CHP’li Erdoğdu: Döviz alım- satım işlemlerinin incelenmesini istiyoruz

CHP’li Erdoğdu:
Döviz alım- satım işlemlerinin incelenmesini istiyoruz

CHP’li Erdoğdu: Döviz alım- satım işlemlerinin incelenmesini istiyoruz

SÖZCÜ, 25 Mayıs 2018

(AS : Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, döviz kurunda aşırı hareketliliğin yaşandığı gün Merkez Bankasının müdahale etmek için saat 17.00’ye dek beklediğini söyleyerek, “Bu sürede MASAK tarafından döviz alım ve satım işlemlerinin incelenme-sini istiyoruz. Eğer bir üst akıl varsa, eğer bir oyun söz konusu ise bu işlemlerden ortaya çıkacaktır” dedi. (AS: MASAK – mal, Suçları Araştırma Kurulu) 

CHP’li Aykut Erdoğdu, partisinin genel merkezinde son günlerde döviz kurundaki yaşanan hareketlilik nedeniyle basın toplantısı düzenlendi. Kurda büyük bir dalgalanma yaşandığını söyleyen Erdoğdu, Dolar kurunun şu an 4.70 düzeyinde olduğunu söyledi. Türkiye ekonomisinin bu dalgalanmadan çok büyük zarar gördüğünü belirten Erdoğdu, “Döviz kurundaki bu dalgalanmanın önemli yapısal sebepleri olduğunu biliyoruz, ancak döviz kurundaki dalgalanmayı başlatan en önemli sebebin ülkemizdeki otoriter tek adamın Londra’da iktisat biliminin en basit teorisi olan faiz teorisine, fon yöneticileri karşısında karşı çıkması dolayısıyla ülkemizi ilgilendiren uluslararası bir panik yaşanmış ve döviz kuru hızla yukarı doğru tırmanmıştır” dedi.

“Sürekli bir üst akıldan, sürekli bir dış güçlerin operasyonundan söz edilmektedir.” diyen Erdoğdu, “Biz sürekli şunu soruyoruz. Bu üst akıl nedir, nasıl operasyon yapıyor. Dış güçlerle kastettikleri nelerdir? Eğer gerçekten samimiyseler, biz bu mücadelede iktidarın yanında durmaya hazırız. Ama bizim gördüğümüz gerçekler biraz daha farklı. Arkadaşlar,

  • Türkiye’nin 453 milyar dolar dış borcu var.
  • Üstelik bunun 185 milyar doları bir yıldan kısa vadeli” diye konuştu.

Hükümetin ekonomide önlem almada geç kaldığını ifade eden Erdoğdu, “Bu geç kalmanın sebebini anlamıyoruz. Döviz kuru aşırı dalgalandığında hükümetten sadece Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi bir açıklama yapıyor. Yaptığı açıklama dalgalanmayı düşüreceğine, daha da yükselten bir açıklama. Merkez Bankasının eli kolu bağlanmış durumda” şeklinde konuştu.

‘İLK YAPILMASI GEREKEN OHAL’İ KALDIRMAKTIR’

“Türkiye ekonomisini bu kötü halden kurtarmanın ilk yolu siyasidir” diyen Erdoğdu, şöyle konuştu: “453 milyar dolar dış borcu olan bir ülke, dış kaynağa aşırı muhtaç bırakılmış bir ülkede şu an hukuk güvenliğinin olmadığı tek adam yönetimi altında yabancı yatırımcılar ülkemize girmekte çekince göstermektedir. Çünkü OHAL koşulları altındaki bu ülkede yatırımların güvenliği risk altındadır. Hukuk güvenliği kalmamıştır. Onun için ilk yapılması gereken derhal OHAL’i kaldırmaktır. OHAL bugün kaldırılmış olsa, faiz oranlarında çok kısa bir sürede 5 puana yakın iniş sağlanabilir. Döviz kurunda %10-15, OHAL kaldırıldığı günden başlayarak bir ay içinde düşüş bekleyebilirsiniz. Çünkü OHAL koşulları yabancı yatırımcıları çok korkutuyor. Bunu bize söylüyorlar, bildiriyorlar. Şu an Türkiye’ye sağlıklı bir sermaye girişi yok. Bu yüzden Türkiye ekonomisinin önündeki tek umut 24 Haziran seçimleridir.”

‘DÖVİZ ALIM VE SATIM İŞLEMLERİNİN İNCELENMESİNİ İSTİYORUZ’

Kurun aşırı oynak olduğu günde Merkez Bankasının saat 17.00’ye dek müdahale etmek için beklediğini söyleyen Erdoğdu, “Bu sürede Mali Suçlar Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından döviz alım ve satım işlemlerinin incelenmesini istiyoruz. Yüksek tutarlı döviz alarak veya satarak faiz kur farkı elde edenlerin MASAK tarafından belirlenmesini istiyoruz. Eğer bir üst akıl varsa, eğer bir oyun söz konusu ise bu işlemlerden ortaya çıkacaktır. Onun için ‘dış güçlerin oyunu, üst aklın oyunu’ diyenlerden bize bunu piyasanın normal kuralları içinde, hatta kriz kuralları dışında döviz alıp satarak belki de Merkez Bankasının faiz yükselteceğini önceden bilerek, saatlik hatta dakikalık işlemlerle kimlerin zengin olduğunu açıklanmasını istiyoruz.” dedi.
============================================
Dostlar,

Erdoğan artık politikadan çekilmeli,
Türkiye’nin yakasından düşmelidir!

CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, donanımlı bir siyasetçi. Yurt dışında yüksek lisans eğitimi, sertifikaları var mali denetim konularında. Dolayısıyla yukarıdaki basın açıklamasında dile getirdiği MASAK tarafından döviz hareketlerinin izlenip açıklanması istemi yerindedir. Sayın Aydoğdu’dan önce biz de benzer istekte bulunmuş ve sitemizin manşetinde yazmıştık. BDDK (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu), MİT ve MASAK bu parasal akışlara ilişkin mutlaka bilgi sahibidir. SPK’nın (Sermaye Piyasası Kurulu) da epey verisi olsa gerektir.

Dolayısıyla 23 Mayıs 2018 akşamı saat 17:00 sonrası MB Para Kurulu’nun (MBPK) toplantıya girmesinden, faizlerin 3 puan yükseltilmesi (%13,5’ten %16,5’e) kararı açıklanana dek geçen 3 saatte yaşanan hızlı Döviz hareketleri, özellikle satış olmak üzere gün ışığına kavuşturulmalıdır. Erdoğan’ın çaresizlik içinde, çoooook geç de olsa dize gelmesiyle faiz artırımına gidileceği belli olmuştu. Hem de öyle 0.25 – 0.50 – 0.75 baz puan artışların yetmeyeceği de.. Nitekim 3 (ya da 300) baz puan yükseltme kararı çıktı MBPK’ndan.. Hesabını da yapmıştık manşette ve ilgili yazımızda (http://ahmetsaltik.net/2018/05/26/imfden-kritik-turkiye-aciklamasi/) :

MB’nın faiz artırma kararı birkaç saat öncesinden sızdırılsa (insider trading / insider trader!) milyarlarca TL spekülatif kazancın yerli – yabancı yandaşlara ikramı işten bile değildir.. Açalım: Ücretini ödediniz, haber verildi size, MB Para Kurulu toplanıyor, 2-3 saate kalmaz, faiz artırımı kararı çıkacak.. Ne yaparsınız? 1 $ = 4.92 TL’den tepe yapmışken hemen ve booolca satardınız değil mi!? Faiz artırımı kararı açıklandığında Dolar “küüt ” diye 4,52 TL’ye geçici olarak iner / indirilir.. 40 kuruş ucuzl(tıl)amıştır bir süreliğine!

– 1 dolarda 40 kuruş
– 10 dolarda 400 kuruş (4 TL)
– 100 dolarda 40 TL
– 1000 dolarda 400 TL
– 10 bin dolarda 4000 TL
– 100 bin dolarda 40 bin TL
– 1 milyon dolarda 400 bin TL

– 1 milyar dolarda 400 milyon TL… servet sahibi olursunuz birkaç saat saat içinde!?

Dolayısıyla, 23 Mayıs 2018 gecesi, MB Para Kurulu toplantıda iken yoğun düzeyde Dolar’dan çıkan (TL’ye geçen) kişi ve kurumlar (bankalar, aracı kurumlar…) kimlerdir?? Bunlar MASAK, BDDK, MİT ve SPK tarafından rahatlıkla ortaya çıkarılabilir. Çıkarılır ve açıklanırsa büyük oyun da bozulur..

Örneğin bu kurgulu devalüasyon Londra görüşmelerinde mi kararlaştırılmıştır?

  • Ne var ki iktidarda AKP varken, bu bağlamda beklenti deli saçmasıdır! Kim bilir, gene de???

Erdoğan Erzurum’da halkı dövizini bozdurmaya çağırdı bu gün..
Bu çağrıya komprador burjuvaziden yanıt almak olanaklı değildir.
Çünkü komprador burjuvazinin vatanı, siyasal partisi, dini – imanı – kitabı – Allah’ı… yoktur.
Onun bütün kutsalı SERMAYESİ – KAPİTALİDİR.
Dolayısıyla olsa olsa orta – küçük tasarruf sahibi “yurdum insanı” bu vicdanlı olmayan çağrıya bir ölçüde yanıt verebilir. Yakın geçmişte de benzerini küçük ölçekte yaşadık; birkaç milyar Doları geçeceğini sanmıyoruz bu yastık altı döviz tasarrufunun AKP = Erdoğan’ın doğrudan sorumlu olduğu yangını söndürmeye.. Olsa olsa “birkaç kova su” işlevi görebilir ki, geçici olacaktır o da. Olan, bu arada orta – küçük – mütevazi döviz / altın tasarruflarına olacaktır ki; kara gün dostu tasarruf aracı da elden çıkarılmış olacaktır. AKP’nin yoksullaştırdığı bu insanlar, büyük ölçüde AKP’nin sadık seçmeni olsa gerektir. Ne hazin tecelli? Uyan ey halkım, uyan!

AKP’nin iktidara oynarken 2002 sonunda “3 Y vaadi” olmuştu. Yoksulluk – Yasaklar – Yolsuzluklarla savaş.. Tammmmmm da tersini yaptı AKP ve Erzurum çağrısı bir yoksullaştırmaya çağrıdır! Erdoğan “Biz yerli ve milliyiz” diyor ya!

  • AKP bir kez daha, kendi seçmen tabanı dahil, yoksullaştırmakta, bu kesimlere duygu sömürüsü uygulamaktadır. Ayrıca söz konusu sınırlı servet üst katmanların eline (portföyüne) geçerek ülkedeki gelir dağılımını daha da bozacaktır.

TL, son dalgalanmada Arjantin Peso’su ile birlikte Dünyada en ağır darbeyi yiyen ulusal para birimi olmuştur. Döviz, başta Dolar, küresel piyasada artık eskisi gibi bol değildir; dolayısıyla ucuz değil, pahalıdır. Ayrıca sizin döviz açığınız devasa olduğunda, elbette size çoooooooooook pahalıya vereceklerdir döviz ilacınızı.. Erdoğan pek övünüyordu 23,5 milyar $ IMF borcunu kapatınca.. Oysa toplam borcumuz 230 milyar $ iken 2002 sonunda AKP iktidar olduğunda, günümüzde 3 katını aştı AKP’nin tek başına 15,5 yıllık iktidarında..

Şimdi gene çaresiz IMF yolları ve Niyet Mektupları görünüyor “AKP’nin kahve falında

  • Herkes, başta içtenlikli AKP seçmeni kardeşlerimiz olmak üzere şunu kesinlikle kafalarına koymalıdırlar ki; yaşanan devalüasyon YAPISAL‘dır!
  • Türkiye ekonomisi ağır HAS-TA-DIR AKP sayesinde!
  • Ekonomiyi ağır hasta eden AKP’nin akıl ve bilim dışı yağmacı – talancı politikalarıdır.
  • “AKP ekonomi idaresinin izlemekte olduğu bilim-dışı enflasyon politikası ve yürütmekte olduğu dışa bağımlı, inşaat betonuna dayalı büyüme stratejisi, ulusal ekonomimizi istikrarsızlığa sürükleyerek tahrip etmektedir.” (Prof. E. Yeldan, devamı için tıklayın)

Ortada AKP = Erdoğan’ın çarpıttığı – halkı yanılttığı gibi bir küresel dış operasyon yok-tur!

Ağır hatasını örtmek isteyen AKP = Erdoğan, gene mağdur edebiyatı yapmaktadır. Bu küresel güçler kimlerdir? AKP = Erdoğan’ın ÜST AKIL diye uydurduğu şehir efsanesi düşman neyin nesidir? Çıksın bunu açıklasınlar, tüm ülke bütün gücümüzle birlikte savaşalım.. Erdoğan Londra’ya gitti önceki hafta, “üst akıl” varsa oradaydı ve onlarla kendisi görüştü. “Paranın pirleri”ne Erdoğan “faiz kuramı” anlatmaya kalktı kendinden menkul dinci takıntılarıyla..  Faizin enflasyonu yükselteceğini buyurdu. Oysa Türkiye’nin hastalığında faiz neden değil sonuç idi. Üstadlar paniğe kapıldılar “bu adam ne diyor?” diye.. TEK ADAM’ın ülkesinde bir de OHAL vardı üstelik. 24 Haziran sonrası MB’nı da tam anlamıyla kendine bağlayacak (sanki halen değilmiş gibi!?) ve sorunlar o zaman yoluna konacakmış.. En temel iktisat bilgileri ile bile çelişen Erdoğan’ın sözleri, küresel sermaye sözcülerinde haliyle panik yarattı..

Ne bekliyorsun 24 Haziran’ı? Ortalık yangın yeri! Çıkar bir OHAL KHK’sı, Anayasa falan takma, MB yasasını değiştir ve örn. MİT Başkanlığını, Savunma Sanayisi Müsteşarlığını nasıl “halen sorumsuz Cumhurbaşkanına” bağladı isen Anayasayı bir kez daha çiğneyerek, MB’nı da kendine bağla ve yangını söndür.. Yılbaşından bu yana %30’a koşuyor TL’de değer erimesi. Yıl sonunda toplam ulusal gelir bu oranda düşerse, yeni seri hesapla şişirilmiş olarak 850 milyar $ olan 2017 sonu ulusal geliri (GSMH), bu yıl hayal edelim % 7 büyüse bile (!), net olarak %23 küçülecek demektir.. Bu da Türkiye’nin G20’den düşmesi ve 2023’te ilk 10 ekonomi içine girme ham hayallerinin iyice çürütmesi demektir. Beş yıl önce yazmıştık matematiksel olarak böyle bir hedefin olanaksızlığını bu sitede : (TÜRKİYE 2023’te EN BÜYÜK 10 EKONOMİDEN BİRİ OLABİLİR Mİ? http://ahmetsaltik.net/2015/11/06/top-10-biggest-economies-in-the-world-2013/)Her geçen yıl bir serap gibi uzaklaştık, artık hayal ötesi!

  • Türkiye’nin 453 milyar dolar kamu dış borcu var.
  • Üstelik bunun 185 milyar doları bir yıldan kısa vadeli

Özel sektörün borcu 245 milyar $ da eklenince toplam borç 700 milyar $’a erişiyor. Türkiye, çok büyük olasılıkla 2018 sonunda bu tutarda bir ulusal gelire bile erişemeyecektir. Dolayısıyla, son 1 hafta – 10 gündür sitemiz manşetinde uyardığımız ve bugünlerde artık gerçek olan ÖDEME GÜÇLÜĞÜNE sürüklenmiştir en hafif terimiyle.. Batı her şeyin ayrımındadır elbette. Bu yıl vadesi gelen borç ödemesi + dış ticaret açığı.. toplamda 240 milyar $ düzeyindedir. Dış ticaret açığı 50 milyar $’ı çok aşacak görünüyor. Pahalılaşan döviz nedeniyle dışalım (ithalat) biraz sınırlansa da, dışsatımdan girecek Döviz, ürünlerimizin yabancı para karşısında önemli oranda değersizleşmesi nedeniyle istenen düzeyde artmayabilir. Kaldı ki, 100 $’lık dışsatım için 70-80 $ tutarında dışalıma (ithalata) mahkum bir imalat sanayisi hastalığımız (ithalat bağımlılığımız) var.

  • 3’lü açık birlikte, çığ gibi büyümekte : Bütçe açığı – dış ticaret açığı – cari açık!

Neresinden tutulursa, tablo son derece ağırdır. Fatura, her geçen gün orta – alt katmanların sırtına yüklenecektir. Özellikle 24 Haziran sonrasında. Bu arada iktidar yandaşları yüklü (milyarlarca Dolar!) devalüasyon vurgunu da yapmış olacaklardır. Çıkınlarına doldurdukları haram serveti, ülkenin bataktan kurtulması için ne ölçüde feda edebilirler acaba?? Yoksa yurt dışına mı kaçırırlar, en çok 2 yıla kalmadan çıkarılacak bir başka “varlık barışı” = kara ve haram para aklama yasasına dek!? Son 15 yılda 27’den 42’ye (kayıtlı!) ulaşan Dolar milyarderi sayımız kaça varır ki? AKP her yıl 1 Dolar milyarderi = 1 milyon yoksul üretti adeta..

Okumak için tıklayınız :  Turkiye’nin_iflasi_basladi

Son söz ve çare                               : 

Türkiye’yi yangından – bunalımdan – iflastan… kurtarmak için 12 temel ivedi adım

  • Ölümcül hastayız! 
  • Nedeni AKP = RTE’nin akıl ve bilim dışı, asla yerli ve milli olmayan güdümlü,
    despotik politikalarıdır!
  • Türkiye AKP=RTE’den kurtulmadıkça bu yangına çare yok..
  • Erdoğan artık politikadan çekilmeli, Türkiye’nin yakasından düşmelidir!

Sevgi, saygı, kaygı ve UMUT ile. 26 Mayıs 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

TSK’ya kama Mehmetçik’e zehir!

TSK’ya kama Mehmetçik’e zehir!

Mehmet AkkayaMehmet Akkaya Aydınlık Gazetesi, 22.6.2017


(AS : Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

BİRİNCİ OLAY!

23 Mayıs-Manisa. 1. Piyade Eğitim Komutanlığı Albay Arif Seyhun Kışlası. 1046 asker zehirleniyor. Er Hüsnü Özel şehit oluyor. Sağlık ve Milli Savunma Bakanlıkları kıpırdamıyor. Ölen öldüğüyle, zehirlenen zehirlendiği ile kalıyor. Şirketin sözleşmesi iptal edilmiyor, yemek vermeye devam ediyor.

İKİNCİ OLAY!

Daha üç gün geçmiş. 27 Mayıs-Yine Manisa. Bu kez Kırkağaç 6. Jandarma Komando Er Eğitim Alayı. 70 asker zehirleniyor. Milli Savunma ve Sağlık Bakanlıkları yine kılı kıpırdamıyor. Yine ihale iptal edilmiyor. Şirket yemek vermeye devam eder.

ÜÇÜNCÜ OLAY!

CHP Manisa Milletvekilleri Özgür Özel, Mazlum Nurlu ve Tur Yıldız Biçer (AS: Tıp doktorudur), 30 Mayıs ve 13 Haziran’da Meclis soruşturması talebinde bulunuyor. Önergeler AKP ve MHP oylarıyla reddediliyor.

DÖRDÜNCÜ OLAY!

16 Haziran-Üçüncü kez Manisa… Yer, General Seyfettin Çalbatur Kışlası, 1. Piyade Er Eğitim Tugay Komutanlığı. 69 zehirlenme. Bir ayda Manisa’da üçüncü zehirlenme. Aynı şirket.

VEHAMET

Zehirlenmeler acemi birliklerinde, askerin henüz eğitimini tamamlamadığı, dolayısıyla tertiplerle Orduyu karalamak, küçük düşürmek isteyen, hatta iç isyan vs. düşünenlere karşı daha sıkı önlem alınması gereken yerler.

  • Zehirlenmeler, Ordumuz dünyanın en büyük mafyası ile Amerikan emperyalizmine ve
    onun çeteleri PKK, IŞİD ve FETÖ ile çarpıştığı zamanda olmaktadır.

Daha ilk andan sadece o şirketle ve Manisa’da değil, Orduya yemek veren bütün şirketlerle derhal ilişiğin kesilmesi şarttır. Oysa 3 zehirlenmeye rağmen dördüncü zehri engelleyecek önlem alınmamış, dahası muhalefetin “soruşturalım” teklifi de reddedilmiş.

BEŞİNCİ OLAY!

17 Haziran-Dördüncü kez Manisa. Dördüncü kez aynı şirket… 1. Piyade Eğitim Tugay Komutanlığı. Bu kez zehirlenme daha büyük. 731 asker. Manisa Milletvekili Biçer, “Sayı 3.000’in üzerinde” diyor. Nihayet sözleşme iptal ediliyor. Ama sadece son zehirlenmenin olduğu yer için. Ya önceki zehirlenmeler? Ya şirketin yemek vermeye devam ettiği diğer 11 askeri birlik?

ŞİRKET?

  • Türk Ordusunun güvenliğinden, şehit edilen Er Hüsnü Özel’den, zehirlenen binlerce Mehmetçik’ten daha çok sahiplenilen bu şirket neyin nesidir? 2013’te Diyarbakır’da kuruluyor. 4 ay sonra merkezi Ankara’ya alınıyor. 100 bin lira olan sermaye 7 milyon liraya çıkarılıyor. Ne hikmetse 4 yılda 4 kez adı değişiyor. Yine ne hikmetse, 4 yıllık şirket, çok sayıda Bakanlıktan büyük ihaleler alıyor. Maliye, Milli Eğitim, Milli Savunma, Sağlık vs. Manisa bölgesinde 12 Askeri kışla, Şişli Eftal, Ankara Zeki Tahir Burak Kadın Sağlığı, Ankara Eğitim Araştırma, Elmadağ Devlet, Ulucanlar Göz, 75. Yıl Ağız ve Diş ve Mamak Diş Hastaneleri, ihalelerin bazıları.

