GÜNCEL RESMİ RAPORLARA GÖRE ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNİN 2017 YILI FAALİYETLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

GÜNCEL RESMİ RAPORLARA GÖRE ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNİN 2017 YILI FAALİYETLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Mahmut ESEN
E. Mülkiye Başmüfettişi
 

Ahmet Saltık’ın notu                           : 
Sn. Esen çok önemli bir hizmet yapıyor.  31 Mart 2019 yerel seçimlerine giderken E. Mülkiye Başmüfetişi Sn. Mahmut Esen’in GÜNCEL RESMİ RAPORLARA GÖRE BELEDİYELERİMİZİN 2017 YILI FAALİYETLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
başlıklı önemli raporunu da birkaç gün önce sitemizin manşetinde duyurmuştuk.. AKP’li belediyelerin “hesap verebilirlik” durumu sn derece önemli. Bu raporu okumak için tıklayın.

Sn. Esen’e nitelikli – değerli emeği ve bizimle paylaşımı için teşekkür ederiz.
Halkımızı bilgisine sunuyoruz.. 04.12.2018
******

Özeti:  Güncel resmi raporlar ve halka açık kaynaklar ışığında, Ankara Büyükşehir Belediyesinin 2017 yılındaki faaliyetleri, bütçe gerçekleşmeleri ve mali vb. durumlarına ilişkin bilgiler nesnel olarak değerlendirilmeye çalışılmış; Başkent belediyesi olma özelliği taşıyan Ankara Büyükşehir Belediyesinin, genel iş/ işlemleri ve mali yapısı hakkında kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amaçlanmıştır.

Anahtar Sözcükler: Ankara Büyükşehir Belediyesi, Genel Faaliyet Raporu,  Sayıştay Denetim Raporu, Bütçe, Bilanço, 31 Mart 2018 yerel seçimleri

I-GİRİŞ

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 41. maddesi uyarınca; kamu idarelerinin yetkilileri tarafından, birimlerinin yıllık faaliyetlerini yansıtmak üzere, kullandıkları kaynakları, bütçe gerçekleşmelerini, mali durum vb. bilgileri içeren faaliyet raporu hazırlanması ve kamuoyuna da açıklanması gerekmektedir.

Mahalli idarelerce hazırlanan idare faaliyet raporlarının birer örneği Çevre ve Şehircilik Bakanlığına[*] gönderilir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bu raporları esas alarak, kendi değerlendirmelerini de içeren, mahalli idareler genel faaliyet raporunu hazırlar ve kamuoyuna açıklar. Raporun birer örneğini Sayıştay Başkanlığına ve Hazine ve Maliye Bakanlığına gönderir.

Sayıştay; mahallî idareler genel faaliyet raporunu, (Hazine ve Maliye Bakanlığınca hazırlanmış) genel faaliyet raporunu ve harcama sonrası ilgili birimlerde yaptığı dış denetimlerinin sonuçlarını da dikkate alarak görüşleriyle birlikte TBMM sunar. Sayıştay Başkanlığınca kamu idarelerinin tümünün faaliyetleri/dış denetimi/mali istatistiklerinin değerlendirildiği TBMM sunulan genel raporlarının yanı sıra, Sayıştay denetçilerince idarelerde yapılan denetim ve incelemeler sonucunda ilgili kamu idaresi adına ayrıca denetim raporları düzenlenmektedir.

Bu yazımızda: “Ankara Büyükşehir Belediyesi 2017 Yılı Faaliyet Raporu”, “Ankara Büyükşehir Belediyesi 2017 Yılı Sayıştay Denetim Raporu” ve “2017 Yılı Mahalli İdareler Genel Faaliyet Raporu“, “Ankara Büyükşehir Belediyesi 2017 Yılı Kesin Hesap Kitabı“  ile halka açık diğer kaynaklar ışığında Ankara Büyükşehir Belediyesinin 2017 yılı faaliyetleri, bütçe gerçekleşmeleri ve mali durumuna ilişkin bilgiler deneyimli/emekli bir denetim elemanı gözüyle değerlendirilmiş, önemli görülen konuların altı özenle çizilmeye çalışılmıştır. 

II-BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNE İLİŞKİN GENEL BİLGİLER

1-Büyükşehir Belediye Başkanı ve Belediye Meclis Üyeleri

30.03.2014 tarihinde yapılan genel seçimler sonucunda belediye başkanlığını seçimini oyların % 44.82’sini alan AKP adayı kazanmıştır. Seçimlerde 2. parti konumunda olan CHP’nin oyu ise % 43.82‘dir.

Belediye Başkanlığı görevi; 6.11.2017 tarihine kadar Melih Gökçek tarafından yürütülmüş, bu tarihten itibaren de Mustafa Tuna tarafından yürütülmektedir.

Belediye başkanlarıyla birlikte (139) üyeden oluşan büyükşehir belediye meclisinde sadece (14)  ( % 10 oranında)  kadın üye bulunmaktadır.

Bu oran Türkiye ortalaması olan (%10,7) oranın dahi altında kalmaktadır. Örneğin (24) üyeden oluşan Şırnak belediye meclisinde  (8) kadın üye bulunmaktadır.[1]

2-Belediye Örgütü

İçişleri Bakanlığınca yayımlanmış “Norm Kadro Standardı Yönetmeliği” esas alınarak örgütlenmiş Ankara Büyükşehir Belediyesinde; halen, doğrudan belediye başkanlığına bağlı (genel sekreterlik/ teftiş kurulu başkanlığı/hukuk müşavirliği/iç denetim/özel kalem vb) birimlerin dışında (27)  adet ayrı birim başkanlığı kurulmuştur. 

3-Belediye Bağlısı Kuruluşlar

A-) Belediye İşletmeleri

Büyükşehir Belediyesine bağlı, kamu tüzel kişiliğine sahip, özel bütçeli iki ayrı işletme (ASKİ ve EGO) vardır.

Su ve kanalizasyon hizmetleri ASKİ tarafından yürütülmektedir. Aralık 2017 itibarıyla ASKİ’de; (1.119) memur, (522) işçi, (139) sözleşmeli ve (2.973) hizmet alımı olmak üzere toplam 4.753 personel çalışmaktadır.[2]

ASKİ’nin 2017 yılı bütçesi 2,6 milyar TL gelir ve 2,4 milyar TL gider olarak gerçekleşmiştir. ASKİ bütçesi 238 milyon TL fazla vermiştir.

(ASKİ 2019 yılı bütçesinde, 3,8 milyar TL gelir/ödenek öngörülmüştür.[3])

16.12.1942 gün 4325 sayılı Kanuna göre kurulmuş, tüzel kişiliğe sahip köklü bir kuruluş olan EGO işletmesi ise halen otobüs, raylı sistem ve teleferik işletmeciliği suretiyle ulaşım hizmetlerini yürütmektedir.

EGO’da 2017 yılı sonu itibariyle (590) memur ve (11) sözleşmeli olmak üzere toplam 601 kişi çalışmaktadır. (Hizmet alımı suretiyle çalıştırılan personel konusundaki bilgilere erişilememiştir.)

