NECATİ DOĞRU: Dişleme!

NECATİ DOĞRU: Dişleme!

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır.)
Tümgeneral Mehmet Dişli 15 Temmuz’da darbecilerin yanında yer aldığı suçlamasıyla tutuklandı. Cumhurbaşkanı da kalktı onun büyük kardeşi Şaban Dişli‘yi ekonomi baş danışmanı yaptı. Bu haber üzerine iktidar yağcılığı için her gün uyarım kollayan yazarlar; “Gördünüz mü adalete saygılı lideri… Suç kişiseldir, kardeşi bağlamaz, Reis adalet dersi verdi” diye 3-4 gün yazı döktürdüler. İnsan beyni böyle işliyor:
Uyarımı alıyor. Ona göre hatırlıyor.
Benim beynim ise, “adalete ne kadar da saygılı cumhurbaşkanımız var, ne mutlu bize” diye gevşeyip rahatlayamadı. Bendeki beyin nedense hep gerilimli işliyor.
9 yıl önceki uyarımı hatırladı. 9 yıl önce VATAN Gazetesi’nde “Arsa Dişleme” diye bir yazı yazmıştım. İşte o yazı:
* * *
“Arsa dişleme!”
Eski hortumcular laik ve Atatürkçü geçiniyorlardı. Atatürkçülüğün arkasına saklanarak; sıfır kuruş para, sıfır kuruşluk emekle bir gecede 10 milyon dolar, 20 milyon dolar, 100 milyon dolar vuruyorlardı. Hortum büyükse! Rüşvet irileşiyordu.
Halk uyandı, laik hortumcuların hesabını seçim sandığında kesti. Şimdi “dişleme” var.
Arsa dişleme! Arsa dişleme hortumculuğa çok benziyor. Şablon aynı. Götürücüler değişti. Laikler gitti, yerlerini her fırsatta Allah’ın adını ağızlarından eksik etmeyen ve “durmak yok çalışmaya devam” diyen dini bütünler aldı.
Arsa dişleme nedir? Arsaya diş nasıl atılır?
Cepten bir kuruş çıkmadan, taş atıp yorulmadan bir arsa bir gecede 13 milyon dolar değere çıkarılıp, Türkiye’nin perakende piyasasına “diş atmaya gelmiş yabancı sermaye şirketine” nasıl satılır? Bizim gazete VATAN’ın Yayın Koordinatörü Atilla Güner ile ekibinin temiz bir gazeteciliğin “halk uyansın” diye yazdığı “Beş Kuruş Harcamadan 10 Milyon Doları Vurdular” haberini okuyun.
İşte “Arsa Dişleme” odur.
Yabancı şirket gelmiş. Büyük market kuracak. Ona büyük arsa lazım.
Büyük arsa bulunur: 3.4 milyon dolara anlaşılır. Bankaya gidilir, kredi alınır, köylünün imar görmemiş arsası sahibinden kapatılır. İktidar Partisi AKP’nin yönetimindeki İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden imar planı değiştirilir ve arsanın değeri bir gecede 13 milyon dolara çıkar, yabancı şirket TESCO‘ya satılır. Bu işin bitirilip tamamlanmasından sonra Başbakan’ın (o zaman Tayyip Erdoğan) adamı ve Cumhurbaşkanı’nın (o zaman Abdullah Gül) parti arkadaşı AKP Milletvekili ve partinin ekonomiden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli‘ye iş bitiriciliğinin karşılığı olarak 1 milyon dolar ödeme yapılır.
Arsa dişleme tamamlanır.
Belgeler açıklanıyor. Dişleme, geliyor, geliyor. En tepeye ulaşıyor…”
(13 Ağustos 2008 VATAN Gazetesi-Necati Doğru)
* * *
Tam 9 yıl önce böylesine bir “arsa dişleme” işine adı karıştığı ve bu da basında o zaman muhalefet yapan VATAN’da belgeleriyle yazıldığı için ekonomiden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli parti görevinden uzaklaştırmıştı. 9 yıl sonra “metal yorgunluğunu” gidersin diye Şaban Dişli Cumhurbaşkanı’na ekonomi baş danışmanı yapıldı.
Metal yorulmasına eski dişleme!
Benim beyin böyle işliyor. Kuşkusuz suç, kişiseldir!
Günün sorusu : SARAY AHIR OLMALI!
Daha önce Kemal Kılıçdaroğlu “İktidara gelirsek Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı üniversiteye (ODTÜ’ye) vereceğiz” demişti. Arkadaşlarıyla beraber yeni bir parti kurma hazırlığında olan Ümit Özdağ da “ İktidar olursak sarayı üniversite yapacağız” sözünü veriyor. Orman Çiftliği’ni Atatürk, millete emanet edip “tarım ve hayvancılığımızın gelişmesine katkısı olsun” diye Hazine’ye bağışladığına ve saray da Atatürk Orman Çiftliği tarımsal arazisi üzerinde kurulduğuna göre, ahır yapılması daha uygun olmaz mı? (SÖZCÜ, 03.09.2017)
========================================
Dostlar,
Sayın Necati Doğru‘nun SÖZCÜ‘deki yazıları son günlerde daha da bir nitelik kazandı. Türkiye’deki soygun – talan, DİN – DİNCİLİK maskesiyle acımasız ve ölçüsüz sürdürülüyor. Öyle ki, ülkenin serveti büyük ölçüde el değiştirdi ve laik kesimden dincilere aktarıldı.
Dişli – Dişili skandalı, öyle Ceza Hukukunun bir ilkesinin ardına saklanarak örtülemez!
AKP = RTE‘nin tükenişine ilişkin somut kanıtlardan biridir. Politikacı Dişli gerçekten ”dişli” çıkmıştır ve sahip olduğu ”sırlar” nedeniyle bir tür eylemli (de facto) dokunulmazlık kazanmıştır. Kardeşi Tümg. Dişli ”şimdilik FETÖ’den tutukludur.. Hele biraz sabır, Allah büyüktür bizim balık belekli toplumumuzda.. Politikacı Dişli AKP’deki Ekonomiden sorumlu MYK üyeliği (eski Genel Bşk. Yrd.) gibi kritik bir görevden alınmıştır..
Haydi biz de 1 kezlik ”yandaş basın” aklıyla (!?) yazalım..

– Reis, aslında politikacı Dişli’yi akıllıca tasfiye etti.. Doğrudan görevden alsa idi AKP ve kamuoyunda büyük gürültü çıkabilirdi.. Cumhurbaşkanlığı başdanışmanlığına çekerek ustaca kızağa alındı..

Bakalım ağabey Dişli’nin sahip olduğu kritik bilgiler, Genelkurmay Başkanlığı Stratejik Dönüşüm Başkanı tutuklu Tümgeneral Mehmet Dişli’yi kurtarmaya yetecek mi? Bir de TBMM’de dokunulmazlığını kaldırmayı isteyen fezleke hala, aylardır, bekletilirken..

Bir de, FETÖ ile böylesine didişen bir gazete olan SÖZCÜ‘nün FETÖ‘cülükle ilişkilendirilmeye kalkılması var.. 2 yazarı 3 ayı aşkın zamandır hapiste! Yavuz hırsızın ev sahibini bastırmasına bundan ala örnek mi olur? Gökmen ve Mediha salıverilmeli, gerçekte yargılanması gerekenlerden şimdilik vazgeçelim; hiç olmazsa tutuksuz yargılanmalıdır. Ama AKP‘yi kesmez.. Karşıtları susturmak için az gelir tutuksuz yargılama..
Biraz hatta epey, en iyisi olabildiğince zulüm gerek!

Sevgi ve saygı ile. 04 Eylül 2017, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Dağlıca ve Aktütün kırımları bize ne anlatıyor ? / What says Daglica & Aktutun massacres to us?

Dostlar,

20 Haziran 2012 tarihli yazımızı, PKK’nın Dağlıca baskınının ardından yazmıştık.

Bu gün, 3 yıl sonra benzer bir baskın daha ve ilk bilgilere göre 16 şehit daha!

AKP’yi suçluyoruz, haklıyız; ama bu karakol daha önce feci vurgun yemiş..

Onu gereğince tahkim etmek gerekmez miydi?
Bu yapılmadı ise sorumluları kimler??

Yüreğimiz yangın yeri olarak soruyoruz..

Ve bu 3 yıl önceki yazımızı öne bu güne çekerek yeniden yayımlıyoruz..

O zaman “muhasebe zamanı”.. demiştik..
İyice anlaşılsın (!) diye İngilizcesini de yazmıştık..

  • AKP damgalı seçim hükümeti derhal istifa etmeli ve öbür 3 parti ortaklığında olağanüstü geçiş / seçim hükümeti kurulmalıdır.

Makaleyi okumak için lütfen tıklar mısınız??

Daglica_ve_Aktutun_Sinir_Karakolu_Baskinlari_Tarih_Laboratuvari_4.10.08_ve_20.6.12


Sevgi, saygı ve kahreden bir acıyla.
06.09.2015, Datça


Dr. Ahmet SALTIK

www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

======================================

Lütfen tıklar mısınız??

Daglica_ve_Aktutun_Sinir_Karakolu_Baskinlari_Tarih_Laboratuvari_4.10.08_ve_20.6.12

Sevgi ve saygı ile.
20.06.2012, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Hatay mitingi..

Basın, Hatay’ın ayağa kalkmasına gözlerini kapadı

16.9.12 günü Antakya’da düzenlenen “Türkiye-Suriye Kardeşlik Buluşması” polisin çok sert müdahalesine sahne oldu. Gece boyu devam eden polis saldırısı ve halkın tepkisi karşısında ana akım basının tavrı yine “sessizlik” oldu.

Dün Antakya’da İşçi Partisi’nin çağrısı üzerine düzenlenmek istenen “Türkiye-Suriye Kardeşlik Buluşması” polisin sert müdahalesine sahne oldu. Daha önce Hatay Valiliği tarafından yasaklanan eylem, buna rağmen geniş bir katılımla gerçekleşti. Polisin kitlenin toplanamaması için basın açıklamasının yapılacağı Antakya Doğuş Okulları önüne girişleri bloke etmesi üzerine, kentin dört bir yanı eylem alanına döndü.

BASIN YAŞANANLARA GÖZLERİNİ YUMDU

Eylemler ve polis müdahalesine yönelik tepki gece boyunca da devam etti. Hükümetin Suriye’ye yönelik politikalarını protesto eden halk, “AKP elini Suriye’den çek”, “Suriye-Türkiye kardeştir”, “katil polis hesap verecek” sloganlarıyla müdahaleleri, yaşanan gözaltıları ve hükümetin Suriye’ye ilişkin politikasını yoğun bir şekilde protesto etti. Halk, Armutlu, Sümer ve Akdeniz mahallelerinde barikat kurarak polise direnmeye çalıştı.

Özellikle son aylarda ülke gündeminden düşmeyen ve sık sık basında yer bulan Hatay, dün böylesine hareketli saatler geçirmiş olmasına karşın ana akım basında yaşanan olaylarla ilgili tek bir sözün dahi edilmemesi dikkat çekti. Dün öğlen saatlerinde başlayan ve gece boyunca süren eylem ve çatışmalar, bugün egemen basının ön sayfalarında yer bulamadı.

Hürriyet gazetesi bugün Başbakan Erdoğan’ın TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner’e yanıtını
“O işine baksın” manşetiyle verirken, Ahmet Davutoğlu’nun Cansu Çamlıbel’le yaptığı röportaja da manşetinde yer verdi.

Milliyet gazetesi de Başbakanın Boyner’e yönelik sözlerini “O kendi işine baksın” manşetiyle verirken, Hatay’da yaşananlar Milliyet’in de ön sayfasında yer bulamadı.

Akşam, sürmanşetten Ümit Özdağ’ın Şenay Yıldız’a yaptığı açıklamaları

PKK iç savaş istiyor” şeklinde duyururken, manşetine Erdoğan’ın, oğlunu kaybettikten sonra “kanı siz durdurun” diyen BDP milletvekili Sırrı Sakık’a yönelik “Elimden geleni yaptım” sözlerini taşıdı.

Radikal gazetesi ise manşetine Bingöl’de 8 polis memurunun mayınlı saldırı sonucunda yaşamını yitirmesini taşıdı. Radikal de Hatay’da yaşananları görmezden gelen gazeteler kervanına katıldı.

Hatay’da yaşanan olayları görmezden gelmesi şaşırtmayan Zaman ise
“Ölümünün 51. Yılında millet, Menderes’e koştu” manşetiyle çıktı.

Sözcü, Cumhuriyet, Vatan gibi gazetelerin de dün Hatay’da yaşananlara ön sayfalarından yer vermemeleri dikkat çekti.

HATAY’DA YAŞANANLAR ÇİN BASININDA!

Türkiye’de ana akım basının görmediği Hatay olayları, Çin’in resmi haber ajansı Xinhua tarafından dünyaya duyuruldu. Xinhua’nın haberinde “Pazar günü Türkiye’nin doğu kenti Hatay’ın merkezi Antakya’da 5000’i aşkın gösterici, Türk hükümetinin Suriye’ye müdahalesini protesto eden kitlesel bir savaş karşıtı gösteri düzenledi” denildi.

Haberde ayrıca “yerel halk gösteriye katılarak, halk arasında huzursuzluğa neden olan, Türkiye’nin Hatay’da Suriyeli militanları, hatta teröristleri barındırmasından şikayet etti.” denildi. (http://www.ulusalkanal.com.tr, 17.9.12)