Suudi İttifak’ın son numarası

Suudi İttifak’ın son numarası

Pazartesi günü kurmayları ile toplantı yapan Obama,
‘Başta Suudi Arabistan ve Türkiye olmak üzere Müslüman ülkelerin IŞİD‘e karşı mücadelede samimi davranmadıklarını’ söylemiş.

Dün sabah Savunma Bakan Ashton Carter aniden Türkiye’ye geldi.
Suudi Savunma Bakanı, Veliahtın Veliahtı ve Kralın oğlu Muhammed,
sabah namazından sonra ‘Teröre Karşı İslam Ülkeleri İttifakı’ kurulduğunu ilan etti.
Duasını edip etmediğini ya da ettiyse duanın kabul edilip edilmediğini bilmiyoruz ama
Emir Hazretlerinin namaz kıldığından bile şüpheliyim.
Bu adam 8 aydır Yemen’i bombalıyor ve işgal etmeye çalışıyor. Şimdilik 30 bin ölü var.
Bu adamın sülalesi İslam coğrafyasında tüm pisliklerden sorumlu.
Bu ülkenin Dışişleri Bakanı Elcibir ‘ Son 40 yılda 90 ülkeye 115 milyar dolar yardım ettik ama bazıları bize karşı samimi davranmıyor..’ dedi.
Adam haklı çünkü o paraları dağıttığı kişiler aslında işbirlikçi iktidarlar ve benzeri kişi ve kurumlar.
Örneğin Suudiler 1980-1990 döneminde Pakistan ve Afganistan’a milyarlarca dolar yardım etti.
Kaide ve Taliban’ın kurulması ve güçlenmesi için.
Örneğin Suudiler Somali’ye yardım etti Kaide’ci El-Şabab ortaya çıktı.
Örneğin Suudiler Irak ve Suriye devletine yardım etmedi ama IŞİD, Nusra, ÖSO vb.
onlarca terör örgütüne milyarlarca dolar dağıttı.
Örneğin kime nasıl ve ne kadar verdiği belli değil ama Nijerya’da Boko Haram‘ın kurulmasını sağladı.
‘Arap Baharı’ sürecinde  Suudiler Mısır, Tunus, Libya ve Yemen’de radikal İslamcı gruplara milyarlarca dolar dağıtıp iktidar olmalarını sağladı.
Dönelim konumuza.
Hayatımda bu kadar aptal, saçma ve rezil bir konu görmedim.
Belki de kendileri gibi düşünen kıt zekalılarla alay ediyorlar.
Yeni İttifak’a ne gerek var?
Ortada İslam İşbirliği Örgütü var ve bu örgütün de merkezi Cidde’de .
Suudiler 1969’da ABD’nin talimatı ile bu örgütü o zaman dost ve müttefik
Şii İran Şahı ile birlikte kurdular.
O gün bugün bu örgüt hiçbir işe yaramadı.
Örgütün 56 üyesi KKTC’yi tanımaz.
Peki 1945’te İngiliz tavsiyesi ile kurulan Arap Birliği Örgütü ne işe yaradı?
Kocaman bir HİÇ.
Bu örgüt Suudi Arabistan ve Katar’ın baskısıyla ‘Arap Baharı’ sürecinde NATO‘ya
çağrıda bulunarak ‘Gelin Suriye ve Libya’yı işgal edin’ dedi.
İslam coğrafyasında tüm İslami terör örgütlerinin arkasında, yanında ve tepesinde Suudiler var.
Siyasi, askeri ama en önemlisi ideolojik.
İlkel, çağ dışı, karanlık ve kanlı Vahabi mezhebi.
Bu coğrafyada çok dostu var.
Baksanıza 33 ülke Suudilerin İttifak çağrısına ‘Ben de varım’ demiş.
Birçoğu ‘dandik’ ama olsun.
Gelin birlikte bakıp o tezgahın ne kadar iğrenç ve aptalca olduğu görelim.
Aptalca olduğunun ilk kanıtı, Körfez ülkesi olmasına rağmen Umman Sultanlığı
‘Ben bu işte ben yokum’ dedi.
Listede yer alan Filistin devlet değil. Filistin’de iki hükümet var. Gazze’de radikal İslamcı HamasRamallah’ta ise Hamas düşmanı Abbas’ın ‘laik’ hükümeti var. Oysa bu ülke zaten
İsrail işgali altında ve yeni İslami İttifak İsrail’i düşman bellemiyor.
Listede yer alan Lübnan’da aylardır cumhurbaşkanı seçilemiyor, hükümet toplanmıyor,
ülke ciddi bir IŞİD ve Nusra saldırısıyla karşı karşıya ve bu saldırıya karşı savaşan
Hizbullah Şii olduğu için, Suudiler ve müttefikleri tarafından ‘Kafir’ ilan edilmiş durumda .
En büyük aptallık ise IŞİD’e karşı savaşan Irak ve Suriye bu İttifak’a davet edilmemiş bile.
Belki de Alevi ve Şii oldukları için.
Suudi ve müttefiklerine göre bunlar IŞİD’ten daha tehlikeli.
Durum böyle olunca İran’ı davet etmek günah olur!
Başka aptallıklar da var .
Listede adı geçen Yemen 9 aydır Suudiler tarafından bombalanıyor.
Suudiler, Kaide’cilerin yardımıyla işgal ettiği Aden’de bir hükümet oluşturdu,
başkent Sana’da başka bir hükümet var..
Listede yer alan Somali Kaide’ci El-Şabab, Nijerya Boko Haram ve Afganistan ile Pakistan Taliban ile savaşı duruyor.
Cibuti denilen ülke  İngiliz, Amerikan, Fransız ve İsrail üsleriyle dolu.

Gelelim en orijinal noktaya :
Listede yer alan iki ‘düşman’ ülke Mısır ve Türkiye‘ye.
Mısır ve İttifak’ın kurucusu Suudi Arabistan Müslüman Kardeşleri terör örgütü ilan etmişti.
Türkiye ise dünyanın tüm Müslüman Kardeşler partilerine ve bu partilerin yan kuruluşlarına
ev sahipliği yapıyor.

BM, ABD ve AB tarafından terör listesine alınan IŞİD ve Nusra başta olmak üzere,
Suriye ve dünyanın neresinde olursa olsun tüm terör örgütleri Müslüman Kardeşler kökenlidir. Suudilerin İttifak aptallıklarını daha fazla anlatmanın anlamı yok.
Ortada IŞİD’e karşı Uluslararası İttifak varken  bu yeni İttifakın hiçbir anlamı yok
ya da olmamalıydı.
Ama Rusya, Suriye, Irak ve İran IŞİD’e karşı daha etkili bir İttifak kurmaya çalışırken
Suudilerin rahat durması olanaksız.
‘IŞİD önemli değil Şii ve Aleviler daha tehlikeli’.
‘Hele arkalarında Moskof varsa’.
‘Sünniler derhal birleşip bu İttifak’a İttifak ile karşı koymalıdır’.
Suudilerin bu kadar zekası yoktur mutlaka ‘Biri’ onlara akıl vermiştir.
Baksanıza Erdoğan ve Sisi’yi aynı sepete koymuşlar.

=============================
Teşekkürler Sayın Hüsnü Mahalli..

Ortadoğu gayya kuyusu ve çok karmaşık gelişmeler..
Ufkumuzu açıyorsunuz..

Türkiye de S. Arabistan’dan sonra NATO – ABD – AB uydusu olma hüneri bakımından,
korkarız 2. sırayı kimseciklere kaptırmaz.
Bay RTE ve AKP’si bunun için iktidar yapılmadı mı ve bu amaçla kullanılmıyorlar mı tepe tepe?

Mustafa Kemal ATATÜRK ise;
“İSTİKLAL-İ TAMME”, “İSTİKLAL-İ TAMME”, “İSTİKLAL-İ TAMME”
(TAM BAĞIMSZILIK) diye diye hançeresini yırtıyordu neredeyse..

Bu arada UNDP Kasım 2015 Dünya HDI (İGİ) verilerini yayımladı..

Türkiye 3 sıra daha geriledi ve 72. sıraya düştü.. Yaşasın AKP – RTE..
Nüfusumuz Dünyada 13. sırada, ekonomimiz 19. sırada (2015 sonu verileriyle G-20 dışına düşebilirz!), sağlığımız 90. sırada, kişi başına gelirde 60. sıradan geride, sağlıkta 34 OECD ülkesi içinde 31. sırada, gelir dağılımı adaletsizliğinde 34 OECD ülkesi içinde sondan 2. (Meksika sonuncu), 32 gazetecisi hapiste…

Veee. Bay RTE bu tablodan sorumlu değilmiş gibi, sorunların çözümü (!) için
BAŞKANLIK (Sultanlık!) istiyor..

Her şeyle ama her şeyle dalga geçen bundan ağır AKIL TUTULMASI’nın tarihte örneği var mı?

Sevgi ve saygı ile.
16 Aralık 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

1 Hafta Sonra Özgecan Aslan’ın Aziz Hatırasına…


1 Hafta Sonra Özgecan Aslan’ın Aziz Hatırasına…
Yılmaz Özdil’in yazısı ve bizim yorumlarımız..

Ozgecan_Mersin'de_olduruldu_14.02.15
ÖZGECAN…

portresi_kravatli


Yılmaz Özdil
Grammy ödülleri dağıtıldı.

Sam Smith sildi süpürdü, dört kategoride ödül kazandı, “stay with me” yılın şarkısı oldu. Beyonce, Grammy koleksiyonunu 20’ye çıkardı. Kırmızı halının en sansasyonel ismi,
gene Madonna’ydı. Rihanna pembe elbisesiyle sükse yaptı. Miles Cyrus, Katy Perry,
Lady Gaga, herkes oradaydı, e kambersiz düğün olmaz, Kim Kardashian da oradaydı.
Naklen yayınlandı, dünya televizyonlarında bir milyar kişi tarafından izlendi.
Geceye damgasını vuran ise, Obama’ydı.
*
ABD başkanı, sürpriz şekilde, video konferansla törene katıldı. Ekrana kilitlenmiş
bir milyar insanın gözünün içine bakarak “kadına şiddete son” çağrısı yaptı.
*
ABD’de her 5 kadından 1’inin cinsel saldırıya veya saldırı girişimine uğradığını,
her 4 kadından 1’inin aileiçi şiddete maruz kaldığını söyledi.