BAŞKA ZEHİRLENMELER DE VAR

Daha da ilginci hükümet, şirketin başka vakalarından haberdardı. Hem de asker zehirlenmelerinden çok önce. Maliye Bakanlığı personeli 5 Ekim 2016’da bu şirketin yemeğinden zehirlenmişti. Bakanlık 27 Ekim 2016’da şirketle sözleşmeyi feshetmişti. Dahası var: 21 Nisan 2015’te İstanbul Milletvekili Levent Tüzel, Sağlık Bakanına cevaplaması için soru önergesi veriyor; Rota yemekçiliğinDicle Üniversitesi’inden et çaldığı, her sabah hastane mutfağında siyah torbalara doldurulan etlerin Çamlıca Et Mamulleri Kasabına götürüldüğü, haftalık 1.600-1.800 kg et kullanılması gerekirken 600-800 kg kullanıldığı, yaklaşık 1 ton etin çalındığı iddia edilmektedir. Yemek kazanında tartılan etlerin altına halter diskleri konulduğu, pişen etlerin geri çıkartılıp kıyma makinesinden geçirilip sucuk yapıldığı, yoğurt,
salatalık, pirinç, patates, kahvaltılık malzeme, yağ kaçırıldığı, hastane yemeğinin başka yerlere satıldığı iddiaları doğru mudur?
40 ton pirince kurt düştüğü, 2 hafta boyunca buğday pazarında işçilerin pirinçleri elekten geçirdiği ve hastane yemeklerinde kullanıldığı, fritözlerdeki yağların boneyle, süzgeçle süzülerek tekrar yemeklerde kullanıldığı iddiaları doğru mudur?” (18 Haziran / Evrensel)

***
İhalecilik;
– devlet kasasından şirketlere köşe döndürmek,
– işçiye çifte sömürü,
– Türk Ordusuna ve devlete kama,
– Mehmetçik’e zehirdir.

Devletten ve Ordu’dan temizlenmesi şart olmuştur.
=============================================
Dostlar,

Yaşananlar ibret ötesidir. Dini siyasete – ranta hatta uçkura alet eden utanmaz – sefil anlayış ülkemizi ve insanımızı çürütmüştür. Artık her nerede din – iman lafı ediliyorsa orada birtakım kokuşmuşlukları perdeleme amaçlı olduğu kanısı yerleşmiştir.

100 bini aşkın camide günde 5 vakit, sabahın köründe, gecenin ortasında sesbüyütürlerle (hoparlör) insanları uzuuuun uzun ve Arapça, camiye çağrılan bir ülkede bu ahlaksızlıkları nasıl açıklayacağız? 1,2 milyonu aşkın İmam – Hatip öğrencisi ile, 140’a yaklaşan İlahiyat fakültesi ile, AİHM kararlarına karşın zorunlu “din” (!?) dersleri ile….. gelinen yer işte burası..

Başta içtenlikli – dürüst dindar inançlı insanlar, AKP’nin bu nitelikli kesimleri dehşet verici tabloyu görmezden gelemezler. Türkiye silkinerek kendine gelmek zorundadır. Salt sözde din eğitimi ile nereye gelindiği ortada. Hedeflenenin “bu” olduğunu kabullenmek olanaklı mı?

Dolayısıyla sorunu çokyönlü ve köklü olup, TBMM’de Anayasa md. 98 uyarınca “Meclis soruşturması” yöntemiyle dürüstçe incelenmelidir. Olanakları uygun bir üniversiteden / üniversitelerden çok yönlü bilimsel araştırma raporu alınmalıdır. Ulusal ölçekte proje, yeterli parasal vb. destek araştırmacı özerk akademik kurumlara sağlanarak hızla yürütülmeli ve sonuçları değerlendirilerek kapsamlı yönetsel – hukuksal düzenlemeler yapılmalıdır.

Siyasiler örnek olmalıdır tüm davranışlarıyla.. özellikle saydam malvarlığı bildirimiyle.
MASAK etkin çalıştırılmalıdır, “Nerden buldun?” sorusu işletilmelidir. Aileden başlayarak tüm toplumu dürüst, çalışkan, topluma karşı sorumlu, başkalarının hakkına saygılı, erdemli ve onurlu yetiştirmek için seferberlik içine girilmelidir. Durumun sürdürülebilirliği kalmamıştır. Bedeli masum insanlar salt mallarıyla değil canlarıyla ödemektedir.

30 Mayıs ve 13 Haziran’da CHP’nin Meclis soruşturması isteminin AKP + MHP oylarıyla reddedilmesi utanç vericidir, akıl dışıdır ve kör bir kutuplaş(tır)manın ürünüdür. Siyaset kurumu tüm olumsuz sonuçlardan 1. derecede ve doğrudan so-rum-lu-dur! RTE en başta olmak üzere!

Şu dakikalarda AKP Gn. Bşk. Erdoğan Ceylanpınar’da aynı teraneleri yineliyor.. Bu ürkünç olaya değinme yok. Hep sözde beton-yol yatırımları. Korkarız Erdoğan “ümitsiz vaka”!?
Çok yazık çoook yazık.. (23.06.2017, 17:12)

  • HALK SAĞLIĞI ÇOK CİDDİ BİÇİMDE GIDA TERÖRÜ vd. TEHDİDİ ALTINDADIR.
  • Asıl sorumlu olan SİYASET KURUMU GİDEREK EN AĞIR BİÇİMDE YOZLAŞMAKTADIR, YOZLAŞMIŞTIR. AKP bu gidişle iktidarını sürdüremez.Ülkede “OHAL ilanı gerekiyorsa” bu nedenlerle ve bu sorunların çözümü için edilmelidir!

