Soner Yalçın : Amerikan Mandası


Amerikan Mandası

Soner Yalçın

25 Aralık 2014, SÖZCÜ

Yıl; 1972…

Haki Karer, 1950 Ordu Ulubey doğumluydu. A.Ü. Fen Fakültesi öğrencisiydi ve
Deniz Gezmiş ile arkadaşlarının kurduğu THKO’nun sempatizanıydı. (18 Mayıs 1977’de “Sterka Sor” (Beş Parçacılar) denen Kürt grup tarafından Gaziantep’te öldürüldü.)
Kemal Pir, 1952 Gümüşhane Güzeloluk Köyü doğumluydu. A.Ü. Dil ve Tarih, Coğrafya Fakültesi öğrencisiydi ve Mahir Çayan ile arkadaşlarının kurduğu THKP-C’nin sempatizanıydı. (Diyarbakır Cezaevi’ndeki ölüm orucu sonucu 7 Eylül 1982’de öldü.)
Her ikisi de Ankara Emek Mahallesi’ndeki bir evin bodrum katındaki öğrenci evinde kalıyordu.
Yıl sonuna doğru evin misafirleri arasına Abdullah Öcalan da katıldı.
Cemil Bayık, Dil ve Tarih, Coğrafya Fakültesi’nde Kemal Pir’in okul arkadaşıydı;
Emek Mahallesi’ndeki bu bodrum katında
Öcalan’la tanıştı.
Ankara’daki grup zamanla büyüdü; bugün PKK yöneticilerinden Kayseri Sarızlı Rıza Altun, Adana Tufanbeyli Duran Kalkan, Tuncelili Ali Haydar Kaytan vs. bu ekip içindeydi.
Hepsi solcuydu…
Hepsi sosyalistti…
Mazlum halkların kurtuluşunun; Türk ve Kürt kardeşliğinin emperyalizme karşı vereceği mücadeleyle olacağına inanıyorlardı.
Bu nedenle… Lice’ye 20 km uzaklıktaki Fis Köyü’nde 26 Kasım 1978’de PKK kurulurken, adının “Komünist Parti” olup olmayacağı tartışıldı. Öcalan, Vietnam İşçi Partisi etkisiyle mutlaka “işçi” adının olması gerektiğini söyledi.
İçlerinde Kürtçe bilen azdı; Ferhat Kurtay’a önerilen isimlerin Kürtçe nasıl olabileceği görevi verildi. “Partiya Karkeren Kurdistan” (PKK) yani “Kürdistan İşçi Partisi” adı benimsendi. Bayrağı, kızıl yıldız içindeki orak çekiç’ti.
Bu 1’inci kongrede; Öcalan başkan, Cemal Bayık başkan yardımcısı seçildi.

Ömer Öcalan
Cemil Bayık…

1955 Elazığ Keban / Aşağı Çakmak Köyü doğumluydu.
Babası Elazığ Askeri Bakım Onarım Fabrikası’nda işçiydi.
Ortaokul, lise yıllarında dindar biriydi; oruç tutup, namaz kılıyordu.
(Kardeşi Hasan halen Elazığ’da Kur’an Kursu hocalığı yapıyor.)
Akçadağ Öğretmen Okulu ve ardından Dil, ve Tarih, Coğrafya Fakültesi’nde
sosyalist oldu. 
Her daim Öcalan’ın sağ kolu oldu.
Cemil Bayık…
Öcalan’ın Kesire Yıldırım ile evlenmesine karşı çıkan;
12 Eylül askeri darbesini öngörüp Öcalan’ın yurt dışına çıkması gerektiğini söyleyen;
Ve Suruç’taki bir kaçakçıdan PKK’ya ilk kalaşnikofu alan isimdi…
Bir gün…
Öcalan baba ocağı Ömerli Köyü’ne Cemil Bayık ile geldi.
Annesi Üveyş Öcalan tavuk kesip suyuyla pilav yaptı.
Yemekte Öcalan ile Bayık Kürt meselesi üzerine konuşurken babası Ömer Öcalan
söze girdi:“Solculuğu bırakmış, Kürtçülüğe başlamışsınız; beni dinleyin, siz solculuğa devam edin, Kürtçülüğün altından kalkamazsınız.”
Hangi Öcalan haklı çıktı; baba mı, oğul mu?
Ömer Öcalan’ın sözleri üzerinden yıllar geçti.
1989’da Berlin Duvarı yıkıldı.
Sovyetler Birliği dağıldı. (AS: 1991) Soğuk Savaş bitti.
PKK; ideolojisini, bayrağını, adını değiştirdi.
Yeni Dünya Düzeni’ne uyumlu hale geldi.
“Emperyalizm” sözünü artık ağzına almıyordu.
Yeni müttefikleri: ABD, İsrail ve AB idi.
Bugün… Cemil Bayık KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı.
Önceki gün şöyle dedi:
“- Uluslararası bir sorun uluslararası güçler olmadan çözümlenebilir mi?
– Hem dünyada globalizm olacak, hem Kürt sorunu uluslararası bir sorun olacak;
NATO, Avrupa Birliği 
ile ilişki içinde olmayacak; Türkiye, Kürt sorununu yalnızca Kürtlerle çözecek; bu mümkün müdür?
– Türkiye sorunu çözme amacı taşıyorsa, bunun uluslararası güçler olmadan çözülemeyeceğini bilmesi gerekiyor. Bu güçler çözümde yer almadan çözüm gelişemez.
– Amerika’nın üçüncü taraf olabileceğini söyledik. Amerika’yı Kürdistan dışında Ortadoğu’nun dışında düşünmek mümkün değildir. Bugün Ortadoğu dünyanın bel kemiğidir…”
Görünen…
Neoliberal söylemleri benimseyen PKK kadrolarının “Amerikan Mandası”nı kabul ettikleri!
Nereden nereye savruldular?..
Ne demişti Ömer Öcalan: “Altından kalkamazsınız!”

