Cinayet, Adalet ve Demokrasi!?


Cinayet, Adalet ve Demokrasi!?

Emre Kongar

24 Ocak – 31 Ocak haftası: Siyasal cinayetleri simgeleyen bir hafta…
“Adalet ve Demokrasi Haftası” deniyor…
Türkiye’nin yakın siyasal tarihindeki siyasal cinayetlerden hareketle,
adalet, özgürlük ve demokrasi özlemini dile getiren bir simge…

Demokrasiyi, adaleti, özgürlüğü, bu uğurda can vermiş olan aydınları anarak arayan bir ülkedeki “demokrasi tarihinin” sefilliği!

***

24 Ocak 1993 Uğur Mumcu’nun katlediliş tarihi…
31 Ocak 1990 Prof. Muammer Aksoy’un katledilişi…

Kamuoyu, bu iki tarih arasındaki haftayı, hem katledilenleri anma, hem de demokrasiyi,
adaleti, özgürlüğü vurgulama haftası olarak belirlemiş.

Bana kalsa, 1 Şubat 1979’da katledilen Abdi İpekçi’nin ölüm tarihine kadar,
bir gün daha uzatırdım bu haftayı.

***

Türkiye bugünlere kendiliğinden gelmedi…
Getirildi:
İktidar kötüye kullanılarak…
Temel hak ve özgürlükler sınırlanarak ve kısıtlanarak…
Demokrasi, çoğunluk baskısı ile yozlaştırılarak…
Din istismar edilerek…
Eğitim gericileştirilerek…
Direnen gerici feodalite ve emekleme aşamasındaki kapitalizm ile
gözü dönmüş emperyalizmin ortaklaşa çabalarıyla…

Askeri darbelerle…
Ve sanki bütün bunlar yetmiyormuş gibi:
Demokrat, laik, Atatürkçü, kamuoyu lideri aydınların, gazetecilerin, yazarların,
öğretim üyelerinin teker
teker katledilmesiyle…

***

Yakın tarihimizde iki farklı cinayet dalgası var:
Birinci dalga, 1970’lerde ortaya çıkan ve tüm ülkeyi pençesine alan, adına “sağ-solçatışması” denilen dönemdir.
Aralarında Doğan Öz, Bedrettin Cömert, Bedri Karafakioğlu, Abdi İpekçi, Ümit Doğanay, Cavit Orhan Tütengil ve Ümit Kaftancıoğlu gibi aydınların bulunduğu ilk dalgadaki cinayetler 1980 yılında son buldu.
1990 yılında 31 Ocak’ta Prof. Muammer Aksoy’un öldürülmesiyle,
1980 darbesinin cesaretlendirdiği radikal dinci akımların etkisi altında, yeniden başladı.

Aksoy’un ardından 1990 yılında Çetin Emeç, Turan Dursun, Doç. Bahriye Üçok öldürüldü.
1993 yılında Uğur Mumcu, 1999 yılında da Prof. Ahmet Taner Kışlalı,
2002 yılında Dr. Necip Hablemitoğlu katledildi.

***

Bugün Türkiye’yi “Saray Yönetimi” aşamasına getiren sürecin önemli bir öğesi
bu siyasal cinayetlerdir…

Unutmayın, unutturmayın!

==========================================

Dostlar,

Tüm AYDINLANMA şehitlerimizi sonsuz bir şükran, minnet, özlem ve saygı ile anıyoruz..

Tetikçilerinin ve ardındaki ulusal – uluslararası katil sorumlularının bulunmasını ve yargılanmasını istiyoruz..

  • Devlet tüm yurttaşlarının can güvenliğini
    her durumda ve özürsüz sağlamalıdır.

Bu gün 1 Şubat… Aydınlık yazar (Milliyet başyazarı) Abdi İpekçi 36 yıl önce bu gün katledildi.

Aynı gün, Fransız havayolu Air France, yıllarca Fransa’da siyasal sığınmacı olarak saklanan, Fransa hükümetince korunup kollanan İmam Humeyni, Tahran’da Şah’a karşı yapılan darbe sonrası Devlet Başkanı olmak üzere Tahran’a uçurulmaktaydı..

Rastlantı mı acaba??

Şah Batı hayranı ve müttefiki değil miydi?
Emperyalizm at mı değiştirdi?
Yoksa gücü mü yetmedi İran’da olup bitene..
ABD toprakları yıllarca bu kez Şah ve ailesine mi sığınma yurdu oldu??