“Zihniyetlerin ve davranışların değişmesi konusunda, sanatçıların çok önemli gücü var.
Şiddetin tolere edilmediği, mağdurların desteklendiği, tüm kadın ve erkeklerin hayallerini
takip ettiği bir kültür yaratmak, elimizde… Hepinizden, kadına yönelik şiddetin sonlandırılması kampanyamıza destek istiyorum.” dedi.
*
Obama’dan sonra sahneye Brooke Axtell isimli bi kadın çıktı. Aileiçi şiddet mağduruydu.
Bir milyar insanın gözünün içine bakarak, şu cesur konuşmayı yaptı: “Yakışıklı, karizmatik bir adamla birlikteydim. Bir yıllık ilişkiden sonra, hiç tahmin etmezdim, beni taciz etmeye başladı. Ondan korkuyordum. Bu halde olmaktan utanıyordum. Beni ölümle tehdit ettiğinde, kurtarılmam gerektiğini anladım. Anneme anlattım. Aileiçi şiddet merkezine gitmemi önerdi, yardım almam için beni teşvik etti. Annemin bu sözleri, hayatımı kurtardı. Gerçek sevgi,
başka bir insanın değerini hiçe saymak demek değildir. Gerçek sevgi, utandırmaz ya
da taciz etmez. Eğer size saygı göstermeyen bir ilişki içindeyseniz, sevilmeye değer olduğunuzu bilmenizi istiyorum. Lütfen yardım isteyin. Çağrınız sizi kurtaracak. Karanlık gecelerinize
bir yardım eli uzanmasına izin verin. Gerçekte kim olduğunuzu bilin. Sevilmeyi hakeden, değerli biri olduğunuzu bilin.”
*
Kadına yönelik şiddete dur denilmesi için, gelmiş geçmiş tüm kampanyalardan daha sarsıcıydı. Bizzat ABD Başkanının katılımıyla, küresel mücadele çağrısıydı.
*
Obama’nın

“Mağdur kadınlar için, zihniyetlerin değişmesi için hepinizi destek vermeye çağırıyorum..” dediği dakikalarda… Bizim asrın liderinin zihniyeti gene aynı zihniyetti.
Şiddet kavramına yalnızca “din” gözlüğüyle bakıyor, ABD’de öldürülen 3 müslüman genç için “Obama’ya sesleniyorum, eyyy Obama nerdesin, biz siyasiler ülkemizde işlenen cinayetlerden sorumluyuz..” diyordu.
*
Bizim asrın liderinin, ABD’de öldürülen müslüman gençler için Obama’ya hesap sorduğu dakikalarda… 20 yaşındaki üniversite öğrencimiz Özgecan’a (AS: Soyadı Aslan),
evine gitmek için bindiği dolmuşta tecavüze kalkıştılar, başaramayınca bıçakla
delik deşik ederek öldürdüler, ormana götürüp benzinle yaktılar, dereye attılar.
*
Eyy Obama…
Sen ne sorumsuz herifsin kardeşim, bu kaçıncı Özgecan?

====================================

Dostlar,

1 hafta geçti aradan Özgecan Aslan hınharca katledileli..
AKP iktidarı hangi kurumsal – sistematik – mevzuat destekli önleyici girişim sergiledi??
Hiç!
Tersine TBMM’de ülkemizi dünya aleme rezil rüsva eden AKP şiddetini ibretle izliyoruz..
Sözde “iç güvenlik yasası” çıkmazsa “seçimlerin silahların gölgesinde yapılacağını” (!) bildirerek halkını tehdit eden ve güvenliği sağlayamayan bir aciz AKP iktidarı..
Hamaset ve duygu sömürüsü dışında tam bir fiyasko…
Kamuoyunun ve bizim de bu siteden dile getirdiği, önerdiği önlemlerin hangisi gerçekleşti?
Şunları yazmıştık aşağıdaki makalemizde :

“TÜRKİYE AKP-RTE’nin CEHENNEMİ KISIR DÖNGÜSÜDEN ÇIKARILMALIDIR”(http://ahmetsaltik.net/2015/02/23/turkiye-akp-rtenin-cehennemi-kisir-dongusuden-cikarilmalidir/) :

“Bir kez daha çağrımızdır : Ülke hızla normalleştirilmelidir.
Başbakan Davutoğlu yaşamının kumarını oynamaktadır.
Üstüne düşen tarihsel görevden, sorumluluktan kaçmamalı ve bu cehennmi kısır döngüyü durduracak tüm çabaları hem de ivedilikle sergilemelidir.”

  • Devletin, Özgecan Aslan’ın ailesine yurttaşın can güvenliğini sağla(ya)madığı için maddi ve manevi tazminat yükümü ve
    açık özür borcu vardır..

Bunu bekliyoruz…

Olayı protesto eden kadınların bile üzerine polisi salarak gaz püskürtmesini kınıyoruz..

12. CB Bay RTE, Özgecan’ın katlini “dans ederek” protesto eden gençleri dinci dar kültürü nedeniyle anlamayarak “lanetlemesi” çok ağırımıza gitmişti..
Bu davranışın apaçık suç olduğunı bu sitede yazdık..
Biz, “incitsek de incitmeyecek” ve devlet başkanının düştüğü elem veren duruma düşmeyeceğiz.. “Lanetleme” sözcüğünü kullanmayacağız ama polisin kadınların üzerine
bile biber gazı sıkarak şiddeti sürdürmesini ciddi kaygıyla karşılıyoruz..

Bu aculluklara ve hukuk dışı uygulamalara artık son verin eyyy AKP iktidarı ve Bay RTE!

Ses tonunuzu düşürün,
ötekileştirmeyi, nefret – kin – intikam söylemlerinizi derhal durdurun!
Eendice ve sakin konuşun, uygar tartışmaya açılın, kadını aşağılayıcı – ikinci sınıf gösterici ve toplumdam dışlayıcı söylemleri hemen durdurun..
AİHM’nin yaptığınız itirazı da reddetmesi üzerine,
artık bu zorunlu din dersi dayatması zulmüne derhal son verin..

Toplumu – devlet düzenini dincileştirme sevdanızı kesin..

Laik Cumhuriyet değerlerine saygı duyun..

Ülkeyi hızla normalleştirin…

İlk olarak TBMM’deki faşist dayatmanız olan sözde İÇGÜVENLİK YASA TASARISINI
geri çekin.. 132 maddelik torba – ucube yasa tasarısının iç güvenlikle ne ilgisi var??

3 Y sorununu çözme sözünüzü ve milletvekili yemininizi unutmayın..

Yoksulluk / Yolsuzluk / Yasaklar…

Bunları çözecektiniz.. Millet buna inanıp size oy verdi..
Tam da tersine ülkeyi 3Y batağına soktunuz..
Hemen her bakımdan başarısız oldunuz ve ülkeyi bölünme – iç savaş eşiğine sürüklediniz..

Süleyman Şah Türbesi’ne dönük son fiyasko operasyonunuz tuz biberi oldu.

Ülkeyi dış savaşın da eşiğine getirdiniz..

Burakın gidin, düşün yakamızdan, 80 milyon insanın geleceğini karartmayın!

Sevgi ve saygı ile,
23.02.2015

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

İran’la Yapılan Nükleer Antlaşmanın Düşündürdükleri

Dostlar,

Usta, birikimli ve deneyimli diplomat, uluslararası ilişkiler doktoru (PhD) ve
Dışişleri Bakanlığı eski Müsteşarı Sn. Onur Öymen‘in çok değerli ve 4/4’lük denebilecek bir irdelemesini paylaşalım..

Gerçekten, Cenevre’de geçtiğimiz günlerde sonlanan görüşmelerde BM Güvenlik Konseyi‘nin 5 sürekli üyesi + Almanya’nın (de facto katılıyor, “ben de varım” diyor!)
İran ile vardığı antlaşma önemli bir dönemeçtir.

Hele Ortadoğu sorunlarının, öteden beri tüm dünya için ciddi potansiyel risk kaynağı olduğu gerçeği dikkate alındığında…

Öte yandan İran, neredeyse 30+ yıldır çok yönlü bir ekonomik – askeri – ticari – diplomatik – psikolojik ve mali bir ambargo altındadır. Hatırı sayılır parasal varlığı
Batı bankalarınca dondurulmuştur ve dış ticaretinde değerli madenleri (Altın ve gümüş) kullanamsı da Dolar – Avro’nun küresel dolanım egemenliğini zorbalıkla sürdürmesi adına engellenmiştir. Böylesine kapsamlı bir baskıya – kuşatmaya
çook uzun sayılması gereken bir süre, neredeyse 3 onyıl direnebilmek hiç kolay değildir. İran halkının yaşam düzeyini ve standartlarını önemli düzeyde sınırlayan söz konusu emperyal zor büyük ölçüde gevşe(til)miştir. Söz konusu antlaşma bölge ve dünya barışı için olumludur, –Siyonizm dışında- taraflar için başarıdır

Bu bağlamda Türkiye de, öncelikle komşularıyla ilişkilerini, hele kadim İran ile
1639 Kasr-ı Şirin Antlaşması‘ndan  bu yana sınırlarımızın değişmediği saygın
Pers uygarlığının sürdürücüsü İran ile ilişkilerini Batı güdümlü kör taşeron dürtülerle değil, uzun erimli olarak ulusal çıkarları doğrultusunda yönlendirmelidir.

