Ekonomi hemen düzelecek!

Ekonomi hemen düzelecek!

Selçuk Erez
Cumhuriyet, 
06 Eylül 2018
(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)
Yabancı ekonomistlerin, ekonomimizin durumu konusunda yaptıkları aşırı karamsar açıklamaları dinleyenler sanki her şey bitmiş, gemiyi kayalara çarpmışız gibi yanlış izlenimlere kapılabilirler.

Evet, şu anda bazı sıkıntılarımız var ama bunları önce atlatmak, sonra unutmak ve en sonunda da bize “batacaksınız!” diyenleri çatlatmak için yapabileceklerimiz henüz tükenmemiştir. Bu konuda birkaç atılım yapmak düze çıkmamız için yeter de artar bile: 

1. Pullara paralara resim atılımı: Yurttaşlarımız arasında resimlerini paralara ve pullara bastırmak isteyenlere şans tanımalı ve iki yüz, yüz ve elli liralıklar için ihaleler açıp en yüksek teklifi verenlerin resimleri pullara ve banknotlara basılmalıdır.

2. Sokaklara ad verme atılımı: Bülbül caddesi, Pıtırcık sokak gibi gereksiz adlar taşıyan sokak ve caddelerin isimleri hemen silinmeli ve belediyeler sokak sokak açık artırmalar düzenleyerek yastığının altından en çok döviz çıkaranların isimleri törenlerle bu sokaklara verilmelidir. Ek bir ücret karşılığında sokağa adını veren için yapılacak tören, yandaş gazetelerde ve TV kanallarında yayınlanabilir. Haberin iç sayfalarda mı, başlıklarda mı yer alacağı da ayrı bir ek ödeme konusu olabilir.
Sokak ve cadde adlarının büyük çapta değiştirilmesi tabelacılık sanayiinde hareketlenmelere yol açacak, çok sayıda adres düzeltilmesi, yeni baştan kartvizit ve broşür basılması gerekliliği, piyasalarda canlanma sağlayacaktır.

3. Köprü ve otoyollarına ad verme ihaleleri sonunda da birçok yerde isimler değişeceğinden karayolları haritalarının yeniden ve çok sayıda bastırılması gerekecek, böylece matbaacılık ve basım işleri piyasası canlanacaktır.

4. Anatomi atılımı: İnsan vücudunda 206 tane kemik vardır. Anatomi hocalarından acilen bir heyet oluşturup kemiklerin tümünün adlarını değiştirsek ve yüze yakın tıp fakültemiz ve bunlarda okuyan 75 binden fazla öğrencimiz bulunduğunu düşünürsek yeni baştan çok sayıda basılması gerekecek anatomi kitaplarının sağlayacağı gelirle tüm fakültelerimizin ihya edilebileceğini anlayabiliriz. Anatomi öğrenmesi gereken Sağlık Bilimleri öğrencilerinin sayıları da katılırsa sağlanacak gelirden IMF’ye borç bile verilebilecektir.

5. Şarbonlu sığır hastaneleri: Dünyanın dört bir tarafından bu sefer resmen şarbonlu, deli dana illetli sığırları toplayacak, sonra hasta olduklarından çok ucuza alacağımız bu hayvanları tedavi edip bu sefer pahalıya yeniden ihraç ederek ulusça köşeyi döneceğiz. Bu atılım sırasında karşılaşabileceğimiz tek risk, bazı üçkâğıtçısı bol ülkelerden bize sağlam hayvanların şarbonlu diye yutturulmasıdır. Bu olasılığa karşı uyanık olmalıyız.
======================================
Dostlar,

Prof. Dr. Selçuk Erez ciddi bir mizah, kara mizah ve hiciv ustasıdır.
Bu sitede sıklıkla yazılarına yer veririz. Hatta AYKIRILIKLAR GEREKLİDİR adlı nefis kitabı da masamızın üstünde.

AYKIRILIKLAR GEREKLÄ°DÄ°R, SELÇUK EREZ ile ilgili görsel sonucuİlk kez bir yazısında bu denli ağır kara mizaha rastlıyoruz. Selçuk hocanın, pek haklı olarak çok gergin ve öfkeli olduğu anlaşılıyor..

Umalım ki etkili ve yetkililer de okusun ve gereken iletiyi çıkarsınlar.. Bunun için ilk koşul özgür basın.. Bu yaklaşım ülkemizin hayrına olacaktır, kimse kuşku duymasın.

Öte yandan iktidar, kendisinin tek ve gerçek sorumlusu olduğu bu ekonomik çöküntünün faturasını asla alt – orta gelir dilimine asla yüklememelidir. Sorumlular yandaş – kayırılan dinci rantiye ve AKP’dir. Emekçi ücretlerinde %50’ye varan erime olmuştur. Bu muazzam bir yoksullaşTIRmadır ve yıl sonu beklenmeden hemen telafi edilmelidir. Yapılacak yeni hatalar, Erez hocanın yazısında değindiği hayal ötesi, daha da zor durumlara sürüklenmek demektir. O aşama da ne AKP kalır, ne saray ne de sakini..

Sevgi ve saygı ile. 07 Eylül 2018, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

Erinç YELDAN : NE YAPMALI??

NE YAPMALI??

Erinç YELDAN
Cumhuriyet
, 27.6.18

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır.)

Seçim sonrası… Türkiye ekonomisi yaklaşık altı çeyrek dönemdir pompalanan büyüme yorgunu; makroekonomik dengeler yerinden oynamış; durgunluk ve daralma gereği artık ciddi bir tehdit oluşturmakta. 2018’in ikinci yarısında ulusal ekonominin makroekonomik istikrara kavuşturulması ve dengelerinin yeniden tesis edilmesi için neler yapılmalı? IMF ile ya da IMF’siz…Önce tahribatın boyutlarını özetle anımsayalım: 

Ekonomik büyümede son veri %7.4; ulusal ekonominin potansiyel büyüme olanaklarının çok üstünde gerçekleşmiş konumda. Hemen hemen tümüyle iç talebe dayalı olan bu sürecin ana maliyeti enflasyon, artan risk payı ve döviz kurunun pahalılaşması. Türkiye’nin enflasyon oranı karşılaştırılabilir kalkınmakta olan ülkeler arasında en yüksek düzeyde: tüketici fiyatlarında % 12.2; üretici fiyatlarında ise %20.2. Üretici fiyatlarındaki yüksek enflasyon nedeniyle, maliyet enflasyonuna dayalı fiyat baskısının yakın dönemde tüm ekonomiye yayılarak, enflasyonist beklentileri de kötüleştireceği kaygısı yaygın. 

Tahvil faizleri (gösterge niteliğinde) %20.2 düzeyinde. Enflasyon düzeyi ile karşılaştırıldığında (özellikle üreticiler açısından) reel anlamda Türkiye’nin faiz düzeyinin aslında son derece düşük olduğu anlaşılıyor. Nitekim özellikle konuta yatırım talebine dayalı spekülatif büyüme açısından bu gözlem son derece önemli. 
Türkiye’nin dış açığı (cari işlemler açığı) 2018’in ilk beş ayında 22 milyar doları buldu. 12 aylık ölçekte 57 milyara ulaşıyor. Bu rakam ulusal gelirimize oran olarak %6.5’e yükselmiş durumda ve Merkez Bankası rezervleri ile karşılaştırıldığında ulusal ekonomide ciddi bir dış kırılganlık göstergesi olarak anılmakta. 
Cari işlemler açığının finansman biçimi dış borçlanma olarak sürdürülmekte. Türkiye’nin dış borç stoku 2017 sonunda 453 milyar dolara ulaştı. 2003 başında toplam dış borcumuz 129 milyar $ idi. Dolayısıyla Türkiye son 15 yıl içinde dış borçlarını dolar olarak 3,5 kat büyüttü. Bu artışın neredeyse tümü ise özel sektör ağırlıklı oldu. Özellikle finans dışı özel şirketler kesimi son on yılda dış borçlarını ulusal gelire oran olarak %30 artırdı. Buna ek olarak, merkezi yönetim dış borç stoku 89 milyar $; iç borç stoku ise 556 milyar TL’ye ulaştı. Kamu artı özel sektör borcu bir arada düşünüldüğünde, Türkiye kalkınmakta olan ülkeler arasında ulusal gelirine  oranla borçlarını en hızlı artıran ülke olarak göze çarpıyor.

Dış borçlanmaya ve ithalata dayalı üretim, yurt içinde güçlü katma değer yaratmıyor. Bunun sonucu olarak işsizlik oranı yapısal biçimde %10-12 platosuna sabitlenmiş gözüküyor. Genç işsizlik oranı ise yüzde 20’yi aşmış durumda. 
Dolayısıyla, Türkiye ekonomisinde istikrarsızlık ve kırılganlık göstergelerinin büyük çoğunluğu kamu sektöründen değil, özel sektörün ithalat bağımlılığına dayalı aşırı dış borç talebiyle ilintili gözüküyor.
***
Bu koşullar altında gerek IMF’nin, gerekse ana akım iktisat kuramlarının kemer sıkmaya dayalı, kamu sektörünü daraltıcı ve yurt içinde emek gelirlerinin baskılanmasına yönelik geleneksel istikrar reçetelerinin geçersiz, hatta ulusal ekonomideki durgunluğu daha da derinleştirici boyutlar taşıyacağını görmemiz gerekiyor. Türkiye, aynı Arjantin ve 1997’de krize sürüklenen Asya ülkeleri gibi, özel sektörün kuralsızlaştırılmış aşırı borçlanmaya dayalı birikim ve tüketim kararları sonucunda makroekonomik dengelerini yitirmiş gözüküyor. 
IMF’nin Vaşington’daki seminer odalarında kurgulanan hayali kapitalizm modellerinin büyüsüne kapılmadan, Türkiye’nin özgün koşullarına dayanan makro istikrar reçetelerini cesaretle kurgulamak gerekiyor, gerektiğinde aykırı düşünmekten korkmayarak. Unutmayalım ki; 2001 krizi IMF programının yanlış ya da eksik uygulanmasından değil, bizzat harfiyen uygulanmasını

n sonucuydu. Önümüzdeki günlerde ana akımın büyülerine ve dogmalarına kapılmayan iktisatçılara çok iş düşecek.
===================================
Dostlar,

Yurtsever ve yetkin ekonomi bilimcisi Sn. Prof. Dr. Erinç Yeldan‘dan 4/4’lük bir irdeleme paylaştık.

Küresel sermaye ile göbek bağı kuran Türkiye sermayesinin hovarda ve doymayan açgözlülüğü ile ülkeyi ne denli borçlandırdığını görüyoruz. Elbette AKP iktidarı süreci izlemeliydi dikkatle ve sınırlamalar koymalıydı.. Ancak küresel sermaye de-regülasyon denen kuralsızlaştırmayı tam da bunun için dayatıyor olmalı.

AKP – MHP iktidarının orta – alt toplum kesimlerini daha da yoksullaştırıp toplum dışına savuracak yanlışlar yapmamalarını dileriz.. En azından Mart 2019 yerel seçimlerini unutmadan.

Üstelik bu kez, IMF ve türevlerinin doğrudan – dolaylı güdümüne de girmeden!
Öyle değil mi ki; sıklıkla IMF’ye 23,5 milyar $ borcu kendilerinin kapattığını, hatta borç isteyen (!) IMF’ye 5 milyar dolara yakın destek verdiklerini (!) açıklayan AKP = Erdoğan tam yetkili!

Sitemizde daha önce yer verdiğimiz Finansal göstergeler alarm veriyor başlıklı yazının da okunmasını öneririz.

Varlık / servet vergisi dahil lütfen dikkate alınız ve ülkemizde yoksullaşTIRmayı, işsşizliği, gelir dağılımındaki – vergi adaletindeki uçurumları asla daha çok derinleştirmeyin...

Bu yönde teknik politikalar (policies) olanaklıdır ve siyasal tercihe dayalıdır!
Sevgili halkımızın da bu yalın gerçeği bilmesinde çooook büyük yarar vardır; çünkü bunlar ne kaderdir, ne kısmet, ne Reis’e dış dayatmadır, ne de fıtrat gereği!

  • Doğrudan doğruya, iktidarları eline geçiren sermayenin bilinçli – istendik politikaları gereğidir!

Necip milletimiz bu yalın gerçeği kavradığında, sorunun yarısından çoğunu çözmüş olacak..

Sevgi ve saygı ile. 28 Haziran 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

Döviz açığı ulusal gelirin yarısını aştı ve RTE’nin TCMB’na Çatmasının Arka Yüzü


RTE’nin TCMB’na Çatmasının Arka Yüzü

Döviz açığı ulusal gelirin yarısını aştı!

Türkiye’nin döviz varlıkları Kasım ayında 2014 yıl başına göre %3.9 arttı. Yükümlülüklerdeki artış da %8.6 oldu.
Böylece döviz açığı 438.1 milyar dolara çıktı ve
ulusal gelirin %54.7’sine ulaştı.

TÜRKİYE Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2014 Kasım sonu itibarıyla Türkiye’nin uluslararası yatırım pozisyonu (UYP) verilerini açıkladı.

Buna göre, Türkiye’nin yurt dışı varlıkları, 2014 Kasım ayı itibariyle bir önceki yıl sonuna göre, % 3.9 artarak 234.9 milyar dolara ulaştı. Aynı dönemde yükümlülükleri ise %8.6 artışla 672.9 milyar $ olarak gerçekleşti.

AÇIK %11 ARTTI

Türkiye’nin yurt dışı varlıkları ile yurt dışına olan yükümlülüklerinin farkı olarak tanımlanan net uluslararası yatırım pozisyonu 2013 yıl sonunda 393.5 milyar $ açık vermişken 2014 yılı Kasım sonunda bu açık, 438.1 milyar dolara çıktı. Böylece açık 11 ayda %11.3 artış gösterdi.

Türkiye ekonomisinin 2014 yılında %3 oranında büyüdüğü tahmin ediliyor. Dolar kurundaki gelişmeler ve TÜİK tarafından açıklanan ilk 9 aya ilişkin dolar temelli ulusal gelir rakamlarına baktığımızda, Mart ayında açıklanması beklenen ulusal gelir 800 milyar $ dolayında olarak gerçekleşecek. Buna göre 438 milyar doları aşan döviz açığı ülkemizin toplam ulusal gelirinin %54.7’sine ulaşmış durumda.

MEVDUATLAR AZALDI

Açıklanan rakamlardaki varlıklar alt kalemleri incelendiğinde, rezerv varlıklar kalemi
2013 yıl sonuna göre 2.4 milyar $ artışla 133.4 milyar dolara çıkarken,
öbür yatırımlar kalemi 445 milyon $ azalışla 59.9 milyar dolara geriledi.

Öbür yatırımlar alt kalemlerinden bankaların yabancı para ve Türk lirası cinsinden efektif ve mevduatları, 2013 yıl sonuna göre yüzde 6.3 azalışla 21.8 milyar dolar oldu.

YATIRIMLARDA ARTIŞ VAR

Yükümlülükler alt kalemleri incelendiğinde de, Kasım 2014 itibarıyla, doğrudan yatırımlar (sermaye ve diğer sermaye) piyasa değeri ile döviz kurlarındaki değişimlerin de etkisiyle
2013 yıl sonuna göre %15.6 artışla 172.9 milyar dolara yükseldi. Portföy yatırımları
Kasım 2014 itibarıyla, 2013 yıl sonuna göre 29.1 milyar $ artış gösterdi.

Yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi stoku 2013 yıl sonuna göre %25 artışla 65.4 milyar dolara çıktı. Borç senetleri alt kalemleri olan yurt dışı yerleşiklerin mülkiyetindeki DİBS stoku %3.9 artışla 54.1 milyar dolara, Hazine’nin tahvil stoku (yurt içi yerleşiklerce alınan tahvil stoku düşüldükten sonra) ise %1.8 artışla 38.5 milyar dolara çıktı.

MERKEZ’DE HESAP KAPATILDI

Aynı dönemde, öbür yatırımlar 2013 yıl sonuna göre 928 milyon $ artış gösterdi.
Kasım 2014 itibarıyla, diğer yatırımlar altında yer alan yurt dışında yerleşik
Türk vatandaşlarının Merkez Bankasındaki kredi mektuplu döviz tevdiat hesapları
2013 yıl sonuna göre %49.7 oranında azalışla 2.6 milyar dolara geriledi.
Bu durum genelde gurbetçi yurttaşların daha önce Merkez Bankasında tuttukları
döviz mevduatlarını özel bankalara yatırmasından kaynaklanıyor.

BORÇ ARTIŞI SÜRDÜ

Öte yandan söz konusu dönemde, yurt dışı yerleşiklerin yurt içi yerleşik bankalardaki
yabancı para mevduatı, 2013 yıl sonuna göre %2.9 azalışla 35.8 milyar $ olurken,
TL mevduatı da %21 artışla 13.4 milyar $ oldu. Bankaların toplam kredi stoku %9.3 artışla 94.7 milyar $ olurken, diğer sektörlerin toplam kredi stoku ise %2.4 azalarak 93.8 milyar $ düzeyinde gerçekleşti.

Buna göre, Türkiye’nin döviz açığındaki artışta özel sektörün borç artışı etkili oldu.

=======================================

Dostlar,

Gerek ülkemizin gerekse dünyanın ekonomik göstergeleri hiç ama hiç iç açıcı değil.
Davos’taki çırpınmalar (!) anlamlı çözümler üretemiyor.
2007’de başlayan küresel ekonomik bunalım 8. yılına girerek bir rekor kırdı.
Daha önceki periyodik ekonomik bunalım dönemleri hem yatay hem de dikey boyutlarda
bunca bunaltıcı olmamıştı. Kapitalizmin onmaz hastalığının ürünü bu bunalımlar, yapısal!

Küresel kapitalizm, sonuna dek tüm kartlarını oynama kararlılığında anlaşılan.
Gidebildiği yer dek.. Bölgesel, denetimli sıcak savaşlar dahil..
YoksullaşTIRma, işsizlik, küresel gelir dağılımında bozulma akıl almaz bir biçimde,
üstelik hızla sürüyor.. Son verilerle dünya nüfusunun en varlıklı %1’i yani 73 milyon
süper elit
, küresel gelirin (>72 trilyon $) yarısına el koyuyor.
Dolar / Avro milyarderlerinin hem sayısı artıyor hem sahip oldukları servet büyüyor..

Davos’ta küresel firavunlar bu vahşi sömürünün nasıl durdurulacağını değil,
nasıl sürdürülebileceğini irdeliyor kapalı kapılar ardında.

12. CB – Yarıbaşkan Bay RTE, her türlü devlet terbiyesini ve nezaketini ayaklar altına alarak, yasa gereği özerk olması gereken TCMB’na çok ağır biçimde saldırıyor ve
“.. uyarılardan nasibinin almamış görünüyor..” diye dehşet veren bir tümce kuruyor..
Yetki sınırlarını da aşıyor bu arada. Bu sözlerin ardından Dolar 2.27 – 2.28 TL’den
2.38 TL üstüne fırlıyor. 10 kuruş pahalanmak ne demek??

10 krş / 2,27 TL = % 4,5 devalüasyon demek!..

Peki yetkililer bu sözlerinin nereye varacağını hesaplayamaz mı,
hesaplamak zorunda değil mi?

“Öfkeli 1 kısa azar tümcesi”, 1 günde yaklaşık % 4,5 devalüasyon getirdi.
Devalüasyon yoksullaşma demektir, enflasyon demektir, halkın cebinden çalma demektir.
İktisat okumuş bay RTE ve danışmanları kendisini uyarmamış olabilir mi??

*****
Kim yüksek faizden yana olabilir ki?

Ama 12 yıldır AKP, yüksek faiz – düşük kur ile ülkeyi muazzam borca boğup
sanal bir iyileşme yanılsaması sağlamadı  mı? Şimdi ne değişti?
Hem İslam dininde faiz haram değil mi?
Bay RTE bunu dillendirebilir mi, bu bağlamda “faizsiz bir ekonomik düzen” önerebilir mi?
Hadi canım sen de.. Dostlar alışverişte görsün..
TCMB faiz oranını yarım puan değil de 1 puan+ düşürmeliymiş..
%4,5 devalüasyon ülkemizin toplam 400 milyar Doları aşan dış borçlarını bu oranda büyüttü. Yani Bay RTE’nin o sorumsuz (?!!?) tümcesinin bedeli 400 x % 4,5 = 18 milyar $ olmuştur.

Ayrıca 260 milyar $ dolayındaki dışalımımızı (ithalatımızı) yine % 4,5 oranında pahalılaştırmıştır; 260 x % 4,5 = 11,7 milyar $.

Dışsatımımız aynı oranda ucuzlatılmıştır; 160 milyar $ x % 4,5 = 7,2 milyar $..

Bu arada Bay RTE’nin bu yönde bir açıklama yapacağını öngören, açıklamanı sızdırıldığı kesimler (insider traders) Dolar alımı yaparak, 1 gecede servetlerine % 4,5 değer katmışlardır. Bay RTE, bu sorumsuz (!?) demeciyle “birilerine” 1 günde %4,5 faiz ödetmiştir ulusal servetten, garip – gurebadan… Bunların bir bölümü vakıflar, AKP’ye zoraki – koşullu bağışlar ve cemaatler üzerinden; yoksullaştırılan kitlelere aktarılarak, üstüne üstlük
politik avantaja dönüştürülmeye çalışılacaktır hiç kuşku yok. Doğrusu yaman plan, pes!

Bu 3 görünür kalemi toplarsanız, 36,9 milyar $ gibi muazzam bir “doğrudan” maliyet bulursunuz. 2014 için toplam ulusal gelir 800 milyar $ denirse, o tutarın yaklaşık %5’i!
Yandaşlara aktarılan haksız rantın yaratacağı yoksullaşma ve gelir dağılımının daha da bozulması cabası.. Yandaşların 100 milyar $ bir portföyü olsa, bir günde 4,5 milyar $ avanta kazanım demektir. Bu, faizden de beter bir spekülatif ve “külliyen haram” aktarım / gasp
değil midir??

Müslümanlıkta, İslamiyette, Kuran’da, ahlakta, hukukta yeri var mıdır??
Hiçbirinde olmadığına göre (!?) nerede vardır?

  • AKP’nin kutsal kırmızı kitabında vardır;

  • Türkiye bir Dar-ül Harp Alanıdır ve şeriat düzeni kurulana dek her şey ama her şey mübahtır!

*****

Dostlar; bu dehşet verici bir durumdur..

Ülke kravatlı mollaların demir pençesi altında inin inim inlemektedir.

Bu durum sürdürülemez..

Tüm bunları ülkesini – halkını seven, yurtsever ve sorumlu bir yönetici yapabilir mi?

Yapıyorsa bu davranışlara ne ad verilecektir?
Nasıl durdurulacaktır? Kim/ kimler engelleyecektir?

Ensenizde bol sıfırlı maddi – manevi tazminat davası ile durup dururken hakaret suçlaması ile hapis cezası açılması tehdidi Demokles’in kılıcı gibi tutulurken daha öte hangi sözcükler kullanılabilir ki??

TBMM’deki muhalefet partileri bu ciddi sorunun üzerine eğilmelidir, hem de hızla!

Sevgi ve saygıyla.
23.01.2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

Bir yılın değil bir iktidarın özelleştirme muhasebesi


Bir yılın değil bir iktidarın özelleştirme muhasebesi

  • AKP hükümeti iktidarda 12 yılı geride bırakırken Türkiye’nin kamu varlıkları için de
    çok şeyler geride kaldı.

Mehmet Akkaya
AYDINLIK
portalı, 31.12.14
http://www.aydinlikgazete.com/emek/bir-yilin-degil-bir-iktidarin-ozellestirme-muhasebesi-h59808.html

Not : Konuya ilişkin kapsamlı makalemiz yazının sonundadır.. (Dr. Ahmet SALTIK)

Bir yılın değil bir iktidarın özelleştirme muhasebesi

12 yıllık özelleştirme politikaları sonucunda elde avuçta ne varsa satıldı. Türkiye ekonomisi
artık üretimle değil, topladığı vergilerle ve sıcak parayla varlığını sürdürmeye çalışıyor.Özelleştirme yalnızca üretimi değil, istihdamı da olumsuz etkiledi.
Özelleştirmelerle birlikte taşeronlaştırma, güvencesizlik, işsizlik, sendikasızlık,
ölümlü iş kazaları, kayıtdışı çalıştırma giderek yaygınlaştı. En stratejik kamu kurumları yabancı sermayenin eline geçti, kimisi tümden kapatıldı. Satışlarında kamu zararı olan kurumlar hakkında özelleştirilmesinin durdurulması veya iptali yönünde verilen yargı kararlarına karşın bu kararlar uygulanmadı. AKP hükümetinin 12 yıllık iktidarı süresince sattıklarını
tam liste olarak sizlere sunuyoruz.Bir yılın değil, bir iktidarın muhasebesi şöyle:

CAM VE ÇİMENTO SANAYİ

Ünye Çimento A.Ş., Paşabahçe Cam Sanayi ve Ticaret A.Ş., Trakya Cam, Anadolu Cam,
Soda Sanayi

TARIMSAL SANAYİ

T.Z.D A.Ş. Sakarya Traktör İşletmesi,
SÜTAŞ Malatya İşletmesi,
HEKTAŞ A.Ş. (Veteriner İlaçları ve Halk Sağlığı İlaçları)

TÜRKİYE GÜBRE SANAYİ A.Ş. (TÜGSAŞ)

TÜGSAŞ A.Ş., Gemlik Gübre Sanayi A.Ş., Samsun Gübre San. A.Ş., İstanbul Gübre Sanayi A.Ş., Kütahya Gübre A.Ş., İstanbul Satın Alma Müdürlüğü Binası,  Şanlıurfa depoları arazisi, Tekirdağ Depoları, Fatsa Depoları


METAL SANAYİ
ERDEMİR, İSDEMİR, ÇELBOR, TAKSAN, Oymapınar Barajı,
Seydişehir Eti Alüminyum A.Ş.,
ETİ Alüminyum AŞ’ye ait Antalya Limanı,
Eti Alüminyum’a ait 4 Taşınmaz,
GERKONSAN (Gerede Çelik Konstrüksiyon ve Teçhizat Fabrikaları San. ve Tic. A.Ş.),
DİTAŞ (Doğan Yedek Parça İmalat ve Teknik A.Ş.), TÜMOSAN,
ORTADOĞU TEKNOPARK A.Ş.

