Etiket arşivi: beşli çete

Kılıçdaroğlu, elektriği kesilen evinden seslendi: Kimse merak etmesin karanlıkları aydınlığa çıkaracağız

Kılıçdaroğlu, elektriği kesilen evinden seslendi:

“Kimse merak etmesin karanlıkları aydınlığa çıkaracağız”

CHP lideri, elektriğinin kesilmesinin ardından saat 21.00’de açıklama yapacağını duyurmuştu

Kılıçdaroğlu, elektriği kesilen evinden seslendi: Kimse merak etmesin karanlıkları aydınlığa çıkaracağız

Yaklaşık 2,5 aydır faturasını ödemeyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun evinin elektriği bugün kesildi. Kılıçdaroğlu, karanlıkta eşi Selvi Kılıçdaroğlu ile kamera karşısına geçerek açıklama yaptı.

Sosyal medyadan yaptığı canlı yayına
  • “Bir avuç holding ceplerini dolduracak diye memleketimizin onurlu insanları fakirliğe sürükleniyor. Söyleyeceklerim, halkın bu adaletsiz düzene karşı yükselttiği sestir.”
    notunu düşen Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları şöyle:
  • Büyük bir toplumsal sarsıntının ortasındayız. Saraylı eşkıya holdinglerin cepleri dolacak diye halkın elektrik gibi gıda gibi temel hakları gasp edildi bu ülkede.
  • Elektrik dağıtım şirketlerinin büyük bölümünü beşli çeteye verdiler.
  • Cengiz Holding, 8 yılda kamudan tam 2 milyar 295 milyon 311 bin lira değerinde 37 ayrı elektrik ihalesi almış. Cengiz gibiler paralarına para katarken; milyonlar faturalarını ödeyemeyecek hale geldi.
  • Aç gözlü çetelere karşı halk çok öfkeli. Dünyada bu girdabın içinde. Tüm dünyada zengin azınlıklar halkların sosyal, siyasi refahını baltalıyor. Vatandaştan alıyorlar, alıyorlar, servetlerine servet katıyorlar.
  • Dünyanın en zengin 26 insanın serveti dünya nüfusunun yarısına eşit. Zenginler daha zengin, yoksullar daha yoksul hale getirildi. Bu zenginler servetlerinin %1’ini paylaşsalar okula gidemeyen bütün çocukların eğitim masrafları karşılanır.
  • Zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan bu sistem artık miadını.
  • Neoliberalizm artık can çekişiyor.
  • Sıradan insanların öfkesine yenilmek üzere neoliberalizm.
  • İmkansız görünen düşüncelerin zamanı gelmiştir. Devletler insanların temel ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlüdür.
  • Neoliberalizmin sonu gelmiştir. 
  • İşte ben bu aç gözlü politikacıların yarattığı karanlığa karşı ayaktayım.
  • Bu eylemin sivil itaatsizlik çağrısı değil bir direniştir.
  • Bu sizin hakkınızı arama mücadelemdir.

Hukuk yoksa iktisat da yok

Alt-yapı ve üst-yapı ayrımı ile açıklanan toplumsal yapıda, üst yapılar, alt yapılara bağımlıdır. Alt-yapı olarak iktisadi düzen, üst-yapı olarak hukuk sistemini biçimlendirir. Marksist kuram, bu diyalektiğe dayanır.

Devlet yönetimi, hukuk ve iktisat arasındaki bu ilişkinin merkezinde yer alır.

Çağdaş anayasa hukuku ve siyaset bilimi, devletin varlık nedeni olan yasama-yürütme ve yargı erklerinin birbirinden ayrılması kuramı ile özdeşleşir: Kuralı koyan organ, kuralı uygulayan organdan ayrı; uyuşmazlıkları çözen organ olarak yargı ise, her ikisine göre bağımsızdır.

Türkiye yönetimi, alt-yapının belirleyici olduğu görüşünü genellikle doğruladı; ama bunu, kapitalist veya iktisadi liberalizmden çok, vahşi kapitalizm ve bir tür yağma düzeni olarak yaptı. Bunların başında çevre yağması ve kamu ihale yasasını delik-deşik etmek gelmekte.

  • Yalnızca Türkiye halkını soyan değil, Türkiye ülkesini de yağmalayan “beşli çete”, tipik araç.

Parti Başkanlığı Yoluyla Devlet Başkanlığı ve Yürütme (PBYDBY), anayasa hukuku ve siyaset biliminin yüzyıllara dayanan birikimini bir anda ve çırpıda siliverdi. Kişiliğinde topladığı çoklu devlet yetkilerine parti başkanlığını da ekleyen kişi, özerk ve uzman kuruluşları da, ya hukuku araçşallaştırarak (Üniversite yönetimleri) ya da fiili durum yaratarak (Merkez Bankası) özerk ve uzman kuruluşları da işlemez hale getirdi.

Fiili yetkileri, “konu uzmanı” olduğu iddiası meşrulaştırmaya ilahi inanca dayalı referansı da eklemeyi ihmal etmeksizin. Faiz indiriminde ‘nass referansı’, ilahiyatçılar doğrulamasa da, bunun belirgin göstergesi.

Kısacası, bütün siyasal karar düzeneklerini tasfiye ederek kendisini merkezi konuma yerleştiren kişi,

ülkeyi uçuruma sürüklerken, dinsel referansa sarılarak,
yarım haftada Türkiye halkının yarı yarıya YOKSULLAŞTIRILMASINI neredeyse takdir-i ilahi ile
açıklama densizliğine vardı.

Sonuç olarak, anayasa hukuku ve siyaset bilimi gereklerini ortadan kaldırarak Türkiye Cumhuriyeti’ni tek başına yönetmeye girişen kişi, “kişi-parti-devlet” birleşmesiyle alt-yapı ve üst-yapı ilişkisi bir yana, her ikisini de çökertti.

Kurtuluş Savaşı sonrası, Türkiye tarihinin en büyük ve yaygın yoksulluğuna sürükleyen kişi, halkla dalga geçercesine “ekonomik kurtuluş seferberliği” ilan etti.

Bütün unvanlarını kullansa bile, böyle bir seferberliğin başarı olasılığının bulunmadığını belirtmeye gerek var mı?

İktisadi sefalet, hukukun çökertilmesi sonucu olduğuna göre, öncelikle hukukun inşası ile işe başlamak gerekir. Bunun için öncelikle Anayasa, demokratik hukuk devleti ile bağdaşmayan maddelerden arındırılmalı; hükümet sistemi yeniden öngörülmeli, hükümet hesap verebilir olmalı, görev-yetki-sorumluluk üçlüsünde anayasal denge ve denetim düzenekleri kabul edilmelidir.

  • Türkiye’nin kurtuluşu, bütün yetkileri tek kişide toplamaktan vazgeçip,
    yetkileri farklı kişi, kurul ve kurumlar arasında paylaştırmaktan geçer.
  • Bunun için acilen demokratik hukuk devleti kurumları, kuralları ve değerlerine dönülmelidir.
  • Toplumun ve devletin tarihine ve kazanımlarına ihanetin bedeli, 85 milyon yurttaşa ödettirilemez.

Kurtuluş için, şu halde kesinlikle PBYDBY’nin ilan ettiği sözde seferberlikle değil, tam tersine PBYDBY’yi tasfiye ve demokratik hukuk devleti seferberliğini gerekli kılmaktadır.

Demokratik hukuk devleti, yasama-yürütme-yargı ekseninde erkler ayrılığı çerçevesinde özerk ve uzman kuruluşları da güvence altına alır.

Hukuk güvenliği, hukuk devletinin asgari gereklerinin geçerli olduğu bir anayasal düzende sağlanır.

Şu halde, iktisadi düzen ve güven, ancak hukuk güvenliğinin geçerli olduğu bir siyasal yapı ve toplumsal yaşamda geçerli kılınabilir.