SAPIKÇA YALANIN KATMERLİ BELGESİ

SAPIKÇA YALANIN KATMERLİ BELGESİ

YILMAZ ÖZDİL
SÖZCÜ, 17 Nisan 2018

Hatırlarsınız… Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi ilahiyat fakültesi öğretim üyesi Abdullah Akın diye bir herif üniversitenin televizyon kanalına çıkarak hiç utanmadan “1924 yılında camiler kapatıldı Çanakkale ve Bursa’da genelev olarak kullanılan camiler var.” demişti.
*
Bunun üzerine ben de köşemden sormuştum: “Çanakkale veya Bursa’da bu genelevlerin adresini bilen var mı? Herhangi bir devlet büyüğümüz kerhane yapılan camileri gösterebilir mi? Devlet kerhane yapılan caminin yerini bilmiyorsa o devlete devlet denir mi? Yok eğer böyle bir kerhane yoksa bu sapıkça yalana sessiz kalan devlete devlet denir mi?”

CHP Bursa milletvekili Ceyhun İrgil bu soruları resmiyete döktü, Bilgi Edinme Kanunu çerçevesinde Bursa Valiliği’ne yazılı olarak başvurdu.“Geneleve çevrilen cami var mıdır? Varsa hangi cami nerede ne zaman geneleve çevrilmiştir” diye sordu.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Vakıflar Müdürlüğü bu sorulara “resmi imzalı” yanıt verdi. “Camilerin genelev olarak kullanıldığına dair herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmamıştır.” dedi.

Böylece ilahiyatçı öğretim üyesinin resmen yalan söylediği resmen iftira attığı “devletin resmi yazısı”yla belgelenmiş oldu. Peki bu sapıkça yalanın kaynağı neydi? Yanına bırakacak değiliz… Onu da yazdım.
*
Bu sapıkça yalanın kaynağı kafasında fesle dolaşan tımarhanelik Kadir Mısıroğlu 2012 yılında AKP yandaşı televizyon kanalında ‘tarih sohbetleri’ programına katıldı. Tarihte ilk kez o gün bu yalanı söyledi. ‘İsmet paşa döneminde Çanakkale’de bir cami kerhane yapılmıştır Sebilürreşad koleksiyonuna baksınlar fotoğrafı var’ dedi. Yani adıyla sanıyla belgeli kaynak gösterdi fotoğrafı var dedi.

Sebilürreşad haftalık bir dergiydi. 1908’de Mehmet Akif Ersoy’un kuruculuğunda Sırat-ı Müstakim adıyla çıkarıldı. 1912’de adını değiştirdi Sebilürreşad oldu 1966’da kapandı. Ama… 2016’da tekrar açıldı. AKP himayesinde açıldı. Yayın hayatına başlaması nedeniyle TBMM Kültür Evi’nde etkinlik düzenlendi. TBMM’de milletvekili odalarına dağıtıldı. Hatta asrın liderimiz bu dergiye makale bile yazdı.
Ayrıca… AKP’li Bağcılar belediyesi Sebilürreşad dergisinin Mehmet Akif Ersoy dönemindeki eski sayılarını günümüz Türkçesiyle kitaplaştırdı sayı sayı cilt cilt eksiksiz bastırdı.
E şimdi buradan AKP’ye açık çağrı yapıyorum… Sebilürreşad dergisinin arşivi komple elinizde olduğuna göre cilt cilt bastırdığınıza göre, İsmet İnönü döneminde Çanakkale’de kerhane yapılan caminin fotoğrafını gösterebilir misiniz?”
*
Bu yazım üzerine… İstanbul büyükşehir belediye meclisi’nin adeta tek başına muhalefet partisi gibi mücadele eden namuslu üyesi CHP’li Hüseyin Sağ soru önergesi verdi.

Bağcılar belediyesi tarafından bastırılan Sebilürreşad dergisinde gerçekten böyle bir bilgi belge fotoğraf var mıdır?” diye sordu.

Daha doğrusu sormaya çalıştı… Çünkü tartışma çıktı Hüseyin Sağ’ın mikrofonu bile kapatıldı Akp’li meclis başkanvekili soru önergesinin oya sunulmasını bile kabul etmedi zorla üstü örtülmeye çalışıldı.
Ve… Sebilürreşad dergisi tartışmalara noktayı koydu.
Derginin bu ay çıkan son sayısında aynen şöyle denildi.

