Etiket arşivi: 15 Temmuz darbe girişimi

Beşinci yılında 2017 Anayasa kurgusu

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

Anayasacılık hareketlerinden kopuş olarak 2017 değişikliği, Osmanlı Devleti-Türkiye Cumhuriyeti anayasalarından tümüyle ayrılmakta. İşte kopuşun 5 halkası ve 25 başlıkta görünümü:

1-Anayasa değişikliğine giden yol,
2-Halkoylaması ile yok edilenler,
3-Geçiş süreci,
4-Uygulama ve
5-Sorumsuzluk zırhı.

İTİCİ GÜÇLER

2017 Anayasa değişikliği, uzunca bir süreye yayılan anayasal arayış sonucu mu, yoksa 15 Temmuz darbe girişiminin ürünü mü? İşte itici güçler ve aşamalar:

Anayasasızlaştırma; yöneticilerin, Anayasa’nın emredici ve yasaklayıcı hükümlerini çiğnemesi, özellikle Gezi olayları sırasında zirve yaptı (2013).

Allah’ın lütfu: Darbe girişimi için; “Bu hareket, Allah’ın bize büyük bir lütfudur” (CB Erdoğan).

OHAL (20 Temmuz 2016): OHAL KHK’ler, darbe girişimi ile ilişkisi olmayan, hatta ömürleri, cemaatlere ve bütün hukuk dışı yapılanmalara karşı mücadele ile geçen kişi ve kesimlere yönelik, “kitlesel imha aracı” olarak kullanıldı.

Anayasa suçu itirafı: “Ülke yönetimi yasa ve Anayasaya uygun değildir ve de suç işlenmektedir” (D. Bahçeli, 16 Ekim).

Değişiklik teklifi: AKP-MHP mutfağında hazırlanan 21 maddelik değişiklik önerisi TBMM Başkanlığına sunuldu (B. Yıldırım,10 Aralık).

OYLAMA VE SONUÇLARI

OHAL: Hukuk dışı ve en acımasız OHAL uygulamasının zirve yaptığı bir sırada 18 maddelik Anayasa değişikliği oylandı (16 Nisan 2017).

Ölçüsüz propaganda: Evet ve hayır blokları, fırsat ve olanak bakımından eşit koşullarda yarışamadı; seçmen, bilgilenme hakkından yararlanamadı ve anayasal kamuoyu oluşamadı.

Mühürsüz oylar: Mühürsüz oy ve zarflar sayılarak, ‘evet’ sayısal üstünlüğü sağlandı.

Yok edilen kurum ve kurallar: Hükümet, siyasal sorumluluk ilkesi, siyasal karar düzenekleri, Anayasal denge-denetim düzenekleri.

Kişisel iktidar: Devlet başkanlığı ve yürütme tek kişide birleştirildi.

HSK: Hâkimler ve Savcılar Kurulu, bir ay içinde yapılandırıldı.
Parti Başkanlığı: CB, bir ay içinde eski partisinin başkanlığına döndü.


Uyum yasaları
: Uyum yasaları, öngörülen 6 aylık süre bir yana, 16 ayda bile çıkarılmadı.

Seçim: Seçim yasası değiştirildi ve ittifak düzenlemesi yapıldı. Anayasa’da 3 Kasım 2019 olarak öngörülen seçim tarihi, 24 Haziran 2018’e çekildi. Geçiş dönemi için uyum, yasalar yerine Anayasa’ya aykırı olarak KHK’lere bırakıldı.

Kıyım: OHAL KHK’leri yoluyla “kitlesel kıyımlar” seçimler sonrasında da sürdü.

FİİLİ DURUM

24 Haziran 2018 seçimleri ardından yürürlüğe giren “anayasal kurgu”, en başta savunucuları tarafından bozuldu:

*Parti Başkanlığı Yoluyla Devlet Başkanlığı ve Yürütme uygulamaları, anayasa dışı ve fiili durumlar hanesinde yer aldı. Üniversiteler ve uzman-özerk kuruluşlar, Saray gölge ve güdümüne konuldu.

