Etiket arşivi: Zahide Uçar

ADALET Mİ, CİNAYET Mİ?

Zahide UÇAR

F-CIA’nın yazdığı 28 Şubat iddianamesi ile cezaevinde tutulan ve bir süredir hasta olan Emekli Korgeneral Vural Avar cezaevinde hayatını kaybetti.
Suç davası değil, kin davasıydı. Türk Ordusunu HADIM ETME davasıydı. Hapiste insanları domuz bağıyla bağlayıp, canlı canlı gömen canavarlara bile emekli paşalara yapılan yapılmadı. Müebbet almadılar. Sonra da bıraktılar. PKK dedikleri HDP’nin eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’ın kalp krizi geçiren babasını görmesi için Diyarbakır’a özel jet ile götürüldüğünü öğrendik. Demirtaş’a özel jet Tahsis ediliyor. (AS: HDP kiraladı..)
28 Şubat kumpas yargısından müebbet hapis cezası verilen 82 yaşındaki E. Orgeneral Çetin Doğan mide kanaması geçiriyor. Doğan’ın İstanbul Adli Tıp Kurumu‘na gönderilmesi için on korumanın uçak gidiş dönüş bilet parası aileden isteniyor(!)…
80 Yaş üstü askerler kin davasıyla içeri tıkıldı. Bütün hakları ellerinden alındı. Rütbeleri söküldü. Peki, muhalefet partileri başkanlarından bu kin davasının kararları hakkında bir eleştiri duyduk mu? Duymadık. “Aman, bize darbeci demesinler” korkaklığı ve pısırıklığıyla ile susarak bu zulme ortak oldular. Bu insanların içinde kendine bakamayan hasta insanlar var. Abdullah Öcalan için 2 defa gizli af çıkartıp, ortaya çıkınca “sehvene” yatan AKP, paşalara karşı duydukları kinle zulmü seyrediyor.
Dağdaki teröriste, “kazanılmış hak” diyerek maaş ödeyen (hala ödeniyor mu bilmiyorum) AKP, paşaların rütbelerini de söktü.
Sahi, Öcalan’ın kaldığı yeri İtalyan kağıtlarla kaplayıp, LCD televizyon verip, bir de spor salonu kurmuşlardı değil mi? Ha, bir de canı sıkılmasın diye yanına birkaç terörist vermişlerdi. “Açılım” denen rezil günlerde Öcalan, CIA elemanları eşliğinde Marmara Denizinde yatla gezdirilmişti. Daha fazlası da var ama yazarsak devlet sırrını ifşa ettin derler. İhanet sırrından devlet sırrı olmaz ama neyse….
Erbakan’a sağlık sorunları nedeniyle ev hapsi verip, Sivas’ta insan yakan canavarı hastalık nedeniyle (!) tahliye etmişlerdi.
Paşalara yapılanlara ses çıkarmayan muhalefet (!), Demirtaş ile yatıp, Kavala ile kalkıyor. Demirtaş’ı merak etmesinler. Demirtaş’a mağdur kıyafeti giydirildi ya? Gelecekte kurmayı planladıkları özerk Kürdistan veya Kürdistan Eyaleti için Mandela rolüyle bir eyalet başkanı yetiştiriliyor. Sazı, sözü, verilen aile resmiyle de modern, hümanist bir başkan görünümü kazandırılıyor.
* * *
F-CIA ajanı Baransu bile bazı suçlardan beraat etti. Oysa vatana ihanet suçu işleyenlerden biriydi. “Sahi, vatana ihanet suçunu da Özal kaldırmıştı” değil mi?
F-CIA aparatı, Mümtazer Türköne;
“ Osmanlıda olsa Öcalan paşa yapılıp maaş bağlanırdı. Öcalan Türk Bükü’nde gözetim altında tutulsun” demiştir. Tabii ki Osmanlı’da böyle bir uygulama yoktu. Yalan söylüyordu. Zaman Gazetesi yazarı olan ve bütün kumpas davalarda görev alan Türköne de Bahçeli’nin teveccühü ile içeriden çıkmıştı.
Neden bunları yazıyorum? Karşılaştırın, arkasından gittiğiniz insanları tanıyın ve unutmayın diye tek tek yazıyorum. Çünkü;
Unutursan ölürsün.
Hukuksuz siyasi kararlar sevdiklerimize yapıldığında ayağa kalkıp, sevmediklerimize yapıldığında susuyorsak, vicdan ve ahlak sorunumuz var demektir. Sevmediklerimize yapılan yargı kumpaslarına susarsak, suç ortağı oluruz. Ve gün gelir sevdiklerimizi de alırlar. Susanlar yargı cinayetlerine ve kumpaslara pasif ortak oldu. Yargı cinayetlerinin bir kısmına susanların bugün yargı sopası kafasına iniyor. Bu duruma, “ektiğini biçmek” deniyor.
* * *
Emekli Korgeneral Vural Avar’ın ruhu şad olsun. Ailesi ve sevenlerine baş sağlığı ve sabır diliyorum.
AKP YARGISI ASKER ÖLÜMLERİNE doymadı. Ali Tatar, Abdülkerim Kırcı, Kozinoğlu, Murat Özenalp “AKP+F-CIA” ortaklığında ölüme yollandılar. Bir gün gerçekten milli olan bir iktidarın bu kumpas şehitlerimizi, tıpkı kumpasla idam edilen Boğazlayan Kaymakamı Kemal Bey gibi şehit ilan etmesidir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk Boğazlayan Kaymakamı Kemal Bey’i şehit ilan ederek ailesine maaş bağlamıştır.
Yazıyı Atatürk’ün 31 Temmuz 1920 tarihinde Afyon’da Kolordu Dairesi’nde subaylara yaptığı uyarıdan bir cümle ile bitirelim;

  • Orduyu imha etmek için mutlaka subayını mahvetmek, aşağılamak lazımdır.”
    (21.12.2022)

şİİR KÖŞESİ : EDERİN KADAR KONUŞ

ŞİİR KÖŞESİ…

EDERİN KADAR KONUŞ

Efelenip durma bana, ederin kadar konuş.
Üç, dört, beş maaş, ya da daha çoğu,
İnsana dair ne varsa satan bir aşağılık,
Bizim paramızla bize caka satan bir ahmaksın…

Ekranlardan bilgiçlik taslayıp durma bana,
Çaresizlikten intihar eden fakire yağlı urgansın!
Tarlada kimyasalsın, kasapta hasta et,
Öldürülen her kadına saplanan bıçaksın!

Sosyal medyadan boşuna küfretme bana,
Benim paramla bana küfreden bir kahpesin!
Boşuna din satma bana,
Şeytan için çalışan alçak bir şeytansın!

Kesilen ağaçlara balta, çiftçiye atılan kazıksın,
Ege’de Yunan, Suriye’de PYD, Irak’ta Barzani’sin,
Ekranda Osman Öcalan, İmralı’da bebek katilisin.
Kilise evlerde misyoner, kozmik odaya giren bir hainsin.

İyi olan ne varsa hepsine düşmansın,
Zeytin ağacını kesen balta, ormanı yakan çakmaksın!
Toprakta kene, domateste kurt, sanata düşmansın.
İnsana insan taklidi yapan bir deccalsın!

Boşuna efelenme bana,
Ambarımda fare, kilerimde hırsız, soframdan çalansın!
Hem hırsızsın, hem arsız, hem insanlık düşmanı,
Sen Lut Kavminin vücut bulmuş tekrarısın…

Zahide Uçar

 

Rejim Güçleri mi?

Rejim Güçleri mi?

