Kevgire dönen anayasa

Kevgire dönen anayasa

Örsan K. Öymen
Cumhuriyet, 20 Aralık 2018

 

Anayasa devletin omurgasıdır. Seçim sonucu, anayasanın ihlal edilmesinin gerekçesi olamaz. Türkiye’yi yöneten Recep Tayyip Erdoğan’ın bir türlü anlamadığı veya anlamak istemediği şey budur. 
Erdoğan tarafından yok sayılsa da, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda var olan ve tüm vatandaşların haklarının güvencesi olan bazı ilkeleri hatırlamak o nedenle çok önemlidir:

“MADDE 2: Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.

MADDE 6: Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.

MADDE 7: Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisi’nindir. Bu yetki devredilemez.

MADDE 8: Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir.

MADDE 9: Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.

MADDE 11: Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.

MADDE 14: Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.

MADDE 24: Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.

MADDE 25: Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. 

MADDE 26: Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. 

MADDE 28: Basın hürdür, sansür edilemez. Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır. 

MADDE 34: Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak, milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabilir. 

MADDE 138: Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz. 

MADDE 148: Anayasa Mahkemesi, kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler ve bireysel başvuruları karara bağlar.” 

Siyaset biliminin ve hukukun kavramsal çerçevesine göre, seçim zaferlerinin arkasına sığınarak söz konusu maddeleri ihlal eden bir Cumhurbaşkanı veya Başbakan, anayasal düzene yönelik sivil darbe gerçekleştirmiş ve yasallığını yitirmiş olur

  • Bu nedenle, Türkiye daha büyük bir felakete sürüklenmeden,
    anayasaya sahip çıkmak, ülkeyi yönetenler dahil,
    tüm vatandaşların öncelikli sorumluluğudur.

Meslek Hastalıkları – Occupational Diseases

logo_AUTF

Sevgili AÜTF Dönem 5 Öğrencilerimiz ve asistanlarımız,
Emekçilerimiz, Site Okurlarımız…

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dönem V’te işlediğimiz
MESLEK HASTALIKLARI konulu dersin güncellenmiş yansılarıı
(184 yansı, 6,5 MB) pdf olarak incelemek için lütfen tıklayınız. (20 Eylül 2018)

Bu yansıların ilk 96’sı sınav kapsamındadır
. Sonrakiler ek bilgi edinmek isteyenleredir.

1 Mayıs 2018 günü; Türkiye ve Dünya emekçilerini saygı ve şükranla selamlayarak!

Meslek_hastaliklari

Bu sunu, 13 Mayıs 2014’te Soma maden faciasında, iktidarın göz yumması ile sermayenin dizginsiz kâr hırsına göz göre göre kurban edilen 301 (üç yüz bir) masum emekçiye
ve ailelerine adanmaktadır…
 Karadon_faciasi_5._yil_17.5.15

ATA_Ergani'de_Kaza_Kader_Talih_Tesaduf_Arapcadir

Yüreğimiz Siirt – Şirvan – Maden köyü bakır madeni göçüğü kurbanı 16 emekçiye yandı.. Heyelan diyorlar ama Maden Mühendisleri Odası raporuna göre resmen şiv kayması ve işletmenin hatası – ihmali sonucu.. Sitemizde işledik :

Soma kırımının (katliamının), 301 masum maden emekçisinin ilkel ve vahşi – rezil sermaye birikimine kurban edilmesini lanetliyoruz..

4. yılında hala yargılamanın bitmemesi ve sorumluların hak ettikleri yaptırımı görmemeleri sonucunu esefle kınıyoruz..

2016 sonunda kayda giren meslek hastalığı sayısı 597.. (568 erkek + 29 kadın).
“İşle ilgili hastalık” kaydı yok! ILO toplam 160 milyon meslek hastalığı + İşle ilgili hastalık kestirimi yapıyor. Türkiye Dünya nüfusunun %1,1’i; kabaca 1,6 milyon / yıl meslek hastalığı + İşle ilgili hastalık tanısı beklenebilirdi. 2016’da kişi başına ortalama 8,5 kez hekime başvurduk.. 650 milyonu aşıyor toplam hekim – başvuran görüşmesi (muayene!?).
Meslek hastalığı sayısı toplam muayene sayısının milyonda 1’i bile değil..

