Etiket arşivi: Bülent Arınç

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 18 Mayıs 2022

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE                          

MÜRİT

Tayland’da 74 yaşındaki tarikat lideri Tawee Nanlan müritleri ile ormanda bir tören gerçekleştirdi. Törene katılan müritleri Nanlan’ın dışkısını yiyip idrarını içti. Müritlerinden 1’i çocuk 11 kişi öldü.

Bizdekiler henüz yemek artıkları ile idare ediyor…

SATIŞ

Karamollaoğlu, AKP’nin konut kredisi paketinin vatandaşın ev sahibi olması amacıyla değil büyük firmaların konut satması amacıyla çıkartıldığını kaydetti.

Vatandaşa satış yerine vatandaşı satış…

GÜVEN

Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, ülkesinin ABD ile imzaladığı Karşılıklı Savunma İşbirliği Anlaşması’nın kendilerini güvende hissetmeleri için bir araç olduğunu söyledi.

Kendi ulusuna ve onun gücüne güven yoksa güvenlik de, gelecek de yoktur…

DÖNÜŞ

Bahçeli, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın genel af kararının ‘mühim’ ve ‘geri dönüşleri kolaylaştırıcı’ olduğunu söyledi. Bahçeli, ‘Bu kapsamda  hükûmetin uygulayacağı her politikayı sonuna kadar destekleriz’ dedi.

Destekler de tek adamın inadı inat… (AS: “TEK ADAM” ın eli kolu bağlı kendi  hatasıyla)

BEĞENİ

Bartın İl Müftüsü Abdülcelil Çakar, müfettişlerin dört kez kınama cezası verilmesi ve görevden alınması doğrultusundaki raporuna karşın yedi aydır göreve devam ediyor.

Bu devirde böyle başa böyle müftü…

YEĞ

TÜRGEV Yönetim Kurulu Üyesi ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı olan Kübra Güran Yiğitbaşı Afyonkarahisar Valiliğine atandı.

  • Türkiye’nin ilk başörtülü valisi oldu.

Türbanı değil başı önemsenerek yeğlendiğini umarım…

ACIKLI

İçişleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı, Türkiye’de toplam yabancı sayısının 5,497,733 kişi olduğunu açıkladı. Bu rakamların dışında kaçak, göçek kaç sığınmacı olduğu sorusuna ise
Bunu yüzde 100 kimse bilemez” cevabını verdi.

Vah Türkiye’m!..

YAĞMA

Türkiye Denizcilik İşletmeleri’nin (TDİ) yönetim kurulunda yalnızca bir kişi denizcilikle ilgili bir bölümden mezun. Özelleştirilen liman yönetimlerine de AKP’li eski vekiller, Cumhurbaşkanlığı ve bakanlık çalışanları atanmış durumda.

Han-ı yağma…

DÜNYA

Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanı Bilgin, ”Enflasyon fevkalade ciddi boyutlarda, Türkiye’de enflasyon yüzde 70’e dayandığını biliyoruz, dünyada da öyle.”

Dünya derken, öbür dünya mı acaba?..

HAKİM

Canan Kaftancıoğlu dokuz yıl önce attığı tweetler yüzünden açılan davalarda  mahkum edildi ve siyasetten yasaklandı.

Ankara’da hakimlere hakimler var…

MAĞRUR

Bülent Arınç, Kaftancıoğlu davası ile ilgili olarak, ”Dünün mağdurlarının mağrur ifadelerle yaşanan hukuksuzluklara gözünü yumması kamu vicdanını yaralamaktadır” dedi.

Adres belli…

DEĞİŞ

Yargıtay’ın Balyoz davasında 7 sanık için verilen beraat kararını bozmasının ardından yeniden yapılan yargılamada, bir gün önce değiştirilen duruşma savcısı bozma kararına uyulmasını talep etti.

Bir çizgi film vardı, “Değiş tonton” denince biçim değiştiriyordu…

KAHRAMAN

Nagehan Alçı, 1920 ve 1930’ların CHP’si döneminde olsaydı, CHP muhaliflerini destekleyeceğini söyledi.

Varsayım kahramanlığı…

YASSAH!

Eskişehir Valisi gençlerin festivalini güvenlik gerekçesiyle yasakladı.

KİEV valisi mi?..

BABA

CHP’li Gürsel Tekin, “Burada bir milyon Suriyeli çocuk doğdu. Bunlar bizim çocuklarımız. Onları nasıl entegre ederiz bunu düşünmemiz lazım” dedi.

Suriyeli kadınlarla yakınlığımız yok ki çocuklar bizim olsun…

ŞAHLANIŞ

Akaryakıta yılbaşından bu yana 16 kez zam geldi, benzinin litresi 6 ayda %131 arttı.

Arabasını kullanabilen şahlanır…

HEZİMET

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na sözleşmeli personel alımında KPSS birincisi mülakatla 175’inci yapılırken 172. sıradaki birinci, 214. sıradaki ikinci, 411. sıradaki üçüncü yapıldı.

Sosyal Hezimet Bakanlığı…

BATIŞ

AKP Sözcüsü Ömer Çelik, AKP Grup Başkanvekili Cahit Özkan’ın sözleri hakkında, “Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri ilişkilerine dair beyanları partimizin görüşlerini yansıtmamaktadır.”

Gemi fazla su almaya başladı…

AYDIN

Perinçek, “Recep Tayyip Erdoğan bir aydındır. Çünkü bir partinin genel başkanı ve aynı zamanda bir devlet başkanıdır. Politikacılar birer aydındır. Siyasetçilerin hepsi öncü konumdadır. Belli bir kitleyi temsil eden yöneticiler aydındır.” dedi.

Bu tanıma göre tarikat, cemaat, terör örgütü liderleri de aydındır.

Çok aydınlandık…

HİZBULLAHÇILAR

Diyarbakır’da Hizbullahçılıktan hükümlü iki okul müdürünün müfettiş raporuna rağmen görevden alınmadığı ortaya çıktı.

Yabancı değiller…

GÜZİDE

AKP Beylikdüzü İlçe Başkanlığı, SADAT ziyareti sonunda yaptığı açıklamada SADAT’ın “milli ve manevi değerlere önem vererek savunma sanayisi alanında ülkemizi yurt dışında başarı ile temsil eden güzide bir kuruluş” olduğunu söyledi.

FETÖ için de neler demişlerdi..

28 Şubat ve Afganistan

Örsan K. Öymen
Örsan K. Öymen
Cumhuriyet, 23 Ağustos 2021

 

“Ergenekon”, “Balyoz”, “OdaTV”, “Casusluk” (AS: Askeri Casusluk) ve “Gezi” adlarıyla anılan sahte yargı süreçlerine ve kumpaslara bir yenisi daha eklendi: “28 Şubat”!

Emekli generaller ve komutanlar Çevik Bir, Çetin Doğan, Hakkı Kılınç, Cevat Temel Özkaynak, Erol Özkasnak, Fevzi Türkeri, Yıldırım Türker, İlhan Kılıç, Aydan Erol, Kenan Deniz, Ahmet Çörekçi, Çetin Saner, İdris Koralp ve Vural Avar

  • hukuka aykırı bir biçimde, sözde hukuk tarafından verilen kararların bir sonucu olarak tutuklandılar!

28 Şubat 1997’de, Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan’ın başbakan, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Tansu Çiller’in başbakan yardımcısı olduğu RP-DYP koalisyon hükümeti döneminde, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in başkanlığında toplanan Milli Güvenlik Kurulu, laiklik karşıtı örgütlenmeler konusundaki kaygılarını dile getiren bir bildiri yayımlamıştı.

Anayasaya göre Türkiye Cumhuriyeti, hem üniter bir devlet, hem de demokratik, laik bir (AS: sosyal) hukuk devleti olduğu için, Milli Güvenlik Kurulu o yıllarda, doğal olarak, terör örgütü PKK’nin yürüttüğü bölücü faaliyetlerle birlikte şeriatçı, irticacı, köktendinci, laiklik karşıtı faaliyetleri de milli güvenliğe yönelik bir tehdit olarak görüyordu.

MGK bu konudaki kaygılarını ilk defa (AS: kez) 28 Şubat 1997’de dile getirmemişti. Bu kaygılar hem MGK tarafından hem de birçok siyasetçi tarafından zaten yıllardır dile getiriliyordu.

Ancak MGK, 28 Şubat 1997’de bu faaliyetlerin önlenmesine yönelik bazı (AS: kimi) somut önerilerde de bulunduğu için, bir yandan hükümet ile Cumhurbaşkanı, bir yandan da hükümet ile Türk Silahlı Kuvvetleri arasında gerginlikler yaşanmıştı.

Bunun üzerine DYP’den birçok milletvekili, RP ile koalisyon ortaklığına karşı çıktı, birçoğu istifa etti. RP-DYP koalisyon ortaklığı için gerekli çoğunluk ortadan kalktı.
***
Abdullah Gül, Recep Tayyip Erdoğan, Bülent Arınç gibi RP’li siyasetçiler bunun üzerine “postmodern darbe” söylemine başvurdular. Oysa ortada ne bir darbe vardı ne de bir darbe girişimi. Gerçek darbeler olan ABD destekli 12 Mart ve 12 Eylül darbeleri konusunda seslerini doğru dürüst çıkarmayan laiklik karşıtı siyasetçiler, bir anda demokrasi kahramanı kesildiler, teokrasiyi demokrasi diye pazarladılar.

Bu kadro daha sonra AKP’yi kurdu. AKP, hükümetin beceriksizliklerinin de katkısıyla, 2002 yılında iktidar oldu, Türkiye’deki demokratik, laik, hukuk devletini, 2008 yılından itibaren (AS: başlayarak) ortadan kaldırarak anayasal düzeni yıktı ve sivil darbe yaptı!

  • Bu sivil darbeyi yapan, anayasal düzeni yıkan, cumhuriyetin yerine monarşiyi, laikliğin yerine teokrasiyi getiren AKP;

28 Şubat sürecinde (AS: 997) anayasal düzen hatırlatması yapan ve bugün 70-80 yaşın üzerinde olan generalleri ve komutanları hapishaneye yolladı!

Oysa 28 Şubat sürecinde hükümeti uyaranların tek kaygısı, Türkiye’nin bugün Afganistan’ın düştüğü durumlara düşmemesi, Türkiye’nin bir Suudi Arabistan’a, bir İran’a dönüşmemesi idi.
***
AKP hükümetinin haftalardır, Afganistan’daki köktendinci, şeriatçı, yobaz, gerici, barbar Taliban yönetimine sıcak mesajlar vermesinin arkasında, sadece (AS: yalnızca) stratejik gerekçeler yoktur. Afganistan’da nasıl cüppeli, sarıklı, şalvarlı mollalar iktidarı ele geçirdilerse,

Türkiye’de de iktidarı takım elbiseli ve kravatlı mollalar ele geçirmiştir.

Görünüşe aldananlar tarih önünde bir kere daha büyük bir yanılgı içerisine (AS: içine) düşmüşlerdir.

Bunun da ötesinde, hem Türkiye’deki hem de Afganistan’daki laiklik karşıtı hareketleri, 1980’li yıllardan itibaren (AS: bu yana), ABD desteklemiştir.

  • ABD emperyalizmi, Afganistan’da SSCB’yi, Türkiye’de de CHP’yi ve Mustafa Kemal Atatürk’ü bertaraf etmek için, bu gerici örgütlenmeleri kullanmıştır.

Bu gerçeği ne yazık ki Türk Silahlı Kuvvetleri de görememiştir.

ARINÇ-ERDOĞAN-GÜL VE ÜÇLÜ İHANET

ARINÇ-ERDOĞAN-GÜL VE ÜÇLÜ İHANET

Arınç-Erdoğan-Gül ve Üçlü İhanet

Rifat Serdaroğlu

Devlet yönetmek, zor iştir. Önce devletini sevmek gerekir!
Bu görev, otelde T.C. Cumhurbaşkanlığı postunu, Suudi Kral’ın ayaklarına sermekle olmaz.
Bu görev, ederinden çok pahalı ihaleler yapıp, süper zengin olmakla olmaz.
Bu görev, Asteğmen Kubilay’ın kafasını kesen dedenin, intikamını almak için Türk Ordusuna iftira atmakla olmaz.
Devlet yönetmek, göreviniz gereği verdiğiniz sözlü-yazılı emrin sonucuna katlanmaktır.
Aralık 2009’da Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a suikast yapıldı iddiasıyla, FETÖ’cu Savcı-Yargıçlar (Şu an kaçaklar) Türk Devletinin “Devlet Sırlarının” bulunduğu Kozmik Odaya girmek istediler.
Dönemin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, önce Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a gider ve Kozmik Odadaki belgelerin dışarı sızması halinde, çok ciddi olaylar yaşanacağını söyler.
Bülent Arınç; Paşa, Paşa! Faili meçhul cinayetlerin sırrı o odada saklı. Kozmik Odaya girilmesine kimse engel olamaz, der.
Başbuğ, daha sonra Cumhurbaşkanı ve Başkomutan Abdullah Gül’e gider;
Abdullah Gül; Paşam, Devletin Savcılarına, Hakimlerine güvenmiyor musunuz? Açın, der.Başbakanı Erdoğan’a

Başbuğ, en son olarak dönemin  gider ve durumu anlatır.
Erdoğan; Bizden saklayacak neyiniz var? Niye böyle yapıyorsunuz? Açın, der.
Bunun üzerine Başbuğ, görevli Tümgeneral Selahattin Kısacık’a “Açın, verin oraların hesabını” diye emir verir.
Cumhurbaşkanı-Başbakan-Başbakan Yardımcısı üçlüsünün “Kozmik Oda Açılsın” emirleri üzerine, binlerce yıllık Türk Devletinin belgeleri, 2229 yıllık geçmişi olan Türk Ordusunun bilgi ve belgeleri, FETÖ kanalıyla, CIA ve PKK Narko-Terör Örgütünün eline geçer…
Aylar önce, Türk Ordusunun 26. Genelkurmay Başkanı Başbuğ şunları söyledi;
Kozmik Odadaki belgelerin yabancı istihbarat örgütleri ve terör örgütlerinin eline geçmesiyle, devletin istihbarat örgütlerine ve terör örgütlerine sızdırdığı 813 (Sekiz Yüz On Üç) vatan evladı öldürüldü…
Geçen hafta, Türk Ordusunun emekli Korgenerali Erdoğan Karakuş şunları söyledi;
Kozmik Odanın açılmasıyla, 813 (Sekiz Yüz On Üç) evladımız öldürüldü!
Yetkili iki Türk Ordusu Komutanı, bu iddialarını basına ve Türk Milletine açık olarak yaptılar. Bu korkunç iddialar karşısında;
11. Cumhurbaşkanı, sustu!
12. Cumhurbaşkanı ve Dönemin Başbakanı, sustu!
Dönemin Başbakan Yardımcısı, sustu!
Askeri Okulları kapatan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, sustu!
MİT Başkanı Emekli Başçavuş, AKP Milletvekili Adayı Hakan Fidan, sustu!
Genelkurmay Başkanı Yaşar Güler, sustu!
Bu kişilerin çoğu ile bendeniz mahkemelik oldum. Sanki ben emir vermişim gibi!
Bu sorumlu ve yetkili kişiler şunu diyemediler;
“Sayın Başbuğ ve Sayın Karakuş yalan söylüyorlar! Türk Milletinin 813 evladı öldürülmemiştir. Bu bir iftiradır. Yargıya başvuracağız!”
Atasözümüz ne diyor? Sukut, ikrardan gelir!

Değerli Okurlar;

Bu yapılan Türk Tarihine, Türk Devletine, Türk Milletine, Türk Ordusuna ihanettir. Hem de topluca yapılan organize bir ihanettir.
Çoban Ateşi İktidarında bu katliama sebep olanların tamamı yargılanacak, yargılama canlı olarak televizyonlardan yayınlanacak, mahkeme salonuna sadece şehit olan 813 evladımızın çocukları dinleyici olarak alınacaktır.
Yazıyı Büyük Atatürk’ün sözü ile bağlayalım;

  • İhanetin nedeni olmaz, bedeli olur.
  • O bedel, ihanet edenlere mutlaka ödettirilir…
    Not; Kozmik Odaya girilmesi için emir veren üç kişi de şu an hayatta.