ET VE BALIK ÜRETİM A.Ş. (EBÜAŞ)

Manisa Et Ve Tavuk Kombinası, Samsun Soğuk Hava Deposu,
Mersin Soğuk Hava Depoları, Çeşitli illerde 11 Mağaza, 23 büro

TÜRKİYE ELEKTRİK DAĞITIM A.Ş. (TEDAŞ)  

Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş., ARAS Elektrik Dağıtım A.Ş., Başkent Elektrik Dağıtım A.Ş., Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş., Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş., Çoruh Elektrik Dağıtım A.Ş., Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş., Fırat Elektrik Dağıtım A.Ş., Gediz Elektrik Dağıtım A.Ş., İstanbul Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım A.Ş., Meram Elektrik Dağıtım A.Ş., Osmangazi Elektrik Dağıtım A.Ş., Sakarya Elektrik Dağıtım A.Ş., Toroslar Elektrik Dağıtım A.Ş., Trakya Elektrik Dağıtım A.Ş., Uludağ Elektrik Dağıtım A.Ş., Vangölü Elektrik Dağıtım A.Ş.,
Yeşilırmak Elektrik Dağıtım A.Ş.

ETİ HOLDİNG

ETİ Bakır A.Ş., ETİ ELEKTROMETALURJİ A.Ş., ETİ Gümüş A.Ş., ETİ Krom A.Ş.,
Çayeli Bakır İşletmeleri A.Ş.

SEKA

Taşucu Tersane Alanı, Afyon İşletmesi, Aksu İşletmesi, Balıkesir İşletmesi,
Kastamonu İşletmesi, Akkuş İşletmesi, Çaycuma İşletmesi, Karacasu İşletmesi,
Ank. Alım Satım Müdürlüğü Binası, Ardanuç İşletmesi Varlıkları, YİBİTAŞ KRAFT
Torba İşletmesi,

ELEKTRİK ÜRETİM A.Ş. (EÜAŞ) 

Akarsu Santralları, Ahlat Akarsu Santralı, Akyazı Akarsu Santralı, Anamur Akarsu Santralı, Bayburt Akarsu Santralı, Berdan Akarsu Santralı, Besni Akarsu Santralı, Bozkır Akarsu Santralı, Bozüyük Akarsu Santralı, Bozyazı Akarsu Santralı, Bünyan Akarsu Santralı, Büyükkızoğlu Akarsu Santralı, Cerrah Akarsu Santralı, Çağ Akarsu Santralı, Çamardı Akarsu Santralı, Çemişgezek Akarsu Santralı, Değirmendere Akarsu Santralı, Dere Akarsu Santralı, Dereköy Akarsu Santralı, Derinçay Akarsu Santralı, Derme Akarsu Santralı, Durucasu
Akarsu Santralı, Engil Akarsu Santralı, Erciş Akarsu Santralı, Erkenek Akarsu Santralı, Ermenek Akarsu Santralı, Esendal Akarsu Santralı, Finike Akarsu Santralı, Girlevik Akarsu Santralları, Göksu Akarsu Santralı, Hamitabat Elektrik Üretim Ve Tic. A.Ş., Hendek Akarsu Santralı, Hoşap Akarsu Santralları, İvriz Akarsu Santralleri, Karaçay Akarsu Santralı, Karaköy Akarsu Santralı, Kayadibi Akarsu Santralı, Kayaköy Akarsu Santralı, Kernek Akarsu Santralı, Kısık Akarsu Santralı, Kiti Akarsu Santralı, Koçköprü Hidroelektrik Santralı, Kovada I Akarsu Santralı, Kovada II Akarsu Santralı, Koyulhisar Akarsu Santralı, Kuzuculu Akarsu Santralı, Malazgirt Akarsu Santralı, Otluca Akarsu Santralı, Pınarbaşı Akarsu Santralı, Sızır Akarsu Santralı, Silifke Akarsu Santralı, Sönmez Akarsu Santralı, Suuçtu Akarsu Santralı, Telek Akarsu Santralı, Uludere Akarsu Santralı, Visera (Işıklar) Akarsu Santralı, Zeyne Akarsu Santralı.

TEKEL

Alkollü İçkiler Sanayi ve Ticaret A.Ş., Adana Sigara Fabrikası, Tokat Sigara Fabrikası,
Bitlis Sigara Fabrikası, İstanbul Sigara Fabrikası, Malatya Sigara Fabrikası, Samsun-Ballıca Sigara Fabrikası, Ambalaj Fabrikası Müdürlüğü, Ankara Başmüdürlük Binası (İkiz Kuleler), Bodrum Tesisleri ve Taşınmazları, Gemlik Suni İplik Müessesesi Taşınmazları, İnegöl Kibrit Fabrikası Taşınmazları, İstanbul Tütün Mamulleri San. ve Tic. A.Ş., Kastamonu Jüt İpliği Fabrikası Makine ve Teçhizatı, Kıbrıs Türk Tütün Endüstrisi Ltd. Şti., TEKA ile Sigara San. İşletmesi A.Ş.’ye ait puro marka ve varlıklar, İzmir Yaprak Tütün İşletmesi Makine-Teçhizatı, Çamaltı Tuz İşletmesi Müdürlüğü, Ayvalık Tuz İşletmesi Müdürlüğü, Çankırı Kaya Tuzlası, Tuzluca Tuzlası, Yavşan Tuzlası, Kağızman Tuzlası, Kaldırım Tuzlası, Kayacık Tuzlası,
Kristal Tuz Rafine Sekili Tuzlası

SÜMER HOLDİNG

Adıyaman İşletmesi, Bakırköy İşletmesi, Diyarbakır İşletmesi, Malatya İşletmesi,
Sarıkamış İşletmesi, TÜMOSAN İşletmesi, Sarıkamış Ayakkabı İşletmesi, Manisa Pamuklu Mensucat A.Ş., Beykoz Deri ve Kundura İşletmesi, Çanakkale Sentetik Deri İşletmesi,
Yeşilova Halı Yün İplik ve Battaniye Fabrikası T. A.Ş., Akdeniz İşletmesinin Makine ve teçhizatları, ASELSAN Hisseleri, BUMAS, ERYAĞ, İstanbul İmar Ltd. Şti., Mazıdağı Fosfat Tesisleri, Merinos İşletmesinin Makine ve teçhizatları, Merinos Halı Markası, Ortadoğu Tekonpark A.Ş. (%15.00 hisse), SÜTAŞ hissesi, Tercan İşletmesi Makine ve Teçhizatları.