Türkler kardeşimiz

Solculuk mu dediniz?
Sosyalizm mi dediniz?
Kostas, Nikos, Aleksandros, Thomas, Apostolis, Pashalis, Antonis, Theodoros, Thanasis, Stathis, Stelios, Orestis, Ektoras, Andreas, Dimitris, Vagelis, Angelos, Petros, Manolis, Spiros, Pavlos, Fanis,Hristos, Haris…
117 kişiydiler.
Hepsi Yunanlı idi.
Hepsi sosyalistti.
Anadolu’nun Yunan ordusu tarafından işgaline karşı çıktılar.
“Anadolu’nun işgali bir emperyalist oyundur. Britanya, mazlumların kanıyla yeni sınırlar çiziyor. Biz, mazlum Anadolu halkını öldüremeyiz, onlar kardeşlerimizdir” dediler.
“Yaşasın barış, yaşasın kardeşlik” diye haykırdılar.
Zalimlere karşı çıkan bütün mazlumların sembolü Mustafa Kemallere karşı savaşmayacaklarını imzaladıkları bildiriyle açıkladılar.
Ve:
Bir gecede…
Hepsi idam edildi…
Yıl, 1921 idi…
Ocak ayının ilk günü, İzmir’deki İşgal Kuvvetleri Komutanlığı’nın merkezi Balçıklıova’da (Balçova), -İnciraltı Sahili’nde- kurşuna dizildiler.
Hayat ne şaşırtıcı:
Cemil Bayık’ın NATO’yu, AB’yi, ABD’yi göreve çağıran “mandacı” demecini okurken gözüm masamın üzerindeki, Şair Tuğrul Keskin’in Yunanlı komünistleri yazdığı “Zito i Epanastasis” kitabını takıldı. Haki Karer, Kemal Pir yaşasaydı ne derdi Cemil Bayık’a?
Öyle ya…
Cemil Bayık sosyalist ise…
Emperyalizme karşı çıkan 117 Yunanlı ne?
Cemil Bayık solcu ise…
Mustafa Kemal’den esinlenerek “Kemal” kod adını alarak,
Yunanistan’da emperyalizme karşı savaşan Mihri Belli ne?
Ömer Öcalan haklıydı; emperyalizme davetleri gösteriyor ki, altından kalkamadılar!

(http://sozcu.com.tr/2014/yazarlar/soner-yalcin/amerikan-mandasi-689788/, 25.12.14, SÖZCÜ)

=========================================

Dostlar,

Biz de hep yazdık :

*****

Soru 1       : 

Emperyalizmle işbirliği yaparak özgürlük savaşımı verilebilir mi?
Emperyalizmin insanlık tarihinde hangi ulusu / etnisiteyi özgürleştirdiğini gördünüz??

Soru 2       :

Emperyalizmle işbirliği içinde, yüzlerce – binlerce yıldır birlikte yaşadığınız
kadim Anadolu halkı Türk kardeşlerinize silah çekmeyi ahlaki buluyor musunuz?

*****

Çare emperyalizmle silahlı işbirliğini terkederek insanca – kardeşçe konuşmak ve
birlikte kardeş – kardeş yaşamanın yollarını geliştirmektir.

Demokrasimizin standartlarını, ULUS DEVLETİ DAĞITMAYACAK ölçüde
en üst düzeye başkalarını içişlerimize karıştırmadan “bizim” taşımamızdır.

Kürt kardeşlerimiz, kendilerini de kanlı bir serüvene sürükleyen Kürtçü,
militan, emperyalizmin taşeronluğunu yapan öncülerinden ve örgütlerinden yalıtmalıdır.
Kürt toprak ağalarının – uyuşturucu tacirlerinin neye hizmet ettiğini sorgulamalıdır

  • Çare ULUS DEVLETTEDİR..