  • Örtük/örtülen, saklı/saklanan açık ama gizli meslek hastalığı salgını için için sürüyor..
  • Emekçiler sermayeye post-modern vahşi mi vahşi “yeni” bir vergi (!) daha ödüyor :
  • KAN VE CAN VERGİSİ!

Sorunların çözümünün BÜTÜN EMEKÇİLERİN BİRLEŞMESİNDEN GEÇTİĞİNİ
bir kez daha anımsıyor ve anımsatıyoruz.

Ama patron, sendika değiştiren emekçiyi bile işten atıyor; değil ki sendika kuran / üye olanı..

Siyaset kurumu seyirci olan bitene : Ölçüsüz-tarifsiz bir aymazlık ya da sermaye iktidarı..
3. seçenek ufukta görülüyor mu??

Sevgi ve saygı ile. 20 Eylül 2018, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK, MD, MSc, BS
AÜTF Halk Sağlığı
Toplum Hekimliği Uzmanı – Sağlık Hukuku Uzmanı

Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Bir ABD projesi olarak AKP

Bir ABD projesi olarak AKP

Emre Kongar
(AS: Bizim kapsamlı katkımız ve çağrımız yazının altındadır..)

Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Bülent Arınç ve Abdüllatif Şener tarafından kurulan parti, “Ilımlı İslam” adı altında “Amerikancı İslam” modeli üzerinden, Neo-emperyalizmin ve Neo-liberalizmin bir aracı olarak iktidara getirilmiştir
AKP için planlanan görev, “Ilımlı Amerikancı İslam” kimliğiyle, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki İslam ülkelerinde “sözde demokratik”, “özde Amerikancı” rejimlerin iktidarlarına örnek olmasıydı. 
Nitekim, sonradan “Arap Kışı”na dönüşen, “Arap Baharı” denilen trajedi, bu model üzerine başlatıldı… Başkanlar devrildi, rejimler değiştirildi… Sonuç olarak çok kan döküldü ve elde yalnızca;
Libya’da büyük bir kaos,
– Irak’ta kargaşa (AS: 2 kez işgal!) ve bölünme,
– Suriye’de iç savaş,
– Mısır’da askeri rejim ve
– İstikrarsız bir bölge kaldı!
***
“ABD’nin Siyasal İslam’la Dansı” adlı kitabımda Amerika’nın, Condoleezza Rice’ın ağzından ifade ettiği bu projedeki hatalarını çok önceden yazmış ve bölgedeki bu felaketi önceden haber vermiştim. (Bakınız özellikle “Türkiye Bir Model Olabilir mi?” bölümü, ss. 150-190. 
Elbette ABD’nin yaptığı en önemli hata, din ekseninde kurulacak bir iktidardan Demokrasi beklemek yanlışıydı. 
Aslında ABD’nin asıl beklentisi, kurulacak rejimlerin Demokratik olması değil, kendisinden ve Neo-emperyalizmden yana olmasıydı… 
Demokrasi söylemini yalnızca bir kamuflaj olarak kullanıyordu ama “Ilımlı Amerikancı İslam” savunucularının “Radikal Siyasal İslam Terörünü” besleyecek bir siyasal, toplumsal ve kültürel ortam yarattıklarını da görememişti!
***

  • “Bir Amerikan Projesi olarak Adalet ve Kalkınma Partisi”nin
    kurulma öyküsünü Merdan Yanardağ, aynı isimli kitabında çok iyi anlatır: 

Özellikle 1. Bölüm’de şu başlıklar, konuyu derinliğine irdeleyen yazılardan oluşuyor: 

1. Ilımlı İslam’ın test alanı. 

2. Ilımlı İslam, 28 Şubat ve “Yeni Cumhuriyet”. 
3. Irak Savaşı’nın AKP’ye sunduğu fırsat. 
4. AKP’nin önünü açan sivil darbe: Ecevit hükümeti nasıl devrildi? 
5. Erdoğan’ın gizli ABD görüşmeleri. 
6. Kurtlar sofrasında ikna olmak! 
7. AKP’nin “tarihsel fırsat” teorisi. 
8. Çatışma kaçınılmazdı.
***
Yanardağ’ın bu önemli kitabı, ister istemez şu iki soruyu akla getiriyor: 

  • Bir ABD projesi olarak kurulan ve iktidara getirilen AKP’nin bugünlerde ortaya çıkan Antiemperyalist söylemi ve tavrı ne kadar inandırıcıdır… 

Bu söylem ve tavır, artık ömrünü tamamlamış bir siyasal iktidarın, ömrünü uzatmak için başvurduğu son bir takıyye midir?
***
DİREN ANTİEMPERYALİST DEMOKRASİ!
==========================================
Dostlar,

AKP = Erdoğan’a Açık Çağrı

Saygın Emre Kongar büyüğümüz, bu gün Cumhuriyet’teki önemli köşesinde neredeyse bire bir bizim düşündüklerimizi yazmış! Biz de sitemizin manşetinde, bu yazıyı okumadan önce şu dizeleri paylaşmıştık “karşılıklı” (!?) vize salvolarının ardından..

