İcazeti veren FETÖ mü, CIA mı?

İcazeti veren FETÖ mü, CIA mı?

Arslan BULUT

Arslan BULUT
arslanbulut@yenicaggazetesi.com.tr
Yeniçağ, 30.052018

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

Tayyip Erdoğan, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce‘nin “Erdoğan, partisini kurarken icazet almak için Pensilvanya’ya gitti” iddiaları üzerine suç duyurusunda bulundu, ayrıca tazminat davası açtı.

Erdoğan, konuyla ilgili olarak “Cezaevinden çıktıktan sonra biz kime gittik biliyor musun? Pensilvanya’ya değil, halkımıza gittik ve 81 vilayette dev bir kamuoyu araştırması yaptırdık. 42 bin donörle görüşme yaptık. O bilimsel görüşmenin sonucunda amblemimize varıncaya kadar, adına varıncaya kadar, partimizin kurulmasının gereğini, milletimizden aldığımız icazetle kararını verdik. Ey İnce, biz bir yerlerden gelen talimatla değil, milletimizden aldığımız talimatla bu adımı attık.” dedi.
***
Erdoğan‘ın parti kurmadan önce Pensilvanya’ya gittiği iddiasını, Muharrem İnce ispatlamalıdır. Fakat bugün herkes kabul ediyor ki, Pensilvanya’da ikamet eden Fetullah Gülen, önceleri, NATO programı olan komünizmle mücadele çerçevesinde ve Türk istihbarat birimlerinin kontrolünde çalışırken, sonraları CIA kontrolüne girmiştir.
Siz bu süreçte, hiçbir resmi sıfatınız olmadığı halde doğrudan ABD yetkilileriyle, Yahudi kuruluşlarının liderleriyle hatta daha da ötesi İstanbul’da görevli CIA ajanları ile görüştüyseniz ve bu görüşmeler, o günlerde basında yer aldıysa, partiyi kurmadan önce Fetullah Gülen ile görüşüp görüşmemenizin bir kıymeti harbiyesi olabilir mi?
***
Erdoğan, “Şimdi ispat edeceksin, söyleyeceksin. Ben Pensilvanya’ya gitmişsem kimle gitmişim? Söyle bakalım, ispat et. Yanımda birileri varmış. Kim varmış? İspat et. İspat etmezsem namertsin” diye iddialı konuşuyor.
İyi de 1996 yılında Refah Partisi İstanbul İl Başkanlığı’nda Graham Fuller ile görüşen Abdullah Gül değil miydi?
Daha Refah Partisi Beyoğlu İlçe Başkanı iken, ABD Büyükelçisi Morton Abramowitz ile görüşen, Graham Fuller ile temasa geçen, Amerika’nın Adana Konsolosu Elizabeth Shelton, İstanbul Başkonsolosu Caroline Hagins, ABD Büyükelçilik Müsteşarı Silwer Lawrens ve CIA görevlisi Kenny Bob ile görüşen Tayyip Erdoğan değil miydi?
AKP’yi kurmadan önce 18 Temmuz 2001’de İsrail büyükelçisi David Sultan ile görüşen kimdi?
***
Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, “Öteden beri Türkiye’yi uydusu gibi görmek isteyen ülkeler var. Onlar bu şahlanışa, bu dik duruşa engel olmaya çalıştılar. Darbe teşebbüsleri yaptılar, muhtıralar verdiler, ortalığı yakıp yıktılar, terörü azdırdılar” diyor.
Doğru da, Türkiye’de rejimi değiştirmek için, ABD ve AB ile iş birliği yapan, hatta “Ankara’nın şerrinden Brüksel’in şefaatine sığınan” kimdi?

  • Hem daha AKP kurulmadan hemen önce, ABD’deki temaslardan sonra
    bir lobi şirketi üzerinden gönderilen gizli belgeyi parti programı yapan kimdir?

Ve bütün bu programlar gereği, Türkiye’nin de haritasını değiştiren Büyük Orta Doğu Projesi Eş Başkanlığı görevi verilen kimdir?
Bunlar da millet iradesinin gereği miydi?
Şimdi, aynı oyunu, muhalefet üzerinden oynuyor olabilirler.
Fakat önce başımıza gelenleri doğru tespit edelim!
Türkiye’de artık Kemalizm’in modasının geçtiğini ve Fazilet Partisi’ndeki “Yenilikçi Hareket”in “Ilımlı İslâm”a liderlik yapacağını söyleyen, yani icazet veren Graham Fuller değil miydi? Tabii ki milletin eğilimlerini de ölçerek böyle diyordu ama sonuçta siyasi yasakları ortadan kaldıran da ABD Büyükelçisi değil miydi?
***
Recep Akdağ, “Birbirine benzemez 2-3-4 grubun bir araya gelmesinin bu ülkenin geleceği açısından bir faydası olmayacağı açıktır.” diyor. Peki, Türk milliyetçilerinin partisi ile her türlü milliyetçiliği ayaklarının altına alanların partisi birbirine çok mu benziyor acaba? Bunun ülkenin geleceğine ne faydası olacak? AKP ve MHP bu konuyu izah edemediği için halk muhalefete yöneliyor!
================================================
Dostlar,

Teşekkürler Sayın Arslan Bulut‘a…
Nefis bir değerlendirme.
Daha önce köşesinde yazdığı halde bu kez biraz kapalı geçerek, AKP’nin programının ABD’de CFR / Rand Corporation tarafından 2001’de yazıldığını es geçmiş :

“..Esasen AKP’nin kendisi de bir projedir, programı ise dünyayı yöneten Dış İlişkiler Konseyi (CFR) yazılımıdır…” (Arslan Bulut, “Açılımın Şifreleri”, Bilgeoğuz Yayınevi, İst. 2010, Kitabın arka kapağı.

Açılımın Şifreleri ile ilgili görsel sonucuArtık mızrak çuvala sığmıyor…
Gerçeklerin, er ya da geç, bir yolunu bularak ortaya çıkma inadı – huyu – alışkanlığı – kararlılığı… var’!
Ayırca, ne denli yok ettiğinizi düşünürseniz düşünün, önemli belgelerin başka yerlerde örnekleri bulunuyor, yeri – zamanı geldiğinde ortaya çıkıveriyor – servis ediliveriyor..
AKP = RTE için -ve de MHP- çember giderek daralıyor..
Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste..

Ya da; emperyalizm böyle kullanır kullanır, vadesi tamam olunca da sümüklü mendil gibi çöpe atar..

Sevgi ve saygı ile. 30 Mayıs 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Gülen’i ziyaret eden 7 AKP’li, yeniden aday!

Gülen’i ziyaret eden 7 AKP’li, yeniden aday!

BİRGÜN, 05.05.2018
https://www.birgun.net/haber-detay/gulen-i-ziyaret-eden-7-akp-li-yeniden-aday-214715.html 

AKP’li milletvekilleri, 2012’de Boston’da Gülen cemaati tarafından organize edilen ‘Kültür Günleri’ programına katılmış, o tarihte 12’si de milletvekili olan grup Pensilvanya’ya da giderek Fetullah Gülen ile de görüşmüştü. Birlikte ikindi namazı kılan vekiller, hatıra fotoğrafı da çektirmişti. Ziyarette kadın vekillerin başlarını kapatmaları da dikkat çekmişti.

Ziyarete giden adlardan 4’ü dışında öbürleri 2015’te yapılan iki seçimde liste dışı kalmıştı.

Pensilvanya’ya giden milletvekillerinden İlknur İnceöz, Vedat Demiröz, Bayram Özçelik ve İsmail Tamer halen Milletvekili bulunuyor ve dördü de yeniden aday oldu.

Fotoğraftakilerden AKP Giresun eski Milletvekili Adem Tatlı; AKP Siirt Eski Milletvekili Arif Demikıran , AKP Tokat eski Milletvekili Dilek Yüksel, AKP Trabzon eski milletvekili Safiye Seymenoğlu ise adaylık başvurusu yapmadı. Fotoğraftaki bir başka eski AKP’li milletvekili Ahmet Öksüzkaya ise 15 Temmuz’dan sonra FETÖ’den arandığını öğrenince yurtdışına kaçmıştı.
============================================

CHP lideri, Erdoğan'a meydan okudu

ALB. MUSTAFA ÖNSEL : FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI

FETÖ ÖRGÜTÜ DOSYASI;
SON 16 YILIN FETÖ ve ERKETE ORTAKLARI’NIN KAHPELİK TARİHİ’NDEN ”KISA” BİR KESİT

http://www.toryburch-inc.net/wp-content/uploads/2016/10/gule-muhafiz-alay-komutani-fetocu-dedik-ama-580218e3026d3.jpg

E. KUR. ALB. MUSTAFA ÖNSEL

(Bilgiler, cezaevinde kaleme aldığım Silivri’de Firavun Töreni isimli kitaptan derlenmiştir. )

ODATV (30.09.2017)

Bu yaşananları bilmeden Fetullahçı Çete’nin ne yaptığını anlayamazsınız.

