Cinayet, Adalet ve Demokrasi!?


Cinayet, Adalet ve Demokrasi!?

Emre Kongar

24 Ocak – 31 Ocak haftası: Siyasal cinayetleri simgeleyen bir hafta…
“Adalet ve Demokrasi Haftası” deniyor…
Türkiye’nin yakın siyasal tarihindeki siyasal cinayetlerden hareketle,
adalet, özgürlük ve demokrasi özlemini dile getiren bir simge…

Demokrasiyi, adaleti, özgürlüğü, bu uğurda can vermiş olan aydınları anarak arayan bir ülkedeki “demokrasi tarihinin” sefilliği!

***

24 Ocak 1993 Uğur Mumcu’nun katlediliş tarihi…
31 Ocak 1990 Prof. Muammer Aksoy’un katledilişi…

Kamuoyu, bu iki tarih arasındaki haftayı, hem katledilenleri anma, hem de demokrasiyi,
adaleti, özgürlüğü vurgulama haftası olarak belirlemiş.

Bana kalsa, 1 Şubat 1979’da katledilen Abdi İpekçi’nin ölüm tarihine kadar,
bir gün daha uzatırdım bu haftayı.

***

Türkiye bugünlere kendiliğinden gelmedi…
Getirildi:
İktidar kötüye kullanılarak…
Temel hak ve özgürlükler sınırlanarak ve kısıtlanarak…
Demokrasi, çoğunluk baskısı ile yozlaştırılarak…
Din istismar edilerek…
Eğitim gericileştirilerek…
Direnen gerici feodalite ve emekleme aşamasındaki kapitalizm ile
gözü dönmüş emperyalizmin ortaklaşa çabalarıyla…

Askeri darbelerle…
Ve sanki bütün bunlar yetmiyormuş gibi:
Demokrat, laik, Atatürkçü, kamuoyu lideri aydınların, gazetecilerin, yazarların,
öğretim üyelerinin teker
teker katledilmesiyle…

***

Yakın tarihimizde iki farklı cinayet dalgası var:
Birinci dalga, 1970’lerde ortaya çıkan ve tüm ülkeyi pençesine alan, adına “sağ-solçatışması” denilen dönemdir.
Aralarında Doğan Öz, Bedrettin Cömert, Bedri Karafakioğlu, Abdi İpekçi, Ümit Doğanay, Cavit Orhan Tütengil ve Ümit Kaftancıoğlu gibi aydınların bulunduğu ilk dalgadaki cinayetler 1980 yılında son buldu.
1990 yılında 31 Ocak’ta Prof. Muammer Aksoy’un öldürülmesiyle,
1980 darbesinin cesaretlendirdiği radikal dinci akımların etkisi altında, yeniden başladı.

Aksoy’un ardından 1990 yılında Çetin Emeç, Turan Dursun, Doç. Bahriye Üçok öldürüldü.
1993 yılında Uğur Mumcu, 1999 yılında da Prof. Ahmet Taner Kışlalı,
2002 yılında Dr. Necip Hablemitoğlu katledildi.

***

Bugün Türkiye’yi “Saray Yönetimi” aşamasına getiren sürecin önemli bir öğesi
bu siyasal cinayetlerdir…

Unutmayın, unutturmayın!

==========================================

Dostlar,

Tüm AYDINLANMA şehitlerimizi sonsuz bir şükran, minnet, özlem ve saygı ile anıyoruz..

Tetikçilerinin ve ardındaki ulusal – uluslararası katil sorumlularının bulunmasını ve yargılanmasını istiyoruz..

  • Devlet tüm yurttaşlarının can güvenliğini
    her durumda ve özürsüz sağlamalıdır.

Bu gün 1 Şubat… Aydınlık yazar (Milliyet başyazarı) Abdi İpekçi 36 yıl önce bu gün katledildi.

