Etiket arşivi: Bizi mahvetmek isteyen emperyalizm

UKRAYNA BUNALIMI HAKKINDA ADD BİLİM ve DANIŞMA KURULU GÖRÜŞÜ

UKRAYNA BUNALIMI HAKKINDA
ADD BİLİM ve DANIŞMA KURULU GÖRÜŞÜ

https://www.add.org.tr/makaleler/

Rusya tarafından 24 Şubat 2022 sabahı başlatılmak zorunda kalınan Ukrayna’ya dönük askeri harekat, küresel ve bölgesel ölçekte Ülkemizi de içeren ciddi potansiyel tehditler taşımaktadır. Türkiye bir dizi önlemi zamanında ve bilimsel akılcılıkla sergilemek zorundadır. Dış politikada duygusallığa ve sürgit dostluklara yer yoktur, belirleyici olan ülkemizin ve ulusumuzun güvenliği ve çıkarlarıdır. Çıkarlar, uluslararası hukuka uygun, karşılıklı adalet ve hakkaniyet çerçevesinde gözetilmelidir. Ayrıca Dış Politika girişimleri kararlarının olabildiğince ulusal tabanda geniş uzlaşma ile alınması ve geleneksel ilkelerin korunması gereklidir. Köklü devletler uzun erimli (vadeli) dış politika seçeneklerine sahiptir, siyasal iktidarlar değişse bile bu politikaların özü değişmez. Türkiye için bu ilkelerin başında, “YURTTA BARIŞ – DÜNYADA BARIŞ” gelir.

Türk Dış Politikasının ilkeleri Mustafa Kemal ATATÜRK döneminde belirlenmiş ve son 20 yıl dışında, yüz yıla yakın zamandır uygulanagelmektedir. Bu sayededir ki Türkiye Cumhuriyeti,
tüm zorluklara – engellere karşın 99. yaşına sıcak savaşlara girmeden ulaşmış ve kurucu uluslararası anlaşmaları koruyabilmiştir. Bunların başında, Atatürk önderliğinde öncü kurucu kadroların armağanı olan Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923) ve Montreaux Boğazlar Sözleşmesi (1936) gelmektedir.
***
Uluslararası ölçeğe tırmanan Ukrayna bunalımının yönetiminde Türkiye’nin izlemesi gereken ilkeler şöyledir:

  1. Muhalefetin etkili çabasıyla TBMM, Ukrayna sorununu görüşmek ve politika belirlemek üzere 120 imzayla ivedilikle göreve çağrılmalı;[1] gizli-özel oturumlarda konu görüşülerek, ulusal uzlaşma temelli politikalar üretilmelidir. Sorun, tek kişi yönetimine asla bırakılamayacak ölçüde ciddi ve karmaşıktır. Anayasanın 92. maddesinin ilk fıkrasında salt (münhasıran) TBMM’ye verilen yetki gerektiğinde kullanılmalı, md. 92/2’nin koşulları iktidar tarafından zorlanmamalıdır. Tarihimizde TBMM’de alınmayan kararların çok acı sonuçları vardır. Enver Paşa Osmanlı Devletini 1. Dünya Savaşına sokmuş, DP hükümeti TBMM kararı olmaksızın Kore Savaşına 1 tugay asker göndermiştir. Kurtuluş Savaşını yöneten TBMM, bu bunalımda da mutlak söz ve karar sahibi olarak meşru yetkisini kullanmalıdır.
  2. K. ATATÜRK’ün son derece yerinde nitelemesiyle “.. bizi mahvetmek isteyen Emperyalizm”, kaynağı ne olursa olsun karşıt olduğumuz, insanlık düşmanı bir ideolojidir. Türkiye ne ABD ne Rus emperyalizminin yanında olamaz! 2. Dünya paylaşım savaşı öncesi ve sırasında 2. Cumhurbaşkanı İsmet İNÖNÜ’nün büyük başarıyla yürüttüğü tarafsızlık politikası, Türkiye’yi bu yıkıcı serüvenden koruyabilmiştir. Ülkemiz, ısrarlı ve tutarlı biçimde “aktif bir tarafsızlık politikası” izlemelidir.
  3. Ukrayna sorununun iktidar tarafından iç politikaya alet edilmesine ve hele hele Cumhurbaşkanı ve genel seçimi erteleme amaçlı kullanılmasına, koşulları tam oluşmadan (Anayasa m.119) OHAL ilanına kesinlikle izin verilmemelidir.
  4. Rus askeri harekatı ve öncesindeki uluslararası topludurumun (konjektürün) de bir ölçüde payı olmakla birlikte, gerçekte AKP iktidarınca izlenen son derece yanlış ekonomi politikaları sonucu ülkemizde yaşanmakta olan ve katlanılmaz boyutlara ulaşan hiperenflasyon – yoksulluk – işsizlik – yaşam pahalılığı sorunlarını çözmeye, etkilerini hafifletmeye dönük kapsamlı sosyal devlet politikaları aksatılmadan sürdürülmelidir. Dış politika, ağır iç sorunlara şal yapılmamalıdır.
  5. Türkiye, çok ağır ekonomik ve siyasal bunalımla hatta rejim bunalımıyla yüz yüzedir. Merkez Bankası rezervleri negatiftir, ağır dış borç yükü söz konusudur. Bunalım petrol fiyatlarını hızla yükseltmiştir. Bir askeri operasyonu, çatışmayı kaldırabilecek ekonomik güçten büyük ölçüde yoksundur. CDS primi çok yükselmiş (600+!), yeni borçlanma olanakları çok sınırlıdır. Bu bakımlardan da AKTİF bir tarafsızlık politikası tek seçenektir. NATO’nun peşinde uydulaşarak serüvenler, emperyalizmin emellerine hizmet etme asla kabul edilemez ve Türkiye’nin tarihsel saygınlığı ile bağdaşmaz. Ekonomik bağımsızlığı olmayanların, ulusal çıkarlarını korumaları çok zordur. Bugünleri görenler boş yere “tam bağımsız Türkiye” demediler.
  6. Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin ülkemiz ve hatta dünya barışı için ne denli yaşamsal olduğu Ukrayna bunalımında bir kez daha kanıtlanmıştır. 19-21. maddeleri özellikle, titizlikle gözetilmelidir. ABD tarafından esnetilmesi istemlerine ödün verilmemeli, Karadeniz bir barış denizi olarak kalmalıdır. Rusya’nın ABD – NATO tarafından son olarak Ukrayna ve Karadeniz’den çevrelenmesine Rusya’nın kesinlikle izin vermeyeceği akılda tutulmalıdır. Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin yaşamsal önemini bir ortak basın açıklamasıyla kamuoyuna duyuran saygın ve yurtsever 104 emekli amiral hakkında açılan yersiz ve haksız dava düşürülmeli ve bu komutanlardan açık özür dilenmelidir. İstanbul Kanalı, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni dolanma (by pass) amaçlı olup, aynı ölçüde sakıncalıdır. ABD, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nı çıkarları yönünde yorumlamaya ve esnetmeye çalışıyor. Oyuna gelmemeliyiz. Öte yandan BM etkili bir örgüt olmamakta, özellikle küresel bunalımlarda zayıf ve yetersiz kalmaktadır.