AKP dışişleri kadrolarının İran’a dönük “vekaleten” horozlanmaları Türkiye’ye
geri aldırılmıştır bir anlamda.. Dışişleri bakanı Davutoğlu’nun Tahran’da İranlı dengi (mevkidaşı diyorlar sıkılmadan!) ile maskeli (diplo – macia!) yüzle gülümseyen
el sıkışması nasıl açıklanacaktır??

Büyük Atatürk‘ün dış politikası birkaç temel ilkeye dayanmaktadır.
Bunların ilki tam bağımsızlıktır. İkincisini doğrudan Yüce Atatürk dillendirmiştir :

* Yurtta barış – dünyada barış ! (Peace at home – peace in the world!)

3. ilkeyi ise, Atatürk‘ün 1925 – 37 arasında 12 yıl kesintisiz Dışişleri Bakanlığını yürüten, meslektaşımız (Kadın – Doğum Uzmanı) Dr. Tevfik Rüştü Aras tarafından çok netlikle sergilenmiştir :

  • “Bizim dış politikamız basit ve doğrudur. Herkesle dostluk kurmak isteriz,
    ancak hiç kimse ile ittifak ve bloklaşma yapmayız.. “

Türkiye bu ilkeleri ilk kez NATO‘ya girerek (4 Nisan 1952) çiğnemiş, Sovyet Blokuna karşı Batı emperyalizmi ile bütünleşmiştir. Öncesinde ise NATO‘ya kabul edilebilmek için Kore’de savaş ve şehit verilen 700’ü aşkın Mehmetçiğin kanı kaydedilmelidir.

  • NATO üyeliği ile 61 yıldır ödenen ağır bedellerin başında gladyo ve kontrgerillanın ülkemizde işlediği çok sayıda aydın cinayeti ve kışkırtmalar (Maraş – Çorum – Sivas – Gazi – Başbağlar – Roboski katliamları..) sayılmalıdır. Ulusal savunmanın inşa edilemeyişi, yurt topraklarında çok sayıda askeri üs kurulması… da ağır faturalardır.

AKP dış politikası son 11 yıldır son derece ağır yanlışlar yapmıştır.
Son yıllarda artan faturanın sorumlusunun bir uluslararası ilişkiler profesörü olarak bakan Ahmet Davutoğlu oluşu ise Türkiye adına bir başka hazin ironidir.

Sevgi ve saygı ile.
29.11.13, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

=============================================

İran’la Yapılan Nükleer Antlaşmanın Düşündürdükleri

Portresi_gulumseyen

 

Onur ÖYMEN

 

 

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 5 sürekli üyesinin (ABD, Rusya, Fransa, İngiltere ve Çin) sürekli üye olmayan Almanya’yla birlikte Cenevre’de İran’la yürüttüğü müzakereler olumlu sonuç verdi ve İran’ın nükleer etkinliklerini kısıtlayacak ve ABD’nin ve öbür Batılı ülkelerin İran’a karşı yürüttüğü yaptırımları hafifletecek bir antlaşmaya varıldı. Bu müzakerelerden önce Amerika’nın İran’la ikili düzeyde gizli görüşmeler yaptığı ve antlaşmanın esas olarak bu iki ülke arasında hazırlandığı anlaşılıyor.

Antlaşmaya göre İran uranyum zenginleştirme çalışmalarını sürdürecek ama bunu % 5 oranıyla sınırlayacak, şimdiye dek ürettiği % 20’lik zenginleştirilmiş uranyum stoklarını etkisizleştirecektir (Nükleer silah üretmek için uranyumun % 90 oranında zenginleştirilmesi gerekmektedir.) İran ayrıca, plütonyum üretme kapasite sahip olacağı düşünülen Arak nükleer santralinin çalışmalarını daha ileri düzeye götürmeyecek ve Uluslararası Atom Enerjisi Kurumunun (IAEA) etkili denetimini kabul edecektir.

Buna karşılık Batı ülkeleri İran’ın 4,2 milyar dolarlık dondurulmuş mali varlıklarını
serbest bırakacak, altın ve gümüş gibi değerli madenlerle petrokimya ürünleri ticaretine koyduğu engelleri de kaldıracaktır. İran’ın bu antlaşmadan elde edeceği toplam kazancın 7 milyar dolara ulaşacağı kestirilmektedir. Kimileri bu tutarın 20 milyar doları bulacağını düşünmektedir.

Bu antlaşma 6 ay süreyle geçerli olacak, sonra daha kapsamlı bir antlaşmaya varılmaya çalışılacaktır.

Bu antlaşmadan çıkan kimi sonuçlar şunlardır:
-ABD ve İsrail başından beri İran’ın bütün uranyum zenginleştirme çalışmalarının durdurulmasını istiyorlardı. Bunu başaramamışlardır. ABD Dışişleri Bakanı Kerry’nin aksi yöndeki bildirimlerine karşın, İran’ın uranyum zenginleştirme çalışmalarını sürdürmesi fiilen kabul edilmiştir.

– İran’ın elindeki zenginleştirilmiş uranyum stoklarını Türkiye üzerinden nükleer yakıtla değiştirmesi yolunda Türkiye ve Brezilya tarafından 2010 yılında yapılan öneri gündemden tümüyle düşmüştür.

  • İran 30 yıldan beri maruz kaldığı ağır ekonomik baskılardan bir ölçüde de olsa kurtulmuş ve ekonomisini rahatlatma fırsatını elde etmiştir.

– Almanya, BM Sürekli üyelerinin yanı sıra bu müzakerelere aktif biçimde katılarak uluslararası alanda etkili bir oyuncu olduğunu kanıtlamıştır.

– ABD ile İran arasındaki temaslarda aracılık yapmaya çalışan Türkiye devre dışı kalmıştır. Ancak kimi yaptırımların kaldırılmasından Türkiye de yararlanabilecektir.

– İsrail ve onu destekleyen ABD Kongresindeki Yahudi lobisi etkili olamamıştır.
İsrail Başbakanı Netenyahu bu antlaşmaya açıkça karşı çıkmıştır. Ancak İsrail lobisinin ABD Hükümetine her istediğini yaptırabileceği izleniminin doğru olmadığı anlaşılmıştır.

– Başka konularda sık sık anlaşmazlığa düşen BM Sürekli üyelerinin Suriye’nin
kimyasal silahlardan arındırılması konusunda olduğu gibi, bu konuda da işbirliği yapabildikleri görülmüştür.

Bu antlaşmayı ihtiyatlı bir iyimserlikle karşılamak gerekir, çünkü:

– Bu bir geçici antlaşmadır, kesin sonuç henüz alınmamıştır.

–  IAEA’nin denetimlerinin ne sonuç vereceği belli değildir. Önceki denetim raporları İran’ın niyetleri konusunda oldukça kuşkulu anlatımlar içermekteydi.

İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü tehditkâr politikalardan vazgeçeceğinin işaretleri yoktur.

-İsrail için esas tehdit ögesi olan ve menzilleri İsrail’e ulaşan İran’ın Şahap III füzeleri bu antlaşmanın kapsamı dışında bırakılmıştır. İran’ın çok daha uzun menzilli Şahap IV füzeleri yapma projesini durduracağına ilişkin bir işaret de yoktur. Bu füzelerin taşıyacağı konvansiyonel başlıklar İsrail için tehdit oluşturmaya devam edecektir.

-İran’ın uluslararası alanda yeniden muhatap alınması ve saygınlık (itibar) kazanması Suudi Arabistan’ı ve kimi Körfez ülkelerini rahatsız edecektir. İran’la Suudi Arabistan arasındaki rekabetin yıkıcı boyutlara ulaşması olasılığı vardır.

-İran’ın ABD ve öbür Batı ülkeleri tarafından itibarlı bir muhatap olarak kabul edilmesi Türkiye’nin bölgedeki liderlik iddialarını zayıflatacaktır.

Türkiye’nin Kürecik’teki Füze Kalkanı radarını topraklarında muhafaza ettikçe
İran’la ilişkilerini tam anlamıyla normalleştirmesi zordur.

-İran’ın Suriye’yi ve Suriye üzerinde Lübnan’daki Hizbullah’ı silahlandırma çabalarını durduracağının da işareti gözükmemektedir.

-İran’da şimdi yaratılan coşkulu destek havasına karşın nükleer projelerinin sınırlandırılmasından rahatsızlık duyanların olacağını da hesaba katmak gereklidir.

Obama’nın antlaşmadan sonra söylediği “Sert konuşmak ve tehditler savurmak siyasi açıdan yapılabilecek kolay bir şey olabilir ama bu bizim güvenliğimiz için doğru bir şey değil.” sözleri Türkiye’nin kimi Orta Doğu ülkelerine karşı kullandığı söylemlere karşı bir ileti olarak da algılanabilir.

Özetle : 
İran bütün baskılara karşın şimdiye dek izlediği direnci, diplomasi alanındaki başarısıyla da olumlu bir sonuca ulaştırmış, bir yandan hayalcilikten uzak, gerçekçi;
bir yandan da baskılara boyun eğerek tek yanlı ödün verme yoluna gitmeyen cesaretli ama ölçülü yaklaşımının sonucunu almıştır. Bu geçici antlaşmanın sürekli bir barış ve işbirliği ortamına dönüşmesi için bütün ilgili yanların dikkatli ve yapıcı bir politika izlemesi gerekir.

Türkiye de Cenevre görüşmelerinden gerekli dersleri çıkartmasını bilmelidir.

Naci BEŞTEPE : ÇARŞAMBA İĞNELERİ

ÇARŞAMBA İĞNELERİ

Naci_Bestepe_portresi

 


Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

MOLA
Ameliyata “İFTAR MOLASI” veren Prof. Ali İhsan Dokucu,
Kamu Hastaneleri Kurumu’na başkan yapıldı.
Kurumsal mola zamanı…
 
KAÇIKLAR
Bingöl Cezaevi’nden 18 PKK ‘lı mahkum kaçtı. 17’si yakalandı.
Oğlum ne gerek vardı,
Az sabretseniz kırmızı halıyla çıkaracaklardı…
 
İNSAN
Cami-Cemevi projesine karşı çıkan Tuzluçayırlıların İ. Melih halk ekmeğini kesti.
Zamane KERBELA insanı…
 
AİDİYET
Diyanet -Sen, Dolmabahçe Camisi müezzinine sahip çıktı.
TSK’nın kopyası!..
 
