Kabineyi bırak müfredata bak

Kabineyi bırak müfredata bak
Emre Kongar
(AS : Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

İktidarın emrinde olan medya, tümüyle kabine değişikliği haberleriyle dolu: Bu değişikliğin önemi ve anlamıyla ilgili yorumlardan geçilmiyor. Oysa bizi kimin, nasıl yönettiği belli… 
Kabine değişikliğinin, egemenin kişisel tercihlerini belirtmesi dışında ciddi bir anlamı ve önemi yok. 
Tabii bu arada, toplumu asıl etkileyecek olan Milli Eğitim’deki müfredat değişikliğinin üstü örtülüveriyor
Başta Cumhuriyet olmak üzere birkaç muhalif gazete de yazmasa, çocuklarımızın geleceğini karartacak, toplumu yanlış yönde biçimlendirecek olan bu yeni müfredat programından haberimiz bile olmayacak.
***
Yeni müfredat programının temel değişikliklerini çok kaba olarak şöyle anlatabiliriz: 

1) Evrim çıkıyor, Şeriat giriyor. 
2) Atatürk ve Laiklik çıkıyor, Muamelat, Ukubat ve Cihad giriyor. 
3) Özet olarak: Bilim çıkıyor, Din giriyor

Zaten bütün Milli Eğitim sisteminin imam-hatip modeline uygun olarak yeniden yapılandırıldığı biliniyordu. 
Şimdi bir de kıyıda köşede, çağdaş eğitim veren okul kalmasın diye, tüm müfredat programı, yani zorunlu olarak takip edilmesi, okutulması ve öğretilmesi gereken konular, yeniden belirlendi.
***
İdris Küçükömer’le başlayıp, günümüzdeki İkinci Cumhuriyetçiler ve “Yetmez Ama ‘Evet’çiler” tarafından savunulan çarpık (güya sol) siyasal tezlerin sahipleri artık zaferlerini kutlamak için, zil takıp oynayabilirler: 
Asıl İkinci Cumhuriyet, (eğer adına hâlâ Cumhuriyet demek olanaklıysa) şimdi kuruluyor: 
Sadece Anayasa değişikliği ile, yasama, yürütme ve yargıya tek başına hâkim olan “Tek Adam Yönetimi” dayatarak değil… 
Çocuklarımızın beyni de yıkanarak… 
Ve kendi deyimleriyle “Dindar ve Kindar bir Nesil” yetiştirerek!
***
Kılıçdaroğlu’nun on maddelik Maltepe bildirgesinin sekizinci maddesi şöyleydi: 

8. Demokratik parlamenter sistem üzerindeki her türlü vesayet kaldırılmalıdır. 
Din ve vicdan özgürlüğünün güvencesi olan, insan haklarına dayalı demokratik, laik, sosyal hukuk devleti güçlendirilmeli, liyakat esası kamuda göreve başlama ve yükselmede esas alınmalıdır.

Eğitimde laiklik ilkesinin aşındırılmasına son verilmeli ve toplumsal adaletsizliği yeniden üreten eğitim politikaları değiştirilmelidir.
***

Bu iktidar sadece Demokratik rejimi sonlandırarak değil: 
Zaten sömürülmekte olan ülkemizi çağdaş dünyada daha da geri bıraktıracak… 
Ve iflas ettirerek tam bir sömürgeye dönüştürecek bir eğitim sistemi ile de… 
Halkımıza çok çok büyük bir kötülük daha yapıyor!

DİREN LAİK, DEMOKRATİK, ÇAĞDAŞ VE TEKNOLOJİK EĞİTİM… 
DİREN ADALET… 
DİREN DEMOKRASİ… 
DİREN KILIÇDAR!
=================================
Dostlar,

MİLLİ EĞİTİMDE DİNCİ – ŞERİATÇI MÜFREDAT GERİ ÇEKİLSİN

Türkiyemizin belki de en önemli gündem maddesi bu konu olmalıdır.
Kuşku yok öbür gündem maddeleri de çok yürek yakıcı..
Nuriye Gülmen ve Semih Özakça 4,5 aydır, dile kolay, 135 gündür ölüme yatmış durumdalar ve ne hazindir ki her geçen an ölümün karanlık sonsuzluğuna göz göre göre yaklaşmaktalar!?
Vicdanlar mühürlenmiş ve AKP iktidarı duymuyor, görmüyor..
Önceki gün TBMM’de, CHP Mersin Milletvekili Çocuk Hekimi Prof. Dr. Aytuğ Atıcı’nın aşağıdaki tümceyi, birkaç dakikalık söz hakkı süresine sığdığı ölçüde 11 kez yineledi :

  • Nuriye Gülmen ve Semih Özakça açlık grevinde ölmesin..
  • Nuriye Gülmen ve Semih Özakça açlık grevinde ölmesin..
    ……………………..
    …………………………………….

Sevgili meslektaşımız Prof. Atıcı’nın sakalı, 20 Temmuz 2016’da AKP darbesiyle OHAL ilanından bu yana 1 karışı çoktan geçti..
Dağlar taşlar feryatları – figanları duydu ama AKP = RTE duymuyor, görmüyor, bakmıyor, ilgilenmiyor..

AKP = RTE, iktidarda zamanlarının iyice azaldığının ayırdındalar. Vargüçleriyle iktidarda biraz daha kalmak birincil hedef ve amaçları için çırpınmaktalar. Bu sürede de Türkiye’yi olabildiğince dincileştirerek gericileştirmek ve olabilirse bu sayede pekiştirilen (tahkim edilen) kendilerinin itiraf ettiği “az eğitimli” kitlenin oylarıyla iktidarı sürdürmek.. Bu mantıkla AKP – MHP’nin gelenekselci – muhafazakar – mütedeyyin ve az eğitimli tabanına sürekli politik ödünler vermek. Dolayısıyla Milli Eğitim müfredatında yapılan çağdışı – gerici – dinci – şeriatçı – bilim ve akıl dışı değişiklik 2 işlevli.. Hem AKP’nin dünkü örtük günümüzde artık apaçık kinci – dinci kuşaklar yetiştirme hedefinin gereği hem de değinilen tabanı bir arada tutup oylarını almak..
*****

İlköğretim çocukları, “kara çarşaflı öğretmenleri” eşliğinde yürütülüyor sokaklarda..
Önde mehter takımı yürüyor..
Ardında başlarında fes ile erkek öğrenciler..
Arkasında türbanlı kız öğrenciler..
Sınıflarda hep birlikte dinci sloganlar atılıyor ve tek parmak kaldırılarak topluca
tekbir getiriliyor..
Youtube’da izlemek için tıklayınız : https://youtu.be/9pqRkKq90nc

*****
Bu kentin valisi, Cumhuriyet başsavcısı, emniyet müdürü, garnizon komutanı nerededir?
Bu ülkenin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı nerededir, bunları neden görmez??
Türkiye adım adım şeriat düzenine mi sürüklenmektedir göz göre göre!?
*****
TBMM İçtüzük değişikliklikleri bir başka yakıcı konu..
16 Nisan 2017 deli saçması halkoylaması ve YSK’nın tam kanunsuzluğu ile gayrımeşru duruma düşen anayasa değişikliği yetmezmiş gibi, zaten işlevsizleştirilen – göstermelikleştirilen TBMM, bu kez bir de İçtüzüğü ile felç edilerek teslim alınıyor. Muhalefetin sesi iyice kısılıyor. TBMM Başkanı, Atatürk’e aşırı alerjili Bay Kahraman papyon – fraktan rahatsız olduğundan, bu da kaldırılıyor.. Anayasa Mahkemesi’nin TBMM içtüzüğünü ve değişikliklerini -önüne getirilmesi durumunda- yasalar gibi anayasaya uygunluk bakımından denetleme yetkisi var (Anayasa md. 148/1). Ama bu Anayasa Mahkemesi ile mi? Kendini yokumsamadı mı bu heyet OHAL KHK’sından başka her şeye benzeyen “AKP OHAL KHK” larını incelemeyi yetkisi dışında gören ??
*****
AKP = RTE, giderayak vargücüyle abanıyor Türkiye’ye.. İç ve dış sorunlar ise tırmanmada. Heyhaaaat, çıkmaz sokak.. Yolun sonu görünüyor artık.. Ne yaparsanız yapın, yarattığınız enkazın altında kalacaksınız..
*****
Milli Eğitim Bakanlığı için merhum Prof. Ahmet Taner Kışlalı “Milli İHANET Bakanlığı” demişti. Şimdi ise “Dinci İhanet Bakanlığı” demek gerekecek.. Kala kala tek sözcük kaldı. Bu düzenleme Danıştay’dan mutlaka dönmelidir. Ardından yasa değişikliği – torba yasa ya da OHAL KHK’sı ile dayatmayı sürdürebilir mi AKP acaba??