Bugün için Barolarla, Tabip Odalarıyla uğraşmak mı önemli, yoksa Türk Devletine yapılan ihanetin sorumluluğunu üstlenmek mi? Sizce?

Sağlık ve başarı dileklerimle, (05 Mayıs 2020)

15 TEMMUZ VE ÖRDEK YUMURTASI

15 TEMMUZ ve ÖRDEK YUMURTASI

Mustafa AYDINLI
Eğitimci – Yazar

15 Temmuz 2016, Cumhuriyet tarihinin en kanlı ve şeriatci bir darbe girşiminin 3. Yıldönümünü de geride bıraktık. Önce bakalım, 15 Temmuza nasıl gelindi?

15 Temmuz öncesi mevcut iktidar, FETÖ kısa adlı terör örgütü ile ortak hükümet kurmuştu! İkisi birbirinin ruh ikiziydiler. Ortaktılar, FETÖ özellikle yargıyı, askeri ve sivil kurumları ortağının desteğiyle ele geçiriyordu. Ergenekon, Balyoz, Oda TV ve Casusluk… davaları FETÖ kumpasları ile ve bütün hızı ile devam ediyordu. Devletin en üst kademesinden “Ben bu davanın savcısıyımdeniyordu.  FETÖ’yü devlet kadrolarına bu iktidar alıyordu, bu iktidar; “Beraber yürümüştür, aynı yollarda” Bu iktidar; “Beraber ıslanmıştır yağan yağmurda”.. Daha sonra kerhen, “Ne istediniz de vermedik?” itirafından açık seçik anlaşılacağı üzere, FETÖ’yü bizzat şimdiki iktidar büyütüp beslemiştir.

O da bu fırsattan yararlanarak başta yargı ve askeri istihbarat kurumlarını ele geçirmiştir. O günün önemli isimlerinden Bülent Arınç, Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek’e

  • Ankara’yı FETÖ’ye parsel parsel sattın demiştir.

Dahası; üniversite giriş sınavı, polisliğe giriş sınavları, KPSS.. soruları çalınarak, on binlerce masum gencimizin geleceği karartılmıştır. Kendi deyimleri ile “Milli orduya kumpas kurulmuştur”, “FETÖ devleti ele geçirdi” gibi muhalefetin itirazlarına, Zamanın Milli Eğitim Bakanı Hüseyin  Çelik “Bu söze kargalar bile güler” diyerek adeta halkla ve muhalefetle alay etmiştir. İktidarın bakanları FETÖ terör örgütü başına, methiyeler düzmekte, bir yolunu bulup ABD’ye giderek birlikte fotoğraf çektirmekte, FETÖ kurumlarının açılış kurdelalarını kesmekte, Amerika’ya gidince onu görme konusunda birbirleri ile yarış etmekteydiler.

Ülkenin en mahrem yerlerinden TSK’nın kozmik odasına dek giriliyor, bilgi ve belgeler yurt dışı istihbarat örgütlerinin ellerinde dolaşıyordu. Bir dinci terör örgütünün böylesine şımartılmasının, devlete ve millete mutlak bir bedeli olacaktı, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi, bunun doruğa çıktığı andır.

  • Kozmik Oda’ya girildikten sonra devletimizin yurt dışındaki yabancı istihbarat servisleri ile terör örgütlerine yerleştirdiği (sızdırdığı) 813 yurtsever görevlimizin tamamına yakını şehit edildi…” (26. Genelkurmay Başkanı E. Org. İlker Başbuğ, aktaran Sabahattin Önkibar, “Kozmik Oda İhaneti ve 813 şehit”, AYDINLIK, 16.06.2018)

Evet, FETÖ terör örgütü ülkeyi bir ahtopot gibi sarmıştı. Bunu artık sıradan insanlar bile görüyordu, rahmetli CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç;

  • Bu Fetullah Gülen kimdir? Nedir? Bir araştırılsın, bu yılan önce sizi sokacak!

dediğinde AKP milletvekilleri kürsüde üzerine yürüyor, Kamer Genç’i dövmeye kalkıyorlardı. Cumhuriyet Gazetesi yazarı Hikmet Çetinkaya FETÖ ile ilgili kitaplar yazmakla kalmıyor, köşesinde iki yazısından birini bu konuya ayırıyordu, Cumhuriyet Gazetesi tam sayfa ilanlarla tüm Türkiye’yi uyarmaya çalışıyordu;

  • Tehlikenin farkında mısınız?”

diye, fakat kimse duymuyordu. “Yüreklerin kulakları sağırdı”. Devletin en tepesindeki kişi bile, 15 Temmuz darbesini, devletin yetkili ve yetkin kurumları dururken, ancak olayı eniştesinden öğrendiğini söyleyebiliyordu!?

İlginctir, AKP İstanbul Milletvekili Prof. Burhan Kuzu, Habertürk TV’de çok çarpıcı açıklamalarda bulunuyor; AKP ile Fethullah Gülen Cemaati arasındaki işbirliğini açıkça itiraf ediyordu. Kuzu, dolaylı olarak, iktidarda kalabilmek için cemaati kullandıklarını, CHP’nin araştırma önergelerini de bilerek reddettiklerini söyleyerek çarpıcı itiraflarda bulunuyordu. (21 Nisan 2017, https://www.haberturk.com/tv/programlar/video/turkiyenin-nabzi-20-nisan-2017-burhan-kuzu/260349)

Yıllardır Cumhuriyetin altı oyuldu. Bunun böyle olacağı belliydi. Neden şaşırıyoruz? Birileri tavuğun altına ördek yumurtası koyuyor. Civcivler çıkınca tavuk şaşırıyor. Yavrular durmadan, göle koşup gidiyor, suya dalıyor. Tavuk; “Yahu bunlar bana hiç benzemiyor” dermiş. Şimdi şaşırıyoruz FETÖ bize benzemiyor. Neden benzesin ki? Yıllardır tavuğun altına ördek yumurtası kondu. Ördek yumurtasından tavuk çıkar mı?

 

Ben bu davanın…

Ben bu davanın…

Yeliz Koray
https://www.abcgazetesi.com/yeliz-koray/ben-bu-davanin/haber-114500, 04.12.2018

Yarbay Mustafa Dönmez
Hapisti. Kazada ölen oğlunun cenazesine katılmak istedi. Kaçar diye 2 saatlik deniz yolculuğu yerine 7 saatlik karayolundan götürdüler. Oğlunun cenaze namazına yetişemedi.
Cenaze defin için mezarlıkta bekletildi. Yarbay Dönmez, oğlunun mezarına toprak atıp;

“Şeytanla bile kavga edebileceğimi düşünürdüm, hayatımda ilk kez yenildim.” dediği sırada

Bülent Arınç; “Türkiye bağırsaklarını temizliyor” diyordu.

Enver Arpalı
Van 100. Yıl Üniversitesi’nde Genel Sekreter Yardımcısıydı. Yolsuzluk ve evrakta sahtecilik suçundan hapisti. Aylarca hakim karşısına çıkmayı bekledi, depresyona girdi. Hapishanedeki görevli imama “İntihar etmek günah mı?” diye sordu. “Günah” dediler ama dayanamadı. “Bu lekeyle yaşayamam” dedi intihar etti. Aynı dosyada yargılanan koğuş arkadaşı Prof. Yücel Aşkın da haberi alıp kalp krizi geçirdiği sırada ‘Bakaracı’ Egemen Bağış, “Bulanık suda balık avlamaya çalışanları hizaya soktuk” diyordu.
*
Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu
Silivri Cezaevi’nde tutukluydu. Oğlu trafik kazasında ölünce izinle evine; Ankara’ya getirdiler.
Acılar paylaşıldıkça azalırdı ama kaçar korkusuyla geceyi eşinin yanında geçirmesine izin vermediler. Eşi evde O Sincan Cezaevi’nde ağladı. Sabah olup, 5 yıl hapis yatacağı Silivri’ye giderken, Başbakan Danışmanı Yalçın Akdoğan, “Cumhuriyet tarihinin en büyük hesaplaşması” diyordu.

