Etiket arşivi: “Eğit – Donat” projesiy

ATATÜRK diyor ki :”.. hep bir ırkın evlatları – hep aynı cevherin damarları” yız..

ATAM

Atatürk diyor ki                              :

Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı..
hep bir ırkın evlatları, hep aynı cevherin damarlarıdır
Bizim yeni işimiz budur

Bu damarlar birbirini duysun ve birbirini tanısınBu dediğim şey hakikat olacak, çünkü hakikattirBu dediğim şey, olduğu zaman başka bir âlem görülecek ve bu âlem dünyaya hayat verecek,
nur ve feyzini insanlığa saçacaktır

Hakikat güneşi durmazdaima yükselecekTürk’ün varlığı bu köhne âleme
yeni ufuklar açacak, güneş ne demek, ufuk ne demek, o zaman görülecek

Bu karmaşık işlerin içinden çıkıp yükselebilmek için, bize dirlik gerektir.
Birlik onunla beraber yürür. Diri yalnız Türk Milletidir, birliği ortaya koyan da Türk’tür, dirliğin ne olduğunu anlatan da Türk’tür, çalışalım…”

Kaynak: 8 Eylül 1932, Dolmabahçe Sarayında,
Atatürk’ün Bütün Eserleri
(ATABE), 25. Cilt

==================================

Dostlar,

Mustafa Kemal ATATÜRK‘ün yukarıdaki sözleri ne denli insancıl,
ne denli bütünleştirici değil mi??

Bu durumda “ÇÖZÜM SÜRECİ- AÇILIM” ne anlama geliyor?
Ürkülecek – korkulacak bir içeriği yoksa, kamuoyunda büyük tepki – patlama – isyan .. doğurmayacaksa… neden AKP – CHP – HDP, birtakım enteller  yıllardır geveleyip duruyorlar?

Çıkar; Mustafa Kemal Paşa gibi apaçık fikrinizi söylersiniz.
Bu durumda artık biz de AP-AÇIK görüyoruz ki,

– Bu sözde “ÇÖZÜM SÜRECİ- AÇILIM” politikası ülkemizi ve halkımızı ayrıştırıcı – bölücüdür!

Bu durumda Halkımızın = Türk Ulusu’nun böylesine kökü dışarıda Sevr çağrıştıran
bir ihanet girişimine onay vermeyeceği ap-açıktır.

Irk temelli, etnik kökene dayalı, din – mezhep ekseninde inanca dayalı siyaset çağdışıdır.

İNSAN HAKLARINA dayalı, ülkenin tüm insanlarının hak ve özgürlüklerini demokrasinin en üst standartlarına kavuşturmak günümüz çağdaş siyasetinin omurgasıdır. Siyasal Partileri ancak bu evrensel amaca giden yolda izleyecekleri
politika ve araçlarda ayrışabilirler. 

Dolayısıyla İNSAN HAKLARI olgusunu kötüye kullanarak insanları mikro-milliyetçilik
başta olmak üzere olağan farkılıkları üzerinden ayrıştırmaya ve uzun yüzyıllar boyunca
kanlı süreçlerle kaynaşarak (integrasyon) ULUSLAŞMIŞ HALKLARI birbirine düşürerek
sözde özgürleştirme – özerkleştirme adına bir çarpık insan hakları anlayışına izin verilemez.

Bu  politika olsa olsa, dünyayı karakol – istasyon devletçiklere bölerek emperyalizmin buyruğuna KüreselleşTİRme = Yeni emperyalizm süreci üzerinden sunmaktır.
Ap-açık kökü dışarıdadır, kanlıdır, kardeşi – kardeşe kırdırmaktır ve en azından
son çeyrek yüzyıldır Ortadoğu’da gözler önündedir.. Adı da süslü – püslü, zihinlere tuzak (retorik) Büyük Ortadoğu Planıdır (BOP) !

Ne hazindir ki; Türkiye’de 12,5 yıldır iktidarda olan AKP’nin kurucu başı, kendisini
“BOP Eşbaşkanı” ilan ederken en azından vahim bir yanılgı içindedir ve “BOP’un Ortadoğu barışına hizmet” olduğunu ileri sürebilmektedir!? Fakat tarihsel pratik Erdoğan’ı yalanlıyor. Ortadoğu Irak’ın 1. işgalinden bu yana (1990; 1. Körfez Harekatı diyorlar!) bölge kan – revan içindedir. Dahası Erdoğan bu gelişmelerden hiç ders almış da değildir.

Komşumuz Suriye’de iç isyan ve savaşı kışkırtan politikalar izlenmiştir ve örneğin son olarak “Eğit – Donat” projesiyle ABD ile “ortaklaşa” (!?) bu kanlı serüven sürdürülmektedir.
Bu bağlamda Erdoğan’ın “BOP Eşbaşkanlığı” ödevinin saflık – iyi niyetle – kandırılma (!?) ile açıklanamayacağı bu kez ap-açık olmanın çooook ötesinde çırılçıplak ortadadır.

*****
Sonuç olarak                                   :

1. Türkiye’de ırk – etnik köken – dinsel inanç – bölgecilik.. bağlamında ilkel politikalar
derhal terk edilmelidir.
2. HDP vb. partiler bu bağlamda Kürtçülük – Kürt hakları gibi ilkel siyaseti bırakarak
programını kökten değiştirmeli ya da bunu yap(a)mayacaksa kendisini feshetmelidir.
3. Kökü dışarıda ve amacı kanlı bölücülük -kardeş kavgası – iç savaş olan AÇILIM – ÇÖZÜM SÜRECİ masalı ve çoooook tehlikeli oyuncağı Türkiye gündeminden düşürülmelidir.
4. Çözümü, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu insancıl önder Mustafa Kemal Paşa
8 Eylül 1932’de, 83 yıl önce dile getirmiş.. Yukarıya aktardık.. Tekrar tekrar okunması ve
üzerinde düşünülmesi gerek.

Reçete hiç de karmaşık değil.. Yine O’nun hepimize akıllıca uzlaşı çağrısı yapan sözleriyle :

“Türkiye Cumhuriyetini kuran halka / ahaliye (AS: “Halklar” diye ayrıştırmak çok yersiz değil mi!?) TÜRK MİLLETİ denir..”

Ülkemizin bu anlayışa öyle çok gereksinimi var ki…
7 Haziran 2015 “kritik” seçimlerine giderken de, sonrasında da..

Sevgi ve saygı ile.
29 Mayıs 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com