YANGINDA ÇAY DAĞITARAK TESELLİ VERMEK!

Zeki Sarıhan

Herhalde herkes hatırlayacaktır. Okulların ve devlet binalarının koridorunda içi kum dolu kovalar, duvara asılmış balta ve çengeller bulunurdu. Bunlar, bir yangını söndürmede kullanılmak üzere orada hazır bulunmalıydı. Bu binalarda belki de hiç yangın çıkmayacaktı ama ya çıkarsa, insanlar hazırlıksız yakalanmamalıydı. Ayrıca bu kurumlarda yangın söndürme ekibinin listesi yapılır, ara sıra sahte yangınlar bile çıkarılarak tatbikatta bulunulurdu. Bazı dolapların üzerine yapıştırılan “Yangında ilk kurtulacak” levhasını da hatırlamayan yoktur.

Bu tatbikatlar, şimdi kovit salgını nedeniyle herkesin hayatına giren aşı yoluyla insan vücudunda antikor oluşturmaya benziyor.

Geçtiğimiz 18 yılda uğradığımız rejim yangınına karşı, toplum bünyesi, zamanında tepki veremedi veya tepkiler yeterince etkili olamadı. Atı alan Üsküdar’ı geçti. Yurdun birçok yerinde art arda çıkan ve güzelim ormanlarımızı bir kül yığına çevirmekle kalmayıp, birçok cana ve mala neden olan yangınlara da hazırlıksız yakalandık. Bu ihmal karşısında söylenecek çok şey var. Sorumluluğun en büyüğünü siyasal sistemin başında bulunanların taşıdığı açık.

  • Her türlü felaket karşısında “Allah’ın takdiri” teslimiyetçiliğine sığınanların yönettiği bir ülkede yaşıyoruz.

1999’da Kocaeli Depreminin, Gölcük Askeri tesislerinde subaylar içki içtiği için ilahi bir cezalandırma olduğunu söyleyenleri unutmadık.

Bu zihniyettir ki, yıllardır dere yataklarına ev ruhsatı veriyor. Fay hatları üzerinde komut yapılmasına göz yumuyor. Depremlerden hasar görme riski olan yapıların yenilenmesini olabildiğince ağırdan alıyor. “Kanal İstanbul” deyip, “Kanal İstanbul” işitiyor.

Bu sorunda, devlet bütçesinin kullanılmasında önceliğin neler olması gerektiğindeki anlayış yatıyor. Başkanlık sarayları yapılmasından hiç geri durulduğu yok. Kötü bir din istismarcılığının örneği olarak büyük camiler inşa edilip sultanlara özeniliyor. Deprem, sel, yangın gibi büyük felaketle sonrasında bölgelere giden yetkililer, yaraların en kısa sürede sarılacağını söylüyor. Çünkü bu seçmenler, bir dahaki seçimlerde onlara gereklidir… Yara sarma yöntemlerinden birinin de felakete uğrayan yurttaşlara platformdan paket paket çay fırlatılması olduğunu öğreniyoruz!

Türk Hava Kurumunu işlemez duruma getirenler, kendi emirlerinde bir uçak filosu bulunduruyorlar.

Uzak geleceği ve ihtimalleri düşünüp önlemler alan devletler, sağlam dayanaklar üzerinde yarınlarına güven duyarlar. Başkalarına saldırma niyeti beslemeyen barışçı ülkeler bile, “Ne olur, ne olmaz” diyerek ordu besleme külfetine bu nedenle katlanırlar. Bilime yatırım, geleceği güvence altına almak içindir. Bunlar bir cami, saray veya gökdelen gibi hemen göze çarpan ve oy getiren yatırımlar değildir. Süleymaniye, Selimiye, Sultanahmet camilerinin yapıldığı dönemlerde Osmanlı duraklama ve ardından gerileme dönemine girmişti. Ayakta kalmak için Avrupa’ya yetişmenin zorunlu olduğu anlaşıldığında bile, “İtibardan tasarruf yapmamak için”  Anadolu köylüsünden gıdım gıdım alınan vergilerle Dolmabahçe Sarayı (AS: bu saray Avrupa’dan borç alınarak yapıldı!) gibi, hazineler yutan yapılar dikildi.

Yaşadıkları saraylarla, koruma ordularıyla, bölgesel hâkimiyetler (AS: egemenlikler) kurmak için emperyalistlere özenmeyle Türkiye, dünyada itibar (AS: saygınlık) sahibi olabildi mi?

Keşke zamanından önlem alınarak orman yangınlarını söndürmek için bir uçak filomuz olsaydı hem ülkenin akciğerlerini korumuş olur, hem de dünyada daha itibarlı (AS: saygın) bir ülke olurduk.

Yangından zarar görenlerin üstüne çay paketleri fırlatmak,
hem münasebetsiz, hem de gülünçtür.

Bu davranış, yönetimin başında bulunan kişinin artık mantık dengesini de (AS: ve de empati yeteneğini) yitirdiğinin kanıtıdır.

Fotoğraf: Manavgat’taki orman yangını

Kristal Dükkânındaki Fil

Gani AŞIK
ESKİ CHP KAYSERİ MİLLETVEKİLİ / MÜFTÜ
Cumhuriyet, 11 Temmuz 2021

Emperyalizm Atatürk’ü iki nedenle affetmedi. Birincisi Kurtuluş Savaşı’nda yediği sopa, ikincisi de laik bir devlet kurarak enerji coğrafyası Ortadoğu halklarının karanlık yazgısına ışık tutmasıdır. Emperyal pencereden bakıldığında Ata’nın suçu (!) bunlarla da sınırlı değildir.

Çünkü Atatürk, milletinin unutulan hasletlerini gün yüzüne çıkaran “Türk Rönesansı”nı da gerçekleştirmiş, milli bilincin ölümsüz iksiri ile silkelediği halkına modern bir Cumhuriyet bırakmış ve -iktidarın karartmaya çalıştığı- aydınlık ufuklar açmıştır. İslam, ümmet temelinde kurulduğu için siyasal İslamcılar Türk ve Türklük kavramına mesafe koyarken başka uluslar bir yana Arapların bile neden çok devletli olduğuna kafa yormazlar. AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın, Babacan’a “ayrılma, parti kurma, ümmeti bölme” demesi de “milletim” deyip Türk adını anmaması da bundandır.

  • Siyasal İslamcıların belalısı laiklik, tarihsel süreçte yaşanılan acı ve trajedilerin ürünü olarak insanlığın ulaştığı büyük buluştur.

Laik devlette sistem dinden bağımsız ve yurttaşlar din tercihlerinde özgürdür.
– Devlet, dini yapılanmaların demokrasi aleyhindeki etkinliklerini gözetler ve önler.

AKP iktidarında irtica altın dönemini yaşıyor.

Çağcıl ve dünyevi Avrupa’da kilise ve dini oluşumlar devletle barışıktır. Bizdeki benzer kümelenmelerin, bayrağının altında yaşadığı devletini yıkmaya çalışmaları, özellikle aldatılmaya elverişli eğitimsiz taban bulmalarındandır.

AKP’NİN ‘DAVASI’

Erdoğan kısa süre önce “AKP bir dava partisidir” dedi. Hep söyleyip de ne olduğunu açıklamadıkları “dava”larının şifrelerini açalım:

Yollarını aydınlatan ışık (!) Emevi ve İhvan Müslümanlığı
(siyasal İslam), özlemleri ortaçağ, hedefleri Cumhuriyetin naaşını yeşil tabut içinde İskilipli Hocalarının ruhuna armağan etmektir.

Kurtuluş Savaşı’mıza karşı çıkanların uzantıları, 20 yıldan beri devlete egemen.

Yedi ton ağırlığındaki fil, daldığı zücaciye dükkânını nasıl haşat ederse bunlar da laik Cumhuriyeti büyük bir hınçla öylesine tarumar ettiler.

Parlamentoyu işlevsizleştirdiler, Yargı ve Yürütmeyi denetimlerine aldılar. Soygun ve yağma kanser gibi devletin kılcal damarlarına kadar yayıldı. Hazine kaynakları holdingleşmiş çetelere, döviz garantili kara deliklere ırmaklar gibi akıtılıyor. Gemi filosu haberinden başka, Hollanda bankalarında 26 milyar dolarının da stoklandığı haberleri, tarihinin hiçbir evresinde böylesine hayasız bir talan yaşamayan, işitmeyen halkı sarstı.