EGO Genel Müdürlüğü 2017 yılı gider bütçesi 768 milyon TL,  gelir bütçesi ise 571 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. Bütçe denkliği belediyeden sağlanan borçlanma ile sağlanmıştır.[4]

(EGO 2019 yılı bütçesinde, 1,4 milyar TL gelir/ödenek öngörülmüştür.)

B-) Belediye Şirketleri (BİT’ler)

Büyükşehir Belediyesin sermayesinin yarısından fazlası belediye ve belediyeye bağlı kuruluşlara ait, (15) adet faal nitelikte şirket ( belediye şirketi) bulunmaktadır. Hizmet alımları başta olmak üzere belediye tarafından yapılan ihalelerin büyük ölçüde belediye şirketlerince üstlenildiği bilinmektedir. Fen işleri/ulaştırma/imar/destek hizmet/kültür ve sosyal işler başkanlıkları gibi hizmet birim başkanlıklarının görev alanlarına paralel kurulmuş olan BİT’ler;  kurulu birim başkanlıklarından daha fazla personel, araç ve gerece sahiptir.

(Şirketler; TTK hükümlerine tabi olup özel hukuk tüzel kişisi statüsündedir. Bu yüzden şirketler aracılığıyla, kamu kaynaklarının önemli bir bölümü, istisnalar dışında, kamunun denetim alanı dışında özel hukuk hükümleri çerçevesinde kullanılmaktadır.

Öte yandan BİT’ler hakkında 6102 sayılı TTK ile getirilmiş olan bağımsız denetime tabi olmaları, kamuoyunun aydınlatılması için şirket faaliyet ve ilanlarının kurulacak internet sitesi üzerinden yapmaları gerektiği vb. konulara ilişkin düzenlemeler BİT’ler hakkında henüz uygulamaya geçirilememiştir.

Belediye meclis üyelerinin dahi BİT’ler hakkında yeterli bilgiye sahip olamadıkları bilinmektedir.[5])

4-Belediye Görevlileri

İçişleri Bakanlığınca yayımlanmış “Norm Kadro Standardı Yönetmeliğine” göre belediyede  (7580) memur, (3790)  sürekli işçi olmak üzere toplam 11.370 kadro bulunmaktadır.

2017 Aralık ayı itibarıyla istihdam edilenlerin sayısı ise (3149) memur, (209) sözleşmeli, (522)  işçi olmak üzere toplam 3.880’dir. Memur ve işçi kadrolarının sadece 1/3 ünün dolu olduğu görülmektedir.

Buradan da Ankara Büyükşehir Belediyesinin personel istihdamına dayalı hizmet satın alınması (taşeron işçi çalıştırılmasına) uygulamasına ağırlık verdiği anlaşılmaktadır. Nitekim belediye hizmetlerinin büyük bölümünü belediyeye bağlı olarak kurulmuş (15) şirketten hizmet satın alma suretiyle gördürdüğü bilinmektedir.  Bu şirketlerden sadece üçünde, ( BELKO, BUGSAŞ, BELKA) istihdam edilen (sendikalı) işçi sayısı ise 9.947’dir.[6]

(24.12.2017 günlü R.G. yayınlanmış olan 696 sayılı KHK ile; belediyelerde personel çalıştırmasına dayalı hizmet alım sözleşmeleri kapsamında yükleniciler tarafından 04.12.2017 tarihi itibarıyla çalıştırılmakta olan (taşeron)  işçilerin bazı koşullarla, sürekli işçi statüsünde, 2018 yılında belediyelerdeki kurulu/kurulacak olan şirketler devir edilmeleri gerekmektedir.)

Toplam personelin yarısı (1.909)  İtfaiye/ Fen İşleri/Zabıta ve Sağlık İşleri başkanlıklarında istihdam edilmektedir.

2.246 personel ( %58’i) ön lisans/lisans/yüksek lisans düzeyinde öğrenim görmüştür. Doktora sahibi (5) personel bulunmaktadır.

1703  (%44 oranındaki) personel 0-15 yıl arası hizmet yılına (kıdeme) sahiptir.

III-ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNİN 2017 YILI GENEL FAALİYETLERİ, BÜTÇE GERÇEKLEŞMERİ ve MALİ DURUMU

1-BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİ

ABütçe Dengesi

Ankara Büyükşehir Belediyesinin 2017 yılı tahmini gelir bütçesi 6.414.000.000 TL olup, gerçekleşen bütçe geliri 6.062.147.309.80 TL’dir. Tahmini bütçe gideri 6.414.000.000,00 TL olup, gerçekleşen bütçe gideri ise 6.344.372.282,57 TL’dir.

Tahmini bütçedeki gerçekleşme oranları; gelirlerde (%93,63), giderlerde ise (%98,9) seviyesindedir.

2017 yılında 282.224.973 TL borçlanma suretiyle bütçede denklik sağlandığı görülmektedir.[7]

(Ankara Büyükşehir Belediyesinin; 2018 yılı bütçesinde 8 milyar TL gelir/ödenek,  2019 yılı bütçesinde ise 8,8 milyar TL gelir/ödenek öngörülmüştür.)

B-Bütçe Giderleri

Belediyenin ekonomik sınıflandırmaya göre;  2016 ve 2017 yıllarına ait gider miktarları; bu giderlerin gider değişim oranları,  2017 yılında bazı giderlerin Ankara Büyükşehir Belediyesi ve diğer büyükşehir belediyelerindeki toplam giderler içindeki paylarına aşağıdaki tabloda yer verilmiştir.         

Tablo 1: Belediyenin 2016 ve 2017 Yılı Ekonomik Sınıflandırma Düzeyinde Bütçe Giderleri  (Bin TL)

GİDERİN TÜRÜ

2016

 

 

2017

2017/2016

Değişim Oranı

 (%)

2017 Yılı Giderlerinin Top. Giderlere Or. (%)

Ank. B.Şehir

Büyükşehir Belediyeleri

1-Personel Giderleri

296.035

306.256

3,4

4,77

7,09

2-SGK Devlet Primi

42.158

41.794

-01

0,65

1,12

3- Mal ve Hizmet Alımları

2.257.754

2.330.098

3,2

36,33

31,32

4Faiz Giderleri

174.413

142.102

-18,5

2,22

3,17

5Cari Transferler

(Kar amacı gütmeyen kuruluşlara/hane halkına yapılan transferler, gelirlerden ayrılan paylar vb.)

334.287

394.284

18

6,15

4,79

6-Sermaye (Yatırım)  Giderleri

1.796.900

2.854.152

59

44,5

48,20

7Sermaye Transferleri

(Bağlı idarelere/kamu ortaklıklarına vb. yapılanlar)

1.000

23.248

2324

0,36

1,50

8-Borç Verme

(Bağlı idarelere/kamu kurum ve kuruluşlarına/kamu ortaklıklarına vb. yapılanlar)

435.070

252.433

-42

3,94

2,80

GİDER TOPLAMI                

5.337.619

6.344.372

18,9

100

100

Not: Küsuratlar yuvarlatılmıştır.

Kaynak: T.C. Sayıştay Başkanlığı , (2018),  Ankara Büyükşehir Belediyesi Sayıştay Denetim Raporu;  İçişleri Bakanlığı, (2018) , “ 2017 Yılı Mahalli İdareler Genel Faaliyet Raporu” ve Ankara Büyükşehir Belediyesi (2018), “2017 Yılı Faaliyet Raporu” verilerine dayanılarak hazırlanmıştır.