Aynı gün, Fransız havayolu Air France, yıllarca Fransa’da siyasal sığınmacı olarak saklanan, Fransa hükümetince korunup kollanan İmam Humeyni, Tahran’da Şah’a karşı yapılan darbe sonrası Devlet Başkanı olmak üzere Tahran’a uçurulmaktaydı..

Rastlantı mı acaba??

Şah Batı hayranı ve müttefiki değil miydi?
Emperyalizm at mı değiştirdi?
Yoksa gücü mü yetmedi İran’da olup bitene..
ABD toprakları yıllarca bu kez Şah ve ailesine mi sığınma yurdu oldu??

Ey insanlık düşmanı lanetli Emperyalizm; kanlı ellerin kırılsın e mi…
İnsanlık onuru seni de yenecek elbet bir gün.. Çok kalmadı, bundan eminiz..

T.C. Devleti, egemen devlet olduğunu aklından asla çıkarmamalı ve yurttaşlarına dönük
bu tür kanlı katil olaylarını mut-la-ka aydınlatarak şaibeden kurtulmalıdır.
Tersi, kaldırılamaz ölçüde ağırdır, utanç vericidir, ızdırap doludur..
Olasılıkları soru olarak sıralamak bile son derece kaygı vericidir :

– TC. Devleti bu cinayetleri önlemekten aciz midir?
– TC. Devleti bu cinayetleri aydınlatmaktan aciz midir? 
– Katil şebekeleri Devletin resmi kurumları içinde mi yuvalanmıştır?
– T.C. Devletinin eli “dışarıda” kanlı mıdır ki, içeride misillemeye muhataptır?
– T.C. devleti ele geçirilmiş ve acizleştirilerek felç mi edilmiştir de bizler habersiziz??
– T.C. devleti ASELSAN’daki yüksek zekalı mühendis vatan evlatlarını niçin korumuyor??
– T.C. İsparta uçağında çok değerli 6 fizikçisinin ölümüne / öldürülmesine yol açan kazayı
   / sabotajı neden aydınlat(a)mıyor??
– T.C. devleti, Jandarma Genel Komutanı katındaki bir orgeneralinin (Eşref Bitlis) uçağının            düşürülerek şehit edilmesinin üzerindeki kanlı örtüyü neden kaldır(a)mıyor??
– …..

Lütfen uzattırmayın, suç sayılabilecek soruları sordurmayın..
ve en birinci görevinizi yapın;

  • CAN GÜVENLİĞİMİZİ HER DURUMDA SAĞLAYIN..

İçişleri Bakanı iken Mehmet Ağar’ın, katledilen Uğur Mumcu’nun eşi Güldal Mumcu‘ya

  • “Tuğlayı çekersem duvar yıkılır ve hepimiz altında kalırız..”

söyleminin anlamını bize / Ulusa açıklayın ve gereğini yapın..

Sizde hiç ar – namus, vicdan – adalet duygusu, Allah korkusu yok mu??

Size etkili eylem – söylem nedir, söyler misiniz, hiç yoktan bilelim..

Sevgi ve saygı ile,
01.02.2015 

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

TÜRKİYE’de AYDIN CİNAYETLERİ NEDEN DURDURULAMIYOR; KATİLLER KİM?


TÜRKİYE’de AYDIN CİNAYETLERİ
NEDEN DURDURULAMIYOR;
KATİLLER KİM?

Dostlar,

Bir Adalet ve Demokrasi Haftası daha… 22. kez..

Buruk hüzünlerle..

Neredeyse son 2 on yıldır 24 – 31 Ocak arasında 1 hafta boyunca
AYDIN CİNAYETLERİNİ ve şehit verdiğimiz öncü canlarımızı içimiz yanarak anıyoruz..

ADALET ve DEMOKRASİ istiyoruz..

Ancak bir türlü bu 2 temel masum ve temel insanlık hakkına erişemiyoruz Türkiye’de.