Önceki gün Odatv’de Balyoz davası kapsamında kumpas kurularak tutuklanan NATO’daki subaylardan bahsetmiştim. Tıpkı diğer isimli davalarda olduğu gibi Balyoz’da da kin ve intikam duygularının hukuka galebe çaldığı, kamuoyunun malumudur. Balyoz davasında hiçbir şey görüldüğü gibi değildir. Yine bu davada “tesadüf”lerin nasıl kutsal metinler gibi karşımıza çıktığını anlatmaya devam edeyim. Bu anlamda sayılarla ilgili örnekler vererek asrın iftirası “Balyoz Davası”nın nasıl yürütüldüğünü ifade edeyim. Biliyorsunuz bizler, CMK’nın 250. maddesi kapsamında terör suçlularının yargılandığı maddeden yargılandık. Tutuklu sanık sayısı nedir biliyor musunuz (2012 yılı itibarıyla)? Tam 250 kişi.

Temmuz 2010’da mahkeme, içerisinde benim de bulunduğum 102 sanık hakkında, hukuksuz bir biçimde, yakalama emri çıkartıldı. Peki, 102 rakamı bize neyi hatırlatıyor? Fetullah Gülen ile ilgili daha önce başlatılmış olan soruşturmada ki şüpheli sayısı olan 102’yi. 11 Şubat 2011 günü; Balyoz (1) davasında mahkeme, 163 kişi hakkında tutuklama kararı verdi. Bu sayı bize neyi hatırlatıyor? 765 sayılı eski TCK’da ki irtica ile ilgili 163. maddeyi.

Balyoz (2) ile ilgili, hakkında dava açılan sanık sayısı ne kadardır? 28 kişi. Peki, bu size neyi hatırlatıyor? Meşhur 28 Şubat’ı. Sonrasında Balyoz 3’ten de tamamı 143 kişiye dava açıldı. Bu sayıda da bir keramet aradık, çünkü sanık sayısı daha da fazla olabilirdi. Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen bir kısım personelle, sanık durumunda olanların arasında herhangi bir fark yoktu. Yaptığımız incelemede bir başka sayıya ulaştık ve 143’ün kerametini çözdük. Şöyle ki; Balyoz 1’de 196 kişi, Balyoz 2’de 28 kişi, Balyoz 3’te 143 kişi yargılanıyor. Bunun toplamı ne kadar ediyor? 367

Peki, 367 sayısı bize neyi hatırlatıyor? “Sözde değil özde Atatürkçü Cumhurbaşkanı” söylemleri arasında, Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı seçiminde kriz çıkartan meclis yeter sayısını. Bunlara; sayıların gücü mü, hukukun gücü mü, bir başka güç mü, yoksa tamamen “tesadüf” mü diyelim? “Balyoz Davası”nda “tesadüfler” biter mi? O kadar çok ki. Biz birkaç tanesini daha vermekle yetinelim.
***
Ege’de; “Egemenliği Antlaşmalarla Yunanistan’a Devredilmemiş Ada, Adacık ve Kayalıkların”, geçirdiği ekonomik kriz nedeniyle elindeki bazı adaları kiralamaya çalışan Yunanistan tarafından işgal edildiğine ilişkin haberlerin doğru olup olmadığı, 2012 yılı içerisinde bir soru önergesi ile Dışişleri Bakanı’na soruldu. Dışişleri Bakanı, verdiği yazılı cevapta işgalin olduğunu zımnen kabul etti.

  • Evet, Ege’de; Koyun, Hurşit, Fornoz, Eşek, Nergizcik, Bulamaç, Kalolimnoz, Keçi, Sakarcılar, Koçbaba, Ardacık ile Akdeniz’de Gavdos, Dhia, Dionisades ve Koyfonisi adaları Yunanların fiili işgali altındadır.

Hâlbuki dün (1996 yılında), bırakın adaları ve adacıkları, Kardak Kayalıkları için Yunanlılarla savaşın eşiğine gelmiş, bir oldubittiye asla sessiz kalmayacağımızı göstermiştik. Ne oldu da geçen 16 yıl içerisinde Yunanlılar, bırakın kayalıkları, adaları bile ellerini kollarını sallayarak işgal edebiliyorlar? Unutmadan ifade edeyim ki, 16 yıl önceki kararlılık gösterisinde, Kardak’a çıkan 2 SAT (Su Altı Taarruz) Tim Komutanı da “Balyoz ve Poyrazköy” iftiralarından, Hasdal Cezaevinde çile doldurdular. Bunlardan Ercan Kireçtepe yaklaşık 6 yıl, Ali Türkşen ise 3,5 yıl tutuklu kalmıştır.

Sadece bu kadar mı? Hayır! Balyoz 3’ten tutuklanarak içeri tıkılan bir savaş pilotu var. Adı Namık Sevinç. Kurmay Albay. SAT Komandoları Kardak Kayalıklarına çıkmadan önce ada üzerinde keşif yapması istenir kendisinden. Namık albayın o zamanki rütbesi üsteğmendir. Ada üzerine geldiğinde gördüğü manzara karşısında çok öfkelenir. Çünkü Yunan komandoları adalardan birini işgal etmişler ve Yunan bayrağı dikerek güya egemenliklerini ilan etmişlerdir. Namık Üsteğmen dayanamaz ve komandoların bulunduğu yere dalış yapar. Birçok açıdan büyük risk taşıyan bu dalışın amacı, Yunanlıları korkutmak, asıl önemlisi de çok kısa bir direğe çekili olarak yere sabitlenmiş olan ve egemenliği temsil eden Yunan bayrağını alaşağı etmektir.

Dalar Namık Üsteğmen, birkaç metre yere kadar koca uçakla. Yunanlılar bu delicesine dalış karşısında kendilerini son anda yere atarlar. Ama bayrak direğine çarpan uçak, direği devirir. Yunanlar o dalıştaki cesaretten bu adada fazla kalamayacaklarını anlamışlardır aslında. Bu olaydan yıllar sonra Namık Sevinç, hiçbir geçerli kanıt olmadan Balyoz Davası kapsamında tutuklanıp, 16 yıl ceza almıştır.

Yine Kardak’a müdahale sırasında helikopteri düşen ve yaralı olarak kurtarılan Üsteğmen Halil Vecihi İyigün, sonraki yıllarda Albay rütbesine yükselecek ve Van İl Jandarma Komutanı olacak, o da, teröristleri teslim aldıktan sonra öldürdüğü iftirası ile tutuklanıp Sincan Cezaevine kapatılacaktır (2 yıl yattıktan sonra beraat etti).
***
1996 yılında, yani Kardak Krizi ile beraber, Genelkurmay bünyesinde Yunanistan-Kıbrıs Daire Başkanlığı kurulur. Amaç; Yunanistan ve Kıbrıs ile ilgili, Türkiye’nin menfaatleri doğrultusunda stratejik çalışmalar yaparak, Dışişleri Bakanlığı’na tekliflerde bulunmaktır. Yunanistan’da da Türkiye ile ilgili bir masa vardır. Ve bu masada; yaklaşık 1.500 kişiden oluşan, içlerinde asker ve akademisyeninden, istihbaratçısına kadar pek çok uzmanın bulunduğu bir kadro görev yapmaktadır.

2012 yılında; Yunanlar, adaları sessiz sedasız ve tepkisiz bir şekilde işgal ederken, Genelkurmay da, sessiz sedasız söz konusu Daire Başkanlığını kapattı biliyor musunuz? Bu Daire Başkanlığı, memurlar da dâhil, en fazla 10 kişinin çalıştığı Şube Müdürlüğü seviyesine düşürüldü. Peki, söz konusu Daire Başkanlığını kuran ve görev yapanların başına neler geldiğini biliyor musunuz?

