İNAN DENİZ; ASLAN GİBİYİZ!

İNAN DENİZ; ASLAN GİBİYİZ! (*)

portresi

 

 

Dr. Ceyhun BALCI
07.05.2016

 

Ölmüşleri anmak da hak edilmeli! Kendi üzerine sol yaftasını yapıştıran hemen herkes Deniz, Yusuf, Hüseyin dedi başka şey demedi geçtiğimiz günlerde!

Anılmayı sonuna dek hak eden üçlüdür onlar! Ananlar ya da andığını sananlara bakalım!
Kimler yok ki aralarında!
Solculuk adına her şeyi söyleyip “Kahrolsun Emperyalizm!” diyemeyenleri mi ararsın?
Yoksa, “Tam Bağımsız Türkiye!” demeye dili dönmeyenleri mi?

Herkesten daha solcu “kimlik siyasetçileri” geri kalır mı? Her zaman olduğu gibi en öndeler.
Bu gidişle Denizler, Yusuflar, Hüseyinler dayanamayıp yattıkları yerden kalkıp gelecekler!

Elbette, iki elleri onları kötüye kullanan, onları anmaya hakkı olmayan ve zerrece anlamamış cılız kalabalıkların yakasında olacak!

Ve diyecekler ki; “Biz 6. Filoyu boşuna mı denize döktük?”
“Samsun’dan Ankara’ya elimizde Türk bayrağı dilimizde Atatürk’le yok yere mi
taban şişirdik?”

Son sözlerimiz Deniz’i, Yusuf’u, Hüseyin’i dillerine dolayıp cehaletin kör kuyusuna düşmüşlere olsun! Önce “antiemperyalist”olacaksınız; yetinmeyip “Tam bağımsız Türkiye” diye haykıracaksınız!

Antiemperyalizmin ve Tam Bağımsız Türkiye’nin bu topraklarda kitabını yazmış olan
Mustafa Kemal Atatürk’e dört elle sarılacaksınız!

Bunu yapmadığınızda adınız düzenbaza çıkarsa ortalığı biri birine katmayacaksınız!

(*) Yazının başlığı TGB’li gençlerden ödünç alınmıştır…

TGB-480x640.jpg

**…

Meslektaşımız Dr. Ceyhun BALCI‘ya bu yazısı için teşekkür ederiz…

Eminiz site okurlarımız yazının başlığındaki ince espriyi yakalamışlardır..

DENİZ Gezmiş
Yusuf ASLAN
Hüseyin İNAN

Sevgi ve saygı ile.
07 Mayıs 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ BASIN AÇIKLAMASI : 19 Mayıs 2014!


ADD_logosu

 

 

 

 

 

 

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ BASIN AÇIKLAMASI : 19 Mayıs 2014!

19 MAYIS “YAS”LA GELDİ. 19 MAYIS, YIKILMIŞ, YABANCILAR TARAFINDAN
FİİLEN İŞGAL EDİLMİŞ BİR ÜLKENİN KURTULUŞU İÇİN İLK ADIMIN ATILDIĞI GÜNDÜR..

DÜNYADA EMPERYALİZME KARŞI KAZANILAN İLK BAĞIMSIZLIK ŞAVAŞININ BAŞLANGICIDIR.

ULUSUN EGEMENLİĞİ İÇİN, AYDINLIK, ÇAĞDAŞ, DEMOKRATİK BİR TÜRKİYE İÇİN YOLA ÇIKILAN GÜNDÜR.

NE VAR Kİ, GEÇEN 95 YILDA; ÖNCE ATATÜRK DEVRİMİNİN İLKELERİ YOZLAŞTIRILARAK İÇİ BOŞALTILMIŞ, SONRA 12 EYLÜL DARBESİ İLE YERİNE; TÜRK-İSLAM SENTEZİ İDEOLOJİ, KÜRESELLEŞMENİN GETİRDİĞİ
İNSAN HAKLARINI YOK EDEN NEO-LİBERAL SİSTEM EKONOMİ, ETNİK-DİNSEL AYRIŞTIRMA VE TERÖR DE SİYASETEN DEVREYE SOKULMUŞTUR.
SONUÇLARI İSE BUGÜN BÜTÜN ÇIPLAKLIĞI İLE ORTADADIR;

KÜRESEL SERMAYE VE ONUN YERLİ UZANTILARININ İKTİDAR YAPTIĞI
BİR SİYASAL PARTİ, KENDİSİNE VERİLEN GÖREVİ YERİNE GETİRMEKTE,
KENDİ “ÖZEL” GÜNDEMİ NOKTASINDA BAZI AYRILIKLARI OLSA DA
BU PROGRAM YÜRÜTMEKTEDİR.

TÜRKİYE, KÖTÜ DE İŞLESE ULUSAL BİLİNÇTE VAR OLAN DEMOKRASİ GELENEĞİNDEN HIZLA UZAKLAŞMAKTA TEK KİŞİNİN KEYFİ, FAŞİZAN YÖNETİMİ ALTINDA BİR YANDAN;

HER TÜRLÜ İNSANLIK DIŞI  RANT VE KAR ODAKLI BİR ÇALIŞMA DÜZENİ İÇİNDE SENDİKASIZLAŞTIRILMIŞ SÖMÜRÜ  DÜZENİ İLE HALK FAKİRLEŞTİRİLEREK SADAKAYA MUHTAÇ EDİLİP SOSYAL DEVLET NİTELİĞİ BİLİNÇLİ OLARAK
YOK EDİLMEKTE, ÖBÜRR YANDAN; LAİK-ÇAĞDAŞ TOPLUM VE HUKUK YAPISI İĞDİŞ EDİLEREK KARANLIĞA, ORTAÇAĞA VE FİİLİ BİR BÖLÜNMEYE DOĞRU,
HER TÜRLÜ İNSAN HAKLARI İHLALLERİYLE VE HIZLA YOL ALMAKTADIR.

BÖYLE BİR DÜZENDE, KURULAN İNSANLIK DIŞI BİR ÇALIŞMA ORTAMINDA MEYDANA GELEN SOMA KATLİAMI KİMSEYİ ŞAŞIRTMAMALIDIR.
BU, SON 10 YILIN BİLANÇOSUDUR. SORUMLUSU BELLİDİR; İKTIDARDIR.

BU İKTİDAR HALKIN DEĞİL, HALKI SÖMÜRENLERİN YANINDADIR.
ONLARLA BİRLİKTE HALKI SÖMÜRMEKTEDİR. BU ÇALIŞMA DÜZENİNİ
SON 10 YILDA BU İKTİDAR KURMUŞTUR.

İNSAN HAKLARINI AYAKLAR ALTINA ALAN BU İKTİDARDIR.
İŞÇİYİ SENDİKASIZLAŞTIRAN, ULUSLARARASI İŞ GÜVENLİĞİ ANTLAŞMASINI SERMAYEYİ KORUMAK İÇİN İMZALAMAYAN, İŞÇİSİNİ ÖLÜME BİLEREK ATAN
BU İKTİDARDIR.

İŞ KAZALARINDA TÜRKİYE BUGÜN AVRUPA’DA BİRİNCİ, DÜNYADA ÜÇÜNCÜ SIRADA YER ALIYORSA BU, İKTİDARIN SERMAYE ODAKLI, RANT ODAKLI,
EMEK KARŞITI POLİTİKALARI NEDENİYLEDİR.

TÜRKİYE BU EMEK DÜŞMANI POLİTİKALARDAN, KÜRESEL SÖMÜRÜ DÜZENİNDEN ÇIKMADAN NE ULUSAL BAĞIMSIZLIĞINI KAZANABİLİR,
NE DE BİRLİK VE BERABERLİĞİNİ YENİDEN KURABİLİR.

BU KOŞULLAR ALTINDA BİR 19 MAYIS KUTLUYOR OLMAMIZ ÜZÜNTÜ VERİCİ.

AMA HALK GEÇ OLSA DA GERÇEĞİ GÖRMÜŞTÜR, MÜCADELEYE
KARAR VERMİŞTİR ARTIK KARARLI BİR ŞEKİLDE  MÜCADELE ETMEKTEDİR.

İKTİDAR İSE HER TÜRLÜ HUKUK DIŞI YOLLA, HUKUKU DOLANARAK
İKTİDARINI SÜRDÜRMEKTEDİR. AMA YOLUN SONUNA GELMİŞTİR.

BUGÜN TÜRKİYE’MİZDE HUKUKEN, SİYASETEN VE AHLAKEN MEŞRU BİR HÜKÜMET YOKTUR. YASAL ZORLAMALAR VE HİLEYE AÇIK BİR SİSTEMLE
ELDE EDİLEN %43 OY HUKUKSUZLUĞU  ÖRTMEZ.

“ULUSUN EGEMENLİĞİNİ” KURMAK İÇİN 95 YIL ÖNCE YOLA ÇIKAN TÜRK MİLLETİ, 95 YIL SONRA EGEMENLİĞİNİ ELİNDEN ALANLARLA MÜCADELE ETMEK İÇİN YENİDEN YOLA ÇIKMIŞTIR VE BU YOL BİR NEHİR GİBİ BAŞARIYA, AYDINLIĞA DOĞRU ENGELLENSE DE ENGELLERİ DE YIKARAK GİDECEKTİR VE MÜCADELEMİZ, YENİDEN ULUSUN EGEMENLİĞİ, YENİDEN ULUSAL EGEMENLİK KAZANILMADAN SONLANMAYACAKTIR.

YAŞASIN YENİDEN “TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE”
YAŞASIN “ULUSUN EGEMENLİĞİ.”

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ
G
ENEL MERKEZİ

HANGİ PARTİYE OY VERECEĞİM?


Dostlar,

Sn. Dr. Müh. Ali Nejat Ölçen oldukça “sert” bir yazı yazmış..
Öğretmen arkadaşı Sn. Hami Karslı’nın mektubunu da iliştirmiş.

portresi

 

 

 

Bir çekince koyarak paylaşalım:

Sayın Ölçen,

Kritik dengeleri görmüyor olamazsınız..
Zor dönemlerde muhalafete muhalefet nereye hizmet olur ??
Bu eleştiri ile webe alıyorum..

diye yazarak e-iletisine yanıt verdik..

Sevgi ve saygı ile.
12 Aralık 2013, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net 

===================================

Öğretmen arkadaşım Sn. Hami Karslı gibi ben de emperyalizmin uşaklığına soyunanlara, Mustafa Kemal Atatürk’ün ulusalcı ulus devletine ve devrimlerine

sahip çıkmayanlara, ABD’ye hoş görünmeyi amaç alarak Misak-Millî sınırlarımızın kuşattığı coğrafyamızı ve ulusal bütünlüğümüzü korumayı amaç almayan partilere
oy vermeyeceğim. O partilere oy vermek, ülkeye ve Cumhuriyetimize,
Mustafa Kemal Atatürk’ün devrimlerine ve ilkelerine ihanet etmektir. 

Hami Karslı gibi öğetmenlere ülkemizin asıl bu günlerde gereksinimi var.
O’nun kararını sizlerle paylaşmayı görev bildim.

Saygılarımla. 10.12.13

Dr. A. Nejat Ölçen

 ========================================

HAMİ KARSLI    

HANGİ PARTİYE OY VERECEĞİM?

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni bölüp parçalayarak, Atatürk İlke ve Devrimleri’ni yok edip,
bu topraklarda başka devletlerin kurulmasını sağlayarak, sonuçta “Türk-Kürt Federe İslam Devleti” kurma düşü (rüyası, hayali) görenlerin “gemi azıya alıp” us dışı (akıl dışı) davranışlarını gören gönüldaşlarım (dostlarım) 

“Hangi partiye oy vereceğim?”

***

Ben size, oy verilecek bir parti adı söylemeyeceğim. Bunu bulmayı size bırakarak,
benim hangi nitelikte bir partiye oy vermeyeceğimi anlatacağım.

Ama öncelikle ben kimim?

Ben, Atatürk İlke ve Devrimlerini, birlik içinde tek bir ereği olan (üniter) Türkiye Cumhuriyeti Devletini savunan, T.C. yurttaşı olduğum için övünen, kör inançları değil eleştirel aklı
kılavuz (rehber) kabul eden birisiyim.

***

“Bağımsızlık ve özgürlük benim karakterimdir!” diyen Atatürk’ün bu sözünü algılamayan ve yayılımcılarla (emperyalistlerle) işbirliği içine giren veya bu işbirliğine sıcak bakan hiçbir partiye oy vermeyeceğim. Yani ABD’nin ve AB’nin bir dediğini iki etmeyen,
iç ve dış siyasalarını (politikalarını) onların istekleri doğrultusunda yürüten;
yayılımcıların Ortadoğu’daki çıkarlarının eş başkanlığını yapanlara
oy vermeyeceğim.
 

Devlet yönetimini elinde bulundurmak, devlet gücünü kullanabilmek için (iktidar olabilmek için)
her seçim öncesi ABD’ye 4-5 kişiden oluşan kurullar (heyetler) göndererek,
sanki “devlet gücünü bize verin, biz size daha yararlı oluruz”

dercesine yayılımcılardan yardım umanlara da oy vermeyeceğim.

***

Atatürk’ün 1930 yılında

  • “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk Ulusu denir.”

sözünü yadsıyıp yok sayanlara; 

Atatürk’ün 1933 yılı Cumhuriyet Bayramı konuşmasında (10. Yıl Söylevi) açıkça belirterek,

  • “Ben, manevî miras olarak hiçbir âyet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevî mirasım ilim ve akıldır.”

demesine karşın, bilim ve aklı yadsıyıp yerine dogmaları (kör inançları) koyanlara oy vermeyeceğim. 

Türk’e, Atatürk’e, Laik Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne, 1923 devrimine karşı olanlara; bu çağ dışı yaratıklarla içli dışlı olanlara, oy almak için onların sırtlarını sıvazlayanlara, oy vermeyeceğim. 

Din duygusunu, Tanrı ile kendisi arasındaki bir ilişki olmaktan çıkarıp, oy avcılığı ve kişisel ya da kurumsal çıkarları için kullananlara, -bir din adamının deyimiyle- halkı “Allah ile aldatanlara” oy vermeyeceğim. 

Halkı, hem Allah hem de Atatürk’le aldatanlara, halk avcılığında ustalaşmış böylelerini aday göstererek güç sahibi olmak isteyenlere de oy vermeyeceğim.

***

“Tanrı”, Türk, Türklük”, “milliyet, milliyetçilik” kavramlarının içini boşaltarak, yurdunu, ulusunu körü körüne seven (şoven), bağnaz (mutaassıp) yurtseverlere; uluslar arası ilişkilerin çıkara dayalı olduğunu bilmeden ırkçılık yapanlara; öğrenmek için çaba göstermediği, bilmediği öğretilere (doktrinlere) iş olsun diye karşı çıkanlara, kaba kuvvet kullanmayı beceri sayanlara da
oy vermeyeceğim.

***

Bir özlü söz,

  • “Haklıdan değil de güçlüden yana olanlar korkak ve kaypak olurlar.
    Güç merkezi değiştikçe döner, sonunda fırıldak olurlar.” diyor.

Ben bu fırıldakların oy verdikleri partilere de oy vermeyeceğim.

***

Ben yayılımcılığa (emperyalizme), onun işbirlikçisi yerli hayınlara (hainlere) karşı olan; tam bağımsız Türkiye’yi, Türk Ulusu’nu, Atatürk İlke ve Devrimleri’ni, çağdaşlığı savunan; Atatürk’ün her türlü kalıtına (mirasına) hıyanet (ihanet) etmeyen; bölücülük yapmayan, bölücülere yardım etmeyen; kör inançları değil, eleştirel aklı kullanan bir partiye oy vereceğim.

Peki, böyle bir parti var mı?

Bence var. Biraz araştırın, çaba gösterin, böyle bir parti olduğunu göreceksiniz.

“Oyumuz boşa gider” mi diyorsunuz? Yanılıyorsunuz! 

Unutmayın, öne sürerek savunduğu düşüncede (davasında) haklı olan kişi,
tek başına çoğunluktur.

Yedi düvele ve onların işbirlikçilerine karşı savaş açan Atatürk de,
Samsun’a çıkarken yalnız sayılırdı!

Lozan’ın Geniş Olarak Değerlendirilmesi


Lozan’ın Geniş Olarak Değerlendirilmesi

 

 

Ertuğrul GEZENOĞLU

24 Temmuz bize başlangıçta 3 önemli olayı anımsatıyor;

1. Lozan Antlaşması
2. Sendikal hakların kabulü
3. Basından sansürün kaldırılması

Ama bugün 3 önemli konunun da sıkıntılarının olduğunu tespit etmekteyiz.
Basın sansürünün kaldırılması bugün sözde kalmıştır. Basın bugün hiçbir sivil iktidar döneminde olmadığı kadar baskı altındadır. Bu baskıya direnen yazılı ve görsel
basın da verilen para cezaları ile çökertilmek istenmektedir.

Sendikal haklara gelince, özellikle 1980 sonrası gerek askeri dönemde, gerekse
Özal döneminde adeta yangından mal kaçırırcasına yapılan özelleştirmelerle taşeronlaşma başlamış, son dönemlerde ayyuka çıkan özelleştirme ve taşeronlaşma ile sendikal haklar artık adeta son dönemlerini yaşar hale gelmiştir. Zamanında özelleştirmelere yeterince demokratik tepkiyi göstermeyen sözüm ona sendikalar bugün o günlerin cezasını çekmektedirler.

Lozan Antlaşması hep ülkenin tapu senedi olarak görülmektedir.
Gerçekten emperyalizme hiç unutamayacağı bir şamar indiren M. Kemal ATATÜRK ve O’nu hiç terk etmeyen İsmet İNÖNÜ, Ulusal Kurtuluş Savaşı zaferini Lozan ile emperyalistlere kabul ettirerek taçlandırmışlardır.

Fakat bugün Lozan’ı destekleyen Kabotaj ve Montrö Antlaşmalarının delinme aşamasına geldiğini görüyoruz. Lozan’ın delinmesi konusunda başka bir tehlike de Suriye ile olan geldiğimiz noktadır. Çünkü bu ülke ile çıkacak olan bir savaş,
Lozan’ı delecektir.

Karadeniz’e yabancı savaş gemilerinin giriş ve çıkışı ile Montrö Antlaşması’nın ihlali halinde Lozan’ın delinmesi riski vardır. ABD bunu zaman zaman zorlamaktadır.
Bunu önleyen deniz subaylarımız bugün bedel ödemektedirler.

Kabotaj ise Türkiye Cumhuriyeti’nin kara, hava ve denizde ulusal altyapı-yatırım ve ulaşım hakkı demektir. Ama son zamanlardaki otoyolların, limanların, havaalanlarının özelleştirmeleri ve bunların özellikle yabancılara verilmesi aslında kabotaj yasasının amacını yok etmektedir.

Ayrıca bölgesel özerklik talebi ve devamında ülkeden kopmalara neden olabilecek gelişmelere imkan veren İkiz Sözleşmelerin 2003’te Meclis’te onaylanması,
bir anlamda Lozan’ı tartışmalı hale getirebilecektir.

Tahkim Yasası ve Anayasanın 90. md. si de Lozan’da elde ettiğimiz ulusumuzun
kendi yasalarıyla yönetilmesi hakkının kullanılmasında önemli engeldir.
Bizim Anayasamızda olmasa da, uluslararası sözleşmenin geçerli olması,
yabancı yatırımcıyla olan anlaşmazlıkların uluslararası mahkemelerde çözümlenmesi, yasal ve mali yönden adeta birer kapitülasyon olarak değerlendirilebilir.

Yabancıya toprak satışı, maden yasası, petrol yasası gibi yasaların
Ulusal Kurtuluş Savaşı zaferi sonrası Lozan’da elde ettiğimiz ulusal varlıklarımızın
bırakın özelleştirilmesini; yabancıya ülkenin toprağının ve kaynaklarının hükümranlığının devredilmesi kaygısını taşımamıza neden olmaktadır.

Tarımda ve tohumda olan sıkıntılar, HES’ler ekolojik dengeleri bozmaktadır.
Tohumda dışa bağımlılığın ne akla hizmet olduğunu anlamak mümkün değildir.

  • Vakıflar Yasası’na göre de Lozan’da elde edilen birçok hakkımız tartışmalı hale gelmektedir.
Sonunda Heybeliada Ruhban Okulu‘nun açılması ve
İstanbul’da Ekümenik Patriklik oluşması ihtimali ciddi olarak rahatsızlık yaratmaktadır.

ABD ve NATO’yla yapılan anlaşmalar askeri yönden bağımlı hale getirildiğimiz sıkıntısı yaratmaktadır. Bu düşüncenin önemli oranda gerçeklik payı vardır.

Şimdi tüm bunları dikkate alırsak Lozan’ı ne denli hak ederek ve nasıl kutlayacağız?

Bu durumda Lozan’ı kutlamak mı yoksa yeniden inşa etmek mi gerekiyor ?

Baskı altındaki merkez medyanın bu konuları bizim endişelerimizi taşıyanlarla değil, aksine endişelerimizi artıranlarla, kamuoyu yaratacak kişilerle konuşup tartışması nedeniyle ulusalcılık adeta öcü gibi gösterilmektedir.

  • Oysa ulusalcılık ırkçılık değildir;
    Atatürk milliyetçiliğinin tam bağımsızlık ilkesi ışığında;
    halkçı-toplumcu-sosyal-laik-hukuk devletinde yaşama isteğidir.
Bugün ülkemiz ekonomik anlamda dışa bağımlıdır. Ekonomik bağımlılık her alanda (askeri-siyasi-kültür-sanat-medya-tarım-borsa-banka-sigortacılık vb.) bağımlılığı da getirmektedir. Birçok stratejik KİT’lerin yanında özel şirketler de yabancıların eline geçmektedir. (Tekel-Telekom-Petkim-Kipa-Migros vb.)

Eğitim konusu da çok tartışmalı hale gelmiştir. Eğitimde çağdışı düşünceleri
eyleme dönüştürülmek istenirken, sık sık yapılan değişiklikler öğrencileri adeta deneme tahtasına çevirmektedir. Dolayısıyla çağdaş ve verimli bir eğitim verilmediğinden yetiştirilen kuşakların kafası çok karışık olmakta, geleceğe güvenle bakmamaktadırlar.

Çıkış yolu yok mu ?

Yeter, içimizi kararttın! Diyebilirsiniz. Elbette çıkış yolu var. Atatürkçülerin yapılacak seçimlerde iktidara gelmek için halka bıkmadan, usanmadan gerçekleri anlatması,
halkı direnen medyaya yönlendirmesi gerekmektedir. İktidara gelince de doğru bir programla bahsettiğimiz tüm bu yasaları iptal ederek Tam Bağımsız Türkiye için özveri ile gece-gündüz çalışmaktır. Çaresiz değiliz, üstelik şimdi 90’ların gençleri de yanımızda. Yaş ortalamamız epeyce düştü, yani dinozor değiliz artık.

Bayrak gençlere geçince Atatürk’ün Cumhuriyeti’nin emin ellerde olduğunu düşünmek bizlerin çok çok mutlu ve umutlu olmamızı sağlıyor.

Geçen yazımda da bitirişte yazdığımı yazarak bitiriyorum.

Sağolun, varolun gençler.

YAŞASIN ATATÜRK GENÇLİĞİ!

Saygılarımla…

KURTLAR SOFRASI.. / Dinner Table of Wolves


Dostlar
;

26 Haziran 2012’de sitemize koyduğumuz “KURTLAR SOFRASI” adlı
85 sayfalık kapsamlı çalışmayı bir kez daha gündeminize getirmek istiyoruz.

Bu emekli çalışma, Küresel Elit‘in içyüzünü, anatomisini (yapısını),
fizyolojisini (işleyişini) sergilemekte.

Bu dosyadaki temel bilgileri edinmeden Dünya’yı ve Türkiye’yi anlamanın
çok zor olacağını düşünüyoruz.

Hoşgörünüzle, daha çok ve / veya 1 kez daha gözden geçirilmesi dileğiyle

KURTLAR_SOFRASI_03.10.02

İ ç i n d e k i l e r ……

           İlkel’den İNSAN’a Varış                                                                                          

Taş Devri Yaşamı                                                                                                   

            Mezolitik Dönemi yaşamı

Yeleşik Düzen Neolitik Çağ

            Elle Yapılan Tarım Dönemi

            Neolitiğin Üç Kurumu: Din-Aile-Devlet

            Makineleşme Dönemi

            Sanayi Devrimi

            Makineli Tarım

            Tarımın Ticarileşmesi

            Genetik, Yeni Bir Sömürü Alanıdır                                                                        7

            Sömürge Peşine Düşüş

            Küreselleşme (Köleleştirme, Uluslararası Sömürü)

            Küreselleşme Adı Altında Kurulmak İstenen: “Tek Dünya Devleti”

            Sömürücü ABD Değil, ABD’ye de Hakim Olan ELİT

ABD’nin Merkez Bankası Yoktur

ABD’nin, Merkez Bankası Görevini Gören Federal Rezerv

Paraya ve Petrole Sahip Elit Kimdir?

Siyon Liderleri Protokolleri (Planlarını anlattıkları kitap)

Elit’in Uluslararası Örgütleri: CFR, IMF, DB, DTÖ, BM, Bilderberg,
Trilateral, AB Elit’in Uluslararası Şirketleri

Elit’in Korkusu Ulus-Devletlerdir

Kazanan Hep Elit’tir                                                                                                8

Yazı, Dil, Tarih ve Uygarlıklarıyla; Evrensel Uygarlıkların Kökenini
Oluşturan Ön Türkler /ON OKLAR

Tüm Ülkelerin İlgi Odağı Türkiye

Atatürk Bu Ülkeyi Bağımsızlıktan Ödün verilsin, Köleleştirilsin Diye Kurmadı

Elit’in Parayla Para Kazanması

Zenginler Daha Zengin, Fakirler Daha Fakir Oldular

Tarihte Bir Gezi                                                                                                       9

AYRI Adlar Altında Tanınan Örgütler, Aynı Yere, Elit’e Bağlıdır.

Getirileri Aynı Havuza Akar

Elit, Dünya Eliti’dir

ABD Yazılı Yerleri Elit Olarak Anlamak Gerek

İşte Kurtlar Sofrası

Siyon Tarikatı (1090)

Tapınak Tarikatı (Tampliye Şövalyeleri, 1118)                                                     10

Vatikan                                                                                                                     11

OPUS-DEI

Malta Şövalyeleri                                                                                                    12

Dömenikenler Tarikatı

Fransiskan Tarikatı

Cizvitler Tarikatı

Masonluk (1723)                                                                                                      13

Operatif Masonluk

Spekülatif Masonluk

Masonluğa Giriş Töreni                                                                                         14

Türkiye’de Masonluk

İlluminati (1776)                                                                                                      15

Bohemian Klübü (1830)                                                                                          16

Kurukafa ve Kemikler Tarikatı (1833)

B’nai Brith (1843)

Yuvarlak Masa Örgütü (1877)                                                                                17

Wilson İlkeleri (1912)                                                                                              18

Federal Rezerv (ABD’nin Elit’e ait Merkez Bankası, 1913)         

1 Doların Şifresi: Her Yol Elit’e Çıkyor                                                                  19

Dış İlişkiler Konseyi (CFR, 1921)                                                                          21

Birleşmiş Milletler (1945)                                                                                       22

Uluslararası Para Fonu (IMF, 1945)                                                                     23

Filipinle Hükümetinin İsyanı

Niyet Mektupları (Diyet Mektupları)                                                                       24

Ülkeler Nasıl Köleleştiriliyor?

Nasıl Kurtulacağız?

Özel Çekme Hakları (SDR)                                                                                    

Dünya Bankası (DB, 1945)                                                                                     25

GATT (Gümrük Tarifeleri Genel Anlaşması, 1947)

Truman Doktrini (1947)                                                                                          26

Marshall Planı (1948)

Batı Avrupa Birliği (BAB, 1948)

NATO (Kuzey Atlantik Anlaşması, 1949)                                                              27

NATO ve Götürüleri

Bilderberg (1954)                                                                                                    28

Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET, 1957) sonra AT, sonra Avrupa Birliği          29

Eisenhower Doktrini (1957)                                                                                   30

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD, 1960)

Trilateral Komisyon (Üçlü Komisyon, 1973)

Çok Taraflı Garanti Yatırım Kuruluşu (MİGA, 1985)                                            31

Yıldız savaşları (SDI: Stratejik Savunma Girişimi)

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı (AGİK, 1990)                                        32

Avrupa Birliği (AB, 1992)

Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması (NAFTA, 1992)                               33

GATT, sonra Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ/WTO, 1994)

Hizmet Ticareti Genel Anlaşması (GATS, 1994) 

Avrupa Enerji Şart (1985)                                                                                       34

Çok Taraflı Yatırım Anlaşması (MAI)

Uluslararası Şirketler                                                                                              35

1919-2002 Arası Türkiye ve Türkiye’ye Dayatılan Anlaşmaların İçyüzü            36

Bir İncelemede “Özünü” Kavramak Önemlidir

İç ve Dış Politikayı Etkileyen Ögeler

Tarih ON OKLAR’da / Türkler’de Başlar

Evrensel Uygarlıkların Kökeni On Oklar / Türkler

Atatürk, Türk Ulusunun Kimliğini, Kökenini Bulması İçin Çok Çalışmıştır

Eksik ve Yanlış Resmi Tarih Değişmelidir

Türkler Dünya Tarihindeki Yerini Almalıdır

Türkiye’nin 1919-1923 Dönemi                                                                              37

Satılmış, Paylaşılmış, Yıkık Bir Ülke

“Ya Bağımsızlık, Ya Ölüm”

Yeni Bir Toplum, Yeni Devlet ve Sürekli Devrimler

1919-1923 Arası Önemli Olaylar

İngiltere’nin Kürt Politikası

Chester Projesi (1923)                                                                                            38

Türkiye’nin 1923-1939 Dönemi ve Önemli Olaylar                                              39

Montrö Sözleşmesi (1936)                                                                                    

Sadabat Paktı (1937)

Hatay’ın Alınışı (1938)

Türkiye’nin 1939-1945 Dönemi                                                                              40

Atatürk’ün Yolundan Sapış Dönemi                                                                     40

Atatürk’ün Öngörüsü                                                                                            

2. Dünya Savaşı (1939-1945)

Yalta ve Postdam Konferansı (1945)

Ticari İmtiyaz Anlaşması (1939)                                                                            41

Üçlü İttifak (1939)

Türkiye’nin 1945-1960 Dönemi

Atatürk’ün Yolundan Sapış ve Hovardalık Sürüyor

İrticanın Kuramcısı ABD (1945)                                                                             42

Milletler Cemiyeti Görevini Birleşmiş Milletler’e Devrediyor (1945)                 

Bretton Woods Örgütleri: IMF, DB, GATT, DTÖ vb)

Yardım ve Yardım Anlaşmalarının Aslı, Ağır Şartlı Dayatmalardır

Türkiye-ABD Karşılıklı Yardım Anlaşması (23 Şubat 1945)                                43

10 Milyar Dolarlık Kredi Anlaşması (27 Şubat 1946)

Türkiye ABD Arasındaki Ek Anlaşma (6 Aralık 1947)                                          44

Truman Doktrini (12 Mart 1947)

Amerika, Askeri Yardımları Niçin Yapıyormuş?

Askeri Yardım Anlaşması (12 Temmuz 1947)

Marshall Planı (2 Nisan 1948)                                                                                45

Max Thornburg Raporu ve İstekleri (1947)

Marshall Planının Olumsuz Etkileri

Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütü (NATO, 4 Nisan 1949)                                     46

Türkiye’nin NATO’ya Alınma Nedeni

Yardımların Veriliş Nedenleri

Türkiye-ABD Eğitim Komisyonu Anlaşması (27 Aralık 1949)                             47

Albay Haydar Tunçkanat’ın Söyledikleri

Türkiye-İsrail Ticaret ve Ödemeler Anlaşması (4 Temmuz 1950)                      48

Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanunu (18 Ocak 1954)

Petrol Yasası (7 Mart 1954)                                                                                   49

Ortaklık Güvenlik Anlaşması (10 Mart 1954)                                                        50