Türkan Saylan
Ömrünü fakir çocuklarının okumasına ve cemaatlerin gerçek yüzlerini ortaya çıkarmaya adadı.
Korkmadı, anlattı; “Bunları söylüyorum ama kim bilir başıma neler gelecek?”dedi.
Üstelik kanserdi… ÇYDD’yi bastılar, elleriyle yerleştirilen belgelere ‘delil’ dediler.
Sahte evraklar, belgeler yazışmalar… Kadına ömrünün son 1 ayını zehir ettiklerinde AKP Sözcüsü Hüseyin Çelik, “Merhametten maraz doğar” diyordu.
*
Üsteğmen Nazlıgül Daştanoğlu
Asker de olsa kadındı, makyaj yapmak hakkıydı. Soruşturmasını şimdilerde FETÖ tutuklusu Korgeneral Mustafa Özsoy yaptı. Tek suçu (!) makyajdı ama ‘disiplinsizlik ve ahlaki durum’ denilerek ordudan uzaklaştırıldı. Onuruna yediremedi, intihar etti. Oğlu anneannesine sarılıp “Annem aklıma gelince kalbim acıyor” dediğinde Ahmet Davutoğlu,
 “Demokrasinin daha sağlam temellere oturması için Ergenekon bir fırsat”diyordu.
*
Kurmay Albay Murat Özenalp
Darbeye teşebbüs iddiasıyla tutukluydu. Açık görüşte kızı Duru’yla oynarken yere yığıldı.
Beyin kanaması geçirdi, öldü. Kızı Duru, “Bir daha top oynamayız baba kalk” dediği sırada Bülent Arınç, “Bu davaların savcılarına Türkiye’nin borcu var” diyordu.
*
Kuddusi Okkır 
Sözde örgüte finansal destek sağlamaktan tutukluydu. Haksızlığı yediremedi; akciğer kanseri oldu.
Yatağa bağlı özgürlüğüne (!) kavuştuğunun 5. günü yaşamını yitirdi. Cezaevinde “Bir daha sizi hiç anmayacağım. Dört bir yan duvar, yalnızlık dolu… Yalnızlık öğretti susmayı ve düşüncelere sevgi katmayı” dizelerini yazdığında yalaka basın, Ergenekon kitaplarından kazandığı paraları sayıyordu!
*
Yarbay Ali Tatar
Amirallere Suikast Girişimi iddiasıyla tutuklandı. 11 gün sonra serbest kaldı ama savcı 3 gün sonra itiraz etti, yeniden tutuklanması istendi. Banyoya girdi, eşine ve kızına mektup yazdı;
“Başınızı öne eğecek hiçbir şey yapmadım. Kızım Gökçe iyi yerlere gel ki hesabımı sorabilesin. Böyle giderse ne ordu ne Cumhuriyet ne de ülke bulamayacaksınız. Karanlığa bir nebze ışık olsun diye hayatıma son veriyorum.” dedi.
Silahı başına dayayıp tek kurşunla hayatına son verdiğinde Bülent Arınç,
“İyi ki savaşa girmemişiz. Bunlar askerlikten başka her şeyi yapmışlar.” diyordu.
*
Şu Allah’ın işine bak ki Tayyip Erdoğan tam da 15 Temmuz 2008’de “Ben bu davanın savcısıyım” dediğinde, 8 yıl sonra darbeye kalkışacakların, darbeyi engelleyecek askerlere darbe yapmasını savunuyor, “Askerlikten başka her şeyi yapmış olanların” askerlikten başka hiçbir şey yapmamış olanları hapse atmalarını izliyorduk.

Velhasıl, “Ergenekon çöktü, bitti, yalanmış, aldatıldık, Allah affetsin” deyip yıllarca boş yere hapis yatan, kanser olan, ölen, intihar eden insanlara-ailelerine “Adalet geç de olsa tecelli etti” demek yetmez. Zira, geç gelen adalet adalet değildir, zaten adalet de henüz tecelli etmemiştir!

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 07 Kasım 2018

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 07 Kasım 2018

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

Türküm, doğruyum, çalışkanım,
Varlığım Türk varlığına armağan olsun…

KRİPTO
Mehmet Metiner, Beyaz TV’de, Bülent Arınç’a “kripto FETÖ’cü” göndermesi yaptı.
Adam FETÖ’yü 15 Temmuzda öğrenmiş canıııım…

PSİKİYATRİ
RTE, andımızın okunması eylemlerinin psikiyatri vakası olduğunu söyledi.
Hadi hep birlikte Psikiyatriste gidelim. Var mısınız?…

YABANCI
Berat Albayrak açıkladı, ”Ekonomik saldırı yabancı bir ülkenin başkentinde planlanmış”
Demek ki AKP’nin / 17 yıldır ekonomiyi yönetenlerin hiç hatası yok. Ohhhh, şimdi rahatladım…

SAVCILAR
Balyoz kumpası
nın savcısı Kırbaş’a 10 yıl ceza kesildi.
“Bulun bir savcı” ,”Ben bu davanın savcısıyım “diyenler baş tacı edildi…

İMAME
Damadın yardımcısı Nureddin Nebati, RTE’yi “tespihin imamesi” olarak tanımladı.
Dinde ne sembol varsa adamı oraya oturtuyorlar. Şu tekerlemeyi anımsatalım;

  • Ehlikeyfe keyf verir kahvenin kaynaması,
  • Eşeği yoldan çıkarır sıpanın oynaması…

ÇÖZÜM
ABD’li James Jeffrey, “Kürtlerle Türkler arasında çözüm çalışmalarımızı yeniden başlattık
Eyyyy Amerika, sen kim oluyorsun??…
Bizim başkanımız kimseden akıl almaz, kimsenin kuyruğuna takılmaz!…

AKP
4 cinayetten zanlı uyuşturucu baronu Zindaşti’nin serbest bırakılmasında
AKP’li bir vekilin rol oynadığı gündemde.
Nerde bokluk orda …

YENGE
Emine Erdoğan, “Acilen tedbirler alınmazsa yaşayacağımız çevre krizleri hayatı tüm yönleri ile yok edecek” dedi.
Kürsüden söylemeye gerek yok ki; kahvaltıda, akşam yemeğinde, yatak odasında da söylenebilir…

YARGIÇ
Brezilya devlet başkanı, seçimlerde rakibini tutuklayan yargıcı adalet bakanı yaptı.
Bizde bu işler çoktaaan halledildi…

ÜŞÜTÜK
TRT’deki programda Teyfur ERDOĞDU isimli bir doçent, rüyasında Allah’ı, peygamberi gördüğünü söyledi.
Karısına söylemeli gece kıçını iyi örtsün…

NORMAL
Damat Albayrak, ”Normalleşme devam edecek”
Zamlara devam yani…

İMAM
İmamlara siyaset serbestisi getirme çalışmaları başladı.
Baş imam belli…

Kandırılanların sıralı tam listesi

Kandırılanların sıralı tam listesi

Mehmet Y. YılmazMehmet Y. Yılmaz myy@hurriyet.com.tr
Hürriyet, 13 Temmuz 2017

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

15 Temmuz darbe girişiminin halk tarafından bastırılmasının yıldönümü yaklaşırken, Fetullahçıların devleti nasıl ele geçirdiklerini tekrar tekrar okuyoruz.

Bu devleti ele geçirme sürecinde devlet büyüklerimizin de katkıları oldu elbette ama sonra öğrendik ki Fetullahçılar bu büyüklerimizin hepsini birden kandırmayı da başarmış.

O günlerde söylediklerinden küçük bir derlemeyi Nazlı Ilıcak’ın mahkemeye verdiği savunmasında buldum. Bakın, Fetullahçı çete kimleri kimleri kandırmayı başarabilmiş:

Bülent Arınç: “Milyonlarca insan, şu anda gözyaşı dökerek bizi izliyor. Bunların arasında biri var ki, gurbette, tek başına, hüzünle bizi seyrediyor. Televizyonun başında bizi izleyen o güzel insana teşekkür borcumuz var.”

Binali Yıldırım: “Türkçe sevgi dilidir, barış dilidir. Yunus’un dilidir. ‘Aç herkese sineni aç, onun gibi ilâç’ diyen Fethullah Gülen Hocaefendi’nin dilidir.”

Ahmet Davutoğlu: “Cemaat’in hedefleriyle, Türkiye’nin hedefleri tamamen örtüşüyor.”

Hüseyin Çelik: “Cemaat devleti ele geçirmiş, devlete sızmış filan, bunlar kargaları güldürür.”

Bekir Bozdağ: “Bu yolu açan, bu ateşi yakan, bu fikri veren muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi’ye gönül dolusu saygılar gönderiyorum. Kendisine çete diye hitap edilmesi büyük haksızlıktır; vicdansızlıktır.” (Bu vicdansız ben oluyorum.)

Süleyman Soylu: “Aynen 28 Şubat gibi, aynı 12 Eylül öncesi gibi senaryodur. Derin devlet harekete geçti. Cemaati döverek, cemaate saldırarak, Türkiye’nin değişim yönünü etkilemeye çalışıyorlar.”

Faruk Çelik: “İnsan merkezli bir hizmeti esas alan insanlara, ‘Hizmetinizi durdurun’ denir mi? Aksine teşvik edilir, desteklenir, elden ne geliyorsa o katkı sağlanır. Bu gerçeği görmemek ferasetsizliktir.”

Recep Akdağ: “Hayatı insanlığa hizmetle geçmiş bu büyük zat için suçlamalarda bulunmak, son derece çirkindir; kara lekedir. Fethullah Gülen Hocaefendi, hayatının her döneminde tertemiz kalmış bir kişidir. Kendisine şükran borçluyuz.”

Hüseyin Kocabıyık: “Fethullah Gülen Hocaefendi son 1000 yılın en büyük Türk büyüklerinden birisidir. Evrensel Türk Rönesans’ını başlatan Türk mucizesidir. Shakespeare gibi evrenseldir. Ona düşmanlık edenlerin utanması gerekir.”

Melih Gökçek: “Terbiyeni takın, Fethullah Gülen’e “Feto” diyemezsin. Özür dile.”

Recep Tayyip Erdoğan: “MHP’nin, Fethullah Hocaefendi’ye saldırısı, bana göre ihanet derecesindedir. Hiç ahlâki değil; çok çirkin. Yani Hocaefendi işi gücü bırakmış da MHP ile mi uğraşıyor? Bir defa, onun bulunduğu makam böyle bir şeye müsaade etmez. Çok çok çirkin. Çok ayıp. Ben bunu ihanet derecesinde kınıyorum.”

MİT, ÖKSÜZ’Ü NİYE TAKİP ETMEDİ?

15 Temmuz darbe girişiminin en önemli sivil aktörü kuşkusuz ki Fetullahçı çetenin tepe yöneticilerinden ve “Hava Kuvvetleri İmamı” Adil Öksüz.

Adil Öksüz, darbe gününün ertesinde yakalandığı halde serbest bırakıldı, bunca aydır da kaçak.

Belli ki, bu isim FETÖ için çok önemli, birçok bağlantının açığa çıkması pahasına onu kaçırmayı başarabildiler.

Bu adamın Fetullahçı örgütün “asker imamı” olduğu bilgisinin devlete 2012 yılında Kemalettin Özdemir tarafından iletildiğini biliyoruz.

Demek ki MİT’in ve Emniyet İstihbarat’ın bir gözünün sürekli onun üzerinde olması gerekiyordu. Özellikle de 17–25 Aralık’tan sonra bu bilginin yeniden raflardan indirilmesi kaçınılmaz olmalıydı. Emniyet İstihbarat’ın da uzun süre Fetullahçıların kontrolünde olduğunu biliyoruz. Onun için Emniyet İstihbarat, Adil Öksüz’ü takip etmek bir yana, koruyup kollamış da olmalı.

Ama gelin görün ki MİT de bu adamı neredeyse hiç takip etmemiş.

Öksüz’ün de güvenini kazanacak bir ajanını yakın çevresine yerleştiremediği gibi, o çevreden herhangi bir kişiyi de devşirememiş, haber kaynağı haline getirememiş.

Ve şimdi diyorlar ki “MİT, ordu içinde istihbarat yapma olanağına sahip olmadığı için darbenin tarihini tam olarak saptayamadı.”

Darbe girişimi ile ilgili bütün toplantıların kışlaların dışında, özel evlerde gerçekleştirildiğini de biliyoruz. Öksüz de üst düzey toplantılarını böyle evlerde, karargâhların dışında yaptı, bunu da artık biliyoruz.

Öksüz yakın takip altında olsaydı, birtakım subaylarla gizli toplantılar yaptığı, toplantıların sıklaşmasından hareketle bir kalkışmanın yakında gerçekleşebileceği hemen fark edilebilirdi.

Unutmayalım ki darbe hazırlığı sekiz ay boyunca sürdürüldü, bu tür özel cemaat evlerinde üst düzey subaylar ile cemaatin sivil imamları toplantılar yaptı. Öksüz yakın takip altında olsaydı, darbe girişiminden üç gün önce, 12 Temmuz’da darbe planlarını Fetullah Gülen’e götürüp, 14 Temmuz’da Türkiye’ye geri döndüğü de fark edilirdi.

MİT bu konuda iyi bir sınav veremedi, öyle görünüyor. Peki bunun sorumlusu kim?

AMAN ÇOCUKLAR, ‘GEÇİŞ SÜRECİNDE’ YANMAYIN!

MİLLİ Eğitim Bakanlığı, Aladağ’daki yurt yangınından sonra çıkardığı yönergenin uygulanmasını, yurt sahiplerinin yaşadıklarını iddia ettikleri “geçiş süreci zorlukları” nedeniyle 2019’a kadar erteledi. Demek ki çocukların 2019’a kadar yanmamak, yıkılan binanın altında kalmamak, elektrik akımına kapılmamak için duaya kuvvet vermeleri gerekiyor.

Bu yurtlardaki güvenlik ve sağlık odası kurmak gibi zorunluluklar da 2019’a kadar kaldırıldı.
Buna neden gerek görüldüğü açık: “Merdiven altı” yurtların büyük bölümü cemaatlere ait.
Ve hükümet, bir kez daha bu cemaatleri “aynı amaca farklı yollarla giden alnı secde görmüş insanlar” olarak görüyor. Onun için de koruması altına alıyor. Çocukları kim koruyacak derseniz, devletten ümit yok, “Allah korusun” diye düşünüyor olmalılar.
=========================================
Dostlar,

Hürriyetin saygın yazarlarından Mehmet Y. Yılmaz epey emek vererek önemli bir derleme yapmış. AKP’nin en önde gelenleri ve FETÖ’nün başı malum kişi için söylenen sözler, övgüler, savunmalar, yüceltmeler, O’nu eleştirenlere ağır yergiler.. ibretliktir.

  • Açıktır ki, FETÖ’ye övgü sözleri ile özneleri bakımından en küçük bir kuşku yoktur.

    Olsa idi belki de dakikalar içinde hakaret ve ceza davaları açılır, yalanlamalar (tekzipler) yollanır, Sayın Yazarın Hürriyet’ten uzaklaştırılması için açık – örtük baskılar… görürdük.
    Kuşkusuz görüp – duyamadığımız çook farklı yüklenmeler, “caydırıcı” (!) girişimler de olabilirdi..

  • “Gık” diyecek bir manevra alanı yoktur yukarıda adı geçenlerin..

Dolayısıyla FETÖ’nün Devlete sızması değil bizzat AKP tarafında  yerleştirilmesi söz konusudur. AKP’nin eski Milli Eğitim Bakanı, FETÖ’nün alttan alta Devleti ele geçirmesini kendince “güçlü” (!) biçimde yalanlayarak reddetmektedir.

17-25 Aralık 2013 skandalı ile AKP – Cemaat arasındaki çıkar çatışması – ülkeyi paylaşamama kavgası çıkmasa idi, AKP – Cemaat kol kola Türkiye’yi paylaşarak ele geçirecek; din devletine dönüştürecek, federasyona geçeceklerdi kendilerine yüklenen misyon gereği.