*Yasasızlaştırma: Yasama yetkisini özerk olarak kullanamayan TBMM, müzakere sürecini de işletemedi. CHP-HDP ve İYİ Parti’nin kamu yararına yönelik bütün önergelerini reddeden AKP-MHP, boş sıraları, sadece oylama sırasında doldurdu; toplumun geleceğini ilgilendiren yasa görüşmeleri, tv. yayınları sonrasına kaydırıldı. Yasal düzenleme alanı, CBK’ler lehine daraltıldı.

*Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı, Anayasa’nın açık hükümlerine karşın Saray güdümünde.

*Yoksullaştırma: Kurumları, kuralları ve değerleri sürekli aşındırma ile toplumsal ayrıştırma ve yoksullaştırma arasında belirgin bir koşutluk var.

*Araçsallaştırılan din: Dünyevi hukuktan uzaklaşmak için siyasete alet edilen din, yoksullaşmanın kaynağı oldu; çözüm için de kullanılıyor: Sabır!

SORUMSUZLUK ZIRHI

Anayasal kurgu gerekçelerinden hiçbiri gerçekleşmedi. Siyasal ve anayasal bellek, yalnızca iki kişinin iktidar hırsı için mi silinmek istendi?

OHAL dönemi resmi işlem ve eylemleri ile yaptırımlar arasındaki sorumluluk halkalarını koparma iradesi de belirleyici.

  • OHAL dönemi ve sonrasında Anayasa ve hukuk dışı karar alıcı ve uygulayıcılarını her türlü sorumluluktan bağışık tutan beş yasa:

*“… hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluğu doğmaz.” (18.10.16/ 6749 ).
*“… hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluğu doğmaz. (8.11.16/6755)
*“… hukukî, idari, mali ve cezai sorumluluğu doğmaz. (1.2.18/7071).
* “… hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluğu doğmaz.” (5.12.19-7194).
*”… hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluk doğmaz. (11/11/20- 7256).
================================================

Dostlar,

Sn. Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, “son derece ilginç” bir siyasal sürece tanıklık ediyor. Üstelik 2 yekinlikle :

1. Çok kıdemli bir kamı / anayasa hukukçusu (50+ yıl!)
2. Bir parlamenter..

BİRGÜN gazetesindeki köşesinde haftalık olarak yazageldikleri gerçekten siyasal tarihe, TBMM tarihine ve Anayasa hukuku / siyaset bilimi öğretisine tartışma, eğitim – öğretim gereci (materyali) olabilecek nitelikte.

Bu yazılarını mutlaka kitaplaştırması gerek Kaboğlu hocamızın.

Ne var ki, AKP iktidarı ve yedeği küçük partinin ve de şu ya da bu nedenle iktidara desteğini sürdüren çevrelerin bu “muazzam siyasal – hukuksal anomali“yle yüzleşecek “hal”leri yok.
Bize göre bu “muazzam siyasal – hukuksal anomali” nin içeriği bir yana, sürdürülebilmesi ve sürdürülebilme dinamikleri daha hafif bir siyasal – hukuksal anomali değil.

Son derece nesnel ve dolayısıyla çok çarpıcı olan 3. bir boyut ise Türkiye’nin bir bütün olarak tüm kurumları – kuralları – gelenekleriyle bir yoksunlaşma, çoraklaşma ve yozlaşma sürecine sokulması üzerinden ödemekte olduğu çok ağır fatura ki; sürdürülesi değil.

Siyasal sistemde birçok eksen ve düzlemde çok yüksek düzeyde gerilim enerjisi yüklenmiş durumda. İktidar kanadının bu olgunun ayırdında olmadığını savlamak çok güç. Dolayısıyla, bu son varsayım doğru ise, Türkiye, karşıdevrim ile bir kez daha çok çetin bir hesaplaşmaya sürüklenmekte.

Diyanet Akademisi, hemen ardından İstanbul’da doğrudan Erdoğan tarafından açılan Ayasofya medresesi çok tipik 2 güncel örnek olarak öne çıkmakta. Açılışta Erdoğan’ın doğrudan çatışmacı sözleri de!

  • 2023 gündemi netleşiyor; İktidar kanadı “şah mat” demeye hazırlanıyor “korkarız..” 

Gerçekte korkmayız! Tümcenin gelişi gereği o fiil..
Cumhuriyetin kazanımlarını koruyup – kollayacak tarihsel birikim, gerçekte bu pervasız salvoyu savuşturmaya yetecektir. Karşıdevrimciler bu tarihsel gerçekliği asla unutmasın!