Sebilürreşad üzerinden yapılan polemik sürüyor. Kadir Mısıroğlu Sebilürreşad’ın umumevine dönüştürülen cami haberi yayınladığını söylüyor. Yılmaz Özdil ise arşiv elinizde koyun haberin belgesini diyor. Bu iddianın zaten tarafı değiliz ancak bize bir açıklama düşüyor. Biz umumevine dönüştürülen cami haberi görmedik.”
*
Evet… Kafasında fesle dolaşan tımarhanelik Kadir Mısıroğlu‘nun sapıkça yalanını bizzat Kadir Mısıroğlu tarafından kaynak gösterilen Sebilürreşad dergisi çürüttü: “Biz böyle bir haber görmedik.”
Gazeteci olarak milletvekili olarak belediye meclis üyesi olarak üstümüze düşeni yaptık hem mesleki hem vicdani görevimizi yerine getirdik Cumhuriyet düşmanı kindar yobazların sapıkça yalanını hem devletten hem de kaynak gösterilen dergiden tescilledik.
*
Mustafa Kemal’in askeriyizMüsterihiz.
Şimdi sıra YÖK’ün mesleki ve vicdani görevini yerine getirmesine geldi.
Katmerli yalancı Abdullah Akın denilen herif Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde öğretim üyesi olmaya devam edecek mi?

https://www.sozcu.com.tr/2018/yazarlar/yilmaz-ozdil/sapikca-yalanin-katmerli-belgesi-2354971/

Dünya düz, yargı bağımsızdır…

Dünya düz, yargı bağımsızdır…

Tuncay MOLLAVEİSOĞLU
(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)
​Dünyamızın uzay boşluğunda asılı fotoğraflarını yayınlayan NASA‘ya fotoşopçu dedi… NASA, aslında düz olan yerkürenin fotoğraflarında oynama yapıyormuş! “Dünya yuvarlaktır” diyenlerin tamamını ise Mason ilan etti… AKP Gençlik Kolları yöneticisinin dünyanın düz olduğunu savunan açıklamaları sosyal medyayı salladı.
“Bu çağda nasıl bir cehalet?” diye düşünürken sosyal medya hesabımın altına gelen bir yorum beni daha da şaşkınlığa sürükledi. Bir takipçim, Kuran’da da dünyanın düz olduğunun yazılı olduğunu öne sürerek AKP’li yöneticiyi savundu.
Bu iki olay, memleketin içinde bulunduğu cehennemi cehaletin özetidir…
Bilimi reddeden, sorgulamayan, kulaktan dolma, üfürükçü cemaatlerden sızma bilgilerle çocukların zihinlerini ele geçiren, iradelerini ellerinden alan bir sistem bu…
Biri bilimi reddediyor; defalarca ispatlanan, insanlığın gözüne sokulan gerçeği yok sayıyor, diğeri de dünyanın düz olduğunu, yüce dinimizin Kitabına atıfta bulunarak ispata çalışıyor!
AKP Gençlik kolları yöneticisinin “dünya düzdür” açıklaması, iktidarın Türkiye’yi sürüklediği Ortaçağ karanlığından kalma… Bir anlamda bu kafaya uygun bir bilimsel tez!
Türkiye’nin tüm sosyal, ekonomik, siyasal birikimlerini süpürerek ülkemizi çağdaş dünya liginden geriye düşürmeye çabalayan bir yönetim var…
Dini safsatalar gericileşmenin bir kaldıracı olarak kullanılıyor. Sosyal medya takipçimin, belli ki hiç bilmediği Kur’an’a dayanarak “dünya düzdür” demesi gibi…
*
NASA dünyanın fotoğraflarında fotoşop yapmıyor ancak “yeni Türkiye”yi kurmaya kalkanlar hem dinimizde hem de yakın tarihimizde en acımasız fotoşopları kullanıyor…
Mesela FETÖ’ye makyajın, fotoşopun kralını yapanlar bunlardı…
Dinimizin yasak saydığı en büyük günahları, ‘türban filtresi’ ile örtmeye çalışan bunlardı…
Kumpas davalarında generalleri terörist, teröristi gizli tanık yapanlar da…
Fotoşopun, makyajın, sahteciliğin en derinini çocukların zihinlerinde yapıyorlar şimdi…
Milli Eğitim Bakanlığı’na din simsarı vakıf ve dernekleri sokanlar bunlar…
Yazarken dahi elimi titreten çocuk tacizleri;
Karanlık odalarda, sözde yurt ve eğitim kurumlarında çocuklara tecavüzler
Makyajın bin türlüsü bu vakıf ve derneklerde…
*
Ayrıca bağış adı altında para toplayıp gemicik satın alanları da var!
Sorumluları Almanya’da mahkum edilirken Türkiye’de üzeri örtülen bir yardım derneği vardı… Benim programlarımı takip edenler bilir… Camilerden, kadınların ev toplantılarından altınlar ve paralar nasıl toplanmıştı?!
Para toplayanlar yoksulluğu fotoşop yapmışlardı yolsuzluklarına…
*
Bir de tarihin makyajcıları var…!