24 Ocak 1993 idi yiğit vatan evladı, araştırmacı – gazeteci, vurguncuların korkulu kalemi
UĞUR MUMCU‘yu alçakça havaya uçurdukları gün..

Kendisinden 3 yıl önce de, bir başka karlı Ankara gününde, 31 Ocak 1990’da,
ADD (Atatürkçü Düşünce Derneği) Kurucu Genel Başkanı
Prof. Dr. Muammer AKSOY 
aramızdan kalleşçe koparılmıştı.

Daha sonraları Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı‘nı kuran
Sayın Güldal Mumcu’nun önerisi ile Adalet ve Demokrasi Haftası oluşturuldu.
Yıllardır bu haftalarda hep görsel konferanslar veririz.. Yurdumuzun değişik yörelerinden
çağrı alırız, yurtseverlerimiz etkinlikler düzenlerler.. Bu bağlamda, Prof. Muammer Aksoy‘un doğum yeri olan Torosların minik ve şirin ilçesi İbradı’ya da ADD Şubesi Başkanı Sayın Aysel Korkut’un çağrılısı olarak gitmiştik :

  1. Ulusal Egemenliğin Anlamı, İlköğretim Okulu öğrencilerine; İbradı / Antalya, 18.04.2005
  2. Ulusal Egemenliğin Anlamı, Lise öğrencilerine; İbradı / Antalya, 18.04.2005

Bu kez, İsparta Ulusal Güçler Birliği çağrılısı olarak İsparta’da olacağız..
Bu Birliği 23 Nisan 2005’te, 10 yıl önce İsparta’da katıldığımız bir dizi konferansın ardından, ADD Genel Başkan Yardımcısı olarak biz kurmuştuk.. Dönemin ADD Şube Başkanı,
çok değerli dostumuz Sn. Mahmut ÖZYÜREK idi. Kuruluş ve çağrı belgesi ile
imzacıları aşağıdaki belgededir. Lütfen tıklayarak bakar mısınız?

Isparta UGB Çağrısı, 23.04.05 Isparta_UGB_Cagrisi_23.04.05

Biz bu belgeye ADD Genel Merkezi adına, Genel Başkan Yardmcısı sıfatıyla
imza koymuştuk. Sayın Mahmut Özyürek de ADD isparta Şubesi Başkanı olarak.

Bugün ikimiz de o sıfatları taşımıyoruz ama KEMALİST savaşımımız sürüyor..

Sayın Özyürek, alışık olduğumuz birtakım kumpaslara kurban edildi ama
ATATÜRKÇÜ savaşımını İsparta gibi çooook  zor bir yerde hiç kesmedi.
Halen Ulusal Eğitim Derneği İsparta Şubesi Başkanı ve yoğun çabalarıyla
İSPARTA ULUSAL GÜÇler BİRLİĞİ
10 yılını devirmek üzere.. Yaşatıyorlar sağolsunlar…

Biz de ADD’nin şimdiki Genel Başkanı emekli yüksek yargıç hanımefendiye
bir türlü kendimizi beğendiremiyoruz (!).. Eleştiri zinhar yasak… Uyumlu ve
siz bilirsiniz efendim” ci olmazsanız dışlanırsınız ve hiçbir yazınız ADD webine konmaz,
hiçbir etkinliğe çağrılmazsınız, çağrılmanıza da engel olunur, adınıza ambargo konur
ve unutturulmaya çalışılırsınız.. (Örgütümüzden çağrıların doğrudan bize ulaştırılması
rica olunur..)
Dilekçelerinize bile yanıt verilmez!? Örgüte verdiğiniz çeyrek yüzyıla yakın
emek boşa çıkarılır, en küçük bir saygı ve vefa gör(e)mezsiniz.. Tu kaka ilan edilirsiniz..
Çünkü yüksek tepelere gelenler ATATÜRKÇÜ olmuşlardır. Siz ise oralara, 2004 -2006 dönemi genel başkan yardımcılığına Atatürkçü olduğunuz için, örgütü içinden taaa tabandan adım adım gelmişsinizdir. Dağdan gelen bağdakini kovmuştur..
Ünlü yazar Cenap Şahabettin’in unutulmaz sözlerindendir, ibret doludur almasını bilene :

  • “Zirvelerde kartallar da bulunur, yılanlar da. Ancak birisi oraya süzülerek,
    diğeri ise sürünerek gelmiştir. Önemli olan nereye gelmiş olduğunuzdan çok,
    nereden ve nasıl geldiğinizdir.”

Neyse.. bu, birilerinin yerine de bizim utancımız galiba, site okurlarımızı sıkmayalım..

*****

Bu yıl 24 Ocak günü (2015) gene İsparta’da olacağız..
Belki 10. ziyaretimizi, bu kent ve ilçelerinde belki 30. görsel konferansımızı vermek üzere..
Toplantı duyurusu aşağıda.. Bu kez soruyoruz :

TÜRKİYE’de AYDIN CİNAYETLERİ NEDEN DURUDURULAMIYOR; KATİLLER KİM ?? 

Isparta_konf._24.01.2015

Toplantıya emek verenlere, katılacaklara….başta Sayın Mahmut Özyürek olmak üzere şükranlarımızı sunuyoruz.. Elbette ADD’den dostlarımızı da bekliyoruz, tüm ADD tabanını da.. Onlar, tepelerdeki anlam veremedikleri tepişmeleri görmezden gelmeyi becerirler.

AYDINLANMA DEVRİMİ ŞEHİTLERİMİZİ bir kez daha anacak ve
katillerini sorgulayacağız.. 22. Adalet ve Demokrasi Haftası‘nda…

“KATİLLER KİM ???” diye haykıracağız..

Yanıtını da vereceğiz..

24 Ocak 2015 Cumartesi, saat 14:00, Öğretmenevi, İsparta..

Sevgi ve saygı ile.
10.01.2015, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

Not : 17.01 2015 günü bu konuda yeni bir yazı yazmak ve duyuruda “yer”,
bizim istemimiz dışında “konferans yeri” değişikliğini paylaşmak gerekmiştir.
O yazımıza da mutlaka bakılması dileğiyle..

(http://ahmetsaltik.net/2015/01/17/ispartada-24-ocak-2015-gunu-verecegimiz-konferansin-engellenmek-istenmesi/)

Sevgi ve saygı ile.
10.01.2015, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

İSPARTA’da 24 Ocak 2015 Günü Vereceğimiz Konferansın Engellenmek İstenmesi


İSPARTA’da 24 Ocak 2015 Günü Vereceğimiz Konferansın Öğretmen Evi ya da Halk Eğitim Merkezi’nde Yapılmasının Engellenmesi Üzerine..

Isparta il yönetiminde kimi yetkililerin bu konferansımızı şu ya da bu biçimde
ÖĞRETMEN EVİNDE veya HALK EĞİTİM MERKEZİNDE yapmamızı
uygun görmediler!?..

Önceden alınmış izinler geri çekilerek..

Acaba bu konuların tam da konuşulması gereke mekanlarda, yapılma amacı bu tür etkinlikler olan mekanlarda, üstelik usulüne uygun ve zamanında başvuruya karşın ve de
ÜCRETİ ÖDENEREK yapılmasına hangi yöneticiler ve ne gerekçelerle karşı çıkabilirler??

Örn. Vali’nin bilgisi var mıdır? Bir açıklama yapmak ya da düzeltmek ister mi??
Alınmış izin hangi gerekçelerle geri çekilmektedir??
Engel ver idiyse izin vermeden önce neden belirtilmemiştir?
Kamu yönetimi böylesine keyfilik midir?
İslam dininde bu tür davranışların yeri var mıdır??
Uygulana hangi hukuktur?

  • Dar-ül harp hukuku içindeyiz de bizim mi haberimiz yok?

