Doları Yükselten Beklentiler ve Sonuçları

Dr. Mahfi EĞİLMEZ

ABD Dolarının yabancı para birimleri karşısında değerini ölçmekte iki önemli ölçü kullanılıyor. İlk ölçü; 1973 yılında Doların altın karşılığının kaldırılması sonrasında ABD’nin 6 önemli ticaret ortağının para birimlerine (Euro, Japon Yeni, İngiliz Sterlini, Kanada Doları, İsveç Kronu ve İsviçre Frangı) karşı oluşturulmuş bulunan Dolar Endeksidir (DXY).

ABD Dolarının yabancı para birimleri karşısında değerini ölçmekte iki önemli ölçü kullanılıyor. İlk ölçü; 1973 yılında Doların altın karşılığının kaldırılması sonrasında ABD’nin 6 önemli ticaret ortağının para birimlerine (Euro, Japon Yeni, İngiliz Sterlini, Kanada Doları, İsveç Kronu ve İsviçre Frangı) karşı oluşturulmuş bulunan Dolar Endeksidir (DXY). Dolar Endeksi’nin nötr değeri 100’dür. Eğer endeks mesela 105 ise bu, Doların söz konusu 6 para birimine göre kurulduğu tarihten bu yana % 5 değer kazandığını, endeks 95 ise % 5 değer yitirdiğini gösterir. DXY bu gün 92’nin hemen altında bulunuyor. DXY Endeksi; Fed toplantısı öncesinde 90,5 idi. Buna göre son üç günde Dolar bu endekse karşı önemli oranda değer kazanmış bulunuyor.

İkinci ölçü; Doların, kendisinden sonra en yaygın kullanıma sahip rezerv para konumunda olan Euro ile karşılaştırılmasıdır. Euro/Dolar paritesi Fed toplantısı öncesinde 1,21 idi, bugün 1,19 dolayında bulunuyor. Buna göre Dolar, Euro’ya karşı son üç günde ciddi değer kazanmış görünüyor.

Dolar, yalnızca Dolar Endeksi ve Euro/Dolar paritesine göre değil son birkaç gündür TL’nin de aralarında yer aldığı bütün paralara karşı değer kazanmış durumda bulunuyor. Dolar / TL kuru Fed toplantısı öncesinde 8,55 iken bu gün 8,67 dolayında bulunuyor. Demek ki Dolar, öbür paralara karşı olduğu gibi TL’ye karşı da son üç günde önemli oranda değer kazanmış.

Bu genel açıklamayı ve saptamaları yaptıktan sonra Doların, özellikle son üç gün içinde niçin öbür para birimlerine karşı değer kazandığını analiz etmeye geçebiliriz. İlk bakışta bu değer kazanma sorununda bir çelişki var gibi görünüyor. Çünkü ABD’de enflasyon son 3 ayda ciddi bir artış eğilimine girmiş durumda. Mayıs’ta açıklanan 12 aylık enflasyon oranı %5 ile Fed’in ekonomiyi dengelemeyi öngördüğü % 2’lik oranın 2,5 katına yükselmiş bulunuyor. Normal koşullarda bir paranın enflasyonla iç değer yitimi yaşaması durumunda dış değer yitimine de uğraması ve yabancı para birimlerine karşı değer yitirmesi beklenir. Oysa burada tam tersi oluyor ve Dolar, yükselen enflasyon eğilimiyle içeride değer yitirirken yabancı paralara karşı değer kazanıyor. Bu durumun birkaç nedeni var:

İlk olarak ABD ekonomisi Covid-19 Salgınıyla büyümede yitirdiği ivmeyi yeniden yakalamış görünüyor. Ekonomi, 2020 yılının ilk çeyreğinden sonra girdiği resesyondan (AS: durgunluktan) çıkarak 2021 yılının ilk çeyreğinde büyüme trendine (AS: eğilimine) geri dönüş sinyali veriyor. Bu trendin 2. çeyrekte de süreceği kestiriliyor. İkinci olarak ekonomideki bu büyümeye geri dönüş trendine koşut olarak işsizlik oranında düşüş söz konusu. Salgının etkisiyle 2020 yılı Nisan ayında %15’e dek yükselmiş olan işsizlik oranı bir yıl sonra Mayıs 2021’de %5,8’e dek gerilemiş durumda. Bu iki önemli gösterge ekonomide canlanma olduğunu ortaya koyuyor.

Üçüncü olarak Fed, her ne denli enflasyondaki yükselişin geçici bir yükseliş olabileceği kanısında olduğunu açıklasa da, son toplantı sonrasında iki önemli sinyal verdi:

(1) Toplantı öncesine dek faiz artırımı için en erken tarih olarak 2024 yılını öngörürken, bunu 2023 yılına çekti.

(2) Faiz artırımı başlamadan önce, varlık alımı yoluyla yaptığı piyasa fonlamasını azaltmaya başlayacağını (tapering) açıkladı. Başka nedenler de var kuşkusuz ama bu sayılan nedenlerin içeride hızlanan enflasyona karşılık Doların dış değer yitirmesine değil kazanımına yol açtığı anlaşılıyor

Bu gelişmeden Türkiye ekonomisi için birkaç sonuç çıkar:

(1) Fed’in varlık alımını azaltacağını açıklaması ve faiz artırım beklentisini öne çekmesi ABD’de faizlerin ileride yükseleceği anlamına gelir. Bu durumda bizim gibi dış kaynak gereksinimi nedeniyle yüksek riske karşılık yüksek faiz öneren ülkelere gelmiş olan dövizler yavaş yavaş çıkmaya başlar. Ki bu da TL’nin değer yitimine uğramasına yol açar.

(2) Dünya piyasalarında sıkılaştırma eğilimi yayılmaya başlarsa, likidite bolluğu azalacağı için, bizim gibi tasarruf yetersizliği nedeniyle dış kaynağa bağımlı ülkelerin dış kaynak sağlama maliyetleri yükselir.

Çinli bilgeler: “İştahını kısan borca girmez” diyor. (18.06.21)

Her Büyüyen Ekonomi Gelişmiş Olmaz

KENDİME YAZILAR…
Dr. MAHFİ EĞİLMEZ
14 Mayıs 2021

İngiliz düşünürü Thomas Hobbes (1588 – 1679), Oxford Üniversitesinde öğrenim görmüştü. Ünlü kitabı Leviathan’da; liberalizmin, ülkeyi yöneten Egemen’in iktidarını sınırlandırma aracı olarak geliştirdiği güçler ayrılığı ilkesine karşı çıkmıştı. Çünkü Hobbes’a göre güçleri ayırmak Egemen’i zayıflatır, gücünü azaltır, böyle bir zayıflık ortaya çıktığında insanlar doğaları gereği yine güç savaşına girerler ve bu gidiş sivil (AS: İç) savaşa yol açar. Hobbes’a göre insan insanın kurdudur (homo homini lupus). Bu yüzdendir ki mutlak egemenlik, devleti yıkılmaktan korumanın gerekli koşuludur. Siyasal ve dinsel iktidarlar arasında yapılan ayırım Hobbes’a göre iktidar gücünü zayıflatacak bir ayırımdır. O nedenle bu ikisi tek elde toplanmalıdır. Hobbes meşruti monarşi, aristokrasi ve demokrasi gibi yönetim biçimleri olduğu gerçeği kabul edilse bile asıl olarak egemenin gücünün mutlak olması gerektiği görüşündedir. Hobbes’un mutlak monarşiden yana olduğunu desteklemek için verdiği örnek evrenin tek bir Tanrı tarafından yönetilmesidir. Bunu model alırsak ülke için de en iyi durum yasama, yürütme ve yargı güçlerinin tek elde toplanmasıdır.

Aynı çağda yaşamış olan, Aydınlanma ve akıl çağının kurucusu olarak kabul edilen bir başka İngiliz filozofu John Locke da (1623 – 1704) Hobbes gibi Oxford Üniversitesinde okumuş ve aynı yerde öğretim üyesi olmuştu. Doğa bilimleri ve teolojiyle ilgilenmesinin yanı sıra yargıçlık da yapmıştı. John Locke’a göre uygar toplumda bireylere yönelebilecek üç tehlike vardır :

  1. Yasama erkini elinde tutanların yürütme erkini de ellerine geçirmeleri ya da tam tersine yürütme erkini elinde tutanların yasama erkini de ellerine geçirmeleri.
  2. Yasaları yapanların ve uygulayanların kendilerini yaptıkları yasalara uyma yükümlülüğü altında görmemeleri.
  3. Yasaları yapanların bu yasaları kendi özel yararlarına uygun olarak yapıp özel yararlarına göre uygulamaları.

Bu tehlikelerden kurtulmanın tek yolunun yasama ve yürütme erklerinin farklı kişilerde olması gerekir. Bunlara ek olarak yargının da bağımsız olması şarttır.

  • Locke’a göre insan hakları; yaşam hakkı, özgürlük ve mülkiyet hakkından oluşur. Bu hakların korunmasının güvencesi bağımsız yargının varlığıdır.

***
Ekonomik büyüme, bir ülkede insan ihtiyaçlarını karşılayacak olan araç ve ürünlerdeki artış olarak tanımlanıyor.

Bunu ölçmenin en kestirme yolu bir ekonominin ürettiği ölçülebilir bütün değerlerin piyasa fiyatından karşılığını ifade eden GSYH’de bir dönemden diğerine reel (fiyat artışlarından arındırılmış) bir artış olup olmadığına bakmaktır.

Ekonomik gelişme, daha çok kalkınma aşamasını tamamlamış ve yapısal değişim içine girmiş ekonomilerin durumunu anlatmak için kullanılır. Gelir ve refah sorununu bir anlamda çözmüş olan ekonomilerin, sosyal alanlarda, eğitimde, hukuk alanında, demokraside, kültürel yaşamda ilerlemesini tanımlamakta kullanılır.

Dünya uygulamasına baktığımızda gelişmiş ülke olmak için John Locke’un dediklerini izlemek gerektiğini görmemek mümkün değil. Günümüz dünyasında büyüdüğü halde henüz gelişmemiş birçok ekonomi var: Hızla büyüyen Çin, Hindistan ve Rusya bunların en önde gelen örnekleri arasında sayılabilir. Bu ülkelerin halkları belirli bir zenginliğe ulaşabilirse, ekonomi dışındaki alanların önemini anlayacak ve onların peşinde koşmaya başlayacak.

En acıklısı Türkiye’nin durumudur.

Türkiye, yakın zamana kadar, ekonomisi yeterince güçlü olmasa bile, gelişmişlik için gerekli olan ekonomi dışı düzenlemelerin çoğuna az ya da çok sahipti. Bunları geliştirip ileri taşıyacağına çoğundan vazgeçerek, Hobbes’un söylediklerine kapılıp, geriye gitti.

IMF’nin 2021 Dünya ve Türkiye Tahminleri

Dr. Mahfi EĞİLMEZ
08 Nisan 2021

 2021 Yılı İçin Dünya Tahminleri

IMF, 2021 yılında dünya için oldukça iyimser tahminler yapmış görünüyor. Gelişmiş ekonomilerin %5,1, ABD’nin %6,4, Euro Bölgesinin %4,4 oranında büyümesi ancak salgın sorununda ileri bir çözümle ve baz etkisiyle mümkün olabilir. Benzer bir iyimserlik gelişmekte olan ülkeler için de geçerli.

IMF’nin Türkiye için 2021 tahminleri de aynı iyimserliği yansıtıyor. Yıl ortası ve yılsonu kur hesaplamalarını TL ve YSD cinsi GSYH tahminlerini ve önceki yıla ait yılsonu kesinleşmiş USD kurunu kullanarak ben yaptım. 2021 yılsonu kurunun 7,78 olması yönündeki tahmin bana çok iyimser geldi. Çünkü kur şu anda 8,15. Yılsonu enflasyon ve işsizlik oranlarının da oldukça iyimser olduğu görülüyor. Kurdaki yukarı yönlü her değişikliğin USD cinsinden GSYH ve kişi başına geliri aşağıya çekeceğini tahmin etmek zor olmasa gerek.

Değerlendirme

Özetle söylemek gerekirse IMF’nin gerek dünya (özellikle gelişmiş dünya) ve Türkiye için yaptığı tahminler ancak Covid – 19 Salgınının önemli ölçüde çözülmesi ve baz etkisiyle mümkün olabilir. Salgın sorunu istenen ölçüde çözülemese bile baz etkisinin göstergeler üzerinde olumlu etkisinin olacağını beklemek yanlış olmaz. Buna karşılık geride bıraktığımız yılın ilk çeyreğindeki gelişmeler bize, salgının yarattığı olumsuzlukları kalan 9 ayda hızla değiştirebileceğimiz yönünde bir izlenim vermiyor.

IMF’nin Dünyanın Ekonomik Görünümü Raporu’ndaki tahminler iyimser bir senaryo üzerine kurulmuş, hatta biraz temenniyle karışmış bir havayı yansıtıyor.

