ODTÜ’den Sosyolog Doç. Dr. Mustafa ŞEN ile Söyleşi

ODTÜ’den Sosyolog Doç. Dr. Mustafa ŞEN ile Söyleşi

AVM İLE MAHALLE BAKKALI ARASINDAKİ FARK?
PARAN KADAR KONUŞ, BORÇ YAZDIRAMAZSIN………….

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

Konusunda uzman, etkin, yetkin isimlerle gündemi izleme kararlılığımız sürüyor.

Bu noktada Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Şen‘le birden alevlenen AVM’ler gerçeğini konuştuk.

Çok çarpıcı saptamalarda bulunan Şen,

  • ”AVM’lerde mahallenizdeki bakkala, manava, kasaba borç yazdırır gibi yazdıramazsınız, oralarda sosyalleşemezsiniz.”

derken gerçekte Türkiye’de gelir dilimleri arasındaki uçuruma da dikkat çekiyordu.

Salgını unutup AVM’lere yöneldiğimiz günlerde, korona sonrası olası gelişmeleri de irdelik….. (06.05.2020)

https://www.youtube.com/watch?v=r8QlZLWhny4

Ferhan ŞAYLİMAN
Gazeteci – Yazar
==============================

Dostlar,

2 değerli dostumuzun önemli ve öğretci – düşündürücü bir söyleşisini daha sunalım.. İzlenmesi, paylaşılması dileğimizdir.

Çok teşekkür ederiz her 2 değerli dostumuza..
****

NE YAPMALI ??

06 Mayıs 2020 Çarşamba günü TELE1’de Sn. İsmail Dükel’in KULİS programında ve öncesinde Halk TV ve KRT TV’de de söyledik :

  1. AVM’ler = Kapitalizmin tapınakları bastırdılar ve aldılar..
  2. Kapitalizmin şövalyeleri, cami cemaatine fark attılar.
  3. Bedeli ne olacak ? Salgın eğrisi daha yavaş inecek ve daha uzun zamanda salgın sönümlendirilebilecek.
  4. Yani ? Salgın eğrisinin altındaki alan daha büyük olacak.
  5. O da ne demek ?
  6. Yanıta hazır mısınız? Daha çok hasta ve daha çok ÖLÜM demek!
  7. Peki kimler ölecek? Piyango gibi biraz ama daha çok yoksullar ölecek; AKP bunu seçti!
  8. Peki hasta  – ölüm sayısında artış farkedilip önlem alınabilir mi?
  9. Korkarım hayır, önlemler gevşetilmese idi eğrinin daha hızla ve daha kısa zamanda inebileceği gerçeği halktan saklanacak ve işte iniyor / indiriyoruz.. hatta dünyada en hızlı – çabuk biz indirdik bile diyecekler!
  10. Yani bu erken gevşemenin bir siyasal tercih ve kurbanın da masum (?!) insanlarımız olduğunu mu söylüyorsunuz?
  11. Evvvettt! Maalesef evvvettt! Üstelik kamufle edilebilecek bu fazladan / gereksiz / önlenebilir / önlenmesi gereken ölümler, salgın eğrisi inişe geçti, yavaş yavaş iniyor… masalları ile maskelenecek!
  12. Üstelik tedbirlere devam / gevşemeyelim diyenler bunu nasıl yapr?
  13. Kapitalizmin tunç yasası HER DURUMDA EN ÇOK KÂRDIR!
  14. İKİNCİ DALGA?
  15. Olasıdır ve ilkinden de azgın olabilir; belimiz kırılabilir.
  16. Daha önce uyardınız mı??
  17. Hem de kaaaaç kez… Bizi konuk eden TELE1, HALK TV, KRT ve FOX TV’de (2 kez) 3 HANÇER diye açıkladık…
    – Daha çok hasta
    – Daha çok ölüm
    – Uzayan salgın yüzünden daha çok ekonomik yıkım..
  18. Peki çare neydi?
  19. Ülkeyi 14 gün tam kapatmak! 2. Dalga olursa bu buna zorunlu kalınabilir..
    ****
    Ne yapmalı???4 Altın Kural var…

    – AVM’ler dahil kalabalıklardan olabildiğince uzak durulmalı..
    – Maske, insanlarla yakın ilişki içinde olunacak tüm kapalı mekanlarda, kalabalık olsun – olmasın takacağız..
    – Fiziksel uzaklığa uyacağız..
    – El yıkama başta, hijyene özenimizi sürdüreceğiz..

    3 Bombadan aman sakınalım..

    Ramazan bayramında bayram öncesi alışveriş fetişizmine tutsak
    olmayacağız…
    Bayram namazını evlerde kılacağız..
    Bayramlaşmayı uzaktan, tlf., görüntülü görüşme vb. tekniklerle yapacağız..
    Bu 3 bombanın elimizde patlamasına asla izin vermeyeceğiz / VERMEYELİM! Biraz daha sabır…
    Zamanında 14 günlük bir KAPATMA (lockdown) yapılmalıydı.. AKP’nin siyasal tercihi ne yazık ki bu yönde değil, tersi yönde oldu.. Yani dendi ki:

  • Ölen ölür, kalan sağlar zaten bizimdir.. Sanki Adam Smith’in öz be öz torunları bizlermişiz gibi :
  • LAISSEZ FAIRE – LAISSEZ PASSER!

Üstelik ekonomi çatırdarken..
Paramız pul olmuş..
“Doların ateşi düşmüyor…” denmekte.. Yanlış özne!
Ateşi düşmeyen / ağır hasta olan ne acı ki TL!
Borç gırtlakta.. 2020 bütçesinde her 8 TL’den 1’i borç faizi!
2020 beklenen ulusal gelirin 1/4’ü borç ödemesine gidecek..
TCMB’nın yedek akçelerine geçen yıl el kondu.. Kârına da.. hem geçen yıl hem bu yıl..
İşsizlik fonu talan edilmiştir / edilmektedir.

  • “Bakın, devleti yönetmiş birisi olarak uyarıyorum! Türkiye’nin son kaynakları tüketiliyor. Kime kaynak aktarılıyor?” (Ahmet Davutoğlu, 6.5.20, basın)

Varlık Fonunda kalanlar rehin verilse de, ipotek edilse de dış borçlanma yapılamamaktadır. Küresel sermaye sıfır hatta negatif faizle ABD – AB bankalarında güvenli limanlarda “östrus” durumunu serinletirken, tefeci faizi ile bile TC’nin devlet dış borçlanma senetlerine tenezzül buyurmamaktadır!
Ülkeden sermaye kaçışı hızlanmıştır; TL örtük – açık devalüe edilerek tutulmaya çalışılmaktadır.. Uçan döviz fiyatları ya da yere çakılan hastalıklı – olağanüstü borçlu ekonomimiz yüzünden yerlerde sürünen TL.. Küresel sermayenin devalüasyon baskısına teslim olan bir iktidar..

Ve hiç ama hiç utanıp sıkılmadan gene DIŞ GÜÇLER masalları.. Ülke soyulup soğana çevrildi, uluslararası iflas / moratoryum eşiğine sürüklendi ama hala yurdum insanına masallar..

Eyyy yer – gök – doğa – Tanrı… bu halk ne büyük günah işledi de böylesine ağır, kahreden bir cezaya çarptırıldı??

Tam da bu ortamda gene muhalefeti ağır suçlamalar, darbe senaryoları paranoyası, basına – tüm muhaliflere ağır hatta giderek faşistleşen baskılar, TTK’nun başına yapılan tahrik edici atama, Yönetmelikle döviz ve ekonomi politikası üzerinde yorum yapmayı yasaklıyor! (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumundan:
FİNANSAL PİYASALARDA MANİPÜLASYON VE YANILTICI
İŞLEMLER HAKKINDA YÖNETMELİK, 7 Mayıs 2020 PERŞEMBE
Resmî Gazete s. 31120)..

  • Ve konser vermesi 1 yıldır yasaklanan GURUP YORUM’un açlık grevinde 2. kurbanı vermesi..Tek sözcükle KAHREDİCİ…

YOKSULLUK / YOLSUZLUK / YASAKLAR ile savaş için iktidara gelen AKP, 18 yıldır kesintisiz tek başına iktidar..