Halkın vergisi ile yapılmış bu kurumlardan insanlarımızın bir bölümünü neredeyse  diskriminasyon düzeyinde ayırarak yararlandırmamak insanlığa karşı suç değil midir?

AKP iktidarının “ileri demokrasisi” bu mudur??

Bu engellemeler yüzünden görsel konferansımız Halı Sarayı Düğün Salonu’na
alınmış ve duyuru posterinde (aşağıda) gerekli düzeltme yapılmıştır.

Isparta_konf._24.01.2015
Biz, her şeye karşın, bu yöneticileri de konferansımıza bekleriz.

Böylelikle bizim ve kendilerinin yaptıklarından hangisinin ülkemiz ve insanımız için
“daha hayırlı” ya da “hayırlı” olduğunu görebilir ve gene de hayal edelim,
belki saflarını bile değiştirmek isteyebilirler.. Yanlışlarını görürler, insandan umut kesilmez.

AKP yönetiminin bu çağdışı – hukuk dışı baskı rejimine son vermesi,
yöneticlerin de daha ilkeli ve hukuka saygılı davranmasında saymakla bitmeyecek yarar vardır.

Konferansı düzenleyen İSPARTA ULUSAL GÜÇ BİRLİĞİ‘nin duyurusu aşağıda..

Sevgi ve saygı ile.
17.01.2015, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

Not : Bu bağlamda sitemizde 13.01.2015 günü aşağıdaki başlıkla bir yazı yayımlamıştık.
Ona da bakılması dileğiyle.. (http://ahmetsaltik.net/2015/01/13/29574/)

TÜRKİYE’de AYDIN CİNAYETLERİ NEDEN DURDURULAMIYOR; KATİLLER KİM?

=========================================

24 OCAK 2015, İSPARTA,
‘AYDINLANMA DEVRİMİ ŞEHİTLERİMİZİ
ANMA’ ETKİNLİĞİ

24 Ocak 1993’te öldürülen gazeteci-yazar Uğur Mumcu ile 31 Ocak 1990’da öldürülen
ADD kurucu genel başkanı Prof. Dr. Muammer Aksoy’un ölüm yıldönümlerini içeren
24 -31 Ocak günleri arasındaki hafta, 21 yıldır  ‘Adalet ve Demokrasi Haftası’ olarak anılmaktadır.

Emperyalizmin kanlı, karanlık ilişki ağlarını halkın anlayabileceği bir dil ve yöntemle
açığa çıkaran aydınlarımız, halkımızın yarınlarını çalan, işbirlikçi, devşirilmiş çetelerin
kumpas ve tertipleri ile birer birer aramızdan alınarak katledilmişlerdir.

“Özgürlüğe adanmış bir top çicek gibi” kanları dökülen aydınlarımızı;

  • Muammer Aksoy, Turan Dursun, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu, Çetin Emeç,
    Ahmet Taner Kışlalı, Abdi İpekçi, Esref Bitlis, Gaffar Okkan,
    Necip Hablemitoğlu…. ve aramızdan koparılan
    “AYDINLANMA DEVRİMİ ŞEHİTLERİMİZİ”;

Konuşmacı konuğumuz Sn. Prof. Dr. Ahmet SALTIK‘ın da katılımıyla bir kez daha anacak ve katillerini sorgulayacağız..

22. Adalet ve Demokrasi Haftası‘nda…

KATİLLER KİM ??? diye haykıracağız..

Yanıtını da vereceğiz..

Tüm Kemalist, cumhuriyetçi, devrimci, yurtseverlerle birlikte olmayı diliyoruz…

ISPARTA ULUSAL GÜÇ BİRLİĞİ BİLEŞENLERİ

Muammer Aksoy cinayeti zaman aşımına uğratıldı!