Anlatayım; asrın iftirası “Balyoz Davası” kapsamında; emekli amiraller Kadir Sağdıç, Deniz Kutluk, Özer Karabulut, Mücahit Şişlioğlu, Fikret Güneş Silivri Cezaevine; Koramiral Can Erenoğlu, Tümamiral Ali Semih Çetin ile Kurmay Albaylar Ümit Metin, Hüseyin Hançer, Derya Ön, Ali Türkşen, Hakan Mehmet Köktürk, Berker Emre Tok ise çeşitli askeri cezaevlerine tıkıldılar. Bunların hepsinin rastlantı olduğunu düşüneniz var mı bilmiyorum?
***
Yukarıda isimleri geçenlerin hepsi denizci. Denizcilerle ilgili bir ilginç rastlantı daha var. Yeri gelmişken onu da paylaşalım. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Genel Plan Prensipler Başkanlığı; özellikle Karadeniz, Ege Denizi ve Akdeniz’deki ulusal çıkarlara odaklı stratejinin oluşturulduğu bir yerdir. Bu Başkanlık; Karadeniz’e çıkış için Montrö Antlaşmasını delmek isteyen ABD’ye, Ege Denizi’nde Yunan oldubittilerine ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) Doğu Akdeniz’de Türkiye ve KKTC’nin menfaatleri aleyhine Münhasır Ekonomik Bölgelerde doğal gaz aramalarına karşı uygulanan politikaların dış işleri ile koordineli planlamasını yapan ve bu politikaların uygulanmasını takip eden, bu anlamda çok önemli bir başkanlıktır.

Özellikle de Karadeniz’de sancak dolaştırmak isteyen ABD’nin en çok canını sıkan birim burasıdır. Yeri gelmişken bir bilgi vereyim: ABD’liler, dünyada hâkim olamadığı tek deniz olan Karadeniz’e bu nedenle ne demektedir biliyor musunuz? “Kara Delik.” ABD, bunun en büyük müsebbibi olarak Türk Deniz Kuvvetlerini görmekte, bunu da çeşitli uluslararası platformlarda dile getirmektedirler. Sonra ne olur biliyor musunuz? Burada görev yapan ve yukarıda belirttiğim politikalar doğrultusunda hareket edip, bu anlamda asla taviz vermeyen amiral ve subayların hepsi isimli davalar kapsamında tutuklandılar.

Asrın iftirası “Balyoz Davası”nda ilk tutuklananlar arasında bulunan ve tutuklandığında söz konusu Genel Plan Prensipler Başkanı konumunda bulunan Tümamiral Ramazan Cem Gürdeniz başta olmak üzere, aynı başkanlıkta çeşitli tarihlerde görev yapan amiraller; Can Erenoğlu, Lütfü Sancar, Kadir Sağdıç, Aydın Gürül, Deniz Kutluk, Engin Baykal, Serdar Okan Kırçiçek ile albaylar; Mehmet Örgen, Ender Kahya, Alpar Karaahmet, Dora Sungunay ve Bayram Ali Tavlayan çeşitli cezaevlerinde 2 ila 4 yıl arasında çile doldurdular ve tasfiye edildiler.
***
PKK ile mücadelede simgeleşmiş o kadar çok jandarma ve karacı subay vardır ki Balyoz’dan cezaevine konulan. Hepsini saymayalım. Kamuoyuna mal olmuş bir kaçından bahsedelim yeter. Bu sembol isimlerden biri Jandarma Albay Cemal Temizöz. Cizre’yi teröristten temizlemenin karşılığını, hem oradaki olaylardan, hem Balyoz’dan hakkında dava açılarak 5 yıldan fazla cezaevinde yatarak almıştır. Kamuoyunda A. Öcalan’ı sorgulayan subay olarak tanınan Jandarma Albay Hasan Atilla Uğur Ergenekon’dan yaklaşık 6 yıl cezaevinde kalmıştır.

Yine A. Öcalan’ın kaldığı adanın sorumluluk açısından bağlı olduğu Bursa Jandarma Bölge Komutanlığından Bölge Komutanı Tuğgeneral Levent Ersöz hem Ergenekon hem balyoz; orada kurmay başkanlığı görevinde bulunan bendeniz Mustafa Önsel ve Kurmay Albay Murat Özçelik Balyoz’dan 4 yıl cezaevinde kaldık.

Son olarak, PKK’nın 1984 yılında Eruh ve Şemdinli’deki baskınlarına değinelim. Malum PKK bu ilk saldırılardan sonra kuruluşunu açıklamış ve kanlı saldırılarını başlatmıştır. Saldırıya uğrayan ilçelerde yeterli kuvvet yoktur. Komşu şehirlerden takviye gönderilir hemen. Bakın takviyeye giden birliklerin başında kimler vardır? Sonradan general olacak olan, o an için tanışmayan, biri jandarma, diğeri karacı olan iki subay. O zaman için üsteğmen olan Ali Aydın Yüksekova’dan Şemdinli’ye, O zaman yüzbaşı olan İhsan Balabanlı ise Siirt’ten Eruh’a intikal ederek PKK’lı teröristlere müdahale ederler.