Bir tür “Felix culpa” (Mutlu cürüm!) her nasılsa Türkiye’de yaşanmış, bu musibetten bir “hayır” çıkarılması da olanaklı olamamıştır. Geçici galip gözüken AKP, rakipsiz biçimde Türkiye’de bir diktatörlük rejimi kurmuştur.

Bunca pisliğin üzerinde değil saray, kulübe bile kurulamaz.
Bunca sahtekarlığın üstünde değil 2023’lere dek iktidar olmak, 1 gün bile durulamaz.

Göreceğiz.. Türkiye, bu hayın aldatılmışlığı – ihaneti içine sindirmeyecek, reddedecektir!
Ne yaparsanız yapın, yalancının mumu yatsıya dek yanacaktır gene..
En üst dereceden afra tafra…. hepsi boşunadır; hatta suçluların telaşıyla ele vericidir.

Sevgi ve saygı ile. 17 Temmuz 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Rifat Serdaroğlu : SAKLAYAMAZSINIZ!

SAKLAYAMAZSINIZ!

Rifat Serdaroğlu

(AS: Bizi katkımız yazının altındadır..)

Temel kahvede okey oynarken yellenmiş.
Sesi duyulmasın diye iskemlesini gıcırdatmış! Masadakilerden Dursun gülerek şunu söylemiş; “Uşağım, hadi sesini bastırdın, ya kokusunu ne yapacaksın?”

Bademlerin o kadar çok suçu, o kadar büyük ihanetleri var ki!
Örtülemez, gizlenemez ve asla saklanamaz! Ne kadar yasa çıkarırlarsa çıkarsınlar, isterlerse kırk tane referandum yapsınlar, işlenen suçları ve ihanetleri kimse saklayamaz…

Nerede AKP’nin dört kurucusundan üçü?
Nerede Gül, Arınç, Şener? Nerede Davutoğlu?
Nerede Prof. Mehmet Aydın-Ali Babacan-Yaşar Yakış-Nimet Çubukçu Baş-Nazım Ekren-Ertuğrul Günay-Nihat Güner? Nerede bunların tamamı?
Hepsi FETÖ’cu oldukları için mi uzaklaştırıldılar?
Hayır! Bunlar “Akçeli İşlere bulaşmak (Para ile ilgili)” istemedikleri için
Reis’in yanından uzaklaştırıldılar.
Bu kişiler özel sohbetlerde öyle şeyler anlatıyorlar ki;
“Sülün Osman” duysa “Hadi be! Bu kadar da olmaz ki” der!

Bazıları resmi kayıtlara girecek şekilde konuşmaya başladı;
Saray tarafından Fethullah Gülen’in adamı olmakla suçlanan

  • Davutoğlu; “Ben Başbakan Erdoğan’ın emri ile 17/25 olayları patlak vermeden 3 ay önce Fethullah Gülen’e gittim.” dedi!

    Eee bu ifade önüne gelen Yargıç şimdi ne diyecek?
    “Bu ifade doğru değil” dese olmaz çünkü yazılı bir ifade! İftira dese,
    dönemin Cumhurbaşkanı Gül olaya şahit! Ne diyecek, nasıl saklayacak?
    Yargıç, ister Reis’in mahpus yattığı Hapishanenin Savcısı olsun, ister Akbil davasında onu aklayan Yargıç olsun, isterse “Ben Said-i Kürdi’nin talebesiyim” diyen Yüksek Yargıç olsun, nasıl davranacak?
    Bu evrakları yırtıp atacak mı?
    Yarın Davutoğlu, Bülent Arınç, Ali Babacan bildiklerini anlatırlarsa ne olacak? Yoksa yeni bir 15 Temmuz yaratılıp, bunların hepsinin kelleleri mi alınacak?

Hangi biri susturulacak? Hangi ihanetin üzeri örtülecek?
Habur rezaletinin sorumlusu Başsavcı;
“Teröristlerin serbest bırakılması emrini Hükümet verdi” diyor!
-Ergenekon-Balyoz-KCK operasyonlarını yapan Polis Müdürü Yılmazer;
“Başbakan’ın (Erdoğan’ın) talimatı olmadan yaptığım hiçbir iş yoktur diyor!
-HSYK eski Başkan Vekili;
“Yargıtay ve Danıştay seçimlerinde FETÖ ile anlaşmamız için Adalet Bakanlığı Müsteşarı ve Bakan emretti” diyor ve toplantıya katılan kişilerin isimlerini, evlerin adreslerini veriyor!
-Genelkurmay Adli Müşaviri Tümgeneral;
“Kozmik odaya Başbakan’ın talimatıyla girildi diye ifade veriyor!

Hangisini susturabileceksiniz ki?
AKP’yi beraberce kurduğunuz, Başbakan Yardımcısı yaptığınız,
devletin Maliyesini ve Özelleştirme Yüksek Kurulunu teslim ettiğiniz
eski yol arkadaşınız Abdüllatif Şener bakın ne diyor?

  • Bir kişinin evinde (Reis’in) 1 Milyar ABD Doları nakdî varsa, o kişinin serveti en az 100 Milyar ABD Dolarıdır.
  • Dış basında Reis’in 127 Milyar ABD Doları serveti olduğu defalarca yazıldı ama tekzip edilmedi!
    Bugün böyle açık-açık konuşan Şener’in elinde bazı belgelerin olmadığını düşünmek biraz saflık olmaz mı?

Gelelim Saray’ın BAHÇELİ’sine;
Sayın Bahçeli,
Yeni Reisiniz için yazılan, söylenenlerin çok daha ağırlarını siz,
on binlerce kişinin-basının ve tarihin önünde defalarca söylediniz!
MHP size babanızdan miras kalan bir bakkal dükkânı mı ki,
istediğiniz gibi kullanıyorsunuz?
Türk Devletini-Türk Milletini-Türk Milliyetçilerini arkalarından hançerleyen biri durumuna düştüğünüzün farkında değil misiniz?
Allah aşkına söyler misiniz; Yaşadığınız 69 yılı, ömrünüzün sonunda Türk Milliyetçiliğine ihanet etmek için mi yaşadınız? Ne karşılığında bunu yaptınız? Bu defa hangi Nato Orgenerali sizi ikna etti?
Sizde bir parça cesaret varsa lütfen benimle yargı önünde hesaplaşınız.
Gelecek nesillere kimler saygı ile anılacak, kimlerin mezarına tükürülecek, mahkeme zabıtları ile bildirelim. Tamam mı?
Ha cesaret…

Türk Milletine bu günleri yaşatanlara sesleniyorum :
Her şey o kadar açık ki, hiçbir yolsuzluğu, hiçbir ihaneti saklayamayacaksınız.
Çok kararlıyız. Türk Milletinin gücü neymiş, sizlere bu referandumda göstereceğiz. İster olağanüstü halle gelin, isterseniz sıkıyönetimle gelin…

Sağlık ve başarı dileklerimle, 23 Ocak 2017
=====================================
Dostlar,

Eski Sağlık Bakanı Sayın Rifat Serdaoğlu’na bu çok yürekli, yurtsever ve
değerli yazısı için çok teşekkür borçluyuz..

Evet… yolun sonu görünüyor..
Bir balonun en şişkin – görkemli anı aynı zamanda patlamaya en yakın durumu değil midir?
Yönetimlerin en sertleştiği, baskıcılaştığı hatta faşist zorbalık uyguladıkları dönemler suçluluklarının doruğa ulaşması nedeniyle bastırma telaşı ve korkusu değil midir??? Tarih bu vb. durumların örnekleri ile dolu.. Ne yazık ki hiçbiri geri dönmeyi akıl etmiyor / edemiyor, sağduyudan uzaklaşıyor ve kendisiyle birlikte ülkesini ve halkını da büyük yıkımlara sürüklüyor..

Türkiye’de bu tablonun yinelenmemesi (tarihin tekerrürü!) ya da tersinin olması için hiçbir ip ucu, umut, belirti, gelişme var mı?? Hep olsun diye uğraşıyoruz oysa ama siyaset hırsı galiba bağımlılıkların en güçlüsü?? Bir de köprüleri atmış olma sorunu var tabii.. Bulaşılan çok sayıda ağır suçtan yargılanmaktan nasıl kaçılacağı derdi.. Ve bu zıt olgular siyasal bir kısır döngü yaratarak kurbanını önünde sonunda, er ya da geç öğütüp yok ediyor..

Yüzlerce kez olmuştur yazıp uyardıklarımız.. Yazıp uyarmamaktansa varsın böyle yanılalım. Yeter ki AKP – Erdoğan gerçekleri görsün.. Örn. Sebahattin Önkibar’ın son kitabını toplatmak yerine iyice inceleyip aynaya baksın. Ağzını açanı dava edip hapse mi tıkacaksınız? Hapishaneleriniz buna yeter mi? Ülkeyi açıkhava hapishanesine çevirecekseniz buna gücünüz yeter mi, kaç vakte dek??

Padişahlık anayasası değişikliklerini AYM iptal etmezse,
ulusumuzun tokadı geliyor.. Sonun başlangıcı olacaktır..

Sevgi ve saygı ile.
24 Ocak 2017, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com

 

Rıfat Serdaroğlu: BEN ERDOĞAN’A ÇOK GÜVENİYORUM

BEN ERDOĞAN’A ÇOK GÜVENİYORUM

portresi_kravatli

Rıfat Serdaroğlu
(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)
Ne yalan söyleyeyim, Pazar günü yapılan Yeni Türkiye’nin Yeni Kapısındaki mitingde Erdoğan’ı dinleyinceye kadar, kafam biraz karışıktı!
Erdoğan’a güvensem mi, güvenmesem mi bir türlü kesin kararımı verememiştim.
Ne zaman ki Erdoğan, önce Cübbeli Jet Skici Hoca ile Türk Ordusunun altını tutamayan Baş Komutanını bir araya getirdi, aha şimdi bizi bütünleştirecek, dedim!
Bir de kürsüden aşağıdaki muhteşem konuşmayı yapınca kendi kendime dedim ki; “Rifat Aga, yeter artık yahu! Herkes Hülya Koçyiğit ve Rifat Hisarcıklıoğlu gibi de, bir tek sen mi akıllısın yahu! Dünya dönüyor diye kimse dünyaya “Dönek” diyor mu? Sen de dön, gerçekleri gör ve Kurtulan Numan ve çıplak Soylu gibi Karun ol yahu…”
Dinlemeyenler için Erdoğan’ın konuşmasından benim ona güvenmemi sağlayan bazı başlıkları sizinle paylaşmak isterim; (Dinleyin Dünya Lideri Konuşuyor) :
-Kahraman Millet, bu günden sonra her kim ki;
Millet Anayasayı rafa kaldırdı, demokratik parlamenter rejim askıya alınmıştır, diyorsa, iyi bilin ki o artık şerrefsizdir!
Lâik Cumhuriyet, inanç ve ibadet özgürlüğümüzün teminatıdır.
Din istismarcılığı yapanlar, dini kullanıp Deniz Feneri e.V ve FETÖ benzeri dernekler kurup Müslümanları dolandıranlar, namussuzdurlar!
-Cumhuriyetimizin ve Devletimizin kurucusu Atatürk’ün fikirlerine saygı duyuyorum. Kim ki kurucumuza “Ayyaş” veya “Kefere Kemal” der, Allah onları çarpsın, sonra bir daha çarpsın!
(Alkışlamaktan Kılıçdaroğlu’nun elleri pespembe oldu)
-Türk Milliyetçiliğini ayaklar altına almaya kalkanlar, Türk Milletinin düşmanı olan alçaklardır. (Uykuya dalmış olan Bahçeli’yi dürttüler, Bahçeli ağlayarak alkışlamaya başladı. Az daha tıkanacaktı adamcağız)
-Kuvvetler Ayrılığı demokrasinin olmazsa olmazıdır. Buna “Ayak Bağı” diyenler ihanet içindedirler!
-Kadın-Erkek eşittir. Kadınlarımız, kızlarımız her dalda yer almalıdırlar.
“Kadın-Erkek eşitliği yaradılışa terstir” diyenler varsa iyi bilesiniz ki, bunlar geri zekâlıdırlar.
-Ben ve ailem tüm varlığımızı Türk Hazinesine bağışlayacağız. Karı-Koca maaşımızla geçineceğiz. Bilal ve Burak gemilerini Gölcük Donanma Üssüne verecekler. Bilal’e bir boyacı sandığı alıp ayakkabı boyacılığı yaptıracağız. Bakan Damat ise istifa edip, köfteci dükkânı açacak. Siyaset yapıp zenginleşenler mutlaka ve mutlaka hırsızdırlar! Hele hanlar-hamamlar-gökdelenler alanlar, kelimenin tam anlamıyla “Hırsızlar İmparatorudurlar.” (Bu noktada beyaz elbiseleri içinde Tansu Çiller, beyaz mendilini çıkarıp, gözyaşlarını sildi. Çiller çok istediği halde mallarını şehit ailelerine bağışlamasını Meral Akşener engellemişti! “Ben de bağışlayacağım” diye yanındaki Yıldırım Akbulut’a fısıldadı!)
PKK-IŞİD-El Nusra gibi terör örgütleriyle iş tutanlar, bunlara lojistik destek verenler, düpedüz vatan hainidirler. (Hakan Fidan, havaya bırakılan balonları saymakla meşguldü)
Başbakan Binali’nin oğlu, tövbe edecek ve bir daha kumarhanelere gitmeyecek!
Burhan Kuzu kafayı kırdığı için onu kovdum. Onun yerine Ertuğrul Özkök’ü aldım. Artık ben de ayağımda şıpıdak terlik, bermuda şort, kadın-sex-lezbiyenlik-transseksüellik gibi konularda ondan yardım alacağım.
-Darbeyi zamanında bildirmediği için Melih Gökçek’i Bülent Arınç’ın danışmanlığına gönderdim. Yerine Diyanet İşleri Başkanı Görmez Mehmet’i atadım! Hem Diyanet’i, hem de Ankara Belediyesini yönetecek!
-Egemen denen fırlamaya aldırmayın. Onu buraya ben çağırmadım. Beni “Yengemgiller davet etti” deyip aramıza sızmış! Onu ve boyunsuz Muammer’i en kısa zamanda, hayırsever Reza Zarrab’ın yanına göndereceğim…
Bundan sonraki konuşmasını not alamadım. Güvenebileceğim bir lider bulmanın sevinciyle, heeeyyyt diye bir nara atıp Harmandalı Zeybeği oynamaya başlamışım. Allahtan, çocuklar yarım saat sonra zorla oturtmuşlar da, sevindirik olup, dört kolluya binmekten kurtulmuşuz…
Tekrar ediyorum;
Cübbeli Jet Skici Hoca ile altını tutamayan Genelkurmay başkanı ona tapıyorsa,
Meral Akşener’in tek evladının nikâh şahidi, ablası Çiller ise “Yurt dışı yatırımlar danışmanlığını” yapıyorsa,
İlker Başbuğ 4 metrekarelik hücreye tıkılırken, kendisine özel tek kişilik cezaevi açılan Mehmet Ağar “Onun önünde durmak lazım” diyorsa,
Türkiye’nin tek özgür basın kuruluşu olan “Havuz Medyası” onun arkasında ise,
Eyy tanklara ve uçaklara karşı osurukla savaşıp galip gelen Kahraman Millet;
Ben de O’nun arkasındayım ve O’na çok ama çok güveniyorum…
Peki ya sizler? Gazete bile okumayan oğlak sanatçılar, sizler de güveniyor musunuz?

========================================

Dostlar,

Sayın Rifat Serdaroğlu yazdıkça açılıyor maaşallah ve de maazallah…
Tam bir hiciv ustası oldu!.. Yüreğine ve kalemine sağlık diyoruz..
Ne var ki, Atalar “.. can çıkmadıkça huy çıkmaz..” buyurmuşlar..
Hem daha 15 Temmuz darbe girişiminin içyüzünü henüz tam olarak bilmekten öyle uzağız ki!

3 OHAL Kararnamesi ile TSK bitirilmiştir..
 Neden?? Buna ne buyurulur??

15 Temmuz Darbe girişimi ile başetmenin reçetesi Ordu’yu darmadağın etmek midir???
Bu olay (15 Temmuz) olmasa idi RTE – AKP bunca yıkımı kaç onyılda yapabilirlerdi acaba??
Öte yandan, bunca muazzam ölçekte ve içerikte kitlesel algı yönetimi örneğini insanlık tarihinde göremiyoruz!

Neciiiiip mi necip (soylu) milletimiz mucizelere kolay inanır, 600 yıllık “Padişahın kulluğu” hücrelerine sinmiştir ve tapınacak yeryüzü tanrılarına bağımlılık derecesinde gereksinimlidir.

Büyük ATATÜRK boşuna mı şu sözleri söylemişti :

  • Ulusları özgür, bağımsız, şanlı ve yüce yapan ya da tutsaklığa ve yoksulluğa sürükleyen eğitimdir. En önemli, en temel nokta eğitim sorunudur. Eğitimdir ki bir ulusu ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum durumunda yaşatır; ya da bir ulusu tutsaklık ve düşkün­lüğe bırakır. Ulusal eğitim politikasının temel taşı, bilgisizliğin yok edilmesidir (1922).

Türkiye’nin geleceği; Mustafa Kemal’in asker – sivil çocuklarının yüksek yurtsever tarih bilincine emanettir ve her durumda mutlaka korunup – kollanacak ve sonsuza dek özgür ve başı dik – onurlu.. yaşatılacaktır..

Böyle biline; herkes özünü – sözünü – eylemini… bu kadim gerçeğe göre ayarlaya…

Sevgi ve saygı ile.
09 Ağustos  2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

BU İHANETİN GEREĞİ YAPILACAK

 

BU İHANETİN GEREĞİ YAPILACAK

portresi3

 

 

 

 

Rifat Serdaroğlu

Eyy Türkiye Cumhuriyetinin Savcıları, yazının başlığını iyi okuyun ve lütfen ezberleyin!
Bu başlık sadece bir temenni değildir. Bu bir emirdir.
Hem de T.C. Devletinin Başı olan Cumhur’un Başı’nın emridir. Üstelik TC Devletini
tüm dünyada temsil eden Büyükelçilerimizin huzurlarında verilen bir
“Saray Emridir.” Yani Ferman yerine de geçer.

Emir şu; Kim ki, “Bu suça ortak olmayacağız” adlı bildiriye imza atan 1128 Akademisyen gibi, Türk Devletini suçlar, fakat PKK Terör örgütünü görmezden gelirse ve hele-hele övmeye kalkarsa bunun adı, ihanettir. Bu ihanetin gereği derhal yapılmalıdır.

T.C. Devletinin Cumhuriyet Savcıları;
Saray’ın bu emrini derhal uygulamaya başladığınız görülmektedir. Sizleri kutlarım!
Ben de size yukarıdaki bildiriden çok daha ağır ifadeler içeren beyanlarda bulunan kişiler için ihbarda bulunuyorum. Bu ihanet suçunu işleyenlerin de yakasına yapışın.
Eğer yapışmazsanız görevinizi yapmamış, vatandaşlar arasında ayrım yapmış ve
“Kanun önünde herkes eşittir” ilkesini çiğnemiş olursunuz.
Ha, çiğnersek ne olur mu, diyorsunuz? Onu da yazının sonunda söyleyelim…

-T.C. Devleti, Kürtlere yıllarca asimilasyon-inkâr-ret uygulamıştır. (R.T. Erdoğan)
-T.C. Devleti, Dersim’de çocukları bile, sinek gibi öldürdü. (R. T. Erdoğan)
-T.C. Devleti, ayrıştırıcıdır. Ulusçulukla hesaplaşma zamanıdır. (Serok Davutoğlu)
-T.C. Devleti Kürtleri ezdi. PKK’lıların yerinde olsam, ben de dağa çıkardım. (Bülent Arınç)
– Öcalan’ın mesajları bizim de düşüncemizdir. Katılıyoruz. (Beşir Atalay)
-Öcalan’ın olayları okuma kabiliyeti var. Tecrübesine hayranım. (Yalçın Akdoğan)
-Bana Türk demeyin; Türk derseniz utanırım. (Ethem Sancak)

T.C. Devletinin Cumhuriyet Savcıları;
Mademki düşünceyi ifade etmeyi “İHANET” olarak kabul edip, soruşturma açıyorsunuz,
üst paragraftaki kişiler için de derhal soruşturma açmanız gerekir. Çünkü bunların söyledikleri, Akademisyenlerin bildirisinden çok daha ağırdır. Üstelik bunlar yalnızca söylem değil aynı zamanda eylem olarak da yaşama geçmişlerdir.

Eğer soruşturma açmazsanız, tüm dünyaya şunları söylemiş olacaksınız;

– T.C. Devleti, bir Hukuk Devleti değildir.
– T.C. Devletinde Yargı bağımsız değildir. Yargı Cumhur’un Başı’nın emrindedir.
– T.C. Devletinde Yargı, kişiye göre karar verir, üstünlerin hukuku vardır.
– T.C. Devletinde Yargı kalmamıştır. Yargı müsveddesi olan bir ucube vardır.

Hadi şimdi cübbelerinizi giyin ve Türk Milleti adına karar verin. Türk Milleti sizi izliyor…

Cumhur’un Başı Erdoğan;
Telaşınızı, korkunuzu çok iyi anlıyorum. 14 üncü yılına girdiğimiz iktidarınızın fiili olarak sonu gelmek üzere. Duvara dayandınız! Bu sistemle bir milim bile yol alamayacağınız görünüyor. Bu yüzden, bir zaman ayaklarınızın altına alıp ezdiğinizi söylediğiniz “Milliyetçilik” türküsünü söylemeye başladınız. Size nefes aldıracak ve yargılanmanızı erteleyecek olan Başkanlık sistemini bu sebepten istiyorsunuz. Ne yaparsanız yapın,
tarih sizi “Demokrat Liderler” arasında göstermeyecektir.

Bir Türk Gazisi size şunları sormamı istedi;

-İngiltere’nin önderliğinde Oslo’da, PKK Baronları ile sizin emrinizle görüşen ve PKK’lılara “Şehirlerimizi bomba ve silah deposu haline getirdiğinizi biliyoruz.” diyen MİT Müsteşar Yardımcısını niçin Yargının elinden kurtardınız? Bu cümle, iki gündür bas-bas bağırdığınız bildiriden çok daha fazla ihanet içermez mi? Bacağımdaki kurşunun hesabını ben kimden sorayım?

-Sizin emrinizle PKK’lılar ile görüşen “Kara Kutum” dediğiniz Hakan Fidan, PKK’lılara Sizinle savaşan orduyu biz içeri attık dediği için mi, onu tekrar ve kanunsuz olarak
MİT Müsteşarı yaptınız. Ayağımın sızısının acısını kimden alayım?

-Kamyon-kamyon bombalar şehirlerimize depolanırken, 80 bin ağır silah dağıtılırken
niçin seyrettiniz?

Valilere “Siz karışmayın” anlamında emirleri niçin verdiniz. Bu emirlerden birini Komutanım bana gösterdi. Hiç inkâr etmeyin. Her Vali, böyle emirleri çoğaltıp bir yerlere sakldı,
lazım olur diye!

PKK Mahkemeler kurarken, yol kesip devlet yollarına el koyarken,
T.C. vatandaşlarından vergi adı altında haraç toplarken, Türk Devletine sadık
Köy Korucularını şehit ederken, siz hangi görevdeydiniz?
Başbakan değil miydiniz?

Yaa, işte böyle! Senin “iki ayyaş” dediğin adamlardan, Büyük Atatürk var ya,
bak yıllar evvel ne demiş?

“İHANETİN NEDENİ OLMAZ AMA MUTLAKA BEDELİ OLUR…”

Bedel ödenecek ve bu ihanetin gereği yapılacak…

Sağlık ve başarı dileklerimle 16 Ocak 2016

Rifat Serdaroglu

========================================

Teşekkürler Sayın Rifat Serdaroğlu...

Her zamanki gib enfes bir yazı olmuş..

Sevgi ve saygı ile.
16 Ocak 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com