Doları Yükselten Beklentiler ve Sonuçları

Dr. Mahfi EĞİLMEZ

ABD Dolarının yabancı para birimleri karşısında değerini ölçmekte iki önemli ölçü kullanılıyor. İlk ölçü; 1973 yılında Doların altın karşılığının kaldırılması sonrasında ABD’nin 6 önemli ticaret ortağının para birimlerine (Euro, Japon Yeni, İngiliz Sterlini, Kanada Doları, İsveç Kronu ve İsviçre Frangı) karşı oluşturulmuş bulunan Dolar Endeksidir (DXY).

ABD Dolarının yabancı para birimleri karşısında değerini ölçmekte iki önemli ölçü kullanılıyor. İlk ölçü; 1973 yılında Doların altın karşılığının kaldırılması sonrasında ABD’nin 6 önemli ticaret ortağının para birimlerine (Euro, Japon Yeni, İngiliz Sterlini, Kanada Doları, İsveç Kronu ve İsviçre Frangı) karşı oluşturulmuş bulunan Dolar Endeksidir (DXY). Dolar Endeksi’nin nötr değeri 100’dür. Eğer endeks mesela 105 ise bu, Doların söz konusu 6 para birimine göre kurulduğu tarihten bu yana % 5 değer kazandığını, endeks 95 ise % 5 değer yitirdiğini gösterir. DXY bu gün 92’nin hemen altında bulunuyor. DXY Endeksi; Fed toplantısı öncesinde 90,5 idi. Buna göre son üç günde Dolar bu endekse karşı önemli oranda değer kazanmış bulunuyor.

İkinci ölçü; Doların, kendisinden sonra en yaygın kullanıma sahip rezerv para konumunda olan Euro ile karşılaştırılmasıdır. Euro/Dolar paritesi Fed toplantısı öncesinde 1,21 idi, bugün 1,19 dolayında bulunuyor. Buna göre Dolar, Euro’ya karşı son üç günde ciddi değer kazanmış görünüyor.

Dolar, yalnızca Dolar Endeksi ve Euro/Dolar paritesine göre değil son birkaç gündür TL’nin de aralarında yer aldığı bütün paralara karşı değer kazanmış durumda bulunuyor. Dolar / TL kuru Fed toplantısı öncesinde 8,55 iken bu gün 8,67 dolayında bulunuyor. Demek ki Dolar, öbür paralara karşı olduğu gibi TL’ye karşı da son üç günde önemli oranda değer kazanmış.

Bu genel açıklamayı ve saptamaları yaptıktan sonra Doların, özellikle son üç gün içinde niçin öbür para birimlerine karşı değer kazandığını analiz etmeye geçebiliriz. İlk bakışta bu değer kazanma sorununda bir çelişki var gibi görünüyor. Çünkü ABD’de enflasyon son 3 ayda ciddi bir artış eğilimine girmiş durumda. Mayıs’ta açıklanan 12 aylık enflasyon oranı %5 ile Fed’in ekonomiyi dengelemeyi öngördüğü % 2’lik oranın 2,5 katına yükselmiş bulunuyor. Normal koşullarda bir paranın enflasyonla iç değer yitimi yaşaması durumunda dış değer yitimine de uğraması ve yabancı para birimlerine karşı değer yitirmesi beklenir. Oysa burada tam tersi oluyor ve Dolar, yükselen enflasyon eğilimiyle içeride değer yitirirken yabancı paralara karşı değer kazanıyor. Bu durumun birkaç nedeni var:

İlk olarak ABD ekonomisi Covid-19 Salgınıyla büyümede yitirdiği ivmeyi yeniden yakalamış görünüyor. Ekonomi, 2020 yılının ilk çeyreğinden sonra girdiği resesyondan (AS: durgunluktan) çıkarak 2021 yılının ilk çeyreğinde büyüme trendine (AS: eğilimine) geri dönüş sinyali veriyor. Bu trendin 2. çeyrekte de süreceği kestiriliyor. İkinci olarak ekonomideki bu büyümeye geri dönüş trendine koşut olarak işsizlik oranında düşüş söz konusu. Salgının etkisiyle 2020 yılı Nisan ayında %15’e dek yükselmiş olan işsizlik oranı bir yıl sonra Mayıs 2021’de %5,8’e dek gerilemiş durumda. Bu iki önemli gösterge ekonomide canlanma olduğunu ortaya koyuyor.

Üçüncü olarak Fed, her ne denli enflasyondaki yükselişin geçici bir yükseliş olabileceği kanısında olduğunu açıklasa da, son toplantı sonrasında iki önemli sinyal verdi:

(1) Toplantı öncesine dek faiz artırımı için en erken tarih olarak 2024 yılını öngörürken, bunu 2023 yılına çekti.

(2) Faiz artırımı başlamadan önce, varlık alımı yoluyla yaptığı piyasa fonlamasını azaltmaya başlayacağını (tapering) açıkladı. Başka nedenler de var kuşkusuz ama bu sayılan nedenlerin içeride hızlanan enflasyona karşılık Doların dış değer yitirmesine değil kazanımına yol açtığı anlaşılıyor

Bu gelişmeden Türkiye ekonomisi için birkaç sonuç çıkar:

(1) Fed’in varlık alımını azaltacağını açıklaması ve faiz artırım beklentisini öne çekmesi ABD’de faizlerin ileride yükseleceği anlamına gelir. Bu durumda bizim gibi dış kaynak gereksinimi nedeniyle yüksek riske karşılık yüksek faiz öneren ülkelere gelmiş olan dövizler yavaş yavaş çıkmaya başlar. Ki bu da TL’nin değer yitimine uğramasına yol açar.

(2) Dünya piyasalarında sıkılaştırma eğilimi yayılmaya başlarsa, likidite bolluğu azalacağı için, bizim gibi tasarruf yetersizliği nedeniyle dış kaynağa bağımlı ülkelerin dış kaynak sağlama maliyetleri yükselir.

Çinli bilgeler: “İştahını kısan borca girmez” diyor. (18.06.21)

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir