Etiket arşivi: COVID-19 salgını

Gelecek seçimler: 2+1

16 Nisan 2017 oylaması üzerine “Beşinci Yılında 2017 Anayasa Kurgusu” yazısı, demokratik gelecek tartışmasının öncülü idi. İlkin Prof. Dr. Ahmet Saltık’ın, 19’uncu yılını kutladığımız BirGün yazılarımı da yayınladığı ‘Bilimsel Akılcılığın Pusula Olduğu Tıp ve Aydınlanma Sitesi’ndeki değerlendirmesini paylaşacağım:

Dostlar,
Sn. Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, “son derece ilginç” bir siyasal sürece tanıklık ediyor. Üstelik 2 yetkinlikle:
1.
Çok kıdemli bir kamu/Anayasa hukukçusu (50+ yıl!)
2.Bir parlamenter…

BirGün gazetesindeki köşesinde haftalık olarak yazageldikleri gerçekten siyasal tarihe, TBMM tarihine ve Anayasa hukuku / siyaset bilimi öğretisine tartışma, eğitim-öğretim gereci (materyali) olabilecek nitelikte. Bu yazılarını mutlaka kitaplaştırması gerek Kaboğlu hocamızın. Ne var ki, AKP iktidarı ve yedeği küçük partinin ve de şu ya da bu nedenle iktidara desteğini sürdüren çevrelerin bu “muazzam siyasal-hukuksal anomali“yle yüzleşecek “hal”leri yok. Bize göre bu “muazzam siyasal-hukuksal anomali”nin içeriği bir yana, sürdürülebilmesi ve sürdürülebilme dinamikleri daha hafif bir siyasal-hukuksal anomali değil. Son derece nesnel ve dolayısıyla çok çarpıcı olan 3’üncü bir boyut ise Türkiye’nin bir bütün olarak tüm kurumları-kuralları-gelenekleriyle bir yoksunlaşma, çoraklaşma ve yozlaşma sürecine sokulması üzerinden ödemekte olduğu çok ağır fatura ki; sürdürülesi değil. Siyasal sistemde birçok eksen ve düzlemde çok yüksek düzeyde gerilim enerjisi yüklenmiş durumda. İktidar kanadının bu olgunun ayırdında olmadığını savlamak çok güç. Dolayısıyla, bu son varsayım doğru ise,

  • Türkiye, karşıdevrim ile bir kez daha çok çetin bir hesaplaşmaya sürüklenmekte.

Diyanet Akademisi, hemen ardından İstanbul’da doğrudan Erdoğan tarafından açılan Ayasofya Medresesi çok tipik iki güncel örnek olarak öne çıkmakta. Açılışta Erdoğan’ın doğrudan çatışmacı sözleri de!

  • ·2023 gündemi netleşiyor; İktidar kanadı “şah mat” demeye hazırlanıyor, “korkarız…”

Gerçekte korkmayız! Tümcenin gelişi gereği o fiil…

  • Cumhuriyet’in kazanımlarını koruyup – kollayacak tarihsel birikim, gerçekte bu pervasız salvoyu savuşturmaya yetecektir.

Karşıdevrimciler bu tarihsel gerçekliği asla unutmasın!

18 Nisan 2022, Ankara
Prof. Dr. Ahmet SALTIK”
*********

DEMOKRATİK ANAYASA İÇİN

Dünün ve bugünün sorunlarını nesnel bir biçimde gözleyebildiğimiz ölçüde yarın için çözümler üretebiliriz. Hekim sorumluluğu ile Covid-19 salgını üzerine halkı sürekli bilgilendiren Prof. Saltık’ın, toplumsal ve siyasal sorunlara koyduğu tanılar, ‘beş yıllık enkazı aşma’ sorunsalında düğümleniyor. 2017’de yapılan, aslında bir ‘anayasal plebisit’ti. (Gerçekte CB, kendini oylatmıştı).