  • Sorumsuz, kabadayı, uluslararası hukuku hiçe sayan efelikleri sürdürün..
    ABD’deki suç ortaklarına karşılık rehinler alın, sonra da “karşılıklık” diyerek
    ABD’yi karşınıza alın. Döviz fırlasın, yoksullaşalım, onlarca milyar Dolar bedel ödeyelim;
    bir de gariban tabanı gaza getirin, kamuyonu gerçek gündem yerine meşgul edin ve de
    mağduru oynayın.. Ülke dibe vurdu, sıktı artık bu ilkel – çirkin oyun, kendinize gelin!
  • Bir ABD projesi olarak kurulan ve iktidara getirilen AKP’nin son günlerde takındığı antiemperyalist ulusalcı söylemi ve politikalara ne denli inanabiliriz ki!? 

AKP = RTE uzatmalara oynuyor tüm stratejisiyle.. çıkmadık canda umut vardır.. Bu sabah AKP parti  grubu toplantısında, Başbakanlık yapan Yıldırım yine tabanı gazlıyordu. Meğer ekonomimiz İspanya’yı geçmiş, Almanya – İngiltere – Fransa – İtalya’nın ardından 5. liğe yükselmiş ve 2020’de orta gelirli ülke olmaktan çıkıp üst gelirli ülkeler kümesine terfi edecekmişiz..

Olur da bunca mı olur?

Borcu borçla bile ödeyemez duruma düşürülen ekonomi, toplam 450 milyar Dolar dış borçla, beklenen yıllık ulusal gelirinin yarısını aşkın. Lütfen tıklar mısınız :

Efendiler                                      :

1. Halka gerçekleri söyleyiniz.
2. TBMM’yi derhal etkin göreve çağırınız.
3. OHAL’i artık kaldırınız.
4. Partilere gerekli tüm bilgileri saydamlıkla veriniz.
5. Ülkeyi içine düşürdüğünüz batakta daha fazla oyalamayınız.
6. TBMM’de üretilecek önerileri – politikaları uygulayınız.
7. Toplumu – yaşamı – devleti dincileştirme dayatmasına derhal son veriniz.
8. Ulusu birleştirici davranınız, hiçbir kesimi ötekileştirmeyiniz.
9. TEK ADAM KİBİRİ VE İNADI yıkım getirdi, artık bunu görünüz ve geri dönünüz!
10. Türkiye çökerse altında önce siz kalıp telef olacaksınız, ülkemiz – masum on milyonlarca insan çoooooook ağır bedeller ödüyor – ödeyecek.. Buna hakkınız yok, halk bunun için oy vermedi size!

Bunlar artık en son anımsatmalar, uyarılar.. Zaman kalmadı, zaman kalmadı anlıyor musunuz?!

Örn. Ukrayna ziyaretinde (09.10.17) Kırım’ın ilhakını asla kabul etmediğinizi, etmeyeceğinizi söylüyorsunuz ama Suriye’de yarattığınız Ortadoğu batağından kurtulmak için de Rusya’nın yedeğinden ayrılamıyorsunuz. Böyle dış politika olur mu? Böyle ağır çam devrilir mi?? (Ayrıca Erdoğan bu ziyarette bitkin görünüyor, düştü düşecek, masada uyuyor, metal yorgunu kim!??)

Yeni ve akıl dışı senaryolarınız asla kurtarıcı ol(a)mayacaktır.
Türkiye’de her-ke-sin artık yeni bir durum değerlendirmesinin zamanı geldi, geçiyor.
Başta sağduyulu AKP’liler..
Sonra yandaş – sahibinin sesine indirgenen kokuşan basın..
Yalaka sömürgen sermaye..
Tüm bunlara yolveren emperyalist küresel sermaye, çevreleri ve devletler..