Özdeyişlerim (Aforizmalar)

KENDİME YAZILAR

Özdeyişlerim (Aforizmalar)

Dr. Mahfi EĞİLMEZ
07 Nisan 2021

“Bir kez yalan söylemeye başlarsanız sonuna dek yalan söylemek zorunda kalırsınız.”
“Sorunu yanlış tanımladığımız sürece çözümü bulamayız.”
“İnsanlar gördüklerine değil de duyduklarına inanmaya başlamışsa doğruları anlatmak giderek zorlaşır.”
“Yaptığınız hataları kabul edip düzeltmek yerine kendinizi haklı göstermeye çabalarsanız yaşamınız bir hatalar zincirine dönüşür.”
“Riskleri düşürmek istiyorsanız, hatalarınızı kabul edip düzeltmeye başlayın.”
“En büyük risk hatayı kabul etmemekle oluşur.”
“Kimse dinlemese de gerçekleri konuşmaya devam etmek gerek. Gerçekleri konuşmazsak bir süre sonra gerçeğin ne olduğu unutulur.”
“Hata yaptığımızı kabul etmenin zayıflık değil erdem olduğunu görebildiğimiz andan başlayarak doğruyu bulmaya yaklaşabiliriz.”
“Gerçekler teorimize uymuyorsa teorimizi değiştirmemiz gerekir. Teorimizi değiştirecek yerde gerçekleri değiştirmeye çalışırsak yalnızca kendimizi kandırmış oluruz.”
“Türkiye, son kırk yılda risklerini düşürmeye değil faizi düşürmeye odaklandığı için enflasyon sorununu çözemedi.”
“Faizi düşürmenin yolu riskleri düşürmekten geçer. Riskleri düşürebilirseniz kur düşer, kur düşünce enflasyon düşer, enflasyon düşünce faiz düşer. Mesele bu kadar basittir. Yapılması gereken tek şey konuya bilim penceresinden bakarak neden-sonuç ilişkisini doğru kurabilmektir.”
“Bir ülkede sürekli irrasyonel kararlar alınıyorsa irrasyonellik istikrar kazanmış olur ve insanlar kendilerini bu duruma uyarlamaya çalışırlar. Buna irrasyonelliği rasyonalize etme eylemi diyebiliriz.”
“Türkiye, istikrarsızlığı istikrarlı hale getiren, irrasyonelliği rasyonelleştiren bir yapı içinde görünüyor.”
“Faiz artırmayla sorunlar çözülebilseydi Türkiye dünyanın en sorunsuz ülkesi olurdu. Faiz artırımı geçici çözümdür. Yalnızca asıl adımları atabilmek için zaman kazandırır.”
“Bugüne dek açıklanan her reform paketi reform umudunun biraz daha azalmasına yol açtı.”
Yapısal reformların yapılmamasından daha kötüsü, yapılıyormuş havası yaratılmasıdır.”
“Bir insan büyürken bilgisini, kültürünü, görgüsünü artırırsa nitelikli insan olur. Artıramazsa salt büyümüş olur. Ekonomi de böyledir. Büyürken demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, düşünce özgürlüğünü geliştirebilirse büyümeyle birlikte kalkınır, geliştiremezse yalnızca büyümüş olur.”
“Risk almak başka şeydir, risk yaratmak başka şey. Risk alırsanız kazanabilirsiniz ama risk yaratırsanız kaybedeceğiniz kesindir.”
Sıcak para faizin yükseldiği, kurun düştüğü ortamları sever. Kur yükseldiğinde faiz değişmiyorsa sıcak para kaçar. Faizi sürekli artıramayacağımıza göre sıcak parayı sürekli tutmanın yolu yoktur. Asıl olan doğrudan yatırımı çekebilmektir. Onun da yolu risk yaratmamaktır.”
“Bizde yapısal reformların ilk adımı, kamu yönetiminde ‘söz gümüşse sükût (susmak) altındır’ atasözüne uygun davranılmasını sağlamak olmalı.”
“Bir toplum, geçmişte çekilen acıları hatırlamaz, yapılan hataları değerlendirmezse aynı acıları çekmeye mahkûmdur. Tarihini doğru okumayan kuşaklar, gün gelir o tarihi başkalarından dinlemek zorunda kalırlar.”
“Bir okur: Peki siz niye siyasete girmiyorsunuz da benden istiyorsunuz diye sorarsanız Mahfi bey, ben sizin kadar tecrübeli değilim. Ben: Siz yeteri kadar tecrübeli olmadığınız için girmiyorsunuz siyasete, bense yeteri kadar tecrübeli olduğum için.”
“Enflasyon yükselirken bankalar mevduat faizlerini indiriyorsa ortada bir tuhaflık var demektir.”
Öğrenciler geleceğimizdir. Onların önerilerini dinlemeliyiz. 1968’de biz öğrenciydik. Başka ülkelerdeki öğrenciler gibi taleplerimiz vardı. Herkes öğrencilerini dinledi, çözümler getirdi, ileri gitti. Bizde kimse kimseyi dinlemedi ve kaybettik. Aynı hatayı tekrarlamayalım.”
“Kapitalizmin reset’i yani fabrika ayarlarına dönüşü bugünden çok daha kötüye dönüş anlamına gelir. Kapitalizmin fabrika ayarlarının nasıl olduğunu anlamak için Charles Dickens romanlarını (mesela Zor Zamanlar) okumak yeterli.”
“Geçmiş, geleceğin aynasıdır derler. O nedenle büyük sıfırlama adı altında masum görünen bu yaklaşımdan kuşku duymakta haksız değiliz.”
“Türkiye ekonomisinde sorunların temelinde risklerin yüksekliği yatıyor. Bir sorunu çözmenin yolu nedeni bulup onu ortadan kaldırmaktan geçer. Biz tersini yapıp sonuçtan gitmeye çabalıyoruz.”
“Riskleri ortadan kaldıramadığınız ya da en azından azaltamadığınız bir ortamda çözümler hep geçici olmaya mahkûmdur.”
“Bugünkü ekonomik sıkıntıların çoğu, gerçekte ekonomik olmayan nedenlerin yarattığı risk artışından kaynaklanıyor. O nedenle çözüm de oralardan başlamak zorunda.”
“İnşaata dayalı büyüme modeli uygulayan ekonomilerde faiz, neden gibi görünür.”
“2000’lere gelirken, seçimi yitirenlerin koltuktan kalkmasının erdem haline geleceği bir dünyayı hiçbirimiz düşünmemiştik sanırım.”
“Dünya, her alanda ve her yerde ciddi bir nitelik düşüşü yaşıyor. Meritokrasi hızla mediokrasiye, demokrasi hızla ahbap çavuş demokrasisine dönüşüyor. Kurtuluş gibi sunulan küreselleşme tam anlamıyla bir karabasana dönüştü.”

  • “Devlet, Varlık Fonu olsa da olmasa da her durumda hastalarına bakmalıdır. Devlet olmak böyle bir şeydir. Devlet, şirket değildir, kâr amacı gütmez, vatandaşını korur, hastasına bakar, toplum yararını gözetir.”

“Ekonominin temel uğraşı konuları bazı arkadaşların sandığı gibi dolar, borsa, türev işlemler gibi sorunlar değildir. Ekonomi, asıl olarak; tüketim, üretim, yatırım, tasarruf, değerin kaynağı, gelirin paylaşımı, paranın reel dünyayı etkileme biçimi gibi sorunlarla uğraşır.”
“Bir sorunun çözümü için her şeyden önce ortada bir sorun olduğunu kabul etmek gerekir.”
“Bir dönem yüksek faiz düşük kur vardı. Sonra düşük faiz yüksek kur dönemi geldi. Şimdi yüksek faiz yüksek kur var. Bütün bu dönemlerde riskler hep yüksekti. Riskleri düşüremediğimiz sürece faiz ve kurla oynayarak bir yere varamayız.”
“Ne oldu da kur yükseldi? Düşerken ne olduysa şimdi tersi olduğu için yükseldi. Faiz artırıldığı halde niçin böyle oldu? Faiz artışı tek başına kur sorununu çözmez. Asıl olan riskleri düşürmektir. Risk yaratmaya devam edersek kur da yükselmeye devam eder.”
“Benim yapısal reform yaklaşımımla IMF‘nin yapısal uyumlandırma yaklaşımının çakıştığı alan yalnızca ekonomideki bazı kısımlardır. Siyasal ve sosyal reformlar IMF programlarında hiçbir zaman yer almaz. Oysa onlar olmadan yapısal reform olmaz.”
Magna Carta‘dan beri (1215) demokrasinin olmazsa olmaz (sine qua non) koşulu; hükümetin halktan topladığı vergileri nerelere harcadığının hesabını kuruş kuruş vermesidir. Bu hesabın verilmediği yerde demokrasi yok demektir.”
Keynes: “Bir ülkede sermayenin gelişimi kumarhane faaliyetlerinin yan ürünü haline gelmişse, orada işler hastalıklı bir hal almıştır” der. Bugünün dünyasında büyük ölçüde kumarhane faaliyetine dönmüş finansal sistemi görse ne derdi acaba?”
“Her hipotez, altındaki varsayımlar ve çevrelendiği koşullarla ele alınıp değerlendirilmelidir. Aksi takdirde hipotez olmaktan çıkar, slogan haline dönüşür.”
“Kur yükselmesin diye döviz rezervlerini kullanıp kura müdahale ederseniz rezervler düşer, rezervler düşünce riskler artar, riskler artınca kur yükselir ve tekrar aynı noktaya gelirsiniz. Buna kısır döngü deniyor.”
“Önemli olan bizim dolara bakmamamız değil doların bize bakmaması.”
“TCMB’nin faiz konusunda ne karar vereceği sorusuna verdiğim yanıt hiç değişmez. Bu kez de aynı yanıtı vermiştim: TCMB’nin faiz kararını tahmin edemem, çünkü neye göre karar verdiğini bilmiyorum.”
“Uzman olmadığın konuda konuşma” diyen kişiye bakıyorsun, o konuda onun yaşı kadar okumuşluğun var. Gülsen mi ağlasan mı bilemiyorsun. Sonra bir bakıyorsun aynı kişi hiç anlamadığı ekonomi ve finans konularında uyduruk teoriler geliştirmekte sınır tanımıyor.”
Osmanlıyı bilim yolundan ayrılması, aydınlanmaya sırt çevirmesi batırdı. Bilimden ayrılanı kurt kapar.”
“Yaşam değişir, insanlar da değişir. Eğer yaşam değiştiği halde insanlar değişmiyorsa orada gelişme sağlanamaz. Türkiye, bugüne kadar değişime gösterdiği dirençle inanılmayacak kadar zaman yitirdi.”

  • “Analiz yapmayı, soru sormayı, sorgulamayı öğretemediğimiz bir kuşağa hangi bilgiyi verirsek verelim, sonuç almak mümkün değil.
  • Eğitimde öbür ayrıntıları ayıklayarak yalnızca bilim, felsefe, mantık ve analiz yapmaya yönelik bir anlayış benimsemeliyiz.”

Dolar Kuru Yine Niçin Yükseldi?

Dolar Kuru Yine Niçin Yükseldi?

Dr. Mahfi EĞİLMEZ
25 Şubat 2021

Son iki günde Dolar kurunda yaşanan yükselişler üzerine pek çok soru sorulur oldu. Bunları topluca yanıtlamaya çalışayım.

Döviz fiyatı hangi mekanizmayla belirleniyor?

Ekonomi biliminde mal, insanların ihtiyaçlarını ve isteklerini gidermek üzere alım satım konusu yapılan somut araçlardır. Bu tanım çerçevesinde ekonomi bilimi açısından döviz de tıpkı elma gibi bir maldır ve arz (satışa sunulan üretim) ve talebe (satın alınmak istenen miktara) göre piyasada belirlenen bir fiyatı (kur) vardır. Elma fiyatı gibi dövizde de arz yüksekse (mal bolsa) fiyat düşer, talep yüksekse fiyat artar. Buna karşılık kurun oluşumunda arz ve talep güçlerini etkileyen güçler, elma arz ve talebini etkileyen güçlerden biraz farklıdır. Burada beklentiler çok daha fazla önem kazanır. Ekonominin genel gidişinin, ülke risklerinin artışının, yapılan açıklamaların ya da yurt dışında bizi de etkileyebilecek gelişmelerin kurlar üzerindeki etkisi elma fiyatı üzerindeki etkisinden çok daha fazladır.

Dolar kuru son iki günde niçin yükseldi?

Kur yükselişinin (ya da TL’nin dış değer kaybının) dış ve iç nedenleri vardır. Şu sıralarda Dolar genel olarak değer kaybettiği halde bizde Dolar kuru yükseldiğine göre göre bu seferki kur yükselişinde genel dış etkenlerin rolü yok demektir.

  • Buna karşılık Türkiye’ye özel dış etkenlerin etkisi var.

Örneğin piyasalarda, Biden yönetiminin Türkiye’ye yönelik tavrı henüz tam olarak netleşmemiş olsa da pek dostça olmayacakmış gibi bir hava var.

Kurun son iki gündeki yükselişinde asıl olarak iç nedenler ve orada da devletin en üst kademesinden gelen açıklamalar etkili görünüyor. Kanal İstanbul yatırımında ısrar edilmesi, rezervler konusunda gerçeklerin görmezden gelinmesi gibi açıklamalar riskleri artırmaya devam ediyor. Riskler artmaya başladığında da kur yükseliyor.

Herkes aynı anda Dolar alsa bunu karşılayacak bir mekanizma var mı?

Dünyanın hiçbir ülkesinde herkesin aynı anda Dolar alması halinde bunu karşılayacak bir mekanizma yoktur.

Doları basan ABD’de bile bütün mevduat sahipleri bankalara gidip mevduatlarını aynı anda çekmeye kalksa sistem çöker. Bu tür hareketler genellikle büyük kriz dönemlerinde olur ve krizi içinden çıkılamayacak noktalara taşır. O zaman da devletler para çekilişine sınır koyar hatta yasaklarlar. Benzer bir durum Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ta küresel kriz sonrasında yaşanmıştı. Paniğe kapılan insanlar bankadan paralarını çekmeye kalkışınca sistem tümüyle çökmenin eşiğine gelmiş ve bankalardan para çekilişine günlük sınırlamalar getirilmişti.

Bankadaki TL mevduatımı Dolara çevirdiğimde banka da hemen gidip bir yerlerden o kadar Dolar mı alıyor? Alıyorsa ne zaman ve nereden alıyor?

Bankadaki TL mevduat hesabınızdaki paranızı dilediğiniz zaman Dolara (veya başka bir yabancı paraya) o anda geçerli olan kurdan çevirip Dolar mevduat hesabı açabilirsiniz. Bu çerçeveden bakarsak TL mevduatı olan herkesin Dolar (ya da başka döviz) yaratma yeteneği var demektir. Günümüz uygulamasında buna konvertibilite deniyor (eskiden konvertibilite denince paranın altına ya da altına dayalı paralara dönüştürülebilme durumu anlaşılırdı.) Bankanın bu işlem nedeniyle gidip bir yerlerden o miktarda Dolar almasına gerek bulunmuyor. Ama eğer Dolar mevduatı sahipleri Doları nakit olarak banka şubesinden çekmek isterse ve banka şubesinin de o gün bu iş için yeterli Dolar mevcudu yoksa o zaman şube bu miktarı bankanın merkezinden talep eder. Eğer Banka’nın da bu talebi karşılayacak Dolar mevcudu yoksa o zaman karşısında iki seçenek vardır: Bankaların Merkez Bankasında zorunlu karşılıkları dışında bir de istediklerinde kullanabilecekleri serbest mevduatı vardır. Banka, Merkez Bankasında yeteri kadar serbest mevduatı varsa ihtiyacı olan Doları oradan da çekebilir. Eğer bankanın Merkez Bankasında yeterli miktarda serbest mevduatı yoksa, TL vererek o günkü kurdan o kadar Doları başka bir bankadan ya da Merkez Bankası’ndan satın alır ve müşterisinin talebini karşılar.

Altının ons fiyatı düştüğü halde gram altın fiyatı niçin yükseliyor?

Altının ons fiyatı son iki günde 1.812 Dolar/Ons’dan 1.790 Dolar/Ons’a gerilediği halde gram altın fiyatı 410 TL/Gram’dan 414 TL/Gram’a yükseldi. Bunun nedeni Dolar kurunun yükselmesidir. Amerikalı altın yatırımcısını sadece ons fiyatındaki değişiklik etkilerken Türk altın yatırımcısını altının ons fiyatındaki değişiklik kadar Dolar kurundaki değişiklik de etkiler. O nedenle dünyada altın fiyatı düştüğü halde bizde Dolar kuru daha fazla yükseldiği için gram altın fiyatı da yükseliyor. Türk altın yatırımcısı açısından ideal durum hem altın hem de dolar fiyatının yükselmesi, en kötü durum ise her ikisinin de düşmesidir. İki gün öncesine kadar ikisi de düştüğü için altın yatırımcısının kaybı artıyordu. Şimdi altın fiyatı düşse de Dolar kuru yükseldiği için zararların bir kısmı telafi ediliyor.