Zahide UÇAR 

ABD, BOP adıyla bir proje ortaya koydu. Saklamadılar. Bu bir Haçlı Seferidir dediler. Haçlılar nasıl yağma için Haçlı Savaşlarını başlattı ise… Küresel şirketler de, ABD ÜZERİNDEN Ortadoğu’nun yer altı ve yer üstü kaynaklarını yağmalamak için, 21. yy’ın haçlı savaşını başlattı. Üstelik kendileri için savaşacak taşeronlar da buldular. Suud Arabistan, Katar, Kuveyt, BAE gibi ülkeler finansör olacak, Türkiye gibi ülkeler de savaşacaktı.

Yandaş Dilipak bile, ABD’li yetkililer ile bu konuda anlaşarak AKP’nin iktidar olduğunu açıklamak durumunda kaldı. Soros; ‘Türkiye’nin en iyi ihraç malı ordusudur’ dedi. Türk askerinin küresel şirketler adına savaşmasını istiyorlardı.

Ergenekon, Balyoz ve türevi kumpaslar, Türk Ordusu’nu vekalet savaşlarına razı etmek için yapıldı.

Türk askerini Suriye ile savaştırmak isteyenler, Türk Halkının direnişi ile karşılaştı. Bu direniş karşısında askeri Suriye’ye direk sokamayan AKP, Muhalif dedikleri unsurlar ile Suriye’ye girdi. Suriye’nin Kuzeyi boşaldı. 7 milyon Suriye vatandaşı, denetimsiz bir biçimde Türkiye’ye dağıldı. Suriye’nin Kuzeyine PKK yerleşti. BOP işliyor, PKK koridoru açılıyordu. Gerçekte ise;
Büyük İsrail’in ikinci parçası kotarılıyordu.

AKP, BOP peşine takılarak İsrail koridorunun yolunu açmıştır.
Suriye sınırımızı, mayın temizleme bahanesi ile 49 yıllığına İsrail’e vermeye kalkan AKP Genel Başkanının hedefi neydi? Bu sorunun cevabını bilen var mı?
* *
Savaş ne zaman zorunludur?
Vatan tehlikeye düştüğü zaman savaş zorunludur.
Vatan tehlikede değilken savaş bir cinayettir.
* *
En başında, Türkiye’nin çıkarı düşünülerek hareket edilseydi, Türkiye komşularımızla birlik oluştururdu. Türkiye Suriye, Irak, İran ile işbirliği yapsaydı, bugün Güney sınırımızda PKK, ABD, Rusya, İran olmazdı. Akdeniz’de kıta sahanlığı sorunu da yaşamazdık.

Şehitlerimiz geliyor. Yüreklerimiz yanıyor. Neden? Birinin Emevi Camisinde namaz kılma sevdası, Türkiye’yi haksız bir savaşın içine soktu. Suriye Devleti ülkesinin bütünlüğünü korumak için haklı bir savaş veriyor. Dinimizin de izin verdiği gibi, vatanı işgal edildiği için kurtuluş savaşı yapıyor.

  • AKP ne uğruna Suriye ile savaşmanın bütün koşullarını oluşturuyor?

    * *
    AKP’nin Suriye konusunda hedefi nedir? Türk Milleti olarak bunu biliyor muyuz? Bilmiyoruz. Türk Milletinin Ordusu savaşıyorsa, milli mutabakat olmalıdır. TBMM acilen toplanmalı, Suriye’de hedeflenen ne ise, muhalefete anlatılmalı, ortak bir karar alınmalıdır.

Türkiye’nin Suriye politikası gözden geçirilmelidir.

  • Türkiye Rusya ve İran ile karşı karşıya getiriliyor.

Askerlerimiz öldükçe yüreğimiz yanıyor. Yüreğimiz yandıkça, Suriye ile doğrudan savaşa girmek için kamuoyu ikna olur. Savaşa karşı çıkanlar da vatan hainliği ile suçlanır.

  • En başından beri ABD’nin istediği Türkiye-Suriye savaşıdır.

Ergenekon, Balyoz, Casusluk adıyla kurulan kumpaslar Orduyu zayıflattı. 15 Temmuz operasyonu ile altın vuruş yapıldı. Operasyon Suriye kumpası ile devam ediyor.

Türkiye ABD veya bir başka ülke adına savaşamaz. Türkiye vatanımız tehlikeye düştüğünde savaşmak zorundadır. Vatanımız tehlikeye düştüğünde biz milletçe savaşırız ama Kore’de olduğu gibi, Suriye’de ABD adına savaşmaya HAYIR diyoruz.

  • Suriye savaşı 3. Dünya Savaşını başlatabilir!

Rusya Suriye’de elde ettiği kazanımlarını terk etmeyeceğine göre, Suriye’de Rusya ve İran ile de savaşmayı mı düşünüyorlar?

Hangi akılla Türk askeri teröristlerle Suriye Ordusu arasına yerleştirildi?
* *

Bütün kanallarda ‘rejim güçleri’ diye bir cümle türettiler. Rejim gücü deyince meşru olmaktan çıkıyor mu? Rejim güçleri değil, Suriye Devletinin meşru ordusu. Her devletin kendini savunma hakkı da vardır, zorunluğu da… Esat Suriye Devleti’nin meşru başkanıdır. AKP’nin Esat düşmanlığı bu gerçeği değiştirmez. Konuşacaksanız, düşman da olacaksanız, savaşmayı da düşünüyorsanız, bu gerçek üzerinden hesap yapmak zorundasınız.

Suriye ile doğrudan sıcak savaşa girdiniz!

Türkiye’deki 7 milyon Suriye vatandaşının içinde ne kadarı Muhaberat ajanı var biliyor musunuz? Suriye’ye teröristlerin geçişine göz yuman siyaset, Suriye’nin sivil görünümlü güvenlik elemanlarını Türkiye’ye sokmadığını söyleyebilir mi?
* *
ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey Türkiye’ye geldi. Türkçe konuşarak, “Bugün İdlib’de, sahada şehidimiz var. Başınız sağ olsun..” dedi (!)!
Yemeye hazırlandığı avına tuzak yem uzatır gibi..
Başsağlığı mesajları yayınlayan ABD, 2020 bütçesinde de PYD’ye 200 milyon dolarlık bütçe teklif raporu hazırladı…
NATO Türkiye’ye destek mesajı verdi.
Bir NATO ülkesi olan Türkiye’yi NATO ülkesi olmayan Suriye’ye sok. Sonra’da üyemize yardım ediyoruz diye ülkeye çök.

Şeytanla buğday eken samanını alır (atasözü).

Yıllardır diyoruz ki;
Asıl hedef Türkiye!
Gün gelir ülkemizi korumak zorunda kalırsak, Türk Ordusu Rejim Gücü mü olacak? Ülkeyi böyle karanlık bir tünele sokmaya kimin hakkı var?
* *
Sabahattin Önkibar bir iddiayı dillendirdi. İddiaya göre CIA, Malezya’dan Türkiye’ye gemi ile gelen 3 milyar dolara el koydu. Bu para kime ait?

AKP Genel Başkanı birden Ukrayna’ya gitti. Ukrayna Ordusu’na 200 milyon Lira verdi. Rusya mesajı aldı. Olan bizim çocuklarımıza oldu. 13 şehit verdik.

AKP’nin eski bakanlarından ve CHP Konya Milletvekili Abdüllatif Şener, Kanal İstanbul projesinin gündeme getirildiği zamana dikkati çekerek,

  • “Dünyada böyle saçma bir proje yoktur.
  • Erdoğan’ın mal varlığı Türkiye’nin milli güvenlik sorunu haline gelmiştir.”

ifadelerini kullandı. (Kaynak Yeniçağ: Abdüllatif Şener: “Erdoğan’ın mal varlığı milli güvenlik sorunu haline gelmiştir.”)