  7. Ukrayna sorunun en önemli nedenlerinden biri, bu ülkede uluslaşmanın gerçekleştirilememiş, ulus devlet güvencesinin kazanılamamış olmasıdır. Karmaşık demografik – etnik yapısıyla 44 milyon nüfuslu ve 633 bin km2 toprakları olan Ukrayna’da, 2014 Soros’çu turuncu darbe ile Batı yanlısı NATO’cu iktidar kurulmuştur. Ancak son aşamada Batı Ukrayna’yı yalnız bırakmıştır. Bu noktada M.K. Atatürk’ün “Ne mutlu Türk’üm diyene!” çağrısı ile Türkiye’nin Anadolu’da ve Trakya’da uluslaşması ve hızla ulus devlete evrilmesi çabasının ne denli yaşamsal olduğu açıkça görülmelidir. Dolayısıyla hiçbir gerekçe ile ulus bütünlüğü – birliği zedelenmemeli, iç politikada Ulusu kutuplaştırıcı politikalardan kesinlikle kaçınılmalı ve uluslaşma sürdürülmelidir.
  8. ABD, Türkiye’ye artık “stratejik müttefik” gözüyle bakmıyor. Bölgemizde yeni arayışlar içinde. Suriye ve Irak’ın kuzeyinde karakol devletler kurarak bu ülkeleri bölmüş, Türkiye’yi de bölmeye açıkça çaba göstermektedir. 2006’da yayınlanan ve Türkiye dahil 22 ülkenin sınırlarını değiştirmeyi hedefleyen BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) (!), ABD Dışişleri Bakanı C. Rice tarafından resmen ilan edilmiş; Plan, ABD Armed Forces Journal’de E. Alb. R. Peters imzalı yayınlanmıştır (Haziran 2006)!
  9. NATO’nun varlık nedeni kalmamıştır. SSCB 1991’de çökmüş, Varşova Paktı 1993’te dağılmıştır. Ancak NATO genişlemeyi sürdürmüş ve 5 atak ile Rusya’yı adeta Batı’dan kuşatmıştır. Ukrayna da NATO’nun saldırgan genişleme politikasıyla NATO üyesi yapılırsa, Rusya adeta nefes alamaz duruma düşürülecektir. Rusya kezlerce bu itirazını dile getirmiş ancak 2014’te Ukrayna’da darbe yapılarak ABD yanlısı iktidar kurulmuştur. Rusya, ulusal güvenliğinin açıkça tehdit edildiğini, bu duruma izin veremeyeceğini, beka sorunu sayacağını bildirmiştir. Varlık nedenini yitiren NATO, konumunu pekiştirmek için saldırgan yayılma politikasıyla doğrudan doğruya küresel barış için açık bir tehdit örgütü konumuna sürüklenmiştir. Bu bağlamda Rusya’nın askeri harekatı, görüşmeye çağrı çabalarının, Ukrayna’nın NATO’ya alınmayacağı güvencesi verilmesi istemlerinin reddi ve doğrudan Ukrayna’nın NATO üyesi olmayacağını açıklamaktan kaçınması sonunda, bir tür öz savunma zorunluğu olarak kaçınılmaz olmuştur. Hızla ve en az yitikle sonlanması içten dileğimizdir. M. K. ATATÜRK’e göre “Savaş eğer ulusun yaşamı tehlikeye düşmemişse, cinayettir.” Rusya’nın bu bağlamda tümüyle haksız olduğunu savlamak çok güçtür. Ancak yineleyelim; biz ADD olarak, nereden kaynaklanırsa kaynaklansın, emperyalizme ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşıyız.
  10. Ülkelerin egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü temel bir ilke olmakla birlikte, Rusya için NATO ve Avrupalı müttefiklerince tek yanlı olarak düşmanca kötüye kullanılması kabul edilemez. “Karşılıklılık” uluslararası hukukun en temel ilkelerindendir. Hızla bir ateşkes istemi, ne yazık ki, Rusya açısından, acil hedeflerine erişmediği sürece boşlukta kalacaktır. Nitekim harekatın 2. gününde Rusya, silahlı çatışmaya ara vererek görüşme çağrısında bulunmuş ancak olumlu yanıt alamadığı için operasyonu sürdürmek zorunda kalmıştır. İnsani hedefler özenle korunmaktadır.
  11. Askeri harekat uzadıkça Türkiye, önümüzdeki kısa erimde bu 2 ülkeden dışalımını yaptığı
    başta buğday olmak üzere tahıl ürünlerini sağlamada sorunlar yaşayabilir, hatta açlık ve kıtlıkla yüzleşebilir! Seçenek politikalar geliştirilmesi ve gerekli önlemlerin zamanında alınması zorunludur. Her iki ülkeyle çok yönlü ilişkiler içindeyiz. Turizm en önemli kalemlerden. Rusya ülkemizde nükleer güç santralı inşa etmekte (Mersin). Türkiye’ye S-400 hava savunma sistemleri sattı. Oysa ABD, bedeli ödenen F-35 savaş uçaklarını vermemekte. AB, açıkça uluslararası anlaşmaları çiğneyerek Güney Kıbrıs Rum Yönetimini AB’ye aldı. ABD, Dedeğaç’ta yeni askeri üs kurdu. Suriye ve Irak’ta birkaç üs edindi. Türkiye içten ve dıştan kuşatılmakta. Bu gerçeklerden çıkarılacak önemli dersler vardır. Küresel dengeler özenle gözetilerek Bölge merkezli barışçıl işbirlikleri öne çıkarılmalıdır.
