Meslek Hastalıkları – Occupational Diseases

logo_AUTF

Sevgili AÜTF Dönem 5 Öğrencilerimiz ve asistanlarımız,
Emekçilerimiz, Site Okurlarımız…

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dönem V’te işlediğimiz
MESLEK HASTALIKLARI konulu dersin güncellenmiş yansılarını
(178 yansı, 4,5 MB) pdf olarak incelemek için lütfen tıklayınız. (26 Mayıs 2017)

Meslek_hastaliklari

Bu sunu, 13 Mayıs 2014’te Soma maden faciasında, iktidarın göz yumması ile sermayenin dizginsiz kâr hırsına göz göre göre kurban edilen 301 (üç yüz bir) masum emekçiye
ve ailelerine adanmaktadır…
 Karadon_faciasi_5._yil_17.5.15

ATA_Ergani'de_Kaza_Kader_Talih_Tesaduf_Arapcadir

Yüreğimiz Siirt – Şirvan – Maden köyü bakır madeni göçüğü kurbanı 16 emekçiye yandı.. Heyelan diyorlar ama Maden Mühendisleri Odası raporuna göre resmen şiv kayması ve işletmenin hatası – ihmali sonucu.. Sitemizde işledik :

Soma kırımının (katliamının), 301 masum maden emekçisinin ilkel ve vahşi – rezil sermaye birikimine kurban edilmesini lanetliyoruz..

4. yılında hala yargılamanın bitmemesi ve sorumluların hak ettikleri yaptırımı görmemeleri sonucunu esefle kınıyoruz..

Sorunların çözümünün EMEKÇİLERİN BİRLEŞMESİNDEN GEÇTİĞİNİ
bir kez daha anımsatıyoruz.

Sevgi ve saygı ile. 26 Mayıs 2017, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
AÜTF Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı

Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA

ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA

Ahlatlıbel / A N K A R A

Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN; CUMHURBAŞKANI ADAYI ve OLASI
BAŞKAN ADAYI OLABİLME ŞARTLARINI;
hem HUKUKEN hem de KANUNEN HİÇBİR ŞEKİLDE TAŞIMAMAKTADIR.

Recep Tayyip ERDOĞAN’ın ÜNİVERSİTE (Herhangi bir üniversitenin bünyesindeki en az 4 yıllık fakülte) mezunu olmadığı; kesin bir olgudur. Zaten AKP’yi birlikte kurdukları ve Yüksek Seçim Kurulu ile Siirt İl Seçim kurulları’nın; Recep Tayyip ERDOĞAN’a; ANAYASAMIZI ve YASALARIMIZI göz göre göre açıkça çiğneyerek; gökten zembille indirip bahşettikleri GAYRİMEŞRU SİİRT milletvekilliği payesi MEŞRU FARZEDİLEREK; GAYRİMEŞRU YÖNTEMLERLE kurduğu ilk hükümette yaklaşık 4 yıl boyunca yanı başında başbakan yardımcısı olarak bulunan, sayın Abdüllâtif ŞENER; Recep Tayyip ERDOĞAN’ın üniversite mezunu olmadığını ve
2 yıllık yüksekokul mezunu olduğunu kamuoyumuza bütün içtenliği ile açıklamıştı. Yüce mahkemenizce Recep Tayyip ERDOĞAN’ın SİİRT İL seçim kurulu – İstanbul
il seçim kurulları ile birlikte; Yüksek Seçim Kurulu’na çeşitli tarihlerde sunduğu
TÜM DİPLOMALARI’nın ASILLARI’nın getirtilerek KRİMİLAL incelemeye
tabi tutulmasını
; en derin saygılarımla arz ve talep ediyorum.

