şİİR KÖŞESİ : EDERİN KADAR KONUŞ

ŞİİR KÖŞESİ…

EDERİN KADAR KONUŞ

Efelenip durma bana, ederin kadar konuş.
Üç, dört, beş maaş, ya da daha çoğu,
İnsana dair ne varsa satan bir aşağılık,
Bizim paramızla bize caka satan bir ahmaksın…

Ekranlardan bilgiçlik taslayıp durma bana,
Çaresizlikten intihar eden fakire yağlı urgansın!
Tarlada kimyasalsın, kasapta hasta et,
Öldürülen her kadına saplanan bıçaksın!

Sosyal medyadan boşuna küfretme bana,
Benim paramla bana küfreden bir kahpesin!
Boşuna din satma bana,
Şeytan için çalışan alçak bir şeytansın!

Kesilen ağaçlara balta, çiftçiye atılan kazıksın,
Ege’de Yunan, Suriye’de PYD, Irak’ta Barzani’sin,
Ekranda Osman Öcalan, İmralı’da bebek katilisin.
Kilise evlerde misyoner, kozmik odaya giren bir hainsin.

İyi olan ne varsa hepsine düşmansın,
Zeytin ağacını kesen balta, ormanı yakan çakmaksın!
Toprakta kene, domateste kurt, sanata düşmansın.
İnsana insan taklidi yapan bir deccalsın!

Boşuna efelenme bana,
Ambarımda fare, kilerimde hırsız, soframdan çalansın!
Hem hırsızsın, hem arsız, hem insanlık düşmanı,
Sen Lut Kavminin vücut bulmuş tekrarısın…

Zahide Uçar

 

Rejim Güçleri mi?

Rejim Güçleri mi?

Zahide UÇAR 

ABD, BOP adıyla bir proje ortaya koydu. Saklamadılar. Bu bir Haçlı Seferidir dediler. Haçlılar nasıl yağma için Haçlı Savaşlarını başlattı ise… Küresel şirketler de, ABD ÜZERİNDEN Ortadoğu’nun yer altı ve yer üstü kaynaklarını yağmalamak için, 21. yy’ın haçlı savaşını başlattı. Üstelik kendileri için savaşacak taşeronlar da buldular. Suud Arabistan, Katar, Kuveyt, BAE gibi ülkeler finansör olacak, Türkiye gibi ülkeler de savaşacaktı.

Yandaş Dilipak bile, ABD’li yetkililer ile bu konuda anlaşarak AKP’nin iktidar olduğunu açıklamak durumunda kaldı. Soros; ‘Türkiye’nin en iyi ihraç malı ordusudur’ dedi. Türk askerinin küresel şirketler adına savaşmasını istiyorlardı.

Ergenekon, Balyoz ve türevi kumpaslar, Türk Ordusu’nu vekalet savaşlarına razı etmek için yapıldı.

Türk askerini Suriye ile savaştırmak isteyenler, Türk Halkının direnişi ile karşılaştı. Bu direniş karşısında askeri Suriye’ye direk sokamayan AKP, Muhalif dedikleri unsurlar ile Suriye’ye girdi. Suriye’nin Kuzeyi boşaldı. 7 milyon Suriye vatandaşı, denetimsiz bir biçimde Türkiye’ye dağıldı. Suriye’nin Kuzeyine PKK yerleşti. BOP işliyor, PKK koridoru açılıyordu. Gerçekte ise;
Büyük İsrail’in ikinci parçası kotarılıyordu.

AKP, BOP peşine takılarak İsrail koridorunun yolunu açmıştır.
Suriye sınırımızı, mayın temizleme bahanesi ile 49 yıllığına İsrail’e vermeye kalkan AKP Genel Başkanının hedefi neydi? Bu sorunun cevabını bilen var mı?
* *
Savaş ne zaman zorunludur?
Vatan tehlikeye düştüğü zaman savaş zorunludur.
Vatan tehlikede değilken savaş bir cinayettir.
* *
En başında, Türkiye’nin çıkarı düşünülerek hareket edilseydi, Türkiye komşularımızla birlik oluştururdu. Türkiye Suriye, Irak, İran ile işbirliği yapsaydı, bugün Güney sınırımızda PKK, ABD, Rusya, İran olmazdı. Akdeniz’de kıta sahanlığı sorunu da yaşamazdık.

Şehitlerimiz geliyor. Yüreklerimiz yanıyor. Neden? Birinin Emevi Camisinde namaz kılma sevdası, Türkiye’yi haksız bir savaşın içine soktu. Suriye Devleti ülkesinin bütünlüğünü korumak için haklı bir savaş veriyor. Dinimizin de izin verdiği gibi, vatanı işgal edildiği için kurtuluş savaşı yapıyor.

