CUMHURİYET BAYRAMI

CUMHURİYET BAYRAMI

Mustafa AYDINLI
Eğitimci – Yazar

Bu gün, Mustafa Kemal Atatürk’ün “En büyük eserim” dediği Türkiye Cumhuriyeti‘nin 96. yılını, AKP iktidarınca son 17 yıldır içine sürüklendiğimiz tüm olumsuzluklara karşın coşkuyla kutluyoruz.

Adı geçen siyasal partinin ve iktidarının konjonktürel olduğunu, bir başka anlatımla, Türkiye Cumhuriyeti’nin sonsuza dek sürecek onurlu tarihinde küçücük bir ayraç (parantez) olduğunu çok iyi biliyoruz..

Nitekim, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ümüz de çok net ve kesin olarak vurgulamış, tarihe bilinçle not düşmüştü :

  • “Benim naçiz (ölümlü) bedenim elbet bir gün toprak olacak ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır (sonsuza dek yaşayacaktır.

Kurtuluş Savaşımızın utkuyla (zaferle) sonuçlanması ve Lozan Antlaşmasıyla uluslararası hukuk katında resmen tanınmamız, bağımsızlığımızın kabulüyle, yeni Türk devletinin yönetim biçimine karar vermek gerekiyordu. 29 Ekim 1923 günü, Teşkilat-ı Esasiye Kanununda (Anayasada) yapılan değişiklik ile Cumhuriyet ilan edildi.

Cumhuriyet rejimi emperyalizme karşı yurt içinde ve dışında yıllarca süren savaşlar ve çok çetin uğraşlar sonucunda kuruldu. Yurt içinde saltanat yandaşları emperyalistlerle iç içe geçmişlerdi.  Emperyalist devletleri cephede yenmiştik, ancak kapıdan kovsak bacadan girmeye çabalıyorlardı. Din adamı kılıklı ajanlarını, Anadolu’nun en uç noktalarına dek sızdırmışlardı. Cumhuriyetin ilk yıllarında planlı biçimde dış güçlerin kışkırtmasıyla çıkarılan pek çok iç isyanın bastırılması, 1911’den beri 12-13 yıldır pek çok cephede ağır sıcak çatışmalardan son derece yorgun ve olanakları tükenmiş çıkan yeni Türk Devleti için kolay olmadı. Emperyalizmin yerli işbirlikçileri ve hilafet – saltanat yandaşları, satın aldıkları sözde din adamlarına, Cumhuriyet’in ölümsüz kurucusu Mustafa Kemal Paşa hakkında “Görüldüğü yerde katli vaciptir diyerek ölüm fermanı – fetvası yayımlatıyorlardı.

Günümüzde de Cumhuriyet Bayramlarında, 30 Ağustoslarda, 19 Mayıslarda, Çanakkale zaferinin yıldönümünde, kurucusu olduğu Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından, Cumhuriyetimizin yaratıcısının adının anılmıyor olması, es geçilecek bir durum değildir. Aksine “Keşke Yunan galip gelseydi” diyebilen Cumhuriyet düşmanlarının, üstelik bir 10 kasım gününde (2018) hediyelerle ziyaret edilmesi ise açıkça Cumhuriyet’e meydan okumadır.. Devletin – milletin birliğinden Anayasal olarak sorumlu AKP’li Cumhurbaşkanı, bu kabul edilemeyecek gelişmeler karşısında suskundur nedense! Erdoğan, Anayasal sorumluluğunu yerine getirmemektedir. Dahası, bu anlamlı sessizlik yüzündendir söz konusu pervasızlıklar. Daha açık söyleyelim :

  • Cumhuriyetin anayasal kurumları, Cumhuriyetin kurucusunu görmezden gelmeyi kararlılıkla sürdürebiliyorlarsa, KARŞIDEVRİM FİİLEN YÜRÜRLÜKTEDİR!

Onun için Türkiye’de Cumhuriyet demek, Türk Milletinin bağrına oturmuş olan emperyalizmle Saltanat’a karşı kurduğu bir savunma kalesi demektir. Bu sebepten Türkiye’nin devrimci Anayasasında, her madde üçte iki çoğunlukla değiştirilebilirdi. Ama hiçbir çoğunlukla, hiçbir zaman ve hiçbir kimsenin değiştiremeyeceği tek madde, Türkiye Devletinin bir Cumhuriyet olduğu maddesidir.demekte Dr. Hikmet KIVILCIMLI.

Cumhuriyet, Prof. Türkkaya Ataöv’ün deyimi ile “Ümmet değil Cumhuriyet, kulluk değil bilgelik!” tir. (http://ahmetsaltik.net/2019/08/14/ummet-degil-cumhuriyet-kulluk-degil-bilgelik/)

Mustafa Kemal Atatürk, gençlere şöyle sesleniyor ve en büyük yapıtı Cumhuriyeti, Türk gençliğine emanet ediyordu.

  • “Ey yükselen yeni nesil! Gelecek sizsiniz.
    Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.” 

Cumhuriyet ulusumuza, çağdaş uygarlığın, demokratik ve laik bir hukuk devleti olmanın tüm kapılarını açmıştır. Cumhuriyetin kazanımlarının değerini bilir ve onu koruyup geliştirerek gelecek kuşaklara aktarabilirsek; 21. yy. ve sonrasında dünya uluslar ailesinin, uluslararası toplumun saygın bir üyesi olacağımıza, yolumuzun ışık ve aydınlık olacağına kuşku yoktur.

Türkiye Cumhuriyeti; yeniden varoluşun, küllerinden dirilişin ve tam bağımsızlığımızın kurumsal yapılanması ve güvencesidir. Kuşaktan kuşağa şan ve onurla aktarmak, sonsuza dek yaşatmak, Anadolu halkının / ahalisinin = Türk Milletinin tek sözcükle “beka” sorunudur.

“Bizi karanlıklardan, esaretten ve zilletten kurtararak, Kutlu Vatanımızı ve Kutlu Cumhuriyetimizi armağan eden Büyük Atatürk‘ümüzün aziz hatırası  ve maneviyatı önünde en derin sevgilerimle, en derin saygılarımla ve sonsuz sonsuz minnet hislerimle eğiliyorum..” diyor bir Cumhuriyet kadını yazar, Güzide Filiz Tuzcu (http://ahmetsaltik.net/2017/10/29/45097/)

Biz de aynı duygularla tüm halkımızın Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun diyoruz ve

  • AKP iktidarını                                        ;
  • Cumhuriyetin temel değerlerine saldırmaktan vazgeçmeye,
    Karşıdevrimi durdurmaya çağırıyoruz.
  • Bu gidiş ülkemiz için “hayırlı” değildir. Kalkışanlar için hiç ama hiç “hayırlı” olmayacaktır. Türkiye Cumhuriyeti, önüne çıkan – çıkarılan her türlü irticayı ezip geçerek sonsuzluğa yolculuğunu kararlılık ve onurla – şanla, bilimsel akılcılıkla sürdürecektir.
  • Bu tarihsel gerçeklik böylece kavranmalı ve herkes ama her- kes haddini bilmelidir.

 

 

