ÇARŞAMBA İĞNELERİ  – 08 Temmuz 2020

ÇARŞAMBA İĞNELERİ  – 08 Temmuz 2020

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

KARAR
Danıştay Savcısı, Ayasofya’ya ilişkin kararın Cumhurbaşkanlığının takdirinde olduğunu belirtti.
Sanki başka biri karar verebilirmiş de…

YASAK
RTE emir verdi, sosyal medya yasaklarla denetim altına alınmaya çalışılacak.
Sorun, yasaklamayla mı, eğitim-bilinç düzeyini artırma ve daha iyi hizmetle mi çözülür?…

CEZA
RTÜK, Halk TV ve TELE-1 ‘e beşer gün yayına kapama cezası verdi.
R(TE)TÜK…

DESTEK
Vatan Partisi ve yayın organları çoklu baro konusunda olduğu gibi sosyal medya konusunda da RTE/AKP’ye omuz verdi.
Yarasa bari…

SORUŞTURMA
Türk Tabipleri Birliği Covid-19 İzleme Grubu üyesi Prof. Dr. Kayıhan Pala hakkında, iktidarın salgın politikasını eleştirmesi nedeniyle soruşturma başlatıldı.
Eleştirmek ne demek? Padişahım çok yaşa!…

MAL
Sabah yazarı Engin Ardıç, Z kuşağı gençlerine, “İçleri mal ergenlerle dolu, çoğu cahil. Megabayt dağıtarak oyları alınabilir.” ifadelerini kullandı.
Kendisini tanımlamış olabilir…

SÜRE
Şarkıcı Demet Akalın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için, “Keşke herkesin Reis’le beş dakika geçirme şansı olsa” dedi.
Herkese yeter mi?…

HİZMET
Kılılçdaroğlu, “Sayın Babacan’ın da Sayın Davutoğlu’nun da ülkeye iyi hizmetler yaptığını biliyorum.” dedi.
Onların katkılarıyla nereye geldiğimiz ortada. Yine onlar olacaksa CHP’ye ne gerek?…

PARA
Eski Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) personelinden 115 kişiye operasyon düzenledi. Şüphelilerin ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın T.C. kimlik numarasıyla mali sorgulama yapmakla’ suçlandıkları öğrenildi.
Yanlış caminin duvarına yanaşmışlar…

CEMAAT
 Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan, İsmailağa Cemaati mensuplarını ağırladı.
AKP’nin hamuru, çamuru; varı-yoğu bu…

YÜZDE
AKP’lilerin %66’sı resmi enflasyon rakamlarına inanmıyormuş.
Aziz Nesin de zaten “Türk insanının %40’ı” demişti…

ORTAK
Gelecek Partisi Genel Başkanı, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu

  • “Türkiye’deki adaletsizliğin, hukuksuzluğun, baskının, kötü yönetimin sorumlusu bizatihi Erdoğan”

açıklamasında bulundu. Doğru da, beraber yürüdüğünüz yıllara ne diyeceğiz?..

ARAP
Hafter güçlerinden alınan ve Türkiye’nin üs kuracağı Vatiyye Üssü’nü Mısır’dan kalkan Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) aite uçaklar tarafından vurulduğu belirtildi.
Bu din kardeşlerimizle eskiden “Arap! Arap!” diye dalga geçerlerdi.
AKP geldi, kıymet verdi, ilişkilerimiz gelişti…

İNSAN
Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan ve Yeniçağ Yazarı Murat Ağırel’in de olduğu, Silivri’de 4 aydır tutuklu bulunan gazetecilerin verdikleri dilekçelere rağmen doktor ve revire çıkarılmadığı duyuruldu.
Yönetenler insanlığını unutursa, elbette içerdekilerin insan olduğu da unutulur…

KAYIP
2017’de Bakan Veysel Eroğlu ve Çankırı Valisinin törenle temelini attığı ve 450 milyon liraya mal olacağı açıklanan Devrez Kızlaryolu Barajı ortadan kayboldu.
İnek içti…

DARBE
15 Temmuz darbesinde Cumhurbaşkanının yerini bildiren üç yaveri de tahliye edildi.
TSK’nın darbeye kalkışmasını önle/ye/meyen baş sorumlunun ödüllendirilip yaverlerin şimdiye kadar tutuklu kalması yanlıştı…

RÜŞVET
ABD ilaç şirketi Alexion rüşvet vermekten ceza aldı. Türkiye’de rüşveti alanlar hakkında  hiçbir girişim başlatılmadı.
OECD Rüşvetle Mücadele Çalışma Grubu, geçen yılki raporunda, Türkiye’de 16 yıldır gerçek ya da tüzel kişiye ilişkin tek bir mahkumiyet kararı alınmadığını belirterek eleştiride bulunmuştu.
O bizim ülkemizde artık suç değil, günaha girme özgürlüğü kapsamına alındı…

ODTÜ’den Sosyolog Doç. Dr. Mustafa ŞEN ile Söyleşi

ODTÜ’den Sosyolog Doç. Dr. Mustafa ŞEN ile Söyleşi

AVM İLE MAHALLE BAKKALI ARASINDAKİ FARK?
PARAN KADAR KONUŞ, BORÇ YAZDIRAMAZSIN………….

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

Konusunda uzman, etkin, yetkin isimlerle gündemi izleme kararlılığımız sürüyor.

Bu noktada Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Şen‘le birden alevlenen AVM’ler gerçeğini konuştuk.

Çok çarpıcı saptamalarda bulunan Şen,

  • ”AVM’lerde mahallenizdeki bakkala, manava, kasaba borç yazdırır gibi yazdıramazsınız, oralarda sosyalleşemezsiniz.”

derken gerçekte Türkiye’de gelir dilimleri arasındaki uçuruma da dikkat çekiyordu.

Salgını unutup AVM’lere yöneldiğimiz günlerde, korona sonrası olası gelişmeleri de irdelik….. (06.05.2020)

https://www.youtube.com/watch?v=r8QlZLWhny4

Ferhan ŞAYLİMAN
Gazeteci – Yazar
==============================

Dostlar,

2 değerli dostumuzun önemli ve öğretci – düşündürücü bir söyleşisini daha sunalım.. İzlenmesi, paylaşılması dileğimizdir.

Çok teşekkür ederiz her 2 değerli dostumuza..
****

NE YAPMALI ??

06 Mayıs 2020 Çarşamba günü TELE1’de Sn. İsmail Dükel’in KULİS programında ve öncesinde Halk TV ve KRT TV’de de söyledik :

  1. AVM’ler = Kapitalizmin tapınakları bastırdılar ve aldılar..
  2. Kapitalizmin şövalyeleri, cami cemaatine fark attılar.
  3. Bedeli ne olacak ? Salgın eğrisi daha yavaş inecek ve daha uzun zamanda salgın sönümlendirilebilecek.
  4. Yani ? Salgın eğrisinin altındaki alan daha büyük olacak.
  5. O da ne demek ?
  6. Yanıta hazır mısınız? Daha çok hasta ve daha çok ÖLÜM demek!
  7. Peki kimler ölecek? Piyango gibi biraz ama daha çok yoksullar ölecek; AKP bunu seçti!
  8. Peki hasta  – ölüm sayısında artış farkedilip önlem alınabilir mi?
  9. Korkarım hayır, önlemler gevşetilmese idi eğrinin daha hızla ve daha kısa zamanda inebileceği gerçeği halktan saklanacak ve işte iniyor / indiriyoruz.. hatta dünyada en hızlı – çabuk biz indirdik bile diyecekler!
  10. Yani bu erken gevşemenin bir siyasal tercih ve kurbanın da masum (?!) insanlarımız olduğunu mu söylüyorsunuz?
  11. Evvvettt! Maalesef evvvettt! Üstelik kamufle edilebilecek bu fazladan / gereksiz / önlenebilir / önlenmesi gereken ölümler, salgın eğrisi inişe geçti, yavaş yavaş iniyor… masalları ile maskelenecek!
  12. Üstelik tedbirlere devam / gevşemeyelim diyenler bunu nasıl yapr?
  13. Kapitalizmin tunç yasası HER DURUMDA EN ÇOK KÂRDIR!
  14. İKİNCİ DALGA?
  15. Olasıdır ve ilkinden de azgın olabilir; belimiz kırılabilir.
  16. Daha önce uyardınız mı??
  17. Hem de kaaaaç kez… Bizi konuk eden TELE1, HALK TV, KRT ve FOX TV’de (2 kez) 3 HANÇER diye açıkladık…
    – Daha çok hasta
    – Daha çok ölüm
    – Uzayan salgın yüzünden daha çok ekonomik yıkım..
  18. Peki çare neydi?
  19. Ülkeyi 14 gün tam kapatmak! 2. Dalga olursa bu buna zorunlu kalınabilir..
    ****
    Ne yapmalı???4 Altın Kural var…

    – AVM’ler dahil kalabalıklardan olabildiğince uzak durulmalı..
    – Maske, insanlarla yakın ilişki içinde olunacak tüm kapalı mekanlarda, kalabalık olsun – olmasın takacağız..
    – Fiziksel uzaklığa uyacağız..
    – El yıkama başta, hijyene özenimizi sürdüreceğiz..

    3 Bombadan aman sakınalım..

    Ramazan bayramında bayram öncesi alışveriş fetişizmine tutsak
    olmayacağız…
    Bayram namazını evlerde kılacağız..
    Bayramlaşmayı uzaktan, tlf., görüntülü görüşme vb. tekniklerle yapacağız..
    Bu 3 bombanın elimizde patlamasına asla izin vermeyeceğiz / VERMEYELİM! Biraz daha sabır…
    Zamanında 14 günlük bir KAPATMA (lockdown) yapılmalıydı.. AKP’nin siyasal tercihi ne yazık ki bu yönde değil, tersi yönde oldu.. Yani dendi ki:

  • Ölen ölür, kalan sağlar zaten bizimdir.. Sanki Adam Smith’in öz be öz torunları bizlermişiz gibi :
  • LAISSEZ FAIRE – LAISSEZ PASSER!

Üstelik ekonomi çatırdarken..
Paramız pul olmuş..
“Doların ateşi düşmüyor…” denmekte.. Yanlış özne!
Ateşi düşmeyen / ağır hasta olan ne acı ki TL!
Borç gırtlakta.. 2020 bütçesinde her 8 TL’den 1’i borç faizi!
2020 beklenen ulusal gelirin 1/4’ü borç ödemesine gidecek..
TCMB’nın yedek akçelerine geçen yıl el kondu.. Kârına da.. hem geçen yıl hem bu yıl..
İşsizlik fonu talan edilmiştir / edilmektedir.

  • “Bakın, devleti yönetmiş birisi olarak uyarıyorum! Türkiye’nin son kaynakları tüketiliyor. Kime kaynak aktarılıyor?” (Ahmet Davutoğlu, 6.5.20, basın)

Varlık Fonunda kalanlar rehin verilse de, ipotek edilse de dış borçlanma yapılamamaktadır. Küresel sermaye sıfır hatta negatif faizle ABD – AB bankalarında güvenli limanlarda “östrus” durumunu serinletirken, tefeci faizi ile bile TC’nin devlet dış borçlanma senetlerine tenezzül buyurmamaktadır!
Ülkeden sermaye kaçışı hızlanmıştır; TL örtük – açık devalüe edilerek tutulmaya çalışılmaktadır.. Uçan döviz fiyatları ya da yere çakılan hastalıklı – olağanüstü borçlu ekonomimiz yüzünden yerlerde sürünen TL.. Küresel sermayenin devalüasyon baskısına teslim olan bir iktidar..

Ve hiç ama hiç utanıp sıkılmadan gene DIŞ GÜÇLER masalları.. Ülke soyulup soğana çevrildi, uluslararası iflas / moratoryum eşiğine sürüklendi ama hala yurdum insanına masallar..

Eyyy yer – gök – doğa – Tanrı… bu halk ne büyük günah işledi de böylesine ağır, kahreden bir cezaya çarptırıldı??

Tam da bu ortamda gene muhalefeti ağır suçlamalar, darbe senaryoları paranoyası, basına – tüm muhaliflere ağır hatta giderek faşistleşen baskılar, TTK’nun başına yapılan tahrik edici atama, Yönetmelikle döviz ve ekonomi politikası üzerinde yorum yapmayı yasaklıyor! (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumundan:
FİNANSAL PİYASALARDA MANİPÜLASYON VE YANILTICI
İŞLEMLER HAKKINDA YÖNETMELİK, 7 Mayıs 2020 PERŞEMBE
Resmî Gazete s. 31120)..

  • Ve konser vermesi 1 yıldır yasaklanan GURUP YORUM’un açlık grevinde 2. kurbanı vermesi..Tek sözcükle KAHREDİCİ…

YOKSULLUK / YOLSUZLUK / YASAKLAR ile savaş için iktidara gelen AKP, 18 yıldır kesintisiz tek başına iktidar..

Alman Welt Gazetesi Türkiyenin iflasını duyurdu. Alman Die Welt gazetesi Ekonomi Editörlüğü,

  • “Erdoğan gerekli ekonomik ve yapısal tedbirleri almadı. Yanlışlara devam etti. Böylece hazinede döviz rezervi kalmadı. Erdoğan’ın hataları Türkiye’nin iflasına yol açtı.

(https://www.welt.de/finanzen/article207610767/Corona-Pandemie-stuerzt-die-Tuerkei-in-neue-Waehrungskrise.html?wtrid=socialmedia.socialflow….socialflow_twitter)

Ve bu düzen böyle gitmez, böyle sürdürülemez..

Sevgi, saygı ve büyük ENDİŞE ile. 07 Mayıs 2020, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Halk Sağlığı Uzmanı, Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı
Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (SBF-Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

 

 

 

 

 

TENCERE DİBİN KARA…

TENCERE DİBİN KARA…

Suay Karaman

2008 yılında vakıf üniversitesi olarak açılan İstanbul Şehir Üniversitesi’nin kurucusu Bilim ve Sanat Vakfı’dır. Bilim ve Sanat Vakfı’nın tutucu kökenli kurucuları arasında eski başbakanlardan Ahmet Davutoğlu da bulunmaktadır.

29 Mayıs 2015’te Özelleştirme Yüksek Kurulu kararıyla, İstanbul Kartal Dragos’taki TEKEL İşletmeleri Genel Müdürlüğü’ne ait araziler, İstanbul Şehir Üniversitesi’ne zamanın başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun imzasıyla devredildi. İstanbul Şehir Üniversitesi, hibe edilen arazileri ipotek ederek yerleşke (kampüs) yapımı için Halkbank’tan 2016-2018 arasında 370 milyon TL kredi kullandı.

TMMOB Mimarlar Odası, TEKEL arazisinin İstanbul Şehir Üniversitesi’ne bedelsiz devri kararının iptali için Danıştay’a başvurdu. Danıştay 13. Dairesi, 4 Temmuz 2019’da söz konusu taşınmazın mülkiyetinin İstanbul Şehir Üniversitesi’ne bedelsiz devredilmesi işlemini iptal etti. Bu iptal kararının ardından Halkbank’tan kullanılan kredinin teminatının iktisadi bütünlüğü bozulmuş ve Halkbank’ın kredi alacağı önemli derecede teminatsız kalmıştır.

Bu iptal kararından önce İstanbul Şehir Üniversitesi, kuruluşunda destek veren finans kaynaklarını yitirdiği ve yapılan bağışlar da azaldığı için bir süredir mali sorunlar yaşamaktaydı. Bu yüzden Halkbank’tan kullanmış olduğu kredileri vadesinde geri ödeyemeyerek, yükümlülüklerini yerine getirememiştir.  Halkbank 3 Nisan 2019’da İstanbul Şehir Üniversitesi’ne ihtar çekerek, durumun düzeltmesini beklemiştir. Halkbank, Danıştay’ın iptal kararına dayanarak önce üniversitenin kredi teminatlarını durdurmuş, ardından da tüm bankalardaki varlıklarına tedbir koymuştur.

7 Aralık 2019’da Haliç Kongre Merkezi‘ndeki AKP İstanbul İl Başkanlığı Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısında konuşan genel başkan Tayyip Erdoğan, İstanbul Şehir Üniversitesinde yaşananları ortaya koydu. Konuşmasında eski yol arkadaşları olan İstanbul Şehir Üniversitesi kurucuları hakkında Halkbank’ı dolandırmaya çalıştıkları iddiasında bulundu. Abdullah Gül’ün kendisini arayarak “arzu ederseniz bunu çözersiniz” dediğini söyledi. Halkbank’ı dolandırmak isteyen yol arkadaşlarının Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan ve Mehmet Şimşek olduğu bilinmektedir. Bunu söyleyen geçmiş dönemin Başbakanı, şimdi devletin en üst yöneticisi. Suçlanan kişiler ise, onun bakanları ve başbakanı. Şimdi sormazlar mı; madem bu dolandırıcılıklarını biliyorsun da, neden savcıları harekete geçirmiyorsun? Bakalım acaba savcılar bu durumdan görev çıkarıp soruşturma açacaklar mı? Bu durum demokrasi ile yönetilen çağdaş bir ülkede olsaydı, yer yerinden oynardı. Ama bizim “ileri demokrasimizde” tık yok…

AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın bu suçlamasından sonra, akla şöyle bir soru geliyor : Bu dolandırıcılıkla suçlananlar yeni parti kurma çabasına girmeselerdi, acaba yine de suçlanırlar mıydı? Borcunu ödeyemeyen ve bu nedenle icralık olanlar dolandırıcılıkla suçlanacaksa, 17 yıllık AKP iktidarında birçok dolandırıcı var demektir.

İstanbul Şehir Üniversitesi tarafından yapılan açıklamada üniversitenin kurumsal ve bilimsel birikiminin siyasal tartışmalara kurban edilmemesi gerektiği ve yapılan baskı ve müdahalenin eğitim, öğretim ve araştırma etkinliklerini kesintiye uğratmasından, devam eden hukuksal süreçleri etkilemesinden derin bir kaygı duyulduğu vurgulandı.

Tayyip Erdoğan’ın ‘dolandırıcı’ suçlamalarına Ahmet Davutoğlu’nun yanıtı sert oldu:

  • “Sergilenen bu öfkeye neyin sebep olduğunu, kimin nereye savrulduğunu, kamu kaynaklarının hangi amaçlarla nasıl kullanıldığını, ekonomik servet oluşturma bakımından kimlerin nasıl statü değiştirdiklerini milletimiz çok iyi bilmektedir. Üniversiteyi üniversite yapan, araziler ve binalar değil bilim insanları ve öğrencilerin oluşturduğu sosyal iklimdir. Her gördüğü araziye dolar hesabı ile değer biçenler bunu anlayamazlar. Madem ki bu ülkeye hizmetten gayrı hiç bir hedef gütmemiş ve bütün ömrünü buna adamış başbakana ‘dolandırıcılık’ iftirasında bulunulmuştur, o zaman şu anda görev yapanlar da dâhil olmak üzere yaşayan bütün Cumhurbaşkanları, Başbakanlar, kamu bankalarının bağlı olduğu bakanlar ve özelleştirme yüksek kurulunda görev yapmış yetkililerin ve onların birinci ve ikinci derece akrabalarının mal varlıklardaki değişimi, bu kişilerin siyasete girdikleri/devlet görevi üstlendikleri günden bugüne kadar araştırmak üzere TBMM’nde gerekli komisyonlar oluşturulmalıdır. Ayrıca bu komisyonlarda kamu bankalarının, Şehir Üniversitesi de dahil olmak üzere hangi vakıflara ve şirketlere nasıl kredi verdikleri, hangi şirketlerin borçlarının yapılandırıldığı, kimlerin hangi yöntemlerle kurtarıldığı, kimlerin ise batmasına seyirci kalındığı şeffaf bir şekilde ortaya konmalıdır.”

Araları iyiyken hiçbir şey görmeyenler, araları bozulunca bütün kirli çamaşırlarını ortaya saçmaya başladılar. Filler tepişirken, çimenler ezilmektedir. Özelleştirme adı altında TEKEL başta olmak üzere kamu varlıklarının nasıl yağmalandığı, kimlere peş keş çekildiği konusu gündeme getirilmelidir. 17 yıldır ülkeyi yöneten iktidarın yöneticilerinin bugün düştükleri durum ülkemizin aynasıdır. Kamu varlıkları peş keş çekilerek yaratılan vakıf üniversitesi adı altındaki ticari kuruluşlarla eğitim yapılamayacağı da sorgulanmalıdır.

  • Özellikle 17 yıldır ülkemizin maddi ve manevi bütün değerlerinin yitirilmesine neden olanların yargılanmaları ve yönetimden gitmeleri gerekmektedir.
  • Cumhuriyetçi, ulusalcı, halkçı, devletçi, laik, devrimci ve tam bağımsızlıkçı bir yönetime gereksinim olduğu her geçen gün artmaktadır.

Ben bu davanın…

Ben bu davanın…

Yeliz Koray
https://www.abcgazetesi.com/yeliz-koray/ben-bu-davanin/haber-114500, 04.12.2018

Yarbay Mustafa Dönmez
Hapisti. Kazada ölen oğlunun cenazesine katılmak istedi. Kaçar diye 2 saatlik deniz yolculuğu yerine 7 saatlik karayolundan götürdüler. Oğlunun cenaze namazına yetişemedi.
Cenaze defin için mezarlıkta bekletildi. Yarbay Dönmez, oğlunun mezarına toprak atıp;

“Şeytanla bile kavga edebileceğimi düşünürdüm, hayatımda ilk kez yenildim.” dediği sırada

Bülent Arınç; “Türkiye bağırsaklarını temizliyor” diyordu.

Enver Arpalı
Van 100. Yıl Üniversitesi’nde Genel Sekreter Yardımcısıydı. Yolsuzluk ve evrakta sahtecilik suçundan hapisti. Aylarca hakim karşısına çıkmayı bekledi, depresyona girdi. Hapishanedeki görevli imama “İntihar etmek günah mı?” diye sordu. “Günah” dediler ama dayanamadı. “Bu lekeyle yaşayamam” dedi intihar etti. Aynı dosyada yargılanan koğuş arkadaşı Prof. Yücel Aşkın da haberi alıp kalp krizi geçirdiği sırada ‘Bakaracı’ Egemen Bağış, “Bulanık suda balık avlamaya çalışanları hizaya soktuk” diyordu.
*
Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu
Silivri Cezaevi’nde tutukluydu. Oğlu trafik kazasında ölünce izinle evine; Ankara’ya getirdiler.
Acılar paylaşıldıkça azalırdı ama kaçar korkusuyla geceyi eşinin yanında geçirmesine izin vermediler. Eşi evde O Sincan Cezaevi’nde ağladı. Sabah olup, 5 yıl hapis yatacağı Silivri’ye giderken, Başbakan Danışmanı Yalçın Akdoğan, “Cumhuriyet tarihinin en büyük hesaplaşması” diyordu.

Türkan Saylan
Ömrünü fakir çocuklarının okumasına ve cemaatlerin gerçek yüzlerini ortaya çıkarmaya adadı.
Korkmadı, anlattı; “Bunları söylüyorum ama kim bilir başıma neler gelecek?”dedi.
Üstelik kanserdi… ÇYDD’yi bastılar, elleriyle yerleştirilen belgelere ‘delil’ dediler.
Sahte evraklar, belgeler yazışmalar… Kadına ömrünün son 1 ayını zehir ettiklerinde AKP Sözcüsü Hüseyin Çelik, “Merhametten maraz doğar” diyordu.
*
Üsteğmen Nazlıgül Daştanoğlu
Asker de olsa kadındı, makyaj yapmak hakkıydı. Soruşturmasını şimdilerde FETÖ tutuklusu Korgeneral Mustafa Özsoy yaptı. Tek suçu (!) makyajdı ama ‘disiplinsizlik ve ahlaki durum’ denilerek ordudan uzaklaştırıldı. Onuruna yediremedi, intihar etti. Oğlu anneannesine sarılıp “Annem aklıma gelince kalbim acıyor” dediğinde Ahmet Davutoğlu,
 “Demokrasinin daha sağlam temellere oturması için Ergenekon bir fırsat”diyordu.
*
Kurmay Albay Murat Özenalp
Darbeye teşebbüs iddiasıyla tutukluydu. Açık görüşte kızı Duru’yla oynarken yere yığıldı.
Beyin kanaması geçirdi, öldü. Kızı Duru, “Bir daha top oynamayız baba kalk” dediği sırada Bülent Arınç, “Bu davaların savcılarına Türkiye’nin borcu var” diyordu.
*
Kuddusi Okkır 
Sözde örgüte finansal destek sağlamaktan tutukluydu. Haksızlığı yediremedi; akciğer kanseri oldu.
Yatağa bağlı özgürlüğüne (!) kavuştuğunun 5. günü yaşamını yitirdi. Cezaevinde “Bir daha sizi hiç anmayacağım. Dört bir yan duvar, yalnızlık dolu… Yalnızlık öğretti susmayı ve düşüncelere sevgi katmayı” dizelerini yazdığında yalaka basın, Ergenekon kitaplarından kazandığı paraları sayıyordu!
*
Yarbay Ali Tatar
Amirallere Suikast Girişimi iddiasıyla tutuklandı. 11 gün sonra serbest kaldı ama savcı 3 gün sonra itiraz etti, yeniden tutuklanması istendi. Banyoya girdi, eşine ve kızına mektup yazdı;
“Başınızı öne eğecek hiçbir şey yapmadım. Kızım Gökçe iyi yerlere gel ki hesabımı sorabilesin. Böyle giderse ne ordu ne Cumhuriyet ne de ülke bulamayacaksınız. Karanlığa bir nebze ışık olsun diye hayatıma son veriyorum.” dedi.
Silahı başına dayayıp tek kurşunla hayatına son verdiğinde Bülent Arınç,
“İyi ki savaşa girmemişiz. Bunlar askerlikten başka her şeyi yapmışlar.” diyordu.
*
Şu Allah’ın işine bak ki Tayyip Erdoğan tam da 15 Temmuz 2008’de “Ben bu davanın savcısıyım” dediğinde, 8 yıl sonra darbeye kalkışacakların, darbeyi engelleyecek askerlere darbe yapmasını savunuyor, “Askerlikten başka her şeyi yapmış olanların” askerlikten başka hiçbir şey yapmamış olanları hapse atmalarını izliyorduk.

Velhasıl, “Ergenekon çöktü, bitti, yalanmış, aldatıldık, Allah affetsin” deyip yıllarca boş yere hapis yatan, kanser olan, ölen, intihar eden insanlara-ailelerine “Adalet geç de olsa tecelli etti” demek yetmez. Zira, geç gelen adalet adalet değildir, zaten adalet de henüz tecelli etmemiştir!

Rifat Serdaroğlu : SAKLAYAMAZSINIZ!

SAKLAYAMAZSINIZ!

Rifat Serdaroğlu

(AS: Bizi katkımız yazının altındadır..)

Temel kahvede okey oynarken yellenmiş.
Sesi duyulmasın diye iskemlesini gıcırdatmış! Masadakilerden Dursun gülerek şunu söylemiş; “Uşağım, hadi sesini bastırdın, ya kokusunu ne yapacaksın?”

Bademlerin o kadar çok suçu, o kadar büyük ihanetleri var ki!
Örtülemez, gizlenemez ve asla saklanamaz! Ne kadar yasa çıkarırlarsa çıkarsınlar, isterlerse kırk tane referandum yapsınlar, işlenen suçları ve ihanetleri kimse saklayamaz…

Nerede AKP’nin dört kurucusundan üçü?
Nerede Gül, Arınç, Şener? Nerede Davutoğlu?
Nerede Prof. Mehmet Aydın-Ali Babacan-Yaşar Yakış-Nimet Çubukçu Baş-Nazım Ekren-Ertuğrul Günay-Nihat Güner? Nerede bunların tamamı?
Hepsi FETÖ’cu oldukları için mi uzaklaştırıldılar?
Hayır! Bunlar “Akçeli İşlere bulaşmak (Para ile ilgili)” istemedikleri için
Reis’in yanından uzaklaştırıldılar.
Bu kişiler özel sohbetlerde öyle şeyler anlatıyorlar ki;
“Sülün Osman” duysa “Hadi be! Bu kadar da olmaz ki” der!

Bazıları resmi kayıtlara girecek şekilde konuşmaya başladı;
Saray tarafından Fethullah Gülen’in adamı olmakla suçlanan

  • Davutoğlu; “Ben Başbakan Erdoğan’ın emri ile 17/25 olayları patlak vermeden 3 ay önce Fethullah Gülen’e gittim.” dedi!

    Eee bu ifade önüne gelen Yargıç şimdi ne diyecek?
    “Bu ifade doğru değil” dese olmaz çünkü yazılı bir ifade! İftira dese,
    dönemin Cumhurbaşkanı Gül olaya şahit! Ne diyecek, nasıl saklayacak?
    Yargıç, ister Reis’in mahpus yattığı Hapishanenin Savcısı olsun, ister Akbil davasında onu aklayan Yargıç olsun, isterse “Ben Said-i Kürdi’nin talebesiyim” diyen Yüksek Yargıç olsun, nasıl davranacak?
    Bu evrakları yırtıp atacak mı?
    Yarın Davutoğlu, Bülent Arınç, Ali Babacan bildiklerini anlatırlarsa ne olacak? Yoksa yeni bir 15 Temmuz yaratılıp, bunların hepsinin kelleleri mi alınacak?

Hangi biri susturulacak? Hangi ihanetin üzeri örtülecek?
Habur rezaletinin sorumlusu Başsavcı;
“Teröristlerin serbest bırakılması emrini Hükümet verdi” diyor!
-Ergenekon-Balyoz-KCK operasyonlarını yapan Polis Müdürü Yılmazer;
“Başbakan’ın (Erdoğan’ın) talimatı olmadan yaptığım hiçbir iş yoktur diyor!
-HSYK eski Başkan Vekili;
“Yargıtay ve Danıştay seçimlerinde FETÖ ile anlaşmamız için Adalet Bakanlığı Müsteşarı ve Bakan emretti” diyor ve toplantıya katılan kişilerin isimlerini, evlerin adreslerini veriyor!
-Genelkurmay Adli Müşaviri Tümgeneral;
“Kozmik odaya Başbakan’ın talimatıyla girildi diye ifade veriyor!

Hangisini susturabileceksiniz ki?
AKP’yi beraberce kurduğunuz, Başbakan Yardımcısı yaptığınız,
devletin Maliyesini ve Özelleştirme Yüksek Kurulunu teslim ettiğiniz
eski yol arkadaşınız Abdüllatif Şener bakın ne diyor?

  • Bir kişinin evinde (Reis’in) 1 Milyar ABD Doları nakdî varsa, o kişinin serveti en az 100 Milyar ABD Dolarıdır.
  • Dış basında Reis’in 127 Milyar ABD Doları serveti olduğu defalarca yazıldı ama tekzip edilmedi!
    Bugün böyle açık-açık konuşan Şener’in elinde bazı belgelerin olmadığını düşünmek biraz saflık olmaz mı?

Gelelim Saray’ın BAHÇELİ’sine;
Sayın Bahçeli,
Yeni Reisiniz için yazılan, söylenenlerin çok daha ağırlarını siz,
on binlerce kişinin-basının ve tarihin önünde defalarca söylediniz!
MHP size babanızdan miras kalan bir bakkal dükkânı mı ki,
istediğiniz gibi kullanıyorsunuz?
Türk Devletini-Türk Milletini-Türk Milliyetçilerini arkalarından hançerleyen biri durumuna düştüğünüzün farkında değil misiniz?
Allah aşkına söyler misiniz; Yaşadığınız 69 yılı, ömrünüzün sonunda Türk Milliyetçiliğine ihanet etmek için mi yaşadınız? Ne karşılığında bunu yaptınız? Bu defa hangi Nato Orgenerali sizi ikna etti?
Sizde bir parça cesaret varsa lütfen benimle yargı önünde hesaplaşınız.
Gelecek nesillere kimler saygı ile anılacak, kimlerin mezarına tükürülecek, mahkeme zabıtları ile bildirelim. Tamam mı?
Ha cesaret…

Türk Milletine bu günleri yaşatanlara sesleniyorum :
Her şey o kadar açık ki, hiçbir yolsuzluğu, hiçbir ihaneti saklayamayacaksınız.
Çok kararlıyız. Türk Milletinin gücü neymiş, sizlere bu referandumda göstereceğiz. İster olağanüstü halle gelin, isterseniz sıkıyönetimle gelin…

Sağlık ve başarı dileklerimle, 23 Ocak 2017
=====================================
Dostlar,

Eski Sağlık Bakanı Sayın Rifat Serdaoğlu’na bu çok yürekli, yurtsever ve
değerli yazısı için çok teşekkür borçluyuz..

Evet… yolun sonu görünüyor..
Bir balonun en şişkin – görkemli anı aynı zamanda patlamaya en yakın durumu değil midir?
Yönetimlerin en sertleştiği, baskıcılaştığı hatta faşist zorbalık uyguladıkları dönemler suçluluklarının doruğa ulaşması nedeniyle bastırma telaşı ve korkusu değil midir??? Tarih bu vb. durumların örnekleri ile dolu.. Ne yazık ki hiçbiri geri dönmeyi akıl etmiyor / edemiyor, sağduyudan uzaklaşıyor ve kendisiyle birlikte ülkesini ve halkını da büyük yıkımlara sürüklüyor..

Türkiye’de bu tablonun yinelenmemesi (tarihin tekerrürü!) ya da tersinin olması için hiçbir ip ucu, umut, belirti, gelişme var mı?? Hep olsun diye uğraşıyoruz oysa ama siyaset hırsı galiba bağımlılıkların en güçlüsü?? Bir de köprüleri atmış olma sorunu var tabii.. Bulaşılan çok sayıda ağır suçtan yargılanmaktan nasıl kaçılacağı derdi.. Ve bu zıt olgular siyasal bir kısır döngü yaratarak kurbanını önünde sonunda, er ya da geç öğütüp yok ediyor..

Yüzlerce kez olmuştur yazıp uyardıklarımız.. Yazıp uyarmamaktansa varsın böyle yanılalım. Yeter ki AKP – Erdoğan gerçekleri görsün.. Örn. Sebahattin Önkibar’ın son kitabını toplatmak yerine iyice inceleyip aynaya baksın. Ağzını açanı dava edip hapse mi tıkacaksınız? Hapishaneleriniz buna yeter mi? Ülkeyi açıkhava hapishanesine çevirecekseniz buna gücünüz yeter mi, kaç vakte dek??

Padişahlık anayasası değişikliklerini AYM iptal etmezse,
ulusumuzun tokadı geliyor.. Sonun başlangıcı olacaktır..

Sevgi ve saygı ile.
24 Ocak 2017, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com