Bu durumda şu sorulara yanıt arıyoruz:

ABD birilerinin mal varlığı üzerinden şantaj mı yapıyor?
CIA’nın el koydu dedikleri 3 milyar dolar kime ait?
Şantaj amaçlı mı el kondu? Bu daha bir ilk mi dediler?
Mafya yöntemi ile hareket eden ABD, el koydu denilen 3 milyar ile kimi topuğundan vurdu?
ABD’ye dümen kırmanın altında şantaj mı var?

* *
ABD (AB, İsrail) ile birlik olmak, Güney sınırımıza PYD (PKK)’nin yerleşmesini, yani;
İsrail koridorunun açılmasını kabul etmek demek değil midir?

NATO müdahalesi ile Libya üçe bölündü. Suriye’nin parçalanmasından Türkiye ne elde etmeyi bekliyor?
Suriye parçalanırsa, Yahudi koridoru hayata geçecek. Güneyimize PYD görünümlü İsrail yerleşecek. Yoksa istenen bu mu?
* *
Almanya, İsviçre hesap bilgilerini şantaj olarak kullandı denilmişti. ABD mal varlığı üzerinden şantaj yapıyor. Ya Rusya? Rusya 15 Temmuz üzerinden, yardım bahanesi ile Türkiye’de çok fazla istihbarat toplama olanağına sahip olmadı mı?
Yarın Rusya da şantaj yaparsa ne olacak?
* *
Birilerinin mecburiyetleri Türkiye’nin mecburiyeti haline getirilemez.
Kim ne söyleyecekse bugün söylesin. (14 Şubat 2020)

TÜRKİYE’DE DİN AFYON OLDU

TÜRKİYE’DE DİN AFYON OLDU

Başörtülü bacıma saldırdılar yalanıyla… Ezanı yuhaladılar iftirasıyla… Benim 57 Sünni(!) vatandaşım öldü ayrıştırmasıyla din ticareti yaptılar.

Bu cümleler; bölücü, ayrıştırıcı, kışkırtıcı unsurlar içeriyor. Bu cümleler kin ve nefret tohumları ekiyor.

Yıllarca, örtülü propagandalarında;

“Bize karşı olanlar dinsiz, din düşmanı olduğu için bize karşı” diye kara değil, kapkara, zifte bulanmış algı operasyonu yürüttüler. Yani, sadece ülkemizin temellerine dinamit koymakla kalmayıp, insanlık suçu da işlediler.”

KÜFÜR VE ŞİRK

Bekir Bozdağ: Ne ceza verirlerse versinler, seçimlerde besmeleyi kullanacağız.
Gelecekte Müslüman aleminin Kabe’si Aksaray, kıblesi Beştepe olacaktır.” Dedi.

İhsan ŞENOCAK (İlahiyatçı ve diyanetçi): “Genç kayınvalide şehvet uyandırır, damat kayınvalidenin elini öpmemeli” dedi.

Diyanet İşleri Başkanlığı: Din İşleri Yüksek Kurulu, boşanmayla ilgili bir fetva yayınladı; “Bir kimse, yüzüne karşı ‘Seni boşadım, benden boş ol’ gibi boşanmayı ifade eden sözleri şifahi (sözlü) olarak söylemek suretiyle eşini boşayabileceği gibi, bu sözleri telefon, mektup, mesaj, internet ve faks yoluyla bildirerek de boşayabilir.”

Bu fetva kadını yok saymakla kalmıyor, ailenin temeline dinamit koyuyor. Aile kavramını değersizleştiriyor. Bir mesajla ailelerin parçalanmasının önünü açıyor.

Diyanet, Alevilerle evlenilmez fetvası verdi. Küresel güçlerin Alevi-Sünni kavgası çıkarma planına odun attı.

Oktay SARAL (AKP İstanbul MV.: “Erdoğan için her gün 2 rekat şükür namazı kılınmalı” dedi.

Fatma Durmuş: “Tayyip’i üzmek Allah’ı üzmektir dedi.

İsmail SEZER (AKP Aydın İl Baş.): ”Recep Tayyip Erdoğan, bizim için 2. Peygamber gibidir.” dedi.

Hüseyin ŞAHİN (AKP Bursa M. Vekili): “Sayın başbakanımıza (Erdoğan) dokunmak bile inanın bence ibadettir.” dedi.

Egemen BAĞIŞ: “Başbakanımızın doğduğu şehirler de mübarektir” dedi.

Rıza ÇAKIR (AKP’nin Çayeli Bld. Baş.): “Başbakanımızın çıkacağı televizyon yere konmaz” dedi.

Agah KAFKAS (Sağlık Bakan Yrd.): “Başbakan’ın yaptığını yapmak sünnettir” dedi.

Fevai ASLAN (AKP Düzce M. Vkl.): “Allah’ın bütün vasıflarını üzerinde toplayan bir lider var” dedi.

Yasin AKTAY (AKP M. VKL.): Biz Tayyip Erdoğan dediğimiz zaman ‘Salli Ala Muhammed deriz’ dedi.

Hüsmen Ağa TERKİN (AKP Kırklareli İl Başkanı): “Hz. Muhammed’in ampul amblemli kimlik kartını bastırıp” vatandaşlara dağıttığı ortaya çıktı.

Bu örnekler o kadar çok ki… Biz yalnızca birkaçını yazabildik.

Bu örnekler şirk ve küfrün açık ilanıdır ve bu sözlerin muhatabı, bu kişilere asla tepki vermedi. Siz ne diyorsunuz, kendinize gelin demedi. Bu da kabullendi anlamına gelir değil mi? Ya da; uydurulmuş, emperyalizme, yani sömürüye ve itaate dayalı bir dinin inşaa edildiğinin açık delilidir.

Ağrı’da cami hoparlöründen AKP seçim reklamı yapıldı.

Hiç kimse, hiçbir siyasetçi ya da kurum, İslam dinini bu kadar aşağılamadı. Bu kişilerin bağlantıları nedir? Dinlerarası diyalog ve benzeri projelerde yer almışlar mıdır? Araştırılmalıdır!! Tek dünya devleti, tek din, tek dil projesine, yani küresel sermayeye, evangeliklere hizmet ettikleri o kadar açık ki… Bu gerçeği kim dillendirecek? Kim bunlar? Bağlantıları nedir? Gerçek Müslüman bunları söyleyemeyeceğine göre, kim bunlar? Sözleri bunları deşifre ediyor. Görmüyor musunuz?

Küfürde o kadar azdılar ki,

Seçim meydanlarında, kendilerine oy vereceklere, “beraat belgesi, CENNET VAAD EDİYORLAR”.

Ve Diyanet, söylem ve eylemleriyle, Peygamber soyunu katledenlerin yaptığı gibi;
Cemaatle namaz kılan, mütedeyyin-samimi Müslümanları camilerden uzaklaştırıyor.

Diyanet ve AKP dini kapitalistleştirme çalışmasını ortak yürütüyor.

AKP siyaseti, Türk Milletini kendi diniyle vurmuştur.

  • Din AKP elinde ve dilinde bir afyona dönüşmüştür.
  • Millet diniyle uyuşturuluyor, aklını kullanamaz hale getiriliyor.

Millet;
Yolsuzlukları, soygunları, yoksulluğu, Pakistanlaşan Türkiye’yi, ülkemize soktukları teröristleri, Fırat’ın doğusunda kurulan 2. İsrail’i, Yunan’a hediye edilen Ege adalarımızı, Kıbrıs Türk Devleti üzerinde oynanan oyunları, tarım ve hayvancılığın nasıl bitirildiğini, Türk Milletini Sevr anlaşmasına razı etmek için nasıl borç batağına sürüklediklerini, federasyon hazırlıklarını, milletin kendi ülkesinde küresel şirketlere nasıl köle yapıldığını, satılan tarım topraklarını konuşturmamak için DİN AFYON GİBİ KULLANILIYOR.

KÖR MÜSÜNÜZ?

Günün tarihsel sözü:
“İki tür zalim vardır, biri zulüm yapar, diğeri zulme rıza gösterir. ” Hz. Ali

Zalimlerden olmayalım. Bu zulme asla rıza göstermeyeceğim!!
Zalimler safına katılmayacağım.

Zahide UÇAR
z_eucar@yahoo.com.tr
17 Mart 2019, Alanya

ŞİİR KÖŞESİ : İnsan OL

ŞİİR KÖŞESİ…

İNSAN OL

Bir ülke düşünün,
Okuldan çok hapishane yapıyor.
Bir ülke düşünün,
İnsan yetiştireni değil,
İnsan gömeni baş tacı ediyor.
Bir ülke düşünün,
Hak ve hakikat tutuklu
Bir ülke düşünün,
Ağaçları bile ürkek…
Tohumları giymiş müebbed.
Toprak küskün,
Sular kelepçeli..
Gülmeyi unutmuşsa bir millet…
Ar, vicdan, onur iflas etmişse…
Merhamet terk etmişse o yeri…
Hakikat esir,
Adalet kör ve sağırsa eğer…
Acıya, zulme kesmişse ülke baştan başa..
İnsan olmana izin verilmiyorsa o yerde…
Okul yapmak yerine,
Hapishane yapılıyorsa bol bol…
Ve birileri övünüyorsa yaptığı hapishanelerle….
Bütün insanlık tutukludur orada..
Ve şakağında bir silahın namlusu…
Namluyu tutan ele teslim olmuşsa insan…

Seçim yapmak zorundasındır!!.
Ya şakağına namluyu dayayan eli öpecek,
İnsan olmaktan vaz geçeceksin’
Ya da namluyu tutan eli kırıp,
İNSAN OLMAYI SEÇECEKSİN!!.
Zahide UÇAR (03. 11.2018)

Şiir köşesi : Din-KÂR

Şiir köşesi….

Din-KÂR

Dinimizi yaşayamıyoruz dediler…
Sözde büyük davaları vardı,
Garip ve kimsesizlerin kimsesi olacaklardı,
Avrupa’ya, Amerika’ya pabuç bırakmayacaklardı…
Biz bu ülkenin zencileriyiz,
Ezileni ezenin elinden alacağız dediler.
Birileri inandı,
Bunları kurtarıcı sandı!!.
Başına taç, ülkeye baş yaptı.
Şimdi,
Çorbanın yağı, traktörün mazotu bitti.
Ambara fare, kovana ayı dadandı.
Dereleri el oldu.
Sendikası uçtu, hakları masal oldu.
Ekmeğinin peşinde işçiydi,
Yerin yüzlerce kat altında kaldı.
Kendinden sandıkları;
Güzel öldüler” dedi.
Dünyada ikinci,
Avrupa’da birinci sıraya yükseldi işçi ölümleri
Din din dediler,
Haçlı savaşlarına destek verdiler..
Din dedikleri şey sadece ambalaj çıktı…
Dinin içi boşaldı.
Yıkıntılar arasında;
Yalan, dolan, haram kaldı…
Tarlalar kıraç, bahçeler ota bastı.
Yaylalar, meralar;
Sığıra-koyuna-davara hasret kaldı!!.
Bakkallar mazi, doktorlar küçük esnaf,
Köprüler Deli Dumrul’a kaldı..
Öğretmenler, öğretme(!)ye geçiş yaptı.
Milletin çocuklarına İHL,
Kendi çocuklarına Amerikan koleji…
Millete Arap dayatması,
Kendileri Amerikan vatandaşı…
Çok eşlilik gibi(!),
Millete Türkiyelilik dayatması…
Kendi ülkemizde haraca kesildik,
Elektrik çalanların, hırsızların borcunu ödedik.
Namussuzlar baş tacı,
Namuslular namuslu olmaktan hükümlü…
Dilimizde kelepçe, kalemlerimiz kırık!!.
Kadın olmaktan hükümlü,
Çocuk olmaktan cezalı…
Gülmeyi unuttuk!!.
Sizdeniz dediler…
Millete borç, icra, yoksulluk,
Kendilerine,
Uçak filoları, saltanat araçları kaldı…
Vatandaşa haraç gibi vergi,
Yandaş müteahhide milyarlık vergi affı…
Sizdeniz dediler,
Milletin anasına sövdürüp,
Söveni baş tacı ettiler.
ABD’ye, Avrupa’ya teslim olmayız dediler…
Milleti gırtlağından CIA’ya teslim ettiler.
Din-KÂR’cılar danışacak,
Türkler kaz gibi yolunacak…
Onlara han-hamam-saray,
Millete açlık, yoksulluk, masal…
Elma şekeri sundular önce,
Elma onlara,
Sapı da millete kaldı…
Mazlumuz, mağduruz diye geldiler,
En büyük insanlık suçu işlediler.
Toplumun vicdanını öldürüp,
Kitle cinayetiyle,
Karanlıklar tarihine geçtiler.
DİN, DİN DİYE GELDİLER,
Din garibana,
KÂR da ONLARA KALDI…

Zahide UÇAR (06. 10.2018)

 

KADERİNİ OYLAYACAKSIN!!

KADERİNİ OYLAYACAKSIN!!

Zahide UÇAR

Partili Cumhurbaşkanlığı seçiminde millete Türkiye Cumhuriyeti Devletinin rejimi” oylatıldı. Bu haliyle kısmen değişen rejimin, 24 Haziran seçiminde kalıcı hale getirilmesi ya da parlamenter sisteme geri dönülmesi oylanacaktır. Tek adam (Baas rejimi) rejimi mi, kuvvetler ayrılığına dayalı Cumhuriyet rejimi mi?

Bazıları bu gerçeğe gözünü kapatmış, PKK’nın sivil uzantısı görünümlü HDP’ye destek çıkmakla suçlayıp, seçimde oy kullanmayacağını söylüyor. KOCAMAN BİR AFERİN SİZE(!)… Alkış… Alkış….

2002 yılında parti olarak seçime girecek oy oranına sahip olmadığı için bağımsız adaylarla seçime giren HDP’yi (BDP VE diğer versiyonlarıyla…) barajı geçirecek güce AKP politikalarının getirdiğini ne çabuk unuttunuz?

Muhalefet üzerinden AKP NASIL AKLANIR?

Şemdin Sakık’ın gizli tanıklığında PKK ile mücadele eden askerleri de muhalefet yargıladı.

  • PKK’yı TANIK, ASKERİ SANIK yapan, gazisini, Askerini onur intiharına sürükleyen de zaten muhalefetti…

Kozmik odayı CIA ELEMANLARINA TESLİM EDİP, CIA ve Yunan istihbaratına servis eden;

O servis edilen bilgiler nedeniyle, istihbarat ve terör örgütleri içinde görev yapan 800 vatan evladının öldürülmesine neden olan da muhalefetti..

911 km’lik Suriye sınırımıza PKK’nın yerleşmesine de muhalefet neden olmuştu…

Oslo’da, Dolmabahçe de PKK’ya diz çöken de zaten muhalefet idi değil mi?

CIA + MOSSAD + MI6 yapımı İŞİD’e “öfkeli çocuklar” muhabbetiyle yaklaşıp, ülkemizde kanlı operasyon yapabilecek ortamı da zaten muhalefet sağlamıştı. Libya’dan Yemen’e teröristlerle iletişim kurup, bavulla para dağıtan da zaten iktidar olmayan muhalefetin Dışişleri Bakanıydı…

  • Ege’de 157 ada ve kayalığı Yunanistan’a muhalefet hibe etti…(!)