Dostlar
,

24 Ocak 2014 günü, Uğur Mumcu cinayetinin 21. yılında aşağıdaki yazıyı
web sitemizden yayımlamıştık :

AYDIN CİNAYETLERİ STRATEJİSİ ve 21. ADALET-DEMOKRASİ HAFTASI

http://ahmetsaltik.net/2014/01/30/aydin-cinayetleri-stratejisi-ve-21-adalet-demokrasi-haftasi/

4 yıl önce 24 Ocak 2009’da İstanbul’da verdiğimiz konferans,
Uğur Mumcu ve Muammer Aksoy cinayeti odaklı idi.

Bu cinayetleri sorguluyor ve günümüze bağlayarak geleceği yordamaya çabalıyorduk.

21. Adalet ve Demokrasi Haftası’nın bu son gününde, ADD Kurucu Genel Başkanı
ve ülkemizin yurtsever, yiğit, devrimci aydını, Anayasa hukuku uzmanı
Sayın Prof. Dr. Muammer Aksoy‘u sonsuz bir minnet ve özlemle anıyoruz.

Saat 13:00’te Cebeci mezarlığında O’nu ziyaret ettik.
Bir avuç idik..

ADD Genel Merkezi adına Genel Başkan Yardımcısı (H. E. Altınışık), Türk Hukuk Kurumu adına Başkan Yardımcısı ve (Av. H. Süha Okay) ve CHP Uşak Milletvekili
Av. Dilek Akagün Yılmaz kısa konuşmalar yaptılar.. İlk 2 konuşma şablon, klişe idi..
Ama Dilek hanım “gladyo” ve “kontrgerilla” dan söz etti.. Cinayetlerin altında bu yapılanmaların yer aldığını vurguladı sağolsun.. Yoksa biz çalışmayan mikrofonu kapacak ve birilerini rahatsız etme pahasına da olsa birkaç tümce ile asıl söylenmesi gereken bu tümceleri kuracaktık..

Muammer_Aksoy_portresi

Türk Hukuk Kurumu‘nun kurucusu ve uzun yıllar (40 yıl!) başkanlığını yaparak gerçekten kurumlaştırdığı bu seçkin derneğin saygın “babası”!

1961 Anayasası’nın bilim kurulu başkanı..

1950’ler ortasında, DP iktidarında Türkiye petrollerinin ulusal kalması ve korunması için her şeyini ortaya koyan çetin hukukçu..

Kardeşi Prof. Dr. Muzaffer Aksoy. İstanbul Tıp Fakültesinin uluslararası ünlü Hematoloji (Kan hastalıkları) hocası.. Bizim tıbbiyeden hocamız ve sonra -lütuflarıyla- dostumuz.. Ayakkabı işleklerinde (atelyelerinde) Benzen’in lösemi / aplastik anemi yaptığını kanıtlayan ve Uluslararası İş Sağlığı-Meslek Hastalıkları Bernardino Ramazzini Ödülü sahibi, alçakgönüllü eşsiz  hekim ve bilim insanı..
Amerikan Anayasa Mahkemesinde, ABD işçi sendikalarının bilim tanığı..

2 kardeş ülkemize ve insanlığa değerbiçilmez katkılar sundular.
İkisi da ATATÜRK AŞIĞI ve EVLADI idiler..

Çünlü ATATÜRK CUMHURİYETİ’nin ürünü olduklarının bilince idiler..
Atatürk Cumhuriyeti kurulmasa idi bu konumlara erişmeleri söz konusu olabilir miydi?

70 yaşını geçmiş bir insanı evinin önünde ensesine 2 kurşun sıkarak arkadan vurmak ne anlama gelmektedir ?!

Türkiye Cumhuriyeti bir çadır beyliği midir ki;
kendi ülkesinde, yurttaşının can güvenliğini sağlayamamakta ve aradan çeyrek yüzyıl zaman geçmesine karşın Uğur Mumcu ve Muammer Aksoy.. vd. cinayetleri aydınlat(a)mamaktadır?

