2019 Aydınlanma Makalelerimiz – Konferanslarımız, Bilimsel Çalışmalarımız

2019 Aydınlanma Makalelerimiz – 
Konferanslarımız, Bilimsel Çalışmalarımız

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
MD, MSc, BSc

Sevgi, saygı ve ümit ile. 01 Ocak 2020, Ankara

Ankara Üniv. Tıp Fak. – Halk Sağlığı Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

No Makalenin konusu Yayımlandığı yer(ler) Tarihi
1 2018’de
Neler Yaptık?
http://ahmetsaltik.net/2019/01/01/2018de-neler-yaptik/ 01.01.2019
2 2018 Nüfus Sayımının Düşündürdükleri.. http://ahmetsaltik.net/2019/02/04/tuik-adrese-dayali-nufus-kayit-sistemi-sonuclari-2018/ 04.01.2019
3 Dış Borçlar Ülkemizi İflasa Sürüklüyor! http://ahmetsaltik.net/2019/02/05/dunya-borca-gomuluyor/ 05.02.2019
4 Erdoğan’ın İŞ Bankası Gündem Oyunu.. http://ahmetsaltik.net/2019/02/09/is-bankasi-calisanlarindan-duyuru/ 09.01.2019
5 Toplumsal Sistemde Basınç ve Sıcaklık Çok Yükseldi; Mutlaka ve Hızla Düşürülmeli.. http://ahmetsaltik.net/2019/02/12/erdogani-zorla-sevme-cezasi/ 12.02.2019
6 AKP’ye “nafile” öneriler.. Dr. Alev COŞKUN’un “Pahalılığın sebebi çarpık kapitalist düzendir…”

makalesi nedeniyle

http://ahmetsaltik.net/2019/02/24/pahaliligin-sebebi-carpik-kapitalist-duzendir/ 24.02.2019
7 AKP = Erdoğan’ın Kendinden Başka Düşmana Gereksinimi Yok! http://ahmetsaltik.net/2019/03/03/turkiyede-secim-ve-gecim-sorunlari/ 03.03.2019
8 3 Mart Devrim Yasalarının 95. Yılı http://ahmetsaltik.net/2019/03/04/mustafa-kemali-anlamak-2/ 04.03.2019
9 Erdoğan’ın Golan Tepeleri İçin Trump’a Çatmasının Bedeli 26 Milyar $! http://ahmetsaltik.net/2019/03/24/degisen-kosullar-degisen-yaklasimlar/ 24.03.2019
10 Mülkiye’de Bir Tıbbiyelinin Ardından

Tıbbiyeli Bir Mülkiyelinin Dizeleridir…

http://ahmetsaltik.net/2019/04/10/mulkiyede-bir-tibbiyelinin-ardindan-tibbiyeli-bir-mulkiyelinin-dizeleridir/ 10.04.2019
11 AKP Genel Başkanı R.T. Erdoğan’a sorular.. http://ahmetsaltik.net/2019/04/13/akp-gn-bsk-erdogana-sorular/ 13.04.2019
12 AKP=RTE’nin Türkiye’ye Kaldırılamaz ve Sürdürülemez Maliyeti AKP=RTE’nin_Turkiye’ye_Kaldirilamaz_ve_Surdurulemez_Maliyeti 12.05.2019
14 ILO, TÜRKİYE ve AKP İKTİDARI http://ahmetsaltik.net/2019/05/21/ilo-nedir/ 21.05.2019
13 YSK’nın 7 İptalcisi http://ahmetsaltik.net/2019/05/23/49-barodan-ysknin-iptal-kararina-tepki/ 23.05.2019
15 Kendini Yakan Yurttaşlar ve AKP = RTE’nin
Süren Tehlikeli Sanrıları (Hezeyanları)
http://ahmetsaltik.net/2019/05/26/heey-bir-issiz-kendini-yakti/ 26.05.2019
16 AKP = Erdoğan’ın Kat Edebileceği Daha Fazla Yol Kalmamıştır http://ahmetsaltik.net/2019/05/26/tusiadin-tespitleri-ve-erdogan/ 26.05.2019
17 Kılıçdaroğlu, Demirağ ve Önkibar’a
Saldırıların Düşündürdükleri
http://ahmetsaltik.net/2019/05/27/sabahattin-onkibar-kendisine-kimin-saldirdigini-yazdi/ 27.05.2019
18 AKP = RTE Ekonomisi,
Dolayısıyla İktidarı Duvara Dayandı
http://ahmetsaltik.net/2019/06/01/mit-profesoru-acemoglu-uyardi-en-kotu-kisim-daha-baslamadi/ 01.06.2019
19 Anayasa Mahkemesinin Barış Akademisyenleri İçin Verdiği Hak İhlali Kararının Hukuksal İrdelemesi http://ahmetsaltik.net/2019/07/30/aym-hak-ihlali-kararinin-gerekcesini-acikladi/ 30.07.2019
20 Post-Modern İşgal Altındaki Ülkemiz,
AKP = RTE ve Kurtuluş
http://ahmetsaltik.net/2019/08/13/paran-olsa-da-ol-sistemi/ 13.08.2019
21 Van, Mardin ve Diyarbakır Belediyelerine
Kayyım Atanması İşleminin Hukuksal Açmazları 
http://ahmetsaltik.net/2019/09/01/van-mardin-ve-diyarbakir-belediyelerine-kayyim-atanmasi-isleminin-hukuksal-acmazlari/ 01.09.2019
22 “Kürt sorunu devam ettikçe gerillaya katılım da olacak, çatışma da olacak, savaş da olacak..” mı acaba?? http://ahmetsaltik.net/2019/09/14/israilin-hedefleri-ve-igdirin-satilmasi/ 14.09.2019
23 Türkçe’miz de Emperyalist Kuşatma Altında http://ahmetsaltik.net/2019/09/29/oz-turkce-sozcukler-neden-tutmazmis/ 29.09.2019
24 CHP’den Suriye Sorununa Çözüm Önerileri Üzerine http://ahmetsaltik.net/2019/09/30/denize-dusen/ 30.09.2019
25 Beklenen Şiddetli Marmara Depremi ve

AKP = Erdoğan’ın Tarihsel Sorumluluğu

BEKLENEN_SIDDETLI_MARMARA_DEPREMI_ve_AKP-ERDOGAN’im_Tarihsel_Sorumlulugu 30.09.2019
26 Buradan sana kemik de düşmez..”

Yeryüzünde Hangi Devlet Bakanının Ağzına Yakışır?

http://ahmetsaltik.net/2019/10/05/dinci-mezhepci-bataklik/     05.10.2019
27 AKP’nin Suriye Politikası,
Tıkanan Erdoğan İçin Uluslararası Kurgu mu?
http://ahmetsaltik.net/2019/10/09/cekic-gucun-yarattigi-yikim-unutulmasin/ 09.10.2019
28 Erdoğan Suriye’deki Tutumunu Değiştirmeli; Erdoğan’ın Banka Hesaplarını İnceledik http://ahmetsaltik.net/2019/10/19/cumhurbaskani-ve-ailesine-acilan-davanin-anlasma-uzerinde-ne-kadar-tesiri-var/ 19.10.2019
29 7188 Sayılı “Yargı Reformu” Yasası Yüzeysel Bir Adımdır; O Denli! http://ahmetsaltik.net/2019/10/29/turkiye-barolar-birliginin-7188-sayili-kanun-yargi-reformu-strateji-belgesi-konusunda-hazirladigi-brosur-uzerine-degerlendirmeler/ 29.10.2019
30 Sosyal Güvenlik Sistemi ve AKP = Erdoğan’ın
Ürkünç Yanılgısı ya da Özgörevi (Misyonu)
http://ahmetsaltik.net/2019/11/17/agbabadan-erdogana-chpden-sert-yanit/ 17.11.2019
31 Prof. Mümtaz Soysal’ın Ardından Birkaç Çarpıcı Anı http://ahmetsaltik.net/2019/11/19/mumtaz-insan/      19.11.2019
32 Silahlanma Yarışı Uygar İnsanlığa Yakışmıyor. http://ahmetsaltik.net/2019/12/28/putin-acikladi-her-yeri-vurabiliriz/    28.12.2019
33 2019 Biterken AKP’nin Utandırıcı Sicili http://ahmetsaltik.net/2019/12/28/mansur-yavas-ve-gozyaslari-icindeki-anne/ 28.12.2019

*****

2019 Yılı İçinde Katıldığımız Bilimsel Toplantılar, Sunumlarımız

  1. Saltık, A. Farklı Bakış Açılarıyla Aşı Reddi Paneli.Sağlık Hukuku Boyutu (bizim konumuz), Hacettepe Tıp Fak. Biyoetik AbD, 18 Ocak 2019 Ankara.
  2. VIII. Sağlık Hukuku Kurultayı. 29-30 Kasım 2019, Ankara Barosu, Ankara.
  3. 11. Ulusal Medikolegal Düzlem Malpraktis Simpozyumu, 05.12.19, Ankara.
    *****

2019 Yılı Aydınlanma Konferanslarımız / Konuşmalarımız
[08 adet ]

  1. Saltık, A. Farklı Bakış Açılarıyla Aşı Reddi Paneli. Sağlık Hukuku Boyutu,
    Hacettepe Üniv. Tıp Fak. Biyoetik Anabilim Dalı, 18 Ocak 2019, Ankara
  2. Saltık, A. DİKKAAT! KüreselleşTİRmeciler Sağlık Hakkını da Kamudan Gasp Etmekte! Sağlık Hakkı ve Hizmetlerinin Kamusal Boyutu Tarih mi Oluyor? 06.02.2019,
    Mülkiyeliler Birliği, konf.
  3. Saltık, A. Ekonomik ve Sosyal Kriz Ortamlarında Sağlıklı Kalmak. İkili Konf., AÜTF Psikiyatri AbD’ndan Prof. Dr. Vesile Şentürk Cankorur ile. (Toplumsal ve Bireysel boyutlarıyla).     Yüksek Ticaretliler Dern. Ankara Şb., 22 Mart 2019.
  4. Saltık, A. Küresel Açlık Felaketi : Ne Yapmalı? Ankara Üniv. Tıp Fak. Türk MSIC Öğrencileri
    düzenlemesi, 30 Nisan 2019.
  5. Saltık, A. Hava Kirliliğinden Kaynaklanan Sağlık Sorunları. Egzos – Kanser :
    Farkında Ol “DUR” De.. Simpozyumu, 21.05.2019, Ankara
  6. Saltık, A. 97. Yılında 30 Ağustos Zaferinin Tarihsel, Stratejik, Politik… Boyutları.
    Çorlu Devrim Web TV. 29.08.2019, https://youtu.be/td8bbgaz25Y
  7. Saltık, A. 96. Yılında Cumhuriyetin Tarihsel, Stratejik, Politik… Boyutları. Çorlu Devrim
    Web TV. 29.10.2019, https://www.facebook.com/devrimwebtv/videos/2562049013830865/
  8. Saltık, A. Ölümünden 81 Yıl Sonra Mustafa Kemal ATATÜRK’ü Nasıl Anlamalı ve Anmalıyız? Çorlu Devrim Web TV, 10.11.2019, (33,5 dk.,  https://www.facebook.com/devrimwebtv/videos/505739086685521/
    *****

    Dostlar,
     

    Her şeyimizi Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK‘ün Türkiye Cumhuriyeti’na borçluyuz taaa derinlerden..
    Ne yapsak o borcu tümü ile ödeme olanağımız yok..
    Üstelik AYDIN, hele DEVRİMCİ AYDIN olma sorumluluğu öylesine ağır, öylesine ağır ki, altından kalkılası değil..
    Aydınlanma devrimleri ve çağdaşlaşma azmindeki Türkiye Cumhuriyeti, sorumluluğunun bilincinde milyonlarca yurttaşın omuzunda ve yüreğindedir. 
    2019 boyunca, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesindeki (Halk Sağlığı Anabilim Dalı) ağır akademisyenlik yüküne ek olarak, “TIBBİYELİ” şapkamızın yanı sıra yukarıda sunduğumuz çalışmaları da “MÜLKİYELİ” şapkamızla kotarmaya çabaladık.
    Elimizden gelen budur.
    Son nefesimize dek var gücümüzle, Anadolu coğrafyasında bu masum halkın AYDINLANMA – ÇAĞDAŞLAŞMA uğraşına – kavgasına destek olmayı sürdüreceğiz. 17 Ocak 1996’da “Profesör” unvanını kazanmıştık. 2 hafta sonra bu unvan ile 25. yıla gireceğiz. Büyük onur ve büyük sorumluluk.. Yıl sonunda, 14 Kasım 2020’de 67 yaşı bitirerek emekli oluyoruz.

    Ama bitmedi! Daha 3. sınıfında öğrenciyiz Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin..
    Daha ilk yılındayız aynı fakültede Anayasa Hukuku Doktora (PhD) eğitimimizin.
    Emeklilik sonrası, Doğa izin verirse, SAĞLIK HAKKI – SAĞLIK HUKUKU çalışmak ve yazmak istiyoruz. (Sağlık Hukuku tezli yüksek lisans eğitimimizi 2016’da tamamlamıştık.)
    O sağlık hakkı ki, Gazi Mustafa Kemal Paşa;

     

    “Devlet olma iddiasındaki siyasi teşekküllerin EN BİRİNCİ görevi halkın sağlığı ve sağlamlığıdır..” buyurmuştu.Tersinden okumayı deneyelim mi ? 

    – “Halkın sağlığı ve sağlamlığını EN BİRİNCİ görev saymayan siyasi teşekküller Devlet değildir!

    Tam da günümüzde AKP’nin kökü dışarıda, asla yerli ve milli olmayan SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM (Health Transformation) güdümlü rantçı sağlık politikalarıyla örtüşmüyor mu?

    Yapılacak ne çok iş var değil mi?? Şöyle bağlayalım :


    ATATÜRK’ün Türkiye Cumhuriyeti’ne
    ve tüm insanlığa barış, sağlık, gönenç, adalet.. dolu bir 2020 yılı diliyoruz..

    Image result for Atatürk + yeni yıl kutlama mesajları

    Sevgi, saygı ve KOCAMAN UMUTLAR ile. 01 Ocak 2020, Ankara

     

    Dr. Ahmet SALTIK

19 EKİM 1922’DEN GÜNÜMÜZE

19 EKİM 1922’DEN GÜNÜMÜZE

E. Albay Osman Aras ile ilgili görsel sonucu

Osman Aras
E. Albay, 20.10.19, sahaposman@gmail.com

19 Ekim 1922:
“AZILI TÜRK DÜŞMANI” İNGİLİZ BAŞBAKANI LLOYD GEORGE,

TBMM ORDULARININ BAŞKOMUTANI GAZİ MAREŞAL M. KEMAL PAŞA’YI “DÂHİ” OLARAK TANIMLAYIP, GÖREVİNDEN İSTİFA ETTİ….

Birinci Dünya Savaşı yenilgisinin ardından parçalanan Osmanlı Devletinin toprakları üzerindeki “emperyal emellerini” gerçekleştirmek için; Yunan işgaline her türlü desteği sağlayan (Büyük Britanya Birleşik Krallığının) İngiliz Başbakanı Lloyd George’un siyasal kariyeri, Yunan Ordusu’nun 30 Ağustos 1922 günü Dumlupınar’daki “Başkomutan Meydan Muharebesinde” bozguna uğraması üzerine, hüsrana uğrayarak 19 Ekim 1922’de görevinden istifası ile sona ermiştir.

Lloyd George (1863-1945) istifa gerekçesini şu sözlerle açıklamıştır:

  • “Arkadaşlar, Yüz yıllar nâdiren dâhi yetiştirir…Şu talihsizliğimize bakın ki; O büyük dâhi, çağımızda Türk Ulusu’na nasip oldu ve bizim karşımıza çıktı… M. Kemâl’in dehâsına karşı elimden ne gelebilirdi ?”

(KAYNAKÇALI ATATÜRK GÜNLÜĞÜ, Prof.Dr. Utkan Kocatürk, 1988-İŞ Bnk. yay. no 294)

DÜŞMANLARININ BİLE TAKDİRİNİ / HAYRANLIĞINI KAZANAN GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN; DÜŞMAN İŞGALİNDEN KURTARDIĞI AZİZ VATANIMIZDA YAŞADIĞI HALDE…

HİÇ SIKILIP / UTANMAKSIZIN… O’NA DİL UZATABİLEN (GAFLET – DALALET – İHANETİ)

MİLLETÇE TEL’İN EDİYORUZ !..

Ebedî Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ü her zaman rahmetle, hürmetle, minnetle anıyoruz… MEKÂNI CENNET OLSUN.

Lloyd George (1863-1945)

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 12 Haziran 2019

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 12 Haziran 2019

Naci BEŞTEPE
Türk Vatandaşı 

BÖLÜCÜLÜK
Binali Yıldırım Diyarbakır’daki konuşmasında, “Ankara’da Büyük Millet Meclisi’ni toplayan Gazi Mustafa Kemal Atatürk‘ün davet ettiği millet temsilcileri arasında Kürdistan mebusu da vardı, Lazistan mebusu da vardı” diyerek nabza göre şerbet verdi.
Yıldırım’ın o tarihte Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmadığını anımsaması zordur…

ZURNA
Yıldırım, “Kürdistan” ifadesinin tenkit edilmesi üzerine,” Lafı zurna gibi uzatmayın” dedi.
Senin delik “zırt” derse, elin zurnası susmaz…

FETÖ
Trabzonspor forması hediye edilen Damat Bakan Albayrak, “Bu forma 2010-2011 sezonunun formalarıymış. Yani şampiyon sezonun formalarını mı yapmışlar?” dedi.
FB açıklaması işin özetidir, “FETÖ’ye destek”

ÖLDÜR
Kılıçdaroğlu’na saldıran inek hırsızının elini öpen AKP’li Önder Gökçekaya
, çift silahla poz verip, “Soylu vur derse vururuz, öldür derse öldürürüz” dedi.
İnsanlıktan habersiz olunca…

SEFA
Mudanya Belediyesi, sahilleri işgal eden Suriyelileri “Bizim çocuklarımız şehit olurken Suriyeliler sefa içinde yaşayamaz” diyerek sahilden uzaklaştırdı.
Vatan savunmasından kaçan hainden ne beklenir?…

KOÇ
Bakan Soylu tarafından; İmamoğlu’na uçak tahsis etmek ve Gezi eyleminde oteli göstericilere açmakla suçlanan Koç Holding uçağın ücreti karşılığı verildiğini, aynı hizmetten B. Yıldırım’ın da yararlandığını açıkladı.
Bu nezaketteki açıklamalardan anlayacak adam lazım…

BANKAMATİK
Çanakkale Bayramiç’in AKP’li Belediyesi, AKP Gençlik Kolları Başkanı’na çalışmadan maaş vermiş.
AKP yolsuzlukla mücadele sözü vermişti. Yolsuzluğu devam ettirme mücadelesi vermişler…

TEHDİT
ABD Savunma Bakanı, MSB Akar’a tehdit dolu bir mektup gönderdi.
Dost kamuflajlı düşmandan ne gelir?…

TUTUKLAMA
GKRY, Fatih sondaj gemisi personeline tutuklama kararı çıkardı.
1974’te tabanı yağlayıp ardına bakmadan kaçanlara bu cesareti veren utansın…

 

AYRAÇ Dergisi sayı 4 – 2019; Türkiye’de Aydın Hekim Olmak : Prof. Dr. Ahmet SALTIK ile Ropörtaj

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi D4 Öğrencilerinin çıkardığı AYRAÇ dergisi ile söyleşi..


Dostlar,

AÜTF (Ankara Üniv. Tıp Fak.) D4 öğrencilerimizden Güler Gözüdeli ve Mehmet Dinçay Yar 28.12.2018’de bizimle bir söyleşi yaptılar (aşağıdaki fotoğrafta AÜTF’deki odamızda Dinçay ile). Çıkarmakta oldukları AYRAÇ adlı derginin 4. sayısında, 2019 başında yayınladılar. Dergi satışını olumsuz etkilememesi bakımından birkaç ay erteledikten sonra bu söyleşiyi paylaşmak istiyoruz..

Bu gün 7 Nisan 2019..
Dünya Sağlık Örgütü 72 yaşını bitirdi..
Bir hekim, koruyucu hekimlik Halk Sağlığı / Toplum Hekimliği alanında uzmanlaşmış ve yaşamını bu alana adamış bir Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olarak, bu söyleşinin ve vermeye çalıştığımız iletisinin Ulusumuza bir “çam sakızı – çoban armağanı” olarak kabulünü dileriz.

Asla unutulmasın ki, Sağlık doğuştan kazanılmış bir insanlık hakkıdır!

Bizler, piyasalaştırılmış sağlık hizmetlerinin sömürülerek aşağılanan “müşterisi” olmayı reddediyoruz!

Sosyal devlet sorumluluğu ile herkese eşit ve nitelikli, kamusal, önceliği kesin olarak koruyucu sağlık hizmetlerine veren bir sağlık sistemi hepimizin hakkıdır.

Yine unutulmasın, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurtarıcısı ve kurucusu eşsiz önderimiz Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK‘ün sözleri ve buyruğu herkese rehber olmalıdır :

    • Devlet olma savındaki siyasal kuruluşların EN BİRİNCİ görevi halkın sağlığıdır!

Öğretim üyeliğinde 31 yılı tamamlamış olmanın gururu ve süren – artan sorumluluğu ile..

Sevgi ve saygı ile. 07 Nisan 2019, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Halk Sağlığı Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

================================================
Söyleşinin başlığı aşağıdaki gibi :

  • Türkiye’de Aydın Hekim Olmak :
    Prof. Dr. Ahmet SALTIK ile Röportaj

Ocak 2019, sayı 4 Güler Gözüdeli ve Mehmet Dinçay Yar

Ayraç: Kendi sözlerinizle akademisyen nedir, aydın nedir tanımlayabilir misiniz? Akademisyen ne yaparsa aydın tutum (tavır) sergilemiş olur?

Ahmet Saltık: Bu sorunuzdan anladığım ölçüde her akademisyen aydın olamayabiliyor gibi bir çıkarımınız var. Bu varsayım üzerinden gidersek gerçekten de aydın olmak bambaşka bir şey. Gelişmekte olan ülkelerde ateşten gömlek!

Akademisyen o ülkenin yasal yapısına göre birtakım akademik unvanları alabilmek için bilimsel gereklilikleri yerine getiren, bildiri sunan, makale – tez yazan, sınavlar geçen kişidir.

Akademisyen unvanını kazanmak a fortiori (zorunlu) olarak aydın olmanızı sağlamaz. Aydın olmanın ilk koşulu, salt kendi beklentileriyle uğraşmayıp yaşadığı çağda, coğrafyada, giderek tüm dünyada insanlara karşı sorumluluk duymaktır. Bu sorumluluğun gereği olarak daha gönençli, mutlu, adaletli, barışçı… bir toplum düzeni kurmak için gözlemcilik eder ve çaba içinde olur aydın (filantropik insan aşaması).

İkinci koşul “aklını inançtan – bilimi dinsel takıntılardan özgürleştirmek“tir. Aydınlanma’nın evrensel tanımı budur. Bu, akademisyenin inançsız olması anlamına gelmez ancak laboratuvarın, kütüphanenin ve ders vereceği amfinin.. kapısında tüm inançlarını dışarıda bırakmalıdır. Bilimsel bilginin ve akıl yürütme sürecinin önüne hiçbir önkoşul koymamalıdır. Somut örnek vermek gerekirse Nobel Tıp ödüllü Prof. Aziz Sancar Hocamız

  • “Ben Evrime de Tanrı’ya da inanıyorum. Evrim bilimsel bir gerçektir.” sözlerini etmişti.

Ama günümüzde Türkiye ve Dünya’da giderek tırmandırılan post-modern öğretiler; toplumsal yaşamı dünyevi – laik olmaktan çıkarıp dincileştirme çıkmazına sokuyor. Bu da doğru değil, örneğin Türkiye’de çok farklı inanç kesimleri ve heterojenlik varken, şu veya bu toplum kesiminin seçimlerini bir başka kesime dayatmak akılcı, adaletli ve olanaklı değil. Dolayısıyla aydın, günümüzde laik – seküler bir yaşamdan yana olmak zorundadır; kendi inançlarını iç dünyasında elbette ki saygınlıkla, dinginlikle yaşayabilir. Buna engel olunmaması da seküler düzenin gereğidir.

