FAŞİZME KARŞI OMUZ OMUZA

FAŞİZME KARŞI OMUZ OMUZA

Zafer ARAPKİRLİ
Cumhuriyet, 05.06.2020

Uzunca bir süredir bekleniyordu böyle bir adım. Çözmesi gereken hiçbir sorunu çözemeyen, bununla da kalmayıp her geçen gün hatta her geçen saat ülkenin sorunlarına yeni bir sorun eklemek için 7/24 çaba gösteren siyasi iktidar, kendi hatalarının üzerini örtüp muhalefete (aklınca) “hata yaptırmak” için her türlü kumpas hazırlığı içindeydi.

Bunlar, siyasi ve hukuki meşruiyetini yitirmiş tüm iktidarların “tipik” davranış kalıplarıdır. En başta da “hukuksuzluk” üzerinden siyaset mühendisliği yapmak, bu tür dönemlerin en vazgeçilmez “gereçlerinden” biridir. En tipik örneğini, bundan önceki “dokunulmazlık kaldırma” çıkışında gördük zaten. Cumhuriyet Halk Partisi liderliğinin, “Bize sirayet etmez. Nasıl olsa HDP’yi ilgilendirir” saiki ile vahim bir hata sonucu el kaldırdığı ama sonradan Enis Berberoğlu hadisesinde de görüldüğü üzere “kendi kucağında” bulduğu “istimlak hamlesi”ydi bu. Dokunulmazlık kaldırma silahı, bir yandan iktidarın demokrasi dışına çıkmaktan asla çekinmediğinin göstergesi, bir yandan da aynı “Sandıkta kaybettiği belediyeleri kayyım yolu ile ele geçirme” pratiğinin milli irade çatısı altına uyarlanmış farklı bir versiyonudur.

Siyasi iktidar, dün Enis Berberoğlu (CHP), Leyla Güven (HDP) ve Musa Farisoğulları’nın (HDP) milletvekilliklerini düşürme adımını, parlamento sandalye çoğunluğunu kullanarak atmış, yani halkın verdiği oylara karşı apaçık bir “darbe” yaparak, muhalefeti “demokratik olmayan yöntemlerle demokratik siyasi zeminin dışına çekebilme” çabasıdır.

Bununla amaçlanan başka şeyler de vardır.

15 Haziran 2017’de Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun yine Enis Berberoğlu ile ilgili olarak alınan mahkeme kararının hemen ertesi günü başlattığı “Adalet Yürüyüşü” adımının, bu kez tekrarlanıp tekrarlanamayacağı “test edilmek” istenmektedir. Öyle ya, o gün o adımın atıldığı şartlardan ve olaydan, bir hatta birkaç “tık” daha vahim bir durum söz konusudur. İktidar, “Bakalım kalkışabilecek mi?” saiki ile CHP’nin yeniden sokağa çıkmasını arzulamakta, hatta “kışkırtmaktadır”.

“Sokağa çıkmanın” suç olduğunu, ya da anayasal bir hak olmadığını ima etmiyorum. Ama, uzun bir süre CHP’yi ve onunla bir şekilde yan yana duran siyasi unsurları “Kalkışma, ayaklanma, darbe” imaları ile adeta “dürtmeye” kalkışan siyasi iktidar, bugün “Hah işte bakın. Biz demedik ki?..” demeye hazırlanmaktadır. Daha günler önce İzmir’de, Yüreğir’de ve başka yerlerde sergilenmeye çalışılan ve her defasında “CHP’nin üzerine bir şeyleri yıkmayı” amaçladığı besbelli olan provokasyonlar, bu tezgâhın ilk ve çok yüksek sesli adımları değil miydi?

Dün TBMM’de, Berberoğlu’nun yanında iki HDP’li milletvekilinin de (Güven ve Farisoğulları) aynı akıbete uğratılmasının ardında da yine “sinsi” bir başka plan yattığı açık seçik okunabilir.

O plan da TBMM sıralarında hep bir ağızdan ve dayanışma içinde “Faşizme Karşı Omuz Omuza” sloganı atılmasına zemin hazırlamak ve bu (bence son derece yerinde) “Dayanışmayı” aklınca (negatif bir muhteva yükleyerek) istismar edip, “Gördünüz mü? Terör yancısı bir siyasi oluşumla (HDP kastediliyor) CHP kol kola girmiş diyorduk da inanmıyordunuz” diyerek buradan ucuz bir siyasi çıkar ummaktır.

Daha da öteye giderek “Faşizme Karşı Omuz Omuza” sloganı atan bu iki partiyi, zaten bir süre önce genel başkanları “HDP – PKK sözcüklerini aynı cümlede kullanmış olan” İYİ Parti’yi de o “bileşim”den ayrıştırmak, böylece olası bir erken ya da baskın seçim ortamında, “Bunlarla kol kola girmeyeceksiniz herhalde” diye sıkıştırmaktır.

Bu utanç verici kumpas ve apaçık “Sivil Darbe”nin (aslında elinde asker ve polis, jandarma bekçi gücü bulunduran bir gücün yaptığı darbe, bal gibi de askeri sayılır da.. Orasına girmeyeyim şimdi) karşısında şimdi yapılması gereken şudur.

  • Cumhuriyet Halk Partisi şapkasını artık iyice önüne koyup ciddi bir durum saptaması yapmalı ve başlıktaki sloganın arkasından yürümeli, altını iyice doldurmalıdır.

“Faşizme Karşı” gerçekten, omuz omuza vereceği herkesle omuz omuza vermeli, bu darbeye karşı durmalıdır. Hukukun dışına çıkmaktan zerre kadar utanmayan ve sıkılmayan siyasi karşıtlarına bunun hesabını anayasal zeminde sorabilmenin bin bir türlü yolu vardır.

Yargıtay’ın kararı kesinleşmeden, Anayasa Mahkemesi beklenmeden, üstelik anayasanın 83’ncü maddesinin ilgili bendi ortada iken, hatta ve hatta TBMM Başkanlığı yasama dönemi sona ermeden okutulmayacağı konusunda zımmen söz vermişken, bu “kâğıt”ların TBMM’ye Saray tarafından sevki ve okutulması, bal gibi “Darbe”dir. Darbeye karşı durmak da bal gibi “demokratik” bir haktır.

CHP, hiçbir şeyden korkmadan yeni bir Adalet Yürüyüşü başlatmalıdır. Bu Adalet Yürüyüşü, ille de konvoy oluşturup Ankara – İstanbul arasındaki yolu katetmek değildir. Bu yürüyüş, antifaşist tüm güçleri direnişe çağırmak olarak algılanmalıdır. Bunun bin türlü başka yolu vardır.

CHP bugüne kadar yaptığı (ama geçen kez Adalet Yürüyüşü’nde aştığı) üzere, “sokak” lafından umacı gibi korkmaktan vazgeçmelidir. Anayasada toplantı ve gösteri yürüyüşü özgürlüğü güvence altına alınmıştır. Sokakta gösteri, miting, yürüyüş yapmak, “provokasyon” ve “terörizm” olarak algılatılması çabaları tersine döndürülmelidir. “Bizi sokağa çekmek istiyorlar. Oyuna gelmeyelim” söylemi terk edilmeli, iktidarın “Susss” işareti yaparak parmağını dudaklarına götürme tavrına meydan okunmalıdır.

Darbe önlenmeli, boşa çıkarılmalıdır.

Kılıçdaroğlu’na asıl tehdit!..

Kılıçdaroğlu’na asıl tehdit!.

Mehmet FARAÇ

Mehmet FARAÇ
farac65@gmail.com
YENİÇAĞ, 21 Eylül 2019

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

Ne yazık ki muhalefet lideri olmak çok zor Türkiye’de… Hele de AKP’nin yönettiği bir ülkede muhalefete önderlik etmenin çok büyük “yaşamsal” riskleri de var!..

Baksanıza; AKP lideri Erdoğan sanki ülkeyi 17 yıldır CHP yönetiyormuş gibi sürekli ana muhalefeti hedef alıyor ve her fırsatta Kılıçdaroğlu’nun suçluyor… Türkiye’deki tüm dertlerin, çarpıklıkların, çıkmazların ve çöküşlerin sorumlusu CHP’ymiş meğer!..

  • AKP terörü önleyemeyince CHP suçlu!..
  • Enflasyon milleti canından bezdirirken anamuhalefet suçlu!..
  • Dış politikadaki rezaletler ülkeyi sarsarken Kılıçdaroğlu suçlu!..
  • İşsizlik-geçim sıkıntısı ve sosyal bunalımlar milleti isyan ettirirken yine Kılıçdaroğlu suçlu!!!

Velhasıl; dünya kamuoyunda AKP’nin bu tuhaf tepkilerini görenler Türkiye’yi CHP yönetiyor sanacaklar!.. Ancak bu “hedef” göstermeler, takiyye siyaseti ve gündem değiştirme oyunları dışında, bir de muhalefete saldırmanın “kışkırtıcı” sonuçları var ki, işte asıl tehlike!!!

Ana muhalefet liderinin “hedef” olması keşke sözlü tacizlerden- iftiralardan ibaret olsa!.. İktidarın duyarsızlığı ve gafleti nedeniyle bir dönem zirveye çıkan terör ve mafyanın CHP liderine yönelik dehşet verici saldırıları var ki, bunlar dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde asla kabul edilemez;

Kılıçdaroğlu 2014’te TBMM’de yumruklu saldırıya uğradı, ardından bir cenazede önüne “kurşun” bırakıldı…

2016’da, Artvin- Şavşat’ta, karayolunda seyir halindeyken Kılıçdaroğlu’na PKK’lılar kurşun yağdırdı, şans eseri ölen yaralanan olmadı…

Adalet yürüyüşünde Kılıçdaroğlu’nun üzerine araç sürmeye çalıştıklarını itiraf eden IŞİD’lileri kim yönlendirdi, o da ortaya çıkartılmadı…

Ve son rezalet tüm Türkiye’de infial yaratırken, yurttaşların can güvenliği ve gelecek kaygısını da büyüttü; Ankara-Çubuk’ta, bir şehit cenazesine katılan Kılıçdaroğlu’na saldıran kişi serbest bırakılırken, olayın perde gerisindeki “linç” planının failleri, bağlantıları ve azmettiricilerinin üzerine gidilmedi!..

CHP, linç ve kanıt…

Evet; Çubuk saldırısıyla ilgili ana muhalefetin hazırladığı “rapor” da gösteriyor ki, CHP bu tehlikeli saldırının peşini bırakmıyor ve kesinlikle de bırakmamalı… İşte Kılıçdaroğlu’na yönelik linç girişiminin perde gerisi bir belgesele konu edildi ve savcılığın önüne kondu…

CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, 700 güvenlik görevlisinin olduğu bir köyde yaşanan linç girişiminin ardındaki karanlığa dikkat çekerken şunları söylüyor;

  • “Aradan geçen 6 aylık sürede hala bir iddianame hazırlanmadı, kanıt ve itiraflara rağmen tek bir tutuklu sanık da yok!.. 43 dakikalık belgeselde, tek bir güvenlik koridorunun bulunmayışını, kalabalık içindeki grupları işaretlerle yönetenleri, genel başkanımızı kimlerin, nasıl takip ettiğini, taşları, sopaları, demir çubukları göreceksiniz. Ayrıca, bu belgeselde genel başkanımızın bulunduğu evin çatısına çıkanları, arka kapıyı kırmaya çalışanları, camları taşlayanları görecek, ‘evi yakın, kanını akıtın’ çığlıklarını duyacaksınız.”

CHP, linç raporunu Meclis’teki tüm siyasal parti gruplarına vermiş, İngilizce ve Fransızca çevirisini de Avrupa ülkelerine ulaştırmış ama Çubuk saldırısıyla ilgili yaşamsal sorular var :

AKP iktidarı, Ankara’daki linç girişiminin perde arkasını neden sorgulamıyor, siyasi bir saldırı kuşkusu yaratan bu olayı tertipleyenler niçin korunuyor?..

Bir papağana eziyet edenlerin tutuklandığı bir ülkede, ana muhalefet liderini öldürmeye çalışanlar hangi karanlık örgütün adamlarıdır?..

Asıl soru; Kılıçdaroğlu’nun sürekli “tehdit” altında olduğu bir ülkede, sıradan bir yurttaşın yaşama özgürlüğü nasıl sağlanacaktır?..

İşte asıl sorun bu ama kaygı uyandıracak başka gelişmeler-sorular da var!!!

Karanlık ve olası tehlike!!!

Kuşadası’ndaki yumurtalı saldırı benzeri taciz olaylarını bir yana bırakırsak, Kemal Kılıçdaroğlu genel başkanlık koltuğuna oturduğundan bu yana “5 önemli saldırı”nın hedefi oldu…

Bu eylemler, 2010 yılında genel başkan seçilen Kılıçdaroğlu’nun 9 yıllık liderliği döneminde can güvenliğini tehlikeye düşüren ürkütücü saldırılardı…

Üstelik bu saldırıların çoğunun yaşandığı dönemde, Türkiye toplumsal olarak da bugünkü kadar kaos- karanlık, çatışma- kaygı– korku ve panik içerisinde değildi…

Sosyal bunalımların insanları “cinnet”e sürüklediği bir dönemde, “bireysel silahlanma” zıvanadan çıkmışken ve hergün pompalı silahlarla insanlar sokaklarda katledilirken, (toplu cinayetler işlenirken) yalnız sıradan yurttaşlar değil, Kılıçdaroğlu da olası bir tehdidin altındadır!..

PKK’nın operasyon ablukasını yarmaya çalışırken saldırı- sabotaj eylemlerine giriştiği bir dönemde, IŞİD ve El Kaide palazlanmaya çalışırken, kendini “suikast”larla ifade etmeye çalışan terörün “ilk hedef”i kuşkusuz siyaset olur!!!

CHP lideri ne kadar korunaklı bilemiyorum ama yaşanan 5 olayın dördünde fiziki saldırıya uğramış olması, devletin bu konuda teyakkuzda olması gerektiğini kanıtlıyor…

Düşünsenize; ana muhalefetin çok etkili olamadığı dönemlerde bir parti liderine pervasız saldırılar gerçekleştiren terör- mafya unsurları, CHP’nin ilk kez yerel seçimlerle AKP’yi sarstığı yükseliş döneminde Kılıçdaroğlu’na neler yapmazlar ki?..

Söyler misiniz; Kılıçdaroğlu’na yönelik 5 eylemde suçluların yaptıkları yanlarına kazanç kalırken, saldırganlar serbest bırakılırken ya da korunurken (!) yeni saldırı planlayanlar devletin ve iktidarın gafletinden de cesaret almazlar mı?..

Aman dikkat!!!
=============================
Dostlar,

İğrenç tezgahı izlemek için lütfen tıklayınız..

​Sevgi ve saygı ile. 21 Eylül 2019, Datça

Dr. Ahmet SALTIK​ MD, MSc, BSc​
Halk Sağlığı (Toplum Hekimliği) Uzmanı​ -​ Ankara Üniv. Tıp Fak.
​Mülkiyeliler Birliği Üyesi​​ – Sağık Hukuku Bilim Uzmanı​
www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com

Kazanan Türkiye olacak

Kazanan Türkiye olacak

Cumhuriyet, 05 Mayıs 2018

Haftalardır süren sıkıntılı, gergin bekleyiş; kimileri iç karartıcı tahminler CHP cumhurbaşkanı adayının açıklanmasıyla sona erdi ve rahat bir nefes aldık… Kendi payıma benim korkum, sol kimlikten uzak birinin aday gösterilme olasılığıydı. Bu yönde söylentiler de azımsanamayacak yaygınlıktaydı. Neyse ki korkulan olmadı. Her biri saygın kişilikler olan CHP’li adaylar arasında toplumun belki en çok yakından tanıdığı ve sempati duyduğu sayın Muharrem İnce ipi göğüslemeyi başardı… Kendisine ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum ve öyle de olacağına yürekten inanıyorum.
***
Dün geceden belli olup bu gün (Cuma) açıklanan “mutlu son”a biraz daha öncesinden bakarsak, CHP’li on beş milletvekilinin İYİ Parti’ye katılımıyla bu partinin önündeki seçime girememe tehdidinin ortadan kaldırılmasının, ülkemizin içinde bulunduğu çıkışsız görünen süreçten kurtulmada ilk büyük adım olduğu görülür. Bu bakımdan, o günden bugüne

  • Baş döndürücü hızla gelişen olaylar dizisinin başmimarı kuşku yok ki sayın Kılıçdaroğlu’dur.
  • CHP Genel Başkanı’nın gerek eylemleri, gerekse söylevleri ve demeçleriyle bütün bu süreçte sergilediği büyük performans, gerçekten de baş döndürücü olmuştur.

    Karşı tarafın sersemlemiş ve saçmalamakta oluşunda bu bakımdan şaşılacak bir şey yoktur.
    Sayın Akşener’in ve Saadet Partisi sayın Genel Başkanı’nın kararlı, gözü pek duruşlarını da ayrıca takdirle, saygıyla alkışlamak gerekir.
    ***
    Sadece siyasetçi kimliğiyle değil, bir duygu adamı, fizik eğitimi almış olmasının yanı sıra edebiyat sever, şiir dostu kişiliğiyle de yakından tanıdığım; Adalet Yürüyüşü’nde omuz omuza yürüdüğümüz Muharrem İnce’nin omuzlarında, Cumhurbaşkanlığı adaylığının ilanından bu yana, bu ülkede hiç kimsenin omuzlarında olmayan ağırlıkta bir yük bulunmaktadır. Ağır olduğu kadar onur verici bu müstesna yük, bir ülkenin kaderidir.

    Aday olarak ilk konuşmasında altını çizerek belirttiği gibi, o artık bir partinin değil, bütün ülkenin tarafsız cumhurbaşkanı adayıdır.

  • Taraflılığı;

    – Cumhuriyetimizin,
    – evrensel insan haklarının,
    – aydınlanma değerlerinin,
    – özet olarak insan olmanın gerektirdiği yerde ve bütün bu değerlerin savunucusu olmaktır.

    Şimdi ondan toplumca beklediğimiz, tartışmalarda karşısına çıkacağı kuşkusuz düzeysizlikler karşısında

  • soğukkanlılığını bir an bile yitirmeksizin,
  • günlük siyaset girdabına hiçbir ucundan kapılmaksızın,
  • halkımızın ağırbaşlı değerlerinin, beklentilerinin, saygın, sevgili, birleştirici sözcüsü olmasıdır.

    Muharrem İnce’nin bu hassas dengeyi kurmada, bu ağır yükü ustalıkla taşımada gereken bilgi, kültür, deneyim, sağduyu, inanç ve duygu birikimine sahip olduğunu, bir arkadaşı olarak da biliyor ve görüyorum.
    ***
    Sıra şimdi var gücümüzle 24 Haziran seçimlerine ve mutlaka ulaşılması gereken ikinci tura hazırlanmakta. Bu süreçte şimdi asıl büyük sorumluluk, bazılarımıza belki şaşırtıcı gelebilir ama, her türden sol seçmendedir. Şu anda en zayıf konumunda bulunan dikta yönetimini mutlaka, ama mutlaka alt etmeli, parlamenter demokrasinin önündeki engelleri enkaz çöplüğüne göndermeliyiz. 

    Bunun için, dikta karşıtı birlikteliği orasından burasından didiklemenin diktanın ekmeğine yağ sürmek olduğunu görerek felaket tellallarının, “evet ama..” diye başlayan iflah olmaz karamsar ve eylem kaçkını ruh hastalarının, her türden fırsatçı ve çıkarcı kişilerin ve çevrelerin uğursuz yorum ve telkinlerine kulak tıkayarak;

    – demokrasiden,
    – iyilikten,
    – bağımsızlıktan,
    – özgürlükten,
    – aydınlıktan,
    – sevgiden,
    – eşitlikten yana bütün bir ulus olarak

    güçlerimizi bütün bu değerlerin düşmanlarına, 21. yüzyılda saray özenticiliği ve savurganlığına, cehaletin ve nefretin meydan okuyuşuna karşı tek bir yumruk, tek bir akıl, tek bir yürek olarak birleştirmeyi başarmalıyız.

  • Başaramazsak bütün bir ulusça yok olacağız ve bu yok oluşu hak etmiş olacağız demektir. 

    Başaracağız ve kazanan Türkiye olacak.
    ==========================================
    Dostlar,

    Sayın Prof. Behramoğlu dostumuzun bu nefis yazısı adeta bizimde klavyemizden aktarmak istediklerimize, klavyemizden döküleceklere aracı oldu.

Teşekkür ederek ve bütünüyle paylaşarak site okurlarımızın ilgi ve bilgisine sunuyoruz.

Sevgi ve saygı ile. 05 Mayıs 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Çöküşün işaretleri!

Çöküşün işaretleri!

İsmet Özçelikİsmet Özçelik

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

AKP Fatih Gençlik Kolları’ndan, kendisini Çevre, Şehir ve Kültür Başkanı olarak tanıtan Tolgay Demir, “Düz Dünya Teorisi”ni açıkladı. Dünyanın yuvarlak olması mason uydurması, Dünya düzdür dedi.

Sarayda ağırlanan Kadir Mısırlıoğlu Twitter hesabından vasiyetini açıkladı. “Mustafa Kemal Atatürk’le zerre kadar muhabbeti olanların” cenazesine gelmemesini istedi.

Atatürk ve İnönü döneminde “camilerin ahır yapıldığı” yalanı yeniden piyasaya sürüldü.

AKP Muğla Teşkilat Başkanı Şadi Pirci, derisi soyulmuş bir dananın bacakları arasından çektirdiği fotoğrafını sosyal medyada paylaştı.

AKP’de itibar gören Menzil Tarikatının şeyhi Abdülbaki Erol’un torunu Seyyid Abdulbasid El Hüseyni altın yaldızlarla donatılmış tahta oturarak poz verdi.
***
Bunlar sadece birkaçı.

CEHALETİN ÖZGÜVENİ

Bir tarafta “cehaletin özgüveni”, diğer tarafta “saltanat” özentisi. Bir tarafta yalan dolan, diğer tarafta Cumhuriyete ve Atatürk’e bitmek tükenmek bilmeyen düşmanlık.

AKP’nin 15 yıllık durumu ortada. İktidarda, ama sürekli duvara tosluyor. “Kandırılmaktan” da bıkmıyor. Yanlışlardan dönmeye çalışsa da bilinçaltındaki gerici ideoloji eteğinden çekiyor.
Öne çıkardıkları ve yücelttikleri “aydınlar” da bunlar!

BUNLAR NEYİN İŞARETİ!

Peki bir kısmını yukarıda sıraladığım olaylar neyin işareti?
Bayram ziyaretlerinde AKP’li ve AKP’ye yakın duran tanıdıklarımla bunu konuştum. Genelde yorum yapmaktan kaçınıyorlar. “Münferit eylemler” diye işi geçiştirmeye çalışsalar da gidişattan kaygılı oldukları hemen anlaşılıyor.

“Çöküşün işareti olabilir mi?” diye sorunca itiraz etmiyorlar. Kalabalıkta konuşmayı sevmiyorlar. Ama yalnız kalınca iş değişiyor. Öyle şeyler anlatıyorlar ki, AKP’de iş sandığımızdan daha vahim!

“Metal yorgunluğu” çok hafif kalıyor. “Çürümüşlük” durumu daha iyi anlatıyor.

Belki de “Çöküşün işareti” demek daha doğru.

AKP’NİN KURTULUŞU

“AKP nasıl kurtulur?” sorusuna hemen hemen herkes aynı yanıtı verdi: “Milli Koalisyon“.

Bürokrat kökenli AKP’liler “denetime” vurgu yapıyor. “Denetimsiz harcamalar, denetimsiz uygulamalar, denetimsiz işler, OHAL’le yasaların rafa kaldırılmasının bedeli ağır olacak. Kontrolden çıkmış bir durum var, Allah korusun…” diyerek endişelerini dile getiriyorlar.

Milli bir koalisyonun Türkiye’yi kurtaracağını, AKP’yi de denetim altına alacağını düşünüyorlar.

İKTİDAR, MUHALEFET

Türkiye zor günlerden geçiyor.

  • ABD ve İsrail, Irak’ta “2. İsrail” için bastırıyor.
  • Suriye’de sınırımızın hemen ötesinde “3. İsrail” için hamleler yapılıyor. 

PKK/PYD’ye düzenli ordu kurduruyorlar. Gelişmiş silahlarla donatıyorlar.

Sırada Türkiye var. İç kargaşa yaratmak için fırsat kolluyorlar.

Durum bu. Ama iktidar da muhalefet de küçük hesaplar peşinde. Birbirinin kalesine gol atma derdindeler.

ŞAM, BAĞDAT

Esad yönetimi, başarı üstüne başarı kazanıyor. Bölge ülkeleri ile işbirliği gelişiyor. Kafamızın arkasındakileri bıraksak daha da gelişecek. Şam’la ilişkiye girsek iş daha da kolaylaşacak.

AKP yanlıştan dönmede hala ayak sürüyor. Anamuhalefetin bu konuda iktidarı sıkıştırması beklenir. Ama o tam tersini yapıyor.

Hükümeti Esad yönetimi ile ilişkiye zorlayacağına, Esad’a saldırıyor. “Bağdat’la, Tahran’la ilişki kurun” diyeceğine başka arayışlar peşinde. Umudunu ABD ve AB’ye bağladığı için gözü, kulağı Washington’da, Brüksel’de…

CHP’Lİ OLMAYAN CHP’LİLER

Bir ara kenara itilmişlerdi. Ama “Adalet Yürüyüşü” ile birlikte yeniden öne çıktılar. CHP’liler bunlar için “CHP’li olmayan CHP’liler” ifadesini kullanıyorlar.

– TR 705 ve arkadaşları,
– FETÖ ile yakın mesai yapanlar,
– PKK/HDP dostları
ortalıkta hava atıyorlar.
Bunları ben söylemiyorum. Kendilerini “gerçek CHP’li” olarak niteleyenler söylüyor.
Yorum sizin!
=================================================
Dostlar,

CHP’nin bu ciddi uyarıları dikkate alması gerek..
Sn. İsmet Özçelik‘in içtenliğinden kuşku duymuyoruz..
Eski İzmir Milletvekili (CHP) Sayın Prof. Dr. Oğuz Oyan’ın sitemizde yayınladığımız irdelemesi de CHP açısından son derece yol gösterici..
(http://ahmetsaltik.net/2017/09/06/prof-dr-oguz-oyan-nasil-bir-muhalefet/)
Hata yapma lüksümüz kalmadı..
Herkes, başta anamuhalefet CHP seferberlik konumunda çalışmalı;
AKP = RTE ülkemize yeşil OHAL’i dayatırken..
Hukukta silahların denkliği ilkesini akıldan çıkarmayalım..
Kitleleri harekete geçirmek ve onlara iktidar seçeneği sunmak..
Ana sorunları içeren Bütüncül bir program ile..
Toplumla birlikte dokunacak bir siyasal restorasyon programı!

Sevgi ve saygı ile. 06 Eylül 2017, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Kılıçdaroğlu: “Türk demokrasisi diktatörlüğe dönüştü”

Kılıçdaroğlu: Türk demokrasisi diktatörlüğe dönüştü

Kılıçdaroğlu:
“Türk demokrasisi diktatörlüğe dönüştü”

15.7.2017

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, darbe girişiminin 1. yıldönümünde İngiltere’nin önde gelen gazetelerinden The Guardian’a yazdı.

‘Darbe girişiminden bir yıl sonra, demokrasi diktatörlüğe yakınlaştı’

başlıklı yazısında darbe girişiminin ertesi günü Türkiye’de yeni ve demokratik bir dönemin başlaması ihtimalinin olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın krizden istifade ederek OHAL ilan ettiğini, tüm muhalif sesleri susturduğunu yazdı.

Kılıçdaroğlu, Bir yıl içinde Türk demokrasisi diktatörlüğe yakın bir rejime dönüştü ifadelerini kullandı.

‘GENERALLERİ AKP GENERAL YAPTI’

Türkiye’de demokratik ilkelerin bir yılda yoğun bir şekilde zayıfladığını dile getiren Kılıçdaroğlu, darbe girişiminde yer alan ‘FETÖ’ mensuplarının AKP tarafından o rütbelere getirildiğini kaydetti:

  • “Şu anda hapiste olan generallerin neredeyse tamamını o rütbeye AKP getirdi.
  • İktidar partisi Gülenci ağları hükümette, bürokraside ve iş dünyasındaki muhaliflerine karşı destekledi.
  • 2012-2013’te ilkesel çatışmadan değil, çıkar çatışmasından ötürü ayrı düştüler.
  • 15 Temmuz’un gerçek tarihi bu siyasi arkaplan olmadan yazılamaz.”

‘GÜCÜN BİR KİŞİDE TOPLANMASI DEMOKRASİYE ESAS SALDIRIDIR’

Demokratik kurumların,
Parlamenter denetimin,
Yargı denetiminin ve
Özgür medyanın

güçlü olduğu bir toplumda darbe olamayacağını yazan Kılıçdaroğlu, demokratik önlemler aldığını iddia eden hükümeti eleştirdi:

  • “Hükümet, demokrasiyi savunmak için yeni önlemler aldığını öne sürüyor. Vekilleri, gazetecileri, akademisyenleri, yargıçları hapse atmak veya işkenceyi yaygınlaştırmak demokrasiyi savunmak değildir.
  • Toplumun yarısını ‘terörist’ diye yaftalamak demokrasiyi savunmak değildir.
  • Hiçbir denge denetleme olmaksızın gücün bir kişinin elinde toplanması ise demokrasiye yönelik esas saldırıdır.”
    =======================================
    Dostlar,

    Sayın Kılıçdaroğlu’nun yerinde bir davranışla yabancı basında önemli ve çok okunan bir İngiliz Gazetesi The Guardian‘a makale yazması çok yararlı bir girişimdir.

Konu da çok önemlidir; ADALET YÜRÜYÜŞÜ açıklanmıştır.

Yazının tümünü okumak için lütfen tıklayınız :
The_Guardian’a_ADALET_YURUYUSU_makalesi_Kilicdaroglu

Sevgi ve saygı ile. 16 Temmuz 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com