Erdoğan, şu dakikalarda onlarca TV kanalında konuşmakta (21.7.17, 15:56).. Güncel yakıcı sorunlara değinmemekte.. Almanya ile yaratılan ciddi bunalıma gene içi boş – altı boş, hamasi çıkış, İsrail’in özür dayatması, ABD’nin Erdoğan’ın bu ülkeye gelmemesini istemesi.. Büyüklere masallara devam. İstanbul Şehir Hastaneleri.. Bir fiyasko – talan politikası kör kör gözüm parmağına sürdürülmek isteniyor.

  • Öyle sanıyoruz ki; ne Türkiye ne de başka bir ülke, bütün zamanlarda ve coğrafyalarda böylesine kötü bir yönetim görmedi! Bize de bu zulüm nasip oldu ne günah işledi isek??

Sevgi ve saygı ile. 21 Temmuz 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com

Madımak ve Adalet Yürüyüşü

Madımak ve Adalet Yürüyüşü

Emre Kongar
(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

CHP’nin neredeyse Guinness Rekorlar Kitabı’na girecek kadar büyük ve görkemli olan Adalet Yürüyüşü, dünya medyasında, biraz yankı yapmakla birlikte, hak ettiği yeri pek bulamadı. Oysa bu Yürüyüş, bir partinin silkinişini, bir liderin yeniden doğuşunu ve Türkiye’de kara bulutların gölgesinde kalan Demokrasinin, yeniden, geleceğimizi aydınlatan bir umut halinde ortaya çıkışını simgeliyor.
***
Büyük bölümü mülkiyetine el konularak iktidar tarafından denetlenen, geri kalanları da baskı ile denetim altına alınan “asil ve necip” medyamız da bu “Adalet Yürüyüşü”nü, ya “İstanbul Yürüyüşü” diye kamufle ederek ya da bizim vergilerimizle utanmadan beynimizi yıkamaya kalkan TRT’nin yaptığı gibi “Sözde Adalet Yürüyüşü” diye karalayarak yansıtıyor.
***
Geçen hafta sonu, Kuşadası Belediyesi, Eğitim Sen Kuşadası Şubesi, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Kuşadası Şubesi ve Alevi Kültür Derneği Kuşadası Şubesi tarafından düzenlenen MADIMAK anma etkinliklerine katıldım. Ayrıntıları ve yaptığım konuşmanın ana hatlarını www.kongar.org adresli sitemdeki “Güncel” yazımda okuyabilirsiniz. Bu anma törenlerinden algıladığım en önemli gerçek, Kılıçdaroğlu’nun Büyük Adalet Yürüyüşü ile Madımak katliamına duyulan isyanın tam bir duygu ve düşünce bütünlüğü içinde yaşanmakta oluşudur. Örneğin, Kuşadası anmalarındaki panele ve konsere katılan genç ve değerli CHP milletvekili Ali Haydar Hakverdi, doğrudan Adalet Yürüyüşü’nden yorgun argın gelmişti ve işi biter bitmez, yine yürüyüşe katılmak üzere apar topar aramızdan ayrıldı…
Panelde yaptığı konuşmada da doğrudan doğruya Adalet Yürüyüşü ile bu katliam arasındaki evrensel adalet arayışı ilişkisini kurdu. Paneli yöneten Eğitim Sen üyesi değerli öğretmen Erdal Kılınç’ın bir KHK mağduru olması ise Adalet Yürüyüşü ile Madımak Paneli arasındaki bir başka organik bağı vurguluyordu.
***
Bu vesile ile, pek çok yerel CHP örgütü gibi, Kuşadası CHP örgütünün de Adalet Yürüyüşü’ne destek verdiğini, her gün saat 18’de bir “Durma” eylemi organize ettiğini ve bunu başarıyla sürdürdüğünü öğrendim. Kuşadası’nın başarılı Belediye Başkanı Özer Kayalı kültür ve sanat etkinliklerine özel bir önem veriyor. Tam anlamıyla maddi manevi olarak desteklediği MADIMAK anma törenlerinden sonra, Ege’nin büyük müzik festivali “Kuşadası Gençlik Festivali”ni de organize etmiş. 5-9 Temmuz 2017 arasında Sevgi Plajı’nda yer alacak olan bu festival, çevrede büyük bir ilgi uyandırıyor ve Kuşadası’nın darbe yiyen dış turizmine, hiç olmazsa iç turizm açısından bir hareketlilik getiriyor.
***
Bu Büyük Adalet Yürüyüşü, Genel Başkanları Kılıçdaroğlu’nun yanındayürüyen:
Genel Merkez yöneticileri… 
Ona her aşamada destek olan milletvekilleri…
Başarılı belediye başkanları…
Seçmenleriyle birlikte gelen il ve ilçe örgütleri…
Sayesinde…
CHP içinde yeni bir umut ve yeni bir dayanışma ruhunun doğuşuna işaret ediyor!
Dilerim bu Demokrasi umudu, CHP’nin Büyük Adalet Yürüyüşü’nden tüm Türkiye’ye aynı hızla yayılır:
DİREN ADALET…
DİREN DEMOKRASİ!
===============================
Dostlar,