  • AKP ne uğruna Suriye ile savaşmanın bütün koşullarını oluşturuyor?

    * *
    AKP’nin Suriye konusunda hedefi nedir? Türk Milleti olarak bunu biliyor muyuz? Bilmiyoruz. Türk Milletinin Ordusu savaşıyorsa, milli mutabakat olmalıdır. TBMM acilen toplanmalı, Suriye’de hedeflenen ne ise, muhalefete anlatılmalı, ortak bir karar alınmalıdır.

Türkiye’nin Suriye politikası gözden geçirilmelidir.

  • Türkiye Rusya ve İran ile karşı karşıya getiriliyor.

Askerlerimiz öldükçe yüreğimiz yanıyor. Yüreğimiz yandıkça, Suriye ile doğrudan savaşa girmek için kamuoyu ikna olur. Savaşa karşı çıkanlar da vatan hainliği ile suçlanır.

  • En başından beri ABD’nin istediği Türkiye-Suriye savaşıdır.

Ergenekon, Balyoz, Casusluk adıyla kurulan kumpaslar Orduyu zayıflattı. 15 Temmuz operasyonu ile altın vuruş yapıldı. Operasyon Suriye kumpası ile devam ediyor.

Türkiye ABD veya bir başka ülke adına savaşamaz. Türkiye vatanımız tehlikeye düştüğünde savaşmak zorundadır. Vatanımız tehlikeye düştüğünde biz milletçe savaşırız ama Kore’de olduğu gibi, Suriye’de ABD adına savaşmaya HAYIR diyoruz.

  • Suriye savaşı 3. Dünya Savaşını başlatabilir!

Rusya Suriye’de elde ettiği kazanımlarını terk etmeyeceğine göre, Suriye’de Rusya ve İran ile de savaşmayı mı düşünüyorlar?

Hangi akılla Türk askeri teröristlerle Suriye Ordusu arasına yerleştirildi?
* *

Bütün kanallarda ‘rejim güçleri’ diye bir cümle türettiler. Rejim gücü deyince meşru olmaktan çıkıyor mu? Rejim güçleri değil, Suriye Devletinin meşru ordusu. Her devletin kendini savunma hakkı da vardır, zorunluğu da… Esat Suriye Devleti’nin meşru başkanıdır. AKP’nin Esat düşmanlığı bu gerçeği değiştirmez. Konuşacaksanız, düşman da olacaksanız, savaşmayı da düşünüyorsanız, bu gerçek üzerinden hesap yapmak zorundasınız.

Suriye ile doğrudan sıcak savaşa girdiniz!

Türkiye’deki 7 milyon Suriye vatandaşının içinde ne kadarı Muhaberat ajanı var biliyor musunuz? Suriye’ye teröristlerin geçişine göz yuman siyaset, Suriye’nin sivil görünümlü güvenlik elemanlarını Türkiye’ye sokmadığını söyleyebilir mi?
* *
ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey Türkiye’ye geldi. Türkçe konuşarak, “Bugün İdlib’de, sahada şehidimiz var. Başınız sağ olsun..” dedi (!)!
Yemeye hazırlandığı avına tuzak yem uzatır gibi..
Başsağlığı mesajları yayınlayan ABD, 2020 bütçesinde de PYD’ye 200 milyon dolarlık bütçe teklif raporu hazırladı…
NATO Türkiye’ye destek mesajı verdi.
Bir NATO ülkesi olan Türkiye’yi NATO ülkesi olmayan Suriye’ye sok. Sonra’da üyemize yardım ediyoruz diye ülkeye çök.

Şeytanla buğday eken samanını alır (atasözü).

Yıllardır diyoruz ki;
Asıl hedef Türkiye!
Gün gelir ülkemizi korumak zorunda kalırsak, Türk Ordusu Rejim Gücü mü olacak? Ülkeyi böyle karanlık bir tünele sokmaya kimin hakkı var?
* *
Sabahattin Önkibar bir iddiayı dillendirdi. İddiaya göre CIA, Malezya’dan Türkiye’ye gemi ile gelen 3 milyar dolara el koydu. Bu para kime ait?

AKP Genel Başkanı birden Ukrayna’ya gitti. Ukrayna Ordusu’na 200 milyon Lira verdi. Rusya mesajı aldı. Olan bizim çocuklarımıza oldu. 13 şehit verdik.

AKP’nin eski bakanlarından ve CHP Konya Milletvekili Abdüllatif Şener, Kanal İstanbul projesinin gündeme getirildiği zamana dikkati çekerek,

  • “Dünyada böyle saçma bir proje yoktur.
  • Erdoğan’ın mal varlığı Türkiye’nin milli güvenlik sorunu haline gelmiştir.”

ifadelerini kullandı. (Kaynak Yeniçağ: Abdüllatif Şener: “Erdoğan’ın mal varlığı milli güvenlik sorunu haline gelmiştir.”)

Bu durumda şu sorulara yanıt arıyoruz:

ABD birilerinin mal varlığı üzerinden şantaj mı yapıyor?
CIA’nın el koydu dedikleri 3 milyar dolar kime ait?
Şantaj amaçlı mı el kondu? Bu daha bir ilk mi dediler?
Mafya yöntemi ile hareket eden ABD, el koydu denilen 3 milyar ile kimi topuğundan vurdu?
ABD’ye dümen kırmanın altında şantaj mı var?

* *
ABD (AB, İsrail) ile birlik olmak, Güney sınırımıza PYD (PKK)’nin yerleşmesini, yani;
İsrail koridorunun açılmasını kabul etmek demek değil midir?

NATO müdahalesi ile Libya üçe bölündü. Suriye’nin parçalanmasından Türkiye ne elde etmeyi bekliyor?
Suriye parçalanırsa, Yahudi koridoru hayata geçecek. Güneyimize PYD görünümlü İsrail yerleşecek. Yoksa istenen bu mu?
* *
Almanya, İsviçre hesap bilgilerini şantaj olarak kullandı denilmişti. ABD mal varlığı üzerinden şantaj yapıyor. Ya Rusya? Rusya 15 Temmuz üzerinden, yardım bahanesi ile Türkiye’de çok fazla istihbarat toplama olanağına sahip olmadı mı?
Yarın Rusya da şantaj yaparsa ne olacak?
* *
Birilerinin mecburiyetleri Türkiye’nin mecburiyeti haline getirilemez.
Kim ne söyleyecekse bugün söylesin. (14 Şubat 2020)

TÜRKİYE’DE DİN AFYON OLDU

TÜRKİYE’DE DİN AFYON OLDU

Başörtülü bacıma saldırdılar yalanıyla… Ezanı yuhaladılar iftirasıyla… Benim 57 Sünni(!) vatandaşım öldü ayrıştırmasıyla din ticareti yaptılar.

Bu cümleler; bölücü, ayrıştırıcı, kışkırtıcı unsurlar içeriyor. Bu cümleler kin ve nefret tohumları ekiyor.

Yıllarca, örtülü propagandalarında;

“Bize karşı olanlar dinsiz, din düşmanı olduğu için bize karşı” diye kara değil, kapkara, zifte bulanmış algı operasyonu yürüttüler. Yani, sadece ülkemizin temellerine dinamit koymakla kalmayıp, insanlık suçu da işlediler.”

KÜFÜR VE ŞİRK

Bekir Bozdağ: Ne ceza verirlerse versinler, seçimlerde besmeleyi kullanacağız.
Gelecekte Müslüman aleminin Kabe’si Aksaray, kıblesi Beştepe olacaktır.” Dedi.

İhsan ŞENOCAK (İlahiyatçı ve diyanetçi): “Genç kayınvalide şehvet uyandırır, damat kayınvalidenin elini öpmemeli” dedi.

Diyanet İşleri Başkanlığı: Din İşleri Yüksek Kurulu, boşanmayla ilgili bir fetva yayınladı; “Bir kimse, yüzüne karşı ‘Seni boşadım, benden boş ol’ gibi boşanmayı ifade eden sözleri şifahi (sözlü) olarak söylemek suretiyle eşini boşayabileceği gibi, bu sözleri telefon, mektup, mesaj, internet ve faks yoluyla bildirerek de boşayabilir.”

Bu fetva kadını yok saymakla kalmıyor, ailenin temeline dinamit koyuyor. Aile kavramını değersizleştiriyor. Bir mesajla ailelerin parçalanmasının önünü açıyor.

Diyanet, Alevilerle evlenilmez fetvası verdi. Küresel güçlerin Alevi-Sünni kavgası çıkarma planına odun attı.

Oktay SARAL (AKP İstanbul MV.: “Erdoğan için her gün 2 rekat şükür namazı kılınmalı” dedi.

Fatma Durmuş: “Tayyip’i üzmek Allah’ı üzmektir dedi.