Bu başvuruyu yüce mahkemenize benim değil; TBMM’de grubu bulunan CHP (Cumhuriyet Halk Partisi) ve MHP (Milliyetçi Hareket Partisi) üst yönetimlerinin yapmaları gerekirdi. İsimlerini verdiğim bu siyasal partilerin görevlerini yapmamaları ve bazı durumlarda da Recep Tayyip ERDOĞAN’ın suç ortağı konumuna düşmeleri nedeniyle; BİREYSEL BAŞVURU HAKKIMI KULLANARAK; DEVLET HAYATIMIZI DERİNDEN ÇOK ÇOK MENFİ YÖNDE ETKİLEYEN; TELÂFİSİ İMKÂNSIZ çok önemli bu başvuruyu, Yüce Mahkemenize ben yapmak zorunluluğunda bırakıldım. YÜCE MAHKEMENİZ’in, DEVLETİMİZ’in GELECEĞİ AÇISINDAN YAŞAMSAL ÖNEMDEKİ ÇOK ÇOK ÖNEMLİ BU KONUYA İÇTİHAT YARATARAK RE’SEN EL KOYMASINI

en derin saygılarımla ARZ ve TALEP EDİYORUM.

RECEP TAYYİP ERDOĞAN; devlet güvenlik mahkemesi savcıları sayın NUH METE YÜKSEL ile sayın ÖMER SÜHA ALDAN tarafından yürütülen ve 12 klasörden oluşan; “İDAMI İSTENEN DOSYALARDAN“ YARGILANIP BERAAT ETTİĞİ İÇİN DEĞİL; ZAMAM AŞIMINA UĞRADIĞI“ gerekçesi ile dosyalar
RAFA KALDIRILARAK örtbas edildiği için kurtarılmıştır.
(STAR GAZETESİ, 30 Ocak 2004, Cuma).

MER’İ (Yürürlükteki) kanunlarımıza göre “İhaleye fesat karıştırma, RÜŞVET, HIRSIZLIK – YOLSUZLUK“ suçlarını işleyenler; Affa uğramış olsalar dahi CUMHURBAŞKANI ADAYI gösterilemezler.

03 Nisan 2014 günü akşamı ULUSAL TV Kanalında sayın Hulki Cevizoğlu’nun sunduğu “CEVİZ KABUĞU“ isimli programa konuk olarak katılan AKP kurucularından ve eski Başbakan Yardımcılarından sayın ABDÜLLÂTİF ŞENER, Recep Tayyip ERDOĞAN ve AKP konusunda dehşetengiz rüşvet – yolsuzluk ve hırsızlık iddialarını gündeme getirmiştir. Sayın Abdüllâtif ŞENER’in açıklamalarının bazıları kısaca şunlardır :

1- Birinin (Recep Tayyip ERDOĞAN) EVİNDE 1.000.000.000 US Doları (BİR MİLYAR Amerikan doları) NAKİT’i var ise; serveti en az 100.000.000.000 (YÜZ MİLYAR) DOLARDIR. En büyük 10 holdingin (KOÇ – SABANCI – DOĞUŞ – ENKA – ECZACIBAŞI – FİBA – BOYNER vb.) holdinglerin toplam varlıkları 100.000.000.000 US dolarından (100 milyar ABD DOLARI) daha azdır.

2- Dış basında Recep Tayyip ERDOĞAN’ın servetinin 127.000.000.000 US Doları
(Yüz yirmi yedi MİLYAR ABD DOLARI) olduğu
na ilişkin yazılar yayınlandı. Yayınlanan bu yazılar bugüne dek yalanlanmamıştır.

3- Bunca TAPE yayınlandı. Ne oldu ki demeyin. En azından MAFYA YÖNTEMLERİYLE DEVLET YÖNETİMİ NASIL OLUR? HERKES BUNU GÖRDÜ. Yaklaşık 2,5 yıl önce dış basında yayınlandığı ve yalanlanamadığı sayın ABDÜLLÂTİF ŞENER tarafından dile getirilen 127 MİLYAR Amerikan doları tutarındaki inanılması imkânsız KORKUNÇ servetin meşru yollardan edinilmesinin imkânı olabilir mi?

MİLLİ İRADE’nin Parlamentoya gerçek anlamda yansımasını çok büyük ölçüde engelleyen çarpık Seçim Kanunu ile birlikte; Yüksek Seçim Kurulu’nun affedilmesi mümkün olmayan; bilinçli ya da bilinçsiz bariz hataları ve ABD’nin çevirdiği envai çeşit oyunlar neticesi; kayıtlı seçmenin sadece %25’inin OYU’nu alabildiği halde, Parlamentodaki üye tam sayısının 2/3’ünden fazlasını ele geçiren eski (fiili)
AKP GENEL BAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN’ın kendi ifadesi ile
24 TEMMUZ 1974’te İETT Altıntepe daire müdürlüğü “TEMİZLİK KADROSU“nda, “VASIFSIZ İŞÇİ“ OLARAK İŞE BAŞLADIĞI’nı; 14 Aralık 2004’te yayınlanan MİLLİYET GAZETESİ’ndeki RÖPÖRTAJI’nda yazar sayın CAN DÜNDAR’ın kaleminden öğrendik.

RECEP TAYYİP ERDOĞAN’ın; HUKUKEN AKP GENEL BAŞKANI OLMADIĞI ve MİLLETVEKİLLİĞİ ADAYLIĞI’nın YSK’ca iptal edilmiş olmasına rağmen;
AKP Genel Başkanı sıfatı ile 2002 genel seçimlerinde İstanbul AKP milletvekili
aday listesinin en başında yer almış olması; Yüksek Seçim Kurulu’nun İŞLEDİĞİ; TELÂFİSİ İMKÂNSIZ ÇOK ÇOK BÜYÜK ÖLÇEKLİ YASA ve ANAYASA SUÇU DEĞİL MİDİR?

Recep Tayyip ERDOĞAN, cümle alemin bildiği gibi, 12 Aralık 1997 tarihindeki SİİRT konuşmasında Minareler süngü, kubbeler miğfer, müminler asker, camiler kışlamız diye bölücü ve kışkırtıcı mahiyette bir şiir okuduğu ve halkımızı alenen kışkırttığı için, kesinleşmiş hapis cezasını da hapishanede bilfiil yatarak çekmiş olmasından dolayı; YSK’nca İstanbul milletvekilliği adaylığı iptal edilmişti.

Recep Tayyip ERDOĞAN‘ın AKP Siirt milletvekilliği adaylığını YASA’larımızı paspas gibi çiğneyerek kabul eden 2002 – 2003 yılları SİİRT İL SEÇİM KURULU başkan ve üyeleri ile birlikte, YÜKSEK SEÇİM KURULU başkan ve üyeleri; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne karşı; telâfisi imkânsız çok çok büyük YASAL ve ANAYASAL suç işlemişlerdir. Haklarında yasal ve ANAYASAL müeyyidelerin tavizsiz uygulanması gerekmektedir.

Arz ettiğim bu gayrimeşru Siirt milletvekilliği ve akabindeki yaklaşık 4 yıllık gayrimeşru Recep Tayyip ERDOĞAN hükümetinde görevlendirilen çok sayıdaki AKP’linin de Cumhurbaşkanı, milletvekili ve Belediye Başkanı seçilebilme istekli adaylıklarının kabul edilmeyerek reddedilmesi gerekirdi. AKP ileri gelenlerinin muhtar adaylıkları dahi kabul edilemez. 2002 Siirt seçimlerinin tuhaf gerekçelerle, sanki sadece RECEP TAYYİP ERDOĞAN’ı önce Parlamentoya sokup; sonrasında da kendisine BAŞBAKANLIK MAKAMI’nın; ALTIN TEPSİ İÇİNDE SUNULMASI amacı ile gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Aynı seçim döneminde YAZ – BOZ TAHTASI gibi önce İstanbul milletvekilliği adaylığı Yüksek Seçim Kurulunca veto ediliyor. Birkaç ay sonrasında ise, devir değiştiği için YASALARIMIZ ve ANAYASA’mız PASPAS GİBİ ÇİĞNENEREK YENİLENEN 2002 SİİRT seçiminde AKP milletvekili aday listesinin en başına İstanbul’dan PARAŞÜT ile getirtilip oturtulabiliniyormuş?

T.C. Devleti’nin başbakanlık makamı; “ZİMMET – İHALEYE FESAT KARIŞTIRMA – KALPAZANLIK – EVRAKTA SAHTECİLİK YAPMA“ suçları başta olmak üzere, hakkında çok sayıda suç isnadı bulunan; ayrıca belediye başkanlığı öncesi ORMAN ARAZİSİ (YEŞİL ALAN) üzerine KAÇAK İNŞAAT YAPTIRMAK SUÇU’ndan l0 AY HAPİS CEZASI’na çarptırılan; (l0 aylık hapis cezası, para cezasına çevrilmiştir) ve de MİNARELER SÜNGÜ – KUBBELER MİĞFER – MÜMİNLER ASKER – CAMİLER KIŞLAMIZ diye, maksatlı şiirler okuduğu için kesinleşmiş hapis cezasını hapishanede bilfiil yatarak çekmiş olan eski mahkûmların; ABD’nin KEMAL DERVİŞ başta olmak üzere, beslediği çok sayıdaki yandaşlarını maşa olarak kullanıp; tezgâhlattırdığı bir karambol seçim ortamında, Türk halkının sadece % 25’inin OYU’nu alabilmiş olmalarına karşın, (kayıtlı seçmenin %25’inin oyu) yerleşebilecekleri bir makam
haline getirilmiş olmaması gerekirdi.

2003 yılında; Başbakanlık makamına oturan T.C. Devletinin lâik düzenini yıkma amaçlı beyanları nedeniyle kesinleşmiş hapis cezasını da hapishanede yatarak fiilen çekmiş olan AKP eski genel başkanı Recep Tayyip ERDOĞAN’ın; 26 adet yolsuzluk ve usulsüzlük dosyası TBMM’nin KANUN ÇIKARMA ve KARAR ALMA YETKİSİ kötüye kullanılarak, KİŞİYE ÖZEL KANUN çıkarılmak suretiyle işlemden kaldırılarak,
örtbas edilmiştir.

Yüce Mahkemenize arz ettiğim; vatanımızın birlik ve beraberliğini doğrudan ilgilendiren
bu çok çok önemli konularda; ANAYASA MAHKEMESİ’nce İÇTİHAT OLUŞTURULMASINI ve bu çok çok önemli başvurumun bütün yönleri ile incelenerek, KARAR’a bağlanmasını; en derin saygılarımla arz ve talep ederim.

S O N U Ç                :

Recep Tayyip ERDOĞAN’ın; dürüst olmayan yöntemlerle yaptığı ve Yüksek
Seçim Kuruluna kabul ettirdiği anlaşılan CUMHURBAŞKANLIĞI ADAYLIK BAŞVURUSU’nun YOK HÜKMÜNDE KABUL EDİLEREK İPTAL EDİLMESİNİ.
       

  1. Recep Tayyip ERDOĞAN’ın CUMHURBAŞKANI ve olası BAŞKAN SEÇİLME EHLİYETİ’nin olmadığı tesbitinin de yüce mahkemenizce yapılarak; Cumhurbaşkanlığı makamından uzaklaştırılması kararının yüce mahkemenizce alınmasını.
  2. Recep Tayyip ERDOĞAN’ın; işlediği çok sayıdaki SUÇ’tan dolayı; yüce mahkemenizde SANIK SIFATI ile yargılanması kararının da YÜCE MAHKEMENİZ’ce alınmasını;

    en derin saygılarımla arz ve talep ederim. 07 Kasım 2016

    TİMUR EREN
    ISLAK İMZA

Adres : Timur EREN (EMEKLİ lise öğretmeni)                                                          Kâzım Yılmaz Bulvarı 43/2 Mobil : 0543 274 90 22
D A T Ç A / Muğla

D A Ğ I T I M
G E R E Ğ İ  İ Ç İ N                                     B İ L G İ   İ Ç İ N

  1. Anayasa Mahkemesi Başkanlığı                   1- CHP Genel Başkanlığı
    2- Genelkurmay Başkanlığı
    3- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
    4- MHP Genel Başkanlığı
    5- Vatan Partisi Genel Bşk.

Der Spiegel: Boğaziçi’nin ilkel adamı Erdoğan

Der Spiegel:
Boğaziçi’nin ilkel adamı Erdoğan

Almanya’nın önde gelen dergilerinden Spiegel, bu haftaki kapağına çarpıcı bir çizim ve ‘Korkunç dost’ başlığıyla Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı taşırken kapak konusunun işlendiği haber analize de ‘Boğaziçi’nin ilkel adamı’ diye başlık attı.