Bu aralar özellikle izlemek gerek Sayın Prof. Kongar hocamızı..
76’yı bulan yaşı, engin deneyimi ve birikimi, akademisyen ve siyasetçi kimliği, bürokrasiden getirdikleri.. Kolay edinilen bir konum (formasyon) değil..
Bunlara yürekliliği, Kemalist – ATATÜRKÇÜ kişiliği, demokratlığı da eklenince yazdıkları ve TELE-1’de Sn. Merdan Yanardağ ile 18 dakika programlarında söyledikleri (akşam 20:05’te) son derece ufuk açıcı ve yol gösterici oluyor..
Bu yazı da öyle..
Büyük ADALET YÜRÜYÜŞÜ, beklenen ve doğallıkla doğuracağı sarsıcı – silkeleyici sonuçlarına ek olarak, pek çok kurum ve kişinin aldığı tutum nedeniyle turnusol kağıdı işlevi de görüyor.. Siyaset bilimi açısından çok heyecan verici (!)…
İbretle izliyor ve not ediyoruz..

Büyük şair – yazar, yurtsever aydın Prof. Ataol Behramoğluna bırakalım sözü :

Sesime kulak ver gülüm
Tutsaklığa yeğdir ölüm
Nerde varsa böyle zulüm
Çaresi isyan olmuştur.

Sevgi ve saygı ile. 05Temmuz 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Kılıçdar direniyor-2

Kılıçdar direniyor-2

Emre Kongar, Cumhuriyet, 18.6.2017

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun 15 Haziran Perşembe günü saat 11’de, Ankara’da Güven Park’tan başlattığı, yaklaşık bir ay sürecek olan Adalet Uzun Yürüyüşü ne anlam ifade ediyor? Bu soruya tek kelimeyle yanıt verilirse, bu yürüyüşün anlamı “DİRENİŞ”tir.
Kılıçdaroğlu DİRENİYOR: DEMOKRASİ için ADALET için DİRENİYOR…
Hem içeridekiler hem de dışarıdakiler için DİRENİYOR!
Hiç kuşkunuz olmasın: Bu DİRENİŞ, toplumun duygu ve düşüncelerini yansıttığı, toplumca benimsendiği için, mutlaka somut bir sonuç verecektir!
***
Tarihin bize öğrettiği kesin ders,

hiçbir iktidarın sonsuza
dek sürmediği,
– bütün iktidarların
değiştiği,
– bütün diktatörlüklerin
ise yıkıldığıdır:


Nedir iktidar değişikliğinin altında yatan mekanizma?

Toplum durağan olmadığı, sürekli bir değişme halinde bulunduğu için, iktidarlar da mecburen değişirler. Toplumsal değişmenin arkasında ise: Uzun vadede, teknolojik değişme ve gelişmeler… Kısa vadede ise, insanların güvenlik ve refah anlayışları yatar.
Kısa ve uzun vadeli değişme güçlerinin siyasete taşınması ise örgütlenme ve eğitim ile olur.
***
AKP iktidarı:
Sahte bir demokrasi…  Sahte bir insan hakları…
Sahte bir özgürlükçülük… Sahte bir adalet…
Sahte bir refah…  Sahte bir güvenlik…
Vaadi, aldatmacası ve demagojisi üzerine kuruldu.
Şimdi bu iktidarın sahteliği ve sahteciliği ortaya çıktı
İktidar zemini ayaklarının altından kayıyor…
Bu kaygan zeminde tutunabilmek için, emir altına aldıkları yargı üzerinden,
insanları isyan ettiren olmadık önlemlere başvuruyorlar.
***
İşte Kılıçdaroğlu’nun ADALET YÜRÜYÜŞÜ ve DEMOKRASİ DİRENİŞİ
bu 
baskı ortamın yarattığı tepkisel bir eylemdir:

Bu yürüyüşün önemi, yaratacağı sonuçlar kadar, bizatihi kendisinin, bu SAHTE DEMOKRASİNİN, bu BASKI YÖNETİMİNİN tepkisel bir sonucu olmasından ve
halkın beklentilerini, duygularını yansıtmasından kaynaklanmaktadır.

Sabrı tükenmiş bir halkın,
“Bıçağın kemiğe dayandığı noktadaki” ADALET ARAYIŞINI ve
DEMOKRASİ DİRENİŞİNİ
temsil ettiği için, anlamlıdır, önemlidir, sonuç verecektir
ve
de tarihe geçecektir!

DİREN ADALET… DİREN DEMOKRASİ!
=============================================
Dostlar,

Üstad Prof. Kongar‘ın bu çok önemli yazısı aynen bizim duygu ve düşüncelerimizi de yansıtıyor. Sözcük sözcük paylaşıyoruz içeriği ve bu onurlu direniş eylemini selamlıyoruz.

  • Selam olsun bu onurlu direniş ve özverili, meşru başkaldırışa!
  • Selam olsun CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na, yürekli öncülüğü için..
  • Yuh olsun açık – örtük gözdağı verenlere ve kiralık kalemşorlarına..
    Kılıçdaroğlu’na bedensel güç ve direnç diliyoruz ileri yaşı nedeniyle.
    Psikolojik desteğe gereksinim duymayacak ölçüde siyasal bilinci olduğunu biliyoruz.
    Kendisine gerekli nitelikli tıbbi desteği verecek hekim meslektaşlarımzın çabasına da saygı!

    Evet, Mülkiye’li kıdemlimiz Kongar hocamızın isabetle kaydettiği ve siyasal tarihten, siyaset sosyolojisinden, siyaset biliminden… çok kesin olarak şu 3 gerçeği çok iyi biliyoruz :

1- Hiçbir iktidar sonsuza dek sürmez,
2- Bütün iktidarlar
 değişir,
3- Bütün diktatörlükler
 
ise yıkılır…

AKP = RTE de bu gerçekleri artık görüyor.. Tüm hırçınlıkları bundan.. İçte de dışta da ülkeyi duvara dayadılar. Atacakları adım kalmadı.. Yolun sonu görünüyor.. Yargılanacaklar..

Baksanıza, Milli Savunma Bakanı olacak imam zat, Manisa’da zehirlenen askerlerin yediği hindi etlerinde salmonella bakterisi üretilmesine karşın, hala “umudu” (!?) bölgedeki depremlere ve bu yüzden yeraltı sularına karışabilecek kimi toksik kimyasallara bağlayabilecek ölçüde kanatlandı! Bakan derhal kenara çekilmeli, gölge etmesin, ihsanı kendisine kalsın..

Ama bakınız, muazzam gaflarına karşın AKP = RTE önemli görevden almalar (adam harcama!) yap(a)mıyor.. Domino etkisini biliyorlar.. Birbirlerine panik içinde yapışmış durumdalar.. Sağduyulu AKP tabanı da artık bıktı, vicdanı kaldırmıyor..

Kağıttan kule / kaplan gibiler..
Halkımız üflese darmadağın olacaklar..
Az aldı, o günleri de göreceğiz.. Lanetli yıllar bitecek..

Diren Türkiye..