31 Ocak 1990 ve de 31 Ocak 2014.. 24. yılı bitirdik.
Yuh olsun,,

  • Yazıklar olsun devletin yetkili makamlarında oturanlara ve
    24 yıldır cinayeti aydınlatmayanlara.. !

2 seçenek vardır bu sorunun yanıtı için :

1. Ülkenizin olağanüstü zaafiyetini kabul eder, paşa paşa “çatlarsınız”;

2. Ülkenizin bu cinayetlerde derin uzantıları ile parmağının olduğunu kabul eder,
her şeyinizle isyan eder; çıldırırsınız..

Her 2 durum da kabul edilemez..

“İnsanlık onuru işkenceyi yenecek..” diye haykırdık yıllarca..

İnsan aklı karanlığı yırtacak, özgürlükçü demokrasiyi er ya da geç kuracak..

Katiller ve ortakları en azından tarihe, uygar insanlığın vicdanına hesap verecek
ve mahkum edilecekler.

Muammer_Aksoy'dan_uyari

Tüm bunlar Türk Ulusu’nun Devrim İktidarında olacak..

Örn. Devrimci Türkiye ivedi işlerden biri olarak NATO’dan çıkacak;
kontrgerilla – gladyo örümceklerini yurt dışına sürecek ve işleyeni bilinen (faili meçhul!?) cinayatleri hem durduracak hem hepsini aydınlatıp yargıda hesabını soracak..

(Yazının pdf formatı : Muammer_Aksoy_cinayeti_karanlikta_ceyrek_yuzyil)

Sevgi ve saygı ile.
31.1.14, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

===========================

Muammer Aksoy cinayeti 24üncü;
Uğur Mumcu cinayeti 21. yılında zaman aşımına sokuldu!

Adalet ve Kalkınma Partisi” ymiş…

Breh breh breh…

Adaletinizi mi sevsinler; zulümlerinizi mi?

Kalkınma masallarınızı mı; ülkeyi borca boğan balonlarınızı mı ?
Yatak odasında 1,8 m adam boyunda 6-7 çelik kasa dolusu Dolarlarınızı mı ??
Ve bu paranın İmam Hatip Lisesi yapmak üzere bağış olduğunu savlayan yüzü kızarmaz yalancılarınızı mı?? Bu “bağış” (!) neden TL değil ve yasal olarak açılmış
bir hesapta değil?

Hangisini ve nerenizi??

12. yılı iktidarınızın..

Madımak kurbanlarının avukatlarını Bakan yaptınız,
dava zaman aşımına girdi..

Uğur Mumcu cinayeti de öyle..
20 yıllık zaman aşımı süresi doldu, doldurdunuz..!
Aksoy cinayetinde de.. Ama yalnızca şimdilik..
Belki bir süre daha..

TBMM’yi -ve de Çankaya’yı- noter gibi kullanan iktidarınız
neden kılını kıpırdatmaz??
Çankaya neden Devlet Denetleme Kurulu’nu devreye sokmaz ??

Devr-i iktidarınızdaki yüzlerce faili meçhul (gerçekte işleyeni bilinip saklanan!) cinayetlerin dökümünü CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu geçen yıl açıkladı.

  • Sizi Yüce Allah bile bağışlayamayacak ey sorumlu AKP’liler..
  • Sizleri de; bile bile susan ve desteğini sürdüren suç ortaklarını da..

****************

Dostlar,

Yüreğimiz yanık,

Uğur Mumcu için epey konferans verdik. Bunlardan birinin power point yansılarını
size sunuyoruz. Lütfen erişkeyi (linki) tıklar mısınız ??
Çok kapsamlı ve belgesel bir çalışma.. 200’e yakın dolu dolu yansı içeriyor.
Sitemize 7+ MB büyüklükte dosya koyamadığımızdan, zorunlu olarak 2 dosyaya böldük.

Arşivlemenizi, paylaşmanızı öneririz..

