31 Mart Yerel Seçim Sonuçları SONUN BAŞLANGICI OLABİLİR

31 Mart Yerel Seçim Sonuçları 
SONUN BAŞLANGICI OLABİLİR

Zeki Sarıhan
zekisarihan.com
01 Nisan 2019

31 Mart 2019 Pazar günü yapılan yerel seçimler iktidar için beklediğinden daha kötü, demokrasi cephesi için ise beklendiğinden daha iyi sonuçlar getirdi.

Eşitsiz seçim koşullarına karşın büyük kentlerde muhalefetin öne geçmesi, 17 yıllık AKP iktidarı için sonun başlangıcı olabilir.

Pek çok siyasi başlıklar taşıyan seçim sonuçlarının birkaçını şöyle sıralayabiliriz:

MİLLET AKP’DEN YÜZ ÇEVİRMEYE BAŞLADI:  Bu yüz çevirme büyük kentlerden başladı. Bunun gelecek yıllarda dalga dalga ülkenin kırsal alanlarına da yayılacağı beklenir. Çünkü ticaretin, sanatın, bilimin olduğu gibi siyasette de belirleyici olan kentlerdir.

HÜKÜMET PİŞKİNLİĞE VURDU: Bu seçim sonuçlarını beklemeyen iktidarın önce bir şaşkınlık geçirdiği, Yüksek Seçim Kurulu’nun İstanbul için veri akışını 14 saat durdurması ve Binali Yıldırım’ın başkan olduğunu ilan etmesiyle anlaşıldı. Fakat özellikle İstanbul seçim sonuçlarını kabul etmemenin büyük direnişe ve kalkışmaya sebep olacağını tahmin eden Hükümet, sonucu kabullenmek zorunda kaldı. İçi kan ağlayarak, başka verileri kullanıp seçimin kazananı olduğunu söylemekle yetinmek zorunda kaldı. Bu kentleri muhalefete teslim etmeye razı oldu.

BAŞARI KİMLERİNDİR?

  • Bu seçim başarısı en başta AKP hükümetinden bıkmış olan halkındır.

Başarıda, İYİ Parti’ye grup kurması için geçici olarak milletvekili verdiği tarihten beri CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun ve CHP ile ittifak yapan Meral Akşener’in payı vardır. Büyük kentlere başkan olan adayların isabetli seçilmiş olması da başarıda etkendir. Seçim sonuçları, her seçimden sonra kaynayan CHP’de bu kez bir süre için olsun “hemen kurultay” isteklerini geri plana atacaktır.

HEM YİTİREN HEM KAZANDIRAN PARTİ: Bu seçimin hem yitireni, hem de yitirirken kazananı, kazandıranı HDP’dir. İktidarın yok etmeye adeta yemin ettiği, uluslararası tepkiden çekindiği için henüz kapatamadığı, fakat siyaset yapmasını adam akıllı kısıtladığı, başka partilerden de cüzamlı muamelesi gören HDP, Doğu ve Güneydoğu’daki seçmenlerinin ve belediyelerinin bir bölümünü yitirdi. Bu koşullar altında yapabileceğinin en iyisini yapmak gibi bir siyasal kıvraklık gösteren HDP, büyük kentlerdeki seçmenlerini, AKP-MHP ittifakını zayıflatacak ittifaka yönlendirdi. Böylece bu kentlerde sonucu belirleyen bir rol oynadı.

KOMÜNİST BELEDİYE: Bu seçimde nur topu gibi komünist il belediyemiz de doğdu. Önceki yıl makamında kendisiyle görüşmemi paylaştığım Ovacık Belediye Başkanı Maçoğlu, bu kez Tunceli Belediye Başkanlığını kazandı. Sosyalist aydınlar Türkiye’de hem de İstanbul ve Ankara gibi büyük kentlerde belediye başkanlığı yapmamış değildir. Fakat on yıllardır yasa dışı ilan edilen ve görüldükleri yerde ezilmeleri emredilen komünistlerin, bir il belediyesini yönetme fırsatını yakalamaları ülkemizde ilk kez oluyor. Bu kentin de Tunceli olması anlamlıdır. Tunceli’ye yakışmıştır.

CUMHUR İTTİFAKI MHP’YE YARADI: Ülkeyi tek başına yönetmede yetersiz kalacağını anlayan AKP’nin söylemlerinin merkezinde bulunan dinin yanına milliyetçiliği de katarak MHP ile ortaklık kurması, seçimlerde MHP’nin işine yaradı. MHP, AKP’nin desteği ile belediye sayısını artırdı. Bu durum ittifaka devam mı etmek, son mu vermek konusunda AKP’yi bir yol ayrımına getirebilir.

İKİ İKTİDAR ODAĞI DOĞDU: Erdoğan her ne kadar taraftarlarına moral vermek, herhalde kendisi de moral bulmak amacıyla: “Fazla sevinmesinler, ülkeyi ben yönetmeye devam edeceğim” diyor. Evet, anayasa ile o tek adamdır ve emirleriyle ülkeyi yönetmektedir (Yönetmekteydi). Asker, polis, yargı, vali ve kaymakamlar, basının büyük kesimi O’nun emrinde. Ama büyük kentlerin belediyelerini yitirmekle yetki alanı artık kısıtlandı. AKP’li müteahhitlerin zenginlik kaynakları önemli ölçüde bu kentlerin imar işleriydi. Böylece, zenginliklerin bir bölümü el değiştirecek. Bu kaynakların kimi kişileri zengin etmek için değil, halk yararın kullanılması, muhalif belediyelerden beklenir.

HOŞAFIN YAĞI TÜKENDİ: AKP, devlet hizmetlerini ve sosyal yardımları yoksul kesimlere yönlendirerek iktidarda kalıyordu. Bunu hâlâ mitinglerde kadınların Erdoğan’ı alkışlamasından anlıyoruz. Ama bunun için elde avuçta ne varsa satıp savdığı için bu politikalarını sürdüremez duruma geldi. Enflasyonu ve işsizliği önleyemedi. Ekonomiyi yönetemedi. Bu da şimdiye dek kendisini destekleyen kitlelerden bir bölümünün O’ndan yüz çevirmesine neden oldu.

DIŞ POLİTİKA’DA BAŞARISIZLIK: İslam dünyasının halifesi olma sevdası, Erdoğan’ın dış politikada zikzaklar çizmesine neden oldu. Batı ile arayı bozdu fakat ondan kopmayı da göze alamadı. Savaş politikaları halkın büyük kesimi tarafından benimsenmedi. Türkiye’nin dış bağlantıları belirsiz bir sürece girdi. Savaş karşıtlarını ve muhalifleri hapse attırması, kendisini eleştirenlere sayısız hakaret davaları açması ve muhaliflerini suçlamada makul üslup sınırlarını aşması, O’nun diktatör imajını güçlendirdi.  Kanımca 31 Mart seçimlerinden çıkan sonuçların belli başlıları bunlardır.

Bu sonuçlar herkes için derslerle doludur ve demokratik parlamenter sisteme dönüşün yollarımı açabilir.

CHP’nin İYİ Parti Hamlesi : AVA GİDEN AVLANIYOR…

CHP’nin İYİ Parti Hamlesi :
AVA GİDEN AVLANIYOR…

Zeki Sarıhan

İnsanın sinir sistemi diğer canlılar gibi, doğal tehlikelere karşı saniyeler içinde tepki veremeseydi, kim bilir dünyada şimdi böyle bir cins olmazdı.

Siyaset de gerekli tepkiyi gerekli zamanda verme sanatıdır.

AKP-MHP İttifakı, önümüzdeki seçimlerde, Tayyip Erdoğan’ın başkan olması için bütün tedbirleri aldıklarını düşündükleri bir anda CHP, beklenmedik bir manevra yaptı. Meclis’te beş milletvekili bulunan İYİ Partiye ödünç 15 milletvekili vererek onun Meclis’te grup kurmasını, böylece seçimlere katılmasını güvence altına aldı.

“Cumhur İttifakı” denilen cephede bir telaş, bir korku! Kaba etlerine çuvaldız batırılmış gibi koro halinde bağırmaya başladılar. CHP’ye, İYİ Parti’ye ve sözü edilen milletvekillerine demediklerini bırakmadılar. Korkunun dağları sardığını buradan anlamak mümkün.

Bu seçimler gerçekten de hem AKP, hem MHP için kendilerinin de sık sık dile getirdikleri gibi bir “beka” yani varlık – yokluk sorunudur. Bu nedenle seçimler için kesenin ağzını nasıl açmışlarsa, ağızlarını da açıp sözlüklerinde ne kadar hakaret kavramı varsa ortaya dökmekten başka çareleri yoktur.  Böyle durumlar için “Dinime dahleden bari Müselman olsa”  denir.

Aldığın olağanüstü önlemlerle, olağanüstü hal koşulları altında, demokrasi isteyenler için toplantı ve gösterileri yasaklarken, muhalefet milletvekillerinin ve belediye başkanlarının, gazetecilerin bir kısmı hapisteyken, üstelik karşında bölük pörçük bir muhalefet varken, beş yüz metrelik seçim koşusuna yüz adım önde başlıyordun. Esas umudunu muhalefetin birleşemeyecek olmasına bağlamıştın.

Daha üç gün önce (20 Nisan) “Erdoğan’dan Kurtulmanın Yolu” başlıklı yazımda, muhalefetin ne yapıp yapıp tek aday üzerinde birleşmesi gerektiğini yazmıştım. Hem de hiç gecikmeden. Akıl için yol birdir derler.

Muhalefetin merkezlerinden ikisi CHP ile İYİ Parti, şimdi anlamlı bir ilk adım attı ve demokrasi yanlılarında umudu çoğalttı, diktatörlük peşinde koşanların ise yüreğini ağzına getirdi. Bunun devamı gelmelidir.

  • İrili ufaklı bütün muhalefet, Türk Kürt Arap, Sünni Alevi, laik mütedeyyin, sağcı solcu liberal demeden diktatörlüğün karşına tek bir adayla dikilmelidir.
  • “Şuna değmiş buna değmemiş” diyecek ve geçmiş işleri kurcalayacak bir zamanda değiliz.
  • Herkes için özveri zamanıdır.
  • Günümüzde yalnız demokrasiyi geri getirmenin değil vatanseverliğin de temel şartı budur.