Eh onlar da yıllar sonra (27 yıl) cezaevinde buluşacak ve orada tanışacaklardır. Bu kadar olamaz diyorsunuz değil mi? Elin oğlu “not alıyor” sonra gereğini yapıyor, yaptırıyor. Maalesef diyelim ya da “tesadüf” deyip geçelim ne dersiniz. İsimli davalar toplum tarafından neden- sonuç ilişkisiyle tam olarak anlaşıldığında bugünleri anlamak daha kolay olacak.
***
Bu kumpasları emperyal istekler doğrultusunda gerçekleştiren Fetullahçı çetenin 15 Temmuz’da kendi halkına ateş açacak kadar çılgınlaşabileceği anlaşıldı. Bugün bazı şeyler biraz daha iyi anlaşılıyor sanırım. Zararın neresinden dönülürse kardır demişler. Fetullahçı çetenin dışarıda kalanları, sahte isimlerle özellikle sosyal medyada hala iftiralarına devam ediyorlar, onların tabiatı bu da; ben bunlarla mücadele ediyorum deyip hala, “Balyoz da (Mahkeme kararı olmasına rağmen) Ergenekon da yok diyemeyiz” diyen yetkilileri anlamaya, beyin kıvrımlarındakini bulmaya çalışıyorum. Ama…

Eski GIRGIR dergisinde Zihni Sinir tiplemesi vardı. O tiplemenin üretimi bir bulmaca gibi…

Not: Bilgiler, cezaevinde kaleme aldığım Silivri’de Firavun Töreni isimli kitaptan derlenmiştir.

Odatv.com
=================================
Dostlar,

İbretlik bir yazı.. Tarihe not düşüyor.
Ergenekon – Balyoz başta olmak üzere kumpasları emperyal istekler doğrultusunda gerçekleştiren Fetullahçı çetenin mağdurları mutlaka yazmalı yaşadıklarını. Bunlar birbirini doğrulayacak – yanlışlayacak ve tarihçiler hükümlerini kanıtlara dayalı olarak nesnellikle verebileceklerdir. Gelecek kuşaklar açısından vazgeçilmez bir çabadır söz konusu olan.

Sn. E. KUR. ALB. MUSTAFA ÖNSEL‘e hem geçmiş olsun diyoruz hem de ülkemize hizmetleri için kendisine şükranlarımızı sunuyoruz. 

Yargı süreçlerinin Yansız ve Bağımsız yürümesi, her şeye karşın mutlaka adil işlemesi ve suçlu bulunanların hak ettikleri cezalara çarptırılmaları doğal – haklı – tarihsel beklentimizdir.

Sevgi ve saygı ile. 01 Ekim 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

 

Fethullah Gülen’e gıyabi tutuklama ve Kırmızı Bülten

Fethullah Gülen’e gıyabi tutuklama ve
Kırmızı Bülten

Mahkemenin kabul ettiği iddianameye göre;

– Örgütün Adı: FETÖ/PDY
– Kurucusu ve Yöneticisi: Fetullah Gülen
– İşlediği suç : “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs”,
“Silahlı Terör Örgütünü kurmak ve yönetmek”
– İstenen ceza: Ağırlaştırılmış müebbet ve 52 yıl 6 aya kadar hapis
– Toplam şüpheli sayısı: 69

Gülen Cemaati lideri Fethullah Gülen‘in yanı sıra 22 Temmuz Operasyonu’nun 3. dalgasında gözaltına alınan eski İstanbul Mali Şube Müdürü Yakub Saygılı’nın da aralarında bulunduğu
69 şüpheli hakkında hazırlanan 1453 sayfalık iddianame kabul edildi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, yurtdışında bulunan sanıklar Fetullah Gülen ve yardımcısı olduğu iddia edilen Sinan Dursun için gıyablarında (AS: yokluklarında) tutuklanma kararı verdi. Mahkeme Gülen ve Dursun hakkında ayrıca Kırmızı Bülten çıkarılmasına da hükmetti.