Bu reçete Atatürk‘ün dayatması asla değil, 20. yy’da insanlığın bulabildiği en ideal çözümdür ve birlikte yaşayan halkların kendilerini bir “millet” olarak tanımlamasıdır.
Sosyolojik – tarihsel bir olgudur; ırkçı – kafatasçı asla ve kat’a değildir.

Dahası;

ULUS DEVLET; bölük pörçük, coğrafyası küçük, nüfusu görece az etnisistelerin / milliyetlerin emperyalizme lokma olmamalarının sigortası, güvencesidir.

En tipik örneği de ABD yani Amerika Birleşik Devletleri’dir!
Pek çok Avrupa ülkesi de benzer durumdadır.
ABD, yeryüzünün en büyük ve katı ulus devletidir.
50 farklı “millet” (etnisiteden de öte!) bir araya gelerek “Amerikan” milletini oluşturmuş ve Dünya hegemonu olmuşlardır.

Hiçbir Amerikan yurttaşı etnik kökeni ile takınıtılı değildir, kompleks içinde değildir.
Bizim etnistelerimizde kışkırtılan bu aşağılık kompleksinin nedeni, rasyoneli nedir??

Herkesin aklını başına alması ve ülkemizi kanlı bir iç savaşa sürükleyebilecek
bu hain emperyalist tuzaktan kaçınmak için deyim yerinde ise saçını başını yolması gerekir.

  • Sözde “Akil” lerin tüm sakilliklerden kaçınması dileğiyle..

En büyük ve ağır tarihsel – politik sorumluluğun AKP’de olduğunun altını
bir kez daha çiziyoruz.

Dolayısıyla AKP içindeki aklı selim yurtseverleri ateş sarmış olmalı..

(http://ahmetsaltik.net/2013/04/21/kurtculer-emeryalizmin-sevr-projesinin-taseronu-mu/)

Hakkari Yüksekova’da ne oluyor?

 

Hakkari Yüksekova’da ne oluyor?

portresi


Prof. Dr. Ümit ÖZDAĞ
YENİÇAĞ, 12.12.13

Yüksekova’da çıkan olaylar sırasında iki PKK’lının çatışmalarda öldürülmesi PKK’dan sert söylemlerin yükselmesine neden oldu. PKK, son aylarda Diyarbakır’ın son derece pasif kaldığı inancı ile yürürlüğe koyduğu “Kürdistan’da her olayın Amed’e yansıması olacak”  ilkesi ile Diyarbakır / Lice kırsalında dört askeri kaçırdı. Güvenlik güçlerinin kaçıran PKK’lıların yerini tespit etmesi ve operasyon hazırlıklarına başlaması sonrasında operasyon hazırlıklarından haberdar olan/edilen BDP’liler, “operasyon yapmayın
biz çözeriz” diyerek, dört askerin serbest bırakılmasını sağladılar.

Hakkari PKK’nın özerkleşme projesini yürürlüğe koyduğu ve yıllardan bu yana sistemli bir şekilde devlet gücünü erozyona uğrattığı bir il.

PKK’nın amacı, devlet güvenlik güçlerini kışlalarından ve karakollarından çıkamaz hale getirmek ve PKK paralel devletini yaşama geçirmek olmuştur.

  • Bu amaçla PKK, yerleşim yerlerinde de asker ve polise
    saldırılar düzenlemeye başlamıştır.
  • Hakkari ve ilçelerinde sokakta, işe giderken, alışverişe giderken düzenlenen
    silahlı ve bombalı saldırılarda yaralanan ve şehit olan güvenlik görevleri olmuştur.

Bunu karakollara servis yapan esnafın PKK tarafından “polis karakollarına servis yapmayın” tehdidi izlemiştir. PKK tehdit ve saldırılarının en yoğun olduğu ilçelerden birisi olan Yüksekova’da gerçekleşmiştir.  Aşağıda  Yüksekova’da gerçekleşen
PKK saldırıları bazıları verilmiştir;

24.05.2009- İlçe merkezinde patlama / 1 polis şehit
14.06.2009- Operasyon sırasında taciz ateşi / 1 asker şehit
15.06.2009- Arazi tarama faaliyeti sırasında çatışma / 1 asker şehit
19.07.2009-  Sınır bölgesindeki güvenlik güçlerine saldırı / 2 asker, 1 sivil yaralı
20.07.2009- Askeri birliğe havan saldırısı / 2 asker, 2 sivil yaralı
19.09.2009- Havan saldırısı / 1 asker, 2 sivil yaralı
23.09.2009- Bombalı saldırı / 3 sivil yaralı
28.09.2011- Öğretmen ve eşine evlerine girerken silahlı saldırı / 1 şehit
4.11.2011- Sabah işe gitmekte olan polis memuruna yürürken saldırı düzenlendi /
1 polis memuru, 1 sivil vatandaş yaralandı
9.06.2012- Yol üzerinde arama yapan askerlere saldırı / 1 asker şehit
19.06.2012- Polis noktasına, polis lojmanlarına ve askeri birliğe saldırı / can kaybı yok
26.06.2012- Terör örgütü ile çatışma / 1 asker şehit
13.08.2012- Havaalanı inşaatında kullanılan kamyon ve iş makinelerine saldırı gerçekleşti / 11 sivil kaçırıldı
18.08.2012- Dağlıca yolunda mayın patlaması / 1 asker yaralandı

AKP Hükümeti ile PKK arasındaki müzakerelerin başlamasından sonra da PKK’nın Hakkari’deki özellikle Yüksekova’daki eylemleri devam etmiştir.

  • Amaç bu ilde (Hakkari’de) PKK devletçiğinin alt yapısının güçlendirmek olmuştur.

Esasen, müzakere sürecinde PKK içinde bir bütünlük olduğunu söylemek mümkün değildir. Cemil Bayık ilk günden bu yana PKK’nın terör sürecini tırmandırarak
AKP Hükümetinden daha çok ödün alabileceğini düşünmektedir. Cemil Bayık,
müzakere sürecinin başarısızlığının aynı zamanda Öcalan’ın da siyasetten tasfiyesi olacağını ifade etmiştir. Son günlerde Cemil Bayık’ın  “PKK Tarihi” adlı kitabının
PKK kent yapılanmalarına ders kitabı olarak dağıtıldığı ifade edilmektedir.
Kitabın savunduğu görüşün, Öcalan-Bayık ayrışması olarak yorumlanabileceği şeklinde PKK saflarında yorumlar yapıldığı ileri sürülmektedir.

Özetle, Yüksekova’daki PKK eylemleri önümüzdeki dönemde başka alanlarda da karşımıza çıkabilir. Bu arada son nokta, Yüksekova’da çatışmada ölen dayı-yeğen
Mehmet Reşit İşbilir ve Veysel İşbilir’in Yüksekova’da daha önce gerçekleşen
PKK eylemleri ile ilişkili olduğu iddiasının güvenlik güçleri arasında dolaşmasıdır.
(http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=29071, 12.12.13)

Tayyip’in açılımı çöktü!


Tayyip’in açılımı çöktü!

http://sozcu.com.tr/2013/yazarlar/mehmet-turker/tayyipin-acilimi-coktu-395389/, 26.10.13

portresi

Mehmet Türker

İktidarın terör karşısında çözülerek verdiği tavizler yetmedi!.

PKK, Tayyip Bey’e şimdi “terör sopasının ucunu” gösteriyor!.

 

Taviz vermeye başladın mı sonu gelmez!.

Hele elinde silah olan için!.

Daha önce de söyledik: Teröre elini verirsen kolunu da kaptırırsın!.

“Çözüm süreci” dedikleri “çözülme” süreci çıkmaz sokaktaki duvara tosladı!.

Kandil’deki terörist başı “Devrimci Halk Savaşı”ndan söz ediyor!.

Yani sadece PKK değil, bölge halkının da silahlandırılmasıyla büyük bir kalkışma başlatılacak ve iç savaş çıkacak!.

Oluk oluk kan akacak!.

* * *

Tayyip Bey’in daha doğrusu onun yüzünden Türkiye’nin başı yine belada!.

Bir yanda Suriye batağı, diğer yanda PKK’nın terörü başlatma tehditleri!.

Açılım saçılımı başlatıldığında Çankaya’nın 11’incisi Hacı Abdullah
“Çok güzel şeyler olacak” demişti!
.

Bugüne geldiğimizde işte o “çok güzel şeyleri” görüyoruz!.

Bülent Arınç muhalefette olsaydı bu duruma bakıp bakıp,
“Şeyini şey ettiğimin şeyi” derdi!.

Verilen tavizlere, Türklüğün ayaklar altına alınmasına, T.C. ibaresinin kaldırılmasına, Atatürk’ün “Ne mutlu Türküm diyene!” sözünün silinmesine,
Kürtçe seçim propagandasına, mahkemelerde ve resmi dairelerde Kürtçü tercüman bulundurulmasına, Kürtçenin seçmeli ders olmasına, özel okullarda Kürtçe eğitim verilmesine ve daha birçok konuda çözülmeye rağmen terör örgütünü tatmin etmeleri mümkün olmadı!.

“Şeyini şey ettiğimin şeyi” tam yerine oturdu!.

* * *

İmralı’da ne sözler verildiyse, iktidar sırtını Apo’ya dayamaya çalışıyor,
yandaş yalaka yazarlar ona “kurabiye çocuk” muamelesi yapıyor…

Ağzının içine bakıyorlar, ama olmuyor!.

Kandil’deki terörist başı Cemil Bayık, dünya lideri Tayyip’i sürekli tehdit ediyor!.

KCK Yürütme Kurulu’nun yaptığı açıklamada,

“AKP’nin söylem ve tutumu tahammül edilemeyecek hale gelmiştir.
Bu yaklaşım savaş hazırlığı anlamına gelmektedir.” 
deniliyor!.

PKK, “yavuz hırsız ev sahibini bastırır” anlamında hareket ediyor, ama
“ev sahibi”iktidar da bu yavuz hırsızın elinde ülkenin kaderini belirlemeye çalışıyor!.

Cemil Bayık da “AKP süreci bitirmiştir, bedelini öder.” diyor!.

Oysa AKP’nin bedel ödeyeceği filan yok; bedeli yine bu halk, bu Mehmetçik,
bu analar babalar ödeyecek!.

* * *

Kürtçü Partinin Eş Başkanı Gültan“Biz bugünlere silahla geldik” diyerek
yola silahla devam edecekleri mesajını veriyor!.

Ağır bir terör baskısı altında ezilen Tayyip’in bütün derdi günü kurtarmak ve seçimlere “Bir yıldır şehit gelmiyor, analar ağlamıyor.” propagandasıyla girebilmek!.

Seçimlere “terörü bitiren adam” olarak girip oyları cebine indirmeyi düşlerken, Türkiye terör örgütünün oyuncağı oluyor!.

Sonuç olarak açılım saçılım çöküyor, Tayyip altında kalıyor!.

Tayyip’in ustalığı!.

Tayyip Bey’in asıl ustalığı, suçlandığı konularda aynı ifadeleri kullanarak hemen karşı tarafı suçlaması!.

ODTÜ ormanının gece yarısı katledilerek yol açma çalışmaları yapılmasına karşı çıkanları önce “eşkıya” diye suçladı, sonra da “Ben istemiyorum tavrı faşizandır… Bey yaptım oldu anlayışı ne kadar yanlışsa, ben istemiyorum yapmayacaksın demek de baskıcı, otoriter, bencil bir tavırdır!” dedi…

Acaba kim “ben yaptım oldu” anlayışında?.

Kim dayatmacı ve otoriter tavır içinde?.

Kendisi için bugüne kadar söylenenleri çevirdi, ormanları kurtarmaya çalışan gençler için kullanıyor!.

* * *

“Ben yaptım oldu” anlayışına Taksim’e Topçu Kışlası, Çamlıca’ya cami,
Kanal İstanbul, 3. Köprü güzergahı
bile yeterli örnektir!.

“Azınlık çoğunluğa tahakküm edemez” diyor…

İyi de, demokrasilerde çoğunluğun azınlığa dayatması var mı?.

Tayyip’in ustalığı işte burada!.

Kendine yönelik sözleri karşı tarafa çevirerek zeytinyağı gibi üste çıkıyor,
hem suçlu hem güçlü hale geliyor!.

Valla bu da bir sanat!!!

Tayyip Erdoğan “ya ölecek, ya ölecek”!

Tayyip Erdoğan “ya ölecek, ya ölecek”!

Sabahattin Önkibar
POLİTİKA GÜNLÜĞÜ
Aydınlık, 19 Temmuz 2013
sonkibar@gmail.com

portresi_AYDINLIK

  • “Tayyip Erdoğan için iktidardan düşmek ölmek demek.”

Bu açıklamanın sahibi olan
PKK Kandil önderlerinden
Duran Kalkan
şöyle devam ediyor:

-“AKP’nin planı PKK ateşkes ilan etsin biz de buna karşılık operasyonları durduralım. Böylece demokratikleşme oluyor-olmuyor tartışmaları içinde 2014’e 2015’e ulaşmak ve seçimi kazanma hesabında!”

Şimdi gelin hep beraber Duran Kalkan ne söylemek istedi onu açıklığa kavuşturalım.

1) PKK, seçim kazanmanın Tayyip Erdoğan için olmak ya da olmamak olduğunun farkında!

2) PKK, AKP’nin seçimleri ancak PKK’yı dizginlediği yani terör yapmadığı taktirde kazanabileceğini düşündüğünün de farkında!

3) PKK’nın farkında olduğu bir başka şey, AKP’nin vaad ya da taahhütlerini yerine getirmek yerine oyalama taktiği içinde olduğu ya da olacağı!

Soruyorum tablo bu ise Tayyip Erdoğan PKK’ya hiçbir şey vermeden
mevcut statükoyu ya da muğlaklığı sürdürebilir mi?

Duran Kalkan’ın açıklamalarını bakarsak bu mümkün değil.

Şu halde AKP seçim öncesi yani bir kaç ay içinde PKK talepleri ya da verilen sözler doğrultusunda somut adımlar atmak zorunda ki en acil adım Apo’nun affıdır.

Nitekim Cemil Bayık bu bağlamda İmralı’ya acil sağlık heyeti teklifini yinelemiştir.

Peki üç önemli seçimin arefesinde Öcalan’ı serbest bırakmak ne mi demek?

Erdoğan’ın seçimi kaybedip siyaseten ölmesi demek!

Bunu bilen Tayyip Erdoğan böyle bir adımı atamayacağına göre olacak olan
Selahattin Demirtaş’a göre şudur:

-”Süreç şayet tıkanırsa sonrası savaş-ölüm ve kandır!

Lütfen söyleyin böylesi bir kıskaç tablosunda Tayyip Erdoğan her şartta siyaseten “ya ölecek ya ölecek” dersek yanlış bir yorum mu yapmış oluruz?

Önce Kuzey Irak, şimdi Kuzey Suriye

Kuzey Irak nedir? Barzanistan’dır…

O ne demek?

Bağımsızlık ilanı eşikte olan ilk fiili Kürt Devleti!

Peki bu devleti kim mi ihya etmiştir?

Neo-Osmanlı saplantıları ile Irak Merkezi Hükümetini Şia diye dışlayıp Barzani’ye kucak açan AKP ile Tayyip Erdoğan!

Kuzey Irak’tan sonra ikinci rezillik Kuzey Suriye’dir!

Üstelik Suriye’den kopma aşamasında olan bu yeni Kürdistan,
PKK’nın denetiminde!

Peki bu devletin kurucusu kim mi?

Stratejik derin Ahmet Davutoğlu!

  • Evet Türkiye’nin yanlış politikaları sonucu Kuzey Irak’ın yanı sıra
    Kuzey Suriye’de de ikinci Kürdistan ilan sürecindedir
    .

Sahi içerdeki PKK teslimiyetine paralel olarak dışarıdaki bu gelişmeler
birbirinden bağımsız olabilir mi?

AKP’nin on yıllık iktidar bilançosu görüldüğü gibi eşittir Büyük Kürdistan zeminlerinin inşasıdır…

****************

Seçim işbirliği seçmen yapacak

Seçimde ittifak’ı partiler yapar, işbirliğini ise seçmenler!

Dolayısı ile yapılması gereken ittifak değil işbirliği olmalıdır.

Aslında MHP’nin kurumsal kimliği ile CHP’ye angaje olması yanlış olur zira AKP bunu “MHP CHP’ye payanda oldu” diye istismar eder ve bütün Sağ’ın temsilcisi biziz pozlarına girer.

Şu halde görev seçmenlere düşüyor.

Peki seçmen illere göre işareti nereden mi alacak?

Tayyip Erdoğan’ı ve AKP’yi ülke yönetiminden uzaklaştırmak için bedel ödeyen ve her türlü riske girenlerden!

Mesela Aydınlık Gazetesi ile Ulusal Kanal bu konuda en iyi iki adres ki,

  • zaten seçmen İstanbul ve İzmir’de CHP, Ankara’da MHP adaylarının destekleyeceğini biliyor.

Adana’da ise CHP listesinden eski MHP’li Başkan mağdur Aytaç Durak gösterilebilir.

Antalya’da CHP; Balıkesir, Kütahya, Bilecik, Afyon ve Manisa’da MHP;
Aydın, Denizli, Muğla, Çanakkale, Eskişehir’de CHP; Samsun, Kırıkkale, Yozgat, Çankırı, Adapazarı’nda MHP; Kocaeli, Zonguldak, Bolu, Trabzon, Tekirdağ ve Edirne’de CHP adayları tercih edilebilir. 
Ki süreç içinde il ve ilçeler bazında ayrıntılı işaretleri vereceğiz.

*****************************

Babacan’dan Başbakan’a: Faciaya ramak var! 

Şehit ailelerine verilen iftar yemeğinde Başbakan’ın “Kredi kartı kullanmayın” çağrısını nereye mi oturtmak gerekiyor?

Önüne konan rakamlara!

Evet, Tayyip Erdoğan Dolmabahçe toplantısında Ali Babacan tarafından önüne konan “Kredi Kartları faciasına ramak kaldı” raporunun etkisini üzerinden atamamış olsa gerek ki, paniğini şehitlere verilen iftara taşıdı ve hemen eşikteki facianın müsebbibi olarak bankaları hedefi oturttu.

Gelelim tablonun vehametine:

BDDK rakamlarına göre 2002’de 6.5 milyar TL (eski parayla 6.5 katrilyon) olan tüketici kredisi ve kredi kartı borcu toplamı 2013 Mart ayı rakamlarına göre
38 kat artarak 253 milyar TL
‘ye (eski parayla 253 katrilyon) çıktı ki şu gün itibarı ile 2 milyon 677 bin kart sahibi yasal takibata muhatap!

