EVETÇİ HALK OLMAKTAN KURTULACAK MIYIZ?

Prof. Dr. D. Ali ERCAN
EVETÇİ HALK OLMAKTAN KURTULACAK MIYIZ?

Satır içi resim 1


Değerli arkadaşlar,

Türkiye’de şimdiye dek 6 kez Anayasa konulu Halk oylamasına* gidildi…
Her kezinde ‘ İKTİDAR’ın önerisini, buyruğunu ‘Evet’ diyerek kabullenen necip (AS: soylu) halkımız, bakalım bu kez ‘yetti gari !’ diyerek farklı bir tutum gösterecek mi?

“Ben sizin sallabaş koyununuz değilim, her dediğinize ‘he’ diyemem; bu kez HAYIR! “

diyerek sürpriz bir gelişim sergileyebilecek mi?
Umudumuz o yönde… Göstergeler o yönde…
Daha önce de paylaştığım gibi 16 Nisan 2017 halkoylamasında “HAYIR” oylarının
%52 ile önde olacağı yönünde istatistiksel belirtiler var….
Eğer bir aksilik, bir hokkabazlık olmazsa, bu kez Şeytan’ın bacağı kırılacak görünüyor….

O nedenle umutlarımızı yitirmeden her ortamda, her fırsatta
halkın bilgilenmesine, aydınlanmasına katkılarımızı sürdürmeliyiz.

Başarı dileklerimle… æ

not :
* Anayasa Halk Oylamaları ve sonuçları
1961 %62 Evet
1982 %91 Evet
1987 %51 Evet
1988 %65 Evet
2007 %69 Evet
2010 %58 Evet

Avustralya’da 1906’dan bu yana 23 Halk oylaması olmuş,
bunun 17’sinde Halk, iktidarın önerilerine “HAYIR” demiştir… æ

VARLIK FONU

VARLIK FONU


Prof. Dr. D. Ali ERCAN
Savunma Sanayisi E. Müsteşarı

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır.)

 

Değerli arkadaşlar,

15 Temmuz 2016 Darbe tiyatrosu
bahanesiyle Ülke çapında yapılan derin Operasyon ( Orduda, Yargıda, Bürokraside ve Üniversitelerdeki tasfiyeler) sürecinde BÜYÜK PLANIN (Yeni bir Devlet inşa planının) bir parçası olarak, sıcağı sıcağına, 19 Ağustos 2016’da 6741 sayılı yasa ile, Başbakanlığa bağlı bir “Varlık Fonu” ucubesi icat edildi… ‘Ucube’ dedim, çünkü hiç bir sınır ve denetim tanımayan, ‘özel’ hukuku olan, yani yetkisi sınırsız – sorumluluğu sıfır, eski deyimiyle lay-ü sel bir yapılanmadan söz ediyoruz…

Basından öğrendiğimize göre Fonun 5 kişilik yönetim Kurulunun başında Cumhurbaşkanı Danışmanı Yiğit Bulut bulunuyormuş; diğerleri Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi (ve Sabah Gazetesi yazarı) Prof. Kerem Alkin, Borsa İstanbul Başkanı Himmet Karadağ, Piri Reis Üniversite Rektörü Oral Erdoğan…vb.

BOTAŞ, TPAO, THY, PTT, BİST, ÇAYKUR, HALKBANK, ETİ MADEN… gibi önemli kurumların yanı sıra Savunma Sanayi Fonu ve Turistik bölgelerdeki Hazine arazilerinin devrinden sonra, Ülkemizin en önemli finans kurumu olan Ziraat Bankası da bu Fonun torbasına atılınca Kamuoyu anca uyandı ve ‘ne oluyoruz?’ demeye başladı…

Değerli arkadaşlar,

Kâğıt üzerindeki formal kapitalleri toplamı ~17 milyar TL (~5 milyar $) olarak görünen bu ekonomik varlıklarımızın gerçek değerleri bu paranın 100-200 katıdır…  Görünen o ki, bu girişimle, Türkiye’nin son ekonomik yedekleri de (Parasını kaybetmiş kumarbazın son koz olarak çok değerli kol saatini masaya koyması gibi) 400 milyar doları aşkın Dış borç çarkının çevrilmesinde kullanılacak mekanizma olarak

  • “Varlık Fonu” kisvesi altında Küresel Finansın oyun masasına sürülüyor.

    ***
    Dünyada gördüğümüz gerçek Varlık Fonları (Sovereign Wealth Funds) Ülkelerin ticaret fazlalıklarının veya petrol Ülkelerinde olduğu gibi, (Bütçe dışı) doğal kaynak gelirlerinin, Ülkenin ekonomik, teknolojik gelişimine yönelik yatırımlarda kullanılmak üzere toplandığı havuzlardır. Oysa Türkiye, bırakınız ‘Varlık’ tan bahsetmeyi, Dış ticarette sürekli açık veren, gittikçe borçlanan, yeterince üretemediği için borçlarını ödemekte bile zorluk çeken bir Ülke durumundadır.  Bu Fon Ülkeye fazladan gelir getirecek bir sistem değildir; gelirleri zaten Milli Bütçe içinde yer alan kurumların Bütçe dışına çıkarılmasından, yani Paralel Bütçe
    kurgulamasından başka bir şey değildir. Bir zamanlar Turgut Özal da kendisine zorluk çıkaran Maliye Bakanlığını by-pass etmek için Hazine Müsteşarlığı icat etmişti. Oysa Dünyada bu tür Fonlar, Milli Bütçe dışı gelirlerin yönetimi amacıyla kurulmuşlardır. Dünya genelindeki Varlık Fonlarının toplamı 7,4 trilyon dolar dolayındadır* ve bunun %77’si 7 Ülkenin Fonlarının toplamıdır:

1- Çin 1583 milyar $ (Ticaret fazlalığından aktarılan)
2- Birleşik Arap Emirliği 1227 milyar $ (Petrol gelirinden aktarılan)
3- Norveç 871 milyar $ (Petrol gelirinden aktarılan)
4- S. Arabistan 736 milyar $ (Petrol gelirinden aktarılan)
5- Singapur 530 milyar $ (Ticaret fazlalığından aktarılan)
6- Hong Kong 457 milyar $ (Ticaret fazlalığından aktarılan)
7- Katar 335 milyar $ (Petrol gelirinden aktarılan)

Eğer Anayasa Referandumunda ‘Evet’ kazanırsa,
bu Fon da alabildiğine, pervasızca şişirilecek;
Türkiye’nin A-dan Z-ye varı-yoğu 3-5 kişinin denetimine geçebilecektir. 

Derin kaygılarımla. æ
_____________
*http://www.swfinstitute.org/fund-rankings/
=====================================
Dostlar,

Sayın Prof. Dr. D. Ali Ercan hocamızın yazdıklarına katılmamak ve derin kaygı duymamak olanaklı mı?

Varlık fonu ile AKP iktidarının ne yapmak istediğine ilişkin birkaç yazı web sitemizde daha önce yer aldı. Onlara da bakılmasını dileriz.
Varlık Fonuyla ilgili yazımızı okumak için lütfen tıklayınız :

Varlık Fonu’na devretmeye ilk tepki: Çiftlik gibi kullanılacaklar!

Savunma Sanayisi Fonu’nun 3 milyar Dolar nakit varlığına da bu fon ile el konmuştur!
Ayrıca Fon’un başına getirilen hiçbir akademik derecesi olmayan Yiğit Bulut, kurulda yer alan biri rektör 2 profesörün, BİST Başkanının da üstünde bir konumda olacak!
AKP’nin meritokrasisi (liyakat, yaraşırlık) bu olsa gerek..

Sevgi ve saygı ile. 07 Mart 2017, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com

HALKOYLAMASI %52 HAYIR!

Prof. Dr. D. Ali ERCAN

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

HALKOYLAMASI %52 HAYIR!

 

Değerli arkadaşlar,

Bu gün sizlerle 16 Nisan 2017 Halkoylaması sonucu ilgili kestirimimi paylaşıyorum… Anketlerin sonuçlarından, kendi gözlem ve hesaplarımdan çıkardığım sonuç

HAYIR %52 – EVET %48

şeklindedir..

Satır içi resim 1

Görüldüğü gibi bu Referandumda (AS: Türkçe “Halkoylaması” desek?) HAYIR cephesinde Ülkenin (AKP dahil) bütün renklerinin birleşmesi koşul oluyor.

Partiler üstü bir birliktelikte, yani kelimenin tam anlamıyla 
“Söz konusu Vatan’sa gerisi teferruattır” özdeyişinde buluşuyoruz.

Başarı dileklerimle… æ
===========================================
Dileriz “HAYIR” lı oylar daha da çok olsun…

Displaying IMG-20170215-WA0002.jpg

Sevgi ve saygı ile.
17 Şubat 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com

OSMANLI’nın MEŞ’UM MİRASI

OSMANLInın MEŞ’UM MİRASI

 

Prof. Dr. D. Ali ERCAN

(AS: Bizim katkılarımız yazının altındadır..)

 

Değerli arkadaşlar,

1300’de Bilecik/Söğütte küçük bir Beylik olarak kurulan,
1453’te Bizans (Doğu Roma) İmparatorluğunun Başkenti Konstantinopolis’i (İstanbul) ele geçirerek genişlemesini sürdüren,
1500’lerde 4 milyon km2’lik toprakların üzerinde gücünün doruğuna erişen, ancak (Şeriat batağına saplanmış olduğundan) Dünyada değişen Paradigmalara, özellikle Avrupa’daki Aydınlanma sürecine, sosyal reformlara ayak uyduramayan, Keşif ve İcatları ıskalayan, Bilimsel-Teknolojik gelişmelerin gerisinde kalan Osmanlı İmparatorluğu, 1600’den başlayarak duraksama ve düşüş dönemine girmiş; talana – haraca dayalı Osmanlı ekonomisi çökmeye, Silah gücü etkisizleşmeye, Orduları yenilmeye ve 1700’lerden başlayarak (1699 Karlofça antlaşması) topraklarını yitirmeye başlamıştır.