Fesli meczubun yalanları devletin zirvesine kadar uzanıyor…
Camilerin ahıra çevrildiği iddiası yine gündemde..
Kitaplarında bu iddiaları belgeleri ile yalanlayan değerli dostum, tarihçi Sinan Meydan ile konuşuyorum;

  • “Atıl ve boş durumdaki az sayıda bazı camiler depo olarak kullanılmıştır. Asla, ahır ya da eğlence merkezi olarak kullanılmamıştır! İsmet İnönü, 2. Dünya Savaşı’nın devam ettiği 1939-46 yılları arasında muhtemel bir saldırıda camilerin hedef alınmayacağını düşünerek, müzelerimizdeki “tarihi” ve “dini” eserleri, zarar görmemeleri için bazı camilere koydurmuştur. Bunlar arasında Kutsal Emanetler, Hz. Muhammed’in sancağı, kılıcı, Hz. Osman’ın kanlı Kuran’ı Kerim’i gibi dinsel ve tarihi değeri olan eşyalar vardır. Atıl durumdaki bazı camiler bu değerlerin deposu olarak bir dönem kullanılmıştır.” diyor.
Yakın tarihimizi fotoşopsuz, makyajsız öğrenmek için Sinan Meydan’ın kitaplarını öneriyorum.
Bu durumda İnönü’yü suçlayan zihniyetin, kutsal emanetlere gösterdiği hassasiyet için şükran duyması gerekmez mi?
*
Danıştay Başkanı Zerrin Güngör Habertürk yazarı Nagehan Alçı’ya “Bakın, yargı taraflı deniliyor. Ben Danıştay Başkanı olarak sizi temin ederim ki yargı şimdiye kadar hiç bu kadar bağımsız ve tarafsız olmamıştı…” demiş. (AS : Şaşılacak şeydir ki; VP Gn. Bşk. Doğu Perinçek de benzer sözlerle yargının son 50 yılın altın dönemini yaşadığını ileri sürebiliyor!!?)
Son söz olarak şunu söylemeliyim;
Türkiye’de yargı bağımsızlığı, dünyanın düz olduğu gerçeği kadardır
(YENİÇAĞ Gazetesi, 03.09.2017, http://www.yenicaggazetesi.com.tr/dunya-duz-yargi-bagimsizdir-44092yy.htm)
==========================================
Dostlar,
Çooook  teşekkürler değerli ve yürekli araştırmacı gazeteci – yazar Tuncay MOLLAVEİSOĞLU.. AKP Gençlik Kolları Yöneticisinin safsatasını hurafesini biz de yazacaktık ki, siz harika biçimde işlediniz. İşte AKP tabanı bu durumda. AKP = RTE iftihar edebilir, zaten açıkça itiraf ediyorlar eğitim düzeyi yükseldikçe oy oranlarının düştüğünü.. Bu durumda AKP = RTE oyları düşmesin diye halkın eğitim düzeyinin iyileşmesi için çaba göstermeyecek demektir; dahası, halkı bilimsel eğitimden koparıp din adına hurafelere boğması daha da etkili bir çare olabilir AKP’nin oyları azalmasın diye.. Türkiye feda edilerek AKP = RTE iktidarını sürdürmek.. Bu mudur size düşen misyon?!?

TÜBİTAK’ın dışladığı projeler Dünya çapında dereceye giriyor ama TÜBİTAK yönetimi utanmadan görevde ve siyaset kurumu da onları orada tutuyor..PISA yarışmalarında giderek geriliyoruz; 4+4+4 kepazeliği 2012’de başlatıldıktan sonraki 2015 PISA yarışmalarında iyice dibe vurduk..
IHL mezunları son üniversite yerleştirmelerinde 240 bini aşkın mezununun ancak 40 binini üniversiteye yerleştirebildi.. Orada da tercih sıralamasına ayrıca bakmak gerek.
Diyanet ve TRT, halkın vergileri ile hurafe üreterek halkın beynini yıkamakta..
Milli Eğitim müfredatı / öğretim programlarını iyice dincileştirerek bir anlamda tüm okulları İHL’ye dönüştürdü ve CİHAT konuları programa konarak ülke inanç ayrımı ile iç savaşa sürüklenebilir!..
Kurban Bayramı gerekçesiyle akıllara seza, dünyada örneği olmayan 10 koca gün tatil ve AKP’nin sahiplendiği her yıl onarılan bölünmüş yollarda her gün 10’un altına inmeyen trafik cinayetlerine kurban edilen gariban yurttaşlar…

Tek bir yönetici de çıkıp KURBAN’ın hayvan boğazlamak anlamında olmadığını söylemedi..

İlahiyat fakülteleri sus pus!?

Dışarıdan et ve canlı hayvan ithal eden Türkiye
, hayvan varlığının (42 milyonu küçük baş, 50 milyon dolayında) yaklaşık 4 milyonunu 4 günde feda ediyor.. Kıyma makinelerine, derin dondurucuya necip Müslüman halkımız ”Kurban bayram” öncesi hücum ediyor??!!

Kim kimi kandırıyor?
Bu aklımızla Allah’ı mı kandırıyoruz; halkı ALLAH ile mi kandırıyoruz??
Ve ardından ”elhamdülüllah Müslümanız” deyip kendi gibi olmayanları dışlayıp ötekileştiriyor muyuz??
Ve dahi, neciiiiiiiiiiiiiipler necibi, kör cehalet kuyusuna ittiğimiz milyonlardan ”alnı secde görüyor’ diye ”sandıkları patlatan” (!?) oylar alıp iktidara el mi koyuyoruz pupa yelken din devletine doğru??

Bu iğrenç ortaoyununu 21. yy’ın şafağında Türkiye coğrafyasında, kadim Anadolu halkına daha ne denli dayatabileceğinizi düşünüyorsunuz behey gafiller??
Sevgi ve saygı ile. 03 Eylül 2017, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com
Not : Şaşılacak şeydir ki; VP Gn. Bşk. Doğu Perinçek de benzer sözlerle yargının son 50 yılın altın dönemini yaşadığını ileri sürebiliyor!!?

30 Ağustos zaferi; Yabancı liderlerin düşünceleri 

30 Ağustos zaferi;
Yabancı liderlerin düşünceleri 

Türk milletinin yazgısını değiştiren ve çağdaş Cumhuriyetimizin yolunu açan 30 Ağustos Zafer Bayramını coşkuyla kutluyoruz. O zaferin yaratıcısı Büyük Atatürk’ü bir kez daha şükranla ve özlemle anıyoruz. Bugün O’nu ve eserini küçümsemeye çalışanlara Dünya’nın en büyük devletlerinin liderlerinin sözlerini hatırlatalım:

  • Winston Churchill : “Türklerin yeniden Avrupa’ya girmeleri Müttefikler için en kötü aşağılanmadır… Müttefiklerin zaferi hiçbir yerde Türkiye’deki kadar tam olmamıştı. Şimdi galibin gücü hiçbir yerde Türkiye’deki kadar gösterişli bir şekilde aşağılanmamıştır. Ve sonunda başarılı bir savaşın bütün meyveleri, uğrunda binlerce askerin hayatını verdiği Gelibolu, Filistin, Mezopotamya…başarıları, bunların hepsi bir utanç içinde sona ermiştir.”

  • Aristide Briand,Fransız Başbakanı : ‘‘Dağ başındaki haydutlar diye isimlendirdiğiniz kahraman Mustafa Kemal ve O’nun tüm askerleri burada olsalardı, teker teker hepsinin heykellerini dikerdik. Böyle bir kahramanla antlaşma imzalamaktan gurur duyuyorum.”

  • Lloyd George – İngiltere Başbakanı : ‘‘İnsanlık tarihinde dâhiler pek ender görülür. Fakat kötü talih, Tanrı bir dâhiyi Türkiye’de dünyaya getirdi. Biz onunla çarpışmak zorunda kaldık. Mustafa Kemal gibi bir dâhiyi yenmemiz imkansızdı” 

30 Ağustos zaferinin 95. yıldönümünde İsmet İnönü’nün sözlerini bir kez daha inança ve gururla yineleyelim :

  • Eşsiz kahraman Atatürk, vatan sana minnettardır.