Sevgi ve saygı ile. 18 Nisan 2022, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
A​tılım Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı ​AbD
​Sağlık Hukuku Uzmanı, ​Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (​Mülkiye​)​
www.ahmetsaltik.net        profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik      twitter : @profsaltik

 

 

 

NÜKLEERDE SARAY ENTRİKASI!


İbrahim Ö. Kaboğlu
BirGün, 10 Mart 2022

NÜKLEERDE SARAY ENTRİKASI!

Cumhuriyet’in 65. Hükümeti, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası iki yönde emek harcadı: AKP’ye biat etmeyen dünyevi hukuk yanlıları için OHAL KHK’leri yoluyla “sivil ölüm” ve demokrasiye kasteden Anayasa değişikliği.

MÜLGA HÜKÜMET

Darbecilere karşı mücadele yerine “çifte kıyım”, son Hükümet’in önceliği oldu. Anayasa kıyımı ardından ise, uyum yasaları yerine, OHAL KHK’leri yoluyla kıyımı sürdüren ve AKP-MHP’nin seçim kazanmasına yönelik  düzenlemelere öncülük eden Hükümet, 24 Haziran seçimleri sonrası “mülga” oldu.

MÜLGA KHK

Buna karşın, tıpkı OHAL KHK yoluyla kar lastiği düzenlemesi yapan ve dünya hukuk tarihinin en büyük toplu kıyımlarını sürdüren Hükümet, bu kez, “Nükleer Düzenleme Kurumunun  Teşkilat ve Görevleri ile  Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname” çıkardı (2.7.18/ 702 sy.).

Anayasa Mahkemesi (AYM), KHK’yi iptal etti (30.12.20).

UYKUDAKİ AKP

Anayasa Mahkemesi, yasal düzenleme için TBMM’ye bir yıllık süre tanıdı (R.G.:9/3/21).

AKP, Nükleer Düzenleme Kanun Teklifi’ni, 11 ay 16 gün sonra, süre bitimine 10 gün kala Meclis gündemine getirdi (25.2.22).

AKP-MHP, Teklifi Komisyonlardan bir gün ve gecede el-kol hareketi ile geçirdi. Ama Genel Kurul’da vekillerini tutamadığı ve toplantı yeter sayısı sağlayamadığı için 4 Mart Cuma günü Meclis kapandı.

Cumartesi, vekillerini tutmak için grup başkan ve vekilleri bekçilik yaptı. Benzerini, Türkiye’ye kasteden 7334 sy.lı Turizmi Teşvik Kanunu oylaması için yapmışlardı; Meclis TV’nin yayın yapmadığı gün ve saatlerde.

SAKAT NDK

İç çelişkilerle dolu ve eksik Nükleer Düzenleme Kanun (NDK) teklifinin Anayasa’ya uygun hale getirilmesi için yoğun çaba harcayan CHP, yapıcı önergeler verdi. (HDP radikal, İYİ P., esnek muhalefet etti).

Nükleer Düzenleme Kurumu’nun oluşumuna ve  hukuki statüsüne ilişkin CHP önergesine göre, kamu tüzel kişiliği statüsüne sahip Kurum üyeleri, TBMM tarafından siyasal partilerin oy oranına  ve liyakat ilkesine göre seçilecekti; zira, amacı doğrultusunda görev, yetki ve sorumluluklarını yerine getirmesi, özerk ve uzman bir kamu tüzelkişisi olarak düzenlenmesini gerekli kılıyordu. Aksi halde, yönetmelik bile çıkaramayacaktı.

Kanun ile düzenlenen konunun CBK ile düzenlenemeyeceği sürekli vurgulandı. Ama AKP ve MHP, CHP’nin bütün  önergeleri reddetti.

KEENLEMYEKÜN CBK

AKP ve MHP’nin, TBMM’nin yasama yetkisini Anayasal çerçevede kullanmasını neden engellediği 8 Mart sabahı resmileşti: “paralel” Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (CBK).

