Osman Kavala: “Üç kez tutuklandım, bir kez dahi savcı yüzü görmedim, bir kez dahi ifadem alınmadı; onlar adına ben utanıyorum”

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Gezi Parkı Davası’ndan beraat ettiği gün 15 Temmuz davasından tutuklanan ve sonrasında da casusluk suçlamasıyla karşı karşıya bırakılan Osman Kavala’yı Silivri Cezaevi’nde ziyaret etti.
Kavala, tutuklama kararlarına ilişkin “Bugüne kadar tutukluluğum hukuksuzdu. Şimdi artık yasalara da aykırı. Hukuk devleti açısından ürkütücü” dedi.

Ziyaretin ardından değerlendirmelerde bulunan Çakırözer ise “Osman Kavala, 2 yıl 4 ay içinde 3 kez tutuklandı, bir kez tahliye edildi. Bir kez de beraat etti. Hâlâ içeride. Bu dava Türkiye’de yargının durumun, hukuk devletinin durumunu gösteren turnusol kağıdı. Kavala bir an önce serbest kalmalı” diye konuştu.

“Gece 9’da apar topar götürdüler”

Kavala, ziyarette Çakırözer’e cezaevindeyken ‘casusluk’ suçlamasıyla geçen hafta bir kez daha tutuklandığı gecenin öyküsünü şöyle anlattı:

“Gece 9’da koğuşta kitap okuyordum. Gelip infaz memurları aldılar. Ben de ne olduğunu anlamadım. Apar topar SEGBİS ile hakim karşısına çıkardılar. Bu sefer de casusluk iddiası! Böylece iki buçuk yılda üçüncü kez tutuklanmış oldum. Ama casus olabilmem için devletin sırlarını vs. bilebilmem ya da bilebilecek pozisyonda olmam lazım.

“AİHM’i atlatmak için üçüncü tutuklama”

Kavala, kendisinin gece yargıç karşısına çıkarılışının gerekçesine ilişkin değerlendirmesini ise şöyle paylaştı:

“‘AİHM’in kararını uygulamadı’ gözükmemek için bu zorlama yolu seçtiler. Çünkü AİHM, iki yıl önce yaptığımız başvuruyu karar bağlarken hem Gezi’nin organizatörü olduğum iddiası hem de 15 Temmuz darbe girişiminin planlayıcısı olduğum ile ilişkilendirme girişimlerini değerlendirmiş ve hak ihlaline karar vermişti. 10 Aralık’taki karardan bu yana derhal tahliye edilmem gerekiyordu. Tutukluluğumun devamı için AİHM’in karar verdiği iddialar dışında bir suç maddesi gerekiyordu. O yüzden bu üçüncü casusuluk suçlamasını icat ederek AİHM engelini aşmış olacaklarını düşünüyorlar. Çünkü tam da o gün, Adalet Bakanlığı’nın neden tahliye edilmediğim konusunda AİHM’e yanıt yazması gerekiyordu.”

“Tutukluluğum için manevra yapıyorlar”

Yeni dosyanın bir başka gerekçesinin de Yargı Reformu olduğunu belirten Kavala şöyle devam etti:

“Gezi’den beraat edince 2. kez tutuklandığım 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin suçlama ile ilgili iddianame aradan geçen iki yıla rağmen hâlâ hazırlanmadığı için, geçen yıl çıkarılan Yargı Reformu kapsamına girmişti. Yani iki yıl iddianame hazırlanmaması nedeniyle tahliyem zorunluydu. Nitekim bu gerekçeyle ben Gezi davasından beraat etmeden o dosyadan tahliye kararı da çıkmıştı. Ama Gezi Davası’nda beraat çıkınca, apar topar beni o iddia ile yeniden tutuklamışlardı. Ama yargı reformunda getirilen iki yıl şartı nedeniyle tutabilme şansları yoktu. Çünkü yargı reformundaki madde açıktı. Yapılan açık seçik hak ihlaliydi. Resmi itirazımız vardı. Onun da kararını vermeleri için son günleriydi.. Sanırım bu yüzden gecenin bir vakti apar topar hakim karşısına çıkarıldım.”

