Etiket arşivi: sandık güvenliği

Oylar işte böyle çalınıyor

Barış Terkoğlu
Barış Terkoğlu
25 Mayıs 2023, Cumhuriyet

Bir yalanın örtüsü ancak gerçeği bilenler tarafından yırtılabilir.

Eski TUİK başkanı, şimdi İYİ Parti Genel Başkan Başdanışmanı Birol Aydemir bir çalışma yaptı. Yöntem şuna dayanıyor: Türkiye’de her bölgede; ortalama seçime katılım, geçersiz oy ve Erdoğan’a oy verme davranışı var. Aydemir, bunları tespit etmiş. Ardından katılımın sıra dışı şekilde yüksek, geçersiz oyların olağandışı düşük, Erdoğan’ın oylarının anormal yüksek olduğu sandıkları incelemiş.

Kimi yoruma göre 19 bin, kimi yoruma göre 22 bin sandıkta tuhaflık var. Bu sandıkların çoğunluğu; Şanlıurfa, Malatya, Erzincan, Siirt, Tokat, Maraş, Adıyaman, Hatay gibi illerde toplanmış.

Örneğin Şırnak-İdil’de, 1068 no’lu sandıkta, katılım oranı %99.6. Geçersiz oy sıfır olurken Erdoğan’a %99.6 oy çıkmış.

Peki bu tür sandıklarda ne kadar seçmen var?

Yaklaşık 6 milyon. Erdoğan’a giden anormal oy sayısı ise 775 bin ile 836 bin arası.
Bu, % bir buçukluk oy demek.

Sadece bu kadar değil…

MHP’YE YAZILAN OYLAR

Aydemir’in çalışması MHP oylarına dair de bir şey söylüyor. Toplam 10 bin 785 sandıkta, MHP’nin oy oranı, bulunduğu bölgeden en az 10 puan önde çıkmış. Bu sandıklardaki seçmen sayısı, toplamın %4.18’i. Şüpheli oylar, MHP’ye, 0.66 puan kazandırıyor.

Mesela Urfa’da MHP’nin oyu % 9.29. Ancak Harran ilçesindeki 1102 numaralı sandıkta, MHP’nin oyu %100. Erdoğan da bu sandıkta blok oy almış. Ortada bir tuhaflık olduğu açık.

Bu kadar değil…

Örneğin Malatya Battalgazi’de, 1050 no’lu sandıkta, CHP’nin 161 oyu var. Gelgelelim, Kılıçdaroğlu’na yazılan oy sadece 1. Muharrem İnce’ye ise 228. Bu da bazı oyların başka adaya kaydırıldığı şüphesini doğuruyor.

Sayılar küçümsenecek gibi değil. Kılıçdaroğlu’nun oyunun CHP-İYİ Parti toplamından en az 5 puan düşük olduğu 4 bin 318 sandık var. CHP-İYİ Parti-Emek ve Özgürlük İttifakı’nın toplamından en az 5 puan düşük olduğu tam 6 bin 469 sandık bulunuyor.

HALEN SANDIK KORUNAMIYOR

Aydemir’in önümüze koyduğu tablo bize bir şey söylüyor.

  • Muhalefet, halen tüm sandıklara en az bir görevli yerleştirmeyi başaramıyor. 

“Islak imzalı tutanaklara hâkim olmak” ile “sandıklara sahip çıkmak” arasında büyük fark var.

  • Her sandıkta en az bir görevlinin, oy kullanmayı başından sonuna takip ettiği,
  • tutanakların hazırlanmasını denetlediği, YSK’ye veri girişini takip ettiği
  • bir sistem olmadan seçimler asla güvenilir olamayacak.

Kimi kamu görevlileri, ağalar, çeteler eliyle; kimi seçmene baskıyla; kimi hileyle sandıkları teslim almaya çalışanlar var.

İşte tam da bu anda, Süleyman Soylu’nun “Oy ve Ötesi”ni hedef alması dikkatinizi çekti mi? Gönüllülerin sandığa sokulmamaları çağrısında bulundu.

DAYAK, TEHDİT, OY ÇALMA

Neden mi?

Bugünlerde çıkan bir kitap sebebini anlatıyor. Seçil Türkkan’ın Sandıkları Korumak kitabı (İletişim Yayınları), gönüllü olarak sandıkları koruyan vatandaşların hikâyelerini kendi ağızlarından aktarıyor.

Mesela avukat Deniz Güneş, İstanbul’dan kalkıp gittiği Urfa’da, yaşadıklarını anlatıyor:

  • “Kartlarının üzerinde AK Parti gözlemcisi yazan üç kadın birlikte sandık perdesinin arkasına geçiyor. 20-30 kadar mühürlü ve işin ilginci sandık kurulu mührü de olan kullanılmış oy buluyorlar perdenin arkasında, AK Partili sandık görevlisi herkesin gözü önünde bu oyları sandığa atıyor. Camdan dışarı baktığımda, silahlı kişilerin okulun çevresini sardıklarını gördüm.”
  • Silah çekilenler, dayak yiyenler, salondan çıkarılanlar…

İnsan hikâyeleri, muhalefetin her sandığa sahip çıkamadığını açıkça gösteriyor. Bundan faydalanan iktidar ise eski düzenin sürmesini istiyor. Sandık güvenliğini sağlamakla yükümlü bakanlığın başındaki Süleyman Soylu’nun, “Sandığa sokmayın” çağrısının nedeni de işte bu. Sokulmasın ki toplu oy kullanılsın, sokulmasın ki hileli sayım olsun, sokulmasın ki tehditle sandığa oy girsin! 

İşin ilginci, bugünün AKP vekili Mehmet Ali Çelebi, önceki seçimde muhalefetin sandık güvenliğini sağlıyordu, yukarıda anlatılanları o dönem bizzat kendisi anlatıyordu.

  • Demokrasiyi, akşam evde seçim sonuçlarını izleyenler değil,
  • onun için mücadele edenler kazanacak.

28 Mayıs oyu, direnme hakkına eşdeğerdir

İbrahim Ö.  Kaboğlu

İbrahim Ö. Kaboğlu

Siyaset 25.05.2023, BİRGÜN

“İnsanın zorbalık ve baskıya karşı son bir yol olarak ayaklanmaya başvurmak zorunda bırakılmaması için, insan haklarının hukuk düzeniyle korunması gerek” (İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi-İHEB).

Özgürlüklerin öncülü ve temeli olarak oy hakkı, uluslararası sözleşmeler ve Anayasa güvencesinde.

Seçimler, “serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre, yargı yönetim ve denetimi altında yapılır.” (AS: Anayasa md. 67/2)

Siyasal hak değil yalnızca, bir ödev ve yurttaş sorumluluğu olan oy hakkı, devletin kurumsal yapısı içinde kullanılır.

Anayasa’ya aykırılıkların gölgelediği 14 Mayıs seçimleri henüz sonuçlanmadan balkon konuşmasıyla 2. tur kampanyasını başlatan Sn. Erdoğan’ın çağrısı: TBMM’de Cumhur İttifakı çoğunluğu aldı, ama CB adayı 2. tura kaldı. 28 Mayıs’ta oylarınızı bana verirseniz, yasama-yürütme uyumu ve istikrar sağlanır.

HUKUK ve AHLAK YOKSA…  

Anayasa ile bağdaşmayan parti başkanlığı (AS: + devlet başkanlığı),  siyasal partiler arasındaki eşit yarışma koşullarını da bozmuştu. 3. kez aday olan aynı kişi, yardımcısını ve bakanlarını da sahaya sürdü. Hiçbiri görevinden ayrılmadı. Seçmenlerin vergileri ile yaratılan Devlet olanakları, parti ve adayları lehine seferber edildi.