MADENCİLİK

Mazıdağ Fosfat Tesisleri, Divriği Demir Madeni, Hekimhan Demir Madeni, Alümina Madeni, Güney Ege Linyitleri İşletmesi, Bursa Linyitleri İşletmesi, TKİ’ye ait 79528 ve 73021 no.lu maden ruhsatları

TERMİK SANTRALLAR

Çatalağzı Termik Santralı, Kangal Termik Santralı, Kemerköy Termik Santralı, Kemerköy Liman Sahası, Orhaneli Termik Santralı, Seyitömer Termik Santralı, Soma Termik Santralı, Tunçbilek Termik Santralı, Yatağan Termik Santralı, Yeniköy Termik Santralı

TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLET DEMİRYOLLARI (TCDD)

İskenderun Limanı, Derince Limanı Mersin Limanı, Taşucu Limanı Tersane Alanı,
İskenderun İSDEMİR Limanı, Ereğli ERDEMİR Limanı


SİGORTA SEKTÖRÜ
Ray Sigorta A.Ş., Başak Sigorta A.Ş. Ve Başak Emeklilik A.Ş.

ŞEKER FABRİKALARI

Adapazarı Şeker Fabrikası, Amasya Şeker Fabrikası, Kütahya Şeker Fabrikası
ENERJİ SEKTÖRÜ

PETKİM, TÜPRAŞ, BURSAGAZ, ESGAZ, Başkent Doğalgaz Dağıtım A.Ş.


TÜRK HAVA YOLLARI (THY)
Sabiha Gökçen Havaalanı, THY-USAŞ Hisseleri, THY-Lojman, TÜPRAŞ USAŞ Hissesi

EMEKLİ SANDIĞI

Büyük Ankara Oteli, Büyük Efes Oteli, Büyük Tarabya Oteli, Kızılay Emek İşhanı,
Kuşadası Tatil Köyü, İstanbul Hilton Oteli, Bursa Çelik Palas Oteli


AKP DÖNEMİNDE KAPATILAN KURUM VE İŞLETMELER

SSK Eczaneleri (Tasfiye Edildi), Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü (Tasfiye Edilerek
İl Özel İdarelerine Devredildi), REYTEK,
Adana, Adıyaman, Besni, Kahta, Malatya, Akçaabat, Akhisar, Aydın, Muğla, Milas, Bafra, Batman, Bekirhan, Beşiri, Kozluk, Kurtalan, Sason, Bitlis, Bursa, İnegöl, Hamdibey, Denizli, Acıpayam, Güney, Tavas, Buldan, Kale, Diyarbakır, Silvan, Bismil, Hatay, İskenderun, Yayladağ, Altınözü, İstanbul, İzmir, Cumaovası, Kemalpaşa, Tuzla, Yazıbaşı, Manisa, Kula, Salihli, Sarıgöl, Selendi, Osmancalı, Saruhanlı, Muş, Samsun, Tokat, Erbaa, Gümüşhacıköy, Taşova Yaprak Tütün İşletme Müdürlükleri ve Diyarbakır Yaprak Tütün İşletme Fabrikası Müdürlüğü Adana, Afyon, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bursa, Çanakkale, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Elazığ, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Kars, Kastamonu, Kayseri, Kocaeli, Konya, Kütahya, Malatya, Mersin, Muğla, Ordu, Sakarya, Samsun, Sivas, Tokat, Trabzon, Van ve Zonguldak Pazarlama ve Dağıtım Başmüdürlükleri


TURİZM VE DİNLENME TESİSLERİ

Erciyes Sosyal Tesisi (Bayındırlık ve İskan Bakanlığı), Erciyes Sosyal Tesisi (DSİ),
Erciyes Sosyal Tesisi (Karayolları Genel Müdürlüğü), Ataköy Otelcilik A.Ş., Ataköy Marina
Ve Yat İşletmesi A.Ş., Kuşadası Tatil Köyü, Yeditepe Beynelmilel Otelcilik Turizm Ve Tic. A.Ş. (% 26 hisse)

KARADENİZ BAKIR İŞLETMESİ (KBİ)

Samsun İşletmesi, Murgul İşletmesi, Giresun’da 2 Maden ruhsatı işletme Hakkı Devir,
Murgul İşletmesi Hidroelektrik Santrali Samsun’da varlıklar, Sinop’da 1 Maden ruhsatı işletme Hakkı Devir

ÇEŞİTLİ KURUMLAR

OYAK İNŞAAT A.Ş. (%25 Hisse),Araç Muayene İstasyonu I. Bölge, Araç Muayene İstasyonu II. Bölge, MEYBUZ A.Ş., ARÇELİK Hisseleri, ASELSAN Elektrik San. ve Tic. A.Ş. Hisseleri, ASPİLSAN Askeri Pil San. ve Tic. A.Ş. Hisseleri, HAVELSAN A.Ş. Hisseleri, İstanbul İmar Ltd. Şti, KOÇ HOLDİNG A.Ş. Hisseleri, KTHY Kıbrıs Türk Hava Yolları Ltd. Şti Hisseleri, TOFAŞ Hisseleri


BANKACILIK
OYAKBANK, T. Sınai Kalkınma Bankası, Yapı ve Kredi Bankası A.Ş., İş Bankası Hisseleri,
T. Halk Bankası Hisseleri

İLETİŞİM

TÜRK TELEKOM, AyCell

TÜRKİYE DENİZCİLİK İŞLETMESİ (TDİ) 

Çanakkale’ye ait 9 Gemi, Çeşme Limanı, Deniz Nakliyatı T.A.Ş. 3 Tanker, Dikili Limanı, Fenerbahçe-Kalamış Yat Limanı, Kuşadası Limanı, M/F Ankara Feribotu, M/F Samsun Feribotu, M/S Karadeniz Gemisi, Nakliyat İnşaat Turizm İhracat Pazarlama A.Ş., Salıpazarı Liman Sahası (GALATAPORT), Şehir Hatları Çanakkale Hizmetleri ve 9 Gemi, Trabzon Limanı, Turan Emeksiz Yolcu Gemisi, Yakıt II Gemisi

====================================
Dostlar
,

AYDINLIKın başarılı yazarlarından Sn. Mehmet AKKAYA, önemli bir araştırmacı gazetecilik örneği vererek yukarıdaki derlemeyi yaptı ve yayımladı.
(http://www.aydinlikgazete.com/emek/bir-yilin-degil-bir-iktidarin-ozellestirme-muhasebesi-h59808.html)

AKP iktidarı tek başına 13. yılında ve bu sürede ülkemiz kamu varlıklarını adeta talan ederek haraç – mezat yerli – yabancı sermaye ortaklıklaına – yandaşlarına peş keş çekti.
Yerli sermaye, bizzat Bay RTE‘nin Başbakan iken ağzından dökülen itiraflarla “el değiştirdi”.