Son sözü kadim Aydınlanma öncüsü
Denis Diderot‘ya bırakalım..

Sevgi, saygı ve derin kaygı ile.
23 Haziran 2017, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı, AÜTF Halk Sağlığı AbD
Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

670 ve 671 sayılı KHK’lerin Getirdikleri

670 ve 671 sayılı KHK’lerin Getirdikleri

Mahmut ESEN
E. Mülkiye Başmüfettişi

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

Olağanüstü hal kapsamında bazı tedbirlerin alınması ve bu bağlamda bazı kurum ve kuruluşlara ilişkin düzenleme yapılmasına ilişkin olarak Anayasanın 121 inci maddesi ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanununun 4 üncü maddesine göre, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu’nca 15.08.2016 tarihinde kararlaştırılmış olan 17.08.2016 gün ve 29804 sayılı R.G. yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan 670 ve 671 sayılı KHK’lerinin arz ettiği önem/çok sayıda kanunda değişiklik yapılmasını kapsaması hususu da dikkate alınarak,
kamuoyunu bilgilendirme bağlamında tarafımdan hazırlanmış genişletilmiş
sistematik bir özeti aşağıya çıkarılmıştır.

Yararlı olmasını diler, saygılarımı sunarım. 18.08.2016

*****

I-OLAĞANÜSTÜ HAL KAPSAMINDA BAZI TEDBİRLERİN ALINMASINI DÜZENLEYEN 670 SAYILI KHK

1-Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı/irtibatı olduğu tespit edilen:
(KHK ekli listede gösterilmiş)

-Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan (196);
-TSK’dan (63) subay, (44) astsubay ve (5) uzm. çvş;
– Sahil Güvenlik K.dan  (24) sb/astsb.
-EGM’den (618) 1-4 sınıf em.md. olmak üzere toplam (2360) amir ve memur;

Başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın görev/kurumlarından çıkarılmıştır.
Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmayacaktır.

TSK/ Sahil Güv. K. ve EGM teşkilatından çıkarılan bu kişilerin, mahkûmiyet kararı aranmaksızın, rütbe/ memuriyetleri alınmakta; görev yaptıkları teşkilatta veya kamu hizmetinde bir daha istihdam edilmeleri yasaklanmaktadır. (Md.2)

 2-OHAL kapsamında kamu görevlileri haklarında yürütülen inceleme/ soruşturma sırasında ihtiyaç duyulan bilgi/belgelerin; tüm kamu/özel, tüm kurul ve kuruluşlarınca (MASAK, BDDK, TMSF dahil) vakit geçirilmeksizin, talepte bulunan ilgili mercilere verilmesi gerektiği konusunda düzenleme getirilmiştir.  (Md.3)

3-OHAL kapsamında kamu görevinden çıkarılanlar, uhdelerinde taşımış oldukları büyükelçi / vali gibi unvanları ve yüksek mahkeme başkan / müsteşar / hâkim /savcı / kaymakam vb. meslek adlarını ve sıfatlarını kullanamayacaklardır. Bu unvan / sıfat /
meslek adlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamayacaklardır.

(Ucu açık bu kuralın, ilgililerin pasaport / silah ruhsatı / kamu sosyal tesislerden yararlanmamak vb. şekilde uygulanacağı düşünülmektedir.) (Md. 4)

4- KHK gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne / Hazineye devredilen kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalların devralınan varlıklarının devir işlemleri; borç/alacak/muhasebe/tasfiyesi vb. konularda, ilgisine göre, Vakıflar Gn. Md. veya Maliye Bakanlığı yetkilendirilmiştir. (Md.5)

5-10-11 Temmuz 2010 tarihlerinde uygulanan KPSS sınavında sınav soru/cevaplarını
hukuka aykırı bir şekilde elde ettiği belirlenen kişilerin atamaları iptal edilecektir. (Md.6)

 6-3713 sayılı TMK kapsamına giren suçlarda, şüphelinin aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması ihtiyacı ortaya çıktığında bu işlem, olağanüstü halin devamı süresince, Cumhuriyet savcısı veya Cumhuriyet savcısının yazılı emri üzerine kolluk tarafından yapılabilecektir. (Md.8)

7-15.7.2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemlerinin bertaraf edilmesine yardımcı oldukları sırada yararlanan ve aylık bağlama şartları oluşmayanlara; durumlarına göre ilgili mevzuata göre belirlenecek olan nakdi tazminatları beş kat olarak ödenecektir.
Bunlara veya yakınlarından bir kişiye kamuda istihdam olanağı getirilmektedir.

8- Daha önce yayımlanmış olan 667, 668 ve 669 sayılı KHK ek/değişiklikler yapılmıştır.(Md. 10)

(-Meslekten çıkarılan yargı mensuplarının adları R.G’de. yayımlanacak ve aynı gün ilgiliye tebliğ edilmiş sayılacaktır. 15.7.2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemlerinin bertaraf edilmesine yardımcı olanlara aylık bağlanması işlemlerinde
‘SGK borçlarının kaldırılması şeklinde’ kolaylık getirilmektedir. Bu eylemler nedeniyle yaşamını yitiren, malul (engelli) olan ve yaralananlara yapılacak ödemeler haczedilemeyecektir. Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı vb. oluşumlarca kiralanmış / kullanılmakta olan kamu kurum / kuruluşları ve ortaklıklara vb. ait taşınır / taşınmaz mali alacak ve haklar Hazineye devredilmiştir.

-Kapatılmış olan Harp Akademileri, askeri liseler ve astsubay hazırlama okullarının
hak ve yükümlülükleri MSB’ye geçmektedir.

 Gülhane Askeri Tıp Akademisi’ne bağlı eğitim hastaneleri ve askeri hastanelerin ödeneklerin devrinin “Sağlık Bakanlığı bütçesi veya bağlı kuruluş bütçelerine” olacağı şeklinde değişiklik yapılmış, devredilen personelin özlük hakları yeniden düzenlenmiş; bu personelin mevcut bazı hakları (OYAK üyeliği devamı, TSK sosyal tesislerinden yararlanma, silah taşıma vb.) garanti altına alınmıştır.

Savaş hali ve yurtdışı görevleri nedeniyle TSK’da askeri sağlık teşkili kurulması ile buralarda görevlendirilecek Sağlık Bakanlığı personeline ilişkin usul ve esaslar, Milli Savunma Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı arasında yapılacak protokollerle belirlenecektir.)

***** 

II-OLAĞANÜSTÜ HAL KAPSAMINDA BAZI KURUM ve KURULUŞLARA İLİŞKİN DÜZENLEME YAPILMASINA İLİŞKİN 671 SAYILI KHK 

9- 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda ek/değişiklikler yapılmıştır.
(Md.3-6)

(Dış kaynaktan pilot alımının önü açılmış; bu bağlamda fakülte veya yüksekokullardan pilot olarak mezun olan kadın veya erkeklere muvazzaf subay olma olanağı getirilmiştir. Yedek subay okulu öğrencilerine; astsubay/astsubay naspedilmek üzere temel eğitime alınanlara ödenecek harçlık/aylıklar konusu düzenlenmiştir. 17.08.2016 tarihinden önce herhangi bir nedenle
TSK ayrılan/ilişiği kesilen pilot subaylara geri dönüş olanağı sağlanmış, bunların mali hakları belirtilmiştir. Uçuştan ayrılmış subaylar yeniden pilotaj eğitimine alınabilecektir.)
 

10-1324 sayılı Genelkurmay Başkanının Görev ve Yetkilerine Ait Kanununda ek/değişiklikler yapılmıştır. (Md. 7-9)

(Genelkurmay Başkanının görev, yetki ve sorumlulukları konusunda 669 sayılı KHK ile yapılmış ek / değişikliklerde Genelkurmay Başkanı lehine bazı düzenlemeler yapılmıştır.
Genelkurmay Başkanlığına atanabilmek için (yeniden) kuvvet komutanı olma koşulu getirilmiştir.)
 

10- 2629 sayılı Uçuş, Paraşüt, Denizaltı, Dalgıç ve Kurbağa Adam Hizmetleri Tazminat Kanununda personelin mali hakları konusunda ek ve değişikler yapılmıştır. (Md. 12-13)

11- 4566 sayılı Harp Okulları Kanununa eklenen geçici madde ile, 17.08.2016 tarihinden başlayarak bir yıl içinde Hava Harp Okulunun ara sınıflarına pilotaj eğitimi veren üniversitelerin ilgili bölümlerinden öğrenci alınmasına yönelik düzenleme yapılmıştır. 

12- 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında bazı düzenlemeler yapılmıştır.
(Md.20-23)

(Telekomünikasyon Kurumu bünyesinde yer alan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) kapatılmıştır.  TİB’in kapatılması üzerine Kurum yasasında kimi uyarlamalar yapılmıştır. Sakıncası bulunmayan TİB personeli, Kurum kadrolarına geçmiş sayılacaktır. Polis tarafından 5271 sayılı CMK 135. madde uyarınca yapılacak dinlemeler Kurum (Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu) bünyesinde yapılacaktır.) 

13- 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanununda; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun yetkilerini artıran (Başbakanın gerekli gördüğü gecikmesinde sakınca olan tedbirlerin ‘haberleşmenin engellenmesi’ uygulanması vb.) kimi eklemeler yapılmıştır. (Md.25)   

14-3201 sayılı Emniyet Teşkilât Kanununda yapılan ek/değişiklikle özel harekat birimlerinde istihdam edilmek üzere, KPSS koşulu aranmaksızın, fiziki yeterlilik ve mülakat sınavları ile polis meslek eğitim merkezlerine alınabilecektir. (Md. 26) 

15- Yeni kurulan Devlet üniversitelerinde çalışan öğretim üyelerinin yaş haddi 72’den
75 yaşına yükseltilmiştir.
(Md. 27) 

16- 2692 sayılı Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanununun 3 üncü maddesindeki
“askeri personel” ibaresi “kolluk personeli” şeklinde değiştirilmiştir.
 

17-3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununa, “Zararların tazmini amacıyla tedbir konulması” için ek madde getirilmiştir.

(TCK ve TMK kapsamına giren suçlar nedeniyle gerçek veya tüzel kişiler ile kamu kurum ve kuruluşlarının uğradığı zararların tazmini amacıyla, soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza yargıcı, kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından, şüpheli veya sanıklara ait taşınmazlar / taşıtların devir ve temliki önlemek için şerh düşülmesine karar verilebilecektir.)

18- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanuna geçici madde eklenerek denetimli serbestlik uygulanarak cezanın infazı, koşullu salıverme için yasadaki süreler artırılmıştır. Cezaevlerindeki doluluk oranının aşağıya çekilmesi amaçlanmaktadır.

