HASUDER (Halk Sağlığı Uzmanları Derneği) Dünya Sağlık Örgütü 24-30 Nisan AŞI HAFTASI Basın Açıklaması

HASUDER (Halk Sağlığı Uzmanları Derneği) Dünya Sağlık Örgütü 24-30 Nisan AŞI HAFTASI Basın Açıklaması

24-30 Nisan Dünya Aşı Haftası olarak kutlanmaktadır. Dünyada hiçbir sağlık hizmeti, sağlıklı içme suyu ve sanitasyon dışında, bağışıklama hizmetleri kadar toplum sağlığına katkı sağlamamıştır, sağlamamaktadır. Bugün dünyada aşıların yaygın olarak kullanılmasıyla her yıl beş yaş altı 3 milyon çocuk ölümü önlenmektedir. Bağışıklama hizmetleriyle ölümü önlenen çocuklardan çok daha fazla sayıda çocuğun hasta olması ve engelli kalması önlenmektedir. Aşı, bugüne dek bulunmuş maliyet etkinliği en yüksek sağlık aracıdır. Çocuk bağışıklamasına harcanan her 1 doların sağlanan yararlar açısından getirisi 44 dolara kadar çıkabilmektedir. 2017 yılında dünya genelinde bu güne dek en yüksek aşılama sayılarına ulaşılarak 116.2 milyon çocuğun aşılandığı rapor edilmektedir. Bu başarı başta sağlık çalışanları olmak üzere, çocuklarını aşılatan anababalara bağlıdır, onları bu güzel haftada kutluyoruz.

Bununla birlikte hala 20 milyon çocuğun aşılanamadığı ya da aşıya ulaşamadığı
bildirilmektedir. Bu çocukların da aşılanmasıyla, her yıl 1.5 milyon çocuk ölümünün daha
önlenebileceği rapor edilmektedir. Ne yazık ki, aşılanamayan ya da aşıya ulaşamayan çocuklar daha çok geri kalmış, çatışma ve dezavantajlı bölgelerde yaşamaktadır. Ülkemizde halihazırda Genişletilmiş Bağışıklama Programı (GBP) çerçevesinde toplam 13 hastalığa karşı (Tüberküloz, Tetanoz, Difteri, Boğmaca, Çocuk Felci, Hepatit B, Hepatit A, Pnömokok, Hemofilus influenza tip b, Kızamık, Kızamıkçık, Kabakulak, Suçiçeği) Sağlık Bakanlığı tarafından aşı yapılmaktadır. GBP çerçevesinde yapılan aşıların tümü Sağlık Bakanlığınca
ücretsiz olarak yapılmaktadır. Bağışıklama hizmetleri 5 yaş altı çocuklar ve gebeler için Aile Sağlığı Merkezlerinde verilmekte iken; okul, hac ve umre aşıları İlçe Sağlık Müdürlükleri ve Toplum Sağlığı Merkezleri tarafından yürütülmektedir.

Ülkemizde bağışıklama hizmetleri ile aşı ile önlenebilir hastalıkların görülmesinde %90-100 arasında düşme sağlandığı rapor edilmektedir. Bağışıklama hizmetleri sayesinde ülkemizde her yıl yaklaşık 14 600 çocuk ölümünün önlendiği kestirilmektedir. Bu başarı aşıların çocuklara yapılmasına bağlıdır. Ama hala ülkemizde çocukların %25.9’unun (TNSA 2013) aşısının eksik veya hiç aşılanamadığı rapor edilmektedir.

Ülkemizde Osmanlı’nın son yıllarından ve Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren aşı üretimi
ve bağışıklamaya önem verilmesine karşın, 1990’lı yıllarda ülkemizde aşı üretimine son verilmesi, uygulanan aşıların tamamının yurtdışından ithal edilmesi aşı tedariğinin sürekliliği ve maliyetinde önemli bir sorun oluşturmaktadır. Ayrıca aşıların ithal edilmesi, ülkemizde bazı anababalarda aşı ve içeriğine güven sorunu yaratarak, aşı reddi ve terettüdünü artıran nedenlerden biri olarak görülmektedir.

Aşı ve bağışıklamanın olumlu etkisini en yüksek oranda gördüğümüz 21. yy’da, aşı reddi ve
terettüdü hem ülkemizde hem de dünyada artış eğilimindedir. Bu sorunun altında pek çok neden
olmakla birlikte; ortamda aşı ve bağışıklama ile ilgili bilgi kirliliği, aşı ile önlenebilir hastalıkların görülmesindeki dramatik azalmanın zihinlerde bu hastalıkları unutturması ve sonucunda anababalarda aşı gerekliliğinin sorgulanması (Aşı Paradoksu), aşıya ve aşı içeriğine güvensizlik ve dinsel nedenler başlıca nedenler olarak görülmektedir. Bununla birlikte aşı reddi ve terettüdü ile ilgili nedenlerin bölge ve ülkeler arasında da farklılıklar gösterdiği, bu nedenle sorunun çözümünde sihirli bir uygulamanın olmadığı, nedensel örüntünün analiz edilerek hareket edilmesi önerilmektedir.

Son yıllarda artan aşı reddi ve terettüdü ülkemizde aşı ve bağışıklamayla ilgili sağlık mevzuatında da değişiklik yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır. Ülkemizde bağışıklama ile ilgili diğer bir sorun da Birinci Basamak Sağlık Hizmetlerinde Bölge Tabanlı Sağlık Hizmeti sunumundan Aile Hekimliği Sistemi ile Birey Tabanlı sağlık hizmetine geçilmesiyle, aile hekimlerine kayıtlı olmayan ve dezavantajlı olan kişilerin aşılanmasında sorunlar
yaşanabilmektedir. Bu sorunlar ülkemizde bağışıklama hizmetlerini olumsuz yönde etkileyebilir!
Aşılardan beklenen yararın ortaya çıkabilmesi için aşıların hedef popülasyona yapılması
gerekmektedir. Aşı yapılan kişiler aşı ile önlenen hastalıklardan korunur. Hedef popülasyonda aşı
kapsayıcılık oranı %95’in üzerine çıkar ve bu düzey sürdürülürse Toplumsal Bağışıklık sağlanmış olur. Toplumsal Bağışıklık sağlanan bir toplumda, o bulaşıcı hastalık salgın yapamaz ve zamanla yok olur gider. Bunun için aşı ile önlenen hastalıkların aşılarının toplumda yüksek oranda yapılması yaşamsal öneme sahiptir. Aksi takdirde, aşı ile önlenen hastalıklar eskisinden daha ağır salgınlara yol açabilir. Nitekim 2019 yılının ilk 3 ayında, 2018 yılının ilk 3 ayına kıyasla rapor edilen Kızamık olgu sayısının dünya genelinde %300 arttığı rapor edilmektedir. Bu artışın Afrika bölgesinde %700, Avrupa bölgesinde %300, Doğu Akdeniz bölgesinde %100, Amerikalar  bölgesinde %60, Güney Doğu Asya ve Batı Pasifikte %40 olduğu bildirilmektedir. Aynı raporda Dünya genelinde kızamık aşısının 1. doz aşı kapsayıcılığının %85, 2. doz aşı kapsayıcılığının %67 olması başlıca sorun olarak görülmektedir.

Kızamık ve aşı ile önlenebilen hastalık salgınlarının önlenebilmesi için her bir aşı için aşı kapsayıcılık hızının %95’in altına düşmemesi gerekmektedir.

Birlikte Korunuyoruz: Aşılar İşe Yarar” temasıyla bu yıl kutlanan Dünya Aşı Haftasında
aşısı eksik kalan ya da aşıya ulaşamayan çocukların da aşılanmasında “Aşı Kahramanlarına” gereksinim duyulmaktadır. Çocuğunu aşılatan, çevresinde aşılanmayan çocukların aşılanmasına katkı sağlayan anababalar ve her yaştan kişi Aşı Kahramanı olacaktır. Aşı kahramanlarının sayesinde dünya, çocuklarımız ve herkes için daha sağlıklı olacaktır. Toplumda Aşı ve bağışıklama hizmetlerinin öneminin anlaşılması ve aşı kapsayıcılık hızlarının Toplumsal Bağışıklık düzeyinde olabilmesi için, başta sağlık çalışanları ve anababalar olmak üzere her yaştan insanın ortak çabasına gerek duyulmaktadır. Bu konuda Halk Sağlığı Uzmanları Derneği olarak her türlü katkıyı vermeye ve işbirliğine hazır olduğumuzu bildirmek isteriz.

Bugün ve yarınlarda hem çocuklarımız hem de her yaştan insanın aşı ile önlenebilir
hastalıklardan korunması için aşılanalım, aşılatalım.

Saygılarımızla. 29 Nisan 2019
HASUDER Bulaşıcı Hastalıklar Grubu

Prof. Onur Hamzaoğlu hürriyetine kavuşmalıdır!

Prof. Onur Hamzaoğlu hürriyetine kavuşmalıdır!

Selçuk Erez
(Prof. Dr., İstanbul Tabip Odası önceki başkanı)
Cumhuriyet, 14.6.18
(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)
Demokrasilerde halk, isteklerini yönetime yalnızca istidalar (AS: dilekçeler) yazarak iletmez: Yola çıkıp sloganlarla, pankartlarla yürümek, Gezi’de görüldüğü gibi bir yerde dikilip durmak da demokratik isteklerin açığa vurulması için kullanılagelmiş olan yöntemlerdir. Antikapitalist Müslüman Hareketi’nin yeryüzü sofraları da etkin bir istek, bir düşünce açıklama yoluydu. 
Ülkede baskılara direnen basın kuruluşları azalmışsa, aksaklıklar konusunda düşünce açıklamak için sokağa çıkanın başı gözü yarılmaktaysa başka eylem yolları ön plana geçer: Tiyatro bu konuda yararlanılmış olan çok değerli bir ortam olagelmiştir. 
Haldun Taner bu amaçla kabare tiyatrosu formunu kullanmıştı. Taner, ilk kabare tiyatrosu denemesini 1962’de gerçekleştirmiş, demokrasinin eksikliklerini ve gününün yöneticilerinin yetersizliklerini bu yoldan eleştirmişti. Taner’in bu konuda söyledikleri önemliydi: 
“Bizde politik-hiciv tiyatrosunun eksik olduğunu görüyordum. Bizim halkımız da buna yatkındı. Oynadığımız oyunun adı ‘Bu Şehr-i Stanbul ki ’62’ idi. Metnini ben yazdım, rejisini ben yaptım, hatta takdimciliğini dahi ben üzerime aldım.” 
Geçen yıl çok sayıda akademisyen geçerli bir gerekçe gösterilmeden üniversitelerden uzaklaştırıldığında ve memleketin en üst düzeyde bilgili insanları olan öğretim üyelerinin barışı yeğlemeleri suç sayıldığında İstanbul Tabip Odası insan hakları, düşünce özgürlüğü ve akademik özerkliğin güvence altına alınması isteklerini duyurmak için tiyatroya sığınmıştı. 
Görevlerinden uzaklaştırılmış akademisyenler ve İstanbul Tabip Odası, Taner’in Dostoyevski’nin bir öyküsünden esinlenerek yazmış olduğu Timsah” oyununu sahneleyerek bu tutumu İstanbul’da, İzmir’de ve Eskişehir’de eleştirmişti. 
Ancak bunca yazılana, çizilene karşın hata düzeltilmemiş, sürdürülmüştür: 
Yayınlarıyla, yetiştirdiği öğretim üyeleri ve öğrencilerle, Kocaeli Üniversitesi’nde yapmış olduğu araştırmalarla bilime çok önemli katkılarda bulunmuş ve Dilovası’ndaki çevre felaketini gün ışığına çıkarmış olan Prof. Onur Hamzaoğlu, barışı yeğleyen açıklamayı imzaladığı için üniversitesinden uzaklaştırılmış, Halkların Demokratik Kongresi Eş Sözcüsü olarak açıkladığı düşünceleri nedeniyle de tutuklanmıştır. 
Geçen hafta, İstanbul Tabip Odası üyeleri ve Barış Akademisyenleri, sona ereceği umulan bu yanlış gidişin sürdürülmesi konusundaki eleştirisini Prof. Onur Hamzaoğlu’nu konu edinen bir oyun ile açıkladılar. Oyun, Genco Erkal’ın danışmanlığında ve Gülsüm Soydan’ın yönetiminde bir okuma tiyatrosu biçiminde sunuldu.. 
* Prof. Onur Hamzaoğlu gibi çok önemli bir bilim insanının yerinin hapishane değil üniversitedeki kürsüsü olduğu gerçeği 12 Haziran’da kalabalık izleyici kitlesinin katılmasıyla kuvvetle vurgulandı. Basına etkin bir şekilde yansıyan bu isteğin gerçekleşeceği günlerin uzak olmadığına inanıyoruz.
======================================
Dostlar,
Meslek büyüğümüz – hocamız Prof. Dr. Selçuk Erez’in kaleme aldığı bu makale için kendisine teşekkür ederek yayınlıyor ve içeriğini bütünüyle paylaşıyoruz.Geçtiğimiz ay, bizim de içinde olduğumuz 24 Halk Sağlığı Profesörü bir basın açıklaması – çağrı yaparak, uzmanlık alanı Halk Sağlığı olan meslektaşımız Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu’nun tutuksuz yargılanmasını istemiştik..