YOK SAYILAN 3 KADIN

Dostlar,
Sayın Rifat Serdaroğlu‘ndan müthiş bir yazı ulaştı. PKK’nın içyüzünü,
Paris’te öldürülen PKK’lı 3 kadın olayının ve İmralı ile sürüdürülen / dayatılan “barış sürecinin” arkaplanını bütün çıplaklığıyla ortaya koyan çok önemli bir yazı.
Tarihsel değerde belki de..
Sayın Serdaroğlu’na teşekkür eder, bu çok başaılı ve uygun zamanlamalı yazısı için kutlarız.Eski Sağlık Bakanı (DYP’li) Sayın Rifat Serdaroğlu salt saptama yapmakla da kalmıyor. Başbakana, Genelkurmaya, MİT’e, Emniyet’e net çağrıları var..

Bu yazı çok okunmalı ve Türkiye gözünü açmalı artık..

Sevgi ve saygı ile.
Ankara, 18.1.13

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

====================================================RİFAT SERDAROĞLU

portresi

YOK SAYILAN 3 KADIN…

Bugün, size Türk Toplumundan özellikle saklanan bir gerçeği,

  • Kürt kökenli kadınlara PKK Terör örgütü yöneticileri tarafından uygulanan işkenceleri

ve bunlardan yalnızca biri olan “3 Kadının” yaşadıkları vahşeti anlatacağım.
Değerli Yazar-Gazeteci Kıymet Nadir Bindebir 2010 yılında bu konuda bir yazı yazmıştı.

Eşimin ve benim tüylerimizi diken-diken eden bu yazıyı hiç unutmadım.
Kıymet Nadir Bindebir yazısını, 1991’den 2003’e kadar yani 12 yıl dağ kamplarında sürünmüş PKK militanı Kürt kızı Dilaram’ın “Özgürlüğe Kaçış” adlı romanından derlemişti.

HEVİDAN

“Korucu kızı Hevidan çok küçüktü, 12 yaşındaydı.

Apo’nun çıkardığı “Korucu kızlarını kaçırıp PKK’lı yapma” kanunuyla kaçırılıp getirilmişti.

1997 yılında 16 yaşına basmıştı. Kaçma planları yaptı ama anlaşıldı, tutuklandı. İnfaz kararı verildikten sonra Hevidan’ın eline kazma-kürek verip mezarını kazdırdılar. Temmuz sıcağında çukur açarken söylediği türkü dağlarda yankılanıyordu. Son isteği sorulduğunda af dilemedi. ‘Kahrolsun Apo!’ dedi,
o köylü kızı. ‘Ahım sizin boynunuzda kalacak’ diye bağırdı!

İnfaz mangasındaki tek bacağı protezli Siirtli Rengin, Hevidan’ı gözünü kırpmadan taradı. Ölmüyordu bir türlü. Kadınlar başını taşlarla ezerek öldürdüler!”

**********

DİLARAM

Öcalan’ın Şam’daki evine Yoğunlaştırma Evi denir.
Yoğunlaştırma Evine bakire genç ve güzel kadınlar alınır.
Vahşi herif, ‘Çöl Güzeli’ kızlardan hoşlanırdı ama sarışınlara daha çok ilgi duyardı. Ben de Yoğunlaştırma Evine çağrıldım.

Apo bir gün beni masaja çağırdı. Gittim, ılık su dolu leğendeki ayaklarını yıkadım. Hani köy ağaları gibi. Beni azarlamaya başladı, bilmiyorum diye. Sırtüstü uzandı, şimdi bütün vücuduma, dedi. Anladım neler olacağını.
Çünkü cinsel istek uyandığını gördüm.
Soyun, dedi. Soyundum. İç çamaşırlarını da çıkar, dedi.
Ayağa kalkıp sarılıp sıkınca korktum. Kendimi savunmak için Apo’ya vurdum.
3 yumruk attı yüzüme ve kafama. Küfretti bana.

‘Düşkün, fahişe, rezil kadın.
Seni özgürleştirmeye, tabulaştırdığın zincirleri kırmaya çalışıyorum.’ dedi.

Titrediğimi görünce kovdu beni. ‘Sen köle kalacaksın’ diye bağırdı.
Ama bu daha ilk denemeydi. Dışarıda bekleyen tecrübeli kadınlar beni
psikolojik olarak hazırlanma toplantısına çağırdı. Ağladım. İçlerinden biri,
Osmanlı Sarayındaki Valide Sultan gibiydi. Beni azarladı.
Başkan bizi özgürleştiriyor. Sen özgürleşmek istemiyor musun?
Başkana erkek gözüyle bakıyorsun.

  • O Başkan; O zincirlerimizi kıran bir peygamber.’

Beni akşam yemeğinden sonra yine çağırdı Apo. Bu kez çözülmüştüm.
Kime derdimi anlatacaktım? O ana kadar ölüme hiç bu kadar yaklaşmamıştım. Bekâretimi aldı.”

