ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 30 Haziran 2021

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

HANTAL

MSB Akar şirketleştirilme çalışması yapılan MKEK ile ilgili, ”… mevcut yapısıyla, hantal yapısıyla gerekli gelişmeleri sağlaması, ilerlemeyi sağlaması, ileri teknolojiyi kullanması pek mümkün değil.

Devlet gücünü yok etmede başka gerekçe bulunamadı …

DOMUZ

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un kardeşi Oktay Selçuk’un yönetim kurulunda olduğu şirket, son iki yılda başta özel okullar olmak üzere birçok kamu kurumuna 25 milyon 678 bin 159 TL’lik satış yapmış.

Devletin malı deniz, yiyen domuz…

EŞEK

Sabah yazarı Engin Ardıç, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği demokrasi şenliğini eleştiren yazısında, “Bizi eşek yerine koyma Ekrem” yazdı.

Tutkusu…

BİZANSLI

ATV’nin “Kuruluş Osman” dizisinin sezon finalinde, Mustafa Kemal Atatürk‘ün Çanakkale Savaşı’na damga vuran “Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum” sözü, Osmanlı’ya karşı savaşan Bizanslı komutana söyletildi:

“Ben size düşünmeyi değil ölmeyi emrediyorum!”

İçimizdeki Bizanslılar…

SIĞ

AKP’nin Meclise sunduğu Türkiye Kalkınma Bankası (TKM)’nın yapısal değişikliği yasa teklifi geçene dek, birileri bankanın 4.5 milyon hissesini alıp 13 gün sonra 12 katına sattı.

Banka Genel Md. H. Öztop söz konusu hisselerin çok sığ olduğunu (%0.92) söyledi.

Sığ yanıt…

KADI

RTE’nin saray ekibinden Korkmaz Karaca, SBK ile arkadaşmış. Arabasını kullanmış, otelinde kalmış, şirketine sık sık gitmiş.

RTE’nin dava arkadaşı Binali Yıldırım SBK’nın otelinde kalmış. (olmasa şaşardım)

RTE de SBK’nın patronları ile her Türkiye’ye gelişte görüşmüş.

Anayı belleyen kadı…

YALAN/YANLIŞ

RTE, İngiltere’de Covid-19 aşısının 100 Sterline yapıldığını söylemişti.

Orada yaşayan Dr. Turhan Çömez, ücretsiz olduğunu açıkladı.

Bayrak inmeyecek, ezan dinmeyecek!..

NAMAZ

DİB Erbaş, şehirlerarası otobüslerin molalarını namaz vaktine göre ayarlamalarını istedi.

O kolay, şimdi uzaya giderken namaz nasıl kılınacak ona çalışmalıyız…

 CUMHUR

İzmir BŞB’nin depremde hasar gören binaları onarmak için bulduğu kredi, RTE onaylamadığı için alınamıyor.

AKP’nin cumhurbaşkanı Gavur İzmir’e yatırım yapılmasına izin mi vereydi!..

İNAT

Halkın çoğu Kanal İstanbul’un rant projesi olduğunu söylüyor ve yapılmasına karşı.

“İnadına yapacağız!” diyenin inadı kime?..

AKIL

AYM Başkanı Zühtü Arslan, “Aklını başkasına verenden hakim olmaz” diyerek güzel bir çıkış yaptı.

Partili cumhurbaşkanı ile çay toplamak aklına sahip olmak mıdır?..

BAŞ

Sahte ürün ticaretinde dünyada 3. sıradayız.

Balık baştan kokmuş…

YAA

Muhalefetin iktidara geldiklerinde Kanal İstanbul için para ödemeyeceğini açıklaması üzerine RTE, “Devlette devamlılık esastır. Bunlar devlet adamlığını bilmiyor yaa” dedi.

  1. İstanbul Sözleşmesi’ni yürürlükten kaldıranı bir yakalasa ne yapar?
  2. Devlet adamı olmanın ilk koşulu beğenmediklerine karşı konuşurken “Yaa” demektir. Kişiyi saygınlaştırır…

SORUYORUM                              :

  1. 128 milyar Dolar nerede?
  2. Sarıklı amiralin soruşturması kaç yıl sürecek?
  3. Ruhsar Pekcan ve diğer Bakanların devlete mal satması neden araştırılmıyor?
  4. Sedat Peker’in iddiaları neden araştırılmıyor? Suçlananlar neden sessiz kalıyor?