2017 yılında toplam bütçe giderleri bir önceki yıla göre % 18,9 oranında artmıştır. Sermaye giderlerinde büyük oranda ( % 59)  artış gerçekleşmiştir. Diğer büyük harcama kalemlerinden olan cari transferlerde  %18,  mal ve hizmet alımlarında  %  3,2 personel giderlerinde ise  % 3,4 oranında (ortalamanın altında) artış kaydedilmiştir.

Personel giderlerinin toplam giderler içindeki payı % 4,8 oranındadır. Büyükşehir belediyelerinde bu oranın ortalaması % 7’dir. Ancak bu rakamlar personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımları suretiyle istihdam edilenleri (taşeron işçilerini) kapsamadığı için personel giderlerinin tümünü yansıtmaktan, dolaysıyla gerçekçi olmaktan uzaktır.

2017 yılında gider türlerinin toplam giderlere oranına göre yapılan bir incelemede:

Ankara Büyükşehir Belediyesindeki personel/SGK prim/faiz/sermaye/sermaye transfer giderlerinin büyükşehir belediyelerindeki gider ortalamalarının altında kaldığı; diğer giderlerin de (mal ve hizmet alımları/ cari transferler/borç vermelerde) ise ortalamanın üzerinde olduğu görülmektedir.

Bu arada (belediye başkanlarının kamu harcamalarındaki tasarruf anlayışını göstermesi bakımından önemli olan) temsil ve tanıtma giderleri kaleminden 2,8 milyon TL (toplam giderlerin on binde 4,3 oranında) harcama yapıldığı belirtilmiştir.[8] Ancak bu rakamın; tören, temsil ve ağırlama giderlerinin tümünü kapsamadığı görülmüştür.

Zira belediyenin temel görevleri arasında yer almadığı için sadece Temsil, Ağırlama ve Tören Giderleri Yönergesine dayalı olarak yapılmış (resmi/dini bayramlar, anma günleri,  festival/ fuar, nikâh/sünnet vb.bazı giderlerin, temsil tören giderleri yerine, belediyenin temel faaliyet giderleri arasında gösterilmiş olduğu anlaşılmıştır.

(Kültür ve Sosyal İşler Daire Bşk. lığınca; yıl içinde, -genellikle 190.000 TL üzerinden ANKET A.Ş. üzerinden-  hizmet alımı suretiyle gördürülmüş çok sayıda tören hizmetleri için yapılmış ödemeler örnektir.[9]

Büyükşehir Belediyesinin fonksiyonel sınıflandırmaya göre giderleri Tablo 2’de gösterilmiştir.

    Tablo 2: Fonksiyonel Sınıflandırmaya Göre 2017 Yılı Giderleri (Bin TL)

Hizmetin Türü

Miktarı

Toplam Giderlere Oranı (%)

1-Genel Kamu Hizmetleri

1.195.710

18,6

2-Savunma Hizmetleri

70

3-Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri

126.162.

2

4-Ekonomik İşler ve Hizmetler

2.290.328

35,7

5-Çevre Koruma Hizmetleri

6-İskan ve Toplum Refahı Hizmetleri

612.928

9,5

7-Sağlık Hizmetleri

28.266

8-Dinlenme Kültür ve Din Hizmetleri

1.807.433

28

9-Eğitim Hizmetleri

10-Sosyal Güvenlik ve Sosyal Yardım Hiz.

283.472

4,5

TOPLAM

6.344.372

100


                                  Not: Küsuratlar yuvarlatılmıştır.

Kaynak: T.C. Sayıştay Başkanlığı, (2018),  Ankara Büyükşehir Belediyesi Sayıştay Denetim Raporu;  İçişleri Bakanlığı, (2018), “ 2017 Yılı Mahalli İdareler Genel Faaliyet Raporu” ve Ankara Büyükşehir Belediyesi (2018), “2017 Yılı Faaliyet Raporu” verilerine dayanılarak hazırlanmıştır.

Giderlerin fonksiyonel sınıflandırmaya göre ayrımında;   giderler içinde en büyük payın (%35,7) oranı ile ekonomik işlere ilişkin hizmetlere ayrıldığı; bunu (%28) oranı ile dinlenme ve din hizmetleri, (% 18,6)  oranı ile genel kamu hizmetleri giderlerinin izlediği görülmektedir.

Fonksiyonel sınıflandırmaya göre 2017 giderlerini gösterir tabloda ( savunma hizmetleri için yapılmış 70.000 TL tutarındaki küçük bir harcamaya dahi yer verilmiş iken ) çevre koruma hizmetleri ile eğitim hizmetleri için herhangi bir gider rakamına yer verilmediği görülmüştür.

Bununla birlikte eğitim harcamalarının dinlenme kültür ve din hizmetleri kapsamında gösterildiği;  Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığınca yıl içinde 1,6 milyar TL (toplam bütçe giderinin %26 oranında ) harcama yapıldığı anlaşılmıştır.

Eğitim harcamalarının mali tablolarda ayrıca gösterilmemesi, Çevre Koruma Başkanlığınca yapılmış giderlerin tümünün başka hizmet türleri arasında verilmesi anlamlı ve mali tabloların doğruluğu/güvenilirliğini etkileyecek bir durumdur.

Bilkent Şehir Hastanesi’ne 23.4 milyar TL kira ödenecek!

Bilkent Şehir Hastanesi’ne 23.4 milyar TL kira ödenecek!

Çiğdem Toker
Cumhuriyet
, 13.9.17

(AS : Aynı konuda 2 ardışık makaleye katkımız yazıların altındadır..)

Ne vakit, şehir hastaneleri veya otoyol köprü projeleri dolayısıyla, Hazine’ye yüklenen borca değinsem, AKP’ye gönül verdiğini düşündüğüm güzide okurlardan, ya yakası açılmadık küfür, ya da “inşallah öl” kabilinden tepkiler alıyorum. 
Fakat bir de samimiyetle inanamayanlar var. Okuduğunuz yazı onlar için.
***
Uğruna ODTÜ ormanı, içindeki canlılarla birlikte katledilen Bilkent Şehir Hastanesi’ne (BŞH) Sağlık Bakanlığı’nca yılda 340.6 milyon TL kira ödeyeceğini yazdım dün.  Az yazmışım. 
Şehir hastanesi projelerinin tümünde (şimdilik 30) kira sözleşmelerinin 25 yıllık olduğu gerçeğinden hareketle bu tutar sabit olamazdı tabii. 
Sağ olsunlar; hekim Prof. Kayıhan Pala ile iktisatçı Prof. Dr. Uğur Emek ayrı ayrı dikkatimi çektiler. (Her iki isim de konuya uzman gözüyle bakan önemli yazılar kaleme almış bulunuyor. Prof. Pala bianet’te. Prof. Emek, kişisel blogunda.) 
Sözün özü: Dünkü yazıda paylaştığım 340.6 milyon TL’lik yıllık kira bedeli, BŞH ihalesinin yapıldığı 2011 yılı rakamını yansıtıyor. (Bu tutara şirketin, görüntüleme, otopark temizlik vs gibi alanların işletme geliri dahil değil.)
***
Evet: Bilkent Şehir Hastanesi için Dia Holding’e 25 yılda ödenecek kira bedeli 23.4 milyar TL. O da ŞİMDİLİK. 
Sağlık Bakanlığı’nın 2017 yılı bütçesi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülürken, komisyon üyesi vekillere dağıtılan “Paranın Değeri -Analiz Yaklaşımı” belgesinde, bakanlığın BŞH müteahhidine ödeyeceği kiranın 2043 yılına dek uzanan projeksiyonu yer alıyor.