Sevgili Onur, 17 Şubat’tan bu yana Sincan cezaevinde tutulmaktadır ve hakkında herhangi bir hüküm kurulmamıştır. Bu dönemde, hastalanan annesini ziyaret etmesine bile izin verilmemiş ve ancak cenazesine katılabilmiştir. Ergenekon – Balyoz vb. FETÖ tuzağı (kumpası) davalarda gördüğümüz acımasızlık sürdürülmektedir. Bunlar insanlık adına utanç vericidir ve yapılmamalıdır. Adalet, gün olur herkese -gerek değil- elzem olur; akıldan çıkarılmamalıdır.
Prof. Hamzaoğlu’nun bütün görüşlerine katılmadığımızı daha önce de belirtmiştik. Ancak Dr. Hamzaoğlu’nun yazıp – söylediklerinin ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu düşünüyoruz ve bu eksende kendisini özgürce dile getirmesinin en temel insan haklarından biri olduğu inancındayız. Sevgili kardeşimiz Onur Hamzaoğlu için bu sitede daha önce de aynı bağlamda yazılara yer verilmiştir. Birkaçının erişkesi aşağıda.. Okunmasını ve gereğinin yapılmasını diliyoruz..
– http://ahmetsaltik.net/2018/05/14/ttb-baskanlarindan-cagri-prof-dr-onur-hamzaogluna-ozgurluk/
– http://ahmetsaltik.net/2013/10/03/prof-onur-hamzaoglundan-dik-durus-aynaya-bakamazdim/
– http://ahmetsaltik.net/2018/02/23/onur-hoca-ile-timsah/
– http://ahmetsaltik.net/2018/05/22/elbette-kazanacagiz/
Sevgi ve saygı ile. 15 Haziran 2018, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net        profsaltik@gmail.com

HASUDER : ŞEKER FABRİKALARI ÖZELLEŞTİRİLMESİN, NİŞASTA BAZLI ŞEKER ÜRETİMİNİN ÖNÜ AÇILMASIN!

ŞEKER FABRİKALARI ÖZELLEŞTİRİLMESİN,
NİŞASTA BAZLI ŞEKER ÜRETİMİNİN ÖNÜ AÇILMASIN!

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır.)

Bugün halk sağlığı açısından önemli bir tehlike olarak tartışılan Nişasta bazlı şeker (NBŞ), mısırın nişasta kısmından üretilen, şekere alternatif sıvı bir tatlandırıcıdır. Doğal değil, işlenmiş bir üründür; içinde çok yüksek oranda fruktoz bulunur.

Bu nedenle yüksek fruktozlu mısır şurubu olarak da adlandırılır. Maliyeti ucuz ve tatlandırma özelliği yüksek (çok tatlı) olduğu için gıda sektörü için çok caziptir. Gazlı ve meyveli içecekler başta olmak üzere çikolata, kek, şekerleme, reçel, marmelat ve jöle gibi şekerli gıdalarda yaygın şekilde kullanılmaktadır.

Eldeki kanıtlar, nişasta bazlı şekerlerin sağlık üzerine çok çeşitli ve olumsuz etkileri bulunduğunu göstermektedir.

  • NBŞ tüketimi kilo artışına ve obeziteye neden olur. Obezite, ülkemizde hem çocuklar hem de erişkinler için çok önemli bir sağlık sorunudur.

  • NBŞ, insülin direnci, tip 2 diyabet, hipertrigliseridemi (kanda trigliserid yüksekliği), abdominal (karın bölgesinde) yağlanma ve metabolik sendromla kesinlikle ilişkilidir.

  • NBŞ’nin çocuklarda diş çürüğü ile ilişkisi gösterilmiştir. Böbrek taşı ve gut hastalığına yol açabileceği düşünülmektedir.

  • NBŞ’nin özellikle çocuklarda yağlı karaciğer hastalığında aracı rol oynadığı konusunda yeterli kanıt oluşmuştur.

  • Doğrudan kanser oluşturduğu yönünde bir kanıt yoktur; fakat kilo artışı ve şişmanlık aracılığıyla kanserle ilişkisi olabileceğinden şüphelenilmektedir.

NİŞASTA BAZLI ŞEKERİN ÜRETİMİ HALKIN SAĞLIĞINI KORUMAK İÇİN SINIRLANDIRILMALIDIR!

Türkiye`de Şeker Kanunu`nun 3. maddesine göre pazarlanacak şeker miktarı, şeker türlerine göre kotalar ile belirlenir. Buna göre nişasta kökenli şekerler için belirlenecek toplam kota, ülke toplam kotasının %10’unu geçemez. Ancak Bakanlar Kurulu bu oranı artırmaya veya azaltmaya yetkilidir. Avrupa Birliğinde NBŞ için belirlenen kota % 5.3’tür. Türkiye’de ise Endüstrinin yönlendirmesiyle son 10 yıllık dönemde Bakanlar Kurulu NBŞ kotasını önce %15e yükseltmiş şimdi de %50 ye çıkarmayı tartışmaya başlamıştır.

Nişasta bazlı şekerlerin tüketilmemesi konusunda halkın bilgilenmesi ve toplumsal farkındalığın artırılması önemli olmakla birlikte, yeterli ve etkili değildir. Asıl önemli olan bu tür şekerin üretiminin kısıtlanmasıdır. Bu da halkın sağlığını her türlü yarardan üstün gören sağlıklı kamu politikalarının öncelenmesini ve uygulanmasını gerektirir.

Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi, kâr etmenin toplumun sağlığından üstün tutulmasına ve üretimi daha ucuz olan nişasta bazlı şeker üretiminin artmasına neden olacaktır.

Bu gerekçeyle kamuya ait şeker fabrikalarının özelleştirilmesinden vazgeçilmeli, aynı zamanda Türkiye’de NBŞ kotasının artırılması durdurulmalı, Avrupa Birliği kota düzeyine indirilmelidir.
(http://hasuder.org/anasayfa/index.php/cal-sma-gruplar/bulas-c-olmayan-hastal-klar/484-saglikli-kamu-politikalarinin-oencelenmesi-icin-cagri)

HASUDER
Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar Çalışma Grubu
========================================
Dostlar,

Bizim de üyesi olduğumuz HASUDER (Halk Sağlığı Uzmanları Derneği) yukarıdaki açıklamayı yayınladı web sitesinde.. Ne var ki; iktidar kanadında ipler tümüyle kopmuş görünüyor.. 

Tam bir karmaşa, başıboşluk ve TEK ADAMA TANRI GİBİ TAPINMA görüyoruz.. Çok hazin ve çok tehlikeli Türkiye için..

“Seçim İttifakı Yasası” Türkiye’de artık, yaygınlaşan deyimi ile “Demokrasiye çakılan son tabut çivisi..”. YSK da teslim alınmış durumda ve saçma sapan işler dünya alemin gözü önünde yapılagelmekte.

Mühürsüz zarf ve oy pusulalarının da geçerli olması ne demektir? Bir iktidar ve TBMM grubu bu denli mi gerçeklerden kopar ve gözü kararır? Sandık Kurulunun bu iki kağıdı mühürlemeyi ihmal etmesi / edebilmesi sorununa (!) karşı önlem olarak savunulabilir mi bu aklımızla alay eden yasal düzenleme? Sandık kurulunun yapacağı birkaç temel işten biri bu mühürleme işi değil midir? Mevzuata, yönergeye koyarsınız, sabah oy kullanmaya başlamadan önce bu mühürleme işinin bitirilmesini koşul koyarsınız.. Yurttaşı da iyice sıkılarsınız eğitimle, uyarıyla; zarfa ve oy pusulasına dikkat et, önce mührüne bak öyle al ve kulübeye git.. dersiniz.. Ama niyet başka.. Seçmen sayısından katlarca fazla zarf ve oy pusulası neden bastırılır?.. 26 maddelik yasanın TBMM’den jet hızıyla 1 gecede geçirilmesi TBMM’nin saygınlığı  adına ne çok acı verici! Her madde birkaç soru doğuruyor ve iktidarı suçüstü yakalamamıza kanıt oluyor.

AKP = RTE, ne pahasına olursa olsun seçim kazanmaya kilitlenmiş durumda. Sağduyunun zerresi kalmadı. Şeker fabrikalarının satışı – NBŞ şeker sorunu ve zincirleme doğacak ağır sorunları algılayabilecek düzeyde bir iktidar yok ortada.. Bu çok acı ve çok tehlikeli. 

Dış alemden de artık Afrin operasyonunun sonlandırılması için dozu giderek artan uyarılar geliyor. Ancak iktidar, denetimini yitirmiş durumda.. Tam bir şaşkınlık ve dissosyasyon izliyoruz. Yaşamın gerçekliklerinden kopmuş, kendi kurguladığı sanal alemde sürüklenen.

Bir politik şizofreni olgusu bu!.. Çok hazin, hatta dehşet verici..

Tüm uyarılar, öneriler, ricalar, çığlıklar, haykırışlar… boşlukta yitiyor; şizofrenik iktidarın harap burçlarından yankılanıp geri dönüyor..

Nereye dek?? Bilmiyoruz ama artık daha fazla uzamaması gerek.. Beka sorunu bu işte!

Sevgi ve saygı ile. 16 Mart 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – HASUDER Üyesi
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

23. TIPTA UZMANLIK KURULTAYI SONRASI..

23. TIPTA UZMANLIK KURULTAYI SONRASI..

Dostlar,

09 12.17 günü AÜTF (Ankara Üniv. Tıp Fak.) salonlarında düzenlenen bu kurultaya Uzmanlık Derneğimiz HASUDER (Halk Sağlığı Uzmanları Derneği) adına görevli olarak katıldık. Toplantının duyurusunu sitemizde toplantı öncesinde paylaşmıştık (http://ahmetsaltik.net/2017/12/08/xxiii-tipta-uzmanlik-egitimi-kurultayi/).
Ülkemizin değişik yörelerinden gelen 140 katılımcı gün boyu sorunları tartıştı ve çözümler ürettiler. Sunuş konuşmalarının ardından TTB (Türk Tabipleri Birliği) Merkez Konseyi Başkanı Sn. Prof. Dr. Raşit Tükel  kapsamlı bir sunum yaptı Türkiye Tıp Ortamına ilişkin. Başlık şöyle idi :

Oldukça kapsamlı olan (87 yansı, 3.4 MB) bu sunuyu izlemek için üzerinde tıklayınız.

Ardından program gereği çalışma kümeleri ayrılarak raporlarını hazırladılar ve öğleden sonra bu raporlar teker teker sunuldu, tartışıldı, sonuç bildirgesi metni oluşturuldu. O arada Ankara Üniv. Siyasal Bilgiler Fakültesinden İdare Hukuku Uzmanı Sn. Prof. Dr. Onur Karahanoğulları’nın Sağlık Bilimleri Üniversitesi konulu değerlendirmesini dinledik. Onur hoca Mülkiye yıllarımızdan dostumuzdur, her zamanki gibi yüksek hukuk muhakemesi gücü ve derin hukuk bilgisi ile bu “ucube” sorunu irdeledi. Yöntem olarak ise katılımcılardan soru aldı ve o o sorular üzerinden yürüttü sunumunu.

Türk Radyoloji Derneğinden Radyolog Dr. Muzaffer Başak İstanbul’dan gelmişti ve çarpıcı bilgiler paylaştı. Örn. MR çekiminin OECD ortalamasının bin hasta başına 55 iken Türkiye’de  147 olduğunu vurguladı.

Şehir Hastanelerinin Sağlık Çalışanlarına Etkisi” başlıklı sunuyu HÜTF Halk Sağlığı AbD’ndan sevgili Doç. Dr. Cavit Işık Yavuz’dan dinledik.

Sonuç bildirisinin ilgili web sitesinde henüz yayınlanmadığını görüyoruz.
Bu bildiriyi sitemizde paylaşacak ve değerlendireceğiz.
Çalışma alt kümelerinde ve genel toplantıda sunduğumuz katkıları da paylaşacağız.
Bize görev vererek onurlandıran Uzmanlık Derneğimiz HASUDER’e raporumuzu sunacağız.

Sevgi ve saygı ile. 14 Aralık 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com

 

 

OHAL KHK’leriyle devlet görevlerinden ihraç edilen Halk Sağlıkçılar…

OHAL KHK’leriyle devlet görevlerinden
ihraç edilen Halk Sağlıkçılar..