ABD’nin Türkiye’deki AKP tasarımı (projesi) iflas etti!

Soruyor ve anımsatıyoruz                  :

  • İç savaşa sürüklenen, dev bir pazar olarak ekonomisi çöken, yüzlerce milyar dolar kredinizi
    (= dış borç!) geri alamayacağınız, milyonlarca insanın mültecileştirildiği…  bir Türkiye,
    küresel ölçekte bir yıkım doğurur. BOP fantezilerinizden bu dersleri hala almadınız mı?

Sevgi, saygı ve endişe ile. 10 Ekim 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com

ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA

ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA

Ahlatlıbel / A N K A R A

Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN; CUMHURBAŞKANI ADAYI ve OLASI
BAŞKAN ADAYI OLABİLME ŞARTLARINI;
hem HUKUKEN hem de KANUNEN HİÇBİR ŞEKİLDE TAŞIMAMAKTADIR.

Recep Tayyip ERDOĞAN’ın ÜNİVERSİTE (Herhangi bir üniversitenin bünyesindeki en az 4 yıllık fakülte) mezunu olmadığı; kesin bir olgudur. Zaten AKP’yi birlikte kurdukları ve Yüksek Seçim Kurulu ile Siirt İl Seçim kurulları’nın; Recep Tayyip ERDOĞAN’a; ANAYASAMIZI ve YASALARIMIZI göz göre göre açıkça çiğneyerek; gökten zembille indirip bahşettikleri GAYRİMEŞRU SİİRT milletvekilliği payesi MEŞRU FARZEDİLEREK; GAYRİMEŞRU YÖNTEMLERLE kurduğu ilk hükümette yaklaşık 4 yıl boyunca yanı başında başbakan yardımcısı olarak bulunan, sayın Abdüllâtif ŞENER; Recep Tayyip ERDOĞAN’ın üniversite mezunu olmadığını ve
2 yıllık yüksekokul mezunu olduğunu kamuoyumuza bütün içtenliği ile açıklamıştı. Yüce mahkemenizce Recep Tayyip ERDOĞAN’ın SİİRT İL seçim kurulu – İstanbul
il seçim kurulları ile birlikte; Yüksek Seçim Kurulu’na çeşitli tarihlerde sunduğu
TÜM DİPLOMALARI’nın ASILLARI’nın getirtilerek KRİMİLAL incelemeye
tabi tutulmasını
; en derin saygılarımla arz ve talep ediyorum.

Bu başvuruyu yüce mahkemenize benim değil; TBMM’de grubu bulunan CHP (Cumhuriyet Halk Partisi) ve MHP (Milliyetçi Hareket Partisi) üst yönetimlerinin yapmaları gerekirdi. İsimlerini verdiğim bu siyasal partilerin görevlerini yapmamaları ve bazı durumlarda da Recep Tayyip ERDOĞAN’ın suç ortağı konumuna düşmeleri nedeniyle; BİREYSEL BAŞVURU HAKKIMI KULLANARAK; DEVLET HAYATIMIZI DERİNDEN ÇOK ÇOK MENFİ YÖNDE ETKİLEYEN; TELÂFİSİ İMKÂNSIZ çok önemli bu başvuruyu, Yüce Mahkemenize ben yapmak zorunluluğunda bırakıldım. YÜCE MAHKEMENİZ’in, DEVLETİMİZ’in GELECEĞİ AÇISINDAN YAŞAMSAL ÖNEMDEKİ ÇOK ÇOK ÖNEMLİ BU KONUYA İÇTİHAT YARATARAK RE’SEN EL KOYMASINI

en derin saygılarımla ARZ ve TALEP EDİYORUM.

RECEP TAYYİP ERDOĞAN; devlet güvenlik mahkemesi savcıları sayın NUH METE YÜKSEL ile sayın ÖMER SÜHA ALDAN tarafından yürütülen ve 12 klasörden oluşan; “İDAMI İSTENEN DOSYALARDAN“ YARGILANIP BERAAT ETTİĞİ İÇİN DEĞİL; ZAMAM AŞIMINA UĞRADIĞI“ gerekçesi ile dosyalar
RAFA KALDIRILARAK örtbas edildiği için kurtarılmıştır.
(STAR GAZETESİ, 30 Ocak 2004, Cuma).

MER’İ (Yürürlükteki) kanunlarımıza göre “İhaleye fesat karıştırma, RÜŞVET, HIRSIZLIK – YOLSUZLUK“ suçlarını işleyenler; Affa uğramış olsalar dahi CUMHURBAŞKANI ADAYI gösterilemezler.

03 Nisan 2014 günü akşamı ULUSAL TV Kanalında sayın Hulki Cevizoğlu’nun sunduğu “CEVİZ KABUĞU“ isimli programa konuk olarak katılan AKP kurucularından ve eski Başbakan Yardımcılarından sayın ABDÜLLÂTİF ŞENER, Recep Tayyip ERDOĞAN ve AKP konusunda dehşetengiz rüşvet – yolsuzluk ve hırsızlık iddialarını gündeme getirmiştir. Sayın Abdüllâtif ŞENER’in açıklamalarının bazıları kısaca şunlardır :

1- Birinin (Recep Tayyip ERDOĞAN) EVİNDE 1.000.000.000 US Doları (BİR MİLYAR Amerikan doları) NAKİT’i var ise; serveti en az 100.000.000.000 (YÜZ MİLYAR) DOLARDIR. En büyük 10 holdingin (KOÇ – SABANCI – DOĞUŞ – ENKA – ECZACIBAŞI – FİBA – BOYNER vb.) holdinglerin toplam varlıkları 100.000.000.000 US dolarından (100 milyar ABD DOLARI) daha azdır.

2- Dış basında Recep Tayyip ERDOĞAN’ın servetinin 127.000.000.000 US Doları
(Yüz yirmi yedi MİLYAR ABD DOLARI) olduğu
na ilişkin yazılar yayınlandı. Yayınlanan bu yazılar bugüne dek yalanlanmamıştır.

3- Bunca TAPE yayınlandı. Ne oldu ki demeyin. En azından MAFYA YÖNTEMLERİYLE DEVLET YÖNETİMİ NASIL OLUR? HERKES BUNU GÖRDÜ. Yaklaşık 2,5 yıl önce dış basında yayınlandığı ve yalanlanamadığı sayın ABDÜLLÂTİF ŞENER tarafından dile getirilen 127 MİLYAR Amerikan doları tutarındaki inanılması imkânsız KORKUNÇ servetin meşru yollardan edinilmesinin imkânı olabilir mi?

MİLLİ İRADE’nin Parlamentoya gerçek anlamda yansımasını çok büyük ölçüde engelleyen çarpık Seçim Kanunu ile birlikte; Yüksek Seçim Kurulu’nun affedilmesi mümkün olmayan; bilinçli ya da bilinçsiz bariz hataları ve ABD’nin çevirdiği envai çeşit oyunlar neticesi; kayıtlı seçmenin sadece %25’inin OYU’nu alabildiği halde, Parlamentodaki üye tam sayısının 2/3’ünden fazlasını ele geçiren eski (fiili)
AKP GENEL BAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN’ın kendi ifadesi ile
24 TEMMUZ 1974’te İETT Altıntepe daire müdürlüğü “TEMİZLİK KADROSU“nda, “VASIFSIZ İŞÇİ“ OLARAK İŞE BAŞLADIĞI’nı; 14 Aralık 2004’te yayınlanan MİLLİYET GAZETESİ’ndeki RÖPÖRTAJI’nda yazar sayın CAN DÜNDAR’ın kaleminden öğrendik.

RECEP TAYYİP ERDOĞAN’ın; HUKUKEN AKP GENEL BAŞKANI OLMADIĞI ve MİLLETVEKİLLİĞİ ADAYLIĞI’nın YSK’ca iptal edilmiş olmasına rağmen;
AKP Genel Başkanı sıfatı ile 2002 genel seçimlerinde İstanbul AKP milletvekili
aday listesinin en başında yer almış olması; Yüksek Seçim Kurulu’nun İŞLEDİĞİ; TELÂFİSİ İMKÂNSIZ ÇOK ÇOK BÜYÜK ÖLÇEKLİ YASA ve ANAYASA SUÇU DEĞİL MİDİR?

Recep Tayyip ERDOĞAN, cümle alemin bildiği gibi, 12 Aralık 1997 tarihindeki SİİRT konuşmasında Minareler süngü, kubbeler miğfer, müminler asker, camiler kışlamız diye bölücü ve kışkırtıcı mahiyette bir şiir okuduğu ve halkımızı alenen kışkırttığı için, kesinleşmiş hapis cezasını da hapishanede bilfiil yatarak çekmiş olmasından dolayı; YSK’nca İstanbul milletvekilliği adaylığı iptal edilmişti.

