CHP 36. Olağan Kurultay Sonuç Bildirgesi

CHP 36. Olağan Kurultay Sonuç Bildirgesi

(AS: Bizim katkımızı yazının altındadır..)

CHP’nin 36. Olağan Kurultayında sonuç bildirgesi açıklandı. Bildirgede “Önümüzdeki dönemin Parti Örgütünün hedef ve öncelikleri şu ilkeler olacaktır :

– Tek adam rejimine son verilecek ve kuvvetler ayrılığına dayalı parlamenter sisteme geçilecektir.
– Cumhuriyet ve demokrasinin temeli olan laiklik ilkesinden taviz verilmeyecek ne dinin siyasallaştırılmasına ne de siyasetin dinselleştirilmesine izin verilmeyecektir. Din, vicdan ve inanç özgürlüğüne müdahalelere izin verilmeyecek,
– Yaşamın her alanında adalet ve huzur sağlanacaktır.
– OHAL derhal kaldırılacak, Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) yasama ve yargı denetimine alınacak ve
– 15 Temmuz hain darbe girişiminde bulunan FETÖ’nün siyasi ayağı kesinlikle ortaya çıkarılacaktır.” denildi.

CHP 36. Olağan Kurultay Sonuç Bildirgesi

CHP’nin 36. Olağan Kurultayı Sonuç Bildirgesinde,

  • “CHP, kökleri Kuvayı Milliye’ye dayanan ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün izinde
  • tam bağımsız, laik, demokrat ve çağdaş Türkiye’nin kurucu Partisidir.

    80 yıllık (1923 – 2002) Cumhuriyet tarihi boyunca bütün Cumhuriyet hükümetlerinin katkısıyla uçurumun kenarında yıkık bir ülkeden, içeride ve dışarıda saygın ve güçlü bir ülke konumuna gelmişti. Ancak; bugün Cumhuriyetimizin temeli olan kuvvetler ayrılığı ortadan kaldırılmış, tek adama dayalı parti devleti kurulmuştur.

  • Darbe girişimi bahane edilerek karşı darbe gerçekleştirilmiş ve ilan edilen OHAL aracılığıyla temel hak ve hürriyetlerimiz yok edilmiştir.
  • Milli servetimiz ve birikimlerimiz yağmalanmış, geniş halk kitleleri işsizlik ve yoksulluğa mahkum edilmiştir.
  • Daha acı olanı ise, birlikte yaşama irademiz; ayrıştıran, kutuplaştıran ve ötekileştiren kimlik siyaseti ile aşındırılmıştır.
  • Hiç kimse unutmasın bu ahval ve şerait içinde ülkemizin umudu kuruluşun ve kurtuluşun Partisi olan CHP Cumhuriyetin temel değerleri ve sosyal demokrasinin evrensel ilkelerinden ödün vermeksizin yoluna devam edecek, ülkemizi çağdaş uygarlığa taşıyacaktır. Hiçbir güç bizi bu kutsal davamızdan alıkoyamayacaktır.” denildi.

“TEK ADAM REJİMİNE SON VERİLECEK”

Bildirgede şu maddelere yer verildi:

Önümüzdeki dönemin Parti Örgütünün hedef ve öncelikleri şu ilkeler olacaktır :

Tek adam rejimine son verilecek ve kuvvetler ayrılığına dayalı parlamenter sisteme geçilecektir. Cumhuriyet ve demokrasinin temeli olan laiklik ilkesinden taviz verilmeyecek ne dinin siyasallaştırılmasına ne de siyasetin dinselleştirilmesine izin verilmeyecektir. Din, vicdan ve inanç özgürlüğüne müdahalelere izin verilmeyecek, yaşamın her alanında adalet ve huzur sağlanacaktır. OHAL derhal kaldırılacak, Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) yasama ve yargı denetimine alınacak ve 15 Temmuz hain darbe girişiminde bulunan FETÖ’nün siyasi ayağı kesinlikle ortaya çıkarılacaktır.

Yargının bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğü sağlanarak, tüm vatandaşlarımızın can ve mal güvenliği güvence altına alınacak, seçimler adil ve güvenli olacaktır.

  • Kürt sorunueşit yurttaşlık temelinde, ulusal bütünlük ve toplumsal uzlaşı ile çözülecektir.

Çağdaş demokrasilerde 4. güç olarak benimsenen medya özgürlüğü sağlanacaktır.

Yüksek katma değerli kapsayıcı büyüme hedeflenecek,

  • eğitim ve sağlık parasız, kaliteli ve ulaşılabilir olacaktır.

Herkes milli gelirden hakkını alacak, açlık ve yoksulluk sıfırlanacak, gelir dağılımı adaletini ve bölgesel kalkınmayı sağlamak devletin temel görevi olacaktır.

Tarımsal üretim planlanacak, ekilmeyen tarım arazisi kalmayacak, çiftçi desteklenerek ithalata karşı korunacak ve Türkiye tarımda tekrar kendi kendine yeten ülke konumuna getirilecektir.

Devlet şeffaf, tarafsız ve hesap verebilir olacak, kamuda tüm atamalar liyakata uygun yapılacak, yolsuzluk suçlarında zamanaşımı kaldırılacak, cezaları ağırlaştırılacak ve yolsuzluk yapanlardan hesap sorulacaktır.

Asgari ücret vergi dışı bırakılacak, taşeronların tümü kadroya alınacak, tüm kamu ve özel sektör çalışanlarına sendikalaşma özgürlüğü tanınacak, sendikalaşma özendirilecek, eşit işe eşit ücret uygulanacaktır. Şehit aileleri ve gazilerimiz arasında uygulanan ayrımlar kaldırılacak, şehit aileleri ve gazilerimiz Milletvekillerine tanınan hak ve imkanlardan yararlanacak. Kadınlara ve gençlere hayatın her alanında eşitlik sağlanacak, kadınlar ve çocuklar şiddete karşı korunacak, şiddet uygulayanlara verilen cezalar artırılacaktır. Engellilerin sosyal ve ekonomik hayata eşit katılımı sağlanacaktır.

“Yurtta Barış Dünyada Barış” ilkesiyle bütün komşularımızla ulusal çıkarlarımız gözetilerek iyi ilişkiler kurulacak,

AB müktesebatına uyum sağlanacak, AB’ye tam üyelik hedeflenecektir.

Havamız, toprağımız ve suyumuz korunacak, denizlerimizin, ormanlarımızın ve tarım arazilerimizin yağmalanmasına izin verilmeyecektir.

  • Cumhuriyet ve demokrasi, laik ve çağdaş yaşam;
    eşitlik, özgürlük ve dayanışma, adalet ve cesaretle kurtarılacak, korunacak ve yüceltilecektir.”
    ==========================================
    Dostlar,

    Cumhuriyetimizin kurucusu – ATATÜRK’ün partisi CHP‘nin 36. kurultayının ardından açıklanan sonuç bildirgesi genel anlamda doyurucudur. Hatta yer yer coşkulandırıcıdır, ümit vericidir.

Şu aşamada ayrıntılı irdelemeye girmeden 3 önemli noktaya dikkat çekmek istiyoruz :

  1. “…eğitim ve sağlık parasız, kaliteli ve ulaşılabilir olacaktır.” son derece yerindedir, nasıl yaşama geçirilebileceği de bu ilkenin benimsenmesi ölçüsünde önemlidir.
  2. “AB müktesebatına uyum sağlanacak, AB’ye tam üyelik hedeflenecektir.” noktasında farklı düşünüyoruz. AB’nin emperyal – sömürgen bir yapı olduğunu, gelecek vaadetmediğini ve en önemlisi TAM BAĞIMSIZLIĞIMIZIN bitmesi olarak görüyor – biliyor ve onaylayamıyoruz.
  3. Kürt sorunueşit yurttaşlık temelinde, ulusal bütünlük ve toplumsal uzlaşı ile çözülecektir.” önermesinde çok düşülen bir yanılgının yinelendiğini düşünüyoruz. Daha önceleri de web sitemizde bu konuyu birkaç kez işledik ama bir kez daha açıklayalım :
“Eşit yurttaşlık”, bir ülkede toplulukların (halkların, milliyetlerin, cemaatlerin) birbirlerine eşitliği temelinde kurulan sistemi anlatır. Farklı etnisite ve inanç topluluklarının hukuksal-siyasal olarak tanınması; farklı toplulukların birbirleri karşısında konumlandırılması demektir. Bu etnikçi anlayış, bir tür yeni-feodalizm icadıdır.
Oysa CHP Programı, devletin yurttaşların etnik köken, inanç, cinsiyet, vb. topluluk özellikleri karşısında kör kalmasını, bunlardan bağımsız olarak her yurttaşın birey olarak eşitliğini yükseltir. Bizim için “eşit yurttaş” değil, “yurttaşların eşitliği” ilkesi esastır. 
“Kürt sorunu” na böyle yaklaşıyorsa, anayasanın “ilk dört maddesinin güçlendirilmesi” hedefine ulaşamayacağı çok açıktır. Üstelik tam tersine, böylesi bir yaklaşım Anayasanın ilk 4 maddesini içeriksiz, güçsüz ve temelsiz bırakacaktır. Bu yaklaşım, CHP için çok açık olan “ilk dört madde kırmızı çizgimizdir” ilkesini reddetmek anlamına gelmektedir.
Konunun izleyen günlerde netleştirilmeei ve yersiz kavram karmaşasına yer verilmemesi gerekir. Kavramların yerli yerinde, doğru, bilinçli kullanılması zorunludur. Hele hele nazik ulusal konu ve sorunlarda..
Sayın Kılıçdaroğlu ve özenle oluşturacağı MYK’ya, Kurultaydan çıkacak Parti Meclisine, TBMM grubuna, tüm örgüte ve ülkemizin bu ağır bunalımdan çıkarılması için çaba göstermek zorunda olan tüm yurttaşlara… hepimize kolay gelsin… Önümüzdeki 2 yıl, 2018 ve 2019 Cumhuriyetimizin geleceği açısından kırılma yılları olmasın; kuşatmayı mutlaka yaralım!

Sevgi ve saygı ile. 04 Şubat 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

TBB : Yeni TBMM’den CUMHURİYETİN TEMEL İLKELERİ ÇERÇEVESİNDE ÖNCELİKLİ BEKLENTİLERİMİZ

tbb_logosu

YENİ PARLAMENTODAN ve KURULACAK OLAN HÜKÜMETTEN ANAYASA’NIN İLK 3 MADDESİNDE İFADESİNİ BULAN CUMHURİYETİN TEMEL İLKELERİ ÇERÇEVESİNDE ÖNCELİKLİ BEKLENTİLERİMİZ

  1. Güçler ayrılığı ilkesi gözetilerek, demokrasimizin yeniden yönetebilir hale gelmesi,
    yargının yeniden adalet dağıtabilmesi amacıyla devletin, çağdaş ölçütlere uygun biçimde yeniden yapılandırılması; adil yargılama yapabilen, tarafsız, bağımsız ve hesap verir bir yargının kurulması. Bu çerçevede, acilen kapsamlı bir yargı reformunun gerçekleştirilmesi.
  2. Yargıya güvenin sağlanması. Bunun için, Anayasa Mahkemesi’nin oluşumunun yeniden düzenlenmesi; HSYK’nın, Hakimler Yüksek Kurulu ve Savcılar Yüksek Kurulu olarak,
    liyakati ve katılımcılığı esas alır şekilde, siyasi iktidardan tamamen bağımsız olarak
    yeniden yapılandırılması.
  3. Avukatın yargının kurucu unsuru olduğunu herkesin içine sindirmesi için Türkiye Barolar Birliği’nin önerilerinin yaşama geçirilmesi. Bu çerçevede; TBB tarafından yapılacak
    avukatlık sınavının yasalaştırılması, TBB’nin bir temsilcisinin Hakimler Yüksek Kurulu’na,
    bir temsilcisinin de Savcılar Yüksek Kurulu’na alınması.
  4. Avukatın, kanunlarda yazılı temel hakları bireylerin kullanımına sunmak suretiyle
    “kişiyi, vatandaş yapan” meslek insanı olması sebebiyle, çağlar boyunca demokrasinin lokomotifi olduğu gerçeği de dikkate alınarak, avukatlık meslek alanını daraltan
    bütün düzenlemelerin kaldırılması.
  5. Baroların ve avukatların idareden tam anlamıyla bağımsız olmasını sağlayacak, avukatlık meslek onurunu koruyacak şekilde hazırladığımız Avukatlık Yasası taslağımızın yasalaşması.
  6. Cumhurbaşkanının öncelikle Anayasal sınırlarına çekilmesinin sağlanması,
    ardından parlamenter hükümet sistemine uygun şekilde görev,
    yetki ve sorumluluklarının yeniden düzenlenmesi.
  7. Mevzuat taraması yapılarak Anayasa ve insan hakları çerçevesinde mevzuat denkliğinin sağlanması ve yasa tekniğine tümüyle aykırı olan “torba yasa” uygulamasından vazgeçilmesi.
  8. Her türlü ırkçı, mezhepçi, cinsiyetçi, düşmanlaştırıcı, kutuplaştırıcı söylemden uzak durulması. Ayrımcı tüm yasa ve düzenlemelerin ayıklanması, idari uygulamalara son verilmesi.
  9. Her bireyin inanç ve ibadet özgürlüğünü tanıyan ve koruyan laiklik ilkesinin,
    devletin temel ilkesi olarak tesisi.
  10. Siyasi Partiler Kanunu ve seçim kanunlarının; özellikle siyasi partilerde parti içi demokrasinin sağlanmasını, seçim barajının düşürülmesini, siyasetin yalnızca maddi gücü olanlar tarafından yapılabilen bir uğraş olmaktan çıkarılıp, mali kaynaklarının saydamlaştırılmasını gerçekleştirecek biçimde yeniden düzenlenmesi.
  11. Kapatılan Meclis soruşturmalarının yeniden açılarak, adil yargılanma esasları çerçevesinde, vicdanları tatmin edecek şekilde yürütülmesi. Yolsuzluk soruşturmasını yürütenlere yönelik
    adli ve idari baskıların sona erdirilmesi.
  12. Terör örgütü PKK’ya taviz verilmeden;
    Ülkemizin bölünmez bütünlüğünden vazgeçilmeden,
    Kürt sorununun insan hakları ve demokrasi temelinde, çoğulcu, katılımcı yöntemler benimsenerek, eşit yurttaşlık temelinde çözülmesi. Ülkenin; doğusunun, batısının, kuzeyinin, güneyinin ve merkezinin sanayi ve ticaret ağıyla birbirine ayrılmaz şekilde bağlanması. Komşularımızla ilişkinin, ticaret yoluyla taçlandırılması.