Güncelleme notu : 10 Ekim 2017’ye dek 4 meslektaşımız bize başvurarak adlarının bu listeden çıkarılmasını istediler.. Acımıza acı eklendi…
******

Dostlar,

“…. OHAL KHK’leriyle devlet görevlerinden ihraç edilen halk sağlıkçıların (hekim, hekim dışı, Tıp Fakültesi ve Sağlık Meslek YO’dakiler) aşağıdaki tabloda ve ektedir. 

HASUDER (AS: Halk Sağlığı Uzmanları Derneği) yönetiminin ve meslektaşlarımızın konuyu izlemesi ve kişiye yönelik olduğu kadar genele yönelik kınama yapması, mağdur meslektaşlarımıza sahip çıkması, sahiplenmesi ve maddi manevi yardımlaşmalara aracı olması, onların iyilik haberlerini veya durum bilgilerini kendi rızaları sonrasında paylaşması gerekir.

Bugüne kadar 6 Prof., 4 Doç., 5 Yrd. Doç. ve 10 araştırma görevlimiz olmak üzere toplam 25 Halk Sağlığı akademisyeni üniversiteden ihraç edilmişler. … Yargılanmadan ve mahkemeleri sonuçlanmadan bilim insanlarını üniversiteden uzaklaştırmasının zararını ülke çeker.
Listedeki arkadaşlarımıza dayanma gücü ve sabır dilerim. Sevgilerimle.”
Yukarıdaki sözler ve aşağıdaki liste, çok değerli ve kıdemli Halk Sağlığı akademisyenlerinden dostumuz Dr. Umur Gürsoy’dan ulaştı..
 ÜNİVERSİTELERİNDEN İHRAÇ EDİLEN HALK SAĞLIKÇI AKADEMİSYENLER LİSTESİ
Sıra No Adı Soyadı Ünvanı Üniversitesi Fakülte/Yüksek Okul Anabilim Dalı/Programı KHK Sayı ve  Tarihi
1 ABDURRAHMAN SAİD BODUR PROF. BALIKESİR TIP HALK SAĞLIĞI 672-673-674-2.9.2016
2 ALİ İHSAN BOZKURT PROF. PAMUKKKALE TIP HALK SAĞLIĞI 672-673-674-2.9.2016
3 GÜLSÜM NURHAN İNCE PROF. İSTANBUL İSTANBUL TIP HALK SAĞLIĞI 672-673-674-2.9.2016
4 NURAY ETİLER LORDOĞLU PROF. KOCAELİ TIP HALK SAĞLIĞI 672-673-674-2.9.2016
5 ONUR HAMZAOĞLU PROF. KOCAELİ TIP HALK SAĞLIĞI 672-673-674-2.9.2016
6 FERİDE BİLGEHAN AKSU TANIK PROF. EGE TIP HALK SAĞLIĞI 679-6.1.2017
7 TEVFİK PINAR DOÇ. HACETTEPE TIP HALK SAĞLIĞI ENS. 672-673-674-2.9.2016
8 REHA DEMİREL DOÇ. AFYON TIP HALK SAĞLIĞI 672-673-674-2.9.2016
9 ÖZLEM ÖZKAN DOÇ. KOCAELİ SAĞ. MESLEK Y.O. HALK SAĞLIĞI HEMŞİRELİĞİ BÖL. 672-673-674-2.9.2016
10 HEDİYE ASLI DAVAS DOÇ. EGE TIP HALK SAĞLIĞI 679-6.1.2017
11 YILMAZ PALANCI YRD. DOÇ. DİCLE TIP HALK SAĞLIĞI 675-676-29.10.2016
12 MUSTAFA SEKMEN YRD. DOÇ. KARABÜK SAĞ. MESLEK Y.O. İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ BÖL. 672-673-674-2.9.2016
13 YÜCE YILMAZ ASLAN YRD. DOÇ. GİRESUN TIP HALK SAĞLIĞI 679-6.1.2017
14 METİN KERTMEN YRD. DOÇ. SİİRT SAĞ. MESLEK Y.O. İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ BÖL. 679-6.1.2017
15 OSMAN SALIŞ YRD. DOÇ. ONDOKUZ MAYIS SAĞ. BİL. FAK. BESLENME VE DİYETETİK BÖL TOPLUM BESLENMESİ AD. 677-678-22.11.2016
16 adının kaldırılmasını istedi ARŞ. GÖR. GAZİ TIP HALK SAĞLIĞI 672-673-674-2.9.2016
17 adının kaldırılmasını istedi ARŞ. GÖR. HACETTEPE TIP HALK SAĞLIĞI 672-673-674-2.9.2016
18 adının kaldırılmasını istedi ARŞ. GÖR. HACETTEPE TIP HALK SAĞLIĞI 672-673-674-2.9.2016
19 adının kaldırılmasını istedi ARŞ. GÖR. HACETTEPE İNGİLİZCE TIP HALK SAĞLIĞI 672-673-674-2.9.2016
20 AHMET ACAR ARŞ. GÖR. İSTANBUL İSTANBUL TIP HALK SAĞLIĞI 672-673-674-2.9.2016
21 ZEYNEP ÖZKAN ARŞ. GÖR. MARMARA TIP HALK SAĞLIĞI 672-673-674-2.9.2016
22 İSLİM SUNGUR ARŞ. GÖR. ANKARA TIP HALK SAĞLIĞI 679-6.1.2017
23 KUBİLAY İSMAİL ÇİFTÇİ ARŞ. GÖR. ANKARA SAĞ. BİL FAK. HEMŞİRELİK BÖL. HALK SAĞ. HEMŞİRELİĞİ PR. 679-6.1.2017
24 FAZİLET ŞENER ARŞ. GÖR. FIRAT TIP HALK SAĞLIĞI 675-676-29.10.2016
25 HASAN BOĞAZ ARŞ. GÖR. N. ERBAKAN TIP HALK SAĞLIĞI 675-676-29.10.2016