Yılmaz ÖZDİL : Yüzbaşı Binbaşı

Yüzbaşı Binbaşı

Yılmaz Özdil

Yılmaz Özdil

Yüzbaşı Yılmaz Tankül, Erzincan’daki mayınlı saldırıda ağır yaralandı, yoğun bakıma alındı.
*
Deniz Feneri davası başladı. Teğmen Mehmet Ali Çelebi tutuklandı. Tuncay Özkan tutuklandı. Bedrettin Dalan yurtdışına kaçtı. Atatürk’ü sarhoş ve dinsiz gösteren “Mustafa” belgeseli vizyona girdi. CIA ajanı Graham Fuller’in “Yeni Türkiye” isimli kitabı piyasaya çıktı. Tayyip Erdoğan, savcı Zekeriya Öz’e makam mercedesini verdi. Kemal Unakıtan ameliyata gitti, eşi Ahsen hanım “rabbime sordum, içime Cleveland doğdu” dedi. Cem Garipoğlu, Münevver’in kafasını kesti. TRT Şeş yayına başladı. Mustafa Balbay tutuklandı. Tayyip Erdoğan, Davos’ta “van münüts” dedi. Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopteri düştü. Profesör Mehmet Haberal, Profesör Fatih Hilmioğlu tutuklandı. Profesör Türkan Saylan’ın evi basıldı. Tayyip Erdoğan “Kürt açılımı başlatıyoruz” dedi. Behlül, yengesi Bihter’i öptü, Aşk-ı Memnu izlenme rekoru kırdı. Mardin’de “törerizm” patladı, 44 kişi öldü. Yağmur yağdı, dere taştı, İstanbul’da 21 kişi boğularak can verdi. Taraf gazetesi “Genelkurmay’ın AKP ve Fethullah Gülen’i bitirme planı hazırladığını” yazdı. Tayyip Erdoğan “rejimin güvencesi polistir” dedi. Bursa’da grizu patladı, 19 işçi rahmetli oldu. Kandil’den üniformalarıyla Habur’a gelen 34 PKK’lı törenle karşılandı. DTP kapatıldı, BDP açıldı. Osman Baydemir “hükümete, devlete mesajımız var, hastirin” dedi. İsrail, büyükelçimizi tabureye oturttu. Mehmet Ali Ağca serbest bırakıldı. Yarbay Ali Tatar canına kıydı. “Bülent Arınç’a suikast” manşetleri atıldı. Kozmik oda’ya girildi. Taraf gazetesi “Fatih Camii bombalanacaktı” manşetini attı. Mehmet Baransu, savcıya bavul’u getirdi. Kurmay albay Berk Erden canına kıydı. Erzincan başsavcısı İlhan Cihaner tutuklandı. Tayyip Erdoğan, şarkıcı, artist, futbolcu ve roman açılımı yaptı, Kürt açılımına destek istedi. Elazığ’da alt tarafı 6 şiddetinde deprem oldu, 51 insanımızı kaybettik. TSK’ya balyoz indi, İbrahim Fırtına, Özden Örnek, Çetin Doğan, Engin Alan, 70 subay tutuklandı. Hakan Fidan MİT müsteşarı yapıldı. Manevi suikast işlendi, Deniz Baykal kasedi çıktı. Kılıçdaroğlu genel başkan oldu, Yeni CHP oldu. Zonguldak’ta grizu patladı, 30 can gitti, çalışma bakanı “güzel öldüler” dedi. İsrail, Mavi Marmara’yı bastı, 10 vatandaşımızı öldürdü. Tayyip Erdoğan Irak sınırına gitti, hedef olmamak için kum çuvallarının arkasında çömeldi. İnek ithal edildi. “Haliç’te Yaşayan Simonlar” piyasaya çıktı. PKK ateşkes ilan etti, Tayyip Erdoğan “terör örgütüyle masaya oturduğumuzu iddia edenler şerefsizdir” dedi. “Yetmez ama evet” referandumu yapıldı. Kılıçdaroğlu’nun oy kullanamadığı ortaya çıktı. Hanefi Avcı tutuklandı. Üniversitede türban yasağı kaldırıldı. Wikileaks patladı, Tayyip Erdoğan’ın İsviçre’de 8 banka hesabı olduğu yazıldı, “İsviçre’de tek Allah kuruşum yok” dedi. İstanbul’da askeri fuhuş ve casusluk operasyonu yapıldı, subaylar casus ilan edildi. Hapisteki Hizbullahçılar bırakıldı. Tayyip Erdoğan, İnsanlık Anıtı’na “ucube” dedi, yıktırdı. Tunus’ta ayaklanma çıktı, 23 senedir yöneten Zeynel Abidin kaçtı. Mısır patladı, Mübarek’i kafese tıktılar. Mısır’da ordu yönetime el koyarken, Türkiye’de orduya el koydular, 163 subay tutuklandı. Libya’da iç savaş çıktı, 25 bin vatandaşımız mahsur kaldı, canlarını zor kurtardılar, Kaddafi linç edildi. Soner Yalçın, Nedim Şener, Ahmet Şık, Profesör Yalçın Küçük, Kaşif Kozinoğlu tutuklandı. Japonya’da deprem ve tsunami oldu, 16 bin kişi öldü, nükleer santral patladı, Tayyip Erdoğan “riskten korkuyorsanız, evinize aygaz tüpü de koymamanız gerekir” dedi. İbrahim Tatlıses vuruldu. Bedri Baykam’ı görüşleri nedeniyle bıçakladılar. Üniversite sınavına şifre yerleştirildi. MHP’nin belaltı kasetleri çıktı. Aziz Yıldırım tutuklandı. Genelkurmay başkanı, kara, hava, deniz kuvvetleri komutanı istifa etti. Jandarma komutanı Necdet bey istifini bozmadı, genelkurmay başkanı yapıldı. MİT’ileaks patladı, Oslo görüşmeleri internete düştü. Van’da deprem oldu, 604 insanımız gitti, şehircilik bakanı Erdoğan Bayraktar “fay kırıldı, artık en güvenli yer Van’dır, deprem olan yerde bir daha deprem olmaz, örneği görülmemiştir” dedi, Van’da 17 gün sonra gene deprem oldu, gene insanlarımız öldü. Bedelli askerlik çıktı, temel eğitim bile kaldırıldı, ensen kalınsa canın sağolsun, garibansan vatan sağolsun’du. Kaşif Kozinoğlu şaibeli şekilde vefat etti. Uludere’de Pkk konvoyu diye kaçakçı konvoyu vuruldu, çoğu çocuk 34 vatandaşımız F16’lar tarafından öldürüldü. Tayyip Erdoğan “her kürtaj Uludere’dir” dedi. Türkiye Cumhuriyeti’nin 26’ncı genelkurmay başkanı, terör örgütü kurmak ve yönetmekten tutuklandı. 19 Mayıs törenleri yasaklandı. Deniz Feneri savcıları, sanık oldu. Chp’li İzmir belediye başkanına 400 sene hapis istendi. Akp’den Mhp’ye geçen Adana belediye başkanı tutuklandı. Hakan Fidan, savcı tarafından ifadeye çağırıldı. Yasa değiştirildi, Hakan Fidan kurtarıldı, savcı görevden alındı. Tayyip Erdoğan “kininin davacısı, dindar nesil yetiştireceğiz” dedi. Esad, Esed oluverdi. Nedim Şener, Ahmet Şık bir sene yatırıldı, bırakıldı. Madımak zamanaşımından düştü, Tayyip Erdoğan “hayırlı olsun” dedi. 28 Şubat defteri açıldı, Çevik Bir tutuklandı, Sincan’a tıkıldı. Mehmet Ağar, Susurluk’tan tutuklandı. 4 artı 4 yasası çıkarıldı, imam hatip ilkokula indirildi. Atatürk anıtlarına çelenk koymak yasaklandı. Suriye, fantomumuzu vurdu, şehit pilotlarımızı 1270 metre derinden Amerikalılar çıkardı. Aziz Yıldırım serbest bırakıldı. İzmir’de askeri fuhuş ve casusluk davası açıldı, dışarda kalan subaylar tutuklandı. Obama, Tayyip Erdoğan’a beyzbol sopası gösterdi, kızılcık sopasının İngilizcesiydi. Pkk yol kesti, Chp milletvekili Hüseyin Aygün’ü kaçırdı, bıraktı. Afyon’da cephanelik patladı, 25 şehit vardı, Akp’nin bakanı “Hindistan’da Pakistan’da böyle şeyler olur” dedi. Tunceli Ovacık savcısı lojman kapısında şehit edildi. Balyoz’da 325 subaya 20 sene, 16 sene yapıştırıldı. Barzani, Akp kongresine onur konuğu olarak katıldı, Türkiye seninle gurur duyuyor sloganları atıldı. Saman ithal edildi. Şemdin Sakık’ın gizli tanık olduğu ortaya çıktı, Pkk tanık, TSK sanıktı. Özal’ın 19 sene sonra mezarı açıldı, zehir arandı. Soner Yalçın bırakıldı, 682 gün yatırılmıştı. Apo’yla müzakereler başladı. Paris’te üç Pkk’lı kadın öldürüldü. ABD Ankara Büyükelçiliği’nde canlı bomba patladı. İmralı tutanakları Milliyet’te yayınlandı. Apo “Tayyip Erdoğan’ın başkanlığını destekleyip, Anayasa’yı değiştireceğini” söylüyordu. İlker Başbuğ, Doğu Perinçek, Profesör Mehmet Haberal, Tuncay Özkan, Profesör Fatih Hilmioğlu, 64 kişiye müebbet istendi, idam olsa, idam istenecekti. Apo, Nevruz’da ulusa sesleniş konuşması yaptı. Akp, akil insanlar heyeti kurdu. TC silindi. Reyhanlı havaya uçtu, 53 insanımız can verdi. Tayyip Erdoğan “milli içkimiz ayrandır” dedi. “İki ayyaş” dedi. Gezi direnişi patladı, çocuklarımızı polislere öldürttüler. Mısır’da darbe oldu, cumhurbaşkanı seçilen şeriatçı Mursi’yi kafese koydular.

Dört kadın AKP milletvekili Meclise türbanla geldi.

Dersaneler kapatıldı. Hakan Şükür, Akp’den istifa etti. 17/25 patladı. Ayakkabı kutusunda para, yatak odasında kasalar, bakan çocukları enselendi. Bilal, şüpheli sıfatıyla ifadeye çağırıldı. Savcılar görevden alındı, 80 bin polis sürüldü. Akp’nin en sevdiği savcı Zekeriya Öz, Akp’nin en sevmediği savcı oldu. Tayyip Erdoğan “paralel, haşhaşi” dedi. Fethullah Gülen beddua etti. Çevik Bir tahliye edildi. Zafer Çağlayan, Muammer Güler, Erdoğan Bayraktar istifa etti, Egemen Bağış istifa etmedi ama, bakanlıktan alındı. Erdoğan Bayraktar “ne yaptıysam, Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla yaptım, onun da istifa etmesi lazım” dedi. Yalçın Akdoğan “milli orduya kumpas” dedi. MİT tırları yakalandı. Kızılay, Türk ibaresini sildi. Devlet Nişanı’ndan Atatürk silüeti çıkarıldı.

  • AKP milletvekili
    “Allahu tealanın bütün vasıflarını üzerinde toplamış bir lider Tayyip Erdoğan” dedi.