İLK DURUŞMA 6 OCAK’ta

Duruşma günlerini 6-7-8 ve 11 Ocak 2016 olarak belirleyen mahkeme kurulu, duruşmanın nerede yapılacağı konusunda ise henüz bir karar almadı. Mahkeme kurulu, 1453 sayfalık iddianamenin okunması için 2 spikerin TRT İl Müdürlüğü’nden istenmesine hükmetti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, oğlu Bilal Erdoğan ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan‘ın da aralarında bulunduğu
8 şikayetçi yer alıyor. İddianamede Başbakan Ahmet Davutoğlu ile birlikte 27 kişi ise
mağdur olarak bulunuyor.

HAPİS İSTEMLERİ
Örgüt lideri olmakla suçlanan Fethullah Gülen ve yardımcısı olduğu belirtilen Sinan Dursun’un, “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen (AS: bir ölçüde) veya tamamen (AS: tümüyle) engellemeye girişim”,

“FETÖ/PDY (Fethullah Terör Örgütü / Paralel Devlet Yapılanması) Silahlı Terör Örgütünü kurmak ve yönetmek”, “Gizli kalması gereken bilgileri, siyasal casusluk amacıyla elde etmek” suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapsi ve 37 yıl 6 aydan 52 yıl 6 aya dek hapsi istendi. İddianamede, örgüt yöneticisi olmakla suçlanan eski Emniyet Müdür Yardımcısı Hamza Tosun, eski İstanbul Mali Şube Müdürü Yakub Saygılı, eski Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdür Yardımcısı Kazım Aksoy ve eski Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdür Yardımcısı Yasin Topçu hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis ve 162,5 yıldan 338 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Örgüt üyeliğiyle suçlanan öbür şüphelilerin de 7,5 yıldan 330 yıl 6 aya dek hapisleri istendi.

GÜLEN’E 14 ARALIK İDDİANAMESİNDE DE 235,5 YIL HAPSİ İSTENMİŞTİ

14 Aralık soruşturmasında da, aralarında Fethullah Gülen, Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca ve eski emniyet müdürlerinin de bulunduğu 10’i tutuklu 33 sanık hakkında da dava açılmıştı. Gülen için, “Silahlı terör örgütü kurmak‘ ve ‘Zincirleme nitelikli resmi belgede sahtecilik‘ suçlarından 70 yıldan 235,5 yıla dek hapis cezası istenmişti. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, davanın ilk duruşmasını 22-24 Aralık 2015 tarihi olarak belirlemişti. Yine Fethullah Gülen’in gıyabında tutuklanmasına ve hakkında kırmızı bülten çıkarılmıştı. İddianamede
69 şüpheli yer alıyor. Bir numaralı sanık Fethullah Gülen. Bir numaralı sanık Fetullah Gülen ile yardımcısı Sinan Dursun hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Mahkeme, Gülen ve Dursun hakkında Kırmızı Bülten çıkarılması amacıyla Adalet Bakanlığı’na yazı yazılmasına da hükmetti. (YURT Gazetesi haber kapısı, 19.10.15)

===================================

Dostlar,

Seçime 10-12 gün kala bu bu manevraya ne demeli??
Fethullah Gülen’in gıyabında tutuklanması ve kırmızı bülten çıkarılması kararı daha önce çıkarılmıştı.. Aradan geçen aylar içinde ne yapıldı?? Bir seçim yatırımı daha..
AKP – RTE mağduru oynayacak bir de bu gerekçe ile..
1 Kasım 2015 seçimleri yaşamsal… Ne denli cephane varsa hepsi ateşleniyor..

AKP seçim tutanakları:
Her duyguyu sömürdük; bu seçim son şansımız

Nokta Dergisi‘nin yayımladığı AKP seçim tutanaklarına göre; TBMM AKP Grup Başkan Vekili Mahir Ünal, toplumun sorunlarının 13 yılda değiştiğini ve AKP’nin eski sorunları
bir hal yoluna soktuğunu söyledikten sonra,

– “Bunu yaparken elimizde bir pipet, toplumdaki her duyguyu sömürdük.
Buna psikolojide ‘duygusal vampirlik’ deniliyor” ifadesini kullanıyor.
Tüm metni aşağıdaki erişkeden okuyabilirsiniz..
(Nokta_Dergisi_AKP_Gunlukleri2_20.10.15)

Dileriz halkımız aklını başına toplar ve bunca kan – revanın politik sorumlusundan
1 Kasım 2015 seçimlerinde gerekli hesabı sorar..

Sevgi ve saygı ile.
20 Ekim 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com