Ege’yi Yunan Gölü haline getiren, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini verme noktasına taşıyan da bu muhalefet(!)…

AH MUHALEFET;

  • Kuvvetler ayrılığını YOK ETTİN…
  • Yargıyı sopa haline getirdin…
  • Hırsızlık, yolsuzluk, yalan, talanı kurumsallaştırdın… Üretimi bitirdin…
  • Bu ülkenin yerli tohumunu bile yasakladın…
  • Iğdır Ovasından Amik Ovasına kadar, GAP’dan ormanlarımıza, yer altı sularımıza kadar yabancılara sattın…
  • Eğitimi tarikat okullarına teslim ettin…
  • Her türlü sınavın sorusunu çaldın…

Yolsuzlukların ortaya çıkmasın diye SAYIŞTAYI devre dışı bıraktın.

Anayasa Mahkemesine atadığın hakim, twitter hesabından rakibine saydırdı. Atadığın İzmir Ağır Ceza Reisi senden yana oyunun rengini ilan etti….

Sen nasıl bir muhalefetsin ki, sit alanlarını talan ettin?

  • Bütün ihaleleri yandaşa bedelinin onlarca kat fazlasına verdin?
  • Ülkeyi borç batağına sürükledin.
  • 4. Kuvvet denilen medyayı dönüştürüp sahibinin sesi haline getirdin?…
  • Taşeron sistemiyle madenciyi madene gömdün…
  • Ölmeyerek suç işleyen madenci yakınını danışmanına dövdürttün…
  • Yetmedi, tekme atarken ayağı acıdı diye rapor bile aldırdın…
  • Şimdi de acıyan ayağının bedeli olarak vekil adayı yaptın…İhale manyağı yaptığın obez müteahhide Türk Milletinin anasına sövdürttün… Sayende işçi ölümlerinde dünyada ikinci, AB’de birinciyiz… Çiftçiye ananı da al git, şehit annesine “o kadın” de… Çocuklarımızı bilerek ve isteyerek öldüren polise “destan yazdı” diye övgü düz… Üstüne bir de iki maaş ikramiye ver… Ne çok suç işledin sen öyle muhalefet?(!)

Daha bitmedi!!..

Kurtuluş savaşı yok dedin
Yunan galip gelseydi diyen İngiliz bağlantılı fesliyi saraylarda ağırladın. Baş tacı ettin… Verdiğin cesaretle bütün Cumhuriyet düşmanları cesaret bulup, ülkenin kurucusuna küfür etti. İftira etti… Anasına bile dil uzattı…. Sahi, Afyon Belediye Başkanınız Yunan adına şehitlik yapmaya bile kalkmıştı değil mi?(!) Misyonerliği serbest bırakıp Anadolu’yu kiliselerle donattınız… Sonra nedir bu sizin kadın düşmanlığınız?(!)… 16 senedir kadın cinayetleri sayenizde zirve yaptı?(!)… Çocuk tecavüzleri… Tecavüzcüleri; “bir kere olmuş” diye kayıran bakanınız… Üstelik kadın bir bakan….

Şimdi bazıları; “muhalefete oy yok” derken haksız mı şekerim(!)?? 

KENDİNİZE GELİN!!

Bugün HDP seçimin kaderini belirleyecek kilit parti konumuna geldiyse, bu durumun sorumlusu Güneydoğu’yu terörize eden AKP’dir. Diyarbakır meydanında PKK çaputları altında Öcalan’ın mektubunu muhalefet okumadı. Kürtlere; “Öcalan’ı sizin önderiniz olarak tanıyoruz” politikasını muhalefet dayatmadı. G. Doğu’ya PKK’nın istediği vali-kaymakam ve emniyet müdürlerini muhalefet atamadı.

AKP, besleyip büyüttüğü, seçimin kilit partisi haline getirdiği PKK’nın siyasal ayağını “büyük bir manevrayla” muhalefetin kucağına bıraktı. Çocuğunu geçici olarak komşuya bırakan anne gibi… Hiç merak etmeyin. 24 Haziran Kader seçiminden galip çıkarsa, çocuğunu geri alacaktır. Neden mi?

Reis İngiltere’ye gitti. Orada Chatham House ile görüştü.
Peki yanında kimler gitti? Açılımın mimarlarından biri olan Efgan Ala… Sizce neden? İngiltere’de neyin pazarlığı yapıldı? Dokuz maddede (açılım ve Kıbrıs dahil) anlaşmayı varıldı deniyor. Sen muhalefetin bazı söylemini bahane et, oy kullanma şekerim…

Anlamadığın şu;

Sen bu seçimde partileri değil, Türkiye’nin rejimini oylayacaksın!!

Bu seçimin sonunda, senin beğenmediklerin kaybederse,

Bir çocuğa;

 “Artık başbakansın. İster as, ister kes. “diyen zihniyet, isteyince asacak, isteyince kesecek bir güce kavuşacak.

Terörist yaftasıyla mallarına el koyabilecek. Gideceğin yargı olmayacak.

Bakın, size bir AK Partilinin bana attığı mesajı yazayım: “Hani iki laf vardır. Birisi dün dündür (AKP’nin Fetö övgüsünü savunmak için yazmış) bugün bugündür. Ve harp hileden ibarettir.”

AKP ve seçmeni seçimi harp olarak görüyor. Böyle olunca da hile yapmayı hak sayıyor.

Harp düşmana karşı yapılır. Bu durumda AK SEÇMEN DÜŞMAN OLARAK KİMİ GÖRÜYOR? MUHALEFETİ!!! Ve seçim onun için senin anladığın anlamda bir anlam taşımıyor. O seçimi düşmana karşı yapılan bir savaş olarak görüyor.

Bu kadar tehlikeli bir anlayışın ülkeyi ele geçirme yarışında oy kullanmamak, Cumhuriyetin tasfiyesine el vermektir.

Cumhur İttifakı kazanırsa, ortada cumhur falan kalmayacaktır. Cumhur teba olurken, her şeyin sahibi olduğuna inanan Erdoğan ve ailesi, Erdoğan Devletini kurmuş olacaktır. Bu gerçeği asla unutmayın!!

SONUÇ OLARAK

Bu güne dek hiçbir yazımda, hiç kimsenin yanlışını örtmedim. Hataların yandaşı olmadım. Olmam da. CHP ve İYİ Parti içine sokulan ve yabancı “sözde sivil kuruluşların” bazılarıyla (IRI, NED, TESEV gibi) bağlantısı olan isimler var.  Bu adları kabullenmemiz mümkün değildir. Bu seçim normal bir seçim olsaydı, Ekmeleddin olayında tavrım ne olmuşsa aynısı olurdu. Oysa bu seçim bir parti seçimi değildir. O nedenle oyumu kullanacağım. Çünkü Muhalefet Parlamenter sisteme dönme sözü verdi. Dönmek zorundadır.  

Ve ben Millet İttifakındaki partilerden daha çok, ittifakın tabanına güveniyorum. Bu taban diridir. Derdi vatanıdır. Bu tabana rağmen tepedekiler istediğini yapamaz. Sizler de kendinize güvenin. Bu partiler tabanına Ergenekon gibi bir tezgahı yutturamaz. Barzani denilen çapulcuyu alkışlatamaz. Komşularına ABD adına düşman olmayı kabul ettiremez. Aya otoban yaptık deyip alkışlatamaz. Türk askerini Haçlı adına savaştırmaya kalkışamaz.

Şimdi evimizde yangın var. Önce bu yangını söndürmeye odaklanacağız. Millet ittifakı kazanırsa, rehavet asla yok. Tarımdan eğitime, yargıdan milli ekonomiye…. Beyin jimnastiği yapıp, taleplerimizi bu ülkenin vatandaşları olarak dayatacağız.

HAYDİ SANDIĞA….

Şenlikgiller Çadır Tiyatrosu

Şenlikgiller Çadır Tiyatrosu

Zahide UÇAR
zahide@zahideucar.com
www.zahideucar.com

Bir meclis var ülkemde. Mecliste 4 parti… Biri PKK’nın uzantısı… Biri CFR’nin Türkiye şubesi. Birinin başına TESEV’ciler oturdu. Öteki “yumurtam soğumasın diye”
(
Anadolu halkı yerinden kalkmayan tembeller için söyler) yerinden kalkmıyor.
Ya da guguklu saatin kuşu gibi olduğu yerden bir görünüp kayboluyor.

Muhalefet Türkiye gerçeklerinden kopmuş, CFR’nin atadığı esas oğlanın belirlediği gündem peşinde koşarak halkı oyalıyor.

Küresel elitin atadığı memur 10 yıldır adım adım Türkiye Cumhuriyeti Devletini tasfiye ediyor. Ülkeyi küresel bankerlere peşkeş çekiyor.
Yandaş muhalefet sadece gak-guk ile işi geçiştiriyor.

Bir ülke düşünün. Savaşa girmemiş. Savaş kaybetmemiş ama 16 adası iflas ettiği söylenen Yunanistan tarafından İŞGAL ediliyor. Muhalefet bu işgali halka duyurmuyor.

Muhalefetin böyle bir durumda kıyameti koparması gerekirdi değil mi?
Ne gezer… Üç maymunu oynadılar.

Şimdi diyecekler ki; “basın duyurmuyor. “ Biz de diyoruz ki;

Muhalefet seçmenlerini, halkı Ege’de toplasa, deniz taşıtları ile işgal edilen adalara çıkmaya çalışsa… Adalara çıkamadığında işgali duyuramaması mümkün mü sizce? Mümkün değil. Öyleyse bu satışa göz yumdular. Bunun başka bir açıklaması yok!!.

Ya Deniz Kuvvetlerinde üst düzey komutanı kalmayan Ordu nerede?
Bu işgalleri halka neden duyurmadılar? Türk Ordusu Ege de savaş mı kaybetti?

Muhalefet; Rum, Ermeni, İsrail, Petrol Şirketleri ve İsrail çıkarları adına çalışan hükümetin hangi oyununu millete anlatabildi? HİÇ!!

PKK Kaymakam, asker, öğretmen, sivil vatandaşlarımızı kaçırdı.
Hadi bu hükümetin küresel bankerlerin verdiği ev ödevlerini yapmaktan başka bir derdi yok. Ya muhalefet?

Muhalefet olsa; her gün bu vatandaşlarımızın akıbetini sorar, ailelerini ziyaret eder, dertlerini dinler değil mi? Ama yapmıyorlar. Sizce neden? AKP’yi sıkıntıya sokmamak için olabilir mi?

Türkiye ev kiliseleri ile dolduruldu. Misyonerler cirit atıyor. Bu ev kiliselerin amaç ve faaliyetlerini halka duyuran Türk aydınları Silivri’ye tıkıldı. CFR’nin memuru iktidar misyonerliği serbest bıraktı. Kilise evleri ibadet yeri olarak yasallaştırdı. Cami yaparak halkın din duygularını sömüren iktidarın; misyonerlik faaliyetleri ve kilise evlerini ibadet yeri olarak yasallaştırdığını bu millete muhalefetin anlatması gerekmez mi? Gerekir!! Ama anlatmıyorlar. Çünkü böyle bir dertleri yok!!.

Kalkınma ajansları ile hükümet bir yerlere para aktarıyor.
Bütün devlet memurları F tipi örgüt tarafından fişleniyor. Gene muhalefet yok.

Vatandaş elinde 5-10 kredi kartı ile geçinmeye çalışıyor.
Yani Ali’nin külahını Veli’ye geçiriyor.

Ekonomi tefeci, üçkağıt ekonomisi olunca, vatandaş da tefeciler(bankalar) arası koşturup duruyor.

Hiçbir ekonomik krizde yaşanmayanlar yaşanıyor. İstanbul esnafı ilk defa eriyor.
Para hızla yabancıların eline geçiyor. Kısacası
ekonomik işgal de tamamlanıyor.

Bizim altın kızlar takımından gene ses yok.

Irak Türkmenleri artık bağırmıyor, çığlık atıyor. Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Mehmet Tütüncü, özellikle Türkmenlere yönelik saldırı ve suikastların büyük bir hızla arttığına işaret ederek, tehlikenin büyüklüğüne dikkat çekiyor. Türkiye’ye güvenerek zamanında silahlanmayan Türkmenler Barzani’nin insafına terk edildi. Adında milliyetçilik bulunan partinin başkanı nerede?

İktidar bütün yolsuzluk söylemlerine karşılık kendi belediye başkanlarına dokundurtmuyor. Diyarbakır’ın PKK sever belediye başkanını koruyor.
CHP ve MHP’li belediye başkanlarına kan kusturuyor. Görevden alıyor.
Muhalefet kendi belediye başkanlarına bile sahip çıkmaktan aciz.

İktidar neden her belediyeyi istiyor? Rant için. AKP’li belediyelerin çoğunun önemli bir seçim taktiği var. Örnek verecek olursak: 5 liralık bir ihale 7 liraya veriliyor. İhaleyi alan yandaş müteahhite; “aradaki farkı seçimde bize yardım olarak vereceksin” deniyor. Böylece yolsuzluk tespit edilemiyor. O paralar milletin cebinden seçim yardımı adıyla seçim rüşveti olarak dağıtılıyor. Muhalefet güzellik uykusunda(!)…

Özel mahkemeler… Erdoğan + Fetullah + Gül hukuku

WikiLeaks belgelerinde bu davaların ne olduğu açıklandı.
CIA ile işbirliği yapanlar sahte veriler üzerinden ABD güdümüne girmeyen askerleri,
halkı uyandıran aydınları bertaraf etti. 

Yargı ile esir alınan milli güçlere kim sahip çıktı?

Sahip çıkanlar arasında MHP yok. Asrın CIA operasyonunu seyrediyor. Neden aday gösterdiklerini kavrayamadığım Engin Alan’a bile sahip çıkamıyor. MHP parti olarak 19 Mayısta yok. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramında yok. 10 Kasım’da yok. Silivri’de yok. Kubilay’ı anma törenlerinde yok. Bu durumda ne mi oluyor? Bu analizimi iyi okuyun ve Bahçeli’nin bu ihanetini bir yere not edin:

Türk halkının bir özelliği vardır. Radikal görüş ve uçlara kayan siyasetten aslında hoşlanmaz. Bu yapı bizlerin beğenip beğenmemesine bağlı bir durum değil, 80 yıllık geçmişimize bakarak yapılan bir tespittir.

Bu yapıyı iyi bilen küresel elit önce merkeze operasyon yaptı.
AKP’ye sorunsuz bir muhalefet hediye etti.

Baykal sorun çıkarınca operasyon geçirdi.

TESEV’ci Kılıçdaroğlu partiyi ele geçirdi. Üstte Sorosçular, altta ulus devletten yana olanlar. Kısacası partinin başı ayrı, gerisi ayrı oynar hale geldi.

Muhafazakar seçmene gerçekleri sadece MHP anlatabilirdi. Ayrıca Hasdal, Silivri ve Maltepe’de yatanların birçoğu MHP çizgisinde olan insanlardı. 12 Eylül ve 28 Şubat döneminde işkence gören milliyetçi askerler vardı. MHP hiçbirine sahip çıkmadı.
Öyle olunca davayı çok iyi bilenler dışında sağ kesim asrın CIA operasyonuna karşı tavır alamadı.