Hukuksuzluktan kanun tanımamazlığa

Yargının kendi davasında takındığı tutumu ise Kavala şöyle değerlendirdi:

“Hem Yargı Reformunun gereğini hem de AİHM’nin verdiği kararı uygulama zorunluluğu ortaya çıkınca bunların gereğini yerine getirmek yerine etrafından dolaşmayı tercih ediyorlar! Tutukluluğumun devamını sağlamak için manevra yapıyorlar. Ama bu yapılan kanunsuzdur. Yasaların, reformun AİHM sözleşmesinin lafzına yani Ruhuna da aykırı bir durum.. Bugüne kadar tutukluluğum hukuksuzdu. Şimdi artık yasalara da aykırı.”

“Onlar adına ben utanıyorum”

“866 günlük tutukluluğumda üç kez tutukluluk yaşadım.

  • Bu iki buçuk yıllık süreçte üç kez tutuklanmam esnasında bir kez bile savcı yüzü görmedim.
  • Bir kez dahi ifadem alınmadı.

Böyle adil yargılama mı olur? Beraat ediyorum, cezaevinden çıkmayayım diye acil başka bir dosya. O düşüyor bu kez 3. dosya!. Bana yaşatılanlar hukuk devleti açısından ürkütücü. Kamu görevlilerinin bu şekilde hareket etmesi hepimiz için ürkütücü. Bu yaşananlardan artık ben onlar adına utanıyorum.”

“Üç tutuklama, bir beraat bir tahliye..! Pes”

Ziyaretin ardından Kavala’nın tutukluluğuna ilişkin Çakırözer ise şu değerlendirmelerde bulundu:

“Osman Kavala iki yıl dört ay içinde üç kez tutuklandı bir kez tahliye edildi. Bir kez  de beraat etti. hâlâ içeride. Pes doğrusu!  Hukuk devleti standartlarına kesinlikle uymamaktadır. Yargının tarafsızlığını nasıl yitirdiğini Kavala’nın tutukluluğu turnusol kağıdı gibi gösteriyor. İktidarın tutukluluğu devam ettirme azmi var ve bunu tüm hakları ihlal ederek yapıyor. Bu, iktidarın hesaplaşma çabasıdır ve bu hesaplaşmaya kişiselleştirmesidir. Gece vakti apar topar SEGBİS aracılığı ile hakim karşısına çıkarılmasının amacı nedir? Tutuklu kalması için yapılanlar hukuksuzluk değil midir? Kavala bir an önce serbest kalmalıdır.”

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 26 Şubat 2020

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 26 Şubat 2020

 

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

(AS: Bizim 2 kısa,  zorunlu değinmemiz yazının altındadır..)

UYUM
Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK), Gezi davasında beraat kararı veren mahkeme heyeti hakkında inceleme ve soruşturma izni verdi.

AKP/RTE’ye uyumlu uydu…

TARAFSIZ
RTE, Gezi davası sanığı Osman Kavala’nın berat etmesi üzerine,”Bir manevrayla onu dışarı çıkarttılar.” dedikten sonra Kavala’nın 15 Temmuz davası ile tekrar gözaltına alınmasına ise, “İşine gelmeyen kararlar için niye yargıyı eleştiriyorlar? Yargı tahliye etti ama Kavala ile ilgili bu kararı verdi. Saygı duymaları lazım.” dedi.

Gafil özeleştiri…

TARAF
RTE’nin; FETÖ’nün Türkçe olimpiyatında , “Bir taraf da taş vardı, sapan vardı, molotof kokteylleri vardı. Diğer tarafta Türkçe vardı, türkü vardı, şiir vardı..” diyerek Gezi Parkı’nda direnen gençlere karşılık FETÖ’nün organizasyonuna katılan gençlere destek verdiği görüntüleri yayımlandı.

Kokmuş ayak…

AYYAŞ
2002 yılında 70’lik rakının fiyatı 8.25 TL dolayındayken aradan geçen 18 yılda fiyat %1800 artışla (AS: 18 kat!) 152.50 TL’ye fırladı.