Hukuk saygı görmeyince eşit yarışma da zehirlendi: eşitsizlik, medyaya giriş olanakları ile sınırlı kalmadı, medya tekeli ötesinde TRT, “vergi yükümlüsü hak sahipleri” için yıldırı aygıtı olarak kullanıldı.

Devlet olanaklarını elinde tutan ve bütün kamu görevlilerinin sicil amiri olan kişi, rakibi için hazırlanan montaj afiş ve videoları meşru gördü ve kullandı.

Serbest ve eşit süreci zehirleyici etkenlere her gün yenileri eklendi. CB yardımcısı ve bakanların, 2. turda da çifte sıfatla Anayasa’yı ihlal ederek parti başkanı için çalışmaları amacıyla, TBMM’nin  and için toplanması bile geciktiriliyor. (AS: TBMM İçtüzüğü çiğnenerek!)

  • YSK eşliğindeki seçim hukuku ihlalleri sınır tanımıyor.

DEMOKRASİ DE OLMAZ

Demokratik standartların uzağında olan seçim süreci saydam yürütülemediği gibi, seçmen sayısı bile bilinmiyor; sivil toplumun katılımı engellenmeye çalışılıyor; sandık güvenliğinin sağlanması, sorun olmayı sürdürüyor.

Çoğulculuğu sönümlendiren hukuksuzluk ve ahlaksızlıkları, “maneviyatçı ve milliyetçi” söylemlerle örtme çabası sürekli. Kadın düşmanlığı pompalanarak yürütülen kampanyaya camilerde silahlanma çağrısı da eklendi.

Demokratik bir gelenek olan TV ekranlarında ikili tartışma yerine meydanlarda montaj video kullanımı, sözde Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi kurgusunun demokratik olmadığının açık bir göstergesi.

Cumhurbaşkanı sözcüsü, parti sözcüsü gibi; parti sözcüsü Devlet sözcüsü gibi konuşuyor.

  • Kişi+parti+Devlet birleşmesi, Devleti partileştirdi Parti’yi devletleştirdi.

Demokratik hukuk devleti bir yana, ortada Devlet kalmadı.

DİRENMENİN ANLAMI

Üç nedenle:

-öncesi, gelinen yer ve betimlenen tablo haliyle.

-oy verme; sandığa gitme ve oy kullanma.

-oyların sayımı; sandıkların açılması, sayım ve sonrası.

Tam 75 yıl önce yazılan İHEB’e göre,

  • “baskı ve zorbalık”, ayaklanmanın meşru temelini oluşturur.

Bunun gerekçesi ise, insan haklarının hukuk düzeni ile korunmamasıdır.

27 Mayıs 1949’da RG’de yayımlanan İHEB, ulusal hukuk ile bütünleşti:
insan haklarına dayanan devlet.

10 Mart’tan bu yana yoğunlaşan seçim hukuku ihlalleri, oy hakkının kullanılmasını, direnme hakkına eşdeğer kıldı.

Bu nedenle, oy hakkı için yurttaşların “uyanık bekçiliği”, hiçbir zaman olmadığından daha gerekli.

Sorun, 28 Mayıs günü sandık başına gitmek değil, o ana kadar olup bitenleri çok iyi izlemek,
oy günü çevresel uyanıklığı elden bırakmamak ve sayım sürecini yakından gözetmek.

Özetle; 28 Mayıs’ta Sn. Kılıçdaroğlu’na verilecek oy, diğerine göre “sayı ötesi” bir anlama sahip.

Sonuç olarak                       ;

  • Pazar günü,
  • Türkiye Cumhuriyeti’nin ‘hakiki’ yurttaşları,
  • direnme hakkını, gelecek kuşakların haklarını koruma ereğinde kullanmalı:
  • para için değil ülke ve yurttaşlık için,
  • kaçak saray saltanatı için değil Türkiye Cumhuriyeti için.