İsmail SEZER (AKP Aydın İl Baş.): ”Recep Tayyip Erdoğan, bizim için 2. Peygamber gibidir.” dedi.

Hüseyin ŞAHİN (AKP Bursa M. Vekili): “Sayın başbakanımıza (Erdoğan) dokunmak bile inanın bence ibadettir.” dedi.

Egemen BAĞIŞ: “Başbakanımızın doğduğu şehirler de mübarektir” dedi.

Rıza ÇAKIR (AKP’nin Çayeli Bld. Baş.): “Başbakanımızın çıkacağı televizyon yere konmaz” dedi.

Agah KAFKAS (Sağlık Bakan Yrd.): “Başbakan’ın yaptığını yapmak sünnettir” dedi.

Fevai ASLAN (AKP Düzce M. Vkl.): “Allah’ın bütün vasıflarını üzerinde toplayan bir lider var” dedi.

Yasin AKTAY (AKP M. VKL.): Biz Tayyip Erdoğan dediğimiz zaman ‘Salli Ala Muhammed deriz’ dedi.

Hüsmen Ağa TERKİN (AKP Kırklareli İl Başkanı): “Hz. Muhammed’in ampul amblemli kimlik kartını bastırıp” vatandaşlara dağıttığı ortaya çıktı.

Bu örnekler o kadar çok ki… Biz yalnızca birkaçını yazabildik.

Bu örnekler şirk ve küfrün açık ilanıdır ve bu sözlerin muhatabı, bu kişilere asla tepki vermedi. Siz ne diyorsunuz, kendinize gelin demedi. Bu da kabullendi anlamına gelir değil mi? Ya da; uydurulmuş, emperyalizme, yani sömürüye ve itaate dayalı bir dinin inşaa edildiğinin açık delilidir.

Ağrı’da cami hoparlöründen AKP seçim reklamı yapıldı.

Hiç kimse, hiçbir siyasetçi ya da kurum, İslam dinini bu kadar aşağılamadı. Bu kişilerin bağlantıları nedir? Dinlerarası diyalog ve benzeri projelerde yer almışlar mıdır? Araştırılmalıdır!! Tek dünya devleti, tek din, tek dil projesine, yani küresel sermayeye, evangeliklere hizmet ettikleri o kadar açık ki… Bu gerçeği kim dillendirecek? Kim bunlar? Bağlantıları nedir? Gerçek Müslüman bunları söyleyemeyeceğine göre, kim bunlar? Sözleri bunları deşifre ediyor. Görmüyor musunuz?

Küfürde o kadar azdılar ki,

Seçim meydanlarında, kendilerine oy vereceklere, “beraat belgesi, CENNET VAAD EDİYORLAR”.

Ve Diyanet, söylem ve eylemleriyle, Peygamber soyunu katledenlerin yaptığı gibi;
Cemaatle namaz kılan, mütedeyyin-samimi Müslümanları camilerden uzaklaştırıyor.

Diyanet ve AKP dini kapitalistleştirme çalışmasını ortak yürütüyor.

AKP siyaseti, Türk Milletini kendi diniyle vurmuştur.

  • Din AKP elinde ve dilinde bir afyona dönüşmüştür.
  • Millet diniyle uyuşturuluyor, aklını kullanamaz hale getiriliyor.

Millet;
Yolsuzlukları, soygunları, yoksulluğu, Pakistanlaşan Türkiye’yi, ülkemize soktukları teröristleri, Fırat’ın doğusunda kurulan 2. İsrail’i, Yunan’a hediye edilen Ege adalarımızı, Kıbrıs Türk Devleti üzerinde oynanan oyunları, tarım ve hayvancılığın nasıl bitirildiğini, Türk Milletini Sevr anlaşmasına razı etmek için nasıl borç batağına sürüklediklerini, federasyon hazırlıklarını, milletin kendi ülkesinde küresel şirketlere nasıl köle yapıldığını, satılan tarım topraklarını konuşturmamak için DİN AFYON GİBİ KULLANILIYOR.

KÖR MÜSÜNÜZ?

Günün tarihsel sözü:
“İki tür zalim vardır, biri zulüm yapar, diğeri zulme rıza gösterir. ” Hz. Ali

Zalimlerden olmayalım. Bu zulme asla rıza göstermeyeceğim!!
Zalimler safına katılmayacağım.