Recep Tayyip ERDOĞAN‘ın AKP Siirt milletvekilliği adaylığını YASA’larımızı paspas gibi çiğneyerek kabul eden 2002 – 2003 yılları SİİRT İL SEÇİM KURULU başkan ve üyeleri ile birlikte, YÜKSEK SEÇİM KURULU başkan ve üyeleri; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne karşı; telâfisi imkânsız çok çok büyük YASAL ve ANAYASAL suç işlemişlerdir. Haklarında yasal ve ANAYASAL müeyyidelerin tavizsiz uygulanması gerekmektedir.

Arz ettiğim bu gayrimeşru Siirt milletvekilliği ve akabindeki yaklaşık 4 yıllık gayrimeşru Recep Tayyip ERDOĞAN hükümetinde görevlendirilen çok sayıdaki AKP’linin de Cumhurbaşkanı, milletvekili ve Belediye Başkanı seçilebilme istekli adaylıklarının kabul edilmeyerek reddedilmesi gerekirdi. AKP ileri gelenlerinin muhtar adaylıkları dahi kabul edilemez. 2002 Siirt seçimlerinin tuhaf gerekçelerle, sanki sadece RECEP TAYYİP ERDOĞAN’ı önce Parlamentoya sokup; sonrasında da kendisine BAŞBAKANLIK MAKAMI’nın; ALTIN TEPSİ İÇİNDE SUNULMASI amacı ile gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Aynı seçim döneminde YAZ – BOZ TAHTASI gibi önce İstanbul milletvekilliği adaylığı Yüksek Seçim Kurulunca veto ediliyor. Birkaç ay sonrasında ise, devir değiştiği için YASALARIMIZ ve ANAYASA’mız PASPAS GİBİ ÇİĞNENEREK YENİLENEN 2002 SİİRT seçiminde AKP milletvekili aday listesinin en başına İstanbul’dan PARAŞÜT ile getirtilip oturtulabiliniyormuş?

T.C. Devleti’nin başbakanlık makamı; “ZİMMET – İHALEYE FESAT KARIŞTIRMA – KALPAZANLIK – EVRAKTA SAHTECİLİK YAPMA“ suçları başta olmak üzere, hakkında çok sayıda suç isnadı bulunan; ayrıca belediye başkanlığı öncesi ORMAN ARAZİSİ (YEŞİL ALAN) üzerine KAÇAK İNŞAAT YAPTIRMAK SUÇU’ndan l0 AY HAPİS CEZASI’na çarptırılan; (l0 aylık hapis cezası, para cezasına çevrilmiştir) ve de MİNARELER SÜNGÜ – KUBBELER MİĞFER – MÜMİNLER ASKER – CAMİLER KIŞLAMIZ diye, maksatlı şiirler okuduğu için kesinleşmiş hapis cezasını hapishanede bilfiil yatarak çekmiş olan eski mahkûmların; ABD’nin KEMAL DERVİŞ başta olmak üzere, beslediği çok sayıdaki yandaşlarını maşa olarak kullanıp; tezgâhlattırdığı bir karambol seçim ortamında, Türk halkının sadece % 25’inin OYU’nu alabilmiş olmalarına karşın, (kayıtlı seçmenin %25’inin oyu) yerleşebilecekleri bir makam
haline getirilmiş olmaması gerekirdi.

2003 yılında; Başbakanlık makamına oturan T.C. Devletinin lâik düzenini yıkma amaçlı beyanları nedeniyle kesinleşmiş hapis cezasını da hapishanede yatarak fiilen çekmiş olan AKP eski genel başkanı Recep Tayyip ERDOĞAN’ın; 26 adet yolsuzluk ve usulsüzlük dosyası TBMM’nin KANUN ÇIKARMA ve KARAR ALMA YETKİSİ kötüye kullanılarak, KİŞİYE ÖZEL KANUN çıkarılmak suretiyle işlemden kaldırılarak,
örtbas edilmiştir.

Yüce Mahkemenize arz ettiğim; vatanımızın birlik ve beraberliğini doğrudan ilgilendiren
bu çok çok önemli konularda; ANAYASA MAHKEMESİ’nce İÇTİHAT OLUŞTURULMASINI ve bu çok çok önemli başvurumun bütün yönleri ile incelenerek, KARAR’a bağlanmasını; en derin saygılarımla arz ve talep ederim.

S O N U Ç                :

Recep Tayyip ERDOĞAN’ın; dürüst olmayan yöntemlerle yaptığı ve Yüksek
Seçim Kuruluna kabul ettirdiği anlaşılan CUMHURBAŞKANLIĞI ADAYLIK BAŞVURUSU’nun YOK HÜKMÜNDE KABUL EDİLEREK İPTAL EDİLMESİNİ.
       

  1. Recep Tayyip ERDOĞAN’ın CUMHURBAŞKANI ve olası BAŞKAN SEÇİLME EHLİYETİ’nin olmadığı tesbitinin de yüce mahkemenizce yapılarak; Cumhurbaşkanlığı makamından uzaklaştırılması kararının yüce mahkemenizce alınmasını.
  2. Recep Tayyip ERDOĞAN’ın; işlediği çok sayıdaki SUÇ’tan dolayı; yüce mahkemenizde SANIK SIFATI ile yargılanması kararının da YÜCE MAHKEMENİZ’ce alınmasını;

    en derin saygılarımla arz ve talep ederim. 07 Kasım 2016

    TİMUR EREN
    ISLAK İMZA

Adres : Timur EREN (EMEKLİ lise öğretmeni)                                                          Kâzım Yılmaz Bulvarı 43/2 Mobil : 0543 274 90 22
D A T Ç A / Muğla

D A Ğ I T I M
G E R E Ğ İ  İ Ç İ N                                     B İ L G İ   İ Ç İ N

  1. Anayasa Mahkemesi Başkanlığı                   1- CHP Genel Başkanlığı
    2- Genelkurmay Başkanlığı
    3- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
    4- MHP Genel Başkanlığı
    5- Vatan Partisi Genel Bşk.

Der Spiegel: Boğaziçi’nin ilkel adamı Erdoğan

Der Spiegel:
Boğaziçi’nin ilkel adamı Erdoğan

Almanya’nın önde gelen dergilerinden Spiegel, bu haftaki kapağına çarpıcı bir çizim ve ‘Korkunç dost’ başlığıyla Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı taşırken kapak konusunun işlendiği haber analize de ‘Boğaziçi’nin ilkel adamı’ diye başlık attı.

Der Spiegel: Boğaziçi’nin ilkel adamı
Yurt Gazetesi, 02.04.2016 
http://www.yurtgazetesi.com.tr/gundem/der-spiegel-bogazicinin-ilkel-adami-h107693.html

Erdoğan kapak çiziminde bir yandan Türkiye ile Avrupa Birliği arasında varılan mülteci anlaşmasının ‘tadını çıkaran’, öte yandan kaba etine ‘Basın’ yazılı gazete kağıdından uçak saplanmış ‘muzaffer ama öfkeli bir dev’ olarak resmedildi. ‘Korkunç dost’ başlığının altında da spot olarak, ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın özgürlük ve demokrasiye karşı savaşı’ ifadesi kullanıldı.

Merkel’e ağır eleştir

Dergi, aynı çizimde, Türkiye’yle AB arasındaki ‘mülteci pazarlığı’nın mimarı Almanya Başbakanı Angela Merkel’i yermeyi de ihmal etmedi.

Merkel, ‘muzaffer ama öfkeli bir dev’ havasındaki Erdoğan’ın gölgesinde, içinden avrolar fışkıran çantasıyla ‘mağlup ve bedbaht bir cüce’ olarak resmedildi.

Dergi, kapak konusunun işlendiği haber analize de

‘Boğaziçi’nin ilkel adamı’

başlığını uygun gördü. Spotta da şu ifadelere yer verildi:

“Almanya ve AB mülteci krizini çözsün diye Recep Tayyip Erdoğan’a teslim oldu.
Şimdi bir hiciv vakası sayesinde (Erdoğan’ın ti’ye alındığı Almanca klibe karşı Ankara’dan yükselen tepkiler kastediliyor) Türk cumhurbaşkanının nasıl bir zihniyete sahip olduğu anlaşılıyor. O’nu gerçekten tanıyan, her şeyden önce Avrupa için ciddi ciddi korkmalı.”

=====================================

Bir İmam ve küresel serüvenleri…

Dünya başedemiyor / defterini dürüyor…?!

Sevgi ve saygı ile.
02 Nisan 2016, Ankara


Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com