Der Spiegel: Boğaziçi’nin ilkel adamı
Yurt Gazetesi, 02.04.2016 
http://www.yurtgazetesi.com.tr/gundem/der-spiegel-bogazicinin-ilkel-adami-h107693.html

Erdoğan kapak çiziminde bir yandan Türkiye ile Avrupa Birliği arasında varılan mülteci anlaşmasının ‘tadını çıkaran’, öte yandan kaba etine ‘Basın’ yazılı gazete kağıdından uçak saplanmış ‘muzaffer ama öfkeli bir dev’ olarak resmedildi. ‘Korkunç dost’ başlığının altında da spot olarak, ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın özgürlük ve demokrasiye karşı savaşı’ ifadesi kullanıldı.

Merkel’e ağır eleştir

Dergi, aynı çizimde, Türkiye’yle AB arasındaki ‘mülteci pazarlığı’nın mimarı Almanya Başbakanı Angela Merkel’i yermeyi de ihmal etmedi.

Merkel, ‘muzaffer ama öfkeli bir dev’ havasındaki Erdoğan’ın gölgesinde, içinden avrolar fışkıran çantasıyla ‘mağlup ve bedbaht bir cüce’ olarak resmedildi.

Dergi, kapak konusunun işlendiği haber analize de

‘Boğaziçi’nin ilkel adamı’

başlığını uygun gördü. Spotta da şu ifadelere yer verildi:

“Almanya ve AB mülteci krizini çözsün diye Recep Tayyip Erdoğan’a teslim oldu.
Şimdi bir hiciv vakası sayesinde (Erdoğan’ın ti’ye alındığı Almanca klibe karşı Ankara’dan yükselen tepkiler kastediliyor) Türk cumhurbaşkanının nasıl bir zihniyete sahip olduğu anlaşılıyor. O’nu gerçekten tanıyan, her şeyden önce Avrupa için ciddi ciddi korkmalı.”

=====================================

Bir İmam ve küresel serüvenleri…

Dünya başedemiyor / defterini dürüyor…?!

Sevgi ve saygı ile.
02 Nisan 2016, Ankara


Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

HIZLI NÜFUS ARTIŞI SORUNU / The CHAOS of HUGE POPULATION GROWTH


Sevgili AÜTF Dönem 2 öğrencilerimiz
,
Site okuru dostlarımız. 

  • DÜNYADA ve TÜRKİYE’de NÜFUS SORUNLARI ve POLİTİKALARI

konulu AÜTF Dönem 2 dersi sunumu yansılarını paylaşmak isteriz.

Güncellenmiş dosyayı ilgi ve bilginize sunuyoruz.
Çok emekli ve kapsamlı bir dosyadır (119 yansı).

  • Gereksiz, dengesiz ve hızlı, akıl dışı ve sürdürülemez
    hızlı nüfus artışı ülkemiz ve dünya için en önemli sorunların başında gelmektedir.

Türkiye, 35-40 yıl sürecek bir DEMOGRAFİK FIRSAT PENCERESİ DÖNEMİNDEDİR.
Bu dönemde yapılması gereken, genç nüfusun niteliğinin iyileştirilmesidir.
Bu da sağlık ve eğitim yatırımları ile olur.

Nüfusun “hızlı” yaşlanması sorunu yoktur, akut gündem bu değildir.

İvedi olan 2 adım vardır :

1. Hızlı nüfus artışını teşvikten, “en az 3-5 çocuk doğurun” demekten
hemen vazgeçmek. Her ailenin 1 çocukla yetinmesini önermek..

2. Eldeki çooooook genç nüfusun niceliğini (sayısını) değil niteliğini (kalitesini) geliştirmek.. Yaşamsal sorun budur.. Genç nüfusu 21. yy’da acımasız küresel rekabete hazırlamak..
Yabancı diller ve İLETİŞİM öğretmek, geçerli meslekler edindirmek, özgüven kazandırmak,
istihdamı geliştirmek, yurttaşların sosyalleşmesini sağlamak (karma eğitim başta!)..

Ülkemizin öncelikleri bunlar, Demografi politikaları bakımından..
Bir ULUSAL DEMOGRAFİ KURULTAYI toplamak ve nüfus politikalarını güncellemek..

Ayrıca, kürtaj istemiyorsanız etkin ve yaygın aile planlaması hizmetlerini topluma
mutlaka vereceksiniz.. Özellikle de Doğu ve Güneydoğu’da!

Vurgulayalım ki; Anayasa’nın 41. maddesi açık ve net olarak devlete bu görevi yüklüyor.
Siyasal tercihiniz ne olursa olsun :

Anayasa_madde_41

 

 

 

 

 

 

 

 

Oldukça kapsamlı ve doyurucu bir dosya sunuyoruz.
Okunup okutulması, paylaşılması, politikacılara da ulaştırılması dileğiyle..
Umarız, hala Türkiye’de nüfus artışını bilim ve akıl dışı biçimde savunan tepe yöneticiler de, danışmanları da okusun ve yararlansınlar. Ülkemizi yıkımlara sürüklemesinler..

Lütfen tıklar mısınız erişkeyi (linki) ?

Nufus_sorunlari_ ve_ politikalari

Sevgi ve saygı ile.
06.12.2015, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD

www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Not : Bu yansılarda sayın Prof. Ercan’dan çok yararlandık, teşekkür borçluyuz.

Mustafa MUTLU : Erdoğan neden döndü?

 

Daha düne kadar “azınlık hükümeti”ne karşı çıkan Recep Tayyip Erdoğan,
Çin’den dönerken uçaktaki “yazıcılar”ını etrafına toplamış ve tane tane anlatmış:

Benim karşı olduğum, kalıcı azınlık hükümetidir.
Seçime götürmek kaydıyla bir azınlık hükümeti pekâlâ mümkündür.”
***
Beyefendi “cin” ya; yine adam çarpacak!
Peki; ne oldu da birdenbire azınlık hükümetini savunur hale geldi?
Söyleyeyim:
Tümüyle “duygusal” nedenlerden…
***
Yürürlükteki Anayasa açık:
Buna göre TBMM Başkanlık Divanı oluştuktan sonraki 45 gün içinde yeni Bakanlar Kurulu kurulamazsa ya da kurulsa bile güvenoyu alamazsa Cumhurbaşkanı’nın seçimlerin yenilenmesine karar vermesi gerekiyor. Yenilenme kararı Resmi Gazete’de yayımlandıktan sonra da seçim süreci başlıyor.
***
Anayasa, bu şekilde seçime gidilmesi durumunda, mevcut hükümetin istifa etmesini…
Cumhurbaşkanı’nın Geçici Bakanlar Kurulu kurmak üzere bir başbakan atamasını…
Bu geçici hükümete Meclis’teki partilerden; oranlarına göre bakan alınmasını öngörüyor…
Adalet, İçişleri ve Ulaştırma bakanları Meclis içinden veya dışından; bağımsızlardan atanacak.
Bu durumda mevcut Meclis aritmetiğine göre; kurulacak seçim hükümetinde AKP’ye 12, CHP’ye 7, MHP ve HDP’ye de 3’er bakanlık düşecek.
***
Eğer böyle bir şey olursa; on seçimdir devletin tüm olanaklarını babasının malı gibi kullanan
iktidar partisi AKP, buna devam edebilir mi?
Daha da ötesi Cumhurbaşkanı, devletin uçağıyla, otobüsüyle, elemanıyla, parasıyla “açılış”
ya da “halkla buluşma” adı altında “AKP mitingleri” yapabilir mi?
İstediği gibi seçim rüşveti dağıtabilir mi?
Polisi, muhaliflerin üzerine özgürce saldırtabilir mi?
Böyle bir karma hükümet, buna izin verir mi?
İşte; Cumhurbaşkanı’nın “azınlık hükümeti” konusundaki “U dönüşü”nün nedeni bu:
Davutoğlu liderliğinde bir AKP azınlık hükümeti kurdurup bunu dışarıdan MHP’ye destekletecek…
Sonra da erken seçimler öncesinde yine bildiği gibi at oynatacak…
***
O günler geçti Sultan Hazretleri; “devr-i saadet”iniz geride kaldı!
Çare yok; attan inip eşeğe bineceksiniz!
Devletin sınırsız olanaklarıyla değil, partinizin gücüyle seçim kampanyası yürüteceksiniz…
Tabii; MHP, bir kez olsun size stepne olmayı reddedebilirse…
 *****

SÖZ SİZDE! (156+85!)

Abdullah Bey’e soru sorma işi”ni birlikte yapıyoruz. Sıra okurum Serkan Çukadar’da…
Siz de sorularınızı mustafa0mutlu@gmail.com’a gönderebilirsiniz…
***
Abdullah Bey…

Yedi ay üç hafta boyunca Cumhurbaşkanlığı’na ait Huber Köşkü’nü işgal ettiniz.
Bu süre içinde sizin için yapılan tüm giderleri bu konularda duyarlı olduğunuzu söyleyerek)
kendinizin karşıladığını açıkladınız…
Son günlerde siyasete dönme sinyalleri veriyorsunuz. Bu amaçla da gündem ile ilgili görüşlerinizi paylaşmak adına @11CBofis adlı yeni bir twitter hesabı açtığınızı kamuoyuna duyurdunuz.
Hesabınızda profil fotoğrafı olarak da Huber’i görmekteyiz.
Devlet kaynaklarını kullanmayacak kadar titiz olduğunuza inanmak istiyoruz.
Lütfen twitter profil ftoğrafınıza Huber ile ilgili kendi cebinizden yaptığınız harcamaların belgelerini koyabilir misiniz?”
*****
GÜNÜN SORUSU

Adana’nın Pozantı İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne uzun menzilli silahlarla ateş eden teröristler
2 polisimizi şehit etmiş… Saldırganlardan 2 kişi öldürülmüş…
Sorum Emniyet Genel Müdürü’ne:

– Onca silahına karşın kendi mensuplarının can güvenliğini sağlayamayan bir teşkilat,
vatandaşını nasıl koruyacak?
*****
BİLİNÇALTIMIZDAKİ IRKÇILIK…

Maske takmış bir grup PKK’lı terörist üç gece önce İstanbul’un Ataşehir ilçesinde
özel bir halk otobüsünü yaktı.
Manevi oğlum Çağdaş Ulus’un haberine göre, yakılan bu otobüsün sahibi Süleyman Ayırkan,
HDP’li bir Kürt’müş…
Kızı Dilan Ayırkan, Çağdaş’a aynen şunları söylemiş:

Savaşın bile bir ahlâkı vardır. Sen kalkıp emekçi bir adamın 40 yıllık emeğini yakıyorsun.
Daha da acısı Kürt çocuklar, Kürt bir ailenin otobüsünü yaktılar. Bu ne akla, ne mantığa,
ne de vicdana sığar… Bu gerzeklere sorsan yaptıkları eylemleri halk için, halkın kurtuluşu için yaptıklarını söyler. Umarım yaktıkları ateşte yanarlar…”
***
Ah be kızım; baban Türk olsa, o Kürt çocuklarının (!) yaptıklarını kabul edebilecek miydin?
Ya da baban yine Kürt olsaydı da otobüsünüzü yakanlar Türk olsaydı; onaylayacak mıydın?

Ayrı etnik kökenlerden gelmek; şiddeti haklı çıkarabilir mi?

Bu nasıl mantık kızım?
Damdan düşeniniz bile hâlâ ırkçılık yapmaya devam ederseniz; biz bu ülkeyi nasıl ayakta tutacağız?
*****

GÜNÜN İSYANI


Çin gezisini tamamlayıp Endonezya’ya geçen Erdoğan, Cakarta Milli Güvenlik Akademisi’nde konuşmuş ve
“Bizim tek derdimiz var: İslam, İslam, İslam” demiş…
İsyanım kendisine:
Tek derdi, “insan, insan, insan” olan biri olabilseydin; bu ülke çok daha farklı olurdu!===============================

Çoook teşekkürler değerli Mustafa Mutlu…

Sevgi ve saygı ile.
2 Ağustos 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com