2019’da 419 milyon TL 
340.6 milyon TL başlangıç tutarı dedik. Ödemeler 2019 yılından başlayarak 419.2 milyon TL ile başlıyor. Bir sonraki yıl (2020) Sağlık Bakanlığı bütçesinden ödenecek kira tutarı 448.5 milyon TL’ye çıkıyor. Bizzat Sağlık Bakanlığında hazırlanmış bu belgede, yıllık kira tutarının, “kullanım bedeli” ve “hizmetler” diye iki ayrı bileşenden oluştuğu görünüyor. 
Fakat ilginçtir, 25 yıl boyunca artarak ödeneceğini gördüğümüz kira tablosunda dönem sonuna (2043) gelindiğinde 23.4 milyar TL yazması gereken toplam hanesinde 4 milyar 13 milyon TL yazıyor. Neden diye sorarsanız, cevap, “bugünkü değer”miş.

Hangi ülkenin enflasyonu 
Bakanlık analiz tablosunda, her yıl artan bir enflasyon hanesi de var. Fakat % 1’lik, 1.15’lik oranları görünce bunun Türkiye’deki enflasyon “olmadığı”nı anlıyorsunuz. 
Muhtemelen projeye kredi veren finansörlerin, küresel düzeyde aradığı standarda karşılık gelen bir enflasyon oranı bu. (Köprü projelerinde mesela, Hazine’ce şirkete ödenecek gelir farklarında ABD enflasyonu uygulanıyor.) Sonuçlardan  biri şudur:

– Şehir Hastaneleri’nin “bu milleti” nasıl borçlandırdığını parti medyasında okuyamazsınız
.
– Ne hastanelerin yapıldığı arazilerin müteahhide bedava verildiğini,
– ne Sağlık Bakanlığının o hastanede çeyrek yüzyıl kiracı olacağını,
– ne bu hastaneler açılınca şehirdeki hastanelerin kapanacağını. 


Sabah akşam gazetemiz için, 10.5 aydır tutuklu olup hâlâ tahliye edilmeyen arkadaşlarımız için duruşma sürerken dahi tetikçilik yapan parti bültenlerinde hiçbirini göremezsiniz bunların. 

Onlar size bu hastanelerde doktorların “ginger” ile hastasına gideceğini, odaların beş yıldız konforunda olacağını yazar da, hastanelerin kent merkezine 20 km uzakta olduğunu, doktorun ginger kullanmasının hastanenin, Hazine’den daha çok para çekmek için özellikle devasa planlanmasından kaynaklandığını söylemezler. 
Böyledir güzel ülkemizde 12 Eylül’ün yıldönümündeki “gazetecilik”.
================================

Şehir Hastanesi denilen…

Çiğdem Toker
Cumhuriyet
, 12.09.17

 

ODTÜ ormanı Ankara’nın akciğeri sayılırdı. İki gece önce -di’li geçmiş zaman oldu. Ankara’nın ciğerleri, “bu millet”e sağlık dağıtacak diye inşa edilen şehir hastaneleri uğruna katledildi. Yıkım, kesilen ağaçların sayısıyla ölçülemez. Melih Gökçek’in fotoğraflarını “yol açtık” diye gururla paylaştığı alanda biz taammüden öldürülmüş bir ekosistem görüyoruz. Varlığı, yaşamını sürdürmesi o ormanın varlığına bağlı binlerce canlıyı yani. Gökçek’in gülüşüne bu sonuç da dahil.
***
Siyasal İslamcıların ağaç sevgisizliğiyle yeni tanışmıyoruz. Bu sevgisizliği maskeleyen “hizmet” diye dikte ettikleri ama Hazine borcunu torunlara devredilen rant projeleriyle de. Denizli’de yaşadığım lise yıllarımda, önünden her gün geçtiğim ve Delikliçınar Meydanı’na adını veren çınarların, ne tesadüf ki yine bir gece kesilmesi AKP belediye dönemine rastlar. Denizlili Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci de iyi hatırlar.
***
Ormanı yok etme gerekçesi, Bilkent Şehir Hastanesi (BŞH) açılınca artacak trafiğe yol açmak diye açıklanıyor. Tabii bu yolun, sağında solunda yeni rantlara “yol olacağı” da herkesin bildiği sır. Yine de biz şimdi, görünürdeki “şehir hastanesi” gerekçesine bakalım. Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) modeliyle yaptırılan şehir hastanelerindeki “kamu”, sadece isimde. Ülkenin dört bir yanında açılan/inşa edilen şehir hastaneleri Hazine’yi tahminlerin ötesinde bir mali cendere altına soktu.
Bir kere Sağlık Bakanlığı bu projelerde kiracıDevletin, müteahhide tahsis ettiği arazinin sahibi olmasına rağmen bir de. Her biri 25’er yıllık, 30’a yakın şehir hastanesinde kimileri 2043 yılına kadar kadar sürecek bir kiracılıktan bahsediyoruz.
***
Ankara’ya birbirine yakın ölçekte iki şehir hastanesi yapılıyor. Biri Bilkent, diğeri Etlik’te. İsimlerini semtlerinden alıyor. Toplam yatak sayısı 7500 dolayında olacak 2 devasa hastane bittiğinde, -“şehir hastanesi” adını, konumlarıyla asıl hak eden- merkezdeki hastaneler kapatılacak. Bunu ben değil Etlik Şehir Hastanesi’nin ÇED Raporu (9. sayfa) söylüyor.

“Etlik ESK’nin faaliyete geçmesi ile
 kapanacak olan hastane sayısı 6 olarak öngörülmektedir (…) Dışkapı Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Dr. Abdurrahman Yurtasan Ankara Onkoloji, Sami Ulus Pediatri, Zekai Tahir Burak Kadın Hastalıkları, Ulucanlar Göz ve Ulus Devlet hastaneleri. Ayrıca proje sahasındaki 2 hastane de Etlik ESK işletmeye geçtiğinde kapanacaktır. Bu hastaneler, Zübeyde Hanım Kadın Doğum Hastanesi ile Dışkapı  Polikliniği”

340.6 milyon TL kira
Sağlık Bakanlığı’nın Türk Tabipleri Birliği ile bu yılın başındaki görüşmede paylaştığı bir belge var: “Paranın Değeri Analiz Yaklaşımı-Bilkent Şehir Hastane Örneği.
Belgeye göre BŞH’ye Sağlık Bakanlığı’nın ödeyeceği kira 340 milyon 616 bin 21 TL ile başlıyor. Enflasyona göre “güncellenecek” bu kira, hastaneyi yapan Dia Holding’e 25 yıl boyunca ödenecek. (Dia Holding, 3. köprüyü yapan iki ortaktan İbrahim Çeçen’in oğlu Murat Çeçen’in kurduğu şirket. Tek değil, eski röportajlarda Murat Çeçen’in “üniversite arkadaşı” olduğu belirtilen Azeri işadamı Hassan Gozal ile kurduğu bir holding. )
BŞH için hep “Avrupa’nın en büyüğü” deniyor. Kolay değil tabii en büyük olmak. Şehrin akciğeri ormanlar katlediliyor, başkent merkezinde ulaşımı çok daha kolay köklü hastaneler kapatılıyor, o bölgedeki canlılığı, ekonomiyi, esnafı, sosyal yaşamı bitirme pahasına.
Yer bitti. Sürdüreceğim.
================================
Evet dostlar,