Sevgi ve saygı ile. 19 Haziran 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

19 Mayıs’ı niçin engelleyemezsiniz!

19 Mayıs’ı niçin engelleyemezsiniz!

Emre Kongar

İstediğiniz kadar toplantı yasağı getirin… İstediğiniz kadar unutturmaya çalışın…
19 Mayıs’ın zihinlerdeki ve kalplerdeki yerini asla silemez…
Ve onu engelleyemezsiniz: Çünkü 19 Mayıs Ruhu ölümsüzdür!
***
Siz kutlanmasını yasaklamaya çalıştığınız bu bayramın arkasındaki “Devrimci Ruhu”,
“19 Mayıs Ruhu”nu bilmezsiniz:

19 Mayıs Ruhu işgal edilen bir toplumun düşmana karşı şahlanışıdır…
19 Mayıs Ruhu ezilen halkın Padişah’a karşı başkaldırışıdır..
19 Mayıs Ruhu emperyalizme karşı bağımsızlık savaşıdır…
19 Mayıs Ruhu bir milletin yeniden doğuşudur…
19 Mayıs Ruhu din/tarım imparatorluğundan çağdaş devlete sıçrayıştır…
19 Mayıs Ruhu Padişah’ın tek kişilik iradesi yerine Meclis iradesinin geçmesidir…
19 Mayıs Ruhu kölelikten vatandaşlığa geçiştir…
19 Mayıs Ruhu değişimdir, devrimdir, ilerlemedir…
19 Mayıs Ruhu uygarlıktır, çağdaşlıktır…
19 Mayıs Ruhu Cumhuriyettir, Laikliktir, Demokrasidir…
19 Mayıs Ruhu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür…
19 Mayıs Ruhu Türkiye Cumhuriyeti’dir!
***
ÖZETLE, 19 Mayıs Ruhu ZAFERDİR!
Çağdaş Türkiye’nin, Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti’nin:
Hem Padişah’a yani Halife- Sultan’a karşı…
Hem galip devletlere yani emperyalizme karşı…
Hem de tarihin büyük bir ağırlıkla yüklediği, toplumsal, ekonomik ve siyasal geri kalmışlığa karşı zaferidir!
***
O kutlanmasını yasaklamaya çalıştığınız bayramın arkasındaki 19 Mayıs Ruhu’nu iyi öğrenin; bu ruh:
– Kendine güveni…
– Olanaksızın başarılmasını…
– Monarşinin çöküşünü…
– Milli Egemenliğin ilanını…
– Düşmana karşı zaferi…
– İşgal altında inleyen, çökmüş bir imparatorluktan yepyeni bir Cumhuriyetin doğuşunu…
– Bir egemenlik savaşının hem düşmanlara hem de Padişah’a karşı kazanılma sürecini…
– “Devrimci bir atılımı” simgeler.
Çünkü bu atılımın başlangıç tarihidir… Bu nedenle de ölümsüzdür!
***
Şimdi siz, baskıyla, ezerek, korkutarak, zulmederek, 19 Mayıs Ruhu’nu öldürmeye, yok etmeye çalışıyorsunuz: HAYIR! 
Bu ölümsüz ruhu yok edemeyeceksiniz…
Çünkü: DİRENECEĞİZ!
===============================
Dostlar,

Saygın insan Prof. Emre Kongar’ın bu nefis yazısını biz de ay-nen benimseyerek ve kendisine teşekkür ederek katılıyor, sizlerle paylaşıyoruz..
Aynen de böyle oldu bu gün; 19 Mayıs 2017 günü, 98. yılında kutsal Anadolu isyanının!
AKP yasakları vız geldi halkımıza çünkü bu fütursuz yasakçılık belki (?) şekil olarak yasal –
iç mevzuata uygundu ama hem Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hak ve özgürlükleri ile ilgili Andlaşmalara (başta AİHS!) aykırı, dolayısıyla geçersiz; hem de meşru değildi..