  13. MİT TIR’ları konusunun Meclis tarafından araştırılması. Ülkemizi savaş alanına
    her an çevirebilecek olan IŞİD’e desteğin derhal kesilmesi. Komşularımızın toprak bütünlüğüne yönelik her türlü hareket ve söylemden vazgeçilmesi. “Yurtta Barış, dünyada barış” ilkesinin yeniden tesisi. Mezhepçi, hayalperest dış politikadan vazgeçilmesi.
  14. Gezi olaylarında yaşamını yitirenlerle ilgili soruşturmaların titizlikle yürütülmesinin sağlanması.
  15. Uludere‘de yapılan hava operasyonunda yanlış olduğu söylenen istihbaratın kaynağının açıklanması, soruşturmanın yeniden açılması.
  16. Toplumun şiddetten arındırılması. Şiddet ve şiddetin temel sebebi ayrımcılığa karşı,
    insan sevgisini merkeze koyan bir eğitimin anaokulundan başlayarak verilmesinin
    hükümetler üstü bir ulusal politika olarak benimsenmesi.
  17. Düşünce özgürlüğü ve basın özgürlüğünün önündeki yasal, idari ve adli engellerin kaldırılması.
  18. Üniversitelerin bilimsel ve idari bağımsızlığa, mali özerkliğe kavuşturulması.
    Milli eğitimin, akılcı-bilimci bir anlayışla ve Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerine sahip çıkacak kuşaklar yetiştirmek üzere yeniden yapılandırılması.
  19. Sendikal özgürlüklerin ve sivil toplumu oluşturan öbür örgütlenme özgürlüklerinin önündeki engellerin kaldırılması.
  20. Alın terinin karşılığının verilmesinin sağlanması; toplumsal barışın önündeki en büyük engel olan gelir dağılımımdaki uçurumun giderilmesi.
  21. İş sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinden ödün verilmesinin, insan yaşamı üzerinden
    kar elde edilmesinin mutlak biçimde engellenmesi. Soma ve Ermenek faciaları unutulmadan, maden ocaklarının teknik ve hukuksal durumlarının tümüyle gözden geçirilmesi,
    iyileştirme yapılamayanların derhal kapatılması.
  22. Demokrasi içinde kalkınma hamlesine başlanması. Sürdürülebilir bir ekonomik kalkınmanın, ileri teknoloji kullanılarak, Türkiye’de çıkan hammaddeye dayalı sanayileşme modeli ile sağlanması. AVM’lere dayalı tüketim ekonomisinden, tasarrufu teşvik eden üretim ekonomisine geçilmesi.
  23. Rant uğruna doludizgin yürütülen ve geleceğimizi tehdit eden çevre katliamına son verilmesi. Tarım ve toprak reformuna başlanması.
  24. Türkiye’de 8.5 milyon engelli vatandaş için Anayasa’da pozitif ayrımcılık hükmünün
    toplumsal yaşamın her alanında eksiksiz olarak uygulanması.
  25. Gençliğimize karşı biyolojik saldırı haline gelmiş olan madde bağımlılığına karşı sürdürülebilir ciddi bir devlet politikasının derhal hayata geçirilmesi.

Türkiye Barolar Birliği
http://www.barobirlik.org.tr/Detay63190.tbb

===========================================

Dostlar,

Ülkemizin ne çok ve yakıcı sorunu var..
TBB (Türkiye Barolar Birliği) 25 maddelik bir ivedi çağrı yapmıştı..
Türkiye’nin bir an önce normalleştirilmesini ve bu yaşamsal sorunlara hızla çözüm üretilmesini istiyoruz.

Bildik birilerinin derin siyasal kaygı ve bitmeyen beklentileri, akıllarını çoook aşan politik hırsları… yüzünden kurgulanan yapay gündem girdaplarından bir an önce kurtulmak istiyoruz.

Siyasal ikballeri ve dokunulmazlık kalkanlarının ne pahasına olursa olsun sürmesi için
ülkemizi ateşe atan ve bölünmenin – içsavaşın kritik sınırına sürükleyen siyasal aktör ve kurumların derhal dışlanmasını istiyoruz..

Listeye eklenebilecek birkaç madde daha var..
Ama SAĞLIK HAKKI ile SOSYAL GÜVENLİK HAKKINI özellikle öne çekmeliyiz.
Çağrı Metninin hazırlanmasına emek veren TBB‘ne (Türkiye Barolar Birliği) teşekkür ederiz.

Çağrı metnini önemi nedeniyle öne çıkarmak istiyoruz.
Altına imza koyuyoruz.
Türkiye’nin gündemi bu sorunlarla baş etme maratonuna çevrilmelidir.

Sevgi ve saygı ile.
28 Temmuz 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

“Bilimsel, Laik, Anadilde Eğitim Mitingi”


Dostlar
,

Alevi örgütlerinin ve Eğitim Sen’in çağrısıyla, 8 Şubat 2015’te Kadıköy’de yapılan mitingde aşağıdaki başlığı içeren pankart taşındı ve söylemler dillendirildi.

Bu ülkenin yurttaşlarının ANA – ESAS – TEMEL – BİRİNCİL – RESMİ dili
(Main, Basic, Essential, Primary, Principal, Official) TÜRKÇE‘dir.

Anne (mother) – doğal (native) dili başka başka diller olabilir..

Türkçe’nin bu bağlamda talihsizliği, yukarıda eşanlamlılarıyla verdiğimiz
ANA sözcüğünün 2. sırada verdiğimiz ANNE sözcüğü ile de eşanlamlı olmasıdır.

Bu ayrımı yapalım ve diyelim ki; ülkede eğitim ANADİLDE – RESMİ DİLDE.. olur.
Bu dil Türkçe’dir. Türkiye’nin Anayasada tanımlanan resmi dili Türkçe’dir (Anayasa md. 3). Dolayısıyla kamusal alanda bu dil, ANA DİL kullanılacaktır. Hepimizin birliğinin sigortasıdır. Üstelik Anayasa’nın ilk 3 maddesinin değiştirilmesinim önerilmesi de Anayasanın 4. maddesi ile engellenmiştir.

Bunun dışında tüm diller – kültürler – inançlar saygıdeğerdir ve varsıllığımızdır.
Yaşanmalı ve yaşatılmalıdır.

Ayrıca insanlar pek ala “2 ana dilli” de olabilirler.
Ülkenin resmi dili tüm yurttaşların ana dilidir,
öte yandan kişinin annesinin dili ana dili olmayabilir.

Örn. Yaşar Kemal’in ana dili Türkçe; annesinin dili Kürtçe’dir.
Bu bağlamda sitemizde yazdığımız aşağıdaki yazıyı okuyabilirler..

YAŞAR KEMAL’in ANA DİLİ ??
(http://ahmetsaltik.net/2015/01/19/29738/)

Pek çok çift anadilli yurttaşımız vardır.
Tek resmi ANADİL birlikte yaşam – iletişim için güvencedir.

Emperyalizmin oyunlarına gelmeyelim,
ULUS DEVLET BİRLİĞİMİZİ KORUYALIM.
7/8 Şubat 2015 gecesi Ulusal Kanal Ceviz Kabuğu programında telefonla bağlanarak
bu bağlamda düşüncelerimizi yaklaşık 11 dakika sunduk..

Sevgi ve saygı ile.
09 Şubat 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

=======================================

Laik, Bilimsel, Demokratik,
Anadilde Eğitim İçin Alanlardaydık

http://www.ttb.org.tr/index.php/Haberler/egitim-5135.html, 09 Şubat 2015

Alevi örgütlerinin ve Eğitim Sen’in çağrısıyla, 8 Şubat 2015 Pazar günü Kadıköy’de gerçekleştirilen “Bilimsel, Laik, Anadilde Eğitim Mitingi”nde onbinler buluştu.

Kadıköy Boğa ve Numune Hastanesi önü olmak üzere iki buluşma noktasında toplanarak Kadıköy Meydanı’na yürüyen on binler AKP’nin gerici politikalarına karşı “eşit yurttaşlık hakkı”, “bilimsel ve laik eğitim” istemlerini yansıtan pankart
ve dövizler taşıdı.

Mitinge Türk Tabipleri Birliği adına 2. Başkan Prof. Dr. M. Raşit Tükel’in de katıldığı hekimler TTB-İstanbul Tabip Odası’nın “Laik, Bilimsel, Demokratik, Anadilde Eğitim” pankartı arkasında katıldılar.

Mitingde AKP Hükümeti’nin eğitimi ve yaşamın tüm alanlarını gericileştirmeye dönük politikalarına karşı laik, bilimsel eğitim için mücadele edileceği vurgulandı
ve 13 Şubat 2015 günü gerçekleştirilecek eğitim boykotuna çağrı yapıldı.

Mitingde ortak basın açıklamasını, organizasyon komitesi adına
Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Baki Düzgün okudu.

  • “Eğitimi tekçi bir şekilde düzenlenmek isteniyor. Devletin Türk-İslam sentezi politikaları ile insanlar ayrıştırılıyor” diyen Düzgün, meslek liselerinin ucuz işgücü olarak görüldüğünü belirtti.
  • “Hırsızlık, talan diz boyu” diyen Düzgün, kendilerinin eşit yurttaşlık talep ettiğini ancak Cumhurbaşkanı’nın “İsteseniz de istemeseniz de Osmanlıca öğreneceksiniz” dediğini anımsatarak, devletin en tepesinin en gerici söylemleri kullanmasının
    kabul edilemeyeceğini belirtti.
  • “Oysaki laiklik her inanç her bireye eşit yaklaşmayı gerektiriyor” diyen Düzgün, emek ve demokrasi güçleri olarak tehlikenin farkında olduklarını,
    bütün güçlerin gericiliğe karşı seferber edileceğini belirtti.

Birgül Ayman Güler – Süheyl Batum basın duyurusu – 27.9.2013


Dostlar,

İzmir Milletvekilli ve CHP Parti Meclisi Üyesi Sayın Prof. Dr. Birgül Ayman Güler ve
Eskişehir Milletvekili Sayın Prof. Dr. Süheyl Batum birlikte bir basın duyurusu yayınladılar..

İlki Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi (Ankara Üniv. SBF),

İkincisi Anayasa Hukuku profesörü (İstanbul Üniv. Hukuk Fak.) dostlarımız – arkadaşlarımız olan 2 sayın milletvekili, tarihsel değerde bir basın duyurusu yayımladılar..

Tam bir ders gibi..

Üniversite ders kitaplarında yer alacak bir içerik..

Sayın Atilla Kart da ve kafaları karışık olan her-kesin, -CHP yönetimi de dahil-
özenle, sindire sindire okumaları ve derslerini alarak kendilerini yeniden konumlandırmalarını dileriz

Türkiye, herkesin sözlerini çok tartarak kullanması gereken kritik günlerden geçiyor..

BOP Eşbaşkanı Talihsiz T.C.’nin Başbakanı RT Erdoğan,
saatler sonra sözde “açılım – demokratikleşme” paketini açıklayacak..

Türkiye’yi prangalarından kurtacaklarmış.. neler neler.. Kamuoyu geriliyor..

BDP Eşbaşkanı Selahattin Demir fırsatı kaçırır mı??

  • “Kürdistan’ın gaspedilen adı da Kürdistan olacak mı??”

“Tunceli, Dersim olsun”.. demek ki, bu salvo için zemin idi..
Çıta artık daha yukarıda..

Garipsemedik; “tuluat” ya da oryantal politik “düet” sürüyor..

Ne yazık ki, yığınlar şark tiyatrosunun pek farkında değil galiba..

Prof. Güler ve Prof. Batum’un kritik uyarısı bekleneni verebilecek mi acaba?

Ama vermeli..

Sevgi ve saygı ile.
29.9.13, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

===================================

BASIN DUYURUSU

Birgul_Ayman_Guler_ve_Suheyl_Batum
İzmir Milletvekilli ve
CHP Parti Meclisi Üyesi
Prof. Dr. Birgül Ayman Güler,
Eskişehir Milletvekili
Prof. Dr. Süheyl Batum
ile birlikte
basın duyurusu yayınladı.

27 Eylül 2013
Ankara

 

Sayın Atilla Kart, CHP’nin milletvekili sıfatıyla CHP Anayasa taslağındaki
bazı önerilerle ilişkili olarak “kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi, karalama ve spekülasyonlara yol açılmaması amacıyla” bir açıklama gereği duymuş ve
kamuoyuna bir basın açıklaması yapmıştır. Bu açıklamada, CHP Anayasa taslağında

  • “ortak vatan – tek devlet” ile “eşit yurttaşlık”

önerildiğini; “ilk 4 maddenin güçlendirilmesi”nin de önerilerimiz arasında yer aldığını belirtmektedir.

Bu açıklama, Sayın Atilla Kart’ın anayasaya yaklaşımı konusunda kamuoyunda var olan CHP ilke ve değerlerine aykırılık yönündeki endişelerin haklı olduğunu ortaya sermiş ve sabit hale getirmiştir.
  • “Ortak vatan”, ulusal siyasetin temsilcisi olan CHP’nin değil, etnik siyasetin temsilcisi olan partilerin değeridir.
Vatan, üzerinde yaşayan toplumun “ulus” haline geldiği siyasi sistemlerin coğrafyasıdır.
– Vatanın “ortak” olması için, bir coğrafyada birden çok ulusun tanımlanmış olması gerekir.CHP’nin temel değerlerine göre Vatan, üzerinde vatandaşlık bağıyla yaşayan
her bir yurttaşındır; hepimizindir.Bizim için “ortak vatan” değil “hepimize ait olan tek vatan” vardır. 

“Tek devlet”, CHP terminolojisinde yer almaz. Bu da etnik siyaset yapanların kamuoyunu serinletmek amacıyla kullandıkları bir terimdir. Bizim açımızdan konu,
yine etnik siyasetin ve bunun yanı sıra yeni Osmanlıcılık rüyası gören bazı
dinci çevrelerin federal devlet özlemlerine karşı savunduğumuz
“üniter – tekçi devlet”ten ibarettir. 
“Eşit yurttaşlık”, bir ülkede toplulukların (halkların, milliyetlerin, cemaatlerin) birbirlerine eşitliği temelinde kurulan sistemi anlatır.
Farklı etnisite ve inanç topluluklarının hukuki-siyasi olarak tanınması;
farklı toplulukların birbirleri karşısında konumlandırılması demektir.Bu etnikçi anlayış, bir tür yeni-feodalizm icadıdır.Oysa CHP Programı, devletin yurttaşların etnik köken, inanç, cinsiyet, vb. topluluk özellikleri karşısında kör kalmasını, bunlardan bağımsız olarak her yurttaşın birey olarak eşitliğini yükseltir.

Bizim için “eşit yurttaş” değil, “yurttaşların eşitliği” ilkesi esastır. 
Sayın Kart anayasaya ve evrensel kavramlara böyle yaklaşıyorsa,
anayasanın “ilk dört maddesinin güçlendirilmesi” hedefine ulaşamayacağı çok açıktır.
Üstelik tam tersine İlk 4 maddeyi içeriksiz, güçsüz ve temelsiz bırakacaktır.
Bu yaklaşım, CHP için çok açık olan “ilk dört madde kırmızı çizgimizdir” ilkesini reddetmek anlamına gelmektedir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur. 27 Eylül 2013, Ankara
Prof. Dr. Birgül AYMAN GÜLER                                    Prof. Dr. Süheyl BATUM
CHP İzmir Milletvekili, PM Üyesi                                   CHP Eskişehir Milletvekili

Alevilerin EŞİT YURTTAŞLIK MİTİNGİ Ankara’da yapıldı..

Alevilerden ‘Eşit yurttaşlık’ mitingi

Alevi Dernekleri Federasyonu (ADF) ve Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) öncülüğünde Alevi vatandaşların katılımıyla Sıhhiye Meydanı’nda ”Laik, demokratik Türkiye için eşit yurttaşlık” mitingi düzenlendi.

Alevi vatandaşların düzenlediği “laik, demokratik Türkiye için eşit yurttaşlık” mitinginde binlerce kişi bir araya geldi.

Ankara Sıhhiye meydanında yapılan miting EŞİT YURTTAŞLIK temalı idi.

Türkiye’nin çeşitli illerinden gelen, yurttaşlar, sabah saatlerinde Ankara Garı önünde toplandıktan sonra Sıhhiye’ye doğru yürüyüşe geçti. Ellerinde

– “Cemevleri ucube değil ibadethanemizdir”,
– “Zorunlu/sorunlu din derslerine hayır”,
– “Laik; demokratik cumhuriyet”,
– “Savaşa hayır”,
– “Yalnızca vatan değil evladım da sağolsun”

şeklinde pankart ve döviz taşıyan binlerce kişinin meydana ulaşmasıyla başlayan mitinge,
bazı siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları da destek verdi.

Aralarında İlhan Cihaner, Hüseyin Aygün, Veli Ağbaba, Aylin Nazlı Aka ve Musa Çam‘ın da bulunduğu bazı CHP’li milletvekilleri, BDP Muş Milletvekili Demir Çelik, CHP genel başkan yardımcıları
Nihat Matkap ve Gökhan Günaydın, KESK Genel Başkanı Lami Özgen ve Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık’ın da katıldığı mitingde, Sol Açık ve Çarşı taraftar gruplarının bazı üyeleri de yer aldı.

Miting, Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişini Veliyettin Ulusoy’un sözleriyle başladı

Alevi Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Hüsniye Takmaz, Alevileri tehdit olarak gösteren zihniyetin son 10 yılda kendini daha çok hissettirmeye başladığını savunarak;

Türkiye’de tek inançlı ve tek mezhepli zihniyet doğrultusunda tek tip insan yetiştirilmeye çalışıldığını ileri sürdü.

Kimsenin inancıyla sorunları olmadığını belirten Takmaz, aydın ve çağdaş sünni vatandaşları da yanlarında görmek istediklerini söyledi.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın TBMM’nin üzerinde bir kurum gibi çalışmasını asla kabul etmiyoruz.”

ifadesini kullanan Takmaz, laik ve demokratik bir hukuk devletinde fetvalar olamayacağını,
milyonlarca Alevi vatandaşın yok sayıldığını iddia etti.

“4+4+4” eğitim sistemini “4-4-4=0” olarak niteleyen Takmaz,

birçok seçmeli dersin “öğretmen yok, sınıf açılamaz” denilerek seçtirilmediğini ileri sürdü.

Takmaz, “Bizim, Kur’an-ı Kerim ya da Hazreti Muhammed’in hayatıyla derdimiz yok. Hazreti Muhammed döneminin devrimcisiydi. Türkiye’de Hazreti Muhammed’in hayatını anlatabilecek bir yiğit var mı? Bunlar anlatsa anlatsa Muaviye’nin hayatını anlatır.” diye konuştu.

Takmaz, Türkiye’nin “haksız bir savaşın” içinde yer almasına istemediklerini de dile getirdi.

‘Zorunlu din dersini kaldıran bir anayasa hepimizin ihtiyacı’

Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Selahattin Özel de, hükümetin çözeceğiz dediği her konuyu eline, yüzüne bulaştırdığını iddia ederek Alevi çalıştayları ardından Alevi düşmanlığının arttığını, evlerin işaretlenmeye başlandığını söyledi.

Türkiye’nin Alevi-Sünni diye bölündüğünü savunan Özel;

nefret tohumları ekenlerin nefret biçeceğini ifade etti. Özel, “Hükümet ile bürokrasi kendileriyle ilgili sorunları çözmek yerine Alevilerin halletmesi gereken iç sorunlara müdahil olmaya kalkıp, Alevilerin kendilerini nasıl tanımlaması gerektiğini belirlemeye kalkıyor, cemevlerinin ibadethane olup olmadığına kendileri karar vermek istiyor, kendilerine düzmece muhatap yaratmaya çalışıyorlar. Bundan vazgeçin.” diye konuştu.

Suriye’de yaşanan olaylardan yola çıkarak Alevi ve Sünnilerin karşı karşıya getirilmek istendiğini söyleyen Özel, savaş çığırtkanlığı yapılmamasını ve savaşa karşı durulmasını istedi.

Sanatçılardan destek

Konuşmaların ardından sahneye çıkan Arif Sağ, Musa Eroğlu ve Yavuz Top da sazlarıyla ve türküleriyle vatandaşlarla bir araya geldi. Sivas’ta hayatını kaybeden Muhlis Akarsu’nun anısına da sahneye üzerinde Akarsu’nun fotoğrafı ve sazın bulunduğu bir sandalye yerleştirildi.

Mitingde aralarında Arif Sağ, Belkıs Akkale, Cahit Berkay, Derya Alabora, Edip Akbayram, Eşber Yağmundereli, Fazıl Say, Halil Ergün, Hüseyin Turan, İlyas Salman, Kerem Alışık, Menderes Samancılar, Musa Eroğlu, Onur Akın, Selda Bağcan, Tarık Akan, Suavi, Tuncel Kurtiz, Volkan Konak, Yaşar Kemal ve Yavuz Bingöl‘ün de bulunduğu sanatçı ve yazarların imzaladığı deklarasyon da okundu.

Sanatın gücünü unutmadan birleşmeli ve beraberce yan yana durmalıyız.” denilen bildirgede,
mitingin önemsendiği ve desteklendiği belirtildi. Sahneye çıkan sanatçıların

Uzun ince bir yoldayım“ın da bulunduğu bazı türkülerin seslendirilmesi ardından miting sona erdi.

Arama noktasında gerginlik

Mitinge katılmak üzere alana gelen bir grup, polisin aramasına tepki göstererek polis barikatı yıkarak alana girmek istedi. Polisle grup arasında yaşanan arbedede bazı polisler yere düştü. Polisin biber gazıyla müdahale ettiği olay sırasında, bazı miting görevlileri de gruba engel olmaya çalıştı.

Çok sayıda vatandaşın katıldığı mitinge çevre illerden gelenleri taşıyan otobüsler, Celal Bayar Bulvarı üzerinde uzun kuyruklar oluşturdu. Havanın sıcak olması nedeniyle mitinge katılanların bir kısmı Sıhhiye Köprüsü altında durdular. Çok sayıda polisin görev aldığı miting alanı, etkinlik süresince polis helikopteri ve yakındaki binaların çatılarındaki keskin nişancılar tarafından da gözlendi.

Alevi-Sünni hiç fark etmez herkes destek olmalı!

(Basın ve Cumhuriyet portalı, 7 Ekim 2012)