Yirmi yıldır beton rantı ile vals yapan AKP, siyasi ömrü yeterse yaratılışın DNA’sıyla oynama ve doğa felaketlerine sebep olma pahasına da olsa, hortum lobisi güzergâhı kapattığı için Kanal İstanbul’dan vazgeçmeyecektir.

  • İstanbul’u da aşan ve Türkiye sorunu olan bu rant barbarlığına İmamoğlu’nun direnişini ve çırpınışını selamlıyorum. Halk ve tarih bunu not edecektir.

MİLLETTEN ÜMMETE

Ümmet sözcüğü Kuran’da 64 yerde geçer. Siyasal İslamcıların ideal “ümmeti”, emperyalizmin güdümündeki uysallar topluluğu ve şeyhinin karşısında müridin, “gassal”ın önündeki ölü gibi olmasına inandırılan, iradeleri teslim alınmış zavallılardır.

  • Emperyalizmin İslam ülkelerindeki tarikatlara duyduğu aşk ve sağladığı kaynak, bunların beşinci kol olarak kullanılmasındandır.

Son yılların tarikat skandalları ve siyasal İslamcılığın cüretkâr adımları; halkın Anıtkabir’e dua ve rahmet dileğini şelaleye dönüştürdü, Atatürk ve Cumhuriyet kazanımlarına yönelimi artırdı.

  • “İslamcılar”, İslam’ı da mahvettiler.

Tarikat yurt ve dergâhlarında bitip tükenmeyen tecavüzler, bugün değilse yarın camileri, direkler ve meleklerle baş başa bırakabilir.

SON SÖZ

Anadolu halkı Atatürk’ün kapsayıcı tanımı ile üst kimlik olarak Türk’tür ve baskın olarak Kuran Müslümanı’dır.

Mısır, Fas, Tunus, Cezayir ve Libya gibi Araplaşmayı reddeder.

Ulusal kimliğini, devletini ve Cumhuriyetini seccadeli hırsızlardan koruyacağına ant içer.

  • Atatürk’ün ve Cumhuriyetin azılı düşmanları (!);
  • Ortaçağ sevdanız, püsküllü belanız olacaktır.

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 7 Temmuz 2021

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

GAVAT

Sosyal medyada Şebnem Tüfekçi adlı genç kız, sokakta şort giydiği için kendisine tepki gösteren bir kişinin videosunu paylaştı. Adı Y.A. olduğu belirtilen kişi Tüfekçi’ye ve babasına “Gavat” diyerek hakaretler yağdırdı.

Adamın kumarhanede çekilmiş şortlu fotoğrafı yayımlandı.

  1. Şort giyen, giyilmesine izin veren gavatsa bu adam ne?
  2. Hem kıza yiyecek gibi bakıp hem namus / dindarlık taslamak dürüstlük mü?
  3. Her olayda “Türbanlı bacım” mağduriyetine sığınıp nutuklar atan, neden bir kez olsun bu tür saldırılara tepki göstermez?..

BOYNUZ

Kanal İstanbul tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Bu proje İstanbul için bir cinayet” ifadelerini kullandı.

Aydınlık Gazetesi ve gazete yazarı Gaffar Yakınca ise projenin yararlı olduğunu savundular.

  1. Perinçek iktidara karşı konuştuğunun ayırdında değil,
  2. Beş yılda bir muhalefet yapma kontenjanını kullandı,
  3. Aydınlıkçılar Genel Başkan’dan bu davranışı beklemediği için ters köşe oldu…

TASARRUF

RTE, kamuda tasarrufa gidilmesi için genelge yayımladı.

İmamın dediğini yap, yaptığını değil…

PİSLİK

AKP’li eski vekilin oğlu,

  • “Ben Muhammed Berat Yazıcıoğlu. Bana, kardeşlerime ya da anneme bir şey olursa sebebi AKP Milletvekili öz babam İrfan Rıza Yazıcıoğlu ve O’nun ortağıdır. Aralarındaki kara ve kirli para trafiğini ve yargıda çevirdikleri işleri bildiğim içindir. Yardım edin..”

paylaşımını yaptı.

Bu partide pisliğe bulaşmamış kimse yok mu? Varsa neredeler?..

TAŞKIN

RTE’nin kardeşinin kayınbiraderi Yahya Birinci, sosyal medya üzerinden Sedat Peker’e sahip çıkarken Erdoğan’ı eleştirdi. Belge istenirse vereceğini söyledi.

Lağım dolmuş her tarafından taşıyor.
Yetkililer lağımın içinde, o yüzden belgeden kaçıyor…

ŞAHLANIŞ

S. Soylu, “1 Temmuz’dan itibaren ekonomide öyle bir şahlanacağız ki.. Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya, ABD çatlayacak.”

Fiyatlar şahlandı. Vatandaş çatladı…

PORSİYON

Tasarruf tedbirlerinin açıklanmasının ardından Emine Erdoğan “Porsiyonları küçültelim” çağrısı yaptı.

Pasta kırıntısı yiyelim…

ŞATAFAT

AKP’nin Cumhurbaşkanı’nın yazlık sarayının fotoğrafları yayımlandı.

Vay anasını, bu ne şatafat !

Kasımpaşa’da yırtık ayakkabı ile top oynarken tatillerini böyle yerlerde mi geçirirlerdi?

Porsiyon küçültmekle vatandaş bunları ödeyebilir mi?..

BEDAVA

RTE,1 Temmuz’da, aşının Avrupa ülkelerinde parayla yapıldığını açıkladı. 2 Temmuz’da, önce söylediği fiyatı yarıya indirdi. 5 Temmuz’da, Avrupa ülkelerinde de bizim gibi ücretsiz yapıldığını söyledi.

Ne kadar sallarsan salla, nasıl olsa inananlar var ya.

Her şeye zam, her şey parayla, yalan bedava..

KURBAN

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) bağlı İstanbul Vakfı’nın Kurban Bayramı’nda ihtiyaç sahibi ailelere kurban eti ulaştırmak üzere yapacağı yardım kampanyasına önce izin verilmedi gelen tepkilerin ardından ise izin çıktı.

Muhalif belediyelerin halka yardımını engelleyen kendine Müslümanlar…

İSTİFA

Sağlık Bakanlığı’ndan ballı ihaleler alan şirketin yönetiminde olan Bakan Soylu’nun kuzeni, sağlık nedeni ile istifa etmiş.

Bal dokunmaz ama!..

GÜVENLİ

Tosuncuk, Brezilya’da teslim olup ülkeye dönmeyi seçti.
SBK, Avusturya mahkemesinden Türkiye’ye iade talep ediyor.
Anlaşılan hırsızlar için en güvenli ülke Türkiye…

TERS

Ordu BBP Kadın Kolları Başkanı Fatma Yümlü, AKP iktidarını eleştirdiği için bulaş bahanesiyle ters kelepçe takılarak gözaltına alındı.

Eleştiri fıtrata ters…

SORUYORUM                                :

  1. 128 milyar dolar nerede?
  2. Sarıklı amiralin soruşturması kaç yıl sürecek?
  3. Bakan Ruhsar Pekcan ve diğer bakanların/yakınlarının devlete mal satmasının soruşturulması neden engelleniyor?
  4. Sedat Peker’in suçlamaları kamuoyunda karşılık bulmasına karşın niçin araştırılmıyor? Suçlanalar niçin kendini savunmuyor? Cumhurbaşkanlığı niçin sessiz kalıyor?

“İlga/imha/inkar/iğfal/ihlal” beşlisini aşmak…

Temmuz 2016’da başlayan olumsuzluklar hız kesmeden sürüyor:

-On yıl süren ortak yönetimde iktidar kavgasının açığa çıkışı (17-25 Aralık 2013) ve darbe girişimi (16 Temmuz 2016).

– Anayasa değişikliği (16 Nisan 2017) ile Osmanlı-Cumhuriyet siyasal mirasının reddi.

-Parti başkanının Devleti temsil ve yürütme yetkilerini tek başına üstlenmesi (9 Temmuz 2018).

-Trakya anakarasını parçalama girişimi (26 Haziran 2021).

Aslında, ana halkalarına değinilen olumsuz işlemler ve eylemler dizisi çok uzun. Amaç, Türkiye ülkesi, ulusu ve devleti olarak içine sürüklendiğimiz süreci elden geldiğince doğru tanılamak.

  • Beş sözcük özetliyor: ilga/imha/inkâr/iğfal/ihlal.

İLGA (bir şeyin varlığını ortadan kaldırma):

  • 2017’de Anayasa değişikliği ile “Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti” ilga edildi.

Hükûmet ve parlamenter rejimle ilgili bütün anayasal kurallar kaldırıldı. Tek gerekçe: -gemi kaptanı benzetmesi ile- çift başlı yönetime son vermek. Oysa Avrupa demokrasileri, tek başlı (monist) yönetimden çift başlı (düalist) yönetime doğru evrimle kuruldu.

İMHA (yok etme): Kanal İstanbul, Trakya’da 134 milyon hektar tarım arazisini yok edecek; Trakya ve Marmara bölgesinin ekolojik dengesini bozacak. Çevresel kamu düzeni bozulacak; kentsel kamu düzeni ve başkaca olumsuzluklar saymakla bitmez. Daha genel olarak Covid-19 döneminde bile, tarihsel, kültürel ve doğal miras yağması hız kesmiyor.

İNKAR (yadsıma): Ne var ki, ilga ve imha süreçleri, inkâr söylemi ile yürütüldüğü için İĞFAL (aldatma) ile sonuçlanıyor. Nasıl? Sürekli İHLAL (çiğneme) ve bilgi kirliliği yaratılarak.

Bilgi kirliliği o denli yaygın ve süreklilik taşıyor ki, kendilerinin İLGA ettikleri anayasal kurum ve kavramlar sanki varmış gibi kullanılıyor:

– bakanlar kurulu, hükümet,
– kabine toplantısı, toplantıda alınan/alınacak kararlar vb.

Oysa bunlar vb. hiçbir kurum ve kavramın anayasal temeli yok.

İĞFAL (aldatma): Daha düşündürücü olanı, olmayan anayasal kavramlar kullanılarak, Anayasa değişikliği ile kaldırıldığı halde toplumda varmış algısı yaratılıyor. İşin tehlikeli yanı ise, “parti başkanlığı yoluyla Devleti temsil ve yürütmenin tek kişide toplanmasını sakıncalı bulan kimi siyasetçiler, basın-yayın mensupları ve öğretim üyeleri bile, bilgi kirliliği aracı olmakla, tarihsel mirası ilga edenler ile “toplumu iğfal” kervanına katılmakla, Atatürk’ün deyişiyle, “hem kendilerini hem de milleti iğfal etmiş” oluyorlar.

İHLAL (çiğneme): Anayasa ve yasa kurallarının ihlalini sürekli alışkanlık haline getirenler, esasen (AS: gerçekte) kendi deyimleri ile “paralel yönetimi” bizzat kurmuş bulunuyor. Nasıl? Anayasa hükümleri dışında bir fiili yönetim suretiyle.

Öyle ki, her yerde hazır ve her şeye nâzır görüntüsü veren kişi, sürekli konuşuyor; bakanlar gibi kendisinin atadığı zevat ise, amirlerinin sözlerini düzeltmekle meşgul. Her şeyi bilme iddiasındaki kişi, meselâ, “3600 ek gösterge tamam” diyor; yardımcısı ise, “bu iş bakanlığın” yanıtını veriyor. İlgili makamlar, yüz bini aşkın “öğretmen ihtiyacı” bildirimlerine karşın, kendisi, “ihtiyaç yok” diyebiliyor, üstelik ayak üstü.

“Kanal İstanbul’a 5 kuruş ödemedik” diyen aynı kişi, Anayasa’ya aykırı olarak acele kamulaştırma sonucu 5-6 milyar TL’yi kimin ödediğini açıklamıyor.

İHDAS (kurma): “ilga/imha/inkâr/iğfal/ihlâl” beşlisi failleri, pişkin oldukları kadar korkak. “Biz Osmanlı-Cumhuriyet anayasal ve siyasal mirasını; kurumları, kuralları ve değerleri ilga için reddettik” deme cesareti yerine, iktidarlarını iğfal, ihlal ve inkâr yoluyla sürdürmeye çalışıyorlar.

Dürüstlüğün yerini korkuya bıraktığı bir ortamda, yurtseverlere, yeniden kuruluş” için hiç olmadığından daha çok görev düşüyor:

  • Tarih ve ülkeyi kurtarmak, hukuku ve geleceği kurtarmak için.

Bu nedenle, siyasal partiler ve sivil toplum örgütleri arasında örülecek yeni dayanışma ve direnme halkaları, “ihdas” için yaşamsaldır. İhdasın yolu ise Anayasa’dan geçer.

  • CHP’nin öncü işlevi, tarihseldir.

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 30 Haziran 2021

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

HANTAL

MSB Akar şirketleştirilme çalışması yapılan MKEK ile ilgili, ”… mevcut yapısıyla, hantal yapısıyla gerekli gelişmeleri sağlaması, ilerlemeyi sağlaması, ileri teknolojiyi kullanması pek mümkün değil.

Devlet gücünü yok etmede başka gerekçe bulunamadı …

DOMUZ

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un kardeşi Oktay Selçuk’un yönetim kurulunda olduğu şirket, son iki yılda başta özel okullar olmak üzere birçok kamu kurumuna 25 milyon 678 bin 159 TL’lik satış yapmış.

Devletin malı deniz, yiyen domuz…

EŞEK

Sabah yazarı Engin Ardıç, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği demokrasi şenliğini eleştiren yazısında, “Bizi eşek yerine koyma Ekrem” yazdı.

Tutkusu…

BİZANSLI

ATV’nin “Kuruluş Osman” dizisinin sezon finalinde, Mustafa Kemal Atatürk‘ün Çanakkale Savaşı’na damga vuran “Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum” sözü, Osmanlı’ya karşı savaşan Bizanslı komutana söyletildi:

“Ben size düşünmeyi değil ölmeyi emrediyorum!”

İçimizdeki Bizanslılar…

SIĞ

AKP’nin Meclise sunduğu Türkiye Kalkınma Bankası (TKM)’nın yapısal değişikliği yasa teklifi geçene dek, birileri bankanın 4.5 milyon hissesini alıp 13 gün sonra 12 katına sattı.

Banka Genel Md. H. Öztop söz konusu hisselerin çok sığ olduğunu (%0.92) söyledi.

Sığ yanıt…

KADI

RTE’nin saray ekibinden Korkmaz Karaca, SBK ile arkadaşmış. Arabasını kullanmış, otelinde kalmış, şirketine sık sık gitmiş.

RTE’nin dava arkadaşı Binali Yıldırım SBK’nın otelinde kalmış. (olmasa şaşardım)

RTE de SBK’nın patronları ile her Türkiye’ye gelişte görüşmüş.

Anayı belleyen kadı…

YALAN/YANLIŞ

RTE, İngiltere’de Covid-19 aşısının 100 Sterline yapıldığını söylemişti.

Orada yaşayan Dr. Turhan Çömez, ücretsiz olduğunu açıkladı.

Bayrak inmeyecek, ezan dinmeyecek!..

NAMAZ

DİB Erbaş, şehirlerarası otobüslerin molalarını namaz vaktine göre ayarlamalarını istedi.

O kolay, şimdi uzaya giderken namaz nasıl kılınacak ona çalışmalıyız…

 CUMHUR

İzmir BŞB’nin depremde hasar gören binaları onarmak için bulduğu kredi, RTE onaylamadığı için alınamıyor.

AKP’nin cumhurbaşkanı Gavur İzmir’e yatırım yapılmasına izin mi vereydi!..

İNAT

Halkın çoğu Kanal İstanbul’un rant projesi olduğunu söylüyor ve yapılmasına karşı.

“İnadına yapacağız!” diyenin inadı kime?..

AKIL

AYM Başkanı Zühtü Arslan, “Aklını başkasına verenden hakim olmaz” diyerek güzel bir çıkış yaptı.

Partili cumhurbaşkanı ile çay toplamak aklına sahip olmak mıdır?..

BAŞ

Sahte ürün ticaretinde dünyada 3. sıradayız.

Balık baştan kokmuş…

YAA

Muhalefetin iktidara geldiklerinde Kanal İstanbul için para ödemeyeceğini açıklaması üzerine RTE, “Devlette devamlılık esastır. Bunlar devlet adamlığını bilmiyor yaa” dedi.

  1. İstanbul Sözleşmesi’ni yürürlükten kaldıranı bir yakalasa ne yapar?
  2. Devlet adamı olmanın ilk koşulu beğenmediklerine karşı konuşurken “Yaa” demektir. Kişiyi saygınlaştırır…

SORUYORUM                              :

  1. 128 milyar Dolar nerede?
  2. Sarıklı amiralin soruşturması kaç yıl sürecek?
  3. Ruhsar Pekcan ve diğer Bakanların devlete mal satması neden araştırılmıyor?
  4. Sedat Peker’in iddiaları neden araştırılmıyor? Suçlananlar neden sessiz kalıyor?