Ve Türk Ulusu meşru direniş hakkını kullanarak, AKP depotizmine ve hukuk tanımazlığına karşın 19 Mayıs bayramını tüm Türkiye’de onurla, şanla, cesaretle, görkemli ve uygarca kutladı.. Bu tablo ile övünmek gerekir..
AKP iktidarının ve Cumhuriyet – Atatürk düşmanlarının bu tablodan öğrenmeleri –
ders almaları gereken öyle çok gerçek var ki! Keşke anlayıp azıcık ibret alsalar ve bilerek sürdürülen bu ayrıştırma ve ötekileştirme ilkelliğine dayalı AKP tabanını pekiştirme – bir arada tutma ilkelliğinden vazgeçseler..

Sevgi ve saygı ile. 19 Mayıs 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Kadın ve yargıç bir Danıştay Başkanı!

Kadın ve yargıç bir Danıştay Başkanı!

Emre Kongar
Cumhuriyet, 12.5.17

***
Bütün akademik yaşamımı ve yazarlık kariyerimi “Demokratik, Laik ve Sosyal, Hukuk Devleti”nin gelişmesine adadım.
Bu açıdan, ailemden aldığım terbiyeyle de tam bir uyuşma halinde, hukukçulara, özellikle de yargıçlara büyük bir saygı besledim. Onların daima benim gibi ortalama vatandaşlardan daha yüksek bir meslek ahlakına, dolayısıyla daha üstün bir hak, hukuk ve adalet duygusuna sahip olduklarına inandım ve bunu savundum.
Zerrin Güngör, bir hukukçu ve bir yargıçtır.
Sadece bu niteliği bile kendisine büyük bir saygı ve güven beslenmesinin nedenidir.
***
Danıştay, ülkeyi yönetenlerin bütün yaptıklarının hukuka uygunluğunu denetleyen, insanları iktidarlara karşı koruyan, ayrıca Anayasa’nın “Demokratik, Laik ve Sosyal bir Hukuk Devleti” ilkesini kollayan en üst idare mahkemesidir.
Öğretim üyesi olarak, Danıştay’daki kültür ve sanatla ilgili davalarda defalarca “Bilirkişi” görevi yaptım. Ne denli titiz ve hukuka uygun çalıştıklarına bizzat tanık oldum. Müsteşarlık yaptığım dönemde, Bakanlıkta alınan bütün kararların hukuka uygun olmasına özen gösterdim; “Danıştay ne der?” sorusunu hep aklımda tuttum.
Zerrin Güngör Danıştay Başkanı’dır.
Bu niteliği ile de benim toplumsal hiyerarşik değerler sistemimin en üst sıralarında yer almaktadır.
***
Cumhuriyet gazetesinin haberine göre Danıştay Başkanı Zerrin Güngör,
Danıştay’ın 149. Kuruluş Yıl Dönümünde, (bence tarihe geçecek) bir konuşma yapmış:

Tüm yetkileri tek elde toplayan, Anayasa Mahkemesi’nin 15 üyesinden 12’sini, Hâkimler Savcılar Kurulu’nun 13 üyesinden 6’sını atama hakkına sahip kılınan Cumhurbaşkanı’na, tüm adalet mekanizmasını belirleme, ülkeyi KHK’lerle ve seçilmemiş yöneticilerle idare etme olanağı veren…
Böylece kuvvetler ayrımını ortadan kaldıran Halkoylamasını hatırlatıp:
“16 Nisan 2017 tarihinde halkoylamasına sunulan ve kabul edilen değişiklikle Anayasamızda var olan kuvvetler ayrılığı ilkesi daha da belirgin hale getirilmiştir” diyebilmiş.
Yüz bini aşkın kişinin işten atıldığı, binlerce yargı mensubunun, sivil ve asker bürokratın, medya mensubunun hapsedildiği, şirketlere, yayın organlarına el konduğu, Halkoylaması koşullarının baskı altında zehirlendiği
OHAL dönemi ve OHAL’de çıkarılan KHK’ler konusunda da:
“Olağanüstü halin ilanı ve bu süreçte kabul edilen KHK’lerin amacı, devletin kurumlarını terör örgütü mensuplarından arındırmak ve demokrasiyi korumak olup kişilerin hak ve özgürlüklerine, amaç dışında herhangi bir sınırlama getirilmemiştir biçiminde konuşabilmiş.
***
Danıştay Başkanı Sayın Zerrin Güngör bu konuşmasıyla, Anayasasında “Demokratik, Laik ve Sosyal, Hukuk Devleti” yazan Türkiye Cumhuriyeti’nde artık hiç kimsenin idare (iktidar) karşısında güvencesi kalmadığını ilan etmiş…
Ayrıca benim yaşamım boyunca inandığım ve savunduğum bütün toplumsal, siyasal ve akademik değerleri de sıfırlamış bulunmaktadır!
BEN BU DEĞERLERİM İÇİN DİRENMEYİ SÜRDÜRECEĞİM!
====================================
Dostlar,