**********

ROHAN

7 aylık hamile Rohani’nin Zele’de infaz edildiğini Osman Öcalan da
Cemil Bayık da iyi biliyor. Çünkü onlar karar verdi. 1991’den beri arkadaşımdı.
Suriye-Kamışlılı’ydı. Son isteğini sordular :

‘Çocuğumun hayatını bağışlayın. O doğduktan sonra beni idam edin’ dedi.

Suçu biriyle ilişki kurmasıydı. Babasına dokunmadılar.
Rohani, karnını kuşakla bağlıyordu ama büyüyünce gizleyemedi.
Açığa çıktı. İnfaz manga komutanı, Cemil Bayık’a Rohani’nin son isteğini söyledi.
Cemil Bayık, ‘Hayır, idam edin’ dedi. Karnında bebeğiyle öldürüldü.”

**********

PKK’lı kadınların yaşadığı bu ve benzeri binlerce vahşet “Yok” sayıldı.

Kimse görmedi, bilmedi.

Yaşar Kemal-Orhan Pamuk-Elif Şafak-Kandil Bülbülü Hasan Cemal-

Hepimiz Ermeni’yiz diyenler bu vahşeti hiç görmediler.

PKK ve Öcalan canisi tarafından hayatları-namusları-onurları çalınan ve

“bunları T.C. Askeri öldürdü” denilip bir çukura atılan zavallı kadınları
kimse görmedi, onlar için iki satır yazmadı, bir Fatiha okumadı.

Sevgili AKP’li dostlar;

İşte sizlere “Çözüm” diye içirilen zehir bu. Genel Başkanınız, eli kanlı katile
“Siyasi Lider” payesi verip, sizlere çözüm diye şehit kanlarını içirecek.

Yoksa akan kanın durmasını, ölümlerin bitmesini hangi vicdan sahibi insan istemez.

Fakat anlaşılmayan konu şudur:

Bu katiller sürüsü ile çözüm aramak, Azrail ile alay etmeye benzer.

  • Kendi kökeninden kadınlara, hem de karnında bebek olduğu halde acımayan mahlûklara ve onların tecavüzcü başkanlarına,
    hangi “aklı kıt” güvenebilir ki?

*Türkiyeli Başbakan                                              ;

Sizin deyiminizle, “Sürecin devamı için”  görüşmeyi şart koştuğunuz İmralı Canisini şimdi daha iyi tanıdınız. Size önerim, Öcalan’a eskortluk yapacak yeni bir birim oluşturmanızdır. İmralı Canisi rahatlarsa, müzakereler daha iyi geçer.

Muhteşem Yüzyıl dizisindeki Hürrem’in giysilerinden rahatsız olan siz,
yukarıdaki gerçek olaylara ne diyeceksiniz?

*MİT Müsteşarı Hakan Fidan                                    :

Siz T.C. Devletinin bir memurusunuz. Öncelikli göreviniz, yukarıda anlattıklarım gibi binlerce olayın arşivlerinizde bulunan belge ve kayıtlarını çıkarmak ve
Türk Milletine bu çapulcuların gerçek yüzlerini anlatmak olmalıdır.

Önce görevinizi yapın, Türk Milleti kiminle pazarlık yaptığınızı iyice bilsin;
sonra isterseniz Öcalan ile isterseniz Kandil’deki canilerle buluşmaya gidersiniz.

*Bülent Arınç Başbakan Yardımcısı                            ;

İnanın sizi çözmekte, anlamakta çok zorlanıyorum.
Türk Milleti Atatürk için gözyaşı döker, siz Seyit Rıza için,
Türk Milleti şehit subay Kubilay için gözyaşı döker, siz Derviş Memed için,
Türk Milleti PKK’nın öldürdüğü kadınlar-çocuklar için ağlar, siz ölüm emri veren Sakineler için.
Siz başörtüsünü namusunuz kabul edersiniz, sonra tecavüzcü katil ile kol kola çözüm ararsınız! Bu nasıl bir anlayış!

**********

Türk Ordusunun Genelkurmay Başkanının, MİT Müsteşarının, Emniyet Genel Müdürünün ellerinde bulunan; PKK’nın yaptığı örgüt içi infazlar, işkenceler, cinayetler, hırsızlıklar, haraçlar, uyuşturucu ticareti, PKK’nın nihai hedefi ile ilgili belge ve bilgiler önce Türkiyeli Başbakan’a, sonra da Türk Milletine açıklanmalıdır.

Açıklayın,

  • Türk Milleti AKP İktidarının kimlerle pazarlık yaptığını anlasın.

Açıklayın yoksa sizler de bu belanın altında ezileceksiniz.

Sağlık ve başarı dileklerimle.
15 Ocak 2013

RİFAT SERDAROĞLU
riftserdaroglu@gmail.com
twitter.com/rifatserdaroglu
0 532 211 00 11