Alman Welt Gazetesi Türkiyenin iflasını duyurdu. Alman Die Welt gazetesi Ekonomi Editörlüğü,

  • “Erdoğan gerekli ekonomik ve yapısal tedbirleri almadı. Yanlışlara devam etti. Böylece hazinede döviz rezervi kalmadı. Erdoğan’ın hataları Türkiye’nin iflasına yol açtı.

(https://www.welt.de/finanzen/article207610767/Corona-Pandemie-stuerzt-die-Tuerkei-in-neue-Waehrungskrise.html?wtrid=socialmedia.socialflow….socialflow_twitter)

Ve bu düzen böyle gitmez, böyle sürdürülemez..

Sevgi, saygı ve büyük ENDİŞE ile. 07 Mayıs 2020, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Halk Sağlığı Uzmanı, Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı
Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (SBF-Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

 

 

 

 

 

AKP milletvekilinin eşi, Gökçek döneminde milyonluk ihaleler aldı

AKP milletvekilinin eşi, Gökçek döneminde milyonluk ihaleler aldı

Gökçek’in yoksullara yardım için açtığı milyonluk ihaleler hep AKP’li vekilin eşine verilmiş.



Işık Kansu

Cumhuriyet, 12.12.19
http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/1707697/akp-milletvekilinin-esi-gokcek-doneminde-milyonluk-ihaleler-aldi.html

Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açılışı yapılan Next Level gökdelenini ödemediği borçlar nedeniyle Ziraat Bankası’na devreden AKP milletvekili Asuman Erdoğan’ın eşi Fatih Erdoğan’ın şirketi, yoksullara yapılan yardımlardan milyonluk ihaleler kazandı. Pasifik AŞ’nin sahibi Fatih Erdoğan ve AKP’li milletvekili eşi Asuman Erdoğan’ın da ortağı olduğu ORPAŞ Gıda ve Ticaret AŞ, 2007-2013 arasında Melih Gökçek döneminde Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden 337 milyon 796 bin 600 liralık ihale aldı. İhalelerin tümü, yoksul yurttaşlara dağıtılmak üzere 20 kalem çeşitli gıda ve temizlik malzemeleri için açılmıştı.

Emekli Mülkiye Başmüfettişi Mahmut Esen’in belirlemelerine göre, söz konusu yıllar arasında Ankara Büyükşehir Belediyesince yoksul yurttaşlara yardım için açılan ihalelerin tümü ORPAŞ Gıda ve Ticaret AŞ tarafından üstlenildi. İhalelerin toplam sözleşme tutarları KDV ile birlikte 364 milyon lirayı aşıyor.

İhalelerin aynı firma tarafından üstlenilmesi, ihalelere yeterli katılımın olmaması üzerine yapılan şikâyeti Kamu İhale Kurumu 3 Mart 2008’de karara bağladı. Karar ile ihalelerde rekabetin sağlanamadığı, engellendiği, tekel oluşturulduğu anlaşıldı.

Mahmut Esen, milyon liralık tutarlardaki malı, yalnızca bir müşterisine her yıl satma fırsatı ve garantisinin kamu idarelerine ihalesiz satış yapma olanağı olan DMO gibi kamu kurum ve kuruluşları açısından da imrenilecek bir durum olduğunun altını çizdi.

Yoksullara yardım ihalelerini aldığı dönemde, ORPAŞ Gıda ve Ticaret AŞ’nin ortakları arasında Fatih Erdoğan’ın yanı sıra Mehmet, Asuman, Aysel, Ahmet Erdoğan da yer almaktaydı.

Recep Tayyip Erdoğan’ın Rize Güneysu ilçesinden hemşehrisi olan Fatih Erdoğan’ın, 2013’te AKP yetkililerinin katıldığı büyük törenle açtığı Ankara’daki “Next Level Alışveriş Merkezi”ne Varlık Fonu’na devredilen Ziraat Bankası tarafından el konduğunu Cumhuriyet ortaya çıkarmıştı.

ORPAŞ’ın aldığı, açık teklif usulü ile yapılmış gıda ve temizlik malzemesi satın alma ihalelerinin Kamu İhale Kurumu resmi internet sitesinde yer alan verilere dayanılarak hazırlanan dökümünde 2007-2013 arasında toplam 337.796.600 TL tutar görülmekte..


