Etiket arşivi: açlık sınırı

Doymadım… Doyamadım…

authorZAFER ARAPKİRLİ

“Doymadım, doyamadım ezmelere seni ben!..”

Şiddeti giderek artan bir isteri krizine eşlik eden bir şarkıya dönüştü bunların dilinden düşmeyen.

“Doymadım, doyamadım zam yapmaya yine ben!.. Yinee, yeniiideeen!..”

Öyle bir noktaya getirdiler ki işi, bundan adeta sadist bir zevk aldıklarını düşünmeye başladım. Sayılar, her geçen gün daha da anlamsızlaşmaya başladı. Örneğin akaryakıtın, benzin-mazot-LPG’nin fiyatını sokakta herhangi bir vatandaşa sorsan, 100 kişiden 99 kişi şu anki fiyatını tam olarak söyleyebilirse, bir mucizedir. Akılda bile tutamamaya başladık, dün gece herhangi bir başka ürüne de ne kadar zam yapıldığını ve bu sabah itibariyle kaç TL olduğunu.
***
Arsızlığın, edepsizliğin ve utanmazlığın sınırlarını öylesine aştılar ki, içlerinden biri çıkıp (akşam ne içip yattıysa?) “Kuyruk çok uzun. Azaltmak için yaptım bu zammı” deme ahlâksızlığına bile tevessül etti.

  • Bu kibir ve küstahlık düzeyine, bu topraklar eminim yüzyıllardır tanık olmamıştır.

Sermayenin iktidarı, artık sıfırı tükettiğinin iyice farkına varmış olmalı ve “giderayak” en azından günlük rutin zorunlu bütçe harcamalarına yetecek kadar bir vergi geliri elde edebilmek istiyor ki, “üç kuruş oradan beş kuruş buradan” mantığı ile yapılan zamlara bir sıfır daha ekledi. Örneğin artık akaryakıta, bundan 3-5 ay önceki gibi 10 kuruş 15 kuruş değil, 100 kuruş 150 kuruş birden zam yapmaya başladı.

Zamlar karşısında, açlık sınırı ya da yoksulluk sınırı gibi “eşik değerler”in de bir anlamı kalmadı artık. Yani, diyelim ki 1 ay önce açlık sınırının biraz (birkaç yüz TL) üzerindeydiniz, bugün itibariyle en az 1000 TL aLtında kalmış olmanız kesin.

Faiz, döviz ve enflasyon hesaplarını tutturamamış, iyice kontrolunu kaçırmış olmanın ayıbı ile “susup oturacakları” yerde, tam tersine “yavuz hırsız” misali, yine her zamanki gibi suçu ona buna dış güçlere iç güçlere filan yıkarak, arsızlığın dibine vurmaktan geri durmuyorlar.

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, bir yandan da itiraz edenin, ses çıkaranın, kafa kaldıranın sesini kısmak, kafasını kırmak ve anasından doğduğuna pişman etmek için “devletin sopasını” daha da güçlü sallamaya başladılar. En ufak bir hak arama eylemini, en ufak bir “aykırı sesi”, kendilerine yandaş kılamadıkları, besleyip esir alamadıkları her türlü medyanın sesini kısmaya çalışıyorlar.

Klasik formül ve senaryo çalışıyor, yani. Kapitalizmin utanmazca kâr hırsına gem vurmak yerine, işsizlik ve hayat pahalılığına “bilinçli bir tercih ile” köle edilmek istenen kitleleri ezmenin kitabı yazılıyor.

Bütün bunlar olurken, düzen partilerinin yaptıkları tek şey “Yakındır. Geliyor gelmekte olan. Bekleyin. Az kaldı” diyerek millette bir umut oluşturmak ve “Durun. Bir şey yapmayın. Zaten bir üfürüklük canları kaldı” duygusunu yayarak halkın “gazını” almak.