Özetlemek gerekirse aydının etnisite, inanç temelli çatışmaları kökten çözecek biçimde seküler (laik) tutum alması beklenir. İnsanlar hem akademinin getirdiği bilgi ve beceriye sahip olur hem de aydın tutum alırsa, uygarlığın daha az sancı ile gelişimine çok büyük katkı sunarlar kanısındayım.

Ayraç: Tıpta Halk Sağlığı Uzmanlığınızın üzerine 2016’da SBF – Mülkiye’de Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi bölümünden de diploma aldınız. Türkiye’deki tek Tıbbiyeli ve Mülkiyeli’siniz. Bu iki okulu da seçmenizin nedenini öğrenmek istiyoruz.

Ahmet Saltık: Annem ev kadını, babam küçük bir memurdu. Bu nedenle beni entellektüel olarak geliştirici bir ortamda büyüdüm diyemem ancak zor yaşam koşullarının bende uyandırdığı sorumluluk bilinci, bir şeyler yapmam gerektiğini düşündürdü. Van Atatürk Lisesini hiçbir dersane, laboratuvar, deney.. görmeden bitirip 1971’de Hacettepe Tıp’ı kazandım. 2 yıl okuduktan sonra ailem İstanbul’da olduğu ve Ankara’da maddi olarak sıkıntı çektiğim için İstanbul Tıp Fakültesi’ne geçtim ve okuduğum yıllar harçlığımı çıkarmak için çalıştım. Türk Tıp Derneği üyelerinden ödentileri topluyordum ve % 20’sini bana veriyorlardı. 4. sınıfta İstanbul Hukuk Fakültesi’nden Prof. Edip Çelik Hoca Atatürk İlkeleri ve Devrim Tarihi dersimize girdi. Edip Hoca çok karizmatikti, beni çok etkiledi, hukuka ilgimi uyandırdı. Aynı zamanda hukuk da okumak istedim ama tıp fakültesini bırakamazdım. Sınava girerek hukuk fakültesine de kayıt yaptırdım Tıbbın son 2, hukukun ilk 2 yılını orada tamamlamış oldum. Ancak sonraki yıllarda hukuku bitirmek olanaklı olmadı.

Anadolu’da bir yıl çalıştıktan sonra Hacettepe’ye dönüp Toplum Hekimliği dalında uzmanlık eğitimine başladım. Bu kararımda, 1. sınıfta Sosyal Tıp derslerimize giren Prof. Nusret Fişek’in 1971-72’de bende bıraktığı derin etki vardır. Uzmanlık eğitimim sürerken Türkiye’nin örgütlenme ve politik yapısına, kamu yönetimine ilgim büyüdü; bu nedenle Siyasal Bilgilerin Hukuk okumaya göre daha uygun olacağını düşündüm. Ankara SBF’yi kazandım ancak uzmanlık eğitimi bitince Ankara dışına gitmem gerektiğinden bu Okulu bitiremedim. 2011’de Af Yasasıyla Mülkiye’ye kaydımı yeniledim. Ak saçlarımla, çocuğum yaşındaki gençlerin ara-sında çok sınırlı sayıda derse katılarak 4 yıllık lisans eğitimimi tamamladım. Bu eğitimin beni çok olgunlaştırdığını ve tamamladığını düşünüyorum. Son olarak da Sağlık Hukuku alanında master (yüksek lisans) yaptım (2018).

Ayraç: 2 fakülte bitirdiniz ve her dakikanızda okuyorsunuz. Bizim kuşağımızın “Tıp okuyorum başka bir şeye zaman bulamıyorum” içerikli kendini sınırlandıran bir kaygısı var. Bu konu hakkında biz genç meslektaşlarınıza bir öneride bulunmak ister misiniz?

Ahmet Saltık: Tavsiye etmek hakkım yok belki ancak deneyimlerimi paylaşıp yüksek sesle düşüncelerimi söyleyebilirim. Bu noktada aklıma zaman yönetimi geliyor ki günümüzde Bilgi’nin elektronik ortamda olması sayesinde zaman yönetimi çok daha kolay. Örneğin yü-rürken, dolmuşta.. cep telefonumdan okuma olanağı bulabiliyorum önceki yıllarda yürürken kitap –  gazete – dergi okurdum. Bir tıp öğrencisinin bu fakülteye girmesi, yüksek zeka düzeyini kanıtlar dolayısıyla tıp eğitimi yanında güzel sanatlara, başkaca ilgilere zaman ayırması olanaklıdır. Ne olur; biraz daha az uyur ve zamanınızı daha iyi yönetirsiniz.

Ayraç: Sağlık Hukuku yüksek lisansınızdan söz etmiştiniz hocam, bu çabanızı anlatır mısınız?

Ahmet Saltık: Anayasa Mahkemesi, Kasım 2015’te “Ben çocuklarıma aşı yaptırmak istemiyorum” içerikli 2 bireysel başvuruyu “Evet, yaptırmayabilirsiniz” yönünde onaylayan kararlar aldı ne yazık ki. Ben Toplum Hekimiyim, temel görevim daha sağlıklı bir topluma erişmeyi sağlamak; ancak aşı yapılmayan toplumda bu olası değildir. Bu sorunu incelemek istedim ve Sağlık Hukuku master programına kayıt oldum, bir tez yazdım:

  • Anayasa Mahkemesi’nin Zorunlu Aşı Uygulamasının Yasal Düzenleme Bulunmaması Gerekçesiyle Hak İhlali Olduğuna İlişkin Bireysel Başvurular Üzerine Verdiği Kararların Değerlendirilmesi” tıp ve hukuk alanlarının ara kesitinde oldu.

    Eğer SBF eğitimim olmasaydı bu konunun sağlık hukuku boyutunu irdelemekte zorluk çekebilirdim. Umarım Sağlık Bakanlığı daha çok gecikmeden yasal düzenleme yaparak çocukluk aşılarını zorunlu kılar ve hem etik hem de bilimsel açıdan savunulması olanaksız
    bu karar düzeltilir.