Değerli yazar Çiğdem Toker, çooook önemli akçalı yazılar yazıyor ve sorguluyor..
Şehir hastanelerini de.. Biz de yakaladığımız ölçüde web sitemizde paylaşıyor ve yorumlarımızı ekliyoruz. Yukarıda 12 ve 13 Eylül 2017 günleri ardışık 2 yazısını paylaştık.
Bu site okurları konuyu artık iyi biliyorlar.
‘Şehir hastaneleri’ diye taratsalar, karşılarına 10’dan az yazı çıkacağını sanmıyoruz sitemizde..

  • ”Hazine borç stokunun bu yılın ilk yarısında 58 milyar TL artış gösterdiğini ve 817 milyar TL’ye ulaşarak rekor bir büyüme içerisinde olduğunu vurguluyor. Bu rakama Kredi Garanti Fonu (KGF); otoyollar, Sağlık Bakanlığı’nın garantili kiracı olduğu şehir hastaneleri gibi ahbap-çavuş kapitalizminin (crony capitalism) ana unsuru olan kaynak transferlerinin dahil olmadığını da hatırlatalım. Dolayısıyla, kamunun borçlanarak büyümesi devam ederken, TÜİK’e göre kamunun harcamaları düşüyor; yatırımlar artıyor ama artan şeyin teknolojiye, üretkenliğe olan yatırımlar değil, doğayı katleden inşaat ve konut yatırımlarına yöneldiğini izliyoruz. Bu tarz spekülatif büyüme ivmeleri istihdam yaratmadığı gibi, enflasyonist baskıların da sürmesine ve Türkiye’nin gerek işsizlik (özellikle genç işsizlik) ve enflasyon göstergelerinde OECD ülkeleri arasında en kötü göstergeleri sergilemesine neden oluyor.”

Yukarıdaki paragraf, şehir hastaneleri vb. büyük ölçekli (makro) rant projelerinin (talanların!) mali anatomisini ve fizyolojisini pek güzel açıklıyor.. Prof. Erinç Yeldan‘ın 13.9.17 günlü Cumhuriyet’teki ‘Milli Gelir Hesapları’ başlıklı makalesinden.

AKP = RTE nasıl durdurulacak? Bu çılgın bodoslama sürükleniş nereye varacak?
Özellikle AKP’li sağduyulu kesimlerin yıkımı görmeleri gerekiyor artık. AKP kesiminden yazar Ahmet Taşgetiren’in, Zafer Çağlayan’ın rüşvet kol saatinin ve yolsuzluğunun ‘‘milli mesele” kalkanıyla örlütmeye çalışılmasına isyanı hoştur ancak yeterli midir?

Unutulmasın, AKP = RTE ne denli kutuplaştırıp bölmeye çalışsa da aynı gemideyiz..
Biz soruyoruz çok net olarak :

  • Kamunun borcu olağanüstü artmayı sürdürüyor ancak kamu yatırımları azalıyor.. O zaman garip – gurebadan toplanan bu vergiler nereye gidiyor? Hangi legal ya da illegal işleri finanse ediyor ve nereye dek bu bezirgan düzeni sürdürülebilir?? Sistem çöktüğünde ilk altında kalacak AKP = RTE değil midir??

    Kamu – Özel ortaklığı, pek çok ülkede büyük kamusal zararlarla çöktü.. İngiltere, Brezilya, Meksika gibi.. Ama Batı Emperyalizmi AKP’yi acımasızca bu sınanmış süreçte kullanıyor. Çoook hazindir ama bir kez daha sorarak yazalım :

    – Devlet, kimin sopalı tahsildarı olmuştur halkının sırtında;
    AKP = RTE bu yaman tuzağın ayırdında mıdır, yoksa bilerek mi misyon üstlenmişlerdir??

Sevgi ve saygı ile. 14 Eylül 2017, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Atatürk’ün mirası parsel parsel yağmalandı

AOÇ için Sayıştay’ı neden umursamadınız? Atatürk’ün mirası parsel parsel yağmalandı…

Çiğdem Toker
Cumhuriyet, 27.8.17

(AS :Bizim katılarımız yazının altındadır..)

AOÇ (Atatürk Orman Çiftliği) alanı, yıllardır mütecaviz bir talan altında.
Atatürk’ün, 80 yıl önce Hazine’ye halka hizmet koşuluyla bağışladığı AOÇ, iktidar iktidar, taksit taksit, parsel parsel, dolana dolana darmadağın edildi.

Sözcü’nün gündeme taşıdığı Balgat’taki arazinin ABD Büyükelçiliği’ne satışı, bir hukuk cinayeti.
yatay

Üzerinden dört yıl geçmiş bu satıştaki “hülle”, muvazaa, yasayı dolanma ve müteahhitlik firma ödemelerinin girdiği karmaşık bir tablo var ortada.

Şimdi; olayın peşine düştü, Gazi Üniversitesi ve TOKİ yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulundu diye Mimarlar Odası hedefe konuluyor. Belki unutulmuştur. AKP’li bakanlara, yetkililere bir hatırlatma yapalım :

[Haber görseli]Bu ülkede TBMM adına devletin bütün kurumlarını denetleyen, daha açık bir anlatımla halkın vergilerinin nasıl harcandığının hesabını anayasal olarak soran bir kurum var. Adı Sayıştay.

İcraatınızı eleştiren herkesi hedef tahtasına koyup “algı operasyonu” ezberiyle mahkûm etmeden önce, hepimizin adına denetim yapan Sayıştay raporlarına neden kulak vermediğinizi açıklamalısınız.

2011 tarihli AOÇ raporunun 42 ve 43. sayfalarına mesela. Modern tıp eğitiminin gerçekleşmesi için Gazi Üniversitesi’ne 1983 yılında devredilmiş bu devasa (396 bin 312 metrekare) AOÇ arazisinin, TOKİ’ye hukuksuz satıldığını, bu satışta Kuzu İnşaat’ın ödemesinin ne anlama geldiğini, TOKİ’den geri alma işlemlerinin başlatılması gerektiğini taa yedi yıl önce (Çünkü 2010’da da yapılmış bu tespit) raporlayan Sayıştay’ın uyarılarını neden ciddiye almadığınızı bir açıklarsanız çok makbule geçer.

O arazinin ABD mülkiyetine geçmesinin nasıl hukuki, nasıl yasaya uygun olduğunu da açıklarsanız memnun oluruz. Ortada AOÇ kuruluş yasasının 9. maddesi dururken (devlet malı) TOKİ ile ABD Büyükelçiliği arasında imzalanan gayrimenkul satış protokolünün nasıl imzalandığını yani.