Bush ile anlaşarak kurulan özel mahkemeler… CIA-F operasyonları. Esir alınan milli kesim… Esir alınanlara sahip çıkanlar kim? Erken uyanan vatandaşlar, mağdurların aileleri, az sayıda gazeteci ve aydın, İP ve İP’ne yakın olan sivil kuruluşlar, belli aşamadan sonra kerhen CHP… Muhalif sağı temsil eden MHP ortada yok.
Bu durum AKP ve küresel güçlerin çok işine geldi. Davaya marjinal gruplar ve İP dışında sahip çıkan yok imajı yaratıldı. Davanın toplumun geniş kesimlerince anlaşılmasının önüne geçildi. MHP bu davalara uzak durarak CIA-F operasyonlarına dolaylı destek sağlamış oldu.

Başta Bahçeli olmak üzere ülkenin geldiği noktada MHP’nin vebali büyüktür. MHP bu davalarda tavrını
Türk Halkından yana koysaydı, daha geniş bir kitle olanların farkına varacaktı. Gelecekte bu hesap sorulur. Bahçeli MHP’yi tasfiye etmekle görevlidir.

Gene WikiLeaks belgelerinde ABD Konsolosluğuna bilgi veren vekiller arasında CHP ve MHP’li vekiller de var. Bu kepazelik çok normal bir durummuş gibi, Amerika adına ajanlık yapanlar yerlerinde oturuyor.

Tabii, ABD adına ajanlık yapanların afişe edilenlerden ibaret olduğunu düşünmek saflık olur. Afişe edilenler önemli olmayanlardır. Önemini kaybedenleri afişe ederseniz, diğerlerini gizlemiş olursunuz.

CFR’nin atadığı iktidar Malatya-Kürecik’e Amerika’nın füze kalkanı kurmasına izin verdi. Bu izin meclisten geçmedi. İzmir’e NATO askerleri yerleştirildi. Libya İzmir NATO üssünden vuruldu. Bu karar da meclisten geçmedi. Hatay’a paralı asker denilen katiller yerleştirildi. Yabancı ülke askerleri ülkeye yerleşti. Meclis kararı gene yok. Erdoğan “Türkiye NATO toprağıdır” dedi. Yani demek istiyor ki: “Adam kendi toprağına geliyor. Neden izin alalım(!)”

Ne zaman, hangi anlaşma ile ülkeyi NATO’ya, yani ABD’ye verdin diye hesap soran bir kurum da yok.

Şimdi de sözüm ona Türkiye’yi korumak için patriot sistemleri kuruluyor. Gene meclis kararı yok.
Patriot sistemlerinin nerelere kurulacağını bile NATO’dan öğreniyoruz.
NATO, Almanya’nın Kahramanmaraş’a, Hollanda’nın Adana’ya ve ABD’nin Gaziantep’e Patriot yerleştireceğini duyurdu.

Erdoğan TBMM’ni yok sayıyor. Muhalefete “sen kimsin” demeye getiriyor. Ve muhalefet işlevini yitirmiş bir mecliste oturmaktan utanmıyor. Muhalefet gerçek bir muhalefet olsaydı, böyle rezil bir durumda işlevini yitirmiş bir mecliste oturmak yerine “sine-i millete” dönerdi.

Oysa onlar Türkiye Cumhuriyeti’nin tasfiye edilmesi demek olan yeni anayasanın çıkartılması aşamasında (ABD ve PKK’nın istediği yasa) AKP’nin yanında oturuyor. Böylece çıkarılması planlanan yeni anayasa
halk nezdinde meşruluk kazanıyor.

Yazıyı okuyanlar şunu bilsin ki;

AKP iktidarı; Ermeni, Rum, Yunan, İsrail çıkarlarını korumaktadır. AKP ülkeyi sadece bölmekle değil, tasfiye etmekle de görevlidir. AKP üzerinden SEVR uygulanmaya geçilmiştir. İstanbul’da ikinci Vatikan Patrikhane üzerinden kurulacaktır. Pontus Rum devleti Sümela üzerinden hayata geçirilmeye çalışılıyor. Trakya Türkiye’den koparılmaya çalışılıyor. Kürt Devleti planı üzerinden Nil’den Fırat’a Büyük İsrail kurulmaya çalışılıyor. Bir de Ermenistan genişletilerek Türklerin Türk devletleri ile bağı koparılmak isteniyor.

Türkleri Anadolu’da boğma planı… Bunlar olmaz diyorsanız, ben de sizlere diyorum ki;
O zaman 16 adamızın Yunanistan tarafından işgal edilmesine neden izin verildi?

Türkiye; bizden olmayan, dışarıdan programlanmış bir iktidar tarafından parçalanmanın eşiğine getirilmiştir. Muhalefet AKP’nin normal bir parti olarak algılanmasını sağlıyor.

BDP zaten parti değil, terörün pati şemsiyelisidir. Y-CHP ve MHP küresel güçler tarafından dizayn edilmiştir.  İşlevini yitirmiş bir mecliste; “Dalton çetesi kıvamında” ki oyncular, meclis tiyatrosunun “altın kızları” bakışıyla, Türk Milletine ŞENLİKGİLLER gülücükleri yolluyor.

  • Bu millet bağımsız kalmak istiyorsa, vatanına sahip çıkmak istiyorsa,
    işlevini yitirmiş bir meclise umut bağlamayacaktır.
    (
    24.12.2012)

Şimdi Sen Ordu’dan Darbe Dilen Erdoğan !

Dostlar,

Florida Türk Gazetesi yazarlarından Sn. Zahide Uçar’ın 11.9.12’de e-ileti ile ulaşan son derece çarpıcı makalesini paylaşalım :

Okumanızı şiddetle salık veriyoruz.

Şimdi Sen Ordu’dan Darbe Dilen Erdoğan!

Sevgi ve saygı ile.
Ankara, 14.9.12

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net
============================================================

Zahide Uçar, Florida Türk Gazetesi

Zahide Uçar
Şimdi Ordu’dan Darbe Dilen Erdoğan

http://www.floridaturkgazetesi.com

Suriye Ambalajı Yırtıldı, İçinden Türkiye Çıktı

Acımız büyük. Afyon’da askeri kışlada bulunan mühimmat deposunda meydana gelen patlamada 25 asker şehit oldu. 25 eve ateş düştü. Öncelikle ailesine ve yüreği yanan gerçek vatandaşlarımıza başsağlığı diliyorum.

Patlayan bombalar, C4’ler BOP’nin Ortadoğu’da açtığı savaşın sonuçlarıdır.

Türkiye’yi cephe ülke haline getiren siyaset, ABD ve İsrail çıkarlarına hizmet ederken, Ortadoğu ülkeleri ile beraber Türkiye’nin de kan gölüne dönmesine sebep oldu. Bu durumdan kurtulacak ne akılları, ne birikimleri, ne de bir projeleri var.
Aslında niyetleri de yok diyeceğim de; kendi paçalarını kurtarmak adına bir şeyler yapmak isteyebilirler.

Ülkenin aklı başında kurumlarını bertaraf edince, akil adam olarak da kala kala
Sezen Aksu gibilere kaldılar.
Olmayan fikirlerinden olmayan çözümler üretirken, fona da Aksu’nun; “ah seni yerler” şarkısını koyarsanız çok anlamlı olur(!)..

Şahin avcılar için yırtıcı gözde bir kuştur. Yavru iken alınır, eğitilir. Kuş avlamakta avcı olarak kullanılır. Kuşları, küçük hayvanları avlayıp sahibine getiren şahin,
aslında kendisi sahibinin elinde tutsaktır.