Ayrıca İstanbul Hukuk kaydımı da 2018 af yasasıyla yeniledim ve şu anda Ankara Hukuk Fakültesinde öğrenciyim, çok sınırlı sayıda da olsa lisans eğitimi derslerine gidiyorum. Emekliliğime az kaldı, umarım daha az yoğun bir yüküm söz konusu olunca sağlık hakkını hem tıbbi hem de hukuksal bağlamda yazmak, kitap, makale.. üretmek, savunmak isterim. Bundan sonraki yıllar için de tasarımım böyle.

Ayraç: Türkiye’de hekim olmanın özellikle aydın bir hekim olmanın sorumluluğu ve karşılaşılan zorluklar nedir?

Ahmet Saltık: Zor bir konum ve rol bu. Daha dün TTB Merkez Konseyi üyesi meslektaşları-mız Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandı. Yargılamanın gerekçesi “Savaş Bir Halk Sağlığı Sorunudur” tümcesi oldu. Ben dün web sitemde de yazdım, bu sözü yineliyorum.. dedim. Savaş bir Halk Sağlığı sorunudur; çünkü bu net bir bilimsel gerçektir. Türkiye’de bir biçimde kimi hukuk insanlarının bunu suç olarak görmeye çalışmaları hatta mahkemelerden suç işlendiği yönünde karar çıkması, hatta bu kararların üst yargı organlarında onaylanmış olması bile yalın bilimsel gerçekliği değiştirmez. Bu suç değildir bilimsel gerçekliktir. Bunu söylemek bir aydın tutumudur ve yükümüdür, altında başka şey aramak bilimsel akılcılıkla örtüşmüyor. Meslektaşlarımızın aklanacağını düşünüyorum. En son AİHM’ye gittiğinde kesin olarak – daha önce verilmiş benzer kararlar var– döneceğini düşünüyorum.

Ben hekimim, öncelikli görevim insanı –sağlıklı– yaşatmak!

Kadim Hipokrat’tan beri Hekimler buna yemin eder. Savaşlar insan sağlığını, gönencini en çok olumsuz etkileyen olgudur. Gencecik insanlar ölüyor, engelli kalıyor. Çok tipik örnek bizim Kurtuluş Savaşımız, ne denli çok yitik verdik; ancak Kurtuluş Savaşımız bütünüyle meşru bir savaştı. Çünkü Batı emperyalizmi tarafından işgal edilmişlik ve parçalanmışlığa başkaldırmamamız düşünülemezdi. Bunu yaptık, kanımızla canımızla milyonlarca yitik (şehit) vererek özgürlüğümüzü ve bağımsızlığımızı kazandık. Bunun tersini düşünmek bile istemiyorum, dolayısıyla Büyük Atatürk’ün sözüyle bağlarsam;

  • Savaş bir milletin yaşamı tehlikeye girmedikçe cinayettir.”

buyurmuştu. Ben de aynı şeyi yineliyorum. Savaş, insanımızın yaşamı tehlikeye girmedikçe cinayettir. Dolayısıyla Türk insanının yaşamının tehlikeye girdiğini, Türkiye’yi savaşa sokmak isteyenler veya bu söylemi suç olarak öne sürenlerin tezlerini kanıtlaması gerekir. Neden Türkiye insanının yaşamı tehlikeye girmiştir, kamuoyunda yaygın bir ortak kanı oluşmalıdır. Bu kanı oluşmadığı ve paylaşılmadığı takdirde elbette itiraz edenler de olacaktır ki demokratik bir rejimde bunu da hoşgörüyle karşılamak zorunludur.

Aydın tutumuna başka bir örnek daha vermek isterim. 80’li yıllarda Hacettepe’de Nusret Fişek Hocamız, Türkiye’de modern Halk Sağlığını kuran, beni de bu alana yönlendiren bilge insan, 80’li yıllarda idam sırasında hekimlerin bulunmaması gerektiğini savunmuştu. Yasalarımız idam edilecek kişinin hekimce muayene edilmesini ve “İdama elverişlidir, idamına tıbbi bir engel yoktur.” (!) içerikli  rapor verilmesini öngörüyordu! Arkasından idam edilen kişinin muayenesini yapması ve “Öldü.” raporu düzenlemesi isteniyordu! Bu uygulama, bizim bir numaralı meslek ilkemiz olan “İnsanı yaşatmak” buyruğuna aykırı düştüğü için, Nusret hoca da bir aydın tutumu sergileyerek hekimlerin bu görevlere katılmaması gerektiğini bildirmişti. Bu sırada Nusret Hoca TTB (Türk Tabipleri Birliği) başkanı idi. O dönemde ne yazık ki yargılandılar ve aklandılar. Günümüzde hiçbir hekim arkadaşımızın böyle bir “görevi” (!) yok; çünkü bunlar aydın tutumuyla savaşımlarla kazanılmıştır. Son olarak bu bağlamda aydın hekimin her durumda yaşam hakkını savunması gerektiğini düşünüyorum.

  • Sağlık hizmetlerinin piyasaya konu hizmetler değil, devletin yükümlülüğü altında herkese doğuştan kazanılmış bir hak olarak sunulması gerektiğini savunur aydın hekim.

O halde Türkiye’de aydın sorumluluğu, sağlık hizmetlerinin piyasalaştırılmasına açık, net, köktenci bir tutum almayı gerektirir. Benim tıpta Toplum Hekimliği uzmanlık alanını seçişim de bundandır. Yapıp ettiklerimiz, yalnız varsıl kişilerin değil, tüm toplumun sağlık haklarını savunmayı gerektirir. Ve dahası, bu hizmetin insanlar hastalanmadan önce yapılması ilkesine dayanır.

21. yy’da aydın hekim, hasta – hekim ilişkisini ticarileştirmeyen, giderek en sağlıklı topluma erişmenin kolektif çabası içinde olan hekimdir diye düşünüyorum.

Ayraç: Son olarak öğrencilik yaşamınızı merak ediyoruz hocam, biraz anlatabilir misiniz?

Ahmet Saltık: Hacettepe Tıp 1. sınıfta, Tuzluçayır’da ailemle bir gecekonduda kalıyorduk.
2. yıl ailem İstanbul’a gitti ben yurtta kalmak zorundaydım. Babam beni polis yurduna yerleştirdi. Burası polis çocuklarının ve polis akademisinde okuyan öğrencilerin kaldığı bir yerdi. Bir apartman dairesi salonunda 8 ranzada 16 kişi kalıyorduk ve sigara da içiliyordu o zaman. Küçük bir çalışma salonumuz vardı oraya taşınırdım hep. Bu koşullarda Hacettepe 2. sınıfta, ağır derslerime çalışma ortamı bulamadım.

Dönemin başbakanı Ferit Melen Van milletvekili ve Başbakandı. Ben de Van Lisesini birincilikle bitirmiştim. Bir tıp öğrencisi olarak gittim, kapısını çaldım. Beni kabul etti ve yurt koşullarımın iyi olmadığını, özel yurtlara paramın yetmediğini, Vehbi Koç Öğrenci Yurdunu istediğimi aktardım. 2. yarıyılda Vehbi Koç Yurdunda kalmama karşın, maddi olarak zorlandığım için, yatay geçişle ailemin yanına, İstanbul’a gitmek zorunda kaldım.

Üniversitede okurken çalıştım. Genel cerrahi hocamız Prof. Ünal Değerli’ye gitmiştim “Hocam geçim sıkıntım var, ne yapabilirim?” diye. Kendisi Türk Tıp Derneği’nin başkanıydı, bana derneğin ödentilerini toplama görevi (işi) verdi. Hiç unutmuyorum, yıllık ödenti 150 TL idi, bunun 30 lirasını bana veriyorlardı. Zaman zaman tüm gün derse gidemediğim oluyordu sabah çıkıyordum, tüm İstanbul’da derneğe üye hekimlerin yanlarına gidiyordum. Böylelikle tıp eğitimimi tamamladım.

Bir de tıp eğitimi hakkında öğrencilerime sürekli önerim; klasik kaynak kitapları izlemeleridir. Ders notları ile asla yetinmeyip İngilizce textbook okumalarıdır. Derslere de olanak  ölçüsünde girmelerini öneririm; çünkü ben çalışmaktan dolayı derslere istediğim oranda giremedim tıp eğitimimin son yıllarında. 40 yıl sonra, katıldığım derslerden belleğimde yer edinen çokça şey varken, katılamadıklarımda yeterince iz yok. Kalıcı öğrenme sağlamak bakımından derse devam, hocayla etkileşim ve meslektaşlarla tartışmanın çok verimli ve gerekli olduğu kanısındayım.

Van Lisesinin son sınıfında biz 3 arkadaştık ve ağır koşulları görmüştük. Olağanüstü çalışmaz-sak hiçbir çıkışımızın olmadığını kavramıştık. Üçümüz de tıbbiyeye girdik. Vahit Özmen bugün İstanbul Tıpta genel cerrahi hocasıdır. Ahmet Arvas Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde sosyal pediatri hocasıdır. Dolayısıyla azmedilirse birçok şeyin başarılabileceği inancını taşıyorum.

Son tümcem şöyle olsun: Bu söyleşiyi siz istediniz; ben, kendimden söz etmekten utanan bir terbiye aldım. Anlattıklarımın yalnızca bir insanın deneyimleri, zor koşulları, neler başarabileceği olarak görülmesini dilerim.

İşte SOSYAL DEVLET, böylesi derin eşitsizlikleri kaldırmak içindir. Türkiye’de ve dünyada bunun için çaba göstermeliyiz.

  • Adil, eşitlikçi, barışçı, seküler (laik), insan onuruna dayanan, bilimsel, demokratik – hukuk temelli, sömürüsüz ama dayanışmacı bir toplum, devlet ve giderek dünya..

Bu söyleşi için AYRAÇ’a ve size çok çok teşekkür ederim.
***

 

 

 

 

 

Kılıçdaroğlu’ndan Türk Tabipleri Birliği’ne destek : Savaş bir sağlık sorunudur

Kılıçdaroğlu’ndan Türk Tabipleri Birliği’ne destek:

* Savaş bir sağlık sorunudur

(AS: Bizim kapsamlı katkıız yazının altındadır..)

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ‘Savaş Bir Halk Sağlığı Sorunudur‘ başlıklı açıklama nedeniyle haklarında dava açılan Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi üyelerini ziyaret etti. Bunun için doktorların yargılanmasının kabul edilemeyeceğini belirten Kılıçdaroğlu, “‘Savaş bir halk sağlığı sorunudur‘ dedi diye bir doktorun yargılanması hangi demokraside olabilir?” dedi. (cumhuriyet.com.tr, 26 Aralık 2018)

[Haber görseli]CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, 24 Ocak 2018 tarihinde yapılan ‘Savaş Bir Halk Sağlığı Sorunudur‘ başlıklı açıklama nedeniyle haklarında dava açılan TTB Merkez Konseyi üyelerini, yarın Ankara 32’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlayacak dava öncesi ziyaret etti. TTB Genel Merkezi’nde gerçekleşen ziyarette Kılıçdaroğlu’na Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba ve İstanbul Milletvekili Ali Şeker de eşlik etti. Ziyarette konuşan Kılıçdaroğlu, meslek ve sivil toplum kuruluşlarının demokrasilerde önemli yeri olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu:

“Sivil toplum kuruluşları ve meslek kuruluşları sadece kendi alanları ile ilgili değil, kendi alanlarını dolaylı olarak ilgilendiren diğer alanlarda da açıklama yapma hakkına sahiptirler. Tıp ve insan sağlığı gibi hemen hemen hayatın her alanıyla bağlantı kurulabilecek bir alanda görüş beyan etmeleri kadar doğal hiçbir şey yoktur. Çevreden tutun yaralanan insanın acil servise gelmesine kadar bütün bu süreç içinde hekimler görüş bildireceklerdir. ‘Savaş bir halk sağlığı sorunudur‘ dedi diye bir doktorun yargılanması hangi demokraside olabilir? Hekimin görevi zaten insanın hayatını kurtarmaktır. Bunun için yemin ediyor. Bunun için hekim, önüne gelen kişiye kimliğini ve inancını sormuyor. Ona sorduğu soru sağlıkla ilgili ‘derdin ve şikayetin nedir?’ şeklindedir.”