  12. Dışişleri Bakanlığı deneyimi ve kıdemli uzmanlarından mutlaka yararlanılmalıdır. Liyakatsiz, siyasal tercih temelli atamaların bedeli çok ağır ve telafisi olanaksız olabilir. Kamuoyu yanıltılmamalıdır. Ancak İktidarın niteliği, sicili ve yapageldikleri, uzmanlığa, demokratik – katılımcı karar süreçlerine gerekli önemi vermemesi kaygımızı büyütmektedir. Bu dönemin sıkıntısız geçirilmesi beklenemez. Tek adam rejimi” başlı başına Ulusal güvenlik sorunudur ve özellikle kritik dönemlerde ülkemizin Batılı emperyal güçlerce kolaylıkla yönlendirilmesi (manuple edilmesi) için kurgulanmıştır. Parlamenter demokratik rejime ülkemiz hızla dönmek durumundadır. Bilim ve dijital dönüşüm çağını (Endüstri 5.0) asla ıskalayanayız. Bölgesel ve küresel sorunlar kuşkusuz hep olacaktır. Atatürkçü Düşünce Sistemi, çıkış yollarını hala içermektedir. Ülkemizi sıcak silahlı çatışmalara çekecek oyunlardan ve kışkırtmalardan uzak kalmalıyız. Ulusal kaynaklar kalkınmaya adanmalıdır.
  13. Çağımızda bir hegemonya değişim süreci yaşanmaktadır. Tek kutuplu emperyal Batı egemenliği zayıflamakta ve Avrasya ağırlığı büyümektedir. Türkiye güncel – dönemsel küresel gelişmeleri dikkatle izleyerek tam bağımsızlığını korumalı ya da karşılıklı bağımlılık ekseninde çıkarlarını savunmalıdır. Batı’nın süregelen Yeşil Kuşak kuşatmasıyla yalnızlaştırma, sarma politikasına Rusya direnmektedir. Bu emperyal stratejiye karşı Rusya ile ortak direnme hattı örülmesi gereklidir.
  14. Küresel haberlerin farklı kaynaklardan izlenmesi, yeterli güncel – güvenilir istihbarat üretimi, basın özgürlüğü… dezenformasyon ve algı yönetiminden sakınabilmek için demokratik zorunluktur. Dış politikada uzun erimli ve seçenekli ulusal planlarımız, hedeflerimiz olmalıdır. Kimi devletlerin, uluslararası kuruluşların, bölgesel birliklerin güncel gelişmeleri kendi çıkarları için kullanarak sonraki süreçleri biçimlendirme amacıyla yapabileceği kışkırtıcı (provokatif) eylemler ve bilgi kirliliğinden sakınılmalıdır. Haklılığınızın arkasına güç koyamazsanız, sonuç almak zordur. Uluslararası hukuk güçlüler hukukudur, güven kalmamıştır. Bu bağlamda iç kamuoyu desteği vazgeçilmez olup, güven sarsılmadan olabildiğince saydam davranılmalı, halkın bilgi edinme hakkı korunmalıdır.
  15. Donetsk ve Luhansk bölgelerinde Rusya yanlılarının yerel bağımsızlık ilanı ve Rusya tarafından hemen tanınması uluslararası hukuk bakımından sancılı bir durumdur. Ulusların kendi yazgılarını belirlemeleri BM İkiz Sözleşmelerinde kabul görmüş olmakla birlikte, bağlı olunan devletten ayrılmada halk oylamasının ülke genelinde yapılması zorunludur. Sıcak silahlı çatışma ortamında taktik nedenlerle böylesi bir yol izlenmiş olsa da uluslararası hukukun gerekleri yerine getirilmelidir.
  16. Çağımızda ne yazık ki Demokrasiler geriledi, zayıfladı; güçlülerin, nitelikli olmayan tek adamların yönetimleri sürüyor. Halkın seçtikleri değil, sermayenin güdümünde kişilerin iradesi baskın oldu. Yeni insan tipi yaratıldı. Bireyin çıkarı öne geçti. Ulus, ulus devlet, ulusal birlik değerleri aşındırıldı. Ne gibi güncel tehditler yaşamakta oldukları ve gelecekte yaşayacaklarının ayrımında olmayan tüketici, sorumsuz, hedonist.. yığınlar oluştu. Uzun erimde ülkemizde ve Dünyada Demokrasi ve barış kültürü geliştirilmeli, uluslararası toplum kalıcı barış ve gönenç için çaba göstermelidir. Ulusumuzun güvenliğini ve geleceğini küresel egemenlerin insafına bırakamayız.
  • Ana hedefimiz; Atatürk’ün Ulus egemenliği, tam bağımsızlık ve “yurtta barış, dünyada barış” devrimci ilkeleri temelinde çağdaş uygarlık düzeyini bilimsel akılcılıkla aşmak olacaktır.

Kurullar adına Prof. Dr. Ahmet SALTIK, ADD Bilim Kurulu Bşk. Yrd. 26 Şubat 2022, Ankara

Katılanlar : Prof. Dr. Ali Ercan, Prof. Dr. Özer Ozankaya, Prof. Dr. Lütfü Çakmakçı, Prof. Dr. Tahir Baştaymaz, Av. Önay Alpago, Eğitimci Emine Hekimoğlu, Doç. Dr. Mehmet Balyemez, Eğitimci Mustafa Gazalcı, Dr. Onur Öymen, Prof. Dr. Gönül Balkır, Müh. Güngör Berk, Müh. Safa Yenice (Gn. Bşk. Yrd.)

[1] Anayasa md. 93/3 : Meclis Başkanı da doğrudan doğruya veya üyelerin beşte birinin yazılı istemi üzerine, Meclisi toplantıya çağırır.

Dersim Tartışmaları.. / Tunceli-Dersim Debates..


Dersim Tartışmaları.. 

Dostlar,

“Dersim tartışmaları” hakkındaki 5 sayfalık kapsamlı yazımızı,
içeriden biri, bir Dersim’li – Tunceli’li olarak dikkatinize sunuyoruz.

Sorun ciddi, nazik ve kritiktir.

Bu bakımdan son derece özenli bir dil kullanılmıştır.

Herkesin ama herkesin son derece yapıcı ve sorumlu davranması gereği çok nettir.

Bu makalemizi okumak için lütfen erişkeyi (linki) tıklar mısınız??

Dersim_tartısmalari_30.5.12

Sevgi ve saygı ile.
30.11.11, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

************************************

Dostlar,

Maalesef, yerli ve yabancı “iyi saatte olsunlar”, gene sütre gerisinden ve berisinden körüklemekle meşguller..

“Siyaset” denen gerçekte soylu uğraş bu denli mi kirletilebilirdi?
İç – dış politikada tıkanınca zaman kazanma, prim devşirme adına etik ve erdemden
bu denli mi yoksun davranılabilir?

Vıcık vıcık siyaset – siyasetçi Türkiye’nin hangi derdine deva olacaktır?
Tam da tersine ek ve karmaşık sorunlar doğurmaktadır kökü dışarıda AKP siyaseti..
12 yılı geçti bu partinin tek başına siyaseti.. Ülkenin hangi köklü sorununu
köktenci, akla uygun – ülke çıkarlarıyla örtüşük olarak çözdü?
Alevi – Bektaşi inancını utanmadan sömüre sömüre zamana oynadı.
Tek bir eylem yeter not vermeye :

  • Zorunlu din dersleri AİHM kararına karşın neden kaldırılmıyor?
    Cemevleri neden ibadet yeri değil?
    Laik – seküler düzene – yaşama neden sürekli balta darbeleri indiriliyor?

Temel ve ivedi sorun bunlardır..  Acı acı güldüren Dersim popülizmi değil!

3 yıl önce 30.11.2011 günü yayımladığımız

DERSİM TARTIŞMALARI başlıklı 5 sayfalık yazımızı, o toprakların bir bireyi,
çok ağır travmanın doğrudan sonuçlarını yaşamış ve yaşayan biri olarak,
bir kez daha paylaşmak istiyoruz..

Okumak için lütfen tıklar mısınız??

Dersim_tartısmalari_30.5.12

Ulusunun öğretmeni Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Paşa‘ya saygıyla..

Sevgi ve saygı ile.
25 Kasım 2014, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

Doğumunun 96. yılında NELSON MANDELA ve Gazze’de İsrail’in Soykırımı


Doğumunun 96. yılında NELSON MANDELA ve Gazze’de İsrail’in Soykırımı..

Nelson_Mandela'nin_96._ dogum_gunu_kutlu_olsun

Dostlar,

Bir özgürlük kahramanı, bir bilge, bir filozof, bir halk savaşçısı, bir direniş anıtı..

İngiliz emperyalizmi, Güney Afrika’nın gerçek sahibi olan Güney Afrikalılarca yönetilmesi için bağımsızlık savaşı başlatan Mandela’yı sudan gerekçelerle hapse atmış ve
bu onurlu tutsaklık 26 yıl sürmüştü..

  • Mandela zindanlarda vereme yakalanmış, kan tükürmüş
    ama diz çökmemişti..

Utku, direnen ve savaşımını sürdüren örgütlü Güney Afrika halkının oldu..

İngilizlerin ırkçı APPARTHEID rejimi uzun onyıllar süren özgürlük savaşımı ile
ve on binlerce can bağımsızlık uğruna şehit – gazi verilerek Soweto’da, Johannesburg’da… çökertildi.

Mandela serbest bırakldı ve halkının başına geçti yaşamının son yıllarında..

Geçtiğimiz yıl O’nu yitirdiğimizde (5 Aralık 2013) web sitemizde kapsamlı dosyalar yayımladık (http://ahmetsaltik.net/2013/12/17/nelson-mandela-yasamini-yitirdi/, 17.12.13). Bakılmasını dileriz..

Güney Afrika’nın Efsane lideri öldüğünde 95 yaşındaydı.
Mandela’nın ölümünü saat 22.45’te Devlet Başkanı Jacob Zuma
‘Halkımız babasını yitirdi’ sözüyle açıklarken ulusal yas ilan edildiğini belirtti.

Tıbbiye’de öğrenci iken, “zindanda kan tüküren Mandela”,
karabasanlı ıslak düşlerimizin konuğu olurdu.. Dertleşirdik!

İngiliz kültür emperyalizminin koyduğu İngiliz adıyla Nelson Mandela,
halkının – oymağının (kabilesinin) koyduğu özgün adıyla MADİBA!
Selam olsun sana…

İnsanlık tarihi, senin paha biçilmez katkılarını ve öğrettiklerini, özgürlük savaşı destanını, kahrolası emperyalizme boyun eğmeyen yiğit ve onurlu başını
hiç ama hiç unutmayacak!

Senden öğrenmeyi ve dahası güç almayı sürdüreceğiz koca kara derili anıt adam!

  • Taa ki; senin gibi büyük bir özgürlük savaşçısı olan masum – mazlum – mağdur Anadolu halkının bağımsızlık önderi Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK‘ün
    büyük bir öngörüyle haykırdığı gibi :
  • “Sömürgecilik ve yayılmacılık (emperyalizm) yeryüzünden yok olacak
    ve yerlerine uluslararasında hiçbir renk, din ve ırk ayrıcalığı gözetmeyen yeni bir işbirliği ve uyum çağı egemen olacaktır.”

Ve tüm dünya senin ve Yüce ATATÜRK’ün öğütlerini – uyarılarını hiç aklından çıkarmamalı :

  • Bizi mahvetmek isteyen emperyalizm ve bizi yutmak kapitalizme karşı
    ulusça savaşmayı gerekli gören toplumsal bir mesleği izleyen insanlarız.

Demek ki Madiba; hepimizin 2 mesleği olacak.. Biri olağan uğraşımız, ekmek kapımız ve klasik toplumsal sorumluluğumuz;

Öbürü Madiba; 2 kadim düşmanı iyi belleyeceğiz.. Kadim Mustafa Kemal onları beynimize kazıdı.. Bizi mahvetmek isteyen emperyalizm ve bizi yutmak kapitalizme karşı sürekli olarak, 2. bir meslek edinerek, moda deyimle “7/24 örgütlü savaşım”ı sürdüreceğiz.

İnsanlık onuru elbet üstün gelecek..

Son onyıllarda bu kez KÜRESELLEŞME = YENİ EMPERYALİZM masalları ardına saklanarak insanlığa kan kusturmayı sürdürüyorlar..

Bu hayasız yüzsüzlüğü insanlara vargücümüzle anlatacağız, anlatmalıyız Madiba!.

MADİBA“; sana selam olsun çoooook hoş sada bıraktığın bu ölümlü dünyadan!

Yapacak çoook işimiz var..
Eli kanlı iğrenç SİYONİZM, Ortadoğu’da Gazze’de mazlum Filistin halkına
kan kusturmayı sürdürüyor. Uygar dünya seyrediyor..

Türkiye’nin stratejik (trajik?!) müttefiki göz yummayı sürdürüyor ve Türkiye de kuru gürültü çıkarıyor.. Düne dek Gazze’yi bombalayan İsrail uçaklarına yakıt sağlıyordu
AKP iktidarı hiç sıkılmadan.

260’ı aşkın masum ve silahsız Filistin’li kadın-çocuk-yaşlı kahpece öldürüldü..
Zaten 360 km2 bir avuç toprakta 1,75 milyon yoksul – yoksun garip halk yaşama tutunmaya çalışıyor.. Havadan-karadan-denizden İsrail ablukası yıllardır utanmazca sürdürülüyor. Tek yaşam kanalı yeraltından Mısır’a bağlanan Gazze tunelleri..

Bir halk, kendi topraklarında yaşayabilmek için yeraltından tunel kazarak yaşam umudunu Mısır’a bağlıyor ve “tek dişi kalmış medeniyet” (Mehmet Akif Ersoy) izliyor..

Batsın sizin emperyal – soykırımcı – eli kanlı uygarlığınız.. ve de özellikle işbirlikçileriniz..

  • Mazlum Filistin halkına en içten dayanışma duygularımızı bildiriyor;
    Yahudi ırkçılığı olan SİYONİST EMPERYALİZMİNİ lanetle kınıyoruz.
  • Önceki gün, İsrail Büyükelçiliğinin önünde “kınama” eylemine katıldık;
    görün-duyun!
  • İsrail, uluslararası hukuk terimi ile “HAYDUT DEVLET” olmuştur.
    İsrail Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne götürülmeli, yargılanmalı
    ve hak ettiği ceza yaptırımlarını görmelidir.
  • BM Güvenlik Konseyi derhal İsrail’i kınamalı, saldırıyı durdurma kararı almalıdır. Bölgeye ivedilikle BM Barış Gücü yerleştirilmelidir.

Bu zulmü – soykırımı – etnik temizliği onaylamayan Dünyanın her yerindeki Yahudileri özellikle ve en başta, en önde derhal ayağa kalkarak İsrail hükümetini durdurmaya
davet ediyoruz.

İlk ve asıl görev, SİYONİST OLMAYAN (?!) bu büyük ve yaygın
Yahudi diyasporasınındır.

Bu gün ve hemen ve derhal girişim yapmazlarsa, “jenosit suçuna ortak” olacaklardır ve Yahudi = Musevi = SİYONİST denklemi ister istemez kurulacaktır..

Madiba; iyi ki Filistin’deki İsrail zulmünü görmedin, yüreğin kanardı bizim gibi..

(Yazının pdf biçimi : Dogumunun_96._yilinda_NELSON_MANDELA_ve_Gazze’de_Israil_Soykirimi)

Sevgi, saygı ve ACI ile, İSYAN ile.
18 Temmuz 2014, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

Asgari ücret 740 TL net! (2012’nin 2. yarısı) / Minimum wage is net 740 TL / month for the 2nd half of 2012

Sermaye bunu bile çok görüyor ve doğu-güneydoğuda daha düşük ücret = daha çok sömürü önerebiliyor! Hiçbir etik değerle kayıtlı değil Kapitalizm!?
Atatürk “Kapitalizm” için “Bizi mahvetmek isteyen emperyalizm ve yutmak isteyen kapitalizm ile savaşımı MESLEK edinmeliyiz..” diye uyarark zöz etmişti..

2011 sonunda kişi başına gelir 10 444 $ olarak açıklandı. Aylık 870 $ ediyor.
Bu da 1 $ = 1,8 TL kurla 1567 TL tutuyor. Asgari ücretse bunun yarısı bile olamadı. 2011 ilk yarısında 659 TL, ikinci yarısında 701 TL idi. Ulusal servet kime gidiyor? İslamiyetin ilk koşullarından biri ADALET değil mi? İsiamcı bir iktidar dömneminde ise Türkiye Dolar milyarderi üretme rekorları kırabiliyor!?

Demokrasi ve Kemalizm/Democracy&Kemalism

Kemalizm_ve_Demokrasi_19.11.11

Almanya konferansları : 88. Yılında Cumhuriyetin Kazanımları ve Geleceğe Taşıma Sorumluluğu / Acquisitions of Turkish Republic at 88th Year and Responsibility for Carrying to Ethernity

Azmi çelik ve Ahmet Büyükyılmaz ile.. Hamburg Cumhuriyet Konferansımızda..
Yansıları ve http://www.youtube.com/watch?v=K1pdaPVMBuk&feature=share adresinden kamera kayıtlarını izleyebilirsiniz..

Berlin_Kiel_Hamburg_88._ yilinda_Cumhuriyet’in_Kazanimlari_28-30_Ekim_2011