PUSULAMIZ ŞAŞTI VE ROTAMIZ DEĞİŞTİ Mİ?

Prof. Dr. Halil Çivi / İMZA...

Prof. Dr. Halil Çivi
İnönü Üniv. İİBF Eski Dekanı

Yurdumuzun kurtarıcısı; demokratik ve laik Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önderimiz M. K. Atatürk, feodal, teokratik ve aile saltanatına dayalı Osmanlı Devlet yönetim modelini terk edip, yeni devletimizin pusulası ve rotasını akıl ve bilim merkezli çağdaş Batı Uygarlığına çevirmişti. Ayrıca 1925 yılında, Türkiye’deki tarikatlar, tekeler ve zaviyeleri kapatırken şu tarihsel uyarı ve açıklamayı yapmıştı:

  • ” Ey millet! İyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti, şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru, en gerçek tarikat medeniyet (uygarlık) tarikatıdır. Uygarlığın emir ve isteklerini yapmak, insan olmak için yeterlidir.” (×)

    Atatürk ‘ün bu önemli açıklamasından tam 96 yıl sonra günümüzün tarikat ve cemaat kodamanları iktidardaki AK Parti yönetimine yaptıkları telkin ve basķılarla, 2011 yılında bizzat AK PARTİ tarafından imzalanan insan ve daha çok da kadın hakları ile ilgi olan İSTANBUL SÖZLEŞMESİ‘ni iptal ettirdiler. Mevcut siyasi iktidar, iktidarda kalma ve oy kaygısı ile onların isteğini yerine getirdi…

Tarikat ve cemaat liderlerinin İstanbul Sözleşmesi’nin iptali ile ilgili tutum ve sevinç açıklamalarını 22 Mart 2021 günlü SÖZCÜ gazetesinin sayfalarında okuyabilirsiniz.

Türkiye’nin yeni rotasının hangi yöne çevrildiğini, bu yeni rotanın hangi anlama geldiğini ve ne gibi sonuçlar doğurabileceğini sizlere bırakıyorum.

(x) Sinan Meydan, PUSULA, İnkılap Yay. 94. yıl, İstanbul 2021, s. 199
******

5 Aralık 2021, Türkiye’de kadınlara seçme ve seçilme haklarının verildiğinin 87. yıldönümü idi. Bu konunun siyasal, hukuksal, sosyal, ekonomik ve kültürel öneminden dolayı kadın hakları konusunda yazdığım bir şiirimi sizinle paylaşmak istedim.

TÜRK KADINI ve DEVRİMLER

Türk yurdunda kadınlar, sürer, eker, biçerdi
Sofrada dışlanmazdı, erkekle yer, içerdi
Eski Türk kadınları at biner, ok atardı
Düşman yurda saldırsa, cephede saf tutardı
Kadim Türk töresiydi kadına üstün değer
Hatun doğru söylerse, Hakan ona baş eğer
Ailede, toplumda erkekle kadın birdi
Hakan, Hatun devleti birlikte yönetirdi
Eski Türk töresinde Hakan, Hatun eşitti
Toplum din değiştirdi, eşitlik elden gitti
İslam çağdaş bir dindi, güzel ahlak diniydi
Adalet ve eşitlik bu dinin temeliydi
Allah’ın kitabını, Kur’anı çarpıttılar
Ulema kisvesiyle örfü dine kattılar
Arap örfü din oldu, din adına boy attı
Erkek egemen Arap bu örfleri dayattı
Arap kültürü ile fetvaya başladılar
Toplumdan, mesleklerden kadını dışladılar
Onları hakir gördü, bir kenara attılar
Peçe, çarşaf giydirdi, kafese kapattılar
Üretimden dışlandı üretken elin hası,
Üstüne kuma geldi, bu da işin cabası
Bedenine laf etti, eksik etek dediler
Maldan, mülkten dışladı, haklarını yediler
Bazen cariye diye pazarlarda sattılar
Sultana meze diye hareme kapattılar

Cumhuriyet gelince, hak, adalet dirildi

Kadınların hakları birer birer verildi
Medeni Kanun geldi, kumalığı kaldırdı
Mülkiyet eşitlendi, mirastan pay aldırdı
Türkiye’nin üstüne devrimle güneş oldu
Kadın öz kimliğini bu devrimlerde buldu
Kıyafet devrimleri çözüm üretti kökten
Türk kadını kurtuldu çağ dışı bir kılıktan
Attı çarşaf, peçeyi, parçaladı kafesi
Hem seçti, hem seçildi, daha gür çıktı sesi
Kadınlar eğitildi, üretime katıldı
Doktor, avukat, mimar… her mesleğe atıldı
Kadın, erkek bir oldu, parçalar bütünleşti
Bilim, üretim, sanat… kuvvet buldu, gürleşti

Uyan ey Türk kadını, sen artık kul değilsin
Haksızlığa baş eğme. başlar sana eğilsin
Atatürk devrimleri toplumsal bir ilaçtır
Kadın, erkek, tüm millet devrimlere muhtaçtır
Ey kadınlar eşitiz, Cumhuriyet bizimdir
Kul değiliz, yurttaşız, devrim halkımızındır
Halil Çivi bu sözler devrimler için azdır,
Atatürk sevgisini tüm gönüllere kazdır

19 Kasım 2007, Malatya
Prof. Dr. Halil Çivi

 

Bilgi notu: Kadınlarımıza, 1930’da önce belediye seçimlerinde oy verme hakkı tanındı. Bu gelişmeyi,1933’te köylerde muhtarlık için seçme ve seçilme hakkı izledi. 5 Aralık 1934’te ise milletvekili seçme ve seçilme hakkı verilerek tüm seçimlerde erkeklerle hak eşitliği sağlandı.

 

Kutuplaşma

Zafer Arapkirli
Zafer Arapkirli
Cumhuriyet
, 09 Nisan 2021

Elbette meseleyi güncel bağlamına oturtarak bu konudaki ilkemi kim bilir kaçıncı kez hatırlatarak savunmak istiyorum.

Özellikle siyasetçilerin ama genelde kamuoyuna kanaat önderliği yapma durumunda ve iddiasında olanların sık sık başvurdukları bir klişedir:

“Aman kutuplaşmayalım. Bu memleket kutuplaşmadan çok çekti. Birlik beraberlik zamanıdır bugün. Bölünmeyelim. Kucaklaşalım…” vs.

Yanlış, gereksiz, gereksiz olduğu kadar da zararlı ve zehirli bir önermedir bu.
Neden mi?

Geçen pazar sabahından beri “Vay efendim, siz nasıl olur da duyuru yayımlarsınız, nasıl olur da bizimle aynı fikirde olmazsınız.. Vayy! Demek ki bize darbe planladınız. Bizi darbe ile tehdit ediyorsunuz!..” zevzekliği ile kamuoyunu kandırmaya çalışanların, emekli amirallere yönelik suçlamalarının temelinde, aslında tam da bu gereksiz “kutup hadisesi-sorunsalı” var.

İstiyorlar ki kimse aykırı bir görüş ve fikir beyan etmesin. Hatta, kafasından bile gönlünden bile geçirmesin böyle bir şeyi. Sussun, konuşmasın.

Yani “aynı kutupta” olsun.

Mesela Montrö konusunda onlarla aynı fikirde olsun. Tarihi Lozan Zaferi’nin “mütemmim cüzü” sayılan Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nden rücu edilmesi yolundaki “sinsi” hazırlık ve niyetlerin açığa çıkmasına kimse katkıda bulunmasın.

Bunu pişirip kotarmaya çalışanlarla bunu Mustafa Kemal ATATÜRK’ün temellerini attığı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bekasını gözetenler aynı “kutupta” yer alsın.

Yağma yok!..

Ülkemizin geleceğini düşünenler, ülkenin selametini kendine dert edinenler, sizinle aynı kutupta asla yer almayacak.

Emekli amiraller (ve emekli büyükelçiler) örneğinde olduğu gibi, herhangi bir konuda bu konuyu en iyi bilen, en fazla birikimli ve donanımlı insanların, böyle bir konuda söz söyleme hakkını savunanlarla “Bizden (hatta bir tek kişiden – Reis’ten) başka hiç kimse bu konuda konuşamaz” diyerek çağdışı bir anlayışın arkasına gizlenenler aynı kutupta asla olmayacak.

Kendinden başka herkesin “darbeci ya da terörist” (hatta, her ikisi birden) olduğuna inanan paranoyaklarla, demokratik kural ve teamüller içinde itiraz ve şikâyet hakkını kullanmak isteyen barışçıl, ülkesini ve insanını sevenler aynı kutupta yer almayı ilelebet reddedecekler. Hatta reddetmelidirler.

Bu, demokrasi ile istibdat rejimlerinin asla bir arada bulunamayacağı kadar net bir tabiat kaidesidir.

Pandemi ile mücadelede “Herkes sıkıntı çeksin. Herkes kurallara uysun. Ama biz istediğimizi yapalım. Kimseyi dinlemeyelim, lebaleb kongreler yapalım. Binlerce insanın birbirine (dolayısıyla on binlerce yüz binlerce insana) virüsü yaymalarını sağlayalım, eleştirenlerle de ‘Yatay çekimde öyle görünüyor’, ‘Kar virüsü öldürür’ gibi saçma sapan kibirli ve alaycı demeçlere başvuralım” diyenlerle neden aynı kutupta olacakmışız ki?

Bugüne kadar emek sömürüsü ve muktedirler tarafından kollanmak marifeti ile elde ettikleri kârlarla 100 yıl geçinebilecek kompradorlarla, onların (pandemiyi fırsat bilerek) vicdansızca işten attıkları emekçiler ve aileleri nasıl olur da aynı kutupta yer alabilir?

İstanbul Sözleşmesi’ni hoyratça ve küstahça ayaklar altına alıp yırtanla can derdindeki bir kadının aynı kutupta yer alması için bana bir tek neden gösterebilir misiniz?

ATATÜRK devrimleri ile medeniyet, laiklik, üretilen değerlerin insanca hakça paylaşıldığı bir toplumda yaşamak isteyenlerle, bu ülkeyi şeriat düzenine, rant ve soygun düzenine, erkek egemen mafyatik bir topluma dönüştürmek isteyenleri hangi cüretle aynı kutupta tutmaya çalışıyorsunuz?

Sümüklü Pennsylvania’lı Darbeci Vaiz FETO alçağının uşakları ile bu ülke sınırlarının, dağının taşının, denizlerinin savunmasını neredeyse lise talebesi iken üzerlerine giydikleri üniforma ile yaklaşık 50-55 yıl canla başla üstlenen vatansever askerleri bir tutup aynı kutupta görmek isteyenlere elbette ki tepki duyacağız.

Bizler rahat yataklarımızda uyurken, ömür boyu bu vatanı bekleyen savunan kahramanlara, yine bizler uyurken onlara kuru nezarethane yatağını reva görenle aynı kutupta yer almamı nasıl istersin benden?

Aklını mı yitirdin kardeşim?

İnadına kutuplaşma.
İnadına demokrasi.
İnadına laiklik.
İnadına hürriyet.
Senin kutbun başka.
Benimki başka.
Kusura bakma! 

Ulus Devlet ve Ulusal Güvenliğimiz

Ulus Devlet ve Ulusal Güvenliğimiz

Tuncer Kılınç serbest bırakıldıTuncer KILINÇ
EMEKLİ ORGENERAL
ESKİ MGK GENEL SEKRETERİ

Cumhuriyet
, 05 Nisan 2021

Ulus devlet yapısında farklı etnisite ve inançlara sahip topluluklar vardır. Bu yapıyı, yurttaşların eşitliği ilkesi ayakta tutar. Ulus devletin laik yapıda olması, birlikte yaşayan etnik gruplardan hiçbirinin kendi etnisitesi adına milliyetçi bir tutumda olmaması gerekir. Bunlar ulus devletin hassasiyetleridir. Türkiye Cumhuriyeti de ulus devlettir. Yaşadığımız vatan topraklarının adı Türkiye’dir.

Bu isimlendirme uluslararası bir uygulamadır. İtalya coğrafyasında İtalyanlar, Fransa topraklarında Fransızlar, Almanya topraklarında Almanlar, İngiltere topraklarında İngilizler devlet kurmuşlardır. O ülkeler de bizim gibi ulus devletlerdir. İsimleri, tek bir etnisiteye yönelik değildir. İsimler, üzerinde yaşanan vatan topraklarından gelmektedir. Türkiye Cumhuriyeti de adını bu uygulamadan almıştır.

BAĞIMSIZLIK VE EGEMENLİK

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda esas alınan umdelerin başında bağımsızlık ve egemenlik gelir. Ayrıca laiklik, cumhuriyetçilik, devrimcilik, halkçılık ve milliyetçilik de vardır. Bu milliyetçilik tamamen ulusal çıkarın ve kültürün korunmasına yöneliktir. Ulus devlet yapımızın korunması; zedelenmemesi, bölücü etnik milliyetçiliğe fırsat verilmemesi son derece önemli ve zorunludur.

Türkiye Cumhuriyeti’nin bir diğer önemli hassasiyeti de jeostratejik değeri yüksek coğrafyasıdır.

Doğu Roma, Bizans ve Osmanlı imparatorluklarına başkent olmuş İstanbul gibi bir şehre, Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarını birbirine bağlayan Boğazlar ve geçit yollarına sahip vatanımız tarih boyunca kilit rol oynamıştır. Emperyalistlerin hedefi olmuştur.

Bu nedenle Birinci Dünya Savaşında, emperyal devletlerce ele geçirilmek, paylaşılmak istenmiştir. Mustafa Kemal Atatürk, istilacılara fırsat vermemiş, vatan topraklarından atmıştır. Egemenliğin kayıtsız şartsız ulusta olduğu laik Cumhuriyet rejimini esas almıştır. Tüm etnisiteleri, farklı inanç gruplarını, ulus devlet çatısı altında toplamıştır.

Türkiye Cumhuriyeti ifadesindeki Türk sözcüğü, birlik ve beraberliğimizin, dolayısıyla ulusal güvenliğimizin simgesi ve güvencesi, laiklik ilkesi ise “birliğimiz”in çimentosudur. Kurtuluş Savaşı’nın zaferle sonuçlanmasından bu yana “Kemalizm” emperyalistlerin hedefi olmuştur.

Bugün de ülkemizi başka araçlarla bölmeye çalışmaktadırlar. Bu nedenle, özellikle ulus devletimizin hassasiyetleri üzerinde yoğunlaşmışlardır. Başta laiklik olmak üzere Atatürk devrimlerini içlerine sindiremeyen çağdaşlık düşmanları da onların girişimlerine yardımcı olmaktadır.

KAYGI VERİCİ EYLEMLER

ABD’li stratejistlerin önerdikleri “Ilımlı İslam” uygulamalarıyla laik yapımız, dolayısıyla ulus devlet yapımız hedef alınmaktadır. İçimizdeki din tacirleri de sırf elde ettikleri koltukları korumak adına, onlara yardım etmektedir. Ayrılıkçı silahlı terör örgütü PKK, başta ABD olmak üzere diğer emperyal güçlerce desteklenmektedir.

Durum böyleyken bu hassasiyetlerimizi göz ardı eden bazı gelişmelere şahit oluyoruz son zamanlarda. Üzülüyoruz. Özellikle laiklik karşıtı eylem ve söylemler kaygı veriyor. Bu konularda bazı örnekleri sıralamakta yarar görüyorum:

Anayasamızın 136. maddesi, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın görevini “Laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalarak, milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek, özel kanunda gösterilen görevleri yerine getirir” şeklinde tanımlar. Kendisine verilen görev bu iken, Diyanet İşleri Başkanı’nın kılıç kuşanarak Ayasofya minberine çıkışı, affedilemez bir ayrımcılık hareketidir. Son günlerde yine Ayasofya’nın başimamlığını yapan bilinçsiz bir din adamı, hilafetin getirilmesi yönünde çağrılarda bulunmaktadır.

  • Diyanet mensupları laikliğin kaldırılması için adeta manivela olarak kullanılmaktadır.

ULUSAL BİRLİĞİMİZE DARBE

Tarikatların ülkemize verdikleri zararın en kötüsünü 15 Temmuz 2016’da yaşamış olmamıza rağmen sırf tarikatlar istediği için uluslararası bir sözleşme olan “İstanbul Sözleşmesi” Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle (AS: Cumhurbaşkanlığı Kararı ile) yürürlükten kaldırıldı. İnsan haklarını savunan, özellikle kadına karşı şiddetin önlenmesini amaçlayan bu Sözleşme, ülkemizde neredeyse her gün kadınlarımızın katledilmesi nedeniyle çok önemliydi. Yürürlükten kaldırılması ulusal birliğimize darbedir.

Ayrılıkçı teröre karşı komşu ülkelerle iyi ilişkiler kurmamız gerekirken, farklı mezhepsel kimliği nedeniyle, Suriye’yle işbirliği yerine, PKK terör örgütünün açık destekçisi ABD gibi istilacı bir devletle birlikte hareket edilmektedir. PKK ve onu destekleyenler düşmanımızdır. Düşmanla mücadele, güvenlik kuvvetlerinin, devlet yöneticilerinin görevidir. Vatanseverlik ne mafya babalarının sırtını sıvazlamak ne de Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ihraç edilmiş kişilere prim vermektir.

AKLIMIZI BAŞIMIZA TOPLAMALIYIZ

Gençlerimizin yurdumuza bağlılığını, kültürümüze saygısını pekiştirmek, özgüvenini, yurtseverlik duygularını güçlendirmek amacıyla yazılan “Andımız”ın okullarda okutulmasını yasaklamak, akıl almaz bir girişimdir. Özellikle “yerli ve milli” deyimini ağızlarından eksik etmeyen siyasilere güvenilmeyeceğinin kanıtıdır.

Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasında, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında, ülkemizdeki herkesin, etnik ve mezhepsel kimliği ne olursa olsun, emeği vardır. Andımız, Türkiye Cumhuriyeti kimliğini taşıyan her gencin, her öğrencinin gururla tekrarlayacağı, birliğimizi, beraberliğimizi pekiştiren bir metindir. Türk kimliği ülkemizin yurttaşları için bir hak, onu yüceltmek bir ödevdir.

Devlet nişanları üzerindeki kabartma Atatürk portresi, bazı Arap devletleri rahatsız olduğu için kaldırılmıştır. Bayrağımızın rengini de beğenmezlerse değiştirecek miyiz? İlle de verilecekse bu ülkelere nişan yerine, başka armağanlar verilmelidir.

TBMM gibi kutsal bir kurumun başındaki kişi, değil İstanbul Sözleşmesi, Montrö Boğazlar Sözleşmesi gibi bağımsızlığımızın simgesi olan bir antlaşmadan cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle (AS: Kararıyla) çekilebileceğimiz yönünde ifadeler kullanabiliyor.

“Davasını” bağımsız ve laik Türkiye Cumhuriyeti parantezini kapatmak olarak tanımlayanların, hedefe kısa yoldan ulaşmasından endişe duymaktayım. Bütün bunlar, seçimlerde oy devşirmek uğruna, halkımızı kutsal inançlarıyla aldatmak, ayrılıkçı terör eylemlerine hoşgörüyle bakabilenleri umutlandırmak adına yapılıyor. Ancak ulusal güvenliğimizi tehlikeye düşürüyor. Bu düşünceler çerçevesinde,

  • Herkesin aklını başına toplamasına ihtiyacımız var.

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 31 Mart 2021

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 31 Mart 2021

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

BUYRUN

Askeri okullara giriş koşulları arasında önceki yönetmelikte yer alan “Kendisinin, annesinin, babasının, kardeşlerinin ve velisinin, tutum ve davranışları ile yasadışı, siyasi, yıkıcı, irticai, bölücü ideolojik görüşleri benimsememiş, bu gibi faaliyetlerde bulunmamış veya bu gibi faaliyetlere karışmamış olması” koşulu yeni yönetmelikte çıkarıldı.

Buyrun tarikat ve cemaatler…

KIYIM

FETÖ‘nün fikir babası olan, Atatürk‘e ve silah arkadaşlarına “deccal süfyan, mülhid, mürted, habis, firavun, zındık, mason, münafık” diye saldıran Said Nursi, hükümetin atadığı kayyım yönetimindeki Diyarbakır Büyükşehir Belediyesince anıldı.

Belediyeye kayyum, cumhuriyete kıyım…

MACRON

Fransız devlet televizyonunun hazırladığı Erdoğan belgeselinde konuşan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ‘Erdoğan’ın idolü, büyük modern Türkiye’nin kurucusu kahraman Atatürk’tür’ dedi.

Bu Macron tam Fransız…

GÖRÜŞ

İstanbul Sözleşmesinden çekilmeye ilişkin RTE, ‘İnancımıza göre sapkınlık işareti olan hususların, İstanbul Sözleşmesi’nin arkasına sığınılarak sürekli gündemimize getirilmesine ve baskı aracına dönüştürülmesine izin veremezdik‘ dedi.

Tarikat baskısını kamufle etmek için sapkınlığa sığınma…

ŞAHSIM

TBMM Başkanı Mustafa Şentop “Cumhurbaşkanı, İstanbul Sözleşmesi’nden kararname ile çekildiği gibi Montrö’den de, diğer uluslararası anlaşmalardan da çekilebilir.

“Şahsım devleti”nin hizmetlisi… (AS: üstelik hukuk tarihi profesörü!!??)

ANYASA

RTE, hem 1982 Anayasası’na “vesayet anayasası” dedi, hem  değişmeyen madde kalmadığını söyledi, hem de “İdeolojik, zümrevi ve kişisel tüm bagajlarımızı, duvarlarımızı, şerhlerimizi bir kenara bırakarak, Türkiye’yi en az bir asır boyunca taşıyacak lafza ve ruha sahip yeni bir anayasaya kavuşturalım” dedi.

Nasıl anayasa istenir?

  1. Atatürk adı geçmeyen, Atatürk milliyetçiliğini silen,
  2. Türk vatandaşlığını kaldıran, etnik yapıları öne çıkaran,
  3. Laikliğe son veren, tarikat ve cemaatlere yasal güvence sağlayan, hilafet yolunu açan,
  4. Demokratik rejimi tek adam rejimine çeviren.

Gönül neler ister neler? Aka da konar, ..ka da konar…

SALGIN

AKP kongreleri ile Karadeniz’de salgın patladı. Ankara Kongresi ile üstüne tüy dikildi.

Artık kısıtlamalar başlayabilirdi, başladı…

PİŞKİN

RTE, lebalep kongrelerle övündükten sonra döndü vatandaşlardan dikkat ve hassasiyet istedi.

Yüz…

ALTIN

Sayısını unuttuğumuz ekonomik reform paketlerinden birini daha açıklayan RTE, AKP kongresinde vatandaşların döviz ve altınlarını ekonomiye katmalarını istedi.

Vatandaş ne yapar?

  1. AKP Gen. Bşk. na gözü kapalı uyar,
  2. Merkez Bankası’nı soyanların açıklanmasını bekler,
  3. Başta Erdoğan ve Yıldırım ailesi olmak üzere AKP ileri gelenlerinin ve yakınlarının adımını bekler,
  4. Olanak bulanlar döviz ve altın almayı sürdürür….

AHTAPOT

İlahiyatçı Sait Çamlıca, “FETÖ, Ahtapotun sadece tek bir koludur. Diğer büyük kolları Nurculuk, Süleymancılık, Menzil, İskenderpaşa, İsmailağa… Ahtapotun tek bir kolunu kesip diğer kollar ihmal edilmemeli”

İhmal tepede…

MONTRÖ

Meclis Başkanı’nın açıklamasından sonra Akit Gazetesi Montrö’den çıkış reklamlarının dozunu artırdı.

Parsel parsel perakende satıştan toptan satışa…

TÜRK

Elazığ, Şanlıurfa, Diyarbakır ve Edirne’deki koroların adındaki “TÜRK” sözcükleri çıkarıldı.

Daha önce de denenmiş Açılımın ayak sesleri

SALAK

AKP’li Cahit Özkan, kurultaydaki sıkışıklık görüntüsünün yatay çekimden kaynaklandığını oysa insanlar arasında yeterli aralığın olduğunu söyledi.

Milleti salak sananlar aynaya daha dikkatli bakmalı…

İŞSİZLİK

200 işçi alımı yapacak olan Adana Büyükşehir Belediyesi’nin ilanında talep patlaması yaşandı. İlana şu ana kadar 45 bini üniversite mezunu toplam 52 bin kişi başvurdu. Erdemir’de de benzer durum yaşanıyor.

Bunlar CHP uydurması haberler. Ülke güllük gülistanlık…

KOKAİNCİ

AKP Genel merkezine kapağı atmış, Rabia paylaşımları ile gönülleri kazanmış, kısa sürede yükünü tutmuş, yetmemiş kokaine alışmış.

CHP’li olsa zilletti. RTE sakız etmişti. AKP’lidir, ne yapsa yeridir…

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!