Osmanlı-Rus Savaşlarındaki Yenilgiler (1774) geri dönüşü olmayan bir çöküş sürecini tetiklemiştir. 1. Dünya Savaşı sonrasına dek topraklarının %80’ini yitirmiş olan Osmanlının Başkenti İstanbul, 16 Mart 1920’de İtilaf Devletleri (İngiltere, Fransa…) tarafından işgal edilmiş ve Osmanlı Devleti “fiilen” son nefesini vermiştir. (TBMM’nin 1 Kasım 1922 “Saltanatın ilgası” kararı ile Osmanlı Devleti “resmen” son bulmuştur.)
***
Son dönemlerinde çaresizlik içinde kıvranan ve battıkça batan Haşmetli Osmanlının bir zamanlar hükümran olduğu Avrupa’dan borç dilenmesi çok hazindir. 1854-1874 arası alınan borçlar, şimdiki Osmanlıcıların Büyük Padişahı (Ulu Hakan) 2. Abd-ül-Hamid Han zamanında ödenemeyecek bir düzeye (~240 milyon altın Lira) geldiğinde Devlet artık İFLAS etmiştir… ;
Bu borçların tasfiyesi için 1876’da Düyun-u Umumiye (Genel Borçlar İdaresi) kurulmuş ve Osmanlının ekonomisi bilfiil yabancıların denetimine geçmiştir.

Lozan Andlaşmasıyla Osmanlı borçlarının %62’sini (85 milyon Lira ~600 ton Altın) üstlenen Türkiye 1954 yılına dek bu borçları taksit taksit ödeyerek kapatmıştır. Bu muazzam borç yükü ve sıfır altyapı nedeniyle sanayileşmek, okullaşmak ve öbür sosyal reformlar çok çok büyük zorluklarla yapıldı… Türkiye Cumhuriyeti ekonomisi sıfırdan değil, sıfırın altından başlamıştı. Buna karşın o “Büyük bunalım” yıllarında bile, 1930-38 arasında, Türkiye ekonomisi yıllık ortalama +%6 gelişimini sürdürebilmiştir.

Mustafa Kemal’e laf edeceklerin önce bu rakamları bilmesi gerekir.

Değerli arkadaşlar,

1930’da 10 milyon $ olan dış borç, 1960’ta 1 milyar dolar sınırını, 2000 yılına gelindiğinde ise 100 milyar dolar sınırını aşmıştır… Son 15 yılda bu miktar 4 katını aşmış ve Dış borcumuz  (faiziyle birlikte) 430 milyar dolar düzeyine gelmiştir. İktidar Partisinin “Zamanımızda Türkiye’yi 4 e katladık” şeklindeki söylemleri aslında dış borcun 4’e katlandığı anlamını taşıyor. Son durumda ulusal gelirimizin %60’ı kadar Dış Borcumuz bulunuyor(Yani cebinizdeki
100 Liranın 60 Lirası borç)
 ve bu borç her gün ~ 100 milyon dolar artıyor! 

Bu gidişle T.C., kuruluşunun 100. yılında “Borcu Gelirine eşit bir Ülke” olacak demektir… Maaşallah !!! æ 13.02.14
===============================
Dostlar,

Atatürk’ün ekonomideki başarısını bu sitede epey yazdık.
Batılılar buna “Mustafa Kemal’in ekonomi mucizesi” adını verdiler.
Prof. Mustafa Aysan, Prof. Bilsay Kuruç, Dr. Serdar Şahinkaya dönemin kitaplarını yazdılar.

17 Şubat 1923’te İzmir’de toplanan Türkiye İktisat Kongresi‘nde sergilenen kararlılıkla,
yarıda kesilen Lozan görüşmeleri başarıyla tamamlanabildi.. O yokluklar içinde ödenen muazzam Osmanlı borcuna bakar mısınız?

Displaying Lozan_borclari_Ataturk_donemi.jpg
Bir Osmanlı torunu kızcağız çıkmış, utanmadan dedesinin mirasını istiyor..
Be kadın, dedelerin Osmanlı borç ve yıkım bıraktı, bu ne utanmazlıktır?!

Sevgi ve saygı ile. 17 Şubat 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

EVRENİMİZİN BÜYÜKLÜĞÜ…

EVRENİMİZİN BÜYÜKLÜĞÜ…

portresi

 

Prof. Dr. D. Ali ERCAN
Nükleer Fizik Uzmanı

 

Dostlar,

Sn. Prof. Ercan’ın çok başarılı sunumlarından birini daha paylaşmak istiyoruz.
Evrenin boyutları karşısında gezegenimiz Dünya’nın nasıl “çok önemsiz” kaldığını algılamak çok öğretici, hatta ibret verici.. Dahası haddimizi bildirici..

Çok etkileyici yansıları ve karşılaştırmaları arka fon müzik eşliğinde izlemek için
lütfen tıklayınız (yakl. 4 MB, pdf)

evrenimizin_buyuklugu_ali_ercan

Sevgi ve saygı ile.
28 Kasım 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. 
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net

profsaltik@gmail.com