SAMANI BİLE DIŞARIDAN ALANLARA…

‘MİLLİ VE YERLİ’ DEYİP, SAMANI BİLE DIŞARIDAN ALANLARA KAPAK OLSUN

Cemil DENK
E. Hava Albay

CHP’nin 94. Kuruluş Yıldönümü nedeniyle CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu
parti meclisi toplantısının açılışında konuştu:

Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın,
“Her türlü milliyetçiliği ayaklar altına aldım” sözlerine ilişkin olarak,
“Biz milliyetçiliğimizi Kıbrıs’ın Beşparmak Dağları’na yazdık.
Ege adalarına sahip çıkamayacaksın,
Süleyman Şah Türbesi’ni kaçıracaksın.
Üstüne sıkılmadan ‘Her türlü milliyetçiliği ayaklar altına aldım’ diyeceksin,
Sonra ‘Milliyetçiyim’ diyeceksin. Sevsinler senin milliyetçiliğini” dedi.
———-
Uyguladığı yanlış siyasetle, Kullandığı, – saman – dâhil her türlü malı yabancılardan alan
bir kişinin, gerekli gereksiz söylediği “Milli ve Yerli” sözünden sonra;
ATATÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNDEN de söz edelim:

ATATÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ;

Başka milletlerin bağımsızlığına saygılı, saldırganlığa ve yayılmacılığa karşıdır.
ATATÜRK milliyetçiliği ümmetçiliğe karşıdır.
Soy sop,(IRK) inanç ayrımcılığına da karşıdır.
Çağdaş ve lâik bir milliyetçiliktir.

ATATÜRK:

“… BİZ ÖYLE MİLLİYETÇİLERİZ Kİ, BİZİMLE İŞ BİRLİĞİ YAPAN BÜTÜN MİLLETLERE HÜRMET EDER VE SAYGI DUYARIZ.

… Bizim milliyetperverliğimiz her hâlde BENCİL ve gururlu bir milliyetperverlik değildir.

… Bilelim ki MİLLÎ BENLİĞİNİ BULAMAYAN MİLLETLER BAŞKA MİLLETLERİN AVIDIR.” demektedir.

Kendi milletinin onurunu her şeyin üzerinde tutan ATATÜRK,

“ NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!” diyerek, kendi milleti ile övündüğünü dile getirmiştir. Bu özdeyiş ırkçılığın değil, millet sevgisinin ifadesidir.
********
Cemil DENK, E. Albay
ATATÜRK’ÜN ve BİRİLERİNİN, Din’e, Laiklik’e ve Kadına BAKIŞI” konusunda
9 KİTAP yazmış araştırmacı-yazar
0 532 217 88 11 / e-ileti : denk.cemil@gmail.com, 12 Eylül 2017

 

Meclis’te Atatürk’ün ‘Harf Devrimi’ne hakaret


Meclis’te Atatürk’ün ‘Harf Devrimi’ne hakaret

Prof. Ömer Tuğrul İnançer, TBMM çatısı altında
Atatürk’ün ‘Harf Devrimi’ için ‘köpekleştirme’ dedi.

Daha önce “Hamile kadınlar sokağa çıkmasın” sözüyle tepki çeken
Ömer Tuğrul İnançer, TBMM çatısı altında katıldığı bir konferansta
Atatürk’ün 1 Kasım 1928’de yaptığı “Harf Devrimi” için;

  • “İnkilap mı? İnkilap ne demek biliyor musunuz? ‘Köpekleştirme’ demektir.
    Bu memlekette inkilap  (köpekleştirme) yapılmıştır.”
     dedi.

TBMM Başkanlığı İdari Teşkilatı’ndan “Konferansın konusuyla bağlantılı olmayan ifadeler, tamamen  şahsi değerlendirmelerini yansıtmaktadır.” açıklaması yapılırken CHP’den sert tepki geldi.

TBMM Başkanlığı İdari Teşkilatı’ndan yapılan açıklamada personelin mesleksel
ve kişisel gelişimini sağlamak üzere çeşitli eğitim programları ve konferansların düzenlendiği bildirildi. Açıklamada, İnançer’in Hz. Mevlana konusunda
“en yetkin fikir adamlarından biri olduğu” ifadesi kullanılarak davet edildiği anlatıldı.

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Prof. İnançer’in sözlerine sert tepki gösterdi.
Altay, şunları söyledi:

  • “Türkiye’de 90 yıl geçmesine karşın hâlâ Cumhuriyeti içselleştiremeyen bir kesim var ve iktidar partisi bu kesimin odak merkezi. Meclis Başkanı’na bu konferansı
    ve neden bu adamın çağrıldığını soracağız. Soruşturma talep edeceğiz. Modernleştirme karşıtı, Türkiye’yi bin yıl geriye götürmek isteyen bir sapkın adam. Böyle bir adama Meclis’te konferans verdirilmesi, konuşturulması Meclis’e sürülmüş kara bir lekedir. Bundan Meclis Başkanı sorumludur.”

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/157695/Meclis_te_Ataturk_un__Harf_Devrimi_ne_hakaret.html

*****

Dostlar,

Bu haber üzerine, dostumuz E. Öğretmen Sayın Mehmet Ayhan
aşağıdaki değerlendirmeyi yaptı :

  • Köpekleşmek / İnsanlaşmak nedir ?
  • Dilimizi kullanmaktan uzaklaşmak iyi değildir. Kaş yapayım derken
    göz çıkarılabilir. İNSANLAŞTIM demek isterken KÖPEKLEŞTİM diyebilirsiniz… Hazır TÜRKÇEMİZ varken ve iletişim için son derece kullanışlı ve yeterli iken Arapça ve Osmanlıca peşinde koşmak niye ! Arapça İNKILAB sözcüğü,
    “Değişme – Dönüşme”, ulantılı olarak ” devrim- gelişme- donanım- fazıl fazilet- erdem” vb. kavramlarla, insanın ilkellikten yüceliğe doğru gelişmesini amaçlayan anlam ve eylemleri bilmez anlamaz da, Arapça 
    ( Kelp=Köpek ) sözcüğünden türeyen ve İ harfiyle söylenen ve yazılan “İnkİlap” biçiminde kullanırsanız,
    haliyle “Kelpleşmiş- Köpekleşmiş” olursunuz. En iyisi, 
    yanılgıya ve yanlış kullanımlara düşmemek için , İnsanımızı okur yazar ve aydınlanmacı
    beceriye kavuşturan YAZI DEVRİMİNİ benimseyelim.. M.A.”

*****

Yıllar önce bir TV programında (FLASH TV, Günün Getirdikleri 07.05.09 veya
Ankara Günlüğü 18.06.2006) canlı yayın sırasında, konuşmacılardan biri olan
Sn. Emin Şirin‘i uyarmıştık. Aynen Devrimlerin karşıtı zırvalar dile getiren adı geçen kişi gibi kullanıyordu sözcüğü; “inkilap” diyordu.. “Atatürk ilke ve inkilapları..”
Bu Arapça (Farsça?) sözcüğü yanlış kullandığını ve hiç istenmeyen çok rahatsız edici anlamı olduğunu söylemiştik. En iyisi Türkçe karşılığı güzelim “Devrim” sözcüğünü kullanmasının yerinde olacağını belirtmiştik..

Sayın Şirin, “inkilap” sözcüğünün tahatsız edici anlamını açıklamamız konusunda
ısrar edince bu sözcüğün “kelpleştirme – köpekleştirme – kelpe/köpeğe dönüştürme” anlamına geldiğini, o sözcüğünün doğrusunun in-kI-lap” olduğunu belirtmiştik.
Sn. Şirin çok şiddetli tepki göstererek canlı yayını terk etmek istemiş,
program yürütücüsü zorlukla engelleyebilmişti?!

Bu aşırı tepkiyi bu gün bile anlamakta zorlanıyoruz. Çarpıcı yanılgınızı görmekten, öğrenmekten memnun olursunuz, dinleyiciden özür dilersiniz hatta olgunluğunuzun göstergesi olarak size bu açıklamayı yapana da teşekkür edersiniz..

*****
Atatürk Devrimlerine dil uzatan gerici kafa İnançer,
aslında ne denli bilgisiz olduğunu da ortaya koyuyor bu söylemiyle..

TBMM çatısı altında bu kişiye konferans verdirilmesi asıl ürkünç olanıdır.
TBMM Başkanlığının açıklaması üzüntümüzü daha da büyütmektedir.
Gerekli soruşturmanın yapılmasını, İnançer’in hakettiği yasal yaptırımı
görmesini istiyoruz. Bu görev Cumhuriyetin savcılarınındır.

Konferansı düzenleyenlerin de TBMM Başkanı Cemil Çiçek tarafından
disiplin yaptırımına uğratılması gerekir..

Benzer olaylar hiç olmazsa yüce Meclis çatısı altında yaşanmamalıdır.

Sevgi ve saygıyla.
08.12.2014, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

===========================================

Güncelleme                  :

08.08.2014 günü öğreniyoruz ki, Umman’da bulunan TBMM Başkanı Sn. Cemil Çiçek soruşturma talimatı vermiş TBMM Genel Sekreterine ve değerlerimizin hele hele
TBMM çatısı altında aşağılanmasına izin veremeyeceklerini belirtmiş..

Çok sevindik.. Umarız bu gerici kişi, Atatürk devrimlerini çarpıtan üstelik de Prof. olan bu kişi hak ettiği hukuksal yaptırımı görür.. Prof. ünvanı sahibi de olduğuna göre,
“inkİlap”“inkIlap” farkını mutlaka biliyordur.. Kasır vardır söyleminde..
bilinçli aşağılama..

Bu kişi emekli mi, hale çalışıyor mu bilemiyoruz.. Çalışıyor ise YÖK Başkan Vekili,
“Alo Fatih” in ağabeyi Prof. Yekta SARAÇ bir işlem başlatmayı düşünür mü??

2547 sayılı YÖK yasası md. 4/a:

Yükseköğretimin amacı:

  1. Öğrencilerini;
  1. ATATÜRK inkılapları ve ilkeleri doğrultusunda ATATÜRK milliyetçiliğine bağlı,…. vatandaşlar olarak yetiştirmek.. diyor..

    Aynı yasa;

    Madde 5: Ana ilkeler

    Yükseköğretim, aşağıdaki “Ana ilkeler” doğrultusunda planlanır, programlanır ve düzenlenir:

    1. Öğrencilere, ATATÜRK inkılapları ve ilkeleri doğrultusunda
      ATATÜRK milliyetçiliğine bağlı hizmet bilincinin kazandırılması sağlanır.

    Prof. Ömer Tuğrul İnançer bu yasa maddesinin gereğini yapabilir mi, yapar mı??
    Yasanın bu buyurucu (emredici) hükümlerinden haberli midir? Haberli olmaması düşünülebilir mi?? Düşünülemezse Bay İnançer bu cesareti nerden almaktadır??

Kaygılarımızla..

Sevgi ve saygıyla.
08.12.2014, Ankara, 14:24

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

TÜRKLÜĞÜN FAYDASI


TÜRKLÜĞÜN FAYDASI

Naci_Bestepe_portresi

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

“Bu güne kadar Türklüğümün hiçbir faydasını görmedim.”

 

Bu sözler AKP önceki dönem milletvekili olan Ahmet AYDOĞMUŞ isimli bir
Türk vatandaşına ait.

Vatandaş Ahmet fayda için çıkmış yola.

Hayırlı ola.

AKP’den vekil olarak fayda sağlarken Türklüğü değil Müslümanlığı kullandığı anlaşılıyor.

Gemicikler, villacıklar, cipçikler, şirketçikler, ihalecikler, gizli hesapçıklar sağlayanlar gibi.

Faydayı doğrudan AKP’den sağlarken, dolaylı olarak Türk ulusundan aldığının bilincinde olmamış.

Bilinç olsa böyle der miydi?                 

BÜYÜK TÜRK MİLLETİ HUZURUNDA

Bir bakan da Andımızın 1933’lerin Demirperde ülkelerinin ırkçı sloganı olduğunu söyleyerek katkı verdi.

Sağ olsun. Aydınlandık.

Mecliste ırkçı (!) bir yemin ettiğini unutmuş bakan beyim.

“BÜYÜK TÜRK MİLLETİ” huzurunda diyerek.

Dağa taşa “NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE” yazılarak ilkellik yapıldığını söyleyen, devletini AİHM’ne şikayet eden Cumhurbaşkanı gibi.

Sonra da Türk milletinin / devletinin “BÜYÜK TÜRK MİLLETİ” huzurunda yemin ederek o milletin en yüce makamını işgal ettiği gibi.

Bir ulusa aidiyet bağı ile bağlı olduğunu söylemek ırkçılık olamaz.

Ulusu ile övünmek de.

Ailesini sevmek gibi, doğduğu-çalıştığı yeri sevmek gibi, işini sevmek gibidir.

Ve sevdiği ile övünmek gibi.

Çoğu kişi için daha da ilerisi hatta.

IRKÇILIK BAŞKA

Irkçılık sınırı; başka ulusları aşağılamak, küçük görmekle başlar.

ATATÜRK Milliyetçiliği, bizim milliyetçiliğimiz/ulusalcılığımız bu sınırı taşmaz.

Bütün uluslara saygıyı içerir.

Din merkezli düşünenler milliyetçiliği dışladıkları ve ümmeti ön plana çıkardıkları için
bu ayrımı göremezler.

Ulus olmanın, vatandaş olmanın değerini, faziletlerini bilemezler.

“TÜRKÜM” demek mutluluğunu bize bıraksınlar.

Zararı yok.

Biz Türklüğe yararlı olmak için Andımıza bağlı olmaya devam ederiz

DOĞRULUK, ÇALIŞMAK, SAYGI

Andımızın her tümcesi çok iyi seçilmiştir.

Çocuk bilincimize en güzel insani ve vatandaşlık duygularını yerleştirmek üzere.

Ama; çalmak, çırpmak, avantadan kazanmak, milletin malını peş keş çekerek
kendine ve çevresine yarar sağlamak isteyenlere uymaz.

Başkasının hakkını korumayı, saygıyı aklından geçirmeyenlere terstir.

Vatanı; üstündekileri, altındakileri satıp-savma yeri olarak görenlere aykırıdır.

Her türlü varlığı armağan olarak hortumlamaya alışık olanlara da.

IRKÇILIĞI YAPAN KİM? FAYDASI NE?

Andımızdan, ”Türk milleti “ ifadesinden neden rahatsız oluyorlar?

Irkçı buldukları için.

Bu rahatsızlığı RTE ile birlikte en çok dile getirenler kim?

Kürt ayrılıkçılar ve yobaz dinciler.

Peki Kürt ayrılıkçılığı ırkçılık değil mi?

PKK, BDP ırkçılığın dik alasını uygulamıyor mu?

Ona neden sessiz kalınıyor?

Yanıt açık.

Pazarlıklar yapıldı.

Karşılıklı faydalar sağlandı.

Ama Türk milletinin bireyi olarak değil.

Irkçılara, gericilere, bölücülere, çıkarcılara Türklükten fayda gelmez.

Başka kapıya.

TBB Başkanı Feyzioğlu : Fay hattı derinleşti

 

Dostlar,

TBB Başkanı Sayın Prof. Metin Feyzioğlu, HEPİMİZİN HUKUKUNU SAVUNMAYI sürdürüyor..

Katkıları gerçekten son derece önemli..

Herkesin kulak kabartması gerek.

Batı emperyalizminin oyunu net :

  • Etnik köken ve dinel inanç ayrımını pompalayarak
    ülkemizi kanlı bir iç savaşa sürüklemek ve bölmek..
  • Peki reçete ?
  1. ATATÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ... Yani?
    “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.”
    Atatürk’ün Anadolu halkını uluslaştırıcı tanımı bu..
  2. LAİKLİK… Tüm dinsel inanışların birbirine eşitliği ancak devlet yönetiminin – kamusal alanın tümüyle seküler düzenlenmesi..

Türkiye’nin böylesi bir sentez ve uzlaşıya son derece ivedi gereksinimi var.

Üstelik bunlar Anayasa’nın 2. maddesinde Cumhuriyet’in 6 temel niteliğinden
2’si olarak sayılmış ve değiştirilmesinin bile önerilemeyeceği 4. maddede güvencelenmiş.

Ne isteniyor peki??

AKP ve BDP başta olmak üzere bildik çevreler hangi değirmene su taşıyor?

Sevgi ve saygı ile.
Datça, 9.9.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

==============================

TBB Başkanı Feyzioğlu,

Mezhepsel ve etnik kökene dayalı ayrımcılığın
tehlikeli boyutlara ulaştığını söyledi..

TBB_Baskani_Metin_FeyziogluFay hattı derinleşti!

* AKP hükümetinin “benden ve benden olmayan” şeklinde ayrımcılık yaptığını belirten Feyzioğlu, “Reyhanlı’daki katliamdan sonra ‘53 Sünni vatandaşımızın katlinden üzüntü duyuyorum’ diye, sanki Sünni olmasalardı üzülmeyecekti algısını yaratacak şekilde insanlarımızı kırdı. Ve Ortadoğu’nun Türkiye’ye uzanan mezhepçilik fay hattı bugün hiç olmadığı kadar derinleşti.’’ dedi.

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu,

  • Türkiye’nin zor bir süreçten geçtiğini belirterek,
    mezhepsel ve etnik kökene dayalı fay hattının giderek derinleştiğini söyledi.

Amasya Barosu ve Cumhuriyet Başsavcılığı, yargı ve avukatları bir araya getirerek Apple Palace Otel’de yemekli toplantı düzenledi. Toplantıya Amasya Baro Başkanı Melih Derindere, HSYK üyeleri Engin DuranelAhmet BerberoğluTeoman GökçeÖmer Köroğlu, Amasya Valisi İbrahim Halil Çomaktekin, Başsavcı Ergün Tokgöz, Amasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Metin Orbay, Tugay Komutanı Tuğgeneral Haluk Yıldızdan, Belediye Başkanı Cafer Özdemir, Ankara, Amasya, Tokat, Çorum, Samsun, Sivas, Yozgat Baro başkanları ile hâkim, savcı ve avukatlar katıldı.

Toplantıya katılmak üzere Amasya’ya gelen TBB Başkanı Feyzioğlu,
Eğitim-İş’i ziyaretinde işbirliği, diyalog çağrısı yaptı. Ülkenin zor bir süreçten geçtiğini belirterek mezhepsel ve etnik kökene dayalı fay hattının giderek derinleştiğine
dikkat çeken Feyzioğlu, adli yıl açılış konuşması sonrasında hükümetin rahatsız olduğunu belirterek;

“Bizler doğru bildiğimizi söyleriz, söylemeye de devam ederiz. Bu demokrasinin, hukuk devletinin vazgeçilmezidir. Biz katılımcı, çoğulcu demokrasiden, şeffaflıktan yanayız. Koşulsuz din ve vicdan özgürlüğünden yanayız.” dedi.

Ülkenin gerçek gündeminin özgürlükler olduğunu, gündem dışı siyasetin inandırıcılığının kalmadığını, vatandaşın buna inanmadığını belirten Feyzioğku;

Laiklikten vazgeçmiş bir toplumda egemenlik milletin olmaz.
Egemenlik milletindir diyenlerin laikliğe dört ele sarılması gerekir.
Ama laiklik hiçbir şekilde dini inançlara, ibadet hürriyetine karşı değildir.”
diye konuştu.

Başta Suriye olmak üzere Ortadoğu’da tehlikeli gelişmelerin olduğuna dikkat çeken Feyzioğlu, bu gelişmelerin Türkiye’nin geleceğini etkileyeceğini anlattı.
AKP hükümetinin “benden ve benden olmayan” şeklinde ayrımcılık yaptığını anlatan Feyzioğlu şunları kaydetti:

Reyhanlı’daki katliamdan sonra ‘53 Sünni vatandaşımızın katlinden üzüntü duyuyorum’ diye, sanki Sünni olmasalardı üzülmeyecekti algısını yaratacak şekilde insanlarımızı kırdı. Ve Ortadoğu’nun Türkiye’ye uzanan mezhepçilik fay hattı bugün
hiç olmadığı kadar derinleşti.

  • Buna karşı çözüm laiklik, başka çözüm yok.

Herhangi bir modanın peşinden koşacak değiliz. Atatürk’ün laiklik anlayışı
bizi s
ağlam temellere ulaştıracak yegâne çıkış yoludur. Nedir o?

  • Hiçbir din, hiçbir mezhep hiçbir dini inanış
    bir diğerine tahakküm edemez. 

Etnik ayrımcılık olan ikinci fay hattı da derinleşmiş durumda.

Orda da çözüm Atatürk milliyetçiliğidir.

  • Hangi dinden, dilden, etnik kökenden, inanıştan, siyasi düşünceden
    olup olmadığına bakmaksızın herkesi eşit yurttaş olarak kabul etmek
    ve eşit yurttaşlığı içimize sindirmek çözümdür.
    (Cumhuriyet, 8.9.13)

Biji Erdoğan!

 

EMİN ÇÖLAŞAN

SÖZCÜ
, 19.2.13

portresi_SOZCU_ile

Biji Erdoğan!

Aslanları demir kafeslerin arkasına atmış,
çakallarla masaya oturuyor..

Hepimizin derdi terör. Ya onu bitir, ya aramızdan çekil!

Sevgili okuyucularım,

Tayyip, Güneydoğu turlarında kürsülere çıkıp konuşuyor. İl ve ilçelerden, hatta köylerden getirtilen ve miting yerinde ağırlanan bindirilmiş kıtalar kendisine
tezahürat yapıyor.

Meydanlara pankartlar asılıyor:

“Biji Erdoğan!”

Kürtçede “Yaşa” demekmiş!
Bu ifadeyi ve sözleri Türk Bayrağı’nın indirildiği, Türk milletine hakaretlerin yağdırıldığı salonlarda ve mitinglerde Kürtçüler kullanırdı:

“Biji Apo… Biji Kürdistan!..”

Tayyip şimdi Kürtçüleri kafakola almanın peşinde. Sürekli Güneydoğu turlarına çıkıp onlara şirin görünüyor, nasihat veriyor, o inanılmaz propaganda mekanizmasını
bu kez oralardan çalıştırıyor.

O akşam bütün yandaş televizyonlar O’nun görüntüleriyle, ertesi gün bütün yandaş   gazeteler O’nun sözleriyle dolu. Yanına getirtilen engelli bir kız çocuğuna kartını veriyor, O’na iş bulunmasını istiyor. Artık engellilerden, çocuklardan, camiye girip çıkanlardan medet umuyor.

* * *

Bunu niçin yapıyor?.. Ve özellikle de niçin Güneydoğu turlarında yapıyor?..
Çünkü bu Apo olayı iktidarının başını ağrıtacak.
Bakınız Tayyip neler diyor önceki gün nutuk atarken:

“Kimse karşımıza Kürtlükle, Türklükle çıkmasın.
Biz her türlü milliyetçiliği ayaklarımızın altına almışız…

Peki ama biz onun karşısına ne ile çıkacağız?
Türklüğümüzü unutmuş olarak mı!
Türklükten söz etmeyerek mi!
Sen kimsin ki milliyetçiliği ayaklarının altına almış olasın?

Bizim milliyetçiliğimiz ırkçılık, kafatasçılık değildir.

Türkiye Cumhuriyeti’ni yaratan, var eden çeşitli uluslar vardır…
Ve herkes bu potanın içindedir.
Bunun adına Atatürk milliyetçiliği denir.
Hiç kimse kendinden olmayanlara düşman değildir.
Sadece Apo’nun Kürtçüleri hariç.
Onlar silaha sarıldılar, Türkiye’den ayrılıp bağımsız Kürdistan kurmak için
yıllarca bu ulusun bayrağını indirdiler, bazen yaktılar, hakaretler yağdırdılar.
Şimdi bakmayın alttan aldıklarına!..
Bütün amaçları Tayyip’le kurdukları koalisyonu sürdürmek ve Apo’yu kurtarmak.
Köprüyü geçene kadar ayıya dayı demek.

* * *

Tayyip bir anayasa oyununa girdi, yaptığından kendisi de korkuyor. Bombanın fitili elinde, patladı patlayacak. Dikkat ediniz, Güneydoğu’da attığı nutukları Batı’ya,
Akdeniz, Karadeniz ve Marmara’ya gidip atamıyor.
Sıkıysa gitsin İzmir’e, gitsin Trabzon’a, Antalya ve başka yerlere ve bu sözleri orada söylesin!
Çevresindeki binlerce koruma bile O’nu kurtaramaz!
Ama gün gelecek, oralara da gitmek zorunda kalacak.
Bakalım o zaman hangi incileri saçacak, neler diyecek!

* * *

Sevgili okuyucularım,

Türkiye ne yazık ki iğrenç bir pazarlığın pençesine terk edildi:

  • “Ver Başkanlığı, al Apo’yu!”

AKP ile Kürtçü BDP koalisyonu resmen değil ama uygulamada kuruldu.
Başkanlık sistemini alacaklar, karşılığında Apo denilen katili bir süre sonra salıverecekler.

Peki bu iş bu kadar kolay mı?
Plan şöyle:
Anayasa değişikliğini kelle sayısı açısından Meclis’ten doğrudan geçirmeleri çok zor… Çünkü AKP içinde böyle bir anayasa rezaletine karşı çıkan epeyce milletvekili var.
İşte o zaman referanduma gidilecek.
Peki Türk Ulusu bu anayasa değişikliğine oy verir mi?
Güneydoğu’da özerk Kürdistan kurulmasını kabul eder mi?
Benim bildiğim, etmez…
Çünkü bu ülke sadece Güneydoğu’dan, Kürtçü BDP oylarından oluşmuyor.
Onların Türkiye genelinde oy oranı da bilemediniz % 7.
O halde Tayyip ve partisi Ege, İç Anadolu, Akdeniz, Karadeniz, Marmara bölgelerinden oy istemek zorunda kalacak. Türk kavramını anayasadan çıkarmaya hazırlanan bir partinin bu tehlikeli oyununa o bölgelerin halkı “Evet” oyu verir mi?
Vermez.

  • Tayyip çok tehlikeli bir oyuna girdi.

Kendisini riske atması bizim için sorun değil.
Ama oyun planını Türkiye Cumhuriyeti üzerinde kuruyor, bunu da yeni anayasa üzerinden yapmaya kalkışıyor. İster istemez çuvallayacak ve hüsrana uğrayacak.
Elinde taşıdığı bomba günün birinde şu veya bu biçimde patlayacak da,
nasıl ve ne zaman olacağını şu anda bilen yok.

Ve elektrik rezaleti

Tayyip Güneydoğu’daki turlarında sürekli olarak kaçak elektrikten söz ediyor. Biliyorsunuz, Kürtçülerin belli amaçları vardır:
“Bu T.C. devletine vergi vermeyeceksin.
Elektrik parası ödemeyeceksin.”
Doğu ve Güneydoğu’da elektrik kullanımının % 81’i kaçak.
Evler ve işyerleri elektrik sobalarıyla ısıtılıyor.
Fabrikaların bir bölümü kaçak elektrikle üretim yapıyor.
Yüz binlerce kişi geceleri üşümemek için elektrikli battaniyeye sarılıp yatıyor…
Ve bir kuruş elektrik parası ödenmiyor!
Bu bedel en sonunda bizlere, elektrik faturasını düzenli ödeyenlere yükleniyor.
Yakın zamana kadar faturalarda kayıp-kaçak bedeli adı altında hepimizden
para alıyorlardı.
Onların kaçak kullandığı elektriğin bedeli bize fatura ediliyor ve biz ödüyorduk.
Tepkiler artınca bu kalem kaldırıldı, faturadaki başka yerlere yedirildi.
Aynı parayı hep birlikte yine ödüyoruz da, adı değişmiş oldu!

* * *

Şimdi kaçak elektrik konusunda karşımıza çıkan Tayyip kafasına bakalım. Geçenlerde Şanlıurfa-Viranşehir’de halka hitap ediyor:

“Sizden bir ricam var. Herhalde elektriği kaçak kullanmayacağız değil mi!
Çünkü siz haramı helali çok iyi bilirsiniz! Ben inanıyorum ki, sizin boğazınızdan
haram geçmez!”

Şu kafanın referansına bakar mısınız!
Dini inançlar ve dini yasaklar! Ama gelin görün ki, iş beleş elektrik kullanmaya gelince,
o dindar ahali, dini falan takmıyor.
Oysa yasalarımız uyarınca kaçak elektrik kullanmak, hapis cezası gerektiren bir suçtur. Yasaları bırakmış bir yana, haramdan helalden söz ediyor!
Önceki gün Midyat’ta “Milliyetçilik” nutukları atarken şöyle diyor:

“Kim ki kendi ırkının, kavminin ve kabilesinin diğerlerinden üstün olduğunu
iddia ediyorsa, o kişi şeytanın izindedir!”

Konu kaçak elektrik olunca her yerde haram-helal vaziyetleri,
konu milliyetçilik olunca bu kez araya şeytanı sokuyor!
Bu kafa, 21. yüzyıl Türkiye’sini işte böyle yönetiyor!
Biji Tayyip!