Laik sermaye gerilerken “yeşil” sermaye egemenliği siyasal destek – zorlama ile büyütüldü.

On milyarlarca Dolar görünen portföy büyüklüğü ile AKP özelleştirme talanının. 60 milyar Doları aşan özelleştitrme haraç – mezat satışının gerçek değeri ise belki bir o kadar daha..

Ve AKP iktidarında Dolar milyarderleri ülkede sayıca rekorlar kırdı, Türkiye ilk 10’a girdi.
Türk ekonomisi için 2023’te ilk 10’da yer alma ham hayalleri hala topluma pompalanırken..
Elbette gelir dağılımı adaletsizliği tepeye vurdu..
YoksullaşTIRma vahşet düzeyinde sürdürüldü..
Oysa AKP’nin unutulan – unutturulan ACİL EYLEM PLANINDA 3 Y ile savaşım ana ögeydi.
Çok oy getirmişti..

Yolsuzluk – Yasaklar – Yoksulluk.. 

Tersine, Türkiye bu 3’lünün lanetli şeytan üçgeninde kıstırıldı, teslim alındı.Lanetli denklem unutulmasın; 1 Dolar milyarderi = 1 milyon yoksul!

Yoksullaştırılan milyonlar, tarikat – cemaat – siyaset rantları ile gettolarda beslenerek
biat kullarına = oy depolarına = post-modern kent serflerine dönüştürüldü.
12. CB – Yarıbaşkan Bay RTE‘ye 21 milyon oy akıttı bu devşirilmiş kitleler..

Maliye Bakanı Mr. Mehmet Simsek geçen yıl itiraf ettti satacak kamu malı kalmadığını ama Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Kurtuluş’taki devasa yer üstü 11 katlı şatosunda
ne yapıp edip hala peş keş çekilecek kamusal varlık bulup buluşturuyor..

Önceki Maliye Bakanı Bay Kemal Unakıtan ise “Babalar gibi satarım” diyerek
açık – örtük bir itirafta bulunuyordu.. (şimdilerde tekerlekli sandalyede..)

Ve üretime dayanmayan bu talan ekonomisinin rantları çirkin siyaseti de finanse ederek
kendi tarikatçı mafyasını yarattı. Rahmetli Uğur Mumcu bu gözlemleri yıllar önce yapmış
ve “Tarikat – Ticaret – Siyaset Üçgeni” başlığı altında yazılarını toplamış, yayımlamıştı.

Böylece AKP rejimi kendisini siyaseten – inanç temelli ve içe + dışa rant dağıtımı ile pekiştiriyor (konsolide ediyor..). Kökü dışarıda bu “ahtopot proje” den ülkenin kurtulması hiç de
kolay gözükmüyor.. 2015’te Ulusalcı güçlerin bu bağlamda da çok kafa yormaları gerekecek..

Prof. Dr. Erinç Yeldan, Cumhuriyet’teki köşesinde çok erken bir tanıyı çarpıcı olarak koymuştu : (AKP’nin SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM MASALI, 12.01.2005, Cumhuriyet)

  • Türkiye, uluslararası işbölümünde yüksek borçlu bir ülke olarak gözükmekte ve öncelikle
    borçlarının çevrilmesi görevi yükümlülüğüyle, IMF ile ulusal ve uluslararası finans sermayesi
    tarafından denetim altında tutulmakta
    dır. Öte yandan 2003 ve 2004 Türkiyesi’nde
    çok yüksek tempolu büyüme ve kamu sektöründe ulaşılan faiz dışı fazla bütçe hedeflerine karşın,

    borç yükünün azaltılamadığı gözükmektedir.
  • Kamu harcamalarındaki kesintilerin ve vergi gelirlerinin de sınırına gelinmiş olduğu izlenmektedir. Dolayısıyla, Sağlıkta Dönüşüm Programı özünde, gerek IMF’ye gerekse ulusal ve uluslararası sermaye çevrelerine aktarılacak yeni kaynak arayışı içinde olan
    tarikatlar koalisyonu AKP‘nin kısa dönemde gerçekleştirmeye çabaladığı bir 
    rant transferi ve güven tazeleme operasyonu olarak değerlendirilmelidir.

    Eklemeliyiz; yönetsel yargının özelleştirme işlemlerini iptal etmesi – yürütmesini durdurması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulleri Yasası değişiklikleri ile olabildiğince güçleştirildi.
    Bursa İdare Mahkemesi 50 milyon Dolara peş keş çekilen bir kamu varlığının bedelini bilirkişilerin tam 24 katı, 1.2 Milyar Dolar belirlemesi üzerine satışı “gabin” gerekçesiyle iptal etiğinde, dönemin ABD Büyükelçisi Bay Mark Parris, hiç utanıp sıkılmadan ülkemizin içişlerine bir sömürge valisi edasıyla burnunu sokarak ve Türkçe olarak, “Danistay kalksin..” diyebilmişti. AKP hükümeti sineye çekmiş ve adam persona non grata ilan edilerek ülkesine yollan(a)mamıştı! 
    Osmanlı’dan beri süregelen Şurayı Devlet (Danıştay) kaldırıl(a)madı ama AKP vesayetine alındı, yargılama yetkileri olabildiğine daraltıldı, yeri geldi hiç dinlenmedi (Kaçak AK-SARAY; Danıştay 6. Dairesi), yeri geldi üyeleri cinayete kurban edildi
    (Danıştay 2. Dairesi, öğretmenlere Türban davası, şehit edilen M. Yücel Özbilgin)!
    Sayın Akkaya’ya nitelikli emeği için teşekkür ederiz.

    Kapsamlı ve emekli envanter çalışması özenle okunup okutulmalı ve arşivlenmeli.