NATO Kuvvetler Statüsü Sözleşmesi (SOFA, 20 Mart 1954)

Askeri Kolaylıklar Anlaşması (23 Haziran 1954)

Vergi Muafiyetleri Anlaşması (24 Haziran 1954)

Bağdat Paktı (24 Şubat 1955)                                                                                51

Elit Rockefeller’in ABD Başkanı Eisenhower’a Mektubu (1956)

Türkiye-ABD Tarım Ürünleri Anlaşması (12 Kasım 1956)                                   52

Londra Deklarasyonu (28 Temmuz 1958)                                                            

Türkiye-ABD İstimlak ve Müsadere Garantisi Yasası (Ocak 1959)

Türkiye-ABD Güvenlik İşbirliği Anlaşması (5 Mart 1959)                                       53

Jüpiterlerin Türkiye’ye Yerleştirilmesi (25 Ekim 1959)

Türkiye’nin 1960- 1980 Dönemi                                                                            

U2 Olayı (1 Mayıs 1960)                                                                                          54

ABD’nin, Zırai Maddeler Ticaretinin Geliştirilmesi Hakkında, 161 milyon dolarlık
İkili Anlaşma ile İlgili Olarak Notası (21 Şubat 1963)

Türkiye-AET Ankara Anlaşması (12 Eylül 1963)                                                 

Türkiye ABD Kredi Anlaşması (31 Mayıs 1968)                                                   55

Ege Sorunu

Kıbrıs Sorunu                                                                                                         

Türkiye’nin 1980 ve Sonrası Dönemi                                                                    56

Türkiye Ekonomisini Etkileyen 4 Kriz                                                                  

Özelleştirme                                                                                                            57

ABD Türkiye’ye Neden Yakınlık Gösterdi?                                                          58

Kürt Sorunu ve ABD

“ABD, Türkiye’de Toprak Bütünlüğünü Desteklemiyor, Aksine Köstekliyor  

Çevik Kuvvet (Birleşik Devletler Merkezi Komutanlık)                                        59

Mutabakat Muhtırası (29 Kasım 1982)                                                                59

Limni Sorunu

Savunma ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması (SEİA, 18 Aralık 1985)

Ortadoğu’da Su Sorunu                                                                                        60

Boğazlar Sorunu

Körfez Savaşı                                                                                                         

Körfez Savaşı Sonrası

Körfez Savaşında Türkiye’nin Kayıpları                                                               61

Avrupa Birliği ve Türkiye (AB, 7 Şubat 1992)

Oyalamanın Serüveni                                                                                             62

Türkiye AET’ye 1959’da üye olmak üzere başvurdu

Ankara Anlaşması (12 Eylül 1963)                                                                        63

Lüksemburg Zirvesi (Mart 1976)                                                                           64

Avrupa Tek Senedi (1 Temmuz 1987)                                                                 65

Dublin Zirvesi (28 Nisan 1990) 

Matutes Paketi (6 Haziran 1990)

Maastricht Anlaşması (7 Şubat 1992), (AET –AT) Avrupa Birliği oldu

Lizbon Zirvesi (25-27 Haziran 1992), Edinburg Zirvesi (11-12 Aralık 1992)

Kopenhag Kriterleri (22 Haziran 1993)

Gümrük Birliği (6 Mart 1994’te imza. 13 Aralık 1995’te yürürlüğe girdi             66

Madrit Zirvesi (16 Aralık 1995)

Amsterdam Zirvesi (16-17 Haziran), Lüksemburg Z. (12-13 Aralık 1997)        67

Cardiff Z. (15-16 Haziran), Viyana Z. (11-12 Aralık 1998)

Köln Zirvesi (3-4 Haziran 1999)

İlerleme Raporu (13 Ekim 1999)

Helsinki Zirvesi (10-11 Aralık 1999) Türkiye “aday” ülke oldu

Katılım Ortaklığı Belgesi (KOB, 17 Temmuz 2000)

Genişletilmiş Siyasi Diyalog (4 Aralık 2000)                                                       68

Nice Zirvesi (8-10 Aralık 2000)

Ulusal Program

Leaken Zirvesi (14-15 Aralık 2001) …                                                                 69

AB; Kıbrıs, Ermeni Soy. İddiaları, Azınlıklar- Bölücülük, Ege Sorunu, Patrikhane, Heybeliada Ruhban O, IMF programları konularında, Türkiye’den Ne İstiyor?

Kıbrıs, Ermeni Soykırımı İddiaları, Azınlık Sorunu-Bölücülük                           70

Ege Sorunu, Patrikhane, Heybeliada Ruhban Okulunun Yeniden Faaliyete Geçirilmesi, IMF Programlarının Uygulanması, Sonuç                                                           71         

AB Yolunda Neler Yapılacak? Adım Adım 2004                                                72

2000’de, 2001’de, 2002’de Yapılacaklar                                                            73

2003’te, 2004’te Yapılacaklar                                                                              74

Bu İşte Bir Terslik var Avrupa Birliği’ne Hayır

Türkler Aynı Zamanda Avrupalıdırlar                                                                  75

Araştırmacı Kazım Mirşan ve Haluk Tarcan

Büyük Araştırmacı Yüceler Yücesi ATATÜRK Atatürk’ün Bir Şiiri

Gümrük Birliği (13 Aralık 1995)                                                                            

Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği (AGSK, AB Ordusu)                              

AB İlişkilerinde Anayasa İhlali ve Yetki Aşımı                                                   76

Türkiye-İsrail Serbest Bölge Anlaşması (14 Mart 1996)                                  77

Türkiye-AB Tarım Anlaşması (9 Ocak 1998)                                                       

Güneydoğu Avrupa (Balkan) İstikrar Anlaşması (30 Temmuz 1999)

Uluslararası Tahkim                                                                                              

Türkiye-ABD Tic. ve Yat. İlişki. Geliştirilmesi Anlaşması (7 Aralık 1999)          78

Nitelikli Sanayi Bölgesi                                                                                          79

Çare ve Çözüm                                                                                                     79-80
Dipnotlar ve Kaynakça (158 adet)                                                                        81-85         

**********************

Dosya şöyle başlamakta                              :

  • İlkel’den İNSAN’a varış; insanın Kendin’den Kendine’dir,
    bir hayli emek, sabır, akıl, bilim, vicdan ve gönül ister.