Biz de yanıt olarak HASUDER kapalı iletişim öbeğimize şunları yazdık :

Görevlerinden uzaklaştırılan meslektaşlarımızın durumu büyük üzüntü ve endişe vericidir.

Politik duruşlarını, dünya görüşlerini… paylaşalım ya da paylaşmayalım herkesin HUKUK DEVLETİNİN sağladığı temel insanlık haklarını sonuna dek kullanabilmesinden yanayız.

OHAL KHK’leri ile doğrudan Anayasanın çiğnendiği bir vahim dönem yaşıyoruz.

Anayasa md. 130/7 şöyle : “Üniversite yönetim ve denetim organları ile öğretim elemanları; Yükseköğretim Kurulunun veya üniversitelerin yetkili organlarının dışında kalan makamlarca her ne suretle olursa olsun görevlerinden uzaklaştırılamazlar.

Anayasa md. 129/2 şöyle : “Memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez.”

Durum böyleyken, OHAL KHK’leri en azından Anayasa’nın bu 2 hükmünü AÇIKÇA çiğneyerek hukuk dışı işlem yapmaktadır. Ve Anayasayı koruma görevli AYM, OHAL KHK’sı olmaktan çıkıp Anayasa’yı tarumar eden bu metinleri denetleme yetkisinin olmadığını karara bağlayarak kendisini yok sayıp yadsımakta ve ağır bir Anayasal bunalıma neden olmaktadır.

Biz bu filmi 3 kez gördük.. 12 Mart, 12 Eylül ve 20 Temmuz 2016…
Birkaç yıl sabır gerekebilecek.. Hukuk kendi yarasını gene kendisi saracak.
Kumpas davalarda bile bubi tuzağı çok sürdürülemedi.

Mağdur edilen arkadaşlarımızın politik görüşlerini ve eylemlerini paylaşmama hakkımızı
saklı tutarak, kendilerine dayanışma duygularımızı açıklıyoruz.

Yapılan açık hukuksuzlukların derhal geri alınmasını, arkadaşlarımızın görevlerine iadesini ve haklarında yasal işlem yapılacaksa özlük haklarına dokunmadan, aylıklarını alırken ve tutuksuz olarak, hukuk devleti normları ile idari ve/veya adli işlem sürdürülmesini diliyor
ve istiyoruz..

Bu konularda web sitemizde de sürekli olarak benzer içerikte yazılar yazdık..

HASUDER olarak bir maddi fon oluşturmayı ve gereksinimli arkadaşlarımıza
karşılıksız destek olmayı öneriyoruz. Bu fondan yardım alacak arkadaşlar dilerlerse desteği,
göreve döndüklerinde Derneğimize bağışlamak üzere ödünç de sayabilirler…

Sevgi, saygı, dayanışma ve UMUT  ile.
09 Ocak 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD – HASUDER Üyesi
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net
   
profsaltik@gmail.com

Not : 10 Ekim 2017’ye dek 4 meslektaşımız bize başvurarak adlarının bu listeden çıkarılmasını istediler.. Acımıza acı eklendi…