(Cezaevlerinin kapasitesi konusunda güncel nitelikli bir haber aşağıya çıkarılmıştır :

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Yıldırım, BM toplantısında konuştu: “184 bin dolayında hükümlü – tutuklu var. Kapasitemiz yine bu dolayda. Yani doluluğumuz aşağı yukarı tam”

Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım, cezaevlerinde 184 bin dolayında tutuklu ve hükümlü bulunduğunu kaydederek, kapasitenin dolu olduğunu belirtti. Yıldırım, BM’ye yaptığı sunumda katılımcılara, Türkiye’deki ceza infaz kurumlarının
fiziksel koşulları ile mahkum ve tutukluların profiline ilişkin bilgiler verdi.
Yıldırım’ın BM’deki sunumunda kullandığı, 25 Şubat’ta derlenen verilerden bazıları şöyle:

– Türkiye’de toplam 362 ceza infaz kurumunda 175329 erkek, 6581 kadın ve 2411 çocuk olmak üzere toplam 184321 hükümlü ve tutuklu var.
– Hükümlü ve tutukluların %23’ü hırsızlık, %19’u uyuşturucu, %16’sı öldürme, %12’si yaralama, %12’si yağma, %8’i cinsel suçlar, %5’i sahtecilik, %3’ü dolandırıcılık ve geri kalanı da öbür suçlardan ceza infaz kurumlarında tutuluyor.
– Çoğu Suriyeli olmak üzere 4029 yabancı cezaevinde bulunuyor. Bu sayı 2012 sonunda 2100’dü.
– 2000 yılına göre cezaevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklu sayısı 3 kattan çok arttı. Bu artışın nedenleri arasında, koşullu salıverme (şartlı tahliye) koşullarındaki değişiklik, ceza miktarlarının artması, yeni suç türlerinin oluşması ve nüfus artışı gösteriliyor.
– 2013 yılında yapılan düzenleme doğrultusunda ağır hastalık ve engellilik nedeniyle
geçici tahliye edilenlerin sayısı 571.
-226970 kişinin denetimli serbestlik kapsamında takibi yapılıyor.
http://www.gazetevatan.com/cezaevleri-dolup-tasti-920705-gundem/. 03.03.2016)

=================================

Dostlar,

E. Mülkiye Başmüfettişi Sayın Esen’e çabası ve paylaşımı için teşekkür ediyoruz.
AKP iktidarı OHAL Kararnamelerini 5’ledi.. 1 ay olmadan her biri çok kapsamlı ve köktenci Kararnameler.. Türkiye’nin neredeyse DNA’sını değiştirecek ayrıntıda.. Tabii bu çok kapsamlı ve ayrıntılı metinlerin ortalama 4’er günde nasıl hazırlandığı ayrı ve çok önemli bir soru ve sorun. Gün olur bunlar da açığa çıkar elbette..

Biz de ısrarla vurguluyoruz                 :

– Devlet kin gütmez.
– Devlet düşmanlık yapmaz.
– Devlet intikam almaz; hukuk devletinin cezaları ıslah edici ve caydırıcıdır.
– Devlet kararlı olabilir ama zalim ve adaletsiz olmaz.
– Devlet duygusal davranmaz..

Ne yapar? Bunların tersini yapar.. (Sonki dışında)..

Mutlaka hukukun üstünlüğüne bağlı kalır, her durumda hukuk devletidir ve her durumda yurttaşlarına yasalar karşısında eşitlikçi davranır, adalaletle yönetim yürütür..

Bunlar çağdaş demokratik devletlerin vazgeçilmez nitelikleridir.
Türkiye de bu doğrultuda davranmalıdır..

Artık AKP – RTEnin zerre gerekçesi kalmadı Türkiye’yi esenliğe kavuştumarmak için..
Ülkemizin Sayın E. Tümg. Ahmet Yavuz gibi nice yetkin insanları var.
Ne yazık ki AKP kadrolarında ve CB Erdoğan’ın yakın çevresinde bu kıratta insanlar çook kıt.
Başlıca bu yüzden AKP – RTE hem kendini hem ülkemizi batağa sürükledi.
Biat kültürünün gönüllü köleleri – AKP’nin kulları değil;
AYDIN ve ONURLU DEVLET ADAMLARI’dır Türkiye’nn gereksinimi.

AKP – RTE yıllardır yapageldikleri bu stratejik hatadan kendilerini ve ülkemizi kurtarmak zorundadır.
Her dediklerine “başüstüne efendim” diyecek saray dalkavukları hatta kimi soytarılar yerine;

  • “Bu yanlış efendim.. gerekçeleri şıunlar şunlar şunlar.. Bu hukuka aykırı efendim…  Önerilerimiz şu, şu, şudur…”

    diyecek devlet eğitimi ve terbiyesi almış yurtsever uzmanlar, bürokratlar, danışmanlar, akademisyenlerdir Türkiye’mizi ve AKP – RTE’yi kurtarcak biricik çare..

  • Mustafa Kemal ATATÜRK’ün uzun yıllar öne vurguladığı “bilimsel akılcılık”tır can simidi!

  • Dinci – hacı yağına bulanmış, sarıklı – kavuklu mollalar, çıkarına tapan yiyiciler karga- kılavuz alınırsa burnumuzun moktan kurtulması beklenemez.

Sevgi ve saygı ile.
18 Ağustos 2016, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

AKP, Hızla Meşruiyet Dışına Kayıyor !../ JDP is rapidly skating out of legitimacy!

AKP_Hizla_Mesruiyet_Disina_Kayiyor_14.06.08_ve16.62012