Saygılar, sevgiler (30.08.2017)
============================

Sayın Onur Öymen‘e özlü ama etkili katkısı için teşekkür ederiz..

Sevgi ve saygı ile. 31 Ağustos 2017, Pertek – Tunceli

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

2017-2018 Müfredatı Açıklandı; Yalandan Eğitime Geçiyoruz

2017-2018 Müfredatı Açıklandı;
Yalandan Eğitime Geçiyoruz

Mahiye Morgül
Eğitimci

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

Eğitim programlarında değişmedik dönüşmedik ne kaldı diye soruyorsun kaldırılsın, diyor. Oraya gidiş bu gidiş. internetten ödev yapıyor çocuklar. Akıllının bir tanesi de öneriyor, artık kaynak oluşturmayan tüm kütüphaneler kapatılsın, eski kitaplar ortadan kaldırılsın, diyor. Haber Türk internet sayfasına koymuşlar. Aslında akıl o akıl da, sanki okuyucu istiyormuş gibi gösteriyorlar, eleştiren yorumları koymazlar.

İnternetten ödev yapılmasından en çok şikayet eden de ABD ve Avrupa. Abbas Güçlü yazdı, katıldığı Almanya’daki eğitim konferansında fark etmiş durumu. Ödev yapılan internet siteleri porno reklamlarla dolu diye şikayet eden ülkeleri anlatıyor köşesinde. Yalan haber yazmayı ders olarak koyan Harvard gazetecilik fakültesinin buna örnek verdiği gazete 60 bin satıyormuş.

Şimdi Abbas Güçlü’ye sormak gerek, yalan haber yazmak modası var da yalandan eğitim veren okul yok mu? Hatta kendi halkına yalan söyleyen Eğitim Bakanı yok mu?

Bakın şimdi, 1. sınıfta DİK TEMEL HARFLERE geçiyoruz, dediler; “tablette okuma-yazma getiriyoruz, kalemi defteri kitabı kaldırıyoruz” demediler, farkında mısınız?

Halkımız bu yıl 1. sınıfta çocuğunun neyle karşılaşacağını bilmiyor, bu nasıl olabildi?

Gelelim 5. Sınıfta 15 saat İngilizce’ye, ne demektir? Ana dil İngilizce…

Peki de, bu kadar öğretmen yok, bu yıl pilot okullarda başlayacak, ya sonra?

Diyor ki: “İngilizce dershaneleriyle, okullarıyla işbirliği edeceğiz.”

Bu nedir, bilen var mı? 2006 yılında bunun yasası geçti, uyudunuz. Hatta 1995’te Tansu Çiller eğitimi küresel eğitim piyasasına peş keş çekeceğinin taahhüdünü vermişti de halktan sakladı. Hatta anlayan beri gelsin, 15 Temmuz şehitleri anma fotoğrafında Tayyip beyle birlikte resim (AS: fotoğraf) verdi.

Siz de sözleşmeli İngilizce öğretmeni alacaklar sanırsınız, öyle değil. Eğitimi küresel piyasaya eklemleme görevlileri işbaşında, MEB’in amacı bile bu oldu. Ağzının salyaları akıyor şimdi yabancı dil kurslarının. Reklamlarını bile, yabancı öğretmen 30 günde sınavın ipuçlarını da öğretiyor diyerek yapıyor.  Yani?.. Bu işten kim kazanıyor, ona bakın lütfen.

4. sınıftan sonra çocuklarınız İngilizce piyasa kurslarına atılacak. Öğrendiği kadarını sınav şirketleri ölçecek, belge getireceksin sınıf geçeceksin. Paran kadar İngilizce… Hamiş!

  1. sınıfta konular iyice hafifledi, 4 yıllık Anaokulu başlıyor, 2. sınıfında İngilizce var, bunun öğretmenleri de bilmem nereden 5544/2006 sayılı yasaya uyarak “Dışarıdan Paket Eğitim Hizmetleri” olarak Hıristiyan dadılar göreceksiniz. Çünkü mevcut İngilizce kitapları, dil eğitimi değil, bizde hiç olmayan bir Hıristiyan kilisesinin din eğitimini verecek şekilde hazırlandı. (Lütfen okutulmakta olan ilkokul İngilizce kitaplarına dikkatle bakınız.)