Atatürk’ün vasiyeti adına soruyoruz : Hazine’ye devretme koşulu olan halka hizmette bahsi geçen halk adına.

Sur’a kıymak

Sur bir kültürel miras. Yedi bin yıllık insanlık tarihi. Kürtlerin, Ermenilerin, Keldanilerin,
[Haber görseli]Süryanilerin kadim kenti. Bu topraklardaki ortak tarihimizin parçası. Sur’un çevresi bariyerlerle çevrili. Orada yaşayan aileler evlerinden zor kullanılarak çıkarılıyor. 
Sur’dan çığlıklar yükseliyor. İktidar buna kentsel dönüşüm diyor. Ama orada yaşayanlar istemiyor bu dönüşümü. İktidarın “dönüşüm” dediğinin Sur halkındaki karşılığı, evlerine 26 bin TL değer biçilmesi (BBC Türkçe), iş makineleriyle, greyderlerle binlerce yıllık sokaklara hoyratça girip yıkmak demek. Yeni konutlar ile hatıraların, hafızanın paramparça edilmesinin adıdır bugünkü kentsel dönüşüm.

Evlerinden çıkmaya direnen Sur sakinlerine zor kullanılışını, attıkları çığlıklara güvenlik güçlerinin “rahatlığını”, dahası eşyalarının ellerinden alındığı görüntüleri sosyal medyada izliyoruz. Yeni sahipleri, hesabı, milyonları, milyarları hakedişleri bugünden belli iktidar destekli bir inşaat katliamına “kıymayın” diye seslenmenin naifliği ise ortada.

Akın Olgun’un deyişiyle sesini bulamayan her çığlık, kendi kahrında tüketir kendini”.

Kızılırmak suyu zehirliyor mu?

Kamu yatırımları halkın vergileriyle yapılır. Yolu, yöntemi, yaptıranı farklı olsa da bu böyledir. Dolayısıyla Ankara’nın suyunun getirilmesi de öyle. Suyu getirenin Büyükşehir Belediyesi olması, içme suyu yatırımlarının toplanan vergilerle yapıldığı gerçeğini değiştirmiyor. 10 yıl önce başkentin gündemine büyük tartışmalarla giren Kızılırmak suyu, bugünlerde yeniden konuşuluyor.

Nasılsa Başkan Melih Gökçek, eleştirel her yazıda, haberde olduğu gibi bu satırları da kendi klişesine dönüşen “ideolojik yaklaşım” ön kabulüyle okumaya hazırdır. Biz yine de Onkoloji Hastanesi’ne son günlerde mide bulantısı, kusma ve ishal şikâyetleriyle giden hastalara doktorların “şehir suyunun” bile bu şikâyetlere yol açabileceği bilgisini verdiğini not düşelim. Çünkü şebeke suyu şüphesi başka şeye benzemez.

Adı bende saklı bir okurum, geçen hafta yukarıdaki şikâyetlerle gittiği hastanede, doktorun kendisine “pek çok hastanın benzer yakınmalarla geldiğini, bunun salgın olduğunu söylediğini” aktardı. Okurumdaki belirtiler enfeksiyona benzemesine karşın, kan tahlili sonuçlarında enfeksiyon bulgusuna rastlanmamış. Doktorlar, yemede içmede kullanılan tabak bardağın yıkandığı suyun bu rahatsızlığa sebep olabileceğini söylemiş. Ağustos içinde benzer şikâyetlerle pek çok hastanın geldiğini eklemiş. Okurum üç serum ve bir ağır kanser hastalarına verilen mide bulantısı ilacı ile hastaneden çıkabildiğini söylüyor.

Sözün özü; bileşiminde, insan sağlığını tehdit edecek birimler bulunduğu kaç kez raporlanan Kızılırmak suyunun halk sağlığına dönük tehdidi yeniden gündemde. Bu arada, ta 2007’de konuşulan can alıcı konu ve beraberindeki soru:

Kızılırmak’ın alternatifi olan Gerede suyunun getirilmesi gibi bir proje devlet envanterinde duruyorken yatırımı bunca yıldır neden hayata geçirilmez?
Paketlenmiş su piyasasının göz kamaştıran “dinamizmi” mi, DSİ’nin kusuru mu?

Köprüler yaptırdım

Boğaz Köprüsü ile Fatih Sultan Mehmet Köprüsü“eski Türkiye” zamanında kamu kaynaklarıyla yapılmıştı. Ne Yap-İşlet-Devret vardı o zamanlar, ne Hazine garantisi.
3. Köprü ile Osmangazi Köprüsü, AKP’nin “yeni Türkiye”sinde, “bu millete hediye” olarak yaptırıldı. 
Üstelik, “bu milletin cebinden beş kuruş çıkmadan”.

Önümüz Kurban Bayramı. Tatil uzun… Hangi Türkiye’nin köprülerinde “bedava geçiş” uygulanır? Küçümsenen “eski Türkiye”nin kamu kaynaklarıyla yaptırılan köprülerinde mi, “bu millete hediye” yeni Türkiye’nin köprülerinde mi?
=======================================
Dostlar,

Cumhuriyet‘in değerli yazarlarından Sayın Çiğdem Toker son derece önemli konuları işliyor köşesinde. Kendine göre naif  – zarif bir biçem (üslup) kullanıyor. Ancak muhataplara sorular ve kendisinin akıllı çıkarımları oldukça etkili oluyor.
Bu yazısında birkaç yakıcı konuyu işlemiş.

Bize geçmişte sitemizde değinilen sorunlara dönük yazılar yazdık web sitemizde.

Ankara’nın su sorununu işledik..
(Tıklayınız : Ankara Tabip Odası’ndan Su Hakkında Basın Açıklaması..)

AOÇ alanlarının utanılası yağmalanmasını da..
(Tıklayınız: 
ABD Büyükelçiliği inşaatı önünde protesto)

Köprüler, Boğaz geçişleri… nasıl yandaşlara peş keş çekildiğini ve birkaç kuşak zengin edilirken birkaç kuşağın da yoksullaştırıldığını.. Soyguna yine iktidarın araç olduğunu..
(Tıklayınız : 
Ey AKP’liler, bu yaptığınız alafranga irtikaptır. Osman Gazi Köprüsü büyük bir soygun eseridir. Sizler devleti soyuyorsunuz…

Sevgi ve saygı ile. 29 Ağustos 2017, Elazğ

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Rıfat Serdaroğlu: BEN ERDOĞAN’A ÇOK GÜVENİYORUM