Zahide UÇAR
z_eucar@yahoo.com.tr
17 Mart 2019, Alanya

ŞİİR KÖŞESİ : İnsan OL

ŞİİR KÖŞESİ…

İNSAN OL

Bir ülke düşünün,
Okuldan çok hapishane yapıyor.
Bir ülke düşünün,
İnsan yetiştireni değil,
İnsan gömeni baş tacı ediyor.
Bir ülke düşünün,
Hak ve hakikat tutuklu
Bir ülke düşünün,
Ağaçları bile ürkek…
Tohumları giymiş müebbed.
Toprak küskün,
Sular kelepçeli..
Gülmeyi unutmuşsa bir millet…
Ar, vicdan, onur iflas etmişse…
Merhamet terk etmişse o yeri…
Hakikat esir,
Adalet kör ve sağırsa eğer…
Acıya, zulme kesmişse ülke baştan başa..
İnsan olmana izin verilmiyorsa o yerde…
Okul yapmak yerine,
Hapishane yapılıyorsa bol bol…
Ve birileri övünüyorsa yaptığı hapishanelerle….
Bütün insanlık tutukludur orada..
Ve şakağında bir silahın namlusu…
Namluyu tutan ele teslim olmuşsa insan…

Seçim yapmak zorundasındır!!.
Ya şakağına namluyu dayayan eli öpecek,
İnsan olmaktan vaz geçeceksin’
Ya da namluyu tutan eli kırıp,
İNSAN OLMAYI SEÇECEKSİN!!.
Zahide UÇAR (03. 11.2018)

Şiir köşesi : Din-KÂR

Şiir köşesi….

Din-KÂR

Dinimizi yaşayamıyoruz dediler…
Sözde büyük davaları vardı,
Garip ve kimsesizlerin kimsesi olacaklardı,
Avrupa’ya, Amerika’ya pabuç bırakmayacaklardı…
Biz bu ülkenin zencileriyiz,
Ezileni ezenin elinden alacağız dediler.
Birileri inandı,
Bunları kurtarıcı sandı!!.
Başına taç, ülkeye baş yaptı.
Şimdi,
Çorbanın yağı, traktörün mazotu bitti.
Ambara fare, kovana ayı dadandı.
Dereleri el oldu.
Sendikası uçtu, hakları masal oldu.
Ekmeğinin peşinde işçiydi,
Yerin yüzlerce kat altında kaldı.
Kendinden sandıkları;
Güzel öldüler” dedi.
Dünyada ikinci,
Avrupa’da birinci sıraya yükseldi işçi ölümleri
Din din dediler,
Haçlı savaşlarına destek verdiler..
Din dedikleri şey sadece ambalaj çıktı…
Dinin içi boşaldı.
Yıkıntılar arasında;
Yalan, dolan, haram kaldı…
Tarlalar kıraç, bahçeler ota bastı.
Yaylalar, meralar;
Sığıra-koyuna-davara hasret kaldı!!.
Bakkallar mazi, doktorlar küçük esnaf,
Köprüler Deli Dumrul’a kaldı..
Öğretmenler, öğretme(!)ye geçiş yaptı.
Milletin çocuklarına İHL,
Kendi çocuklarına Amerikan koleji…
Millete Arap dayatması,
Kendileri Amerikan vatandaşı…
Çok eşlilik gibi(!),
Millete Türkiyelilik dayatması…
Kendi ülkemizde haraca kesildik,
Elektrik çalanların, hırsızların borcunu ödedik.
Namussuzlar baş tacı,
Namuslular namuslu olmaktan hükümlü…
Dilimizde kelepçe, kalemlerimiz kırık!!.
Kadın olmaktan hükümlü,
Çocuk olmaktan cezalı…
Gülmeyi unuttuk!!.
Sizdeniz dediler…
Millete borç, icra, yoksulluk,
Kendilerine,
Uçak filoları, saltanat araçları kaldı…
Vatandaşa haraç gibi vergi,
Yandaş müteahhide milyarlık vergi affı…
Sizdeniz dediler,
Milletin anasına sövdürüp,
Söveni baş tacı ettiler.
ABD’ye, Avrupa’ya teslim olmayız dediler…
Milleti gırtlağından CIA’ya teslim ettiler.
Din-KÂR’cılar danışacak,
Türkler kaz gibi yolunacak…
Onlara han-hamam-saray,
Millete açlık, yoksulluk, masal…
Elma şekeri sundular önce,
Elma onlara,
Sapı da millete kaldı…
Mazlumuz, mağduruz diye geldiler,
En büyük insanlık suçu işlediler.
Toplumun vicdanını öldürüp,
Kitle cinayetiyle,
Karanlıklar tarihine geçtiler.
DİN, DİN DİYE GELDİLER,
Din garibana,
KÂR da ONLARA KALDI…

Zahide UÇAR (06. 10.2018)