    . Ulusal iktidar kurulduğunda tüm bu peş keşler yeniden kamulaştırılarak millileştirilmeli.

    Yazının tümünün padf formatı için lütfen tıklayınız :

    AKP_IKTIDARININ_12_YILLIK_OZELLESTIRME_TALANININ_MUHASEBESI

    Sevgi ve saygı ile.
    01.01.2015, Ankara

    Dr. Ahmet Saltık
    www.ahmetsaltik.net

“EBOLA SALGINI” ve Düşündürdükleri..


“EBOLA SALGINI” ve Düşündürdükleri..

Dostlar,

Türkiye ve Ortadoğu’nun kan ve ateşle yoğrulan gündeminde yoksulluk – yolsuzluk – yasaklar kol gezerken (AKP, 3 Kasım 2002 seçimlerine bu 3 slogan ile girmiş ve başarılı olmuştu!?). Dünyanın başka coğrafyalarında başka başka
ciddi sorunlar yaşanmakta..

Gelir dağılımındaki vahşi eşitsizlik derinleşerek sürüyor; YOKSULLAŞTIRMA..

Çevreye dönük acımasız kapitalist yıkım sürdürülüyor..

Sağlık sorunları da öyle. 5 trilyon Doları aşan muazzam küresel sağlık giderine karşın (yarısı 320 milyonluk ABD’de, kalanı 7 milyarlık Dünyada!),
küresel sağlık düzeyi göstergeleri “Sağlık Durumu mu / Hastalık durumu mu?” (Disease status or health status?) sorusunu sorduracak nitelikte (DSÖ uzmanları Prof. Beaglhole ve Prof. Bonita; Public Health at the Crossroad-2004 adlı kitapları).

Bu bağlamda, yukarıdaki başlığı taşıyan bir makale yazdık. Sn. Hulki Cevizoğlu‘nun yayımlamakta olduğu Popüler Bilim adlı aylık dergisinin son sayısında yer aldı.
Bu yazımızı sitemizden de paylaşmak istiyoruz.. Şöyle başlıyoruz :

Ebola_haritasi_2014

 

 

 

 

 

 

*****

“EBOLA SALGINI” ve Düşündürdükleri..

Giriş…

Ebola virüs hastalığı (EVH), Ebola virüsünün neden olduğu kanamalı bir hastalıktır. Virüs ilk olarak 1976’da Sudan ve Kongo’daki salgınlarda saptanmış ve Kongo’daki bir ırmağın adından esinle “Ebola” adı verilmiştir. Virüs yarasalardan geçiyor, önce deride küçük zedelenmeler (lezyonlar) gelişiyor, sonra lenf düğümlerine, karaciğere ve dalağa yayılıyor.

Hastalık yüksek ateş, şiddetli halsizlik, kas ağrısı, baş ağrısı, boğaz ağrısı yakınmaları ile başlıyor. Ardından bulantı, kusma, döküntü geliyor. Daha sonra böbrek ve karaciğer işlevleri bozuluyor ve kanamalar (iç ve dış) başlıyor.
Eğer hastalar klinik belirtilerin ortaya çıkışını izleyen 14. gününü geçirmiş ise sağkalım şansı daha yüksektir. Hastalarda görülen yaygın kanama, ödem ve şoka neden olmaktadır. Virüs, hastanın bağışık sisteminden kendisini saklayabilmektedir.
Ebola virüsü insanlara hasta hayvanların organ, doku, kan, salgıları ile yakın değinmeyle bulaşır.

***************

Devamla                 ; 

Salgından korunmak için halkımızın genel sağlık düzeyinin yükseltilerek bağışık direncinin artırılması gerekir ama bu hemen sonuç alınacak bir eylem – makro hedef değildir. Halktan yana ulusal beslenme – gelir – tarım – gıda – eğitim .. önlemlerini bir bütün olarak uygulamayı gerektirir.

Bunun için de hükümetlerin küresel piyasaların güdümünden mutlaka sıyrılarak değindiğimiz alanlarda SOSYAL POLİTİKALAR izlemekten başka seçenekleri yoktur.

(Ebola virüsü hızla yayılıyor!, http://ahmetsaltik.net/2014/09/16/ebola-virusu-hizla-yayiliyor/)

Yineleyelim     :

  • Ebola salgınını tetikleyen nedenler olarak tartışma gündeminde olanlar çoğunlukla biyolojik değil; ekolojik ve ekonomik-sosyal-siyasal-kültürel nedenlerdir.
  • Ebola salgını; sağlığın ekolojik, siyasal, sosyal ve kültürel boyutunu
    ortaya koyan bir salgın olarak da adlandırılabilir.
    (Ebola Virüs Hastalığı, Dr. Duygu Öcal, AÜTF Halk Sağlığı AbD Semineri, 15.9.2014)

***************

Ve şöyle bağlıyoruz :

Bağlarken…

Hastalığın başlangıç belirtileri özgül olmadığınan, erken tanı her zaman kolay ve olanaklı olmuyor.
Bu yüzden sağlık çalışanlarının bütün hastalar için olması gerektiği gibi standart uygun korunma önlemlerini almaları önemsenmelidir. Bunlar temel el hijyeni, solunum yolu hijyeni için koruyucu donanım (uygun maske) kullanımı güvenli enjeksiyon uygulamaları ve güvenli gömme (defin) uygulamalarıdır. Hastalar ile
bir metreden daha yakın değinmelerde yüzü koruyucu maske, uzun kollu önlük ve eldiven giyilmelidir.

4 Eylül 2014’te ilk aşı denemesi 39 yaşında bir kadın hastada yapılmıştır.
Bu aşı önce yalnızca maymunlarda denenmiştir. Sonucu henüz bilmiyoruz..
(Ebola Virüs Hastalığı, Dr. Duygu Öcal, AÜTF Halk Sağlığı AbD Semineri, 15.9.2014)

Ebola enfeksiyonu için etkili sağaltım ve aşı olmadığından, hastalığı ve ölümleri azaltmak için tek yol toplumu risk etmenleri ve koruyucu önlemler hakkında eğitmektir. Ayrıca metinde sıklıkla yer verdiğimiz kişi ve toplum sağlığını koruyup geliştirecek tıbbi, sosyal, ekonomik, kültürel önlemlerin bütüncül bir politika çerçevesinde sürekli olarak yürütümüdür.

***********

Bu makalenin tümünü okumak için lütfen aşağıdaki erişkeyi (linki) tıklar mısınız??

EBOLA_SALGINI_ve_Dusundurdukleri_POPULER_BILIM_icin_22.10.14

 

Sevgi ve saygıyla.
09.11.2014, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net