AYM’nin belirlediği sürenin son günü, 7381 sayılı Nükleer Düzenleme Kanunu ve Nükleer Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında CBK-95’in yayımlandığı Resmi Gazete, AKP ve MHP, Saray’da hazırlanan “CBK’ye uyumlu yasa”! için “olumlu ve düzeltici önergeler”e sonuna dek “muhafet”! ederek Anayasa ihlalini tescil etti.

Sadakattan ayrılmayacakları üzerine namus ve şeref  andı içtikleri Anayasa açık:

Kanunda açıkça düzenlenen konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamaz” (md.104/17 c.3).

7381 sayılı Kanun’un düzenlediği konuda çıkarılan ve Nükleer Düzenleme Kurumu’nu tamamen (tümüyle) Saray’a bağımlı birim haline getiren CBK-95, Anayasa’nın açık hükmüne karşı, Nükleer Düzenleme Kanunu ile konu çakışması nedeniyle yok hükmünde: keenlemyekün.

Amaca uygun olmayan, sakat ve hukuken yok hükmündeki düzenlemeler, gelecek kuşaklar için onarımı olanaksız yaşamsal tehlikeler yaratacaktır.

Saray nasıl inşa edildiyse, Türkiye de öyle yönetiliyor: hukuk, Anayasa ve yasa dışı.

Ya ahlak?

7381 sayılı Kanun, TBMM’de 5.3.2022’de kabul edildiği halde, yayımlanmasını bekletip, aynı konuda daha önce hazırlanan CBK ile 8.3.2022’de RG’de birlikte yayımlamak, ciddi bir ahlaki soruna da işaret etmekte.

  • Türkiye, entrikalarından bıktığı Saray yorgunu bir ülke konumuna düşürüldü.

Toplumumuz bunu hiç hak etmiyor. Kurtuluşun tek yolu sandık. Cumhuriyetçi yurttaşlar, “demokratik hukuk devleti” ereğinde daha akılcı ve kararlı adımlar atarak, güçlü dayanışma halkalarını örmeye ivme kazandırmalı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

“Hayır” (2017) ve “Evet” (2023)

“Hayır ruhu” ve “evet ittifakı” da denebilir. 2017’de Anayasa değişikliğine karşı “hayır bloku”, “hayır ruhu” ile örtüştü. “Evet” ise ancak hayır ruhu esinli Anayasa ittifakı üzerinden oluşturulabilir. Zira, monokratik anayasa kurgusunu reddedenler, 2023’te demokratik anayasa seçeneğini sunabilmeleri ölçüsünde evet ittifakını örgütleyebilirler.

Bu yapılabilir mi?

Zorluk şurada: 2017’de ortak felakete karşı geniş ittifak oluşturmak için seçenek sunma gereği yoktu. 2023’te ise, demokratik gelecek için yapılacak öneriler etrafında ittifak kurmak gerekiyor.

Daha kolay çünkü monokrasi, yarı yolda tökezledi. Nasıl? 1 Şubat 2021’de tek kişi yönetimi, anayasal kurgunun sürdürülemez özelliğini doğruladı. Bu itiraf, hayır blokunun demokratik anayasa arayışına ivme kazandırdı.

Gelecek, ancak dünden ders çıkarılarak tasarlanabileceğinden, kısa bir bellek güncellemesi yararlı olur.

YAKILANLAR

2016 ve 2017 ortam ve koşullarında, kanlı darbe girişimcilerine karşı mücadele bahanesiyle ilan edilen OHAL, insan hakları ve demokrasi savunucularına karşı kullanıldı. OHAL KHK ek çizelgeleri yoluyla, cemaat ve darbe karşıtı on binlerce kamu görevlisi, öğretmen ve öğretim üyesi, gece yarılarında sokaklara atıldı.

  • Anayasa değişikliği, toplu kıyım aygıtı işletilerek dayatıldı.

Dönemin Başbakanı’nın itirafıyla, kurunun yanında yaş da yakıldı.

KURTARILANLAR

Hukuk devleti savunucuları, yargısız infaz yoluyla “ölüm-ötesi yaptırımlar” a tabi tutularak darbecilere karşı etkili mücadele sulandırıldı. Böylece, darbe girişimine giden yolu döşeyenler, yani FETÖ’nün siyasi ayağı kollanmış oldu. Kısaca, kurular kurtarıldı.