Gelelim içeriğe eklenen İsmet İnönü gibi tarihsel kişiliklere ve Atilla İlhan gibi şairlere.

Daha öncekilere ne yaptılarsa onların başına da o gelecek; resimlerinin yanına birer börtü böcek, sanal çizgi kahraman, kolaj resimlerle karartma, soldurarak buharlaştırma…  Kâbe resminin üzerine boyaması için salyangoz, Atatürk’ün aile fotoğrafıyla yan yana anıran eşek, Kuran üzerinde kurbağa resmi, hadislere karikatür, vb.

Değerler eğitimi her dersteymiş… Siz de inandınız?

Talim Terbiye’nin başı olan Tablette İlmihal yazarı bir kişi, bir de özel eğitim şirketinin başıysa, siz bu adamın kendi şirketine para kazandırmak için eğitimi değiştirdiğini düşünmek için
ne bekliyorsunuz?

2004’te Tebliğler Dergisinde yayınlanan o resmi yazıyı bir daha anlatayım bari. Bu plan kaç yıllık plandır bilinsin. İngilizce’yle beraber piyasada kurslara atılacak daha ne dersler var, bakın:

RESİM, MÜZİK, BEDEN EĞİTİMİ, İNGİLİZCE, DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ, BİLGİSAYAR VE SEÇMELİ DERSLER.

Belgesini görmek isteyenler internette pdf dosya olarak Milli Eğitimde Emperyalist Kuşatma kitabıma bakabilirler. 2006’da MEB Hüseyin Çelik “Desantralizasyona geçiyoruz, 28 kriter (AS: ölçüt) belirledik” derken neyi planladıysa aynen uygulanıyor. Yani

  • Feto MEB içinde hiç uyumadan çalışıyor.

Kamucu ve bilimsel eğitim berhava…  Bilimsel Ders kitapları berhava…
Akıl dışılıklar had safhada. Böyle bir durumda ortada eğitim var diyebilir misiniz?

Abbas Güçlü Harvard’da yalanla gazetecilik öğretiliyor diye yazdı, ben de ekliyorum:

Eğitimi de piyasaya devredeceği üzerine Küresel efendilerin bankası WB ile GATS’ı imzalayan Tansu Çiller ve mahkemelik o bankayı (AS: FETÖ’cülerin Bank Asya’sı!) FETO’ya kuran bu hatun eliyle pişirilip önümüze getirilen MEB EĞİTİM PROGRAMLARI DA YALAN!

Türkçe 8. sınıfa kadar masal kitabı ise, gerisini siz anlayın.

  • Türk Milli Eğitimi bir masal oldu.

Onlar erdi muradına, ya siz sayın okurlar, direnme hakkınız yok mu?

Bu kitaplarla, bu müfredatla eğitim olmaz, buna bizi mecbur edemezsiniz deme hakkınız yok mu? (21.7.2017 – Rize)
============================================
Dostlar,

  • Feto MEB içinde hiç uyumadan çalışıyor.

Çok kıdemli ve çok yetkin eğitimci Sayın Mahiye Morgül hanımefendinin yukarıdaki yazısı
çok çarpıcı..

  • AKP = RTE’nin bu “eğitim müfredatıyla kuşatma ve son hamle” girişimini
    der-hal geri çekmesi gerek. Bu stratejik bir hata!
    Ancak son derece ilginç bir AKP = RTE hattı izliyoruz..
  • Gerek ulusal gerek uluslararası kişi – kurum – kamuoyunı hiç dinlemeden,
    kör inatla bodoslama giden bir TEK ADAM DESPOTİZMİ!

Gemi çatırdamaktadır, su almaktadır..

  • Titanik 1914 faciası gibi güvertede AKP = RTE’nin CİHATLA SON TANGOSU sahnededir!

Ne söylense, ne yazılsa, ne uyarılsa, ne rica edilse, ne ihtar edilse…. bo – şu – na!
Bu gemi ya kayalara çarparak parçalanıp batar ya da karaya oturur şanslı ise.
Ne oldu bu siyasal kadroya?
Neyin hesabındalar? Mühürlendi – kilitlendi tüm sağduyuları..
Belagatları bağlandı sanki.. Anlamak, çözmek çook zor çoook..
Gitmeye gidecekler de, kendileriyle birlikte, enkaza çevirdikleri Türkiye de batacak!