‘BU ÇİFTE STANDARTIN GEREKÇESİ NEDİR?’

Savaşın bir sağlık sorunu olduğunu da vurgulayan Kılıçdaroğlu,

Yemen’e bakın. Tam 5 milyon çocuk savaşın ortasında. İnsanlar birbirini kesip öldürüyor, emperyal güçler onlara silah veriyor, ölen de öldüren de Müslüman. Suriye’ye, Irak’a bakın. Bir doktorun, bir hekimin, bir hekim birliğinin bütün bu duyarlılıkları dikkate alarak görüş beyan etmesi kadar doğal başka ne olabilir? ‘Siz neden görüş beyan ettiniz?’ diye arkadaşlarımız yargılanıyor. Bu bir akıl tutulmasıdır. Sivil toplum örgütleri sadece kendi alanlarıyla ilgili değil, Türkiye’nin demokrasi ile görüşlerini de beyan ederler. Karşılaştıkları sorunları aşmak için de düşüncelerini aktarırlar. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin artması konusunda neden bir önlem alınmıyor? ‘Açıklama yaptı’ diye mahkemeye veriliyorlar; ama ‘doktorlara şiddet uygulandı’ diye yasal bir önlem alınmıyor. Bu çifte standardın gerekçesi nedir?”

diye konuştu.

‘YARGILAMA SÜRECİ DEMOKRASİYE AYKIRI’

“Biz, bizi eleştirsin veya eleştirmesin kendi görünüşünü kamuoyuyla paylaşan tüm sivil toplum kuruluşlarına her zaman saygı duyduk ve saygı duymaya devam ediyoruz” diyen Kılıçdaroğlu şöyle devam etti:

”Dolayısıyla TTB’nin ‘savaş bir sağlık sorunudur‘ şeklinde bir görüş beyan etmesini son derece doğal buluyoruz, yargılanma sürecini ise demokrasiye aykırı bir tutum olarak görüyoruz. Ne diye yargılama yapıyorsunuz? Savaşı kim savunuyor? İnsanların öldürülmesini kim savunuyor? Bu ülkenin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatı savaş meydanlarında geçti; ama o ‘zorunlu olmadıkça savaş bir cinayettir‘ diyor. Siz 21’inci yüzyılda ‘savaş bir halk sağlığı sorunudur’ dedi diye doktorları yargılıyorsunuz. Bu kabul edilecek bir olay değildir. Arkadaşlarımız dava sürecini takip edip TTB’nin yanında olacaklar. Dolayısıyla biz davanın bir an önce sonuçlanmasını ve Türkiye’nin bu hukuk garabetinden bir an önce çıkmasını arzu ediyoruz.”
=================================

Dostlar,

Sayın Kılıçdaroğlu’nun söylemlerine ve üyesi olduğumuz yasal meslek örgütümüzün açıklamasına katılmamak olanak dışı..

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK,

  • “Milleti hayatı tehlikeye düşmedikçe savaş bir cinayettir.”  demişti.

Biz hekimiz… en temel mesleksel (profesyonel) değerimiz “insanı yaşatmak” tır, “insan yaşamı” dır. Buna yemin ederiz tıp / hekimlik diplomamızı almadan önce..

Bu kadim etik ilke savaşta bile geçerlidir ve insanlığa Hipokrat‘tan armağandır. Savaşlarda düşmanın yaralısına bile sağlık hizmeti veririz hiç ayırmadan..

Biz hekimler sağlık hizmeti verdiğimiz insanların düşüncelerine, inançlarına, giysilerine, dinine, diline, etnik kökenine, cinsel tercihlerine…. kör ve sağırızdır.

Bakmaz, görmez, duymaz ve ilgilenmeyiz!

O yüzden Cenevre Savaş Hukuku Sözleşmeleri gereği çatışmalarda tutsak alın(a)mayız…
Çalıştığımız sağlık birimleri, hastaneler.. bombalanmaz, işgal edilmez..
Doktorların ve sağlık birimlerinin savaşta dokunulmazlığı vardır..
****
AKP, tek başına iktidarının 17. yılına girdi..
İktidar yozlaştırır, mutlak iktidar kesin olarak yozlaştırır..
Yaşanan süreç bu mudur?
31 Mart 2019 yerel seçimleri yaklaşırken, beklediği başarıyı sağlayamayacağı kaygısı, AKP’yi sağduyudan bunca uzaklaştırmamalıdır! Bir yerel seçim uğruna ülke ve insanlarımız bunca gerilmemelidir. Yaratılan yıkım (tahribat) büyüktür ve onarımı son derece zor olduğu gibi; iktidara beklediği yararı da asla getirmeyecek, tersine zarar verecektir, vermektedir.

AKP topluma baskıyı artırdıkça oyları düşmektedir, o halde kısır döngüye girmek niyedir ki??

Türkiye parti devletine dönüşmemeli, despot bir tek adam yönetimine sürüklenmemelidir.
Kamuoyundan bunca direnme geliyorsa, bu, AKP için uyarıcı olmalıdır, tepki ise yersizdir,

Erdoğan, içte ve dışta hemen hemen herkesle kavgalıdır.

Bu durum normal değildir. Dolayısıyla ülke iyi yönetil(e)memektedir.

  • Erdoğan, bilinçaltı korkularının, kaygılarının… tutsağı olmamalıdır.

Başlatılan bu tür soruşturmalar, davalar derhal geri alınmalı, çok tehlikeli düzeylere tırmandırılan gerilim – kutuplaştırma mutlaka durdurulmalıdır. 

Bu yapılmazsa neler olabileceği tarih kitaplarında sayısız örneklerle doludur.

Erdoğan’ın “Ben halkın gücünden daha büyük bir güç tanımadım bugüne kadar” sözleri Ankara’da posterlerde dev puntolarla yazılı..

Eeee?? Halk, hukukunu korumak için meşru nefs-i müdafaaya itilmemeli..
Tarih boyunca bu tür yersiz kavgaları hep ama heeeeeeeeep halklar kazanmıştır.

Sevgi, saygı ve kaygı ile. 26 Aralık 2018, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Halk Sağlığı Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com