Beğenmedikleri ayyaşların (!) vergileri ile durumu kurtaran İslamcı iktidar

BAL
Tarım Bakanlığı, üretimini yasakladığı sahte balın yıl sonuna dek satımına izin verdi.
Vatandaşın sağlığı mı? Boş veeer.
Sahtekarın kasası mı? Yol ver…

UÇUŞ
İBŞB araştırmasına göre, her iki evden birinde çocuklar yeterli beslenemiyor.
Ankara BŞB, dar gelirli öğrencilere simit-kahvaltı kartı veriyor.
Adamın biri de çıkmış ekonomiyi uçurduğundan söz ediyor.
Uçtu uçtu yalan uçtu…

DİYANET
Aralarında imam ve müftülerin olduğu din görevlilerine hizmet içi eğitim adı altında seminer veren Diyanet, Alanya’nın en lüks oteli olan Xafira Deluxe Resort Otel’de tatil yapmalarını sağladı.
Müftü eşleri de “huzur dersi” yaptı.

  1. Devletin mali deniz, yiyen domuz.
  2. Huzurla yiyiniz…

YALAN
CHP Genel Başkan Yardımcısı Tuncay Özkan, Bulgaristan’dan saman ithalinin görüntüleri ile Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Çarşamba günkü partisinin grup toplantısında söylediği “Ülkemizin saman ithal ettiği gibi bir yalanı utanmadan, sıkılmadan tekrarlayabiliyor..” sözünün yalanlandığını belirtti.
Saman alevi gibi yalan…

DANS
RTE, “İdlip’ten çıkmayız” dan, “ Rejim, saldırıları durdurmadan çekilmeyiz” e geldi.

Ustaca kıvırtma…

ASKER
Karabük Safranbolu’da 125. Jandarma Eğitim Alay Komutanlığında düzenlenen törende, askerler gösteri esnasında AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın posterini açtı.

Su AKAR, MSB çıkarına bakar…

TANE
AKP’nin Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı RTE, Libya’da sayısı gizlenen  şehitlerimiz için “birkaç tane şehidimiz var” dedi.

Ne insanın değeri, ne şehidin yüceliği,
Bir tane var her yerde, her şeyde; o da kendisi…
========================================
Dostlar,

Değerli komutanımız (E. Tümg.) Sn. Beştepe’nin yüksek zekasının ürünü taşlamaların (hiciv), kara mizahın üstüne söz söyleme niyetinde değiliz.. Ancak,

“BİRKAÇ TANE ŞEHİT” ve
“KAVALA SAVCISININ PEŞİN TUTUKLAMA MÜTALAASI” ÜZERİNE

  • Birkaç TANE şehidimiz var, şehitler tepesi boş kalmayacak…”

biçiminde, boğazını yırtarcasına hamasetle ve ölçüsüz – tarifsiz bir anlamsızlıkla dile getirdiği sözler, deyim yerinde ise bizi çileden çıkarıyor, hatta çıldırtıyor.. Duygu ve düşüncelerimizi web sitemizde bir yazı ile dile getirmeye, içimizi boşaltmaya çabaladık :

AKP = ERDOĞAN’ın ÇILDIRTAN SÖZLERİ : “Birkaç TANE şehidimiz var, şehitler tepesi boş kalmayacak” (!?!?)

Okunmasını ve paylaşılmasını dileriz.. Öyle ki; AKP’nin resmi web sitesinde, CB webinde, yandaş basında bile bu “tane” sözcüğü sansürlendi, AKP = RTE‘nin sözlerinden çıkarıldı!? Erdoğan, daha önceleri de şehitlerimiz için “kelle” sözcüğünü kullanabilmişti! Ulusumuzun bu bağışlanmaz gafları kaydettiği ve derinden yaralandığı, asla affetmeyeceği kanısındayız!?
***
Bir de Osman Kavala konusunda gözden kaçmaması gereken bir noktayı paylaşmak zorunlu :

Kavala’nın kendi anlatımı ile, 2 yılı aşkın tutuklu kaldığı (dikkat; hükümlü değil!) Silivri cezaevinden Gezi davası nedeniyle tahliye edilmesi üzerine, kolluk güçlerince hemen adliyeye götürüldüğünü, savcıyı beklerken kendisine savcının çıktığının ama mütalaasını bıraktığının söylendiğini aktardı!

DİKKAT                    ;

Nöbetçi savcı, şüpheli sıfatı ile gözaltına aldırdığı Kavala ile görüşmüyor, gözaltı gerekçesini ve suçlamaları yüzüne belirtmiyor, sorularına aldığı yanıtı tutanağa geçirmiyor ama peşinen bir mütalaa yazarak, tutuklanması istemiyle nöbetçi sulh ceza yargıçlığına sevk ediyor!?!?

Görevli yargıç da bu doğrultuda tutuklama kararı veriyor!?

Böyle bir usul (!) hukukumuzun neresinde vardır? CMK’nın hangi maddesine dayanılmıştır?

HSK, Kavala’yı serbest bırakan yargıçları derhal soruşturmaya geçerek Saray’ın açık buyruğuna girmek yerine, görevini böylesine kötüye kullanan savcı hakkında işlem yapmalıdır. Kutsal Savunma hakkı kullandırılmadan, ifadesi alınmadan, neyle suçlandığı bildirilmeksizin ve yanıtları dinlenmeksizin bir savcı şüpheli ile görüşmeden nasıl “peşin” mütalaa yazar ve görev yerinden ayrılır?

Böylesi bir garabet, skandal dünya hukuk tarihinde görülmemiştir ama devr-i AKP’de bu facia da yaşanmıştır ne acı ki!? Bu savcı kimdir, nasıl o göreve ge(tiril)lmiştir, AKP’nin kendi örgütünden atadığı avukatlardan mıdır, araştırılmalı ve kamuoyuna bilgi verilmelidir.

HSK / Adalet Bakanlığı derhal yasal işlem başlatmalı ve hızla adil bir sonuca gitmelidir.

HSK Başkanı da olan Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, tarihsel bir siyasal sorumluluk altındadır. Yapabilir misiniz Sn. Bakan, Reisiniz izin verir mi? Ne dersiniz Bakan bey??

Sevgi ve saygı ile. 26 Şubat 2020, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Hekim, Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (SBF)
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı, Anayasa Hukuku PhD Öğrencisi

www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

BİTMEYEN OPERASYONLAR VE DEVLET FAŞİZMİ

BİTMEYEN OPERASYONLAR VE DEVLET FAŞİZMİ

Rifat Serdaroglu

15 Temmuz Darbe Girişiminin gerçek yüzü Türk Milletinden saklandı.
Türk Milletine açıklanması gereken o kadar çok karanlık nokta var ki!
Darbe girişiminin önünü- darbe günü yaşananları-darbe sonrasını en ince ayrıntılarına kadar sadece kendilerinin bildiğini zanneden üç kişi var!
AKP Genel Başkanı Erdoğan, Savunma Bakanı Akar, MİT Müsteşarı Fidan…

Fakat bu üçlü, “siyasette iki kişinin bildiği sır olmaktan çıkar” kuralını unutmuşlar!
15 Temmuz gerçeğini, belgeleriyle-görüntüleriyle-kara kutu kayıtlarıyla-balistik raporlarıyla dosyalayan ve yarın yargıya verecek olan, devlette çalışan öyle yiğitler var ki!
Tıpkı 17/25 Aralık’ta evden para boşaltma operasyonunun ilk ayağının ve sonrakilerin kayda alındığı gibi.
Reis ve ekibinin ayaklarından biri taşa takıldığı an bunlar açığa çıkacaktır…

Bunu çok iyi bilen AKP Genel Başkanı ve Sekreterleri (Bakan değil bunlar, sadece sekreter) devlet faşizminin en ağırını Türk Milletine yaşatıyor.

  • İki satır yazanı, ağzını açıp eleştireni, anayasa garantisindeki demokratik tepkisini kullananı önce gözaltına, orada ezdikten sonra “iddianamesi yazılmadan” Yargıç karşısına ve cezaevine! Buna Hukuk Devleti denilebilir mi?

15 Temmuz’dan bugüne, devletten ihraç edilen insan sayısı 125 bin 806 oldu.
Açlığa, sefalete ve yokluğa atılan 125 bin 806 aile…
Bunlar Anayasa ve Hukuk Sistemine göre adil, şeffaf olarak yargılandılar mı?
İşlerinden, itibarlarından, geleceklerinden koparılırken, haklarında kesinleşmiş birer mahkeme kararı var mı? Yok tabii ki!
Bu kişiler neye, hangi delillere göre tespit edildi?
125 bin 806 kişinin sadece, isim-nüfus örneği- sabıka kaydı- suç delilleri- bilirkişi raporunun hazırlanması aylar-yıllar sürer. Bu evraklar üç-dört gün içinde nasıl hazırlandı?
Yoksa bu kişileri Cemaatten liste alıp, devlete siz mi yerleştirdiniz?
“Efendim, ama bu kişiler FETÖ’cu, bunlar darbe girişiminde bulundular! Tamam da suçlu iseler niçin cezaevinde değiller?” Neye göre cezalandırıyorsunuz? Gariban bir öğretmen FETÖ’cu ve açlığa mahkûm edilmiş ama FETÖ’ye selam duran Bakan, serbest!

