CUMHURBAŞKANINA HAKARET SUÇU KALDIRILMALIDIR

CUMHURBAŞKANINA HAKARET SUÇU KALDIRILMALIDIR

İfade özgürlüğü yalnızca muhtemel sayılan düşüncelere bağlı değil; incitici, endişe verici düşünce açıklamaları için de geçerlidir. 1960’tan bu yana AİHM’nin verdiği kararlar bu yöndedir. AİHM kararlarına göre böyle durumlarda “rahatsız da olsanız, şoke de olsanız” düşünceyi iletme özgürlüğü var olmalı ve hiçbir yaptırım ile karşılaşmamalıdır. 
Bizim Ceza Kanunumuzda yer verilen gerek Cumhurbaşkanına hakaret suçu ve gerekse basit hakaret suçu ve özellikle siyaset yapanlara, siyasi parti genel başkanlarına karşı hakaret suçunun sınırlarının oldukça dar anlaşılması gerekmektedir.

  • Siyasetçilere yapılan eleştirileri hakaret nedeniyle baskı altına almaya kalkmanın, demokratik bir toplum üzerinde “düşünmeye ve düşünmeyi açıklama özgürlüğüne caydırıcı” bir etki yapacağı kesindir.

Siyaset yapanlara karşı eleştirilere yaptırım uygulamaya kalkmak, ifade özgürlüğünün kullanılmasına karşı “SOĞUTMA EFEKTİ” yapılmasına neden olur. Yani; eleştiriye, hatta siyasetçiye hakarete karşı yaptırım uygulanması ifade özgürlüğünün önünde otosansürü tetikleyen bir işlev görür ki bu demokrasiyi ve de düşünce özgürlüğünü yok eder. 

Siyasetçiler topluma mal olmuş ve topluma açık, saydam ve her yönü bilinen kişilerdir. Bu tür sarsıcı eleştirileri daha hoşgörülü karşılamaları gerekir. AİHM bu yöndeki kararlarında

  • “Bir siyasetçiye yönelmiş olan eleştiri alanı diğerlerine göre çok daha geniştir. Oysa siyasetçilerin daha hoşgörülü daha tahammüllü olması gerekir. Kendisine karşı bu tarz laflar olabilir, bunlara tahammül gösterilmesi gerekir.” diyor.

AİHM’ye göre yalnızca bir tek durumda medyada ifade edilen haber ve yazılar için hapis cezası öngörülebilir. O da nefret söylemi ve şiddet çağrısının yapılmasıdır. 

AİHM, Kurulu düzene saldıran, şoke eden ya da toptan reddeden fikirlerin aktarılması söz konusu olduğunda, ifade özgürlüğünün daha da önemli olduğunu vurgulamaktadır. (Dalgalar Üzerindeki Kadınlar ve Diğerleri – Portekiz kararı.) AİHM, dava konusu ifadelerin şiddete tahrik ya da nefret söylemi taşımaması gerektiğini kararlarında sık sık vurgulamakta ve Nefret Söylemi bulunmayan ifadelerin provokatör, kaba, rahatsız edici, şoke edici olmasının olağan olduğunu kabul etmektedir.

‘Korku tüneli’ 

Görülmektedir ki Cumhurbaşkanına hakaret suçunun bizim hukukumuzda ağır yaptırımlarla karşılık bulması, bunun giderek yaygın hale gelmesi, her eleştiri yapan hakkında bu tür yaptırımların yerli yersiz uygulanması AİHS ve uluslararası sözleşmelere aykırıdır.

Hele Cumhurbaşkanının partili olduğu ve siyasi iktidarın başında bulunduğu bir dönemde bu toleransın daha geniş olması gerekirken bizzat cumhurbaşkanı ve avukatları tarafından adeta bir “korku tüneli” yaratılmak istenmesi demokrasi için yadırgatıcı bir durumdur.

  • Türkiye’nin demokratik toplum olma yolundaki engellerin başında Cumhurbaşkanına hakaret suçunu düzenleyen TCK 299. maddesi gelmektedir. 

Bu da Türkiye’de düşünce özgürlüğünün kullanılması yönünde önemli bir soğutucu etki yapmaktadır. İşte bu yüzden insanların baskı var, korku imparatorluğu var gibi söylemleri ülke dışında haklılık bulmakta ve özellikle bu durumu kullanmak isteyen Fetö’cüler de kendileri için bir umut ışığı olarak bu propagandaya sığınmaktadır.  

AİHM AKP’den yanıt bekliyor: Cumhuriyetçiler neden tutuklu?

AİHM AKP’den yanıt bekliyor: Cumhuriyetçiler neden tutuklu?

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)
Gazetemiz yazar ve yöneticilerinin AİHM’ye yaptığı başvurunun öncelikli olarak ele alınmasının kabulünün ardından, mahkeme dün Türkiye’ye savunma için 2 Ekim’e kadar süre verdiğini açıkladı.

226 gündür cezaevinde tutulan Cumhuriyet Gazetesi yazar, çizer ve yöneticilerinin AİHM’e yaptığı başvurunun öncelikli olarak ele alınmasının kabul edilmesinin ardından, mahkeme dün Türkiye’ye savunma için 2 Ekim’e kadar süre verdiğini açıkladı.

Genel Yayın Yönetmenimiz Murat Sabuncu ile tutuklu bulunan diğer 9 Cumhuriyetçinin yaptığı başvurunun ardından Mahkeme, Türkiye’nin hangi gerekçelerle tutukluluk kararını verdiğini açıklamasını istedi.

Başvuru beklemede

Ekim 2016’dan bu yana tutuklu bulunan Cumhuriyet’ten 10 kişinin karara itiraz ettiği de anımsatılırken, AİHM’den yapılan açıklamada AYM’ye yapılan başvurunun beklemede olduğuna da işaret edildi. Başvurunun AİHS’nin 5’inci maddesinin 1, 3 ve 4’üncü bendindeki, özgürlük ve güvenlik hakkı; 10’uncu maddesindeki, ifade özgürlüğü ve 18’inci maddedeki hukuksal kısıtlamalar nedeniyle yapıldığı ve 10 gazetecinin, geçici tutukluluklarına, sürelerine ve ifade özgürlüğüne karşı başvuruda bulunduğu anımsatıldı. Başvuruda, tutukluluklarının hükümete yönelik eleştirel görüşleri nedeniyle olduğuna da işaret edildi. (http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/dunya/759685/AiHM__AKP_
den_yanit_bekliyor__Cumhuriyetciler_neden_tutuklu_.html
, 13 Haz. 2017)
==================================
Dostlar,

Türkiye’nin her bakımdan ve hızla normalleşmeye gereksinimi tartışma dışı.
Bunu yapacak başlıca organ ve yükümlü ise, tabloyu yaratan AKP iktidarı.
Dolandığı kısır döngüden çıkması gerek. Bu öncelikli kendi yararına olacak.
AKP içinde ve Erdoğan’ın yakın çevresinde bu kaçınılmaz gerekliliği görenler elbette vardır. Erdoğan’ın ”çooook zor” bir insan olduğunda kuşku yoktur.
Ancak söz konusu olan Vatandır ve 80 milyon insanın geleceğidir.
Sonu olmayan / daha doğrusu sonu felaket olan bu vahim gidiş durdurulmalıdır.
Oysa iktidar habire hata yapmayı sürdürüyor.. Bu koşullarda başka türlüsü olmaz zaten.

Örn. güncel Katar politikası / politikasızlığı! Alelacele, neredeyse AKP noterine indirgenen TBMM‘den çıkarılan Meclis Kararı ile (Anayasa md. 92) Katar’a ek askeri birlikler gönderme yetkisi alınıyor; öncesinde Katar’a her tür desteğin verileceğini RTE açıklıyor; dün ise Katar’daki Türk askeri birliklerinin bu krizde askeri amaçla kullanılmayacağı açıklanmak zorunda kalınıyor.. Ne diye yaklaşık 3 bin Mehmetçik yollanıyor alelacele o zaman?? Ne hazin ve ne traji-komik.. Ülkemizin saygınlığı ve güvenilirliği yerlerde sürünüyor..

Oysa AKP iktidarı, KADİR-İ MUTLAK TEK ADAMIN GİDEREK KOYULAŞAN TOTALİTER YÖNETİMİNE teslim olmak yerine, Devlet mekanizmasını kullansa, özgür basına kulak kabartsa, üniversiteleri dinlese…. hem ülkede baskıcı rejim yerine katılımcı demokrasi gelişebilir hem de Türkiye hak ve çıkarlarını daha tutarlı ve akıllıca savunur, maskara edilmez..

Son 11 ayda FETÖ gerekçesiyle 50 bin dolayında insan hapse atıldı. Cezaevlerinde yaklaşık 200 bin tutuklu – hükümlü vardı, hiç yer yoktu..
Bir dolaylı / örtük af (infaz düzenlemesi) ile 38 bin kişi erken salıverildi ve adeta ”yer açıldı” cezaevlerinde. AKP karşıtları OHAL rejimiyle kitlesel kırıma uğratılıyor; FETÖ savaşımı da bu kumpasların gerekçesi oluyor. Bu filmi Türkiye en yenilerde Ergenokon – Balyoz ve türevi tuzak davalarda gördü ve artık kimse yutmuyor. AKP = Erdoğan da kendini kandırmasın..

Cumhuriyet ve SÖZCÜ başta olmak üzere, basın emekçilerinin derhal salıverilmesi ve yargılanacaklarsa bunun tutuksuz yapılması gerek.. Onların hepsinin de ”2 damat” gibi sabit ev – iş adresleri var; haklarında her tür kanıt toplandı 7,5 aydır ve Kumpas savcıları gibi kaçmaya da niyetleri hiç yok..

AKP bu ilk adımı hemen atmalı; tersini dayatmak hiçbir şey kazandırmaz!

AYM de bir zahmet, önüne dek gelen bu bireysel başvuruları, işin içyüzünü gözeterek artık adil ve hızlı karara bağlamalı..

Bıkıp usanmadan yazmayı ve uyarmayı sürdüreceğiz..
Bu hasret, bu memleket bizim!

Sevgi ve saygı ile. 14 Haziran 2017, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

PKK 76 Günde 180 Evi Ateşe Verdi!

PKK 76 Günde 180 Evi Ateşe Verdi!

Sevgi ve saygı ile.
29 Mayıs 2016, Ankara
 

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

AYDINLIK Gazetesi ana sayfa – 10 Şubat 2015 ve Türkiye Gündemi


Dostlar

AYDINLIK Gazetesi ana sayfa – 10 Şubat 2015 ve Türkiye Gündemi aşağıda.

Aydınlık Gazetesi - 10.02.2015 Manşeti

Başlıklar yakıcı gündeme işaret etmekte…

AKP iktidarı, Anayasa’nın koruması altındaki (md. 135) kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını dümen suyuna alma girişiminde..
Karşıt ve denetimi dışında tek birim istemiyor AKP..
Bunun adı totaliter despotizm ve giderek faşizmdir.

TMMOB ve destekçi çok sayıda STK artık sokaklarda..
AKP tartışma – uzlaşma zemininden çıkardı dayatmalarını.
Hak aranışı artık ne yazı ki sokaklarda..

Bir yandan da AKP laik – seküler düzeni hoyratça, gözü kara ve hızla tahrip etmekte.
4+4+4 düzeni başlıca saldırılardan biri.
Zorunlu din derslerinin AİHM‘nin yineleyen ve net kararlarına karşın inat ve ısrarla sürdürülüyor.

SOMA işçileri de Ankara’da TBMM önünde..
Kıdem tazminatlarını almaya geldiler. Almadan da gitmeyeceklerini söylüyorlar..

11. CB Bay Abdullah Gül hiç sıkılmadan Huber Köşkü‘nü işgal etmeyi ve
devlete yük olmayı sürdürüyor.. 100 güne yaklaşıyor ordaki işgali.. Yazılan çizilenleri
hiç tınmıyor. Suç işliyor.. göz yumanlar da.. Yargı birşeyler yapmalı.. A. Gül’ün dokunulmazlığı yok.. Zimmet çıkarılmalı, “fuzuli şagil” eylemi mutlaka bitirilmeli.

Bay RTE hiç hesaplamadan önünü – ardını,

“Osmanlıcayı isteseniz de istemeseniz de öğreneceksiniz”

edasıyla apaçık Halife – Sultanlığa oynuyor.

Bay RTE konuşuyor, faize çatıyor gibi tiyatro oynanıyor ve meddahlığın ürünü
% 10 devalüasyon maskelenerek, iktidar korunarak “fiilen” gerçekleştiriliyor.

Tunceli’de 14 yaşındaki oğlu PKK tarafından zorla dağa kaldırılan anne
açlık grevinde.. Bu PKK’nın da aslında sefaletini sergiliyor.. Nerde gönüllü katılım??

Cumhuriyet’in ürünü eşsiz – “kimseye benzemeyen” sanatçı Müzeyyen Senar‘ı da sonsuzluğa uğurladık..

Türkmenler = Irak’ta yaşayan Türkler = Irak Türkleri ne yazık ki kıskaçta ama
Bay RTE ve Bay A. Davutoğlu seçime kilitlenmiş durumda.. IŞİD aşkı gözleri kör etmiş durumda ve oradaki soydaşlar gözden çıkarılmış gibi.. 2 milyona yakın Arap kökenli Suriyeli ülkemizde ve birkaç milyar dolar fatura sırtımızda.. Ya Irak’taki
Türk soydaşlar = Türkmenler?? Üvey evlatlar.. Tam da Sevr’de istendiği ve kurgulandığı gibi..

Ve İP büyümeyi sürdürüyor.. Ciddi ve değerli katılımlar alıyor..

15 Şubat’ta büyük kurultayı var..
Adını değiştirip VATAN PARTİSİ olacak..
Yurtseverleri “6 Ok Programı” çerçevesinde toplamaya devam edecek..
Dileriz asıl sorumlular -CHP- için de bir uyarı olur..

AKP tam da bu arada sözde İÇ GÜVENLİK PAKETİ dayatıyor..
Halka meşru direnme hakkı dışında yol bırakmadılar, şimdi de
sokak eylemlerini kana boğacaklar.. Çok tehlikeli ve sonu olmayan bir yol..

Bir kez daha uyaralım ve sağduyu dileyelim : Bu paketi geri çekin…

Arınç gerçeği gördü : % 50 bize nefretle bakıyor..
Ektiğinizi biçiyorsunuz..

Sevgi ve saygı ile.
10 Şubat 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net

 

Doğu Perinçek AİHM’de Savunma Hakkını Kullanmalıdır!


Doğu Perinçek,
AİHM’de Savunma Hakkını Kullanmalıdır!


İP Genel Başkanı Doğu Perinçek
‘in AİHM’nde (Fransa, Strasburg) 28 Ocak 2015 günü Büyük Daire’de yapılacak temyiz duruşmasına katılmasının mutlaka sağlanması gerekir.

Bu dava, geldiği aşamada salt Doğu beyin değil Türk Devleti’nin,
Türkiye’nin davası olmuştur.
AKP hükümetinin yapmadığını / yapamadığını bir yurtsever T.C. yurttaşı başarmıştır.
Engin tarih, hukuk, siyaset bilimi, yabancı dil … bilgisi ile..
Harman yüreğiyle.. Hiçbir şey beklemeden ama çok şey vererek..
Bu aşamadan sonra Türkiye bir bütün olarak, kale gibi bu davaya sahip çıkmalıdır.
Başlangıçta Dışişleri’nin çekinceleri vardı.. Dava açılsın mı açılmasın mı??
Bu riski göze alamadı AKP hükümeti.. (?)

– “Ya AİHM de aleyhte karar verirse? Ne yaparız?” kaygısı ağır bastı sanırız (?).

Son 2 tümceye “?” koyduk çünkü 23 Nisan 2014 günü dönemin Başbakanı RTE, Ermenilerden neredeyse soykırım özürü anlamına gelecek saçma sapan tümceler kurmuştu.
Bu bakımdan AKP’nin niyetinin / çekincenin içtenliğini sorguluyoruz ister istemez..

AKP iktidarının bu endişeleri artık geride kalmıştır.

AİHM, en azından, bu kararı ile İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜN arkasında net olarak durmuş ve

“ERMENİ SOYKIRIMI EMPERYALİST BİR YALANDIR!”

bağlamında tümcelerin kurulmasının yasaklanamayacağını, eylemin düşünce ve
onun ayrılmaz uzantısı olan düşünceyi açıklama özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gereğini vurgulamıştı.

Her şeyden önce SAVUNMA HAKKI KUTSALDIR ve SON SÖZ SAVUNMANINDIR..

Savunma son sözünü söylemeden karar verilebilir mi?

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu gerçekten içtenlikli ise,
Adalet Bakanlığı’na başvurmalı ve

  • Doğu Perinçek için Yargıtay’dan özel izin istenmelidir.

Böylesi bir istemin ceza muhakemeleri hukukuna aykırı bir tarafı yoktur, olağandır.
İnsanlar tutuklu – hükümlü iken bile cezaevinden gerektiğinde izinle dışarı çıkabilmektedir..
Adalet Bakanı da kendiliğinden harekete geçebilir, geçmelidir.
Gerektiğinde kefaletle de bu izin verilebilir.
Bildiğimiz kadarıyla dosya Yargıtay’dadır ve ilgili 9. Daire’ye doğrudan ya da
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı üzerinden yapılacak yazılı bir başvuru ile

– yurt dışına çıkış yasağının bir güvenlik tedbiri olarak sürdürülmesinin gereğinin olmadığı
– ya da bu özel, meşru, yerinde, hukuka uygun, gereği yapılmadığında doğacak olumsuz durumun gideriminin (telafisinin) olanaksız olması,
– bu önlemden beklenen yararın daha büyük bir sakıncaya yol açabileceği,
– ülkenin ulusal çıkarları karşısında sürdürülmesinin akla – hukuka uygun tarafının kalmadığı…
-… gereğinde kefalet koşuluna bağlanarak
– … gereğinde güvenlik görevlileri eşliğinde
– …..

gibi gerekçelerle yurt dışına çıkış yasağı (özü bakımından geçici bir güvenlik önlemidir)
– geçici
– sürekli
– ya da bu olaya özgü olarak kaldırılması İVEDİLİKLE istenmelidir.

Gereği de aynı duyarlık ve ivedilikle yerine getirilmelidir.

Bay RTE Başbakan iken MİT Müsteşarı savcılıkça ifadeye çağrıldığında,
hukukun ırzına geçilerek “kişiye özel yasa” çıkarılmıştı Yüce TBMM’den birkaç gün içinde..
Oysa hukukun genel ilkelerindendir; yasalar soyut ve genel olmak zorundadır.

Aynı başvuruyu Doğu Perinçek de Yargıtay’a ve ilgili 2 Bakanlığa yapmalıdır.

Eğer dosya Yargıtay’dan AYM’nin “hak ihlali yapılmıştır” kararı üzerine yeniden ve
tutuksuz yargılama amacıyla görevlendirilen Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi ise (bilindiği gibi Özel Yetkili Ceza Mahkemeleri kapatılınca dosyaları Ağır Ceza Mahkemelerine dağıtıldı), yazılı yasal başvuruların bu mahkemelere yapılması gerekecektir.
Kuşkusuz Sn. Perinçek kamu hukuku alanında Doktora yapmış bir hukukçu olarak ve
saygın avukatları bizden çook daha fazlasını ve doğrusunu bileceklerdir.. Türkiye Barolar Birliği’nin de (TBB) tüm hukuksal desteği vereceğini açıklamış olması ferahlık sağlamıştır. TBB başkanı Av. Sayın Prof. Dr. Metin Feyzioğlu da, İstanbul Barosu Başkanı
Sn. Doç. Dr. Ümit Kocasakal da ülkemizin önde gelen Ceza Hukuku uzmanlarıdır.

Hukuk düzeni çaresizlik rejimi değildir.
Son çözümlemede hukuk adaletin aracıdır;
temel işlevi budur,
dolayısıyla bu bağlamda üretmek zorunda olduğu çözümler meşrudur. 

Sivas katliam hükümlülerinin cezaevinde iken çocukları oldu!
İmralı’daki katilin ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası İnfaz Yasası kurallarına uygun mu ?

Bizim önermelerimiz yanlışı örnek göstererek değildir.
Eski deyimle “sui misal misal değildir.(kötü örnek örnek değildir..)

Tümüyle meşru, hukuka uygun ve yasaldır. Kişiye değil olaya / olguya özgüdür ve
ortada ülkemizin yaşamsal çıkarları söz konusudur. AİHM’de tezini en ustalıkla savunacak kişi, favayı açan ve bu aşamaya dek taşıyan Hukuk Doktoru / Avukat Dr. Doğu Perinçek’tir.
Sn. Perinçek, yaşamsal önemdeki AİHM temyiz duruşmasında kendisini değil,
80 milyonluk Türkiye’nin onurunu savunacaktır.

Ulusumuza atılan hayasız soykırım iftirasının engellenmesi için boğuşmaktadır.
Bu kesitte üzerine düşen yapmaktan kaçınanlar, olası ağır olumsuz sonucun da
1. dereceden sorumlusu olacaklardır.

Yarın 12 Ocak’tır.. 28 Ocak’a (2015) dek daha 2 hafta vardır.
İstenirse 1 gün içinde bile olumlu sonuç alınabilir, yurt dışına çıkış izni sağlanabilir.

Böylesi olumlu bir adım, ülkemizin çok gerildiği bir ortamda sosyal psikoloji bakımından da çok yerinde ve yararlı bir adım olacaktır.

Ayrıca unutulmasın; Perinçek hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı, bir hüküm yoktur. Anayasa, AİHS ve evrensel hukuk kuralları gereği yalnızca “sanık” tır ve masumiyet karinesi” gereği henüz suçlu değildir!

Dilerseniz tersini düşünelim bir an için :

* AİHM Büyük Daire’de temyiz kararında Ermeni diyasporasının / İsviçre hükümetinin tezini kabul ederse,

“ERMENİ SOYKIRIMI EMPERYALİST BİR YALANDIR!”

tümcesi artık kurulamayacaktır. Sanırız 45 dolayında ülke bu tümcenin kurulmasını yasaklamış ve ceza yaptırımına bağlamıştır. Bu ülkeler daha da artabilecek,
Tarih uzmanları bile bilimsel veriler doğrultusunda bu yönde bir yargı ileri süremeyecek, makale – kitap vb.  yazamayacaklardır.

Fransız tarihçi Jean Michel Thibaux’nın aşağıdaki davranışı örnek alınmalıdır.

Fransız_tarihci_Jean_Michel_Thibaux_Turk_vatandasi_olmak_istiyor

Dolaylı olarak, reddedilemeyen, reddedilmesi yasaklanan bir olgu “doğruymuş “gibi
kabul görecektir. Bu dolaylı ama yanlış çıkarım, de facto olarak bizim soykırım yaptığımız yönünde dayatılarak bu kez AİHM, Uluslararası Ceza Mahkemesi, BM Genel Kurulu gibi uluslararası zeminlerde tazminat ve giderek toprak isteme boyutlarına taşınabilecektir!

AKP’nin bir “proje” partisi olduğunu, ülkemizi BOP kapsamında parçalamak için,
95 yıl sonra SEVR’i yeniden dayatmak için Başbakan iken RTE’nin 30+ kez
“BOP EŞBAŞKANI” olduğunu itiraf ettiğini hiç unutmamakla birlikte;
AKP’li vicdan sahibi ve yurtsever vekil, yönetici ve özellikle AKP üyesi ve oy vereni yurttaşlarımızdan umudumuzu kesmiş değiliz..
Onlardan yüzü aşkın milletin vekili, 1 Mart 2003 tezkeresine red oyu vererek
ülkemizin ABD tarafından sıcak işgalini engellemişlerdi..

AKP iktidarına bir kez daha sağduyu ve yurtseverlik çağrımızı yineliyoruz.

Her – ke – si üzerine düşen yurt görevini İVEDİLİKLE yapmaya çağırıyoruz.

Hiç kimse zerrece endişe etmesin, Doğu Perinçek kovsanız da, ülkesini 70’i aşan yaşından sonra terk edecek değildir. O, vatanına aşık, yaşamını devrimci savaşıma adamış bir insandır. Yaşamının en az 1/7’si, 11+ yıl hapislerde geçmiştir. AİHM’de tarihsel savunmasını
hukuk ustalığıyla ve gibi aslanlar gibi savunacak, davayı kazanacak ve onurla yurduna dönecektir.

Herhalde bu çok prestijli tablodan salt Doğu Perinçek’i yoksun bırakmak için
ülke çıkarları riske sokulmaz!?

Haydi Türkiye, ilkel kimi dürtüleri bir yana atarak sağduyunun gereğini, sana yakışanı yap..

Not : Makalenin pdf örneği (formatı) için lütfen tıklayınız :

Dogu_Perincek_AIHM’de_Savunma_Hakkini_Kullanmalidir

Sevgi ve saygı ile.
11.01.2015, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net