Bu indirgeyici oylama, 2023’te tersine çevrilerek, TBMM üyeleri ve CB seçimi, ‘anayasa’ oylamasına taşınmalı. Bu yapılabildiği ölçüde çifte seçim, demokratik anayasa yolunu açabilir. Buna giden yol, şu ikilemin sorgulanmasında saklı: 

  • Teokratik ve nasyonalist monokrasi mi, Cumhuriyetçi demokrasi mi?

· Parti Başkanlığı Yoluyla Devlet Başkanlığı ve Yürütme, bir yanılsama olarak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi olarak adlandırılıyor. Mezhepçi ve ırkçı milliyetçi yelpaze, kimi zaman birbirini dengeler görünse de, “iktidar bekası” için hızlıca kenetlenebiliyor; tıpkı 7393 sy.lı seçim yasasında yaptıkları gibi.
· Bu nedenle, demokratik parlamenter rejim ereğindeki çabalara geniş ufuklu ve uzun erimli bakma gereği yaşamsal. Demokratik Cumhuriyet’in temelleri Anayasa’da var olduğuna göre (CHP-HDP-İYİ Parti- TİP- Saadet P.-DP- Deva P.-Gelecek P. vd. ekseninde) ikincil tartışmalar, yalnızca beka’cılara yarar…

Şu halde, asıl tartışılması gereken, 2017 hayır blokunu, 2023’e giden yolda büyüterek “demokratik hukuk devleti” ereğinde “evet”e çevirme yol ve yöntemleridir.

Denklem ise belli:

  • Kullanılacak iki oy (CB+TBMM) = demokratik anayasa!

==============================
Sn. Prof. Kaboğlu’na, kendisine yazdıklarımızı sınırlı köşesinde aynen yayınlama inceliği gösterdiği için şükran borçluyuz.

Saygı ile. 21.4.22

Dr. Ahmet Saltık

ADD Ataşehir Şubesi konuşmamız : COVID-19’dan Öğrendiklerimiz

Dostlar,

ADD İstanbul / Ataşehir Şubemiz 26 Mart 2022 akşamı bir zoom oturumu düzenledi.

Konu, yandaki görselde (posterde) görüldüğü üzere,

  • COVID-19 Salgınından Öğrendiklerimiz 

idi. 50 dakika dolayında süreci belli başlıklarda irdeledik. Sağlık insangücü, finansman, örgütlenme, kamu yönetimi, sağlık hukuku, uluslararası ilişkiler, aşı olmayan TURKOVAC skandalı.. gibi. Ardışık ülkesel – küresel afetlere hazırlıklı olunması gereğini vurguladık.

Kurumlaşmanın önemini, Refik Saydam Ulusal Koruyucu Sağlık Kurumu‘nun Batı’daki çağdaş örneklerine uygun olarak bilimsel açıdan özgür, akçalı ve yönetsel bakımdan özerk olarak yasa  ile yapılandırılmasının kaçınılmaz olduğunu ısrarla vurguladık.

Program, ADD Genel Merkezi Web TV üzerinden de eşzamanlı yayınlandı.

Sunumumuzun ardından soruları yanıtladık, katkıları aldık.

Toplam süre 1 saat 58 dakika.. “2 saatcik” !!

Açıklanmayan gerçek sayılar çok utandırıcı..

2020 ve 2021 yılı ölüm verilerini TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu hala açıklamadı! Niçin??

  • Bizim hesaplarımızla salt 2020’de 257 bin fazladan ölüm var!AKP iktidarı ise salgın yönetiminden çok algı yönetimine odaklandı ne yazık ki..

https://youtu.be/eS4qNCIaQHY

İzlenmesini, paylaşılmasını ve gereklerinin yapılmasını dileriz..
Toplantıya emek verenlere teşekkür ederiz.

Sevgi ve saygı ile. 29 Mart 2022

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
A​tılım Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı ​AbD
​Sağlık Hukuku Uzmanı, ​Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (​Mülkiye​)​
www.ahmetsaltik.net        profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik      twitter : @profsaltik    

 

 

Diyanet ‘AK’ademisi 

MUSTAFA GAZALCI
16. ve 22. DÖNEM DENİZLİ MV., EĞİTİMCİ

26 Mart 2022 Cumhuriyet

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır.)

Ukrayna Rusya savaşı, halkın geçim sıkıntısı, bir türlü sona ermeyen Covid-19 salgını sürerken, Diyanet “AK”ademisi önerisi 16 Mart 2022’de yasalaşıverdi.

Öneriye Meclis Genel Kurulu görüşmelerinde cılız bir iki eleştiri dışında nedense karşı çıkılmadı. Hemen her partiden milletvekilinin katkısıyla düzenleme 277 kabul, 10 çekimser oyla yasalaştı. Birçok milletvekili ne hikmetse oylamaya katılmayıp oyunun rengini belli etmemeyi yeğledi.

Hangi derde çare olacağı anlaşılamayan, gürültüsüz biçimde yasalaşan akademi YÖK’e, bir üniversiteye, Milli Eğitim Bakanlığı’na değil, doğrudan Diyanet İşleri Başkanlığı’na (DİB) bağlı olacak. Din adamı yetiştirecek, yeni dinsel merkezler açacak, toplantılar, kurslar düzenleyecek, kadrolar, diplomalar dağıtacak.

BÜYÜDÜKÇE BÜYÜYEN DİYANET

Yedi bakanlığın bütçesinden daha büyük bütçesi, sözleşmelilerle birlikte yaklaşık 150 bin personeliyle DİB, kurulacak bu akademiyle daha da büyüyecek.

Başkanlık içinde zaten var olan Eğitim Hizmetleri Genel Müdürlüğü, akademi için sayılan bu işleri yapıyordu. Yeterli olmamış ki şimdi akademi açılıyor. Bu, daha önce açılan Polis Akademisi’nden, Adalet Akademisi’nden farklı. Onlar kendi elamanlarını yetiştirir, hizmetiçi eğitim verirken Diyanet “AK”ademisi her yaştan insana eğitim verecek.

Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı ve nice aydın yıllar önce Milli Eğitim Bakanlığı’nın giderek Diyanet İşleri Bakanlığı’na dönüşeceğini birçok kez yazıp söylediler. Bu öngörü çoktan gerçekleşti.

  • Günümüz Milli Eğitim Bakanlığı’nda her türlü tarikat, cemaat rahatça at koşturuyor.

Şimdi Diyanet Akademisi’nin yasalaşmasından sonra durum daha da içinden çıkılmaz bir duruma geldi. Ortaklık, işbirliği kesmedi, biz de eğitim yapacağız dediler. Yapıyorlar, belli ki yapacaklar.

ÇATALLI EĞİTİM

  • Böylelikle Cumhuriyet öncesindeki iki kanallı (dinsel-bilimsel) eğitime döndük.

Osmanlı’daki medrese-okul ikilemi bugün Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı’yla sürüyor.

“Diyanet’in 2021 etkinlik raporuna göre MEB’e bağlı okulöncesi eğitim kurumlarına gitmesi gereken 4-6 yaş arasındaki çocuklardan 782,694’ü, 2015-2021 yılları arasında Diyanet’in Kuran kurslarına katıldı.”(1)

Önceden çocuklar 5. sınıftan sonra Kuran kurslarına giderken 2011’de bu sınır sıfırlandı. O zaman da partiler oy kaygısıyla sesini çıkarmadı, uyarılara karşın konuyu Anayasa Mahkemesi’ne götürmedi. Diyanet boşluğu hemen doldurdu,

  • milyonlarca çocuk küçücük yaşlarda Kuran kursuna, dinsel kurslara gitmeye başladı.

Yeni yasalaşan Diyanet Akedemisi de il ve ilçelerde Kuran kurslarının yanında “dini merkezler” de açacak. O merkezlerde bu kurslardan ayrı nasıl bir etkinlik yapılacağı tam belli değil.

ÖĞRETİM BİRLİĞİNDEN VAZGEÇİLEMEZ

  • Cumhuriyetin laik ve bilimsel eğitiminin temeli olan Öğretim Birliği (Tevhid-i Tedrisat) Yasası (sözde) bugün de geçerlidir. Anayasanın 174. maddesiyle güvence altındadır.

Bu devrim yasası bütün eğitim kurumlarının programlarının bilimsel olmasını ve MEB’e bağlanmasını öngörür.

AKP 20 yıldır yasalarda, yönetmeliklerde değişiklikler, yeni düzenlemeler yaparak Cumhuriyetin Öğretim Birliğine dayanan laik, bilimsel eğitim anlayışını adım adım dinselleştirdi. Diyanet Akademisi de bunun en büyük adımlarından biridir.

Çanakkale için yayımladığı hutbede Atatürk adını anmayan Diyanet’in kendisine bağlı akademide eğitimi kimlerle, nasıl yapacağı belli (değil)dir. Diyanet’in açacağı kurumun  “AK”ademi olacağına kuşku yok!

  • Cumhuriyeti kuranların en başta kabul ettikleri Öğretim Birliği içinde laik, karma ve bilimsel eğitimden vazgeçilemez.

1) Sefa Uyar, Okul yerine Kuran kursu, Cumhuriyet, 09.03.2022
========================================
Dostlar,

Bu yasanın Anayasa Mahkemesine iptal istemiyle taşınması gerekiyor (m.150).
Apaçık Anayasa md. 2, 24, 42, 130, 174 ve hatta Diyanet İşleri Başkanlığını düzenleyen 136. maddeye aykırı. Anayasanın anılan 150 maddesi şöyle :

  • Kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi
    İçtüzüğünün veya bunların belirli madde ve hükümlerinin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesinde doğrudan doğruya iptal davası açabilme hakkı, Cumhurbaşkanına, Türkiye Büyük Millet Meclisinde en fazla üyeye sahip iki siyasi parti grubuna ve üye tamsayısının en az beşte biri tutarındaki üyelere aittir.

CHP’nin 135 vekili var. 22’si bu yasa önerisine (teklifine) “evet” oyu vermiş Kemal Anadol’a göre.


135 – 22 = 113 vekil yetmiyor. Ama başka partilerden ekleme ile 120 vekil imzası sağlanabilir.

Ayrıca, bu 120 vekil ile sınırlanmadan, “Türkiye Büyük Millet Meclisinde en fazla üyeye sahip iki siyasi parti grubuda yetkili olup, CHP’nin TBMM grubu da AYM’de iptal davası açabilir, açmalıdır. AYM’nin ne yönde karar vereceğini hep birlikte görmeliyiz.

AKP = RTE iktidarı giderayak dini siyasete alet etmede pervasız davranmaya başlamıştır.

Bu tabloya kayıtsız kalınamaz. Eğer gerçekten AKP’li vekiller “kendiliklerinden” (!!??) bu yasa önerisini Anayasa md. 88 uyarınca kendileri, Saray’dan bağımsız verdiler ise, Saray = RTE veto etmelidir.  (Ne çok hayalciyiz değil mi!!??) Erdoğan veto ederse (Anayasa m.89/2), TBMM’de salt çoğunluk (301 vekil) aranacaktır yeniden kabul için. Bu aşamada AKP + MHP bloku için kolay olmayabilir en az 301 oy sağlamak. Zaten Sarayın vetosu belirleyici olur ve öneri (teklif) kadükleşir..

Ne var ki, Saray’dan “icazetsiz” AKP’li vekillerin böylesi bir yasa önerisi (teklifi) sunamayacakları da 2X2=4 kadar kesin! İşte tek adam rejimi.. İşte tutsak alınan TBMM = Ulus egemenliği!

AKP’li vekilleri de bu gözü kara gidiş karşısında bir kez daha sağduyuya çağırıyoruz!!??
(düş kurmacayı sürdürüyoruz!!)

Türkiye kamuoyu, en yüksek sesle karşı çıkışını sergilemek zorundadır.

Sevgi ve saygı ile. 27 Mart 2022

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
​Sağlık Hukuku Uzmanı, ​Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (​Mülkiye​)​
www.ahmetsaltik.net        profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik      twitter : