26. ölüm yıldönümünde Aziz Nesin’e saygı ile

Sayın bayanlar baylar merhaba…

Sayın olmayan bayanlar baylar sizlere de merhaba ..

Bindiği dalı kesenler Öksürüğe göre esenler
Çabuk kırılıp küsenler Kendi yağlarıyla kavrulanlar
El kapılarına savrulanlar, merhaba.

Merhaba bal börek
Merhaba zehir zemberek
Konuşurken mangalda kül bırakmayanlar
Halka talkın verip kendileri salkım yutanlar
Dönme dolaplar, çarkıfelekler Sayın dönek. Bay fırıldak ..
İlericiler, gericiler
Ben demiştimciler
Neme gerekirciler
Hepinize merhaba…..

Düşükler, kalkıklar, düşecekler
Düşecekleri yerlere tırmananlar, merhaba.
Aslanın ağzındaki ekmek
Kendinden başkasına yarayan emek
Zemzem’den kutsal alınteri
Göz nuru, gözümün nuru Caaanım efendim, merhaba…..

Merhaba ulan kör kadı…
Merhaba. Ey, düşüp takkesi keli görünen
Hak deyip halk cebinde eli görünen
Ali’nin başından Veli’nin başına Veli’nin başından Ali’nin başına geçirilen külah
Tek sigortamız : Maşallah Tek umudumuz : İyi olur inşallah ….
Merhaba. Ey sırça köşkte oturup da komşusuna taş atanlar
***
Merhaba.

Ey sırça köşkte oturup da komşusuna taş atanlar
Teker kırıldıktan sonra yol gösterenler
Vakitsiz öttü diye başı kesilen horoz
Suyu pisletti diye kurdun yediği kuzu
Uyan artık heey, Üsküdar’da sabah oldu …..
Merhaba.
Gözünün üstünde kaşın var dedirtmeyenler
Üstü bıyık altı sakal diye tükürtmeyenler
Mersin’e tersine gidenler
Ey, dokunulmayan zülfi yar ….
Merhaba.
Merhaba, verilip de tutulmayan sözler
Merhaba doymayan gözler
Merhaba dolmayan göbekler ….
İskemleler, işkembeler, merhaba.
Yurdumun ağaçsız toprakları
Topraksız ağaçları
İnsansız topraklarım
Topraksız insanlarım ….
Merhaba özgürlük yolunda yaralanıp yitenler
Merhaba bu yolda dökülüp bitenler
Merhaba söylenmemiş en güzel söz
Merhaba güzel yarınlar
Merhaba güzel yarınlar ……
İşte girdik alana
Selam verdik dört yana
Sözümüz anlayana
Merhaba….”

AZİZ NESİN
==============================

Not : Yazıyı yollayan değerli meslektaşımız Dr. Serdar KOÇ‘a çok teşekkür ediyoruz..
DR. A. Saltık, 06 Temmuz 2021

ÇARŞAMBA İĞNELERİ  – 08 Temmuz 2020

ÇARŞAMBA İĞNELERİ  – 08 Temmuz 2020

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

KARAR
Danıştay Savcısı, Ayasofya’ya ilişkin kararın Cumhurbaşkanlığının takdirinde olduğunu belirtti.
Sanki başka biri karar verebilirmiş de…

YASAK
RTE emir verdi, sosyal medya yasaklarla denetim altına alınmaya çalışılacak.
Sorun, yasaklamayla mı, eğitim-bilinç düzeyini artırma ve daha iyi hizmetle mi çözülür?…

CEZA
RTÜK, Halk TV ve TELE-1 ‘e beşer gün yayına kapama cezası verdi.
R(TE)TÜK…

DESTEK
Vatan Partisi ve yayın organları çoklu baro konusunda olduğu gibi sosyal medya konusunda da RTE/AKP’ye omuz verdi.
Yarasa bari…

SORUŞTURMA
Türk Tabipleri Birliği Covid-19 İzleme Grubu üyesi Prof. Dr. Kayıhan Pala hakkında, iktidarın salgın politikasını eleştirmesi nedeniyle soruşturma başlatıldı.
Eleştirmek ne demek? Padişahım çok yaşa!…

MAL
Sabah yazarı Engin Ardıç, Z kuşağı gençlerine, “İçleri mal ergenlerle dolu, çoğu cahil. Megabayt dağıtarak oyları alınabilir.” ifadelerini kullandı.
Kendisini tanımlamış olabilir…

SÜRE
Şarkıcı Demet Akalın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için, “Keşke herkesin Reis’le beş dakika geçirme şansı olsa” dedi.
Herkese yeter mi?…

HİZMET
Kılılçdaroğlu, “Sayın Babacan’ın da Sayın Davutoğlu’nun da ülkeye iyi hizmetler yaptığını biliyorum.” dedi.
Onların katkılarıyla nereye geldiğimiz ortada. Yine onlar olacaksa CHP’ye ne gerek?…

PARA
Eski Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) personelinden 115 kişiye operasyon düzenledi. Şüphelilerin ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın T.C. kimlik numarasıyla mali sorgulama yapmakla’ suçlandıkları öğrenildi.
Yanlış caminin duvarına yanaşmışlar…

CEMAAT
 Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan, İsmailağa Cemaati mensuplarını ağırladı.
AKP’nin hamuru, çamuru; varı-yoğu bu…

YÜZDE
AKP’lilerin %66’sı resmi enflasyon rakamlarına inanmıyormuş.
Aziz Nesin de zaten “Türk insanının %40’ı” demişti…

ORTAK
Gelecek Partisi Genel Başkanı, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu

  • “Türkiye’deki adaletsizliğin, hukuksuzluğun, baskının, kötü yönetimin sorumlusu bizatihi Erdoğan”

açıklamasında bulundu. Doğru da, beraber yürüdüğünüz yıllara ne diyeceğiz?..

ARAP
Hafter güçlerinden alınan ve Türkiye’nin üs kuracağı Vatiyye Üssü’nü Mısır’dan kalkan Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) aite uçaklar tarafından vurulduğu belirtildi.
Bu din kardeşlerimizle eskiden “Arap! Arap!” diye dalga geçerlerdi.
AKP geldi, kıymet verdi, ilişkilerimiz gelişti…

İNSAN
Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan ve Yeniçağ Yazarı Murat Ağırel’in de olduğu, Silivri’de 4 aydır tutuklu bulunan gazetecilerin verdikleri dilekçelere rağmen doktor ve revire çıkarılmadığı duyuruldu.
Yönetenler insanlığını unutursa, elbette içerdekilerin insan olduğu da unutulur…

KAYIP
2017’de Bakan Veysel Eroğlu ve Çankırı Valisinin törenle temelini attığı ve 450 milyon liraya mal olacağı açıklanan Devrez Kızlaryolu Barajı ortadan kayboldu.
İnek içti…

DARBE
15 Temmuz darbesinde Cumhurbaşkanının yerini bildiren üç yaveri de tahliye edildi.
TSK’nın darbeye kalkışmasını önle/ye/meyen baş sorumlunun ödüllendirilip yaverlerin şimdiye kadar tutuklu kalması yanlıştı…

RÜŞVET
ABD ilaç şirketi Alexion rüşvet vermekten ceza aldı. Türkiye’de rüşveti alanlar hakkında  hiçbir girişim başlatılmadı.
OECD Rüşvetle Mücadele Çalışma Grubu, geçen yılki raporunda, Türkiye’de 16 yıldır gerçek ya da tüzel kişiye ilişkin tek bir mahkumiyet kararı alınmadığını belirterek eleştiride bulunmuştu.
O bizim ülkemizde artık suç değil, günaha girme özgürlüğü kapsamına alındı…

27 Mayıs: 68 KUŞAĞININ “ANAYASA VE ÖZGÜRLÜK” BAYRAMI…

27 Mayıs: 68 KUŞAĞININ “ANAYASA
VE ÖZGÜRLÜK” BAYRAMI…

Dr. Noyan UMRUK

Sosyal bilimlerde bir altın kural var: Her olguyu kendi “zaman”, “zemin”, “mekan” boyutları içinde el almak…Aksi takdirde, şaşkın ördek misali suya tersinden girmek yanlışına düşmek mümkün.

 

Arşivleri karıştırmak bazen çok ilginç oluyor… Gelin, o günlere bir bakalım:

“… yaşları ne olursa olsun Türkiye deyince, akıllarına bizim yetiştiğimiz Atatürk’ün Türkiyesi gelenler son yılda sudan çıkmış balığa dönmüştük. Bir umutsuzluk, daha kötüsü bir nevi utanç çöreklenmişti içimize. Elimden ne gelirdi? Yazmak, konuşmak, tenkit yasaktı, neredeyse insan gibi yaşamak, bir Atatürk çocuğu gibi düşünmek, davranmak yasaktı…” (28 Mayıs 1960, “Ne haber” Tunç Yalman – Vatan Gazetesi)

“Kara cüppeli” diye aşağılanan, saygıdeğer hocalarım, yurdumun çile çekmiş aydınları, sayın profesörlerim! En kara günlerde alınlarınızda parlayan ışıklar, tükettiğiniz soluk boşa gitmedi…” (28 Mayıs 1960 “Az gittik Uz gittik” Aziz Nesin – Akşam)

“ Yıllar boyu aklımızın erdiği kadar tarihten örnekler verdik, hukuk prensipleri sıraladık, kinayeli fıkralar anlattık… Anayasayı çiğnediler; hukuk dışı komisyonlar kurdular…Artık yazı yazmıyor, yazı taklidi yapıyorduk… Atatürk’ün gençliğe hitabesini, Nutuk’un tefrikası halinde yayınlamak dahi suç sayılır olmuştu. Atatürk’ten bahsedilsin istemiyorlardı. Onun kurduğu Cumhuriyete bir beyefendiler saltanatı halinde çöreklenmek ve memleketi basınsız, üniversitesiz, meclissiz idare etmek istiyorlardı… Kurucu meclisin faaliyete geçmesini sevinçle bekliyoruz…Bu hareketin meşruluğu ve büyüklüğü, yıkılanların gayrimeşruluğu ve küçüklüğü ile bir abide gibi ortaya çıkmaktadır… Türkler, âlimleri dalkavuk, üniversitelileri maktul, gazetecileri korkuluk ve bütün aydınları sürüngen hale getirerek, bir çete gibi davrananların rezaletlerini  dünya önünde reddetmişlerdir.” (Çetin Altan; “Bugün canım yazı yazmak istiyor.”, Milliyet G., 28.05.1960)

“Örfî idareye bir gece yarısı ifade vermek üzere götürüldüğümüz zaman bizi kucaklayıp bağırlarına basan subaylarımız, “On beş gün daha dişinizi sıkın” demişlerdi. Gazete kapatıldığı gün de tekrarlamışlardı: “On beş gün daha sabredin.”  Sabrettik, şimdi sevinçten ağlıyoruz.”
(30 Mayıs 1960 Abdi ipekçi – Milliyet)

“Koltukları ve keseleri uğruna millet kanı dökmüş her siyaset zorbasının sonu mutlaka bir faciayla biter… Gazete sütunlarından uzanan parmaklar, onlara: “Dikkat edin, sonunuzu iyi görmüyoruz” diyorlardı. Onlar ise bu parmakları kırmakla akıbetlerinden kurtulacaklarını sandılar. Kur’an’da Allah’a, peygambere ve idare edenlere itaat olunması buyrulmuşur. Lâkin adaletten ayrılmamaları şartiyle. Adaletten ayrılırlarsa onlara itaat etmemeyi emreder. Bu sebeple Türk Ordusu’nun 27 Mayıs’ta zalimlere vurduğu kansız darbe her şeyden evvel Allah’ın buyruğuna uygundur, Allah’ın emriyle olmuştur.”
2 Haziran 1960 “Merhaba” Kadircan Kaflı – Tercüman

Kemalist Devrim’in ikinci önemli demokratik atılımının üzerinden yarım asır geçti.,. Devrimin anıtı ve kanıtı, döneminde dünyanın en demokratik anayasalarından olan 1961 Anayasası idi.

 Anayasa temel hak ve özgürlükler yanında, ekonomik ve sosyal hakları da güvence altına alarak, kuvvetler ayrılığını ve adil bir seçim sistemini getirerek, ekonomik kalkınmada planlama anlayışını esas alarak “düzeni” değiştirdi. 

Böylece;

*Emekçiler, sosyal devlet, sendikal hareket ve toplu sözleşme düzeni,

*Toplum, “Tahkikat Komisyonları” yerine Anayasa Mahkemesi başta olmak üzere bağımsız yargıyla,

*Seçmen daha adil ve tutarlı bir seçim sistemiyle

*Halk temel insan hak ve özgürlükleriyle

*Ekonomik hayat, sürdürülebilir, sağlıklı bir kalkınma, görece adil bir bölüşümü öngören planlama anlayışı ile kucaklaşmış oldu.

Keşke, 27 Mayıs hareketi, anayasasıyla taçlandırdığı süreci, magazine dönüşen saçma sapan, giderek utanç verici bir yargı süreci ve toplumda derin yaralar açan idamlar olmadan sonlandırabilseydi…

Lakin 27 Mayıs Devrimi ile temelleri atılan, gerçekten o dönemde bir çok Avrupa ülkesinden ileri nitelikler içeren demokrasi süreci uzun sürmedi.

1970’lerden başlayarak, “Bu gömleğin topluma bol geldiği”,”Sosyal gelişmenin boyutlarının, ekonomik gelişmeyi aştığı” söylemlerinin eşliğinde budanan 27 Mayıs anayasasının,  her fırsatta kanatları yolundu ve 1982 Anayasası ile iyice budandı. Bu anayasa ile budanan yargı bağımsızlığına, 2010 referandumu ve anayasa değişikliği ile yargı bağımsızlığı ağır darbe yedi,,,  tamamen son verilerek özgürlük kuşu tamamen uçamaz hale getirildi…

Bu da kesmedi… 16 Nisan 2017 anayasa referandumu ile kuvvetler ayrılığı ve   parlamenter  sisteme son verilip, yaşadığımız 15 Temmuz darbe girişimi sonrası dönemde ülke, TBMM’nin de etkisizleştirilmesiyle  daha ziyade kararnamelerle yönetilen bir garip başkanlık rejimiyle baş başa kaldı; özgürlük kuşu tamamen uçamaz hale getirildi…  

Tanrı daha daha uzun ömürler versin sayın Muazzez İlmiye Çığ’ın dediği gibi “Bizler kazandığımız şeylerin değerini bildik. Çünkü zor elde ettik. Siz bunları kaybettiğinizde anlayacaksınız…”??? Yavaş yavaş da olsa anlaşılmaya başlandı sevgili Muazzez Ana… Üzülmeyin, 100’ncü yılına yaklaştığımız Cumhuriyet kuşaklarının kaybettiklerini yeniden yerine koymasının zamanı tamamen gelmiş gibi gözüküyor…

Tarihin diyalektiği de böyle değil midir? İki ileri, bir geri… Son yıllarda “Geri”yi yaşadık… Şimdi zor da olsa, sıra ve umut, güzellikler ve de “İleri” de…

Her şey çok güzel olacak…

NESİN VAKFI’ndan Yeni Kitap Duyuruları

Dostlar,

NESİN VAKFI’ndan aşağıdaki ileti ulaştı..
(nesin@nesinyayinevi.com)

Paylaşmak istedik..
Bu Vakfa destek olmak boynumuzun borcudur.
Çatalca’daki mütevazi Vakıf merkezini ziyaret etmenizi öneririz. Biz önceki yıl yerinde gördük ve çok etkilendik.. Orada bir İNSANLIK SAVAŞIMI (Mücadelesi) sürüyor..

*****
Nesin Vakfı 1973’te Aziz Nesin tarafından kurulmuştur.
Aziz Nesin’in ölümünden sonra da dimdik ayaktayız, üstelik gelişerek, büyüyerek ve daha çok çocuğu daha iyi eğiterek. Aziz Nesin’in deyimiyle “varından değil yoğundan veren”
halkımızın desteği sayesinde… Tüm destek verenlere çocuklarımız adına teşekkür ederiz.

Nesin Vakfı’nın amacı, eğitim olanaklarından yoksun çocukların, tükettiğinden çok üreten, toplumsal sorumluluğu olan, özgüvenli ve özverili, kendini sürekli geliştiren, kendine ve dünyaya eleştirel gözle bakan, topluma yararlı bireyler olarak yetişmelerini sağlamaktır.

Nesin Vakfı 1982’den beri etkinliklerini yürütmektedir. Bugüne değin yüzlerce çocuk
Nesin Vakfi’nda mutlu bir çocukluk yaşamış, yetişmiş ve hayata atılmıştır.
Bugün vakfımızda 42 çocuk ve genç barınmakta ve okumaktadır.

Nesin Vakfı’na genellikle ilkokul çağına girmemiş ya da yeni girmiş çocuklar kabul edilir. Kardeşleri ayırmamak amacıyla ya da çok zor koşullardaki çocuklar için bu genel kuralın bozulduğu olmuştur. Çocuklar Nesin Vakfı’na ailelerinin noterden onaylı izniyle kabul edilir.

Çocuklar toplumda kendi başlarına ayakta durabilecek eğitim, beceri ve olgunluk düzeyine eriştikten sonra Nesin Vakfı‘ndan kendi istekleriyle ayrılırlar.

Nesin Vakfı‘nın bugünkü mali ve fiziksel kapasitesi kırk dolayında çocuk barındırmaya uygundur. Kapasitemizi aştık, ama ülkenin koşulları böyleyken aşmamak mümkün mü?
*****

Aziz Nesin’in ne çok yazdıkları varmış!
Yaşamında iken bir bölümü kitaplaştırılmış meğer..
Vakıf, büyük bir titizlikle, Arap alfabesiyle yazdığı yüzlerce sayfa el yazısını günümüz Türkçesine çevirmeye çabalıyor ve yayımlıyor.. Ciddi bir hazine var o yazılarda..

Merhum Aziz Nesin’e de, bu savaşımı çok güç koşullarda, çok yetersiz olanaklarla,
büyük özveri ile, adeta insanlık dersi vererek sürdüren Vakıf emekçilerine ve oğlu matematik hocası Prof. Ali Nesin’e şükranlarımızı sunuyoruz..

Nesin Vakfı hakkında daha çok bilgi edinmek ve etkinlikleri izlemek için lütfen web siitesini ziyaret eder misiniz ??

http://www.nesinvakfi.org/

Orada kredi kartıya bağış için bir erişke (link) görülüyor..
Tıklayarak bağış ayapmak olanaklı.

Kredi kartıyla
bağış için tıklayın

Sevgi ve saygı ile.
10 Ekim 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

==================================

NESİN VAKFI’ndan YENİ KİTAPLAR DUYURUSU

Aziz Nesin’in Anıları – Böyle Gelmiş Böyle Gitmez 

Kitabın Linki: https://www.nesinyayinevi.com/kitap.php?no=258 

Aziz Nesin deyince akla hemen gülmece gelir… bir de aptallık yüzdesi üzerine ünlü cümlesi.

Oysa Aziz Nesin‘i hakkında kıyametler koparılan bir cümlenin çok ötesinde doruğa tırmandığı gülmece edebiyatının sınırları içinde değerlendirmek bile yetersiz kalır. Romanları, öyküleri, oyunları, anı ve günceleri, şiirleri, denemeleri, mektupları, gazete yazılarıyla geniş yaratıcılık yelpazesini gözler önüne seren Aziz Nesin, başlattığı veya parçası olduğu pek çok toplumsal etkinlikle seçkin bir aydın kişilik olarak da öne çıkmıştır. Kurduğu Nesin Vakfı benzersiz özelliklerinin bir simgesi olarak 0varlığını sürdürmektedir. Aziz Nesin’in anı ve günceleri,
başka hiçbir eser vermeseydi O’nu dünya çapında bir yazar olarak selamlamamıza yetecek düzeydedir. Okuyun, göreceksiniz.

Yazar: Aziz Nesin
Tür: Derleme
Alt Tür: Anı
ISBN: 978-605-4883-83-7
Kağıt: Şamua 50 gr
Kapak: Ciltli, sert kapak.
Ebat: 17×24
Sayfa Sayısı: 840
Fiyat: 70.00 TL

YENİ KİTAP DUYURUSU

Hışırtı

Kitabın Linki: https://www.nesinyayinevi.com/kitap.php?no=255

Anne zürafa ışığı söndürdü ve cesur Züri ilk kez tek başına yatıyor bu gece…
Sonra ne oldu dersiniz? Bu ilk gecenin heyecanına ve sürprizlerine hazır olun.

Yazar: Mila Popnedeleva – Genova
Tür: Okul Öncesi
Alt Tür: Öykü
ISBN: 978-605-4702-04-6
Kağıt: Kuşe 170 gr
Tamamı renkli, iplik dikiş.
Resimleyen: Mila Popnedeleva – Genova
Ebat: 21,5 x 27
Sayfa Sayısı: 24
Okuma Yaşı: 3 – 7
Fiyat: 14.00 TL

YENİ KİTAP DUYURUSU

Sarı Papağanlar Mavi Papağanlar

Kitabın Linki: https://www.nesinyayinevi.com/kitap.php?no=253

Maviler sarılardan daha iyidir! Öyle olmayabilir… Peki sarılar mavilerden daha mı iyi?
Belki. Belki de… Sarı papağanlar ile mavi papağanlar bu kavgalarını kuşaktan kuşağa sürdürdüler. Sonunda… ne mi oldu? Gelin resimlerine baka baka birlikte okuyalım.

Yazar: Manuela Monari
Tür: Okul Öncesi
Alt Tür: Öykü
ISBN: 978-605-4883-48-6
Kağıt: Kuşe 170 gr
Tamamı renkli, iplik dikiş
Resimleyen: Silvia Vignale
Ebat: 21,5×27
Sayfa Sayısı: 24
Okuma Yaşı: 3 – 7
Fiyat: 14.00 TL

MEHMETÇİĞE MEKTUP!

Mehmetçiğe sesleniş! 


Mevlüt Uluğtekin Yılmaz
20 Ağustos 2015 – Yeniçağ Gazetesi

Mehmedim, şu puslu, şu zalim günlerde hep sen varsın aklımızda. Ne yazık ki yiğidim;
13 yıldır devletimizi yönetenler, hainlerin palazlanmasını seyrettiler… Ve bu yüzden öfke, bir koca dağ oldu yüreklerimizde! Toprağa her düşüşünde, içimiz kan ağlıyor.

Mehmedim, seni hep sevdim. Sende milletimin, sende ülkemin dirliğini gördüm. Benim için, bu dünyada en sevimsiz alet olan silah, yalnızca senin elinde yaşamak ve yaşatmak için anlamlı. Çünkü sen, gerçekten “Barışın güvercini, savaşın kartalı”sın!
Sen –kahraman polisimizle birlikte(AS : Korucuları unutmamalı..) toprağa düştün yine… Yüreğime kor olup düştün! Ama sana ağıt yakmadım. Sana yalnızca şu mektubu yazdım: 

MEHMETÇİĞE MEKTUP!

Mehmedim,
Meydan savaşlarından tanırım seni
Malazgirt’in, Kosova’nın, Dumlupınar’ın
Nişanı var iman dolu göğsünde. 

İstersin ki, düşman mert ola!
Çıka er meydanına,
Kozlar paylaşıla!
Ah yiğidim, ah!

Zaman kötü yürüdü
Şimdi bir kalleş pusu
Şuheda toprağında,
Bir hain tuzak var
Öz vatanında!

Sen ey korkusuz asker!
Cudi’de, albayrak altında
Ellerin silah değil sadece
Bütün vatanı kavramakta!

Bu toprak senin yiğidim
Bu toprak senin!
Cudi, Erciyes kadar
Gabar, Köroğlu kadar
Tanin Allahüekber kadar

Türk’ü anlatır, Türk kokar!
Sen yürürken ihanetin üstüne
Palu’da Belek Gâzi,
Mardin’de Artuk Bey,
Malazgirt’te Alparslan 
Kalkar gururla,
Seni selamlar!

Mehmedim,
Canevim,
Bilenmiş öfkem!
Eğilme sakın sen,
Ben eğilir
Gözlerinden öperim!

==========================

Dostlar,

Şiirin gücü işte..
Elbet ardında sevgi olacak, coşku olacak, yoğun duygulanım olacak..
“Birkaç Mehmet öldü diye Meclis’i olağanüstü toplayacak değiliz.. “ diyebilen
AKP’li eski Milli Eğitim Bakanı ve parti sözcüsü Hüseyin Çelik gibi taşkalpli,
vicdanı nasırlaşmış.. olmayacaksınız! O yüreklerden insan sevgisi, şehit acısı yüklü
şiir dizeleri kaynamaz.. Örneğini verdiğimiz gibi.. Ve böylelerinin siyasal yaşamı da
bir türlü son bulmaz bu utanılası ağır gaflarına karşın!?

Küfürlü, hakaretli, düzeysiz sataşmalar, karşıyı suçlamalar çıkar olsa olsa.. Bu da elbette bilinçaltını ele veren suçluların telaşıdır, ancak “necip milletimiz” gene de milyonlarca oy verir bu kadrolara ve üst üste 3 kez tek başına iktidara getirir! Sonra da bu adamlar,
seçimi yitirmelerine karşın gitmezler, beğenmedikleri seçimi 80 milyonluk ülkeye
zorla dayatırlar.. Hem de bu arada, 13 yıldır güttükleri aymaz siyasetin tersine giderek!?

Aziz Nesin boşuna mı demişti “Bu milletin % 60’ı…… ” diye?
“Necip milletimiz” hiç darılıp tepki vermesin.. 2-3 ay içinde yinelenecek
(erken seçim değil!) seçimde bu kez akıllandığını göstersin bakalım!
Parlamenter demokrasiyi mi istiyor gerçekten, “seçilmiş kral / halife – sultan” mı??
Başı dik, özgür-onurlu Yurttaş mı olmak istiyor, boynu bükük kul ve tebaa mı??

Biz umutluyuz.. Özellikle 7 Haziran 2015’te oy kullanmayan 9,1 milyon seçmenden.
Bu kez ağırlıklarını koyacak ve elden çıkmakta olan Cumhuriye’te sahip çıkacaklardır.

*****
İletiyi paylaşan Saygıdeğer hocamız Prof. Dr. Siber Göksel hanımefendiye
teşekkür ederek..

Elbette, şiirin yazarı Yeniçağ Gazetesi’nden Sayın Mevlüt Uluğtekin Yılmaz’a da…

(A. Saltık : Bağışlarınızı Mehmetçik Vakfı’na yapınız..)

Sevgi ve saygı ile.
23 Ağustos 2015, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yazının pdf biçimi : Mehmetcige_seslenis_mektup