Sonuç : Darbe girişimi ile doğrudan veya dolaylı bağlantısı bulunmayan suçsuzlar, “kurunun yanında yakıldı”; ne var ki, darbe failleriyle birlikte en az on yıl devleti yönetmiş zanlı “kurular kurtarıldı”.

NEDEN YIKILDI?

Darbe girişimcilerine karşı etkili bir mücadele yerine anayasal düzeni yıkma nedeni, yakılan ve kurtarılanlar çelişkisinde saklı: Yönetimi tek elde toplamak suretiyle Cemaat’in rahle-i tedrisinden geçmiş olanlarla yola devam; ama demokratik olmayan bu sürece muhalefet edebilecek kesimleri yakmak.
Ya sonuç? Ülkeyi 15 Temmuz Darbe Girişimi’ne götüren AKP-Cemaat eksenindeki hukuk ve liyakat yokluğu, AKP-MHP ittifakına kaydı. Bugünkü genel görünüm bu.

ÜÇ MAYMUN

Anayasa oylaması öncesi, KHK ek çizelgeleri üzerine art arda itiraflar, sonrasında yerini üç maymuna bıraktı.

İtiraf: Çizelgede kimlerin adının yer aldığını basından öğreniyoruz, listeleri biz değil MİT hazırlıyor; kurunun yanında yaş da yanıyor, 17 Nisan sonrası Anayasa oylaması hataları düzelteceğiz.

Oylama sonrası ve özellikle 24 Haziran seçimleri sonrası, AKP’liler, ‘konuşmadım + duymadım + görmedim’ üçlüsünün çok ötesine geçerek inkâr ve iftiralara başladı.

Nasıl? Adil yargılanma hakkı, hukuk ve liyakat isteyen yurtseverler ile FETÖ ve PKK arasında paralellik kurarak: FETÖ inkârı ve PKK yaftası. “Beka” ve “dış güçler komplosu” vb. tehditler, 2023 seçimleri için devlet aygıtı bütünü seferber edilerek, CHP başta, HDP, İYİ P. ve Cumhur İttifakı’nı desteklemeyen partileri terörize etmek için kullanılacak.

HAYIR RUHU

Bu nedenle, en geç Haziran 2023’te yapılacak seçimde “hayır ruhu”, demokratik Cumhuriyetçiler için kaldıraç işlevi görmelidir.

Nasıl?

2017 baskıcı, hileli ve gayri meşru oylamasına karşın, Haziran 2018 baskın seçimlerinde yeterli demokratik ittifaklar oluşturulamadı. Buna karşılık, ulusal ölçekte oluşan 2017 “hayır ruhu”, 2019’da yerel demokrasilerde uygulandı. Bu başarı, 2023 korkusunun Cumhur İttifakı’nı sarıp sarmalamasına yetti.
Demokratik Cumhuriyet” ittifakının oluşumunu engellemek için her türlü iftira ve tehdit, bunu doğruluyor. “2023 adeta istiklal mücadelesi verilecek yıl olacak” sözleri (AKP Gn. Bşk.) güncel bir örnek.

ANAYASA İTTİFAKI

Tehdit, komplo ve kumpaslar, ancak demokratik cumhuriyetçilerin “anayasal tasarımı” ile aşılabilir: Geçiş dönemini hazırlamak ve devleti, bu tasarım ereğinde yönetmek.

Şu halde, “evet ağı”, anayasa çalışmalarını somutlaştırarak örülmeli.

“Halk, sistem veya anayasa derdinde değil, geçim derdinde” vb. söylemlere karşın topluma, demokratik sistem ve anayasa yoksa “insan onuruna yaraşır” bir geçim olamayacağı iyi anlatılmalı. Eğer bunları şimdi tartışamaz isek, 2023 sonrası tartışma ortam ve olanağı bile kalmayabilir.

Millete ‘nanik’ yapıyorlar…

Zafer ArapkirliZafer Arapkirli
Cumhuriyet, 03 Aralık 2021

 

AKP-FETÖ ittifakını, yıllardır hatta on yıllardır eleştiren, lanetleyen ve bu ittifakın ATATÜRK Cumhuriyetini yıkma amaçlarını deşifre eden kitlelerle alay etmekten, Cumhuriyeti seven ve kollayan on milyonlarca vatanseveri “aptal yerine” koymaya çalışan bir güruhtan söz ediyorum.

Teşkilatın ne kadar “ağababası – büyükbaşı” varsa ya kasıtlı olarak “uçup gitmesine” göz yumdular ya da çeşitli şekillerde “iade-i itibar” sağlıyorlar. Gün geçmiyor ki birini önemli bir mevkiye getirerek, adeta bunca yıllık “Cumhuriyet yıkımı” çabalarını ödüllendirerek milletle dalga geçiyorlar. Son olarak da Pensilvanya’lı “Ağlak Vaiz”le mutlu ve mesut pozlar veren AKP’lilerin tipik bir temsilcisini Türkiye Cumhuriyeti’nin Hazine ve maliyesinin başına getirdiler. Nureddin Nebati’ye, üstelik de bu kritik dönemde paramızı ve ekonomi yönetimini emanet ettiler. Yani kasamızı, kesemizi, hepimizin esenliğini, hayatını ve geleceğinin anahtarlarını teslim ettiler. Her ne kadar kararları başka biri (Şahsım) alıyorsa da “FETÖ’nün dizinin dibinden” birinin bu makama gelmesi, bu millete savrulmuş bir “küfürdür”.

“Milat” olarak ilan ettikleri 17 – 25 Aralık ve sonrasında özellikle de 15 Temmuz darbe girişiminden başlayarak “FETÖ ile mücadele” komedisini yazıp yönetip oynayan “yönetici klik, onların sözcüleri ve beslemeleri”, neredeyse FETÖ’nün bankasının üzerinden uçan kuşa bile “operasyon” yapıp zindana tıkarken, Cumhuriyet yazarının “pide siparişi” verdiği dükkânın akrabası üzerinden bir “iltisak” üretmeye, “Cumhuriyet çizerine parke işi yapan ustanın” ikinci derecede yakını üzerinden “FETÖ pisliği bulaştırmaya” çalışırken bizzat en yakınında poz verenleri, “Türkiye Cumhuriyeti Bakanı” sıfatı ile makama ve kırmızı plakalı arabaya yerleştiriyor.

Millete yapılmış bu “nanik” hareketini, millete utanmazca “çıkarılmış bu dili” ve hakaretin faturasını ilk sandık sınavında önünüzde bulacaksınız.

Böyle bir alay, böyle bir yüz kızartıcı pişkinlik, asla karşılıksız kalmayacaktır.

Emin olun.

28 Şubat Davası

Sarıkamış. Dersleri. Yılmadan Yorulmadan Dr. Cihangir Dumanlı - PDF Free  DownloadDr. Cihangir DUMANLI

Cumhuriyet, 01 Kasım 2021
İktidar, Türk Silahlı Kuvvelerine (TSK) önemli darbeler vurmuştur :

  • Askeri liseler kapatılmış;
  • harp okulları kuvvetlerinin bünyesinden ayrılmış;
  • Harp Akademilerinde kurmay subay eğitiminin düzeyi düşürülmüş;
  • Milli Güvenlik Kurulu (MGK) ve MGK Genel Sekreterliği’nin işlevi zayıflatılmış;
  • Milli Güvenlik Akademisi kapatılmış;
  • askeri hastaneler kapatılmış; askeri sağlık sistemi bozulmuş;
  • üst düzey emir komuta ilişkileri anayasaya aykırı şekilde bozulmuş;
  • Genelkurmay ve kuvvet karargâhları etkisizleştirilmiş;
  • deneyimli subay, general ve amiraller kumpas davaları ile tasfiye edilmiş;
  • jandarma TSK’den çıkarılmış;
  • elektronik istihbarat sağlayan GES Komutanlığı MİT’e devredilmiş;
  • Yüksek Askeri Şûra (YAŞ) sivilleştirilerek orduya siyaset sokulmuş;
  • Genelkurmay Başkanı protokolde Diyanet İşleri Başkanı’ndan sonraki bir sıraya getirilmiş;
  • ulusal bayramlardaki görkemli geçit törenleri iptal edilmiş;
  • zorunlu askerlik süresi kısaltılıp ve bedelli askerlik kalıcı hale getirilerek eğitim zafiyeti yaratılmış;
  • orduya türban sokularak üniforma, birlik beraberlik, disiplin anlayışı zedelenmiş;
  • EMASYA protokolü iptal edilerek askerin güvenlik güçlerine yardımda ve afetlerde görev alması engellenmiş;
  • askeri adalet sistemi kaldırılarak disiplin zafiyeti yaratılmış;
  • Tank Palet Fabrikası TSK bünyesinden çıkarılarak özelleştirilmiştir.

Bunlar topluca değerlendirildiğinde “yeni bir darbe girişiminin önlenmesi” veya “TSK’nin sivil siyasetçe kontrolü” (AS: denetimi) amaçlarını aşmıştır. TSK ve onun en önemli gücü olan ordu-millet bütünleşmesine zarar verici boyuta ulaşmıştır. TSK’ye yapılan darbeler zincirinin son halkası, 2 Eylül 2013’te, (olaydan 16 yıl sonra) açılan;

  • savcılarının, hâkimlerinin, bilirkişilerinin FETÖ üyesi oldukları, sahte delillere dayalı 28 Şubat davasıdır.

24 YIL SONRA GELEN KARAR

Ankara 13. AS: Ağır) Ceza Mahkemesi’nin 14 kişi hakkındaki müebbet (AS: yaşam boyu) hapis kararını Yargıtay, olaydan 24 yıl sonra, 9 Temmuz 2021’de onaylamıştır. 19 Ağustos’ta bu kişiler hakkında yakalama kararı çıkarılmıştır. Ömürlerini ülkeye ve TSK’ye hizmetle geçirmiş komutanlar sağlık durumlarına (AS: sorunlarına) rağmen (AS: karşın) hapsedilmişlerdir. Milli Savunma Bakanlığı (MSB) ve Genelkurmay Başkanlığı vakit kaybetmeden, 11 Eylül 2021’de bu komutanların rütbelerinin geri alındığını açıklamıştır.

DEĞERLENDİRME

Bu bir intikam davasıdır. İç tehdit olarak değerlendirilen irticayla mücadele edilmesini anayasal platformda hükümete öneren generallerden, irtica yanlıları intikam almaktadır.

•Bu komutanların 28 Şubat 1997’de MGK’de hükümete önerdiği şekilde irticayla mücadele edilseydi, 15 Temmuz (AS: 2016) darbe girişimi olmazdı.

Hukuk bir intikam aracı olarak kullanılmıştır. Suç konusu olan “T.C. icra vekilleri heyetini cebren ıskat ve vazife görmekten cebren men etmek” suçunun (765 sayılı eski TCK md. 147) maddi unsuru olan “cebir” unsuru yoktur.

•Maksat o komutanların şahsında TSK’ye itibar kaybettirmek, ordu-millet bütünleşmesini bozmaktır.

•Yapılan haksızlıklar vicdanları sızlatmaktadır.

28 Şubat davası, iktidarın FETÖ’yle işbirliğinin devam ettiğinin açık kanıtıdır.

•Dava ile ilgili hukuksal süreç henüz sonlandırılmamış, olağanüstü hukuk yolları tükenmemiştir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesine göre Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın ilgili Yargıtay Dairesinden kararını düzeltmesini isteme yolu açıktır. Hükümlülerin Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuru hakları saklıdır. AYM, Gergerlioğlu davasında hükmün kesinleşmesinin bireysel başvuru davasında AYM kararı ile mümkün olacağını belirtmiştir.

Tarikat mensubu amiral, tart işlemi yapılmadan aylar sonra tüm haklarıyla birlikte YAŞ kararı ile emekli edilirken, ömürlerini Orduya hizmetle geçirmiş, yaşları 80’in üzerindeki komutanlar hakkında Genelkurmay ve MSB’nin rütbelerinin geri alınması konusundaki aceleciliği dikkat çekicidir. Asli ceza kesinleşmeden ona bağlı olan fer’i cezanın verilmesi masumiyet karinesine (AY md. 38) aykırıdır.

•Bu komutanların “rütbeleri söküldü” ifadesi yanlıştır. Askeri Ceza Kanunu’na göre rütbenin geri alınmasıyla fer’i ceza verilmiştir.

Hapsedilen komutanlar, emirlerinde görev yapmış astları için, askeri terbiyemiz gereği, daima komutanımız olarak kalacaklardır.