Tayyip Erdoğan, Tüsiad başkanını vatan haini ilan etti, tarihte ilk kez Tüsiad başkanı istifa etti. Recepi ve Eminea sazanları keşfedildi. Türkiye’ye giren Suriyeli sayısı 2 milyonu aştı. 5 nolu harddisk gerçek diyen Tübitak, 5 nolu harddisk sahte dedi. Tape’ler yağdı. Paraların sıfırlandığı, milletin orasına koyulduğu anlaşıldı. Tayyip Erdoğan’ın dili sürçtü, “evlatlarıma helal lokma yedirmediğim halde, evlatlarıma haramdan bahsedecek kalitede değilsiniz” dedi. Fuat Avni fenomen oldu. 8 ay sonra kamera kayıtları yayınlandı, başörtülü bacıma saldırdılar iddiası, yalan çıktı. Özel yetkili mahkemeler lağvedildi. Özel okullarda Kürtçe eğitim serbest bırakıldı. Kürtçe seçim propagandası serbest bırakıldı. Akp milletvekili, 17/25’le “günah işleme özgürlüğüne darbe vurulduğunu” söyledi. Silivri kapıları açıldı, Ergenekon’dan yatan herkes çıktı. Berkin’i kaybettik. Tayyip Erdoğan, Berkin’in annesini yuhalattı. Twitter, Youtube kapatıldı. Türkçe olimpiyatı yasaklandı. Kılıçdaroğlu’na mecliste yumruk atıldı. Kuru fasulye ithal edildi. Dicle üniversitesi rektörü, türban taktı. BDP’nin yerine HDP kuruldu. Kurmay albay Murat Özenalp şehit oldu. Anayasa Mahkemesi’nin önünde adalet nöbeti başladı. Soma’da 301 madencimiz hayatını kaybetti. Tayyip Erdoğan “fıtratında var” dedi, Soma’ya taziyeye gitti, vatandaşa yumruk attı. Danışmanı tekme attı. Yandaş medyadaki liboş gazeteciler işten atıldı, son kullanma tarihleri dolmuştu. Askeri üssün bayrağı, Pkk’lı gösterici tarafından indirildi. Işid, Musul konsolosluğumuzu bastı, konsolos dahil, 49 insanımızı kaçırdı. Ekmeleddin İhsanoğlu çatı aday oldu. Balyoz çöktü, bütün subayları bıraktılar. Hanefi Avcı’yı bıraktılar. Tuvalete gitmeye mecali olmayan Kenan Evren’le Tahsin Şahinkaya’ya müebbet verdiler. Şehit babasına, Tayyip Erdoğan’a hakaretten 1 sene hapis verildi. Casuslarımız (!) serbest bırakıldı. 17/25 soruşturmasını yöneten polisler, tutuklandı, Silivri’ye konuldu. Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı oldu. Mahsum Korkmaz heykeli dikildi. Atatürk heykelleri yakıldı. TEOG rezaleti yaşandı, Musevi çocukları bile imam hatipe kaydettiler. Çankaya’yı sildiler, 1150 küsur odalı Ak Saray’ı diktiler. Tayyip Erdoğan’a 185 milyon dolara yeni uçak alndı. Vahdettin Köşkü tahsis edildi. Davutoğlu başbakan oldu. 25 Aralık’a takipsizlik verildi, Bilal sıfırlandı. Asansör faciası yaşandı, 10 işçi çakıldı. Kılık kıyafet yönetmeliği değiştirildi, türban ilkokula girdi.
Beyaz Saray, soykırım halısını serdi. Pkk-Hizbullah birbirine girdi, 50 kişi öldü. Makul şüphe yasası çıktı, Akp’ye karşıysan makul şüpheliydin. Peşmergeye koridor açıldı, topuyla tüfeğiyle, başka gün yokmuş gibi tam 29 Ekim’de Türkiye topraklarına girdi, Kobani’ye geçti. Cem Garipoğlu intihar etti. Ermenek’te 18 madencimiz can verdi. 17 Aralık’a takipsizlik verildi, ayakkabı kutusu faiziyle iade edildi. Cemaat medyası basıldı. Hidayet Karaca tutuklandı. Fethullah Gülen terörist ilan edildi, yakalama kararı çıkarıldı. Bavulcu tutuklandı. Tayyip Erdoğan’ı eleştiren 16 yaşındaki lise öğrencisi tutuklandı. 17/25 bakanları, Mecliste aklandı. Profesör Rennan Pekünlü hapse atıldı. 16 Türk devleti, Ak Saray’a muhafız oldu. Kolomb meğer palavraymış, Amerika’yı kimin keşfettiğini Tayyip Erdoğan açıkladı. Özgecan’ı yaktılar. Akp hükümeti toprağımızı terketti, Süleyman Şah türbesindeki sandukayı alıp, kaçtı. Üç fantom düştü, aileleri sesini çıkarmayınca ilk dört pilot şehit ilan edildi, son iki pilottan birinin babası Tayyip Erdoğan’ı suçlayınca, “son uçak pilot hatasından düştü” dediler. Tayyip Erdoğan ucube’den tazminata mahkum oldu. Arınç suikastı palavra çıktı. Kozmik oda’daki kozmik sırların pırrr diye uçtuğu anlaşıldı. Tayyip Erdoğan harp akademilerine gitti, “aldatıldık” dedi, Necdet bey alkışladı. Sonra çıktı, “İmralı’yla alakalı gelişmeleri gazetelerden okuyorum,
hiç haberim yok, sıcak bakmıyorum.” dedi.

Apo’nun 2. ulusa sesleniş konuşması Nevruz’da Türkçe ve Kürtçe okundu (AS:Diyarbakır’da).
*
Binbaşı Yılmaz Tankül şehit oldu.

=====================================

Dostlar,

Usta ve yürekli, yurtsever gazeteci – yazar Sayın Yılmaz Özdil,
tarihe not düşecek bir yazı daha yazdı. 

Binbaşı Yılmaz Tankül mayına basarak gazi olmuştu tam 7 yıl önce..
Bu uzuuuun süre içinde sağlığına kavuşamadı ne yazık ki..
Ama terfi etti ve binbaşı oldu.

Bu 7 yıl içinde Türkiye’de, insanlık tarihini utandıracak, vicdanları kanatan kumpaslar yaşandı.
Kumpas, apaçık, Başbakan iken RTE tarafından itiraf edildi..

MHP’den C. Adan ve D. Bahçeli hiç utanıp – sıkılmadan Ergenekon / Balyoz kumpasları için “darbe girişimi..” sözleri edebildiler!..

Türkiye dolu dizgin bir gündem yaşıyor ve 7 Haziran 2015 genel seçimleri eğik düzleminde.
AKP belasından kurtulmak üzere..

Vatanı bölmek isteyenler bölünmekte, birbirlerini yiyorlar;
sağduyulu Ulusumuz hayın tuzakları yutmadı!

Ve Binbaşı Yılmaz Tankül şehit oldu..

Yiğidim, ışıklar içinde ol.. öylesin gerçi..
Canını Vatan için boşuna vermedin binbaşım..

Türkiye Cumhuriyeti, Büyük ATATÜRK ve senin gibi aziiiiz şehit ve gazilerin
kutsal emaneti olarak sonsuza dek başı dik ve onurlu yaşatılacak..

Andımız ve ahdımızdır; Dünya aleme duyurulur..
Dayan halkım, böldürtme yurdunu ve ulusunu; elleri kanlı zalım emperyalistlere
ve kahpe yerli işbirlikçilerine..

Sevgi ve saygı ile.
24.03.2015, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Dersim Tartışmaları.. / Tunceli-Dersim Debates..


Dersim Tartışmaları.. 

Dostlar,

“Dersim tartışmaları” hakkındaki 5 sayfalık kapsamlı yazımızı,
içeriden biri, bir Dersim’li – Tunceli’li olarak dikkatinize sunuyoruz.

Sorun ciddi, nazik ve kritiktir.

Bu bakımdan son derece özenli bir dil kullanılmıştır.

Herkesin ama herkesin son derece yapıcı ve sorumlu davranması gereği çok nettir.

Bu makalemizi okumak için lütfen erişkeyi (linki) tıklar mısınız??

Dersim_tartısmalari_30.5.12

Sevgi ve saygı ile.
30.11.11, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

************************************

Dostlar,

Maalesef, yerli ve yabancı “iyi saatte olsunlar”, gene sütre gerisinden ve berisinden körüklemekle meşguller..

“Siyaset” denen gerçekte soylu uğraş bu denli mi kirletilebilirdi?
İç – dış politikada tıkanınca zaman kazanma, prim devşirme adına etik ve erdemden
bu denli mi yoksun davranılabilir?

Vıcık vıcık siyaset – siyasetçi Türkiye’nin hangi derdine deva olacaktır?
Tam da tersine ek ve karmaşık sorunlar doğurmaktadır kökü dışarıda AKP siyaseti..
12 yılı geçti bu partinin tek başına siyaseti.. Ülkenin hangi köklü sorununu
köktenci, akla uygun – ülke çıkarlarıyla örtüşük olarak çözdü?
Alevi – Bektaşi inancını utanmadan sömüre sömüre zamana oynadı.
Tek bir eylem yeter not vermeye :

  • Zorunlu din dersleri AİHM kararına karşın neden kaldırılmıyor?
    Cemevleri neden ibadet yeri değil?
    Laik – seküler düzene – yaşama neden sürekli balta darbeleri indiriliyor?

Temel ve ivedi sorun bunlardır..  Acı acı güldüren Dersim popülizmi değil!

3 yıl önce 30.11.2011 günü yayımladığımız

DERSİM TARTIŞMALARI başlıklı 5 sayfalık yazımızı, o toprakların bir bireyi,
çok ağır travmanın doğrudan sonuçlarını yaşamış ve yaşayan biri olarak,
bir kez daha paylaşmak istiyoruz..

Okumak için lütfen tıklar mısınız??

Dersim_tartısmalari_30.5.12

Ulusunun öğretmeni Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Paşa‘ya saygıyla..

Sevgi ve saygı ile.
25 Kasım 2014, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

CUMHURİYETÇİ BİRLİK ZAMANI..


Dostlar
,

Sayın Prof. Dr. Anıl Çeçen hoca sağolsun üretimini sürdürüyor..
Çoook ilginç biçimde her makalesi 7-8 sayfa ve 4000 sözcükten eksik değil..
(Bu makale 3453 sözcük.. 11 p ile ve sıkışık olarak dolu dolu 7 sayfa..)
Bir başladı mı soluksuz yazıyor.. Ne ara başlık, ne sonuç – özet..
Biçimi bu.. Öneri ve ricalar bir işe yaramıyor..

Ancak O’ndan öğrenmeyi sürdürüyoruz..

ANKARA KALESİ – 183 ÖNEMLİ bir konuyu işliyor :

  • CUMHURİYETÇİ BİRLİK ZAMANI..

Paylaşmak istiyoruz..

Şöyle giriyor :

portresi_renkli

 

Prof. Dr. Anıl Çeçen

 

  • Türkiye Cumhuriyeti bu yıl içinde doksanıncı yıldönümünü kutlamaktadır.
    Ulus devletlerin ortaya çıkışı ve cumhuriyet yönetimlerinin yeryüzünde yaygınlık kazanması sürecinde, hiç de küçümsenmeyecek derecede uzun bir dönemi,
    Türk devleti cumhuriyet rejiminin çatısı altında geride bırakmaktadır. Cumhuriyetin yüzüncü yılına doğru Türk ulusu, ulus devletiyle bütünleşerek yürürken, 21. yüzyılda payidar olabilmenin olanaklarını yaratmış ve her türlü engeli aşarak doksanıncı yıldönümüne ulaşmıştır. Türk devletini geçici görenler açısından konu ele alınarak değerlendirilirse o zaman, Atatürk Cumhuriyeti uzun süre devam edemez,
    gelecek yüzyılda varlığını sürdüremez diye ortaya çıkanların hepsinin yanıldığı görülmüştür. Türk ulusunun ve Türkiye Cumhuriyetinin düşmanları
    bu doğrultuda kötü niyetli düşünceler üretmeye devam etmişler ve bugünün koşullarında demokrasi görünümü altında bir cumhuriyet karşıtı cephe yaratabilmişlerdir. Özellikle soğuk savaş sonrasında küreselleşme sürecine doğru bütün dünya yönelirken cumhuriyet karşıtlarının ve düşmanlarının emperyal merkezler ile işbirliği içine girerek büyük kurtarıcı Atatürk’ten Türk gençliğine ve ulusuna emanet bırakılan Türkiye Cumhuriyetini yıkmak ve yok etmek üzere çeşitli oyunların ve senaryoların tezgahlandığı açıkça ortaya çıkmıştır…”

Yazı devamla;

  • Küreselleşme sürecinin ortaya çıkardığı yeni kavramlardan birisi de
    demokratik cumhuriyet olmuştur. Özellikle batı tipi bir demokrasinin geçerli olduğu dünya düzeninde, var olan cumhuriyet devletlerini batı tipi demokrasiye kavuşturma görünümü altında demokratik cumhuriyet uygulamalarına geçilebiliyordu. Özellikle cumhuriyet devletlerinin kendi halkı ile bütünleşebilmesi ve bu doğrultuda daha gelişmiş yeni yapılanmalara gidilmesi çizgisinde demokratik cumhuriyet kavramı anlam taşımaya başlamıştır. Özellikle sol kesimde ya da toplumcu çizgide yer alan siyasal partiler açısından cumhuriyet rejimlerinin daha halkçı bir yapılanmaya yönlendirilebilmesi için demokratik cumhuriyet kavramı kullanıldığı gibi bu doğrultuda aynı ismi taşıyan bazı siyasal ya hukuki paketler hazırlanarak siyaset sahnesinin önüne getirilmiştir. Özellikle ileri demokrasi kavramının yarattığı yansımalardan yararlanan küreselci ya da işbirlikçi kesimler, demokratik cumhuriyet kavramını sihirli bir deyim olarak kamuoyunun önüne getirerek, ulus devletin tasfiyesi ya da cumhuriyet yönetiminin zayıflatılması gibi
    asıl hedeflerini gizleme doğrultusunda kullanmaya çalışmışlardır. Özellikle küresel sermayenin istediği ulus devletlerden eyalet devletlerine geçiş aşaması çerçevesinde, demokratik cumhuriyet kavramına dayalı olarak öne çıkarılan siyasal paketler de ulusal ve merkezi devleti tasfiye edildiği, ya da toplumların ulusal bütünlüğünün ortadan kaldırılmaya çalışıldığı açığa çıkmıştır. Özellikle siyasal azınlıkları ulusal azınlığa dönüştürme, ya da başkentlerin kendi ülkesinin sınırları içindeki kentleri kendine bağlayan anayasal düzenleri ortadan kaldırmak üzere yerel yönetimler özerklik şartı adı altında birtakım uluslararası protokoller, ulusal ve merkezi devlete dayanan cumhuriyet yönetimlerine zorla ve baskı ile imzalatılmaktadır. Özellikle bazı bölgelerin ulus devletlerin ülkelerinden koparak kendi küçük devletlerini kurmaları yolunda,
    ulus devletlerin üniter yapılarını devre dışı bırakmak üzere demokratik cumhuriyet adı altında aldatıcı siyasal paketlerin gündeme getirildiği görülmektedir.”

Ve şöyle bağlıyor Anıl hoca yazısını :

  • Atatürkçü, ulusalcı, millici, milliyetçi, Türkiye’ci bütün kesimlerin bir araya gelmeleriyle başlatılacak cumhuriyetçi birlik hareketi, toplumu geçmişten
    bu yana sürüp gelen çeşitli tartışmalardan kurtaracak ve ülkemizin yeni bir başlangıç yapmasına fırsatlar yaratabilecektir. Batı demokrasilerinde demokrat parti ve hareketlere karşı devleti, ülkeyi ve ulusal çıkarları savunan güçlü cumhuriyetçi hareketlerin ve partilerin bulunduğunu gerçekçi olabilmek için dikkate almak gerekmektedir. Cumhuriyetin kurucusu olan partinin küreselci ve neoliberal kadroların baskısı altında olması dikkate alınarak, daha çok zaman yitirmeden bağımsız bir cumhuriyetçi birlik hareketinin, yepyeni bir girişim olarak Türkiye’nin beklentileri doğrultusunda devreye girmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda
  • bütün cumhuriyetçilerin harekete geçmesinin zamanı gelmiştir.”

*****

Yazının tümünü pdf olarak okumak için lütfen tıklar mısınız??

ANKARA_KALESI_183_CUMHURIYETCI_BIRLIK_ZAMANI

İyi okumalar…

Sevgi ve saygı ile.
05 Ocak 2014, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

BURUK KUTLAYIŞ


BURUK KUTLAYIŞ

Portresi_gulumseyen

Prof. Dr. D. Ali ERCAN
 

 

 

Değerli arkadaşlar,

90 yıl önce Emperyalizmin işgaline başkaldırarak, büyük özverilerle, kanla, irfanla kurulan Türkiye Cumhuriyeti, bugün kuruluş felsefesiyle uyumlu olmayan bir gidiş içindedir.

  • “Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır,
    fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.” 

diyen Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün eserlerine, düşüncelerine ve gelecek için beslediği umutlarına milletçe yaraşır olabildiğimizi, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramını
bu anlamda sevinçle, övünçle kutlayabildiğimizi söyleyecek durumda mıyız?

Hayır !

Ülkemiz değişik eksenlerde sürekli ayrışmalara, çatışmalara itilmekte, bilimden, teknolojiden, sanattan, üretimden alıkonmakta, gelecek kuşaklarımızın
gideremeyecekleri çok değerli zaman yitirilmektedir. Hemen bütün alanlarda
Dünya ortalamasının altında kalan ve İnsansal Gelişmişlik Sıralamasında (HDI)
90 ülkenin ardından gelen Türkiye;

Emperyalizmin “Demokrasi, insan hakları, özgürlük” kavramlarıyla süslü siyasal, ekonomik, kültürel tuzaklarına düşerek, Kurucu felsefeden, Bilimsel akıldan,
“Bilimin Rehberliğindeki Ulus Devlet anlayışından” gitgide uzaklaşıyor, borçlanıyor, değerli yaşam kaynaklarını elden çıkarıyor, ülke bütünlüğünü tehdit eden emperyalist istemlere karşı direnemiyor ve “geleceği umarsız” duruma düşüyor.

“Yurtta Barış, Dünyada Barış” idealinin seçkin (mümtaz) temsilcisi
Mustafa Kemal Atatürk’ü anladığını sanan, “Atatürkçü geçinen” aymazların,
Atatürk’ü hiç anlamak istemeyen sapkınların ve Atatürk düşmanı işbirlikçilerin,
hainlerin elinde adım adım karanlığa, belirsizliğe, çöküntüye giden, gelişkin uygar milletler arasındaki onurlu yerini alamayan  “ortalama” ve “sıradan” bir ülkenin*
Kuruluş Bayramını gönül burukluğu ile kutluyoruz.

buruk_yuzlu

 

 

 

 

 

 

 

 

Sevgilerimle. æ

*) Şimdi -ortalama ve sıradan- oluşumuz bile 90 yıl önce atılan temellerin üzerinde bulunduğumuz içindir; yani Laik Cumhuriyetin sayesindedir. Eğer Cumhuriyet Kurulmasaydı, şimdi daha da aşağılarda, Bangladeş, Afganistan veya Sudan, Mısır ayarında bir ülke olurduk..