Değerli Okurlar;
Bu kişilere yalnızca rakam olarak bakarsanız, toplumda birliği sağlayamazsınız!
Bunların her biri birer insan, aile reisi, anne, baba, akademisyen, asker, gazeteci, yazar, öğretmen!
Herkes, mahkeme tarafından hakkında kesin karar verilmedikçe suçsuzdur.
Herkesin, hepimizin adil ve şeffaf yargılanma hakkımız vardır.

Boğulmak istenen, özünden koparılmak istenen Türk Milletinin özgürlüğüdür.
Bu yöntemi dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde göremezsiniz ama tek adam yönetimlerinde, diktalarda ve faşist yönetimlerde bolca görebilirsiniz…

  • Her gün bir operasyon haberi ile uyanıyoruz! Ne bitmez operasyonmuş be arkadaş? Bitmedi gitti! Bir gün askere, bir gün üniversitelere, bir gün gazetecilere, bir gün akademisyenlere.

Osman Kavala adlı kişi bir yıldır tutuklu!
Sayın Savcı henüz iddianamesini yazmadı! Adam bir yıldır cezaevinde, ne ile suçlandığını bilmeden ailesinden özgürlüğünden koparılmış olarak tutuluyor!
Dün de 20 akademisyen yeni yaratılan “Sivil itaatsizlik ve şiddetsiz eylem”suçlamasıyla göz altına alındı. İçlerinde, bilimde dünyaca söz sahibi kişiler var.
Peki bu açıklamayı Savcı mı yaptı?
Hayır, İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şubesi açıklamayı yaptı!
Sadece bu açıklama bile Türkiye’nin artık bir “Hukuk Devleti” olmadığının,
bir “Polis Devleti” olduğunun kanıtıdır.

Bir an için tutuklanan kişilerin tamamının suçlu olduğunu kabul edelim!
Bu kişileri devlete yerleştiren, yüksek yargıyı FETÖ elemanlarına peş keş çeken,
Türk Devletinin kozmik sırlarına ulaşılması emrini verenlerin, FETÖ ile 11 yıl kucak kucağa olanların, hainlerin, hırsızların hiç mi suçları yok?
Bu haksızlıkların hesabının sorulmayacağı mı zannediliyor?
Bu zulümde payı olan herkesten, makamı ne olursa olsun hesap sorulacaktır!

Değerli Okurlar;

Bu zulüm, bu baskı, bu hukuksuzluk bizler sustukça artarak devam edecek!

Anayasa çerçevesinde, demokratik haklarımızı kullanarak örgütlenip sesimizi yükseltmeliyiz.

  • Demokratik cumhuriyetimizi, hukuk devletini, kuvvetler ayrılığını, çağdaşlığı, devletimizin ve milletimizin itibarını yeniden kazanmak için “Çoban Ateşlerini” yakmaya başladık.

24 Kasım Cumartesi günü saat 13:00’te Çanakkale Belediyesi Türkan Saylan Sosyal Tesislerinde, yeni bir “Çoban Ateşi” yakacağız.

Bu ateş, Türk Milletini koruyacak, ısıtacak ve kimsesizlerin sesi olacaktır.
Türk Devletinin ve Türk Milletinin düşmanlarını ise yakıp kül edecektir.

Sağlık ve başarı dileklerimle 17 Kasım 2018.
===========================================

Haydi Türk Ulusu!

Yiğitlik gösterme zamanı“dır saygın yazar Işık Kansu‘nun deyimiyle..

  • Cumhuriyet’e kol – kanat germe zamanıdır…
  • O Cumhuriyet ki, bize kutsal emanettir Mustafa Kemal ATATÜRK nam yiğitten!
  • Canımızdan aziiiiizdir binlerce kez..

    Hukuk içinde” her şey diye ekleyelim mutlaka; öküz altında buzağı aranmasın..

    Sevgi ve saygı ile. 18 Kasım 2018, Ankara

    Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
    Ankara Üniv. Tıp Fak. – Halk Sağlığı Uzmanı
    Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
    www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com