Oysa ki, adı üstlerinde “Düzen Partileri”nin, muhtemel iktidarında da uygulanacak, uygulanması kesin ekonomik reçetelerin, emekçiden, emekliden, ezilenden, yoksuldan ve toplumun dezavantajlı hiçbir kesiminden yana olmayacağını gayet iyi biliyoruz. CHP ve İYİ Parti’nin iddialı ama somut çözümleri dillendirmekten uzak söylemlerini de, bugünkü enkaz ve felaket tablosunun çok yakın geçmişteki mimar-mühendis-usta kadroları arasındaki Davutoğlu – Babacan ikilisinin “Biz çözeriz” vaatlerini de ciddiye almak mümkün değil.
***
Bu saydıklarımızın alayı, TÜSİAD – MÜSİAD ve her türlü “SİAD”çılarla, ve orta büyük ölçekli esnaf sanayici ile kolkola “gelecek arayışı”nın hiçbir zaman “Emek örgütleriyle, sendikalarla” bir mücadele örgütlenmesi gibi niyetlerine asla tanık olmadık.

O halde yapılacak olan, düzene muhalif tüm güçlerin, toplumun dezavantajlı çoğunluğu ile birlikte demokrasi ve hak arayışı mücadelesini yükseltmenin zamanı geldiğini anlaması ve anlatmasıdır.

Başka herhangi bir ülkede, bunca zam ve zulmün karşısına büyük kitleler dikilmiş ve en azından en temel gıda ve ihtiyaç maddesi zamlarına karşı meydanlarda sesini yükseltmeye başlamıştı. Bu sessizliğin ve ataletin nedeni, en başta örgütsüzlük ve tabii ki “Düzenin dümen suyunda giden düzen partilerinin zerkettiği uyuşturucu ruh halidir”. Bunu kavramadığımız müddetçe, yapılacak ilk seçimde, oyların hangi sistemle nasıl dağılacağı ve iktidarın kimin elinde kalacağı veya el değiştireceği önem taşımayacaktır.

Gün, iliği kemiği emilen kitlelerin, sınıf mücadelesi bilinci ile
eğik başlarını artık havaya kaldırması günüdür.

Yoksa, biz bu kibirli ve acımasız, küstah güruhun “Doymadım doyamadım” şarkısına meze olmaya devam edeceğiz.

Kötü bayramlar

Kötü bayramlar

Mine Söğüt
minesogut@gmail.com 31 Temmuz 2020 Cumhuriyet

Hani mitolojik hikâyede gökten inen bir koç, kurtuluşudur ya o an kurban edilmekte olan bir çocuğun…

O çocuk kurtulmadı. Sizi kandırdılar.

Siz çocuklarınızı kurtarmak adına ardı ardına kurbanlar keserken onlar çocuklarınızı yine hep çaldılar. Savaşlara kurban verdiniz çocuklarınızı.

İktidar hırslarına kurban verdiniz. Sömürü sistemine kurban verdiniz.

Paraya kurban verdiniz. O yüzden çocuklarınıza hiçbir çağda daha güzel ve güvenli bir hayat veremediniz. Aslında artık siz de biliyorsunuz.

Yoksullar da yılda en az bir kere et yiyebilsin diye kurban kesmeniz ve etini onlara dağıtmanız bu dünyanın daha iyi bir yer olmasını sağlamayacak.

Günah dediğiniz kötülükleriniz, o kestiğiniz kurbanlarla bağışlanmayacak.

Nüfusunun dörtte birinin açlık sınırının altında yaşadığı...

Yarısından fazlasının zar zor geçindiği…

Geri kalanının her an yoksul kalma tehdidiyle sisteme tutunma refleksleri geliştirdiği…

Ve sayılı zenginin dünya malını savaşlarla, borsalarla, kara para trafikleriyle ele geçirdiği bu sistemde…

Olan bitene sessiz kaldığınız ve hatta olan bitenin gönüllü bir destekçisi olduğunuz sürece… Sizin de çocuklarınızın da hayatı daima tehlikede.

Şu anda dünya nüfusunun yaklaşık %23’ünü oluşturan 1.3 milyar insanın açlık sınırının altında yaşadığı bir dünyada nefes alıyorsunuz.

Ve üzerinde büyük bir Müslüman nüfusun da yaşadığı Afrika kıtasında bebeklerin açlıktan ölüyor olmasını hâlâ yadırgamıyorsunuz. Onların objektiflere son nefeslerini verir gibi canhıraş dikilmiş koca gözlerine baka baka bayramlar kutluyor, kurbanlar kesiyor ve hâlâ kendi yarattığınız tanrının sizi sevmesini bekliyorsunuz. Aslında siz kendinizi sevmiyorsunuz.

Gerçeklerle yüzleşmemek için tüm suçlarınızı tanrılara ait hikâyelere yüklüyorsunuz. Hadi şimdi gidin… bir hayvan alın.

Onun gözlerini sıkıca bağlayın. Bir kuzu olsun o kurban, bir koyun, bir oğlak, bir keçi… Deve kesin isterseniz, kes kes bitmesin eti. Ritüellerle kesin kestiğinizi. Kesenin ağzını açın, hayvanın gözünü bağlayın ve kanını nasıl akıtacağınızı hatırlamak için defalarca kutsal kitaplara bakın.

Çocuklarınız seyretsin bu yaptığınızı. Alınlarında kurban kanı. Kötülüğünüzü ve şuursuzluğunuzu onlara devredin. Çağlardan çağlara neyi neden aktardığınızı ve neye neden inandığınızı hiç sorgulamadan…

Tanrılar sizden ne istiyor siz tanrılardan ne istiyorsunuz… umurunuzda olmadan. Aslen kendinizden memnun olmadığınızı ve günahlarınızdan arınmak için nafile kan akıttığınızı, o kanı akıtırken ve o eti dağıtırken daha büyük günahlara imza attığınızı yine fark etmeyin.

Bir hayvanın canını alarak ve etini yoksullara dağıtarak affettirmeye çalıştığınız günahlarınızı işlemeye iştahla devam edin. İnsan her çağda ve her coğrafyada aynı hataya düşer. Sözde, en çok değer verdiği şeyi tanrısına kurban eder. Ve ondan daha değerli karşılıklar bekler.

Tanrının ona verdiklerinden ya da tanrının ona vermesini istediklerinden vazgeçmeyen… ve tanrıdan devamlı bir şeyler isteyen… bu istekler denizinde hileli değerler belirleyen insan… Kurban fikriyle kan akıtma fikrini birbirine dolayarak onayladığı vahşetini kutsallık kılıfına sarıp sarmalayarak dokunulmazlık rafına yerleştirir.

Ve hiç sorgulamaz, en çok değer verdiği şey gerçekten değerli midir?
***
Şu anda bu ülkede ve bu dünyada yaşanan savaşlara, açlıklara, adaletsizliklere ses çıkarmayan ve çıkarı için kötülüğün çarkına göz göre göre su taşıyan herkese kötü bayramlar.

1 Temmuz 2014’te Asgari Ücret, Yoksulluk ve Açlık Rakamları..


1 Temmuz 2014’te Asgari Ücret, Yoksulluk ve Açlık Rakamları..

1 Temmuz 2014’te Asgari Ücret Ne Kadar Oldu? 

Haziranda açlık sınırı  bin 158 lira

ASGARİ ÜCRET

Asgari Ücret Tanımı: Çalışan bir kişinin en azından temel gereksinimlerini karşılayarak insanca yaşamalarına olanak tanıyan ve işveren tarafından ödenmesi zorunlu
en düşük ücret.

Resmi Gazete, 31 Aralık 2013, Karar Tarih: 31/12/2012, Karar No: 2013/1

16 yaşını doldurmuş işçilerin bir günlük normal çalışma karşılığı asgari ücretlerinin;

1/1/2014-30/6/2014 arasında 35,70 (otuzbeşyetmiş) TL,

1/7/2014-31/12/2014 arasında ise 37,80 (otuzyediseksen) TL olarak belirlenmesine
işçi temsilcilerinin karşıtlıklarına karşılık oy çokluğuyla karar verilmiştir.

Asgari ücretteki 16 yaş ayrımı kaldırılmıştır.

2014 yılı asgari ücretleri bekar) :

01.01.2014 – 30.06.2014 (Ocak) 01.07.2014 – 31.12.2014 (Temmuz)
Asgari Ücret 1.071 (Brüt) – 846 (Net) 1.134 (Brüt) – 891,04 (Net)

Asgari ücret 2014 zammı ilk 6 ay için %5, ikinci 6 ay için % 6.

2014 asgari ücreti için Ocak – Temmuz arası için 43 TL, Temmuz – Aralık için ise
45 TL artırım var.3 çocuğu olandan gelir vergisi alınmayacak (Yasa henüz çıkmadı eski uygulama sürüyor). 16 yaş altı asgari ücret kaldırılmıştır .Asgari ücretteki 45 TL artışın ardından, asgari ücretlinin net gündeliği 29,70 TL,
net saat ücreti ise 3,96 TL olacak.Asgari ücretteki artış kapıcı ücretlerine de yansıyacak. Kapıcılar için brüt 1,071,
net 910,35 TL olarak uygulanan asgari ücret brüt 1.134, net 963,90 TL’ye yükselecek.

KESİNTİLER

1 Temmuz 2014 sonrası için geçerli düzenleme, asgari ücret üzerinden yapılan kesintileri ve işverene maliyeti de artıracak.

Asgari ücretten yapılan kesinti 242,97 TL‘yi bulurken,

– İşverene toplam maliyeti 1.332,45 TL olacak.

Yeni asgari ücretle birlikte sosyal sigortalar primine esas kazancın alt ve üst sınırı da değişecek. Halen asgari ücretin brütü olan 1.071 TL’ye karşılık gelen prime esas kazancın alt sınırı 1.134 TL’ye, 6961,50 TL olan prime esas kazancın üst sınırı ise 7.371 TL’ye çıkacak. Öte yandan, asgari ücretteki artış, asgari ücrete endeksli olan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu‘na göre uygulanacak yönetsel para cezalarına da artış getirecek. 

Ayrıntılar için : Asgari_ucret_2014_ikinci_alti_ay

  • Yaklaşık 15 milyon çalışan ASGARİ ÜCRETLİ olarak görünüyor..!
    (Toplam istihdam 2014 Ocak, yakl. 26 milyon..)
  • Ücret emekçileri toplam ulusal gelirin 1/4’ünü alırken,
    vergi yükünün yarısını omuzluyor..
2014 Haziran ayında 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 1158 TL,
Yoksulluk sınırı 3772 TL !

TÜRK İŞ araştırmasına göre, 4 kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 1158 TL,
gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri gereksinimler için yapılması zorunlu öbür harcamaların toplam tutarı
(yoksulluk sınırı) ise 3772 TL.

Ankara’da yaşayan 4 kişilik bir ailenin gıda için yapması gereken asgari harcama tutarı bir önceki aya (Mayıs 2014) göre % 0,05 artış gösterdi.

Gıda enflasyonunda 12 aylık artış %13,35. Yıllık ortalama artış ise %11,69.

Araştırmaya göre; süt, yoğurt, peynir grubunda bu ay önemli bir fiyat değişikliği görülmedi. Et, tavuk, balık, sakatat, bakliyat gibi ürünlerin bulunduğu grupta; Ramazan ayı öncesi et fiyatındaki artış aile bütçesini olumsuz etkiledi. Et ve tavuk ile sakatat ürünlerinin fiyatı aynı kaldı.

Bu ay özellikle sebze fiyatındaki gerileme mutfak harcamasına olumlu katkı yaptı. Geçtiğimiz ay 3,14 TL olan ortalama sebze fiyatı bu ay 2,78 TL olarak hesaplandı. Meyve fiyatı ise fazla değişmedi ve bu ay ortalama kg fiyatı 3,67 TL oldu.

ADALETSİZLİĞİN MATEMATİĞİ


Dostlar,

ADD Bilim Kurulu Başkanı Sayın Prof. Ali Ercan hocamızın gelir dağılımı hk. bir değerlendirmesini sitemizde size aşağıdaki başlıkla sunmuştuk :

Gelir dağılımı ve Gini katsayısı..
(http://ahmetsaltik.net/gelir-dagilimi-ve-gini-katsayisi/)

Aradan 2 hafta geçti.. İlgililerinden hiç yanıt yok..
Yazı daha da genişletilmiş ve çok öğretici bir içeriğe ulaşmış (6,5 sayfa).

Temel İktisat dersi gibi..
Word’deki özgün biçimini korumak üzere pdf olarak sunujyoruz..

Okuyalım ve okutalım mı?? Lütfen tıklar mısınız??

ADALETSİZLİĞİN  MATEMATİĞİ 

 

Gelir_dagilimi_Gini_katsayisi_Lorenz_egrisi_2012

Sevgi ve saygı ile.
28.10.12, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net