında giderek salgının hızının kesilemediği bir durumda ortaya çıkacak kaos (AS: karmaşa) ortamında can güvenliklerinin bile kalmayacağı kanısının baskın duruma geldiğini belirten metinde, herkese sağlık çalışanlarının istemlerinin duyulması ve yaşamaa geçirilmesi için destek olma çağrısı yapılıyor.

İmza metni ve ilk imzacılar şöyle:

Sağlık çalışanları yeni koronavirüs salgını karşısında acilen şunları talep ediyor

Salgına karşı verilen mücadelede, bu mücadelenin en ön cephesinde bulunan sağlık çalışanlarının ülkemizdeki verili durumdan doğan kaygı ve endişeleri had safhadadır.

  • Sağlık çalışanları mücadelenin birincil sorumlusu olan siyasi iktidarın salgınla ilgili stratejisini anlayamamakta, dahası bir stratejisi olup olmadığından dahi emin olamamaktadır.

Bunun nedeni bakanlığın yaptığı açıklamalar ile alanda çalışan sağlık emekçilerinin yaşadığı gerçekler arasındaki açının her geçen gün artmasıdır.

Sağlık çalışanları kendilerini ve ailelerini koruyamamakta, şüphelendikleri hastalarına tanı koyamamakta,
tanı koyamadığı hastalarına uygun takip ve izolasyon olanağı sunamamakta ve tanı koyduklarının tedavisini yapacak yer bulamamaktadır.

Sağlık çalışanları arasında giderek baskın hale gelen kanaat, salgının hızının kesilemediği bir durumda ortaya çıkacak kaos ortamında can güvenliklerinin bile kalmayacağı yönündedir.

Bu koşullarda biz aşağıda imzası bulunan sağlık çalışanlarının acil istemleri şunlardır :

1) Salgının kontrol altına alınabileceği izolasyon şartları acilen sağlanmalı, halkın gerçekten evinde kalabilmesi için yaşamsal sektörlerin dışında üretim durdurulmalı, böylece tüm ülkede üretim faaliyetinin asgariye çekilmesi sağlanmalıdır.

2) Tanı konup ayakta tedavi edilecek hastaların ilaç temini devlet güvencesine alınmalıdır.

3) Yatacak hastalar için salgının yayılma hızı da dikkate alınarak uygun yatak kapasitesi hızlıca artırılmalı, bu amaçla özel hastaneler acil olarak kamulaştırılmalı,
sahra hastaneleri kurulmalıdır.

4) Yeterli solunum cihazı sağlanmalıdır.

5) Sağlık çalışanlarına maske, gözlük ve tulum gibi koruyucu donamım sağlanması eksiksiz ve her düzeyde acilen güvence altına alınmalıdır.

6) Gebe olan ve emziren anneler, kronik hastalığı olan sağlıkçılar izinli sayılmalıdır.
İnsani çalışma sürelerine dikkat edilmelidir.

7) Salgın dışında kalan sağlık hizmetlerinin sürekliliğini sağlayabilmek için hastanelerin bir bölümü Kovid-19’lu hastalar kabul edilmeyecek şekilde ayrılmalıdır.

8) Salgında görevli sağlık emekçilerinin ailelerinin korunması için barınma ihtiyaçları acilen karşılanmalı, bu amaçla uygun oteller kamulaştırılmalıdır.

9) Salgınla ilgili tüm veriler açık bir şekilde sağlık çalışanları ile paylaşılmalıdır.

10) Sağlık çalışanı olarak işe alınacak binlerce yeni kişi, Kovid-19 hakkında eğitimden geçirilmelidir.

talepediyoruz@gmail.com

İmzacılar                 :

Ahmet Soysal (Hekim, DEÜ Halk Sağlığı AbD)
Akif Akalın (Halk Sağlığı Uzmanı)
Ali Kemal Akgül (Hemşire, Genel Sağlık-İş İşyeri Temsilcisi)
Ali Rıza Ayder (Doç. Dr., Üroloji Uzmanı, Bozyaka Eğt.ve Araş. Hastanesi eski başhekimi)
Ali Rıza Karabulut (Hekim)
Ayşe Yetişen (Hemşire)
Bülent Cengiz (Prof. Dr., Gazi Üni.Tıp Fak. Nöroloji AbD)
Bülent Kundak (Hekim, Manisa Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi)
Deniz Arık Binbay (Psikiyatrist)
Ebru Basa (Aile Hekimi)
Elif Tetik Acar (Hemşire, Birinci Basamak Sağlık Çalışanları Birlik ve Dayanışma Sendikası İzmir Şubesi Örgütlenme Sekreteri)
Endam Köybaşı (Psikiyatrist)
Ender Düzcan (Prof. Dr., Patoloji Uzmanı)
Gamze Özdemir (Hemşire)
Gökçe Cihan Üstündağ (Dr. Öğr. Üyesi, Eczacı)
Gül Polat (Hekim)
Gülperi Pütgül Köybaşı (Psikiyatrist)
Gülseren Atal (Hemşire)
Hasan Semih Bilgin (Psikiyatrist)
Havva Öztürk (Hemşire)
İlker Belek (Doç. Dr., Halk Sağlığı Uzmanı)
İnci Özgür İlhan (Prof. Dr., Psikiyatri Uzmanı)
Mehmet Atal (Anestezi Teknikeri, SES kurucu üyesi)
Melahat Sönmez (Doç. Dr., Psikiyatrist)
Melike Aktemur (Hemşire)
Mine Önal (Hekim)
Mustafa Can Keskin (Ecza Teknikeri)
Mustafa Torun (Hekim, Enfeksiyon Hastalıkları uzmanı)
Münir Çelik (Hekim, Manisa Tabip Odası üyesi)
Orhan Köker (Hekim, Manisa Tabip Odası Denetleme Kurulu Üyesi)
Özge Atacan (Hekim)
Rahmi Sever (Hekim, Manisa Tabip Odası üyesi)
Saadet Ülker (Emekli Hemşire Öğretim Üyesi)
Sahre Çeliktaş (Hemşire)
Selçuk Görmez (Dr., Kardiyoloji Uzmanı)
Semra Ustabaş (Hemşire, SES İşyeri Temsilcisi)
Tolga Binbay (Doç. Dr., Psikiyatrist)
Tülay Akkaş (Hemşire, THD İzmir Şube Eski Başkanı)
Ulaş Erdoğan (Eczacı)
Volkan Kavas (Doktor Öğretim Üyesi, Ankara Üni. Tıp Fak.)
Zorlu Paksoy (Hekim)
Zuhal Okuyan (Prof. Dr., Halk Sağlığı Uzmanı)
================================================

Biz de bu çağrı, uyarı ve istemlere katılarak imza koyuyoruz..

Sevgi, saygı, kaygı ve umut ile. 29 Mart 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc

Hekim, Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (SBF-Mülkiye)
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı

www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com