Erdoğan hükümeti avcı kuş görevini yürütürken, içi doldurulup av salonlarında teşhir edilen avcı kuşların durumuna geleceğini hesaplayamadı. Hırs ve nefretleri onları işte
bu bataklığın içine çekti. Suriye’yi avlayıp sahibimize götürelim telaşına düştüler.
Oysa asıl av durumuna düşen Türkiye idi. Beytüşşebap, Şemdinli, Antep ve şimdi Afyon bu durumu açıkça gösteriyor. Tabii görmek isteyen GÖZ varsa(!) ABD ve İsrail’in asıl hedefi Türkiye’dir. O nedenle örtülü operasyonlar yapıldı. Özel Mahkemeler ve basın ayağı olan özel basın, özel aydınlar ile milli güçlerin sindirilmesi planlandı. Silivri, balyoz gibi davalar bu nedenle kuruldu. İlaç sanayi küresel çetelerin eline geçti. Pasif savaştan açık savaşa geçildiğinde elimizde serumun bile olmadığını tıp otoriteleri öylüyor.

Yugoslavya’da aynı süreç yaşandı.

Ülke borç batağına düştü. Sıcak paraya esir edildi.

Şu an Araplardan(Suriye’ye avcı kuş olarak girmemiz için) gelen para dışında sıcak para girişi yok.

Hayvancılık ve tarım bitti.

Başkalarına bereketsiz diye bağıran Erdoğan; Anadolu’nun bereketli topraklarını ekilemez, otlaklarını otlanamaz hale getirdi.Daha 7-8 yıl önce Çankırı’da ekilen buğdayın samanı tarlada kalıp yakılırken, şimdi saman bile yok. Yani sandıklara, kilerlere, tarlalara fareler dadandı.

Bunun anlamı; örtülü savaştan açık savaşa geçildiğinde açız demektir.

Özal’dan başlayarak günümüze kadar, insanların kara gün için sakladığı yastık altları türlü dalavere ile boşaltıldı. Oysa bu birikimler zor günlerde bir mermi, bir silah kadar, bir tas çorba kadar hayati önem taşıyordu.

Eşi, çocuğu ve ana-babasının aç olduğunu bilen askerin savaş direnci kırılır.

Arınç’a yapılmayacak suikastın tezgahı ile ordunun kalbine girildi. Savaş taktikleri öğrenildi. Anadolu’da askerin güvendiği siviller fişlendi. Yani, sıcak bir savaş anında ilk yok edilecek milli güçlerin listesi alındı.

Avcı kuş ayaklarından bağlı bir durumda Suriye’ye doğru kanat çırparken, ajan kuşlar ülkemin en derin yerlerinde patlamalar yapıyor. Sınırların namusu kalmadı. Açık kapılar ülkeyi dingonun ahırına çevirdi.Suriye aslında bir tuzaktı. Suriye üzerinden Türkiye’ye girildi. Bu sözümü de unutmayın. Hırsları ve kinine esir olan Erdoğan, arka penceresi
CIA olan bazı danışmanları tarafından yönlendirilirken, o muhteşem zenginliğinin bedelini bu ülkeye ödetiyordu. İktidarı hep sürecek sandı. Harç bitti, inşaat durdu. Kılıçdaroğlu’na tarikatında öğretilen bir öğreti ile yüklendi: “Bir yere yar olacaksın.” Sana tarikatında; “Obama’ya, Yahudi kuruluşlarına, İsrail’e yar ol” mu dediler?

Erdoğan batağa saplandı.
Türkiye yavaş yavaş yok ediliyor.

Siyasiler ne zaman batağa saplansa, Ordu çekici güç olarak gelirdi. Çekici gücün adı darbedir. Siyaseti bataktan kurtarır, belli süre yasak koyar, sonra da “mağdurlar kisvesi ile affedilerek” serbest piyasaya sürülürdü. (1960 Devrimi farklı tabii…)
Erdoğan 10 yıldır olmayan darbeler ile yatıp, yapılmayan darbelerin mağduriyetini siyasete tahvil etti. Şimdi sıkıştığı bataklıkta “bir darbeye ihtiyaç duyacak kadar çaresiz” duruma düşmesi gerçek bir ironidir. Sanal ekonominin kucağında patlaması korkusunu yaşarken, ülke kan gölüne döndü. Televizyonlardan masallar anlatan Erdoğan, evlatlarını kaybedenler için “cadıya” döndü.

Üzerinden akan kan görünmesin diye de PKK ile kucaklaşan BDP üzerinden aklanmaya çalışıyor. Oysa Erdoğan 10 yıldır BOP eş başkanlığını BDP sayesinde sürdürüyordu.
Yapmak istediklerini BDP söylüyor, halk alıştırılıyordu. Yani BDP AKP’nin mayın eşeği rolünü yerine getiriyordu. Milletin dokunulmazları BDP tarafından patlatılıyor,
AKP sessizce seyrederek halka; “Kızacak bir durum yok, önemli değil.” mesajı veriyordu.
BDP’lilerin PKK ile kucaklaşması nedeni ile sırtına kan bulaştı ise (sanki kan denizinden çıkmışlar da, yeni bulaşmış gibi);

Barzani ile yaptığınız sıra gecesi sizi kan gölünde yüzdürüyor.

Mehmetçiklerin kanı sizin hırs, kin ve nefretiniz yüzünden akıyor.

Gemicikleriniz, gizli kasalarınız, mücevher dükkanlarınız kan içinde yüzüyor.

O zenginliğin bedelini bu millet kanları ile de ödüyor.

Kaldı ki iktidar olan BDP değil, AKP’dir. AKP ve stratejik ortağı BDP
Küresel efendilerinin avcı kuşları…

Ayaklarında küresel efendilerinin tasması, ancak efendilerinin izni kadar kanat çırpan zavallı esirler.

Türk Ordusu’nun vesayetinden şikayet ederken, CIA’nın pençesinde eğitilip, Obama vesayeti (sopası) altında Pentagon’un avcı kuşu olmak…

Afyon’daki patlama bize gösterdi ki, asıl savaş, asıl operasyon Türk Devletinedir.
Türkiye savaşın tam göbeğindedir.

Evlatlarımız yalnızca PKK tarafından değil, ülkemiz üzerinde çıkarları kesişen 7 düvel tarafından şehit ediliyor.

7 düvelin ajanları ülkemizde operasyon yapıyor.

Ülke sanki ajan cenneti(!).. Tehlikesizce görev yapılan bir ülke, yolgeçen hanı.

Ve Erdoğan Ordu’dan darbe dilenecek haldedir.

Ordu darbe yapsaydı, en fazla siyasi yasak gelirdi. AKP ekonomiyi iyi yönetti olurken, Ordu mahvetti denir, Recebim kahraman bile olurdu. Siyasiler gemiyi karaya oturtur,
Ordu yardıma koşardı.

Ordunun ayakları kırıldı.

Siyaset karaya oturdu.

Şimdi sen Ordu’dan darbe dilen Erdoğan.

Bu kan gölünde, şehitlerimizin kanında boğulacaksınız.

Çünkü bu gidişle size asıl darbeyi halk yapacak.

Kaddafi nasıl linç edilirmiş göreceksiniz.

Şehitlerimizin ve birçok masum Müslüman’ın ahı yerde mi kalacak sanıyorsunuz?

Şimdi Özelleştirdiğin Ordu’dan Darbe dilen Erdoğan…

Yoksa sana darbeyi bu halk yapacak.

Sakın durmadan (NON STOP) okyanus aşan uçaklarına güvenme.

Ey Türk Milleti;

ABD adıyla savaşan Küresel şirketler Suriye yanıltması yaratarak aslında Türkiye’ye karşı savaşıyor.

Kör müsün ?