Ey insanlık düşmanı lanetli Emperyalizm; kanlı ellerin kırılsın e mi…
İnsanlık onuru seni de yenecek elbet bir gün.. Çok kalmadı, bundan eminiz..

T.C. Devleti, egemen devlet olduğunu aklından asla çıkarmamalı ve yurttaşlarına dönük
bu tür kanlı katil olaylarını mut-la-ka aydınlatarak şaibeden kurtulmalıdır.
Tersi, kaldırılamaz ölçüde ağırdır, utanç vericidir, ızdırap doludur..
Olasılıkları soru olarak sıralamak bile son derece kaygı vericidir :

– TC. Devleti bu cinayetleri önlemekten aciz midir?
– TC. Devleti bu cinayetleri aydınlatmaktan aciz midir? 
– Katil şebekeleri Devletin resmi kurumları içinde mi yuvalanmıştır?
– T.C. Devletinin eli “dışarıda” kanlı mıdır ki, içeride misillemeye muhataptır?
– T.C. devleti ele geçirilmiş ve acizleştirilerek felç mi edilmiştir de bizler habersiziz??
– T.C. devleti ASELSAN’daki yüksek zekalı mühendis vatan evlatlarını niçin korumuyor??
– T.C. İsparta uçağında çok değerli 6 fizikçisinin ölümüne / öldürülmesine yol açan kazayı
   / sabotajı neden aydınlat(a)mıyor??
– T.C. devleti, Jandarma Genel Komutanı katındaki bir orgeneralinin (Eşref Bitlis) uçağının            düşürülerek şehit edilmesinin üzerindeki kanlı örtüyü neden kaldır(a)mıyor??
– …..

Lütfen uzattırmayın, suç sayılabilecek soruları sordurmayın..
ve en birinci görevinizi yapın;

  • CAN GÜVENLİĞİMİZİ HER DURUMDA SAĞLAYIN..

İçişleri Bakanı iken Mehmet Ağar’ın, katledilen Uğur Mumcu’nun eşi Güldal Mumcu‘ya

  • “Tuğlayı çekersem duvar yıkılır ve hepimiz altında kalırız..”

söyleminin anlamını bize / Ulusa açıklayın ve gereğini yapın..

Sizde hiç ar – namus, vicdan – adalet duygusu, Allah korkusu yok mu??

Size etkili eylem – söylem nedir, söyler misiniz, hiç yoktan bilelim..

Sevgi ve saygı ile,
01.02.2015 

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

SESSİZ ÇIĞLIK – 116 Konuşmamız..


Dostlar
,

SESSİZ ÇIĞLIK 116. kez Ankara’da Sakarya Meydanı’nda toplandı.

Dz. Yarb. Ali Tatar’ın ölümünün / özekıyımının (intiharının) 5. yılı idi..
Eşi, dik duran bir kararlılık konuşması yaptı ve çok alkış aldı..
Kumpas şehidinin eşi Nilüfer Tatar,
“Ali’ye sözümüz var, geri dönmeyeceğiz, adaleti sağlayacağız “ dedi.

Ardından TESUD (Türkiye Emekli Subaylar Derneği) Başkanı
E. Hava Korg. Erdoğan Karakuş önemli notlar düşen bir konuşma yaptılar.

İP Genel Başkan Yrd. E. Tmg. Naci Beştepe de önemli bir konuşma yaptılar..
Sabah Tandoğan’da laik – bilimsel eğitime sahip çıkan EĞİTİM-İŞ (biz de üyesiyiz) eyleminde Polis katılımcılara gene şiddet uygulamış, kış günü soğuk basınçlı su kullanmış ve yoğun gaz bombası  kullanmıştı. İki bin dolayında katılımcı TOMA‘larla
(Toplumsal Olaylara Müdahale Aracı) sarılmış ve orantısız, gerekçesiz şiddet uygulanmıştı.
Basın açıklamasını yapan kitle Güven Park’a doğru yürümek isteyince Ankara Emniyeti gene “kararlı-caydırıcı” (!) güç gösterisinde bulunmuştu..

Dinci AKP giderek daha çok şiddete sarılıyor, çaresizliğinin dışa vurumu olarak
polis devleti sarmalına takılıyordu..