POLİS
Statlara ve devlet üniversitelerine polis geliyor.
Her eve lazım,
Yaşantımızın olmazsa olmazı…
 
UTANÇ
Cumhurbaşkanı Gül, BM Güvenlik Konseyi’nin Suriye’deki  başarısızlığını utanç verici buldu.
Savaş kışkırtıcılığı utancını unuttu…
 
FARK
“Tunceli’nin Dersim olması fark etmez”
Cumhuriyet Halk Fırkası Reis-i Umumu…
 
PRİM
KESK’in 4+4+4’e karşı düzenlediği eylemler nedeniyle 502 kişi yargılanacak.
Herhalde savcılar tutuklu başına prim alacak…
 
HASAR
Babacan, “Gezi eylemlerinin Türkiye’nin dış algısında ciddi hasar meydana getirdiğini” söyledi.
Hasar doğru, algıyı bilemedi…
 
MÜSLÜMAN
AYM Başkanı Kılıç, Müslüman teröristlerin kanlı olaylarına tepki göstererek,”Bunlar Müslümansa ben değilim..” dedi.
Sonunda bizimle hizaya geldi…
 
KURTİZ
Tuncel Kurtiz “Bahar Ülkesi” ne gitti.
Şanslı. Yeşil düşmanları orada olamaz…
 
YOLSUZLUK
ETİ MADEN‘de yolsuzlukları ortaya çıkaran müfettiş üç ayrı
disiplin cezası aldı. Müfettişlik kapatıldı.
İnsanlar, AKP’nin yolsuzlukla mücadelesinin, “yolsuzluğu örtme” mücadelesi olduğunu anlayamadı…
 
PİNOKYO
Cumhurbaşkanı Gül’e New York’ta Pinokyolu protesto yapıldı.
Pinokyo’nun Müslümanı da oluyor, anlaşıldı…
 
YEDİRME
Gül, BM toplantısındaki yemekte Obama ile yan yana oturtuldu.
Kim bilir neler yedirildi?…
 
VİRANE
RTE, Neşet Ertaş için düzenlenen ve ailesinin protesto edip katılmadığı törende O’nun türküsünü söyledi.
Gönül dağı viran oldu…
 
GEÇİŞ
Diyanet İşleri’nden beş bin din görevlisi Milli Eğitim’e geçti.
Seccadeyi gösterip kürsü veriyorlar…
 
Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

 

Tayyip’i oyundan attılar!..

Tayyip’i oyundan attılar!..

Mehmet Türker
Mehmet Türker
SÖZCÜ, 13.9.13
Tür­ki­ye, bun­la­rın de­rin­lik­li stra­te­ji­siy­le dım­dız­lak or­ta­da kal­dı!..
Ne Su­ri­ye, ne Mı­sır…
Tür­ki­ye ar­tık oyu­na da­hil de­ğil!..
Bun­ca şi­şin­me, bun­ca bü­yük­lük gös­te­ri­le­ri, bun­ca ki­bir, aşa­ğı­lık kompleksi­nin tut­sak­lı­ğın­da kal­dı!..
Or­ta­do­ğu­’da “o­yun ku­ran Tür­ki­ye­” pa­lav­ra­sı, “o­yun dı­şı­na atı­lan
Tür­kiye­­” ger­çe­ğiy­le yer­le bir ol­du!..
Su­ri­ye­li mu­ha­lif­le­re ve­ri­len des­tek için hal­kın ce­bin­den çı­kan mil­yar
do­lar­lar uçup git­ti!..
ABD ile Rus­ya an­laş­tı, Tay­yip Bey ye­dek ku­lü­be­si­ne düş­tü!..
* * *
Yan­daş ga­ze­te ha­ber­le­ri ve ik­ti­dar ya­la­ka­la­rı­nın yaz­dık­la­rı­na gö­re, G-20 zir­ve­si­nin par­la­yan yıl­dı­zı (!) Tay­yip Bey idi!..
Tay­yip hem Oba­ma, hem Pu­ti­n’­le gö­rüş­müş (her­hal­de on­la­ra akıl ver­miş) Esa­d’­ın ka­de­ri­ni be­lir­le­miş!..
Esa­d’­ın işi bit­miş!..
Carrrt ka­ba ka­ğıt!..
Me­ğer Pu­tin ile Oba­ma me­se­le­yi hal­let­miş, 
Tay­yip Be­y’­in ru­hu bi­le duy­ma­mış!..
Kim­ya­sal si­lah­la­rın tes­li­mi kar­şı­lı­ğın­da ha­re­kat ya­pıl­ma­ma­sı ko­nu­sun­da an­laş­mış­lar Tay­yip Bey far­kın­da de­ğil!..
* * *
Bu yan­daş­la­rın ka­fa­sı, Mı­sır ko­nu­sun­da Be­yaz Sa­ra­y’­ın Tay­yip Be­y’­i “şid­det­le kı­na­ma­sı­”nın ne an­la­ma gel­di­ği­ni bi­le anlamıyor!..
Tay­yip Mı­sı­r’­da­ki dar­be­nin ar­ka­sın­da İs­ra­il’­in ol­du­ğu­nu söy­le­di,
ce­vap İs­ra­il ye­ri­ne Be­yaz Sa­ra­y’­dan, ya­ni Oba­ma­’dan gel­di:
“Bu açık­la­ma­yı şid­det­le kı­nı­yo­ru­z”
Oba­ma, Tay­yip Be­y’­in se­si­ni so­lu­ğu­nu kes­ti, bu­na kar­şı­lık bi­zim
Tay­yip Bey sa­de­ce “ü­zül­dü­m” di­ye­bil­di, o ka­dar!..
* * *
Olay­lar böy­le sey­re­der­ken yan­daş med­ya ile ya­la­ka ya­zar­lar hâ­lâ
ik­ti­da­rın gü­cü­nü pom­pa­lı­yor­du!..
Oy­sa, Tay­yip Bey Su­ri­ye ko­nu­sun­da çok­tan çı­rak çık­mış, oyun­dan
atıl­mış, bil­gi kı­rın­tı­sı bi­le ve­ril­me­miş­ti!..
Tay­yip Bey G-20 zir­ve­sin­den son­ra bü­yük ha­va­lar­la olim­pi­yat­la­rı al­ma­ya Ar­jan­ti­n’­e git­ti, ora­da da mo­rar­dı!..
* * *
Tür­ki­ye dış po­li­ti­ka­da hiç bu ka­dar aşa­ğı­lan­ma­mış­tı!..
Böl­ge­nin en önem­li ül­ke­si­nin Baş­ba­ka­nı ne­ler olup bit­ti­ği­nin 
far­kın­da bi­le de­ğil, hâ­lâ “E­sad git­sin re­jim de­ğiş­si­n” 
di­ye or­ta­lı­ğı in­le­tip du­ru­yor!..
ABD Su­ri­ye­’yi 90 gün fü­ze­ler­le vur­ma­lıy­mış, 
Esa­d’­ı de­vir­me­liy­miş!..
İyi val­la, ko­lay­sa sen yap!..
De­rin­lik­li stra­te­ji us­ta­sı (!) Ha­ri­ci­ye Na­zı­rı Ah­me­t’­in “E­sad haf­ta­lar için­de gi­de­ce­k” de­me­si­nin üze­rin­den 1.5 yıl geç­ti. 
Adam ayak­ta ve üs­te­lik Tür­ki­ye­’ye pos­ta ko­yu­yor!..
* * *
İf­las eden dış po­li­ti­ka ve de­ğer­li yal­nız­lık…
Tür­ki­ye­’nin dış po­li­ti­ka­sı alay ko­nu­su ol­du!..
Me­ğer ne bü­yük us­tay­mış!..
Arap pa­ra­sı, Ame­ri­kan fü­ze­siy­le Esa­d’­ı yı­kıp ge­çe­cek di­ye bek­ler­ken,
bu oyun­da çı­rak bi­le ola­ma­dı!..
Emek­li­ye bü­yük müj­de!..
Eh böy­le bir müj­de de an­cak Ça­lış­ma Ba­ka­nı ta­ra­fın­dan ve­ri­lir!..
TV ka­nal­la­rı­nın “E­mek­li­ye bü­yük müj­de­” anon­suy­la ek­ra­na ge­tir­di­ği
Ça­lış­ma Ba­ka­nı Fa­ruk, bek­le­nen açık­la­ma­yı yap­tı:
“SG­K’­ya ta­li­ma­tı ver­dik. SGK Ge­nel Mü­dü­rü, ban­ka ge­nel mü­dür­le­riy­le top­lan­tı ya­pa­cak ve ban­ka­la­rın ver­di­ği pro­mos­yon emek­li­le­re
yan­sı­tı­la­ca­k”
Ka­nal­da spi­ker de­vam et­ti:
“Böy­le­lik­le emek­li­le­rin ma­aş­la­rı­na yıl­da 30 li­ra ile 120 li­ra ara­sın­da
de­ği­şen mik­tar­lar­da ban­ka pro­mos­yo­nu ek­le­ne­ce­k”
* * *
Ya­hu şa­ka gi­bi!..
Bun­lar emek­li­ler­le dal­ga ge­çi­yor­lar, ayıp­tır!..
Yak­la­şık bir yıl­dır bu müj­de hi­ka­ye­si or­ta­lık­ta do­la­şı­yor!..
So­nuç: 30 li­ra ile 120 li­ra ara­sı!..
Ve yıl­lık!..
120 li­ra dü­şen emek­li­nin ma­aşı­na ay­da 10 li­ra, 30 li­ra dü­şen emek­li­ye ay­da 2.5 li­ra ek­le­ne­ce­k…
Böy­le bü­yük müj­de­ye ko­ca­man bir yuh!..