  • Bir şey yapmalı, bir şey yapmalı, bir şey yapmalı…
  • Bu çığlıklar Türkiye’den Dünyaya “SOS” feryatlarıdır..

Umarız zamanında duyulur..

Sn. Rıfat Serdaroğlu‘nun şu dehşet verici saptama ve uyarısına bakar mısınız??

  • “İleride 15 Temmuz’un üstündeki örtü kaldırıldığında, Hulusivil-Fidan işbirliği ile sahnelenen tiyatronun gerçeğini, Tayyip-Gülen işbirliğinin esas yüzünü, kendi insanının üzerine kurşun sıkan istihbaratçıları, mafya tetikçilerinin nasıl adam öldürdüklerini, CIA uşaklarının gerçek yüzlerini göreceğiz.”

Sn. Serdaroğlu‘nun yazısının tümü için tıklayınız :
http://ahmetsaltik.net/2017/07/23/rifat-serdaroglu-15-temmuzun-fatihi/

Sevgi ve saygı ile. 23 Temmuz 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

İnönü Vakfı : Lozan Barış Antlaşması’nın 94. Yıldönümü Hakkında

İnönü Vakfı ile ilgili görsel sonucu

İnönü Vakfı : Lozan Barış Antlaşması’nın
94. Yıldönümü Hakkında

Lozan Barış Antlaşması’nın 94. Yıldönümü nedeniyle, 24 Temmuz 2017 Pazartesi  günü İnönü Vakfı, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği  ve Adalar Belediyesi’nce saat: 17.00’de

Heybeliada İnönü Müze Evi’nde

“Lozan Barış Konferansı ve Antlaşması’nın 94. Yıldönümü” konulu toplantı düzenlenecektir. Konuşmacı olarak
Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Sayın Yılmaz Büyükerşen katılacaktır.

Davetiyesi ekte bilgilerinize sunulmuştur.

Saygılarımızla,
İnönü Vakfı

PROGRAM: 24 Temmuz 2016 Pazartesi

“Lozan Barış Konferansı ve Antlaşması’nın 94. Yıldönümü”

17.00 Açılış, Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı
17.10 Açılış Konuşmaları:

Özden Toker-İnönü Vakfı Başkanı
          Prof.Dr.Aysel Çelikel – ÇYDD  Genel Başkanı
Atilla Aytaç – Adalar Belediye Başkanı

17.30 Prof.Dr.Yılmaz Büyükerşen’ın Konuşması
Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı

18.15 Müzik Dinletisi – İkram

Yer: İnönü Evi Müzesi
Refah Şehitleri Cd. No:67 Heybeliada-İSTANBUL
Tel: 0 216 351 84 49
İnönü Vakfı Tel: 0 312 428 18 41 – 427 15 26
www.ismetinonu.org.tr

==================================================

Dostlar,

Aziiiiiz İsmet İNÖNÜ‘nün saygın anısını ve Lozan Barış Antlaşması‘nı ve elbette
Eşsiz Önder Mustafa Kemal ATATÜRK‘ü sonsuz bir saygı ve şükran ile selamlıyoruz..

Lozan Antlaşması = Türkiye’nin tabusu ve uluslararası tapusu olmasa idi, Vahdettin’in kabul etttiği aşağıdaki Sevr Antlaşması uygulanacaktı.

Sevres_Anlaşması

Lozan Antlaşması ile erişilen Misak-ı Milli sınırları ise aşağıda.. Musul, İngiliz oyunu ile Kürtçü Şeyh Sait ayaklanması ile yitirildi (1925); Hatay Ata’nın büyük çabası ile 1939’da kazanıldı..

2

Uzun söze, çarpıtmaya, vefasızlığa…. yer var mı??

Keşke AKP iktidarı, Devlet de Ulusal tarihimizde devlet adamlığı sorumluluğu ile sahip çıksa..
15 Temmuz için kopartılan yoz siyaset – halk yardakçısı kıyamete bakılırsa pek umut yok..

Ama gerçek tarih arşivlerde ve Türkiye’de de, dünyada da milyonlarca aklı başında, namuslu, değerbilir insanın – uzmanın gönlünde. Nankörler ne yaparsa yapsın, kendilerini eleveriyorlar.

Sevgi ve saygı ile. 12 Temmuz 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com