Sayın Kongar’ın bir başka makalesini irdelerken önceki gün (11.5.17) sitemizde biz de konuya değindik (http://ahmetsaltik.net/2017/05/11/emre-j-kongar-16-4-17-buda-ve-gbu-43-moab/) :
*****
… “Danıştay başkanı dün, akıl almaz biçimde 15 Temmuz sonrası görevden atılmaların – tutuklamaların hukuk dışı olmadığın söyleyebildi! Aynı başkan, 16 Nisan halkoylaması sonucuna katılan hile sonrasında Türkiye’de güçler ayrılığının iyice yerine oturduğunu da buyurdu!
Tam iktidar ağzı.. Hızını almayıp, apaçık TAM KANUNSUZLUK yapan YSK yargıçlarını haklı olarak sert eleştiren CHP Genel Başkanı Sn. Kılıçdaroğlu‘na laf yetiştirdi!

Ne yapsak, ne etsek de bu kadıncağıza iktidar olarak teşekkür etsek? Ne görev ve paye versek Danıştay başkanlığından daha yüksek? Gerçekten hukuk eğitimi almış, hukuk etiği okumuş, hukukun üstünlüğünü içselleştirmiş hangi hukukçu bu sözleri söyler ya da onaylar??
Zerrin hanım, Türk – Dünya hukuk ve uygarlık tarihinde hak ettiği mümtaz yeri bulacaktır. Çoook yazık Türkiye’ye çooook yazık.. Danıştay Başkanı açıkça “ihsas-ı rey” yaptı!
*****
“Evet, tek adam rejimi getiriyoruz” 
sözleri bizzat, artık yeniden AKP’li Erdoğan ve Başbakan’ın ağzından dökülür ve saklanamayan gerçek itiraf edilirken; Danıştay başkanı yüksek yargıç Zerrin Göngör’ün tam da tersine güçler ayrılığının pekiştirildiğini söyleyebilmesi gerçekten akıllara seza bir durumdur. Bir bölümü AKP’li sokaktaki milyonlarca yurttaş bile bunca yetki bir adama verilmez.. gerekçesiyle halkoylamasında “hayır” oyu kullanırken, en yüksek idari yargı organı 149 yıllık Danıştay’ın başkanının bu yalın gerçeği görmemesi, görememesi anlaşılır şey değildir, kabul edilmesi olanaksızdır. Hukuk Fakültesi 1. sınıfında Anayasa Hukuku dersi alan öğrenciler bile, Türkiye’ye dayatılan “Cumhurbaşkanlığı” sisteminin siyasetbilimi yazınında (literatüründe) yer olmadığını, dünyada benzerinin bulunmadığını (neverland!), ucube bir despotik rejim olduğunu anlayabilir.. Taa 1789’da Fransız Yurttaş Hakları Bildirisinde “güçler ayrılığı olmayan ülkede anayasa yoktur!” yazılmış iken (md. 16), Yüce Atatürk’ün devrimleri sayesinde o yüce makama gelen kadın Danıştay başkanı Zerrin hanım bilim dışı söylemi nasıl dillendirebilmiştir?

Danıştay Başkanı yüksek yargıç Zerrin hanım da korkmakta mıdır AKP – RTE’den?
Niçin korkmaktadır? Ya da bir beklentisi mi vardır?

Belki de her şeyden önemlisi / ürkünç olanı, yargıç tarafsızlığını yitirmiştir. Üstelik adli değil idari yargıçtır ve Anayasa’nın 125. maddesi gereği İdarenin her türlü işlem ve eyleminin, önlerine getirildiğinde hukuka uygun olup – olmadığının kararını vermek için yargı denetimi yapacaktır.

  • Zerrin hanım görevinden istifa etmek zorundadır..

Sevgi, saygı ve kaygı ile. 14 Mayıs 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com