Taş Devri (Paleolitik Çağ) dediğimiz dönemde, mağaralarda birarada yaşayan, ilkel-eşitlikçi-durağan bir birlikleri olan, ilkel sürü diyebileceğimiz insanlar; daha çok kadınların uğraştığı Toplayıcılık, erkeklerin uğraştığı Avcılık ve Balıkçılık yaparak; Asalak ekonomileri, ortak çalışma, ortak paylaşma ve işbirliği ile yaşamlarını sürdürmeye çalışmışlardır. Ateşi bulmuşlar, taştan aletler yapmışlardır. Korku ve umuda dayalı, düzensiz, raslantısal, sınıflandırıcı, düşçü, taklitçi ve sihirsel kültüre bağlı bir yaşamları vardır. Sonraları Devşiricilik denilen, yabani tahıl toplayıcılığı ile Ambarlama ve Biriktirme yöntemlerini kullandıkları, dinsel düşünüşün yavaş yavaş başladığı, bir tarıma ve üretime geçiş dönemi yaşamışlardır (-12.000, Mezolitik). Daha sonra da insanlar, coğrafi olayların, iklim koşullarının zorlaması ve nüfus artışı nedeniyle, sığınaklarını, mağaralarını bırakmışlar, ekolojik olarak zengin topraklara, vadilere ve daha çok su kenarlarına yerleşmişlerdir. Avcı ve toplayıcı topluluklar, biriktirdikleri malları taşıyamayacakları için yerleşik düzene geçmişler, korunmak için hendekler, surlar yapmışlar, bitkileri ve hayvanları evcilleştirmeye başlamışlardır. Balta, kazma, kürek, çapa, saban, döven, orak, pulluk ve tırpanla yani elle yapılan “tarım”la üretime geçmiş ve toplumsal yaşamı başlatmışlardır (-10.000, Neolitik Çağ). Tekerlekli taşıma araçları, yelkenliler yapmışlar, yünleri eğirip, kumaş dokumuşlar, sazdan hasır ve sepetler örmüşler, kolyeler yapmışlar, topraktan kaplar yapıp seramiklemişler ve yemeklerini pişirmeye başlamışlardır. Toplayıcılık ve avcılıktan tarım ve hayvancılığa geçiş, zamanla yiyecek depolamayı da (artı ürün) olanaklı kılmıştır. Biriktirilen yiyecek fazlası; artık tarımla uğraşmayan, araç gereç yapımıyla uğraşan, bir kısım uzman zenaatçıların da ortaya çıkmasını sağlamıştır. Tarımsal ürün fazlalığı, ekonomideki ve teknolojideki gelişmelerin temel kaynaklarından biridir. Ekim, dikim, hasat, zenaatçılık, uzmanlaşma derken, köyler kurulmuş, tarım ürünlerinin pazarlanması, değiş tokuş edilmesi ile ticaret diyebileceğimiz alış-veriş başlamıştır. Köylerin zenginleşmesi ve gelişmesi ile kentler kurulmuş ve daha sonra Devletler ortaya çıkmıştır.

Neolitik Çağın geliştirdiği üç kurum;

Din (Korku, umut, yalvarma, yakarma, tapma, tapınma, başeğmeye ödül, başkaldırmaya ceza, ruh, öte dünya, tanrı, melek, şeytan, cin vb),

Aile ve

Devlet’tir.

Artı ürün, toprak ve verimli yerleri ele geçirerek hüküm sürme uğruna, çekişmeler, kavgalar çoğalmış, istilalar başlamıştır. Ekonomik, siyasi çıkar çatışmalarıyla
sınıf kavgaları ve ülkeler arasında sömürü ilişkileri hızlanmıştır.

Makineleşme: 1840-1850 yılları…

Ve dosya şöyle bağlanmakta                   :

Özetle                   :

Yeni bir kurtuluş savaşı gerek…

Çare; Yüceler Yücesi Atatürk’ün yolunu; Akıl, bilim, vicdan ve gönül eşliğinde gereğini yaparak daha ileriye taşımak, insan gibi yaşamak, İNSAN olmaktır…

Bu ulusu tanımayanlar, tanıyamayanlar!!! 

  • BİZ SÖMÜRGE OLMAYIZ, 
  • BİZ KÖLELEŞMEYİZ … 
  • TAM BAĞIMSIZLIK, ÖZGÜRLÜK BİZİM KARAKTERİMİZDİR …

 Aydınlık günler dileğiyle “Günaydın İnsanlık”..

******************

Bu kapsamlı dosyanın üretilmesinde ve paylaşımında paha biçilmez emekleri olan tüm DOST lara, sözcüklere sığmayan gönülden şükranla..

Sevgi ve saygı ile.
30.6.2013, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net