1_UGUR_MUMCU’yu_Anma_ve_Gunumuz_Sorunlari_24.1.2009

2_UGUR_MUMCU’yu_Anma_ve_Gunumuz_Sorunlari_24.1.2009

Bir de, Selda Bağcan’ın içimizi dağlayan sesi ile UĞURLAR OLSUN’u dinlemek ister misiniz??

01-UGURLAR OLSUN

Sevgi ve saygı ile.
24.1.14, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

Öğretmen Dünyası Dergisi 35. Yılını Kutluyor

 

öğretmen

           dünyası

Necatibey Cad. No: 13/13 Sıhhiye/Ankara
Tel: (0312) 229 43 25 Belgeç: (0312) 229 45 26
Eposta: ogdunyasi@gmail.com
Web: ogretmendunyasi.org

                                                                                                          Ankara, 20.01.2014

Öğretmen Dünyası Dergisi 35. Yılını Kutluyor 

    Ocak 1980’de Ankara’da, aralarında Zeki Sarıhan, İnci Aral, Ali Gür, Yusuf Baş, Meral Turan ve Davut Sarı’nın da bulunduğu bir grup öğretmen tarafından kurulan aylık meslek dergisi Öğretmen Dünyası, 35. yılını,
Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı (UMAG) tarafından 24-31 Ocak 2014 günleri arasında bu yıl 21.si düzenlenen Adalet ve Demokrasi Haftası kapsamında bir etkinlikle kutlayacak.

Başlangıç yıllarında M. Rauf İnan, Türkkaya Ataöv, Cahit Külebi, Emin Özdemir, Atalay Yörükoğlu gibi eğitimci, yazar ve aydınların Danışma Kurulunda bulunduğu Öğretmen Dünyası dergisi, eğitimci H. Hüsnü Tekışık’ın öncülüğünde kurulan Çağdaş Eğitim dergisiyle birlikte en uzun süre yayımlanan eğitim dergisi oldu. Halen genel yayın yönetmenliğini Nazım Mutlu’nun, yazı işleri müdürlüğünü Mustafa Pala’nın yürüttüğü, altı kişiden oluşan yayın kurulunca hazırlanan ve “Bağımsızlıkçı, Aydınlanmacı, Halkçı Eğitim” ilkesini savunan dergi, geride kalan 34 yıllık yayın yaşamı boyunca eğitimin güncel sorunlarına, eğitim-öğretim yöntemlerine ilişkin birçok konuyu ele alarak hem öğretmenlere yardımcı oldu hem de eğitim tarihi için önemli bir arşiv oluşturdu.

12 Eylül darbe döneminin sürdüğü yıllarda bir dönem okullara sokulması yasaklanan ve zaman zaman yaşanan ekonomik güçlükleri okur ve yazarlarının imecesiyle aşan Öğretmen Dünyası dergisi, mevcut iktidarın özellikle eğitim alanında son yıllarda artırdığı gerici, bilim dışı eğitim yapılanmasına karşı yayınlar yapıyor.

  • 25 Ocak Cumartesi günü saat 14.00’te, kendi adresinde
    (Necatibey Cad. No: 13/13 Sıhhiye/Ankara) okur, yazar ve dostlarıyla

“Öğretmen Dünyası Eğilmeden Bükülmeden 35. Yılında”

başlığıyla düzenlenecek etkinlikte, önceki ve bugünkü dergi emektarlarından
Zeki ve Ayhan Sarıhan, Refik Saydam, Özden Yılmaz Bilgin, Nazım Mutlu ve Aydın Karataş, derginin dünü ve bugününü anlatacaklar.

Banu Günüç’ün sunacağı etkinliği Bora ve Abbas Turan türkülerle,
Dara Bilgin de şiirlerle renklendirecek.
Etkinlik, ağırlama ile son bulacak.

Yayın Kurulu adına
Nazım Mutlu
Genel Yayın Yönetmeni