BEN ERDOĞAN’A ÇOK GÜVENİYORUM

portresi_kravatli

Rıfat Serdaroğlu
(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)
Ne yalan söyleyeyim, Pazar günü yapılan Yeni Türkiye’nin Yeni Kapısındaki mitingde Erdoğan’ı dinleyinceye kadar, kafam biraz karışıktı!
Erdoğan’a güvensem mi, güvenmesem mi bir türlü kesin kararımı verememiştim.
Ne zaman ki Erdoğan, önce Cübbeli Jet Skici Hoca ile Türk Ordusunun altını tutamayan Baş Komutanını bir araya getirdi, aha şimdi bizi bütünleştirecek, dedim!
Bir de kürsüden aşağıdaki muhteşem konuşmayı yapınca kendi kendime dedim ki; “Rifat Aga, yeter artık yahu! Herkes Hülya Koçyiğit ve Rifat Hisarcıklıoğlu gibi de, bir tek sen mi akıllısın yahu! Dünya dönüyor diye kimse dünyaya “Dönek” diyor mu? Sen de dön, gerçekleri gör ve Kurtulan Numan ve çıplak Soylu gibi Karun ol yahu…”
Dinlemeyenler için Erdoğan’ın konuşmasından benim ona güvenmemi sağlayan bazı başlıkları sizinle paylaşmak isterim; (Dinleyin Dünya Lideri Konuşuyor) :
-Kahraman Millet, bu günden sonra her kim ki;
Millet Anayasayı rafa kaldırdı, demokratik parlamenter rejim askıya alınmıştır, diyorsa, iyi bilin ki o artık şerrefsizdir!
Lâik Cumhuriyet, inanç ve ibadet özgürlüğümüzün teminatıdır.
Din istismarcılığı yapanlar, dini kullanıp Deniz Feneri e.V ve FETÖ benzeri dernekler kurup Müslümanları dolandıranlar, namussuzdurlar!
-Cumhuriyetimizin ve Devletimizin kurucusu Atatürk’ün fikirlerine saygı duyuyorum. Kim ki kurucumuza “Ayyaş” veya “Kefere Kemal” der, Allah onları çarpsın, sonra bir daha çarpsın!
(Alkışlamaktan Kılıçdaroğlu’nun elleri pespembe oldu)
-Türk Milliyetçiliğini ayaklar altına almaya kalkanlar, Türk Milletinin düşmanı olan alçaklardır. (Uykuya dalmış olan Bahçeli’yi dürttüler, Bahçeli ağlayarak alkışlamaya başladı. Az daha tıkanacaktı adamcağız)
-Kuvvetler Ayrılığı demokrasinin olmazsa olmazıdır. Buna “Ayak Bağı” diyenler ihanet içindedirler!
-Kadın-Erkek eşittir. Kadınlarımız, kızlarımız her dalda yer almalıdırlar.
“Kadın-Erkek eşitliği yaradılışa terstir” diyenler varsa iyi bilesiniz ki, bunlar geri zekâlıdırlar.
-Ben ve ailem tüm varlığımızı Türk Hazinesine bağışlayacağız. Karı-Koca maaşımızla geçineceğiz. Bilal ve Burak gemilerini Gölcük Donanma Üssüne verecekler. Bilal’e bir boyacı sandığı alıp ayakkabı boyacılığı yaptıracağız. Bakan Damat ise istifa edip, köfteci dükkânı açacak. Siyaset yapıp zenginleşenler mutlaka ve mutlaka hırsızdırlar! Hele hanlar-hamamlar-gökdelenler alanlar, kelimenin tam anlamıyla “Hırsızlar İmparatorudurlar.” (Bu noktada beyaz elbiseleri içinde Tansu Çiller, beyaz mendilini çıkarıp, gözyaşlarını sildi. Çiller çok istediği halde mallarını şehit ailelerine bağışlamasını Meral Akşener engellemişti! “Ben de bağışlayacağım” diye yanındaki Yıldırım Akbulut’a fısıldadı!)
PKK-IŞİD-El Nusra gibi terör örgütleriyle iş tutanlar, bunlara lojistik destek verenler, düpedüz vatan hainidirler. (Hakan Fidan, havaya bırakılan balonları saymakla meşguldü)
Başbakan Binali’nin oğlu, tövbe edecek ve bir daha kumarhanelere gitmeyecek!
Burhan Kuzu kafayı kırdığı için onu kovdum. Onun yerine Ertuğrul Özkök’ü aldım. Artık ben de ayağımda şıpıdak terlik, bermuda şort, kadın-sex-lezbiyenlik-transseksüellik gibi konularda ondan yardım alacağım.
-Darbeyi zamanında bildirmediği için Melih Gökçek’i Bülent Arınç’ın danışmanlığına gönderdim. Yerine Diyanet İşleri Başkanı Görmez Mehmet’i atadım! Hem Diyanet’i, hem de Ankara Belediyesini yönetecek!
-Egemen denen fırlamaya aldırmayın. Onu buraya ben çağırmadım. Beni “Yengemgiller davet etti” deyip aramıza sızmış! Onu ve boyunsuz Muammer’i en kısa zamanda, hayırsever Reza Zarrab’ın yanına göndereceğim…
Bundan sonraki konuşmasını not alamadım. Güvenebileceğim bir lider bulmanın sevinciyle, heeeyyyt diye bir nara atıp Harmandalı Zeybeği oynamaya başlamışım. Allahtan, çocuklar yarım saat sonra zorla oturtmuşlar da, sevindirik olup, dört kolluya binmekten kurtulmuşuz…
Tekrar ediyorum;
Cübbeli Jet Skici Hoca ile altını tutamayan Genelkurmay başkanı ona tapıyorsa,
Meral Akşener’in tek evladının nikâh şahidi, ablası Çiller ise “Yurt dışı yatırımlar danışmanlığını” yapıyorsa,
İlker Başbuğ 4 metrekarelik hücreye tıkılırken, kendisine özel tek kişilik cezaevi açılan Mehmet Ağar “Onun önünde durmak lazım” diyorsa,
Türkiye’nin tek özgür basın kuruluşu olan “Havuz Medyası” onun arkasında ise,
Eyy tanklara ve uçaklara karşı osurukla savaşıp galip gelen Kahraman Millet;
Ben de O’nun arkasındayım ve O’na çok ama çok güveniyorum…
Peki ya sizler? Gazete bile okumayan oğlak sanatçılar, sizler de güveniyor musunuz?

========================================

Dostlar,

Sayın Rifat Serdaroğlu yazdıkça açılıyor maaşallah ve de maazallah…
Tam bir hiciv ustası oldu!.. Yüreğine ve kalemine sağlık diyoruz..
Ne var ki, Atalar “.. can çıkmadıkça huy çıkmaz..” buyurmuşlar..
Hem daha 15 Temmuz darbe girişiminin içyüzünü henüz tam olarak bilmekten öyle uzağız ki!

3 OHAL Kararnamesi ile TSK bitirilmiştir..
 Neden?? Buna ne buyurulur??

15 Temmuz Darbe girişimi ile başetmenin reçetesi Ordu’yu darmadağın etmek midir???
Bu olay (15 Temmuz) olmasa idi RTE – AKP bunca yıkımı kaç onyılda yapabilirlerdi acaba??
Öte yandan, bunca muazzam ölçekte ve içerikte kitlesel algı yönetimi örneğini insanlık tarihinde göremiyoruz!

Neciiiiip mi necip (soylu) milletimiz mucizelere kolay inanır, 600 yıllık “Padişahın kulluğu” hücrelerine sinmiştir ve tapınacak yeryüzü tanrılarına bağımlılık derecesinde gereksinimlidir.

Büyük ATATÜRK boşuna mı şu sözleri söylemişti :

  • Ulusları özgür, bağımsız, şanlı ve yüce yapan ya da tutsaklığa ve yoksulluğa sürükleyen eğitimdir. En önemli, en temel nokta eğitim sorunudur. Eğitimdir ki bir ulusu ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum durumunda yaşatır; ya da bir ulusu tutsaklık ve düşkün­lüğe bırakır. Ulusal eğitim politikasının temel taşı, bilgisizliğin yok edilmesidir (1922).

Türkiye’nin geleceği; Mustafa Kemal’in asker – sivil çocuklarının yüksek yurtsever tarih bilincine emanettir ve her durumda mutlaka korunup – kollanacak ve sonsuza dek özgür ve başı dik – onurlu.. yaşatılacaktır..

Böyle biline; herkes özünü – sözünü – eylemini… bu kadim gerçeğe göre ayarlaya…

Sevgi ve saygı ile.
09 Ağustos  2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Rifat SERDAROĞLU : AKİL Mİ – SAKİL Mİ?

AKİL Mİ – SAKİL Mİ?

portresi_kravatli

 

 

 

 

Rifat SERDAROĞLU

(AS : Bizim katkılarımız yazının altındadır..)

Bildiklerimiz değil, doğru zannettiklerimiz başımızı belaya sokar!
Bizim ekonomistlerimizin çoğu tarih bilmez, tarihçilerimizin çoğu ekonomi bilmez,
ülke yönetimini teslim ettiğimiz siyasetçilerin çoğu ikisini de bilmez!

Ondan sonra kafamızı ellerimizin arasına alır “neden böyle oluyor” diye düşünmeye başlarız.
Neden böyle oluyor, bilir misiniz? Okumuyoruz, araştırmıyoruz, sorgulamıyoruz,
medeni bir şekilde tartışıp gerçeği aramıyoruz da ondan!

2002 yılından bu yana, yani tam 14 yıl “Üç üniversite bir de mastır süresi eder”
Erdoğan Türkiye’yi tek başına yönetiyor.
Hangimiz Erdoğan’ın bir televizyon programında siyasi muhatapları ile veya uzmanlıklarını dünyaya kabul ettirmiş hukukçularımız ile bir konuyu tartıştığını gördük? Yanıt; Hiçbirimiz!
Erdoğan niçin böyle bir fikir tartışmasından fellik-fellik kaçar?
Tabii ki bilmediğinden, okumadığından, cehaletinin iyice ortaya dökülmesinden korktuğu için…

Bir Japon senede ortalama 6 kitap okur ama 6 Türk yılda 1 (BİR) kitap okumaz!
1550’li yıllarda Avrupa’da sadece Kanuni Sultan Süleyman hakkında yüzden fazla
kitap yayınlandı.
Bizde matbaanın gelişinden sonraki 100 yılda toplam 50 kitap basıldı…

Dönüp kendimize bir kez daha soralım;
-Erdoğan gibi biri, normal bir Avrupa ülkesinde Başbakan-Cumhurbaşkanı olabilir mi?
-Berat Albayrak gibi biri, orada Enerji Bakanı olabilir mi?
-Bilal Erdoğan zekâsında biri, Avrupa’da tek seferde adı saklı birinden 100 milyon Dolar
bağış alacak bir vakıf kurabilir mi?

-Gelelim Özel Sektöre: Hisarcıklıoğlu gibi biri, Avrupa ülkelerinden herhangi birinde
Başkanlık yapabilir mi?
Değil Cumhurbaşkanı-Başbakan-Bakan-Odalar Birliği Başkanı olmak,
buraların kapılarından dahi geçemezlerdi.

Bugün Hisarcıklıoğlu’nu inceleyelim mi :

-Onu yönetimine alan Fuat Miras’ı bir iç darbe ile devirip TOBB Başkanı oldu.
-Sonraki seçimlerde 1300 delegeli Genel Kurullar hep O’nu seçti. (Aynen Melih Gökçek gibi)
-O’nu, TOBB’un parasını helikoptere- binalara harcamaktan, bu paralarla caka satmaktan başka, tarihe iz bırakacak demokratik bir eylemin, söylemin içinde gördünüz mü?
Görmediniz değil mi?
-İşte şimdi yanıldınız! O’nu Türk Devletini çökertecek ve adına “Çözüm Süreci” denen
ABD-İsrail projesini Türk Milletine kakalamak için kurulmuş olan “Akil İnsanlar” başkanlarından biri olarak gördüğümüzü nasıl unutursunuz?
TOBB’un parasıyla, şehir-şehir dolaşıp 5 yıldızlı otellerde yaptığı konuşmalarda
(Hepsinin kayıtları var) AKP’yi-Çözüm Sürecini-Kürtçü Bölücüleri nasıl savunduğunu
ne çabuk unuttunuz?
-Zaten 1300 TOBB delegesi O’nu, Lale Mansur-Tarık Çelenk-Kadir İnanır-Nihal Bengisu Karaca-Şükrü Karatepe-Muhsin Kızılkaya-Özgür Türkdoğan-Hüseyin Yayvan gibi
Türk düşmanları ile kolkola girip, ülkeyi bölsün diye seçmedi mi?
Eee bize de mübarek olsun demek düşer…

Fakat şu aralar Hisarcıklıoğlu ve ekibinden bu konuda hiç ses çıkmıyor!
Yoksa onları “Çözüm Sürecini” anlatın diye gönderen AKP ve Erdoğan,
süreci buzdolabına kaldırınca bu arkadaşları da Saraydaki derin dondurucuya mı koydu?

Hadi Hisarcıklıoğlu, lütfen konuş!
Ben yazıyorum, sen beni devamlı mahkemeye veriyor ve benden para istiyorsun!
Benim emekli maaşımda gözün mü var yahu?
Sana adam gibi soruyorum;
Akil adam olarak yaptıkların mı doğruydu, yoksa susup Sakil adam durumuna düşmen mi doğru?
Hadi Büyük Başkanlar Başkanı konuş…

Sağlık ve başarı dileklerimle 13 Haziran 2016
https://rifatserdaroglu.com/2016/06/13/akil-misakil-mi/

====================================

Dostlar,

Rifat Hisarcıklıoğlu’nun yalpalayan, tutarsız, özgüvensiz çizgisini üzüntüyle izliyoruz biz de..
Oysa Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin yıllardır (2001’den bu yana 4. kez) genel başkanıdır.
TOBB, 365 Oda ve Borsayı kapsayan, Türkiye’nin kâr amacı gütmeyen, 81 il ve 10 ilçede örgütlü en büyük iş kuruluşudur. Birkaç milyon esnaf – tüccar – sanayiciyi harekete geçirebilecek konumdadır. Ancak ülkemizdeki AKPnin perişan ekonomi yönetimi de dahil TOBB’un,
bir büyük STK olarak bellibaşlı politik – demokratik etkinliğini anımsamıyoruz.

Başkan Hisarcıklıoğlu da, O’nu 4 dönemdir bu çizgisi ve performansı ile seçen TOBB üyeleri de ağır vebal ve ülkemize  – halkımıza karşı sorumluluk altındadırlar..

TEKEL’in (hepimizin!) malı olan görkemli İkiz Kuleler TOBB’a 2005’te kelepir fiyatına (yüz milyon Dolar!) ikram edildi.. Ve TOBB bir bakıma, politik bağlamda evcilleştirilmiş mi oldu??

Yüksek siyaset böyle bir şey olmalı..

Sevgi ve saygı ile.
14 Haziran 2016, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com