27 Mayıs: 68 KUŞAĞININ “ANAYASA VE ÖZGÜRLÜK” BAYRAMI…

27 Mayıs: 68 KUŞAĞININ “ANAYASA
VE ÖZGÜRLÜK” BAYRAMI…

Dr. Noyan UMRUK

Sosyal bilimlerde bir altın kural var: Her olguyu kendi “zaman”, “zemin”, “mekan” boyutları içinde el almak…Aksi takdirde, şaşkın ördek misali suya tersinden girmek yanlışına düşmek mümkün.

 

Arşivleri karıştırmak bazen çok ilginç oluyor… Gelin, o günlere bir bakalım:

“… yaşları ne olursa olsun Türkiye deyince, akıllarına bizim yetiştiğimiz Atatürk’ün Türkiyesi gelenler son yılda sudan çıkmış balığa dönmüştük. Bir umutsuzluk, daha kötüsü bir nevi utanç çöreklenmişti içimize. Elimden ne gelirdi? Yazmak, konuşmak, tenkit yasaktı, neredeyse insan gibi yaşamak, bir Atatürk çocuğu gibi düşünmek, davranmak yasaktı…” (28 Mayıs 1960, “Ne haber” Tunç Yalman – Vatan Gazetesi)

“Kara cüppeli” diye aşağılanan, saygıdeğer hocalarım, yurdumun çile çekmiş aydınları, sayın profesörlerim! En kara günlerde alınlarınızda parlayan ışıklar, tükettiğiniz soluk boşa gitmedi…” (28 Mayıs 1960 “Az gittik Uz gittik” Aziz Nesin – Akşam)

“ Yıllar boyu aklımızın erdiği kadar tarihten örnekler verdik, hukuk prensipleri sıraladık, kinayeli fıkralar anlattık… Anayasayı çiğnediler; hukuk dışı komisyonlar kurdular…Artık yazı yazmıyor, yazı taklidi yapıyorduk… Atatürk’ün gençliğe hitabesini, Nutuk’un tefrikası halinde yayınlamak dahi suç sayılır olmuştu. Atatürk’ten bahsedilsin istemiyorlardı. Onun kurduğu Cumhuriyete bir beyefendiler saltanatı halinde çöreklenmek ve memleketi basınsız, üniversitesiz, meclissiz idare etmek istiyorlardı… Kurucu meclisin faaliyete geçmesini sevinçle bekliyoruz…Bu hareketin meşruluğu ve büyüklüğü, yıkılanların gayrimeşruluğu ve küçüklüğü ile bir abide gibi ortaya çıkmaktadır… Türkler, âlimleri dalkavuk, üniversitelileri maktul, gazetecileri korkuluk ve bütün aydınları sürüngen hale getirerek, bir çete gibi davrananların rezaletlerini  dünya önünde reddetmişlerdir.” (Çetin Altan; “Bugün canım yazı yazmak istiyor.”, Milliyet G., 28.05.1960)

“Örfî idareye bir gece yarısı ifade vermek üzere götürüldüğümüz zaman bizi kucaklayıp bağırlarına basan subaylarımız, “On beş gün daha dişinizi sıkın” demişlerdi. Gazete kapatıldığı gün de tekrarlamışlardı: “On beş gün daha sabredin.”  Sabrettik, şimdi sevinçten ağlıyoruz.”
(30 Mayıs 1960 Abdi ipekçi – Milliyet)

“Koltukları ve keseleri uğruna millet kanı dökmüş her siyaset zorbasının sonu mutlaka bir faciayla biter… Gazete sütunlarından uzanan parmaklar, onlara: “Dikkat edin, sonunuzu iyi görmüyoruz” diyorlardı. Onlar ise bu parmakları kırmakla akıbetlerinden kurtulacaklarını sandılar. Kur’an’da Allah’a, peygambere ve idare edenlere itaat olunması buyrulmuşur. Lâkin adaletten ayrılmamaları şartiyle. Adaletten ayrılırlarsa onlara itaat etmemeyi emreder. Bu sebeple Türk Ordusu’nun 27 Mayıs’ta zalimlere vurduğu kansız darbe her şeyden evvel Allah’ın buyruğuna uygundur, Allah’ın emriyle olmuştur.”
2 Haziran 1960 “Merhaba” Kadircan Kaflı – Tercüman

Kemalist Devrim’in ikinci önemli demokratik atılımının üzerinden yarım asır geçti.,. Devrimin anıtı ve kanıtı, döneminde dünyanın en demokratik anayasalarından olan 1961 Anayasası idi.

 Anayasa temel hak ve özgürlükler yanında, ekonomik ve sosyal hakları da güvence altına alarak, kuvvetler ayrılığını ve adil bir seçim sistemini getirerek, ekonomik kalkınmada planlama anlayışını esas alarak “düzeni” değiştirdi. 

Böylece;

*Emekçiler, sosyal devlet, sendikal hareket ve toplu sözleşme düzeni,

*Toplum, “Tahkikat Komisyonları” yerine Anayasa Mahkemesi başta olmak üzere bağımsız yargıyla,

*Seçmen daha adil ve tutarlı bir seçim sistemiyle

*Halk temel insan hak ve özgürlükleriyle

*Ekonomik hayat, sürdürülebilir, sağlıklı bir kalkınma, görece adil bir bölüşümü öngören planlama anlayışı ile kucaklaşmış oldu.

Keşke, 27 Mayıs hareketi, anayasasıyla taçlandırdığı süreci, magazine dönüşen saçma sapan, giderek utanç verici bir yargı süreci ve toplumda derin yaralar açan idamlar olmadan sonlandırabilseydi…

Lakin 27 Mayıs Devrimi ile temelleri atılan, gerçekten o dönemde bir çok Avrupa ülkesinden ileri nitelikler içeren demokrasi süreci uzun sürmedi.

1970’lerden başlayarak, “Bu gömleğin topluma bol geldiği”,”Sosyal gelişmenin boyutlarının, ekonomik gelişmeyi aştığı” söylemlerinin eşliğinde budanan 27 Mayıs anayasasının,  her fırsatta kanatları yolundu ve 1982 Anayasası ile iyice budandı. Bu anayasa ile budanan yargı bağımsızlığına, 2010 referandumu ve anayasa değişikliği ile yargı bağımsızlığı ağır darbe yedi,,,  tamamen son verilerek özgürlük kuşu tamamen uçamaz hale getirildi…

Bu da kesmedi… 16 Nisan 2017 anayasa referandumu ile kuvvetler ayrılığı ve   parlamenter  sisteme son verilip, yaşadığımız 15 Temmuz darbe girişimi sonrası dönemde ülke, TBMM’nin de etkisizleştirilmesiyle  daha ziyade kararnamelerle yönetilen bir garip başkanlık rejimiyle baş başa kaldı; özgürlük kuşu tamamen uçamaz hale getirildi…  

Tanrı daha daha uzun ömürler versin sayın Muazzez İlmiye Çığ’ın dediği gibi “Bizler kazandığımız şeylerin değerini bildik. Çünkü zor elde ettik. Siz bunları kaybettiğinizde anlayacaksınız…”??? Yavaş yavaş da olsa anlaşılmaya başlandı sevgili Muazzez Ana… Üzülmeyin, 100’ncü yılına yaklaştığımız Cumhuriyet kuşaklarının kaybettiklerini yeniden yerine koymasının zamanı tamamen gelmiş gibi gözüküyor…

Tarihin diyalektiği de böyle değil midir? İki ileri, bir geri… Son yıllarda “Geri”yi yaşadık… Şimdi zor da olsa, sıra ve umut, güzellikler ve de “İleri” de…

Her şey çok güzel olacak…

NESİN VAKFI’ndan Yeni Kitap Duyuruları

Dostlar,

NESİN VAKFI’ndan aşağıdaki ileti ulaştı..
(nesin@nesinyayinevi.com)

Paylaşmak istedik..
Bu Vakfa destek olmak boynumuzun borcudur.
Çatalca’daki mütevazi Vakıf merkezini ziyaret etmenizi öneririz. Biz önceki yıl yerinde gördük ve çok etkilendik.. Orada bir İNSANLIK SAVAŞIMI (Mücadelesi) sürüyor..

*****
Nesin Vakfı 1973’te Aziz Nesin tarafından kurulmuştur.
Aziz Nesin’in ölümünden sonra da dimdik ayaktayız, üstelik gelişerek, büyüyerek ve daha çok çocuğu daha iyi eğiterek. Aziz Nesin’in deyimiyle “varından değil yoğundan veren”
halkımızın desteği sayesinde… Tüm destek verenlere çocuklarımız adına teşekkür ederiz.

Nesin Vakfı’nın amacı, eğitim olanaklarından yoksun çocukların, tükettiğinden çok üreten, toplumsal sorumluluğu olan, özgüvenli ve özverili, kendini sürekli geliştiren, kendine ve dünyaya eleştirel gözle bakan, topluma yararlı bireyler olarak yetişmelerini sağlamaktır.

Nesin Vakfı 1982’den beri etkinliklerini yürütmektedir. Bugüne değin yüzlerce çocuk
Nesin Vakfi’nda mutlu bir çocukluk yaşamış, yetişmiş ve hayata atılmıştır.
Bugün vakfımızda 42 çocuk ve genç barınmakta ve okumaktadır.

Nesin Vakfı’na genellikle ilkokul çağına girmemiş ya da yeni girmiş çocuklar kabul edilir. Kardeşleri ayırmamak amacıyla ya da çok zor koşullardaki çocuklar için bu genel kuralın bozulduğu olmuştur. Çocuklar Nesin Vakfı’na ailelerinin noterden onaylı izniyle kabul edilir.

Çocuklar toplumda kendi başlarına ayakta durabilecek eğitim, beceri ve olgunluk düzeyine eriştikten sonra Nesin Vakfı‘ndan kendi istekleriyle ayrılırlar.

Nesin Vakfı‘nın bugünkü mali ve fiziksel kapasitesi kırk dolayında çocuk barındırmaya uygundur. Kapasitemizi aştık, ama ülkenin koşulları böyleyken aşmamak mümkün mü?
*****

Aziz Nesin’in ne çok yazdıkları varmış!
Yaşamında iken bir bölümü kitaplaştırılmış meğer..
Vakıf, büyük bir titizlikle, Arap alfabesiyle yazdığı yüzlerce sayfa el yazısını günümüz Türkçesine çevirmeye çabalıyor ve yayımlıyor.. Ciddi bir hazine var o yazılarda..

Merhum Aziz Nesin’e de, bu savaşımı çok güç koşullarda, çok yetersiz olanaklarla,
büyük özveri ile, adeta insanlık dersi vererek sürdüren Vakıf emekçilerine ve oğlu matematik hocası Prof. Ali Nesin’e şükranlarımızı sunuyoruz..

Nesin Vakfı hakkında daha çok bilgi edinmek ve etkinlikleri izlemek için lütfen web siitesini ziyaret eder misiniz ??

http://www.nesinvakfi.org/

Orada kredi kartıya bağış için bir erişke (link) görülüyor..
Tıklayarak bağış ayapmak olanaklı.

Kredi kartıyla
bağış için tıklayın

Sevgi ve saygı ile.
10 Ekim 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

==================================

NESİN VAKFI’ndan YENİ KİTAPLAR DUYURUSU

Aziz Nesin’in Anıları – Böyle Gelmiş Böyle Gitmez 

Kitabın Linki: https://www.nesinyayinevi.com/kitap.php?no=258 

Aziz Nesin deyince akla hemen gülmece gelir… bir de aptallık yüzdesi üzerine ünlü cümlesi.

Oysa Aziz Nesin‘i hakkında kıyametler koparılan bir cümlenin çok ötesinde doruğa tırmandığı gülmece edebiyatının sınırları içinde değerlendirmek bile yetersiz kalır. Romanları, öyküleri, oyunları, anı ve günceleri, şiirleri, denemeleri, mektupları, gazete yazılarıyla geniş yaratıcılık yelpazesini gözler önüne seren Aziz Nesin, başlattığı veya parçası olduğu pek çok toplumsal etkinlikle seçkin bir aydın kişilik olarak da öne çıkmıştır. Kurduğu Nesin Vakfı benzersiz özelliklerinin bir simgesi olarak 0varlığını sürdürmektedir. Aziz Nesin’in anı ve günceleri,
başka hiçbir eser vermeseydi O’nu dünya çapında bir yazar olarak selamlamamıza yetecek düzeydedir. Okuyun, göreceksiniz.

Yazar: Aziz Nesin
Tür: Derleme
Alt Tür: Anı
ISBN: 978-605-4883-83-7
Kağıt: Şamua 50 gr
Kapak: Ciltli, sert kapak.
Ebat: 17×24
Sayfa Sayısı: 840
Fiyat: 70.00 TL

YENİ KİTAP DUYURUSU

Hışırtı

Kitabın Linki: https://www.nesinyayinevi.com/kitap.php?no=255

Anne zürafa ışığı söndürdü ve cesur Züri ilk kez tek başına yatıyor bu gece…
Sonra ne oldu dersiniz? Bu ilk gecenin heyecanına ve sürprizlerine hazır olun.

Yazar: Mila Popnedeleva – Genova
Tür: Okul Öncesi
Alt Tür: Öykü
ISBN: 978-605-4702-04-6
Kağıt: Kuşe 170 gr
Tamamı renkli, iplik dikiş.
Resimleyen: Mila Popnedeleva – Genova
Ebat: 21,5 x 27
Sayfa Sayısı: 24
Okuma Yaşı: 3 – 7
Fiyat: 14.00 TL

YENİ KİTAP DUYURUSU

Sarı Papağanlar Mavi Papağanlar

Kitabın Linki: https://www.nesinyayinevi.com/kitap.php?no=253

Maviler sarılardan daha iyidir! Öyle olmayabilir… Peki sarılar mavilerden daha mı iyi?
Belki. Belki de… Sarı papağanlar ile mavi papağanlar bu kavgalarını kuşaktan kuşağa sürdürdüler. Sonunda… ne mi oldu? Gelin resimlerine baka baka birlikte okuyalım.

Yazar: Manuela Monari
Tür: Okul Öncesi
Alt Tür: Öykü
ISBN: 978-605-4883-48-6
Kağıt: Kuşe 170 gr
Tamamı renkli, iplik dikiş
Resimleyen: Silvia Vignale
Ebat: 21,5×27
Sayfa Sayısı: 24
Okuma Yaşı: 3 – 7
Fiyat: 14.00 TL

MEHMETÇİĞE MEKTUP!

Mehmetçiğe sesleniş! 


Mevlüt Uluğtekin Yılmaz
20 Ağustos 2015 – Yeniçağ Gazetesi

Mehmedim, şu puslu, şu zalim günlerde hep sen varsın aklımızda. Ne yazık ki yiğidim;
13 yıldır devletimizi yönetenler, hainlerin palazlanmasını seyrettiler… Ve bu yüzden öfke, bir koca dağ oldu yüreklerimizde! Toprağa her düşüşünde, içimiz kan ağlıyor.

Mehmedim, seni hep sevdim. Sende milletimin, sende ülkemin dirliğini gördüm. Benim için, bu dünyada en sevimsiz alet olan silah, yalnızca senin elinde yaşamak ve yaşatmak için anlamlı. Çünkü sen, gerçekten “Barışın güvercini, savaşın kartalı”sın!
Sen –kahraman polisimizle birlikte(AS : Korucuları unutmamalı..) toprağa düştün yine… Yüreğime kor olup düştün! Ama sana ağıt yakmadım. Sana yalnızca şu mektubu yazdım: 

MEHMETÇİĞE MEKTUP!

Mehmedim,
Meydan savaşlarından tanırım seni
Malazgirt’in, Kosova’nın, Dumlupınar’ın
Nişanı var iman dolu göğsünde. 

İstersin ki, düşman mert ola!
Çıka er meydanına,
Kozlar paylaşıla!
Ah yiğidim, ah!

Zaman kötü yürüdü
Şimdi bir kalleş pusu
Şuheda toprağında,
Bir hain tuzak var
Öz vatanında!

Sen ey korkusuz asker!
Cudi’de, albayrak altında
Ellerin silah değil sadece
Bütün vatanı kavramakta!

Bu toprak senin yiğidim
Bu toprak senin!
Cudi, Erciyes kadar
Gabar, Köroğlu kadar
Tanin Allahüekber kadar

Türk’ü anlatır, Türk kokar!
Sen yürürken ihanetin üstüne
Palu’da Belek Gâzi,
Mardin’de Artuk Bey,
Malazgirt’te Alparslan 
Kalkar gururla,
Seni selamlar!

Mehmedim,
Canevim,
Bilenmiş öfkem!
Eğilme sakın sen,
Ben eğilir
Gözlerinden öperim!

==========================

Dostlar,

Şiirin gücü işte..
Elbet ardında sevgi olacak, coşku olacak, yoğun duygulanım olacak..
“Birkaç Mehmet öldü diye Meclis’i olağanüstü toplayacak değiliz.. “ diyebilen
AKP’li eski Milli Eğitim Bakanı ve parti sözcüsü Hüseyin Çelik gibi taşkalpli,
vicdanı nasırlaşmış.. olmayacaksınız! O yüreklerden insan sevgisi, şehit acısı yüklü
şiir dizeleri kaynamaz.. Örneğini verdiğimiz gibi.. Ve böylelerinin siyasal yaşamı da
bir türlü son bulmaz bu utanılası ağır gaflarına karşın!?

Küfürlü, hakaretli, düzeysiz sataşmalar, karşıyı suçlamalar çıkar olsa olsa.. Bu da elbette bilinçaltını ele veren suçluların telaşıdır, ancak “necip milletimiz” gene de milyonlarca oy verir bu kadrolara ve üst üste 3 kez tek başına iktidara getirir! Sonra da bu adamlar,
seçimi yitirmelerine karşın gitmezler, beğenmedikleri seçimi 80 milyonluk ülkeye
zorla dayatırlar.. Hem de bu arada, 13 yıldır güttükleri aymaz siyasetin tersine giderek!?

Aziz Nesin boşuna mı demişti “Bu milletin % 60’ı…… ” diye?
“Necip milletimiz” hiç darılıp tepki vermesin.. 2-3 ay içinde yinelenecek
(erken seçim değil!) seçimde bu kez akıllandığını göstersin bakalım!
Parlamenter demokrasiyi mi istiyor gerçekten, “seçilmiş kral / halife – sultan” mı??
Başı dik, özgür-onurlu Yurttaş mı olmak istiyor, boynu bükük kul ve tebaa mı??

Biz umutluyuz.. Özellikle 7 Haziran 2015’te oy kullanmayan 9,1 milyon seçmenden.
Bu kez ağırlıklarını koyacak ve elden çıkmakta olan Cumhuriye’te sahip çıkacaklardır.

*****
İletiyi paylaşan Saygıdeğer hocamız Prof. Dr. Siber Göksel hanımefendiye
teşekkür ederek..

Elbette, şiirin yazarı Yeniçağ Gazetesi’nden Sayın Mevlüt Uluğtekin Yılmaz’a da…

(A. Saltık : Bağışlarınızı Mehmetçik Vakfı’na yapınız..)

Sevgi ve saygı ile.
23 Ağustos 2015, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yazının pdf biçimi : Mehmetcige_seslenis_mektup

Ortak acımız: Madımak ve Başbağlar

Ortak acımız: Madımak ve Başbağlar

Rıza Zelyut


Rıza Zelyut
rizazelyut@gmail.com
02 Temmuz 2015

Aradan 22 yıl geçti ama sanki daha dün gibi… Önce Sivas-Madımak’ta göz göre göre, aralarında sanatçıların da bulunduğu 35 insanı yakıyorlar.
Bundan üç gün sonra Erzincan’ın Başbağlar köyünde, 29 köylüyü kurşuna diziyor PKK. Evleri yakarken de 4 köylü yanıp can veriyor.
Manzaraya bakar mısınız?
Sivas’ta Pir Sultan Abdal Derneği bir kültür şenliği düzenliyor. Kentte “Ozanlar Anıtı” da açılıyor. Çünkü Sivas, gerçekten de Türk halk edebiyatının en büyük ozanlarının yetiştiği bir çevre…
Lakin; şehirde aydınların gelip kitaplarını imzalaması, toplantılarda konuşmalar yapması İslam dinine saldırı gibi gösteriliyor. İşin içine büyük yazarımız Aziz Nesin de sokularak; laik ve cumhuriyetçi görüşe karşı bir tür ayaklanma başlatılıyor.

AMERİKANSEVERLER

Planı yapanı biliyoruz: Dünyayı yönetmek için her türlü katliamı düzenlemekten çekinmeyen ABD… Kullandığı kitleler ise, gericiliği din zanneden cahil sürüsü… Bunlar, 1960’ların sonlarına doğru Komünizmle Mücadele Derneği kurarak toplumcu gençlere saldıran, onları “Goministler Moskova’ya!” diyerek şişleyenlerin torunları…
Bunlar, 1970’lerin ortalarından başlayarak, Malatya’da, Erzincan’da, Sivas’ta, Çorum’da insan avlamayı İslam dinine hizmet sayanların yolundan…
Türkiye onlar için “dar ül-harb” yani kâfirlerin ülkesi…
Bunlar, Hıristiyan Batı’ya karşı cihadı bırakıp Müslümanları katletmeyi cihad ilan eden sapıkların soyundan…

SUUDİ PARASIYLA

Bunlar; imam hatiplerde, Kuran kurslarında, tarikat yurtlarında bir fide gibi yetiştirilmekteydiler.
Bu Amerika’ya hizmet etmeyi din haline getiren yobazlar; ilahiyat fakültelerini bile ele geçirmişlerdi.
Vahhabi gericiliğinin merkezi Suudi Arabistan bunları petrodolar denilen bol para ile beslemekteydi.
İşte bunları kullandı Türkiye’nin damarlarına sızmış olan Amerikancı örgüt…
Yine bir cuma günü camiden çıktılar.
Dillerinde yalan, yüreklerinde kin… Haykırdılar:
“Zafer İslam’ın!”
“Cumhuriyet Sivas’ta kuruldu, Sivas’ta yıkılacak!”
“İslamiyeti ezdirmeyeceğiz!”
“Dinsiz laikler!”
“Şeriat gelecek, zulüm bitecek!”
“Yak, yak, yak!”
Yaktılar da…
Gencecik çocukları, yazarları, müzisyenleri…
Polis seyretti
Jandarma seyretti…
Başta DYP ile SHP hükümeti…
Otelde kıstırılanlar SHP’li bakanları, hatta Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü’yü arıyorlar, “Bizi katledecekler, yakacaklar!” diyorlar.
Onlar cevap veriyor: “Merak etmeyin, devlet her türlü tedbiri almıştır.”
Katliam sanki hükümet gözetiminde yapılıyor. Başbakan Tansu Çiller, olaydan sonra bir inci yumurtluyor: “Çok şükür vatandaşlarımıza bir şey olmamıştır!”
Türkiye yanmış, dünya ayakta, bu kadın daha olan biteni algılayabilmiş değil…

VE BAŞBAĞLAR

Madımak’taki katliamdan sadece 3 gün sonra bu kez PKK devreye sokuluyor, 100’e yakın militan Başbağlar Köyü’nü basıyor… Meydana topladığı günahsız insanları kurşuna diziyorlar. 29 köylü hayatını kaybediyor. PKK militanları köyü de ateşe veriyorlar. Evlere gizlenen 4 kişi de yanarak can veriyor.
Arkasından açıklama yapıyorlar:
“Sivas’ta Alevi Kürtler öldürüldü; biz de Sünni Türkleri öldürdük…”

Alevi-Sünni düşmanlığını yaratmak, Türkiye’yi mezhep
ve etnik kimlik üstünden kamplaştırmak için
peş peşe iki katliam…

Nasıl ki Madımak’ta insan yakanları oraya Amerikancı Gladyo yönlendirdi ise Başbağlar’da cana kıyan çeteyi de oraya aynı Gladyo gönderdi…

PKK elebaşısı Öcalan; mahkemede verdiği ifadede, Başbağlar işini kendi adamlarından Doktor Baran kod adlı Müslüm Durgun’un yaptığını itiraf ediyor. Yine PKK yayın organlarından Serkwebun’un 1995-97 yıllarını kapsayan özel 25. sayısında da bu yönde bilgi var. Örgüt tarafından öldürülen Ercan Sönmez adlı PKK yöneticisinin anasına Öcalan’ın bir adamı tarafından yazılan mektuptan, Başbağlar olayını PKK’lıların yaptığı anlaşılıyor.

DİNCİ İKTİDAR İÇİN

Madımak da Başbağlar da Amerikancı örgütün farklı elleri kullanarak yürüttüğü kışkırtmaların eseridir. Bu olaylardan sonra, merkezdeki makul partilerin gücü azaltılmış, Refah Partisi’nin (RP) önü açılmıştır. Öyle ki, 8 ay sonra RP’den Tayyip Erdoğan İstanbul’a belediye başkanı seçilmiştir. Bir yıl kadar sonra da RP iktidara gelmiş, Necmettin Erbakan başbakanı olmuştur. Bu kamplaştırma ve çağdaş partileri aşındırma işi 2001 yılında ABD eliyle yaratılan ekonomik kriz ile doruğa çıkartılmış ve Refah Partisi’ndeki sıkı Amerikancı kanat, AKP’yi kurarak hemen iktidara gelmiştir.

İşte bu sürecin bir parçasıdır Madımak ve Başbağlar…

Madımak’ta da Başbağlar’da da katledilenler aynı mahallenin masum ve namuslu insanlarıdır…

Acımız büyüktür ve ortaktır.

Bundan sonra bu tür tuzakları; etnikçi ve mezhepçi bakış açılarını dışlayıp ortak vatandaş kimliğinde buluşarak bozabiliriz.

===================================

Dostlar,

2 Temmuz acısının yüreklerimzi kavurduğu 22. yıldönümünden birkaç gün sonra daha bir serinkanlılıkla -zorunlu olarak- Sayın Zelyut’un yazısını okuyalım…

Ne acımasız kışkırtmalarla birbirimize kırdırılmak isteniyoruz kahpe emperyalistlerce..
Başbakan Yard. Erdal İnönü ayalta uyuyor, Başbakan Tansu hanım zaten “sui generis” (nev’i şahsına özgü) bir tuhaf insan.. Nasıl saçmaladığı hala kulaklarımızda..

Bu ülkede yaşayan 80 milyon bir ve kardeş olarak “birlikte” ve “herkes” için hiçbir ayrım yapmadan, en üst düzeyde demokrasi ve insan hakları için kenetlenmedikçe çözüm yok gibi…

Sivas ve Başbağlar merhumlarının aziz ruhları da bu sözlerimizi onaylıyor gibi geliyor bize..

Sivas_kiyimi_2Temmuz1993

Sevgi ve saygı ile.
05 Temmuz 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

DİL DERNEĞİ 28 YAŞINDA!

Dil_dernegi

DİL DERNEĞİ 28 YAŞINDA!


Değerli Üyelerimiz,
Yurtsever Dostlarımız,

Yaklaşık bir ay sonra Dil Derneği’nin 28. yaşını kutlayacağız!
Bu derneğin niçin kurulduğunu, 28 yıldır yaşama savaşı verdiğini biliyorsunuz.
28 yıl önce “kurulması yasak dernek” sayılmıştı; bu yasağın kaldırılmasında olduğu gibi “kamu yararına dernek” olma hakkı da yargı yoluyla kazanıldı.

Derneğimizin amacı; bütün Atatürkçülerle, bütün aklın öncülüğündeki bilim ve sanata inananlar ve bilimsel olandan başka doğru tanımayanlarla özdeşleşmektir.

Halkın dinsel inancını ve köken farkını kullananlara tepkimiz özdeştir.
Derneğin 28 yıllık yaşamının, son 12-13 yılında koşullar daha da ağırlaşmıştır.
Ülkemize ve Türkçemize gerici saldırılar her geçen gün yoğunlaşmaktadır.

Mustafa Kemal Atatürk’e yönelik saldırılar
ahlaksızlık boyutuna varmıştır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün ardılları olarak daha uyanık ve daha etkin olmalıyız. Ülkemiz cumhuriyet tarihinin en karanlık günlerini yaşıyor;
örgütlerimizi güçlendirerek bu karanlıktan çıkmak zorundayız.

Aziz Nesin,

“Bu derneği yaşatmak namus borcumuz!” demişti.

Koşullarımız zorlasa da her birimiz örgütlü yaşama inanan yurttaşlarız.
Derneğin 28. yaşını destek ve katkıları çoğaltarak, ödenti borcumuz olmadan kutlayalım.

Ortak dilimiz Türkçenin müziğini yaygınlaştırarak,
bu görkemli müziği bozanları uyararak kutlayalım.

En içten saygılarımla. 30 Mart 2015

Dil Derneği Yönetim Kurulu Başkanı                                                                                Sevgi Özel

Banka ve Posta Çeki Hesapları:
Üye Ödentileri ve Bağışlar: 

  1. İş Bankası, Ankara, Mithatpaşa Şubesi, (4228) 625 744 (TL)
    IBAN: TR 160006400000142280625744
  2. İş Bankası, Ankara, Mithatpaşa Şubesi, (4228) 3281487 (Euro)
    IBAN: TR 330006400000242283281487
  3. Garanti Bankası, Ankara, Meşrutiyet Şubesi, (528)6299783 (TL)
    IBAN: TR 970006200052800006299783
  4. TC Ziraat Bankası, Ankara, Akay Şubesi, (0760) 63986537-5001 (TL)
    IBAN: TR 340001000760639865375001
  5. Posta çeki: 09 28 51 98================================

    Dostlar,

    Biz de bu önemli ve saygın Derneğin bir üyesi olarak yukarıdaki iletiyi paylaşıyoruz..
    Bizim ödenti borcumuz yok!.. (Mütevazi bağışımızı bile yaptık geçtiğimiz ay..)Yeni dostları ve katkıları bekliyoruz DİL DEVRİMİNİ yaşatma savaşımına….

    Sevgi ve saygı ile.
    30.03.2015, Ankara

    Dr. Ahmet Saltık
    Dil Derneği Üyesi
    www.ahmetsaltik.net
    profsaltik@gmail.com