İstanbul Tabip Odası Başkanı Selçuk Erez Derhal İstifa Etmelidir!

İstanbul Tabip Odası Başkanı Selçuk Erez
Derhal İstifa Etmelidir!

portresi

 

Dr. Ali Rıza Üçer
Tıp Kurumu Genel Sekreteri

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

Çözüm süreci için  tecrit kaldırılsın!”  bahanesiyle  Abdullah Öcalan ile görüşme talebinde bulunan DTK, HDK, KJA, DBP ve HDP gibi PKK yandaşı örgütlerin Diyarbakır’da başlattığı açlık grevinde İstanbul Tabip Odası Başkanı Selçuk Erez’in Öcalan ve PKK’ya verdiği açık destek utanç vericidir.

selcuk_erez_apo_tecriti_kaldirilsin_10-9-16

Erez, pervasız biçimde Öcalan ve PKK için tezgahlanan açlık grevi eylemine destek olurken, “Halkın alkış tutup tebrik etmesi gerekiyor. Kürt halkının temsilcisi Apo’dur. Barışa inanıyorsak, bir an evvel masa başına oturmalıyız” diyecek kadar ölçüyü kaçırmıştır. Erez’in eylem ve açıklaması Türk Ceza Kanununa göre de alenen suç niteliğindedir, derhal İTO Başkanlığı görevinden istifa etmelidir.

Selçuk Erez’in BDP Diyarbakır İl Örgütünde yaptığı bu talihsiz açıklama Türk Tabipleri Birliği yönetimiyle birlikte Başkanı olduğu İstanbul Tabip Odası ve diğer yandaş odaları da bağlamaktadır. Erez’i kınamadıkları ve istifaya davet etmedikleri takdirde suça ortak olmaya devam edeceklerdir.

Hekimlerin örgütlerine sahip çıkması hayat memat meselesidir.

  • Türk Tabipleri Birliği ve Odalarımız asla PKK’ya teslim edilemez.
    10.09. 2016

=========================================

Dostlar,

Çok üzcücüdür bu gelişme.. Prof. Selçuk Erez 80 yaşında, çok kıdemli bir hekimdir, meslek büyüğümüzdür, hocamızdır. Bu yaşında hala çok etkindir (aktiftir); kalkıp Diyarbakır’a gitmiş ve bir etkinliğe katılmıştır Cumhuriyet gazetesinde düzenli ve nitelikli yazılar yazmaktadır. Cerrahpaşa Tıp Fakütesi’nin Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalını uzun yıllar yönetmiştir.

Prof. Erez’in AKLIMIZIN AMBARGOLARI adlı yapıtını herkesin okumasını öneririz. Ancak hazin bir ironi midir Erez hocanın başına gelen?? Erez hocanın aklına kimler – nasıl ambargo koydu da hocamız bu ileri yaşında olmayacak işlere katılıyor??

Sevgi ve saygı ile.
10 Eylül 2016, Datça

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Erdoğan-Obama görüşmesinden ilk izlenimler

Erdoğan-Obama görüşmesinden ilk izlenimler

Portresi_ATA_ile

 

Onur Öymen

(AS : Bizim kapsamlı karşı irdelememiz yazının altındadır.)

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Obama’nın Çin’de G 20 zirvesi vesilesiyle yaptıkları görüşmeden kayda değer bir sonuç çıkmadı.

Obama’nın basına yaptığı açıklamalardan mutad nezaket cümleleriyle,

– ‘Mültecilerin yükünü karşılamada Türkiye yalnız bırakılmamalıdır’,
– ‘Türkiye NATO’nun güçlü bir üyesidir’

gibi “Palis gerçeği” denilen, aksi söylenemeyecek ifadeler çıkartıldığında geriye Türkiye’nin beklentilerini karşılayacak fazla birşey kalmamaktadır.

Öyle anlaşılıyor ki, özellikle Suriye’deki gelişmeler ve terörle mücadele gibi alanlarda Türkiye’nin ve Amerika’nın stratejik öncelikleri arasındaki farklılık devam etmektedir.
Gülen’in iadesi, hiç değilse Amerikan yargısı bir karar verene kadar oradaki faaliyetlerinin engellenmesi gibi konularda da Obama’dan bir söz alınmış değildir.