19. Milli Eğitim Şurası‘nda apaçık dinci – karşıdevrimci tavsiye kararları alınmıştı
ve AKP hükümeti hemen bunları uygulamaya girişmişti..

“Casusluk davası” adlı düzmece davada mağdur edilen çoğu subay 43 insanımızın bireysel başvuru davası neredeyse 12 aydır Anayasa Mahkemesi‘nde beklemekte idi!?..

Ekonomik bunalımın artık içindeydik.. Başbakan A.D. çaresiz itiraflarda bulunarak
bildik sözlerle, IMF – DB ağzıyla bilmem kaçıncı kez “yapısal uyum” dan
(structural adjustment) söz ediyordu..

Yatağan emekçileri ayakta idi..

3 gün önce 18 Aralık, Dr. Necip Hablemitoğlu‘nun haince öldürülmesinin 12. yılı idi.
O cinayet de karanlıkta bırakıldı ve AKP iktidarı 13. yılında, bu cinayeti de çözmedi!

Maraş Alevi kırımının 36. yılı idi.. 19-25 Aralık 1978.. Beşyüzü aşkın “Can”
hunharca katledilmiş ve binlerce Alevi yurttaş göçe zorlanmıştı..

Hükümet, AİHM’nin zorunlu din derslerini AİHS’ne aykırı bulan hükmünü
temyiz kararı vermişti.

Gündem çok yoğundu..

Biz de emektar düzenleyici Sayın E. Alb. Ali Gönüldaş‘ın söz vermesiyle son olarak konuştuk. 6 dk. 18 sn. süreli konuşmamızı YouTube’a yükledik (1,5 GB).
Aşağıdaki erişkeyi (linki) tıklayarak izleyebilirsiniz..

http://youtu.be/zicxeKzYGLg

Sevgi ve saygıyla.
21.12.2014, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

ETKİ AJANLARI – NÜFUZ CASUSLARI VE FETHULLAHÇILAR RAPORU

Dostlar,

necip hoca

Öldürülmesinin 10. yılında, Dr. Necip Hablemitoğlu‘nun önemli bir raporunu
paylaşmaki istiyoruz..

ETKİ AJANLARI – NÜFUZ CASUSLARI VE FETHULLAHÇILAR RAPORU

Metin 18 sayfa olup, pdf olarak okumak için lütfen erişkeyi (linki) tıklar mısınız?

ETKI_AJANLARI_NUFUZ_CASUSLARI_ve_Fethullah_Gulen_raporu

Metinden 2 paragraf alıntı..

……..

  • Etki ajanları, her 3 kategoride de özellikle kendi ülkesine ve toplumuna aidiyet duygusu zayıf, parasal ve siyasal güç için her türlü ilişkiye girme eğilimli, ulusal bilinci gelişmemiş, tercihan da etnik-dinsel (laik sistemde kendilerini ezilen kabul edilen sünni şeriatçılarla, sünniler karşısında kendilerini ezilen kabul eden aleviler ya da süryaniler, nasturiler, bahailer, yehova şahitleri, bahailer vd.) özürlü azınlık ırkçıları arasından seçilirler.

*******************

  • Türkiye’nin AB adaylık kapısında sonsuza kadar beklemesi pahasına
    ulus-devlet bütünlüğünden ödün veren; uluslararası tahkimi tartışmasız kabul ile çağcıl kapitülasyonların kapısını açan; tam bağımsızlıktan vazgeçmenin Cumhuriyete en büyük ihanet olacağını algılayamayan; bölgesel ittifaklara yönelik alternatif politikalar üretmek yerine, sonuçları ne olursa olsun AB’ne koşulsuz teslimiyetçiliği yeğleyen; sömürge valisi görünümlü lider ve politikacılardan kurtulmak zorundadır…

***************

Evet… Dr. Hablemitoğlu‘nun uyarı ve önerileri yerine getirilseydi,
Türkiye günümüzdeki kuşatılımışlığını ve komploları yaşar mıydı ??

Bir kez daha, bu karanlığa terkedilmiş dosyanın açılmasını ve
gerçek katillerin kamuoyuna açıklanmasını diliyoruz
..

Rahmetli dostumuz Dr. Hablemitoğlu‘nu; nefes kesen, yürekli ve ve çok üretken yaşamıyla bize öğrettikleri için şükranlarımızı sunuyoruz…

Sevgi ve saygı ile.
21.12.12, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net