*********
Dostlara…

Yiyin efendileri yiyin..
Bu han-ı yağma siz helaldir..
Çünkü siz “müslümansınız” (!) ve Türkiye sizin için “dar-ül harp” ülkesidir.
Talan edilmesi helaldir, size ganimettir..
Size bu dünyada ölçüsüz servetler, yüksek makamlar,
Yoksul müslümanlara ise sınavdır bu dünya,
Yoksulluğa, işsizliğe, zulme… sabrederek katlanmalıdır..
Böyle buyurdu zamanenin şeyh-ül islamı DİB Başkanı Prof. zat!

Sevgi ve saygı ile. 14 Aralık 2019, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Siyaset Bilimci, Mülkiyeliler Birliği Üyesi
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 09 Ekim 2019

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 09 Ekim 2019

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

YANSIMA

Damat Bakan, “Ekonomideki her iyileşmeyi vatandaşa yansıtıyoruz” dedi. Zam gelmedik bir şey kalmadı.
Biz nankörüz, bu kadar iyilikseverlik bize fazla geliyor!…

TRT
Prof. Esin Şenol, TRT’nin kendisinden ishal salgınının içme suyundan kaynaklandığını söylemesini istediğini açıkladı.
Bu TRT’ye vergisini helal edenler? Etmeyenler?…

EFENDİ
AKP Milletvekili Vedat Demiröz, Fetö’den söz ederken “Fethullah Gülen Efendi” diye bahsetti.
Gönül bağı çözülmemiş…

GÜNDEM
AKP sözcüsü cumhurbaşkanlığı seçiminde %50+1 konusunun gündemlerinde olmadığını açıkladı.
Uzaylılar gündeme getirmişti…

BATIK
İ. Melih’in rekor gelir / ziyaretçi beklediği Ankapark altı ayda batmış.
Adam batma-batırma uzmanı…

ŞİRİN
AKP milletvekili Şirin Ünal’ın evindeki Özbek kadın çalışanın intiharı olayının sanki üzeri örtülmek isteniyor.
Bu şirinliğin üzerine gidilmeli…

HARA/Ç/M
Tank palet fabrikası
için 50 milyon dolara kıyamayan AKP/RTE yönetimi, Ağaoğlu’nu kurtarmak için Varlık Fonu’ndan 246 milyon doları veriverdi…
Verilen haraç, alınan haram,
Bunlar ne biçim adam…

ENFLASYON
Temel gıda ürünleri dahil her şey sürekli pahalılaşırken enflasyon %9.26’ya düştü.
TÜİK Başkanı Bakana bağlanınca, emir enflasyonu kesti…

SENDİKACIMIZ
Memur maaşlarının %4 artışına tepki vermek için Bakanlığın önüne boş cüzdan atan sendika başkan yardımcısı Semih Durmuş, maaşına % 50 zam yaptı.
İktidarın kuklası…

YİĞİT
Sarayın dönek yiğidi, Bahçeli’nin Başkent Hastanesi’nde tedavi edilmesine tepki olarak Haberal’a güvenmediğini açıkladı.
Kendisine güvenen var mı acaba?…

KEMİK
RTE, Cumhurbaşkanı seçimindeki oy oranının düşürülmesine yönelik tartışmalar konusunda CHP’ye, “Buradan sana kemik düşmez” dedi.
Türkiye’nin sorunu; makama adam yerine adama makam uygulamasındadır…

TEHDİT
 Trump,Suriye’nin kuzeyinde sınırları aşan bir şey yapması halinde, Türkiye ekonomisini tümüyle yok edip ortadan kaldıracağı tehdidinde bulundu.
Damat Bakandan geriye kalanı, demek istemiştir…

ÖMER HAYYAM’dan;

Unutma, amansız feleğin çarkındasın,
Şarap iç, çünkü ateşten bir dünyadasın;
Madem ki yerin öninde sonunda toprak
Farzet ki üstünde değil altındasın…

“YERLİ VE MİLLİ” ÇÖKÜŞ 

“YERLİ VE MİLLİ” ÇÖKÜŞ 

Suay Karaman

Konuk yazar :
Suay Karaman

Osmanlı Devleti, özellikle 1850’li yıllardan sonra ekonomik olarak büyük bir çöküntü içine girdi ve bu durum karşısında borç aldığı ülkelerin yaptırımlarıyla sarsılmaya başladı. Bazılarının ulu hakan dediği 2. Abdülhamit döneminde 20 Aralık 1881’de, Osmanlı Devleti’nin dış borçlarını denetlemek için Düyun-u Umumiye (Genel Borçlar) İdaresi kurulmuştu. Birçok gelirini bu kuruluşa bırakan Osmanlı Devleti, hem ekonomik, hem de siyasal olarak büyük sıkıntılarla karşı karşıya kaldı.

“Dünyanın en büyük 17. ekonomisiyiz” diye göz boyayarak 16 yıldır ülkeyi yöneten siyasal iktidar, bütün uyarılara karşın, sonunda ekonomik iflasa sürüklendi. “Yerli ve milli” sözünü unutarak, ekonominin yönetimini McKinsey adlı ABD’li bir kuruluşa teslim etti. McKinsey, bağımsız bir kuruluş değildir, uluslararası tekellerin aygıtıdır, ABD’dir, IMF’dir. Gelinen durumun Düyun-u Umumiye’den de farkı yoktur.

12 Eylül 1980 darbesinin ardından yapılan seçimlerde Turgut Özal’ın seçim kampanyasını hazırlayan, konuşmalarından, giysilerine ve gözlüklerine dek tüm imajını McKinsey firması organize etmiştir. 1985-87 arasında Türkiye’nin Avrupa Ekonomik Topluluğu’na tam üyelik başvurusunun danışmanı olan McKinsey firması, 14 Nisan 1987 tarihli başvurunun altına imzasını atmıştır. 2001 yılındaki ekonomik krizde kurtarıcı olarak çağrılan Kemal Derviş, çöken bankacılık sistemimizi düzeltmek için McKinsey firmasını ülkemize davet etmiştir.

Ulusal egemenliğe ilişkin bir yetki, uluslararası bir şirkete aktarılmaktadır.

Anayasanın 160. maddesine göre ülkemizde kamunun harcamalarını, gelir ve giderlerini Sayıştay denetler. Ancak son yıllarda Sayıştay etkisizleştirilerek yetkileri azaltıldı. Sürekli “yerli ve milli” olmakla övünen siyasi iktidarın, “yerli ve milli” olmaktan ne anladığı, McKinsey ile bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Adında IMF geçmese de McKinsey’in görevi, Türkiye’ye bir IMF programı uygulatmaktır. Ülkemize borç veren kapitalist ülkelerin alacaklarının tahsilini güvence altına almaktır. Varlık Fonundaki değerlerimizin elden çıkarılmasını sağlamaktır. Emekçilere ve emeklilere daha çok kemer sıktırılarak, iyice yoksullaştırmaktır. Yoksa McKinsey, günde 1.8 milyon TL harcanan kaçak sarayın tasarrufa gitmesi için önlem almayacaktır. “Örtülü ödeneği kısın, yeni saraylar yapmayın, makam araçlarını ve uçaklarını satın” gibi önerilerde bulunmayacaktır. Üstelik zor durumda olan ekonomimiz, bu yabancı firmaya dolar üzerinden yüklü miktarda ücret ödeyecektir.

McKinsey’e yapılan eleştiriler için Hazine ve Maliye Bakanı damat; “yapılan yorumlar cehaletten değilse, ihanettir” demişti. AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, 6 Ekim 2018’de partisinin Kızılcahamam’daki toplantısında, McKinsey ile ilgili olarak şunları söyledi: “Bütün Bakan arkadaşlarıma ‘bunlardan fikri danışmanlık hizmeti de almayacaksınız’ dedim. Hiç gerek yok, biz bize yeteriz.” Bu durumda ihanet içinde olanlar kimdir diye sormak gerekir.

Şimdi McKinsey ile yapılan sözleşmenin durumu da merak konusudur ve akıllara şu sorular gelmektedir: McKinsey ile sözleşme neden yapıldı ve neden vazgeçildi? McKinsey ile yapılan sözleşmenin tutarı ne kadardır? Sözleşmede tek yanlı fesih durumunda fesih işlemini gerçekleştiren tarafın ceza ödeyeceğine ilişkin bir hüküm var mıdır? Var ise bu cezanın tutarı nedir? Bu cezayı kimler ödeyecektir? Bu olayın siyasi bedeli ödenecek midir? Artan tepkiler nedeniyle “McKinsey ile sözleşme iptal edildi” denilerek, etkinlikler kamuoyundan gizli olarak yürütülebilir mi?

2013’te siyasal iktidarın hazırladığı 10. Beş Yıllık Kalkınma Planı‘nda, 2018 yılında Dolar kurunun 1.97 TL olması öngörülüyordu. Ancak bugün Dolar 6 TL’dir. Enflasyon tek haneye inecekti ama bugün %20’lerin üstdedir. Ekonomik öngörülerde bu derece yanılan bu siyasal iktidar, güvenirliliğini yitirmiştir. Bu iktidarın en büyük şansı, etkili muhalefetin olmamasıdır. Bu çöküş hep birlikte hazırlanmıştır.

  • Bu çöküşten kurtulmanın yolu, Kemalizm’in Altı Oku’dur.

TORYUM EFSANESİNİN İÇ YÜZÜ

TORYUM EFSANESİNİN İÇ YÜZÜ

Prof. Dr. rer. nat. D. Ali Ercan

Değerli arkadaşlar,

Gerçeklerden köşe-bucak kaçan ama palavra-masal-efsaneye çok düşkün halkımızın tükettiği komplo uyduruklarından biri de 2007’deki elim uak kazasında kaybettiğimiz değerli bilim insanı Prof. Engin Arık ve arkadaşlarının “dış kaynaklı bir suikast”e kurban gittikleri yalanıdır.

Teoriye(!) göre, Prof. Arık, “Biz Türkiye’de muazzam Toryum Rezervleri keşfettik….” demişmiş…

Benim yakından tanıdığım Prof. Engin Arık böyle bir şey söylemiş olamaz. çünkü,

Sivrihisar yakınlarındaki Toryum yataklarımız MTA ve Fransız araştırıcılar tarafından taa 1960’larda keşfedilmişti… MTA baş mühendisi Hüseyin Kaplan’dır eğer “teknolojik bir keşif”ten bahsetmek gerekirse…

Yalnızca Toryum değil, Lantan, Seryum, Neodim… elementleri de birlikte bulunduğundan adına “nadir toprak elementleri” denen bu Cevherin (monazit) işletimi Bor’la birlikte Etibank’a bırakılmıştı (şimdi zaten tümü “Varlık Fonu” torbasında ! )

Enerji meselesine gelince, Toryumun “Fast breeder” denen ileri düzey nükleer reaktörlerde veya Uranyumla birlikte, “nükleer yakıt” olarak kullanılabileceği zaten bütün Dünyada 1950’den beri bilinen bir gerçek…

Yani, keşfedilmiş, bulunmuş, icat edilmiş bir şey yok ortada..

Almanya’dan 1985’te yurda döndüğümde Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi Fizik Bölümünde çalışmaya başlamıştım; bu “Toryum” konusunda, hem ÇNAEM de, hem de İstanbul Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitelerinde Toryumun Enerji Kaynağı olarak kullanışına yönelik söyleşiler yaptım; Üniversitelerin bu konu üzerine eğilmeleri gerektiğini söyledim…

Aradan çok zaman geçtikten sonra, Engin hanımın bu konu üzerine bir çalışma grubu oluşturduğunu duydum; memnun olmuştum.

Ancak Toryum konusunda her şey sanki Engin hanımla başlamış gibi, yapmadığı, söylemediği bir şeyi ölmüş bir insanın ardından adına eklemek tek kelime ile “ayıp” tır.

Evet, Türkiye’de Dünya toplam rezervinin %5-%15 arası 380 bin ton ThO2 bulunuyor. Bunun işlenmemiş haldeki piyasa değeri 4-5 milyar $’dır; işlenmiş saf metal (nükleer yakıt öz maddesi) olarak 30 milyar $ değerindedir; ama bu 300 bin ton Toryum, Nükleer Reaktörlerde yakıt olarak kullanılırsa, elde edilecek elektrik enerjisinin değeri yaklaşık 60 trilyon $ karşılığıdır.

Konunun kısa özeti budur, sevgilerimle.