Yapılan açıklamalara bakılırsa, o görüşmede söylenmeyenler söylenenlerden daha önemlidir. Örneğin Amerika inkar edilemeyecek bir gerçek olan PKK-PYD bağlantısını hala kabul etmemekte ve PYD’yi bir terör örgütü olarak görmemekte ısrar etmektedir. Oysa Ankara’daki İngiltere Büyükelçisi Richard Moore, bile Milliyet’ten Serpil Çevikcan’a verdiği demeçte PYD ve YPG’nin PKK’yla bağlantısının farkında olduklarını söylemiş ve “Böyle bir bağlantının olma ihtimalini reddetmek aptal bir davranış olur. YPG’nin ve PYD’nin herhangi bir ofisine, işyerine gitseniz onların duvarlarında Abdullah Öcalan’ın fotoğrafını görüyorsunuz” demişti.

Uluslararası Af Örgütü Amnesty International da 13 Ekim 2015 tarihli raporunda PYD’nin işgali altındaki bölgelerde yaşayan sivil halkın yaşadıkları yerleri terketmek zorunda bırakıldıklarını ve evlerinin tahrip edildiğini belirtmiş ve bunun bir savaş suçu olduğunu ilan etmişti.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin Suriye’de başlattığı ve şimdiden önemli sonuçlar aldığı operasyon ortadayken müttefiklerimizin hala IŞİD’le mücadelede PYD’nin en güvenilir güç olduğunu kabul etmeleri akla aykırıdır. Öyle anlaşılıyor ki, esas hedef Kuzey Irak’ta Barzani’nin kurulacağını ilan ettiği “Bağımsız Kürdistan Devletini” Akdeniz’e bağlayacak Kürt koridorunun oluşturulmasında PYD’nin etkili bir rol oynamasıdır. Biden’in Ankara’da verdiği söze rağmen PYD’nin hala Fırat’ın Doğusuna çekilmemesi ve Obama’nın bu konuda bir beyanda bulunmaması başka türlü açıklanabilir mi?

Öte yandan Obama’nın PKK’nın Kuzey Irak topraklarından çekilmesi için güçlü bir çağrı yapmaması ve bu konuda Irak Hükümetine ve Barzani’ye yönelik bir talepte bulunmaması da dikkat çekicidir. Bir günde PKK’nın saldırıları sonucunda 20 şehit verdiğimiz bir dönemde Amerika’nın bu terör örgütüne karşı daha etkili bir tavır almaması düşündürücüdür.

Sayın Cumhurbaşkanının Çin’de dünya liderleriyle yaptığı görüşmelerden Türkiye’nin sınır güvenliği ve terörle mücadele gibi konularda başka ülkelerden anlamlı bir destek beklemesinin gerçekçi olmadığı bir kere daha anlaşılmıştır. Türkiye bu gibi önemli sorunlarının çözümünde herşeyden önce kendi gücüne güvenmek zorundadır.

Saygılar, sevgiler. (04.09.2016)
=====================================

Dostlar,

Evet, ABD Başkanı H.B. Obama, bizim de izlediğimiz ölçüde, Fransız diplomatik termiyle “La verite de la Palisse” olarak nitelenen “Palis gerçeği” türünden sözlerden fazlasını etmedi görüşmede. Acaba sorun, Sayın Öymen’in yorumladığı üzere, salt Batı emperyal çevreleri başta olmak üzere uluslararası kamuoyunun Türkiye’nin sorunlarına duyarsızlığı ile açıklanabilir mi?

Yoksa Erdoğan’ın kişiliğinde AKP iktidarının kendisine ilişkin bir tepkisellikle bu siyasal kadroyu yalnızlaştırma, yalıtma ve diplomatik baskı ögesi de eşdeğer ağırlıkta mıdır? AKP çevreleri bu seçeneği öne çıkarmakta, hatta melankolik bir savunma ile “değerli yalnızlık” terimini kullanmaktadırlar. Kuşkusuz bu savunu patolojiktir ve yaşanan travmayı savuşturmaya yönelik tepkisel bir savunma refleksidir. Ancak “real politics”, hangi nedene dayalı olursa olsun ortadadır. Türk devlet aklının her 2 handikapı da irdelemesi ve yeni seçenekler üretmesi gerekiyor. Ancak “Tayyip beyin monşerleri” devre dışı!.. Dışişleri yıllarca, FETÖ’cü olduğu yenilerde savlanan ve görevden alınan Müsteşar F. Sinirlioğlu’na emanetti.

Dolayısıyla Sn. Öymen’in, “Türkiye bu gibi önemli sorunlarının çözümünde herşeyden önce kendi gücüne güvenmek zorundadır.” değerlendirmesini bütünüyle kabul etmek zor. Öğrenilmiş çaresizlik sendromu güdümünde bir yere varılamaz. Türkiye, dış politikasında elini güçlendirecek yeni dengelere yönelmelidir. Komşularından başlayarak ilişkilerini iyileştirmesi, Avrasya seçeneğini gözden geçirmesinin zamanıdır..

1945’lerden bu yana 70 yıldır süregelen Batı uydusu dış politika, Türkiye’yi yalnızlaştırmış ve neredeyse elini kolunu bağlamıştır. Kulvar değişikliği köktenci (radikal) gelecek ve göze alınamayacaksa, ciddi bir pusula ayarı ve çok yönlü – dengeleyici – seçenekli dış politikaya yönelmek gerekiyor.

Büyük ATATÜRK döneminde olduğu gibi.. Uluslararası dengelere oynamak!

Sevgi ve saygı ile.
05 Eylül 2016, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Not : Erdoğan Çin görüşmelerinde açıkça çok yorgun görünüyordu ve kaçınılmaz olarak performansı düşük oldu korkarız. Özgüven eksikliği çok belirgindi, savunmada idi ve ABD Devlet Başkanı Obama’ya “Sayın Barack” diye seslendi diplomatik kuralların dışına çıkarak.. Batı’nın kurt diplomatlarının gözünden hiçbir ayrıntının kaçmayacağını belirtmek gerekli mi?? Ve bütün bunların ülkemize faturası sanıldığından çoook daha ağır oluyor.. Güneydoğu’da ABD, Türkiye ile PKK – PYD – YPG (hatta IŞİD ve türevleri) aracılığıyla vekaleten savaşı sürdürüyor. Son 2 günde şehit sayısımız 30’u aştı! Karşımızdaki basit bir terör örgütü mü sanıyoruz hala? HDP Genel Başkanı Demirtaş da Almanya ziyaretinde PKK’yı terör örgütü görmediğini bir kez daha söyleyerek savunuyor, meşrulaştırmaya çabalıyor. (HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Almanya’nın Süddeutsche Gazetesi’ne verdiği mülakatta PKK’yı terör örgütü olarak tanımlamadıklarını söyledi.. http://www.mynet.com/haber/politika/hdp-es-genel-baskani-demirtas-pkkya-teror-orgutu-demedi-2616434-1, 04.09.2016)

Cumhuriyetin Başsavcısı duydu mu, okudu mu, gördü mü acaba??

Yılmaz Özdil : Şerefsiz meselesi


Şerefsiz meselesi

portresi_kravatli

 

Yılmaz Özdil
SÖZCÜ, 5.8.2015

 

Selahattin Demirtaş “bu halk Abdullah Öcalan’ın posterini Kürdistan’a asamayacak da, nereye asacak? Buna alışsanız iyi olur, çünkü biz daha Başkan Apo’nun heykelini dikeceğiz, heykelini” dedi.

Figen Yüksekdağ “biz sırtımızı YPG’ye YPJ’ye PYD’ye yaslıyoruz, söylemekten de çekinmiyoruz” dedi.

HDP milletvekili, Diyarbakır belediye eski başkanı Osman Baydemir
“devlet aklına mesajımız var, hassiktirin diyorum dedi.

HDP milletvekili Abdullah Zeydan “Kürt halkının gücünü test etmeye çalışanlara çağrı yapıyoruz, PKK sizi tükürüğüyle boğar dedi.

HDP milletvekili Burcu Çelik Özkan, köy korucularına seslendi,
“o keleşi size çevirmesini çok iyi biliyoruz, bu memleketten
defolup gideceksiniz”
dedi.

Seçim öncesi HDP’nin Batman mitinginde “barajı aşarsak, bizler bulutuz, güneşiz, yağmuruz, barajı aşamazsak, benim meskenim dağlardır dağlar” pankartı açıldı.

Ağrı belediye başkanı Sırrı Sakık “ellerinde bayraklarla
Mustafa Kemal’in askerleriyiz diyerek saldıranlara demiştim ki,
Mustafa Kemal’in askeri değil, generali olsanız ne yazar, it sürüleri
dedi.

HDP milletvekili Altan Tan “CHP yerli inek gibi, dünya kadar
ot yedirirsin, sütünde artma olmaz”
dedi.

HDP milletvekili Adil Zozani, TBMM çatısı altında, “Kemalizm dediğiniz şey, bir parça Hitler, bir parça Mussolini’dir” dedi.

PKK’lılar Ağrı dağında temsili mezar kazdı, mezar taşına “TC” yazdı,
T.C.’nin gömülme töreninde konuşan HDP milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu“Kürtler uyandı, hiç boşuna çırpınmayın” dedi.

HDP milletvekili Pervin Buldan “PKK terör örgütü değildir” dedi.

Selahattin Demirtaş “HDP; başkan Apo’nun projesidir,
bunu unutmadan çalışmalıyız”
dedi.
*
Kimse rahatsız olmadı.
*
“Şerefsiz” denildi…
Ortalık ayağa kalktı!
*
Kimse kimseye “şerefsiz” demesin elbette.
*
Peki, isteyen istediğine

“hassiktirin,
memleketten defolun,
it sürüleri,
tükürüğümüzle boğarız,
PKK sizi tükürüğü ile boğar
size kalaşnikof çeviririz,
gömeriz,
burası Kürdistan,
chp’li inekler,
Atatürk Hitler’dir”

diyebilsin mi?

================================

Dostlar,

Yılmaz Özdil “bir süre” izne çıktı bilindiği gibi.
Arşivimizdeki bir yazısını, gündemle çok örtüştüğünden paylaşmak istiyoruz.

PKK ve uzantısı TBMM’deki HDP ile onu yönetenleri daha yakından tanımak açısından yararı olabilir. Bu HDP’nin PKK ile organik bağını /
göbek bağını koparması, hadi “araya mesafe koymasını” istemek ve beklemek gerçekçi mi?

Fanatik Kürtçüler – Kürt milliyetçileri ya da Kürt Baronları hem HDP’nin
hem de kendilerinin başını yiyecek.. Türkiye’nin başına çoook ciddi
dert açtılar.. Acaba bir vicdan muhasebesi yapma olasılığı var mı dersiniz?
Hiç umutlu olmamakla birlikte, tarih önünde bir kez daha
biz davet edelim de, üzerimize düşeni bir kez daha yapmış olalım..

PKK ve uzantısı HDP’ye sesleniyoruz                        :

Emperyalizmin kucağında devrimcilik,
Kürt halkına özgürlük savaşımı dünyanın en olmayacak işidir..
Bundan daha büyük çelişki olamaz..
Aklınızı başınıza alın!
Emperyalizm tarihte hangi halka özgürlük kazandırdı?
Bu gerçekleri bilmeyecek denli akıl ve bilgi fukarası değilsiniz;
o zaman geriye ne kalıyor?
Tüm bunları bilerek – tasarlayarak, Kürt halkını ayaklarınızın altına alarak, Türk’ü – Kürt’e / Kürt’ü – Türk’e kırdırarak yapıyorsunuz.
Siz, apaçık emperyalizme hizmet ediyorsunuz; elleriniz kanlı..
İşte o kadar!

*****

Öte yandan, PKK ve uzantısı TBMM’deki HDP‘yi teşhir etmek iyi de, oradan kopacak oylar AKP’ye kayıyor! Şaşılacak biçimde CHP ve MHP’ye değil..

Ne yapmalı?? 40 katır mı, 40 satır mı??
Bakar mısınız Türkiye’nin içine düşürüldüğü açmaza??

Bir önerisi olan var mı? Bu yazının altına “yorum” olarak yazar mısınız lütfen? Makale boyutunda olursa ayrıca yayımlarız..

Sevgi ve saygı ile.
09.09.2015, Datça

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Soner Yalçın : Amerikan Mandası


Amerikan Mandası

Soner Yalçın

25 Aralık 2014, SÖZCÜ

Yıl; 1972…

Haki Karer, 1950 Ordu Ulubey doğumluydu. A.Ü. Fen Fakültesi öğrencisiydi ve
Deniz Gezmiş ile arkadaşlarının kurduğu THKO’nun sempatizanıydı. (18 Mayıs 1977’de “Sterka Sor” (Beş Parçacılar) denen Kürt grup tarafından Gaziantep’te öldürüldü.)
Kemal Pir, 1952 Gümüşhane Güzeloluk Köyü doğumluydu. A.Ü. Dil ve Tarih, Coğrafya Fakültesi öğrencisiydi ve Mahir Çayan ile arkadaşlarının kurduğu THKP-C’nin sempatizanıydı. (Diyarbakır Cezaevi’ndeki ölüm orucu sonucu 7 Eylül 1982’de öldü.)
Her ikisi de Ankara Emek Mahallesi’ndeki bir evin bodrum katındaki öğrenci evinde kalıyordu.
Yıl sonuna doğru evin misafirleri arasına Abdullah Öcalan da katıldı.
Cemil Bayık, Dil ve Tarih, Coğrafya Fakültesi’nde Kemal Pir’in okul arkadaşıydı;
Emek Mahallesi’ndeki bu bodrum katında
Öcalan’la tanıştı.
Ankara’daki grup zamanla büyüdü; bugün PKK yöneticilerinden Kayseri Sarızlı Rıza Altun, Adana Tufanbeyli Duran Kalkan, Tuncelili Ali Haydar Kaytan vs. bu ekip içindeydi.
Hepsi solcuydu…
Hepsi sosyalistti…
Mazlum halkların kurtuluşunun; Türk ve Kürt kardeşliğinin emperyalizme karşı vereceği mücadeleyle olacağına inanıyorlardı.
Bu nedenle… Lice’ye 20 km uzaklıktaki Fis Köyü’nde 26 Kasım 1978’de PKK kurulurken, adının “Komünist Parti” olup olmayacağı tartışıldı. Öcalan, Vietnam İşçi Partisi etkisiyle mutlaka “işçi” adının olması gerektiğini söyledi.
İçlerinde Kürtçe bilen azdı; Ferhat Kurtay’a önerilen isimlerin Kürtçe nasıl olabileceği görevi verildi. “Partiya Karkeren Kurdistan” (PKK) yani “Kürdistan İşçi Partisi” adı benimsendi. Bayrağı, kızıl yıldız içindeki orak çekiç’ti.
Bu 1’inci kongrede; Öcalan başkan, Cemal Bayık başkan yardımcısı seçildi.

Ömer Öcalan
Cemil Bayık…

1955 Elazığ Keban / Aşağı Çakmak Köyü doğumluydu.
Babası Elazığ Askeri Bakım Onarım Fabrikası’nda işçiydi.
Ortaokul, lise yıllarında dindar biriydi; oruç tutup, namaz kılıyordu.
(Kardeşi Hasan halen Elazığ’da Kur’an Kursu hocalığı yapıyor.)
Akçadağ Öğretmen Okulu ve ardından Dil, ve Tarih, Coğrafya Fakültesi’nde
sosyalist oldu. 
Her daim Öcalan’ın sağ kolu oldu.
Cemil Bayık…
Öcalan’ın Kesire Yıldırım ile evlenmesine karşı çıkan;
12 Eylül askeri darbesini öngörüp Öcalan’ın yurt dışına çıkması gerektiğini söyleyen;
Ve Suruç’taki bir kaçakçıdan PKK’ya ilk kalaşnikofu alan isimdi…
Bir gün…
Öcalan baba ocağı Ömerli Köyü’ne Cemil Bayık ile geldi.
Annesi Üveyş Öcalan tavuk kesip suyuyla pilav yaptı.
Yemekte Öcalan ile Bayık Kürt meselesi üzerine konuşurken babası Ömer Öcalan
söze girdi:“Solculuğu bırakmış, Kürtçülüğe başlamışsınız; beni dinleyin, siz solculuğa devam edin, Kürtçülüğün altından kalkamazsınız.”
Hangi Öcalan haklı çıktı; baba mı, oğul mu?
Ömer Öcalan’ın sözleri üzerinden yıllar geçti.
1989’da Berlin Duvarı yıkıldı.
Sovyetler Birliği dağıldı. (AS: 1991) Soğuk Savaş bitti.
PKK; ideolojisini, bayrağını, adını değiştirdi.
Yeni Dünya Düzeni’ne uyumlu hale geldi.
“Emperyalizm” sözünü artık ağzına almıyordu.
Yeni müttefikleri: ABD, İsrail ve AB idi.
Bugün… Cemil Bayık KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı.
Önceki gün şöyle dedi:
“- Uluslararası bir sorun uluslararası güçler olmadan çözümlenebilir mi?
– Hem dünyada globalizm olacak, hem Kürt sorunu uluslararası bir sorun olacak;
NATO, Avrupa Birliği 
ile ilişki içinde olmayacak; Türkiye, Kürt sorununu yalnızca Kürtlerle çözecek; bu mümkün müdür?
– Türkiye sorunu çözme amacı taşıyorsa, bunun uluslararası güçler olmadan çözülemeyeceğini bilmesi gerekiyor. Bu güçler çözümde yer almadan çözüm gelişemez.
– Amerika’nın üçüncü taraf olabileceğini söyledik. Amerika’yı Kürdistan dışında Ortadoğu’nun dışında düşünmek mümkün değildir. Bugün Ortadoğu dünyanın bel kemiğidir…”
Görünen…
Neoliberal söylemleri benimseyen PKK kadrolarının “Amerikan Mandası”nı kabul ettikleri!
Nereden nereye savruldular?..
Ne demişti Ömer Öcalan: “Altından kalkamazsınız!”

Türkler kardeşimiz

Solculuk mu dediniz?
Sosyalizm mi dediniz?
Kostas, Nikos, Aleksandros, Thomas, Apostolis, Pashalis, Antonis, Theodoros, Thanasis, Stathis, Stelios, Orestis, Ektoras, Andreas, Dimitris, Vagelis, Angelos, Petros, Manolis, Spiros, Pavlos, Fanis,Hristos, Haris…
117 kişiydiler.
Hepsi Yunanlı idi.
Hepsi sosyalistti.
Anadolu’nun Yunan ordusu tarafından işgaline karşı çıktılar.
“Anadolu’nun işgali bir emperyalist oyundur. Britanya, mazlumların kanıyla yeni sınırlar çiziyor. Biz, mazlum Anadolu halkını öldüremeyiz, onlar kardeşlerimizdir” dediler.
“Yaşasın barış, yaşasın kardeşlik” diye haykırdılar.
Zalimlere karşı çıkan bütün mazlumların sembolü Mustafa Kemallere karşı savaşmayacaklarını imzaladıkları bildiriyle açıkladılar.
Ve:
Bir gecede…
Hepsi idam edildi…
Yıl, 1921 idi…
Ocak ayının ilk günü, İzmir’deki İşgal Kuvvetleri Komutanlığı’nın merkezi Balçıklıova’da (Balçova), -İnciraltı Sahili’nde- kurşuna dizildiler.
Hayat ne şaşırtıcı:
Cemil Bayık’ın NATO’yu, AB’yi, ABD’yi göreve çağıran “mandacı” demecini okurken gözüm masamın üzerindeki, Şair Tuğrul Keskin’in Yunanlı komünistleri yazdığı “Zito i Epanastasis” kitabını takıldı. Haki Karer, Kemal Pir yaşasaydı ne derdi Cemil Bayık’a?
Öyle ya…
Cemil Bayık sosyalist ise…
Emperyalizme karşı çıkan 117 Yunanlı ne?
Cemil Bayık solcu ise…
Mustafa Kemal’den esinlenerek “Kemal” kod adını alarak,
Yunanistan’da emperyalizme karşı savaşan Mihri Belli ne?
Ömer Öcalan haklıydı; emperyalizme davetleri gösteriyor ki, altından kalkamadılar!

(http://sozcu.com.tr/2014/yazarlar/soner-yalcin/amerikan-mandasi-689788/, 25.12.14, SÖZCÜ)

=========================================

Dostlar,

Biz de hep yazdık :

*****

Soru 1       : 

Emperyalizmle işbirliği yaparak özgürlük savaşımı verilebilir mi?
Emperyalizmin insanlık tarihinde hangi ulusu / etnisiteyi özgürleştirdiğini gördünüz??

Soru 2       :

Emperyalizmle işbirliği içinde, yüzlerce – binlerce yıldır birlikte yaşadığınız
kadim Anadolu halkı Türk kardeşlerinize silah çekmeyi ahlaki buluyor musunuz?

*****

Çare emperyalizmle silahlı işbirliğini terkederek insanca – kardeşçe konuşmak ve
birlikte kardeş – kardeş yaşamanın yollarını geliştirmektir.

Demokrasimizin standartlarını, ULUS DEVLETİ DAĞITMAYACAK ölçüde
en üst düzeye başkalarını içişlerimize karıştırmadan “bizim” taşımamızdır.

Kürt kardeşlerimiz, kendilerini de kanlı bir serüvene sürükleyen Kürtçü,
militan, emperyalizmin taşeronluğunu yapan öncülerinden ve örgütlerinden yalıtmalıdır.
Kürt toprak ağalarının – uyuşturucu tacirlerinin neye hizmet ettiğini sorgulamalıdır

  • Çare ULUS DEVLETTEDİR..

Bu reçete Atatürk‘ün dayatması asla değil, 20. yy’da insanlığın bulabildiği en ideal çözümdür ve birlikte yaşayan halkların kendilerini bir “millet” olarak tanımlamasıdır.
Sosyolojik – tarihsel bir olgudur; ırkçı – kafatasçı asla ve kat’a değildir.

Dahası;

ULUS DEVLET; bölük pörçük, coğrafyası küçük, nüfusu görece az etnisistelerin / milliyetlerin emperyalizme lokma olmamalarının sigortası, güvencesidir.

En tipik örneği de ABD yani Amerika Birleşik Devletleri’dir!
Pek çok Avrupa ülkesi de benzer durumdadır.
ABD, yeryüzünün en büyük ve katı ulus devletidir.
50 farklı “millet” (etnisiteden de öte!) bir araya gelerek “Amerikan” milletini oluşturmuş ve Dünya hegemonu olmuşlardır.

Hiçbir Amerikan yurttaşı etnik kökeni ile takınıtılı değildir, kompleks içinde değildir.
Bizim etnistelerimizde kışkırtılan bu aşağılık kompleksinin nedeni, rasyoneli nedir??

Herkesin aklını başına alması ve ülkemizi kanlı bir iç savaşa sürükleyebilecek
bu hain emperyalist tuzaktan kaçınmak için deyim yerinde ise saçını başını yolması gerekir.

  • Sözde “Akil” lerin tüm sakilliklerden kaçınması dileğiyle..

En büyük ve ağır tarihsel – politik sorumluluğun AKP’de olduğunun altını
bir kez daha çiziyoruz.

Dolayısıyla AKP içindeki aklı selim yurtseverleri ateş sarmış olmalı..

(http://ahmetsaltik.net/2013/04/21/kurtculer-emeryalizmin-sevr-projesinin-taseronu-mu/)

DOĞU PERİNÇEK : “Kürt Koridoru’nun muhafızları”


“Kürt Koridoru’nun muhafızları”


portresi_bayrakli

 

DOĞU PERİNÇEK

AYDINLIK, 4.10.14

Bütün yurttaşlarımızın Kurban Bayramı’nı kardeşlik, barış, özgürlük dilekleriyle kutluyoruz.

Sıfır olasılık

En önemli soru: Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sınırı geçtikten sonra Suriye Ordusu ile çatışma veya Şam’a yürüme olasılığı var mıdır?

Yanıt: Sıfır olasılık!

Genelkurmay, hükümete verdiği raporda “Suriye’nin hassasiyetlerine özen gösterilmeli” uyarısında bulunuyor. Org. Necdet Özel de bu duyarlılığı yineledi.
Sınır ötesinde harekât yapacak olanların tutumu budur.

Graham Fuller ve Henry Barkey gibi ABD kurmayları, “savaşı yitirdik” diye gerçeği teslim ettiler. Beşar Esat’ı devirme siyaseti gerçekçi değildi ve yenildiler.
Şimdi “Esat’ın terörü temizlemesine ses çıkarmayalım” siyasetine yöneliyorlar.

Peki bu koşullarda TSK tamponunu Suriye’ye karşı saldırı olarak yorumlayanların yaptığı iş nedir?

“Kürt Koridoru” adı verilen İkinci İsrail Koridoru’na muhafızlık yapıyorlar,
bir.İkincisi, ama daha önemlisi: PKK’nın imdadına koşuyorlar.

TAMPONDAKİ SAFLAŞMA

Türk Ordusunun Tampon bölge kurmasına kim karşı?

– ABD emperyalizmi,
– İsrail,
– PKK, KCK, HDP ve yeni müttefikleri CHP.

Saflaşma apaçık ortada değil mi?

Genelkurmay Sözcüsü, “Tampon bölgenin Kürt koridorunu dağıtacağını” belirtiyor.

Abdullah Öcalan, TSK’nın hedefinde kendilerinin bulunduğunu belirtiyor ve
AKP’yi “sonra darbe olur” diye uyarıyor.

KCK Eşbaşkanı Cemil Bayık, “Tampon bölge kurulursa savaş başlar.” diyor
(Aydınlık, 3 Ekim 2014).

Amerikancı yazarlar da Tezkere’nin PKK’yı hedef aldığını açıkça yazıyorlar
(Örneğin Cengiz Çandar, Radikal, 2 Ekim 2014).

Suriye’nin kendi topraklarında Türk Ordusunun askerî harekâtta bulunmasına karşı açıklaması olağandır, bir ilke tutumudur. Ancak Suriye yetkilileri, sınırdaki terörün temizlenmesine olumlu bakıyorlar.

Bölücü ve sözde İslamcı teröre karşı mücadele, bölge ülkelerini birleştirecektir. Süreç bu yöndedir.

TÜRK ORDUSUNA KURŞUN SIKACAKLARA MORAL VERENLER

PYD’nin silahlı güçlerini ABD’nin Özel Kuvvetleri olan Delta Force eğitiyor
(Aydınlık, 1 Ekim 2014). Niçin?

– Türk Silahlı Kuvvetleri’ne kurşun sıkacaklar.

Tampon bölge karşıtları da, Türk Ordusuna kurşun sıkacaklara moral veriyorlar.

Bir kısım örgütler, Ankara’da PKK/PYD ile dayanışma yürüyüşü yapıyorlar.
Kendilerini gizlemek için emperyalizm karşıtı ve Suriye dostu sloganlar bulmuşlar.

Peki bunlar değil miydi düne dek “Katil Esat” diyenler ve ABD’nin Suriye’yi yıkma harekâtını destekleyenler. Yine aynı cephedeler!

DÜZ OVADA SAVAŞAMAYANLAR

PKK’nın morali perişan. “Rojava”daki liderleri, Finlandiya’ya değil, Danimarka’ya kaçmış! Selahattin Demirtaş’ın da moralinin bozuk olduğunu dostları yazıyor
(Ruşen Çakır, Vatan, 28 Eylül 2014). HDP yöneticileri, Washington’da ve Ankara’da yalvarma eylemlerine geçtiler.

PKK bütün iddiasını yitirdi. Kandil’dekiler, “Düz ovada savaşamayacaklarını”
ilan ettiler. O zaman sormazlar mı,

  • “Siz Kürt devletini Kaf Dağı’nın tepesinde mi kuracaktınız?”

Düz ovada savaşamayanlar, halkın güvenliğini sağlayamayanlar devlet kurabilir mi, özerklik yürütebilir mi?

PKK’nın koruyamadığı Kürtler, T.C.’ye sığınıp Türk askerine sarılıyor.

Hani T.C. düşmandı, Türk Ordusu düşmandı!

Kürdün can güvenliğini Türk Silahlı Kuvvetleri sağlıyor.

Yalnız Ayn el- Arap’taki Kürtler değil, Güneydoğu Kürtleri de bunu görüyor.
Halk, artık farkındadır: Güvenliği PKK sağlayamaz, Türk Ordusu sağlar.

BU VATAN KİMİN VATANI ?

Bölücü teröre kol kanat gerenler şu soruyu kendisine sormalı:

– Bu vatan benim vatanım değil mi?
– Bölücü terörün temizlenmesi beni ilgilendirmiyor mu?

Bu sorular özellikle CHP’nin önündedir, ama PKK kuyrukçusu sözde Solcuların
ve onların cephesinde yer alan başkalarının da önündedir.

TSK’NIN AYAĞINA DOLAŞMAK KİMİN GÖREVİ ?

Bugün bir vatan savaşının eşiğindeyiz.

Türk Silahlı Kuvvetleri, valilere verilen operasyon yetkisini geri istedi
(Aydınlık, 3 Ekim 2014). Demek ki, harekâtın iç cephesi var.

Bu haber, vatanını sevenleri uyarmaya yetmiyor mu?
CHP’nin aklını başına getirmeye yetmiyor mu?

Bölge ülkeleri ve Türkiye’nin vatanseverleri sürece katkıda bulunmak durumundadırlar. Bu katkı, bölücü teröre karşı mücadelenin karşısına dikilerek yapılmaz.
CHP ve PKK kuyrukçuları bunu yapıyor.

Türkiye’nin bütünlüğünü ve barışı sağlamak istiyorsak, bölücü teröre karşı
vatan mücadelesine katkıda bulunacağız. Mücadelenin tutarlı olarak yürütülmesine yönelik yapıcı eleştiriler getireceğiz. Ama hakem ve yargıç konumundan değil,
savaş mevziisinden.

BİR ÜLKEDE İKİ SİLAHLI GÜÇ OLUR MU

Türk Ordusu, Türkiye vatanı içinde kime karşı harekât yürütecek, Suriye’ye karşı mı?

Bir ülkede iki silahlı güç olmaz.

  • PKK’nın silahlı örgütleri önünde sonunda dağıtılacaktır.

Türkiye’de vatanın bütünlüğü görevi bütün görevlerin önündedir.
Bağımsız ve Demokratik Türkiye için mücadelede öncelik,
şimdi bu görevin başarısında düğümleniyor.

CHP dahil PKK’nın dostları, AKP’ye karşı mücadele etmiyorlar, Türkiye’ye karşı mücadele ediyorlar ve AKP’ye “vatanseverlik rolünü” ikram ederek, AKP’ye karşı mücadeleye de zarar veriyorlar.

‘KOMÜNİST HİLMİ’NİN ÇOCUKLARI

Bugün Kürt Koridorunun muhafızlığına soyunmak,
ABD cephesinde mevzilenmek anlamına geliyor.

İstiklâl Savaşı’nda düşman ordusuna destek olmak hangi anlama geliyorsa,
Kürt Koridoruna kalkan olmak da aynı anlama geliyor.

Mustafa Kemal Paşa savaşırken, O’nu beğenmeyen ukalâlar vardı.
Hatta bunların bir kesimi İstanbul’da “Komünistcilik” oynuyorlardı. Adları İştirakçi Hilmi, yani “Komünist Hilmi” idi, ama yaptıkları iş İngiliz işbirlikçiliği idi.

Şefik Hüsnü ve Hikmet Kıvılcımlı gibi gerçek devrimciler ise
Mustafa Kemal Paşa’yla birlikteydi ve Parti Pehlivanlar cephelerde savaşıyorlardı.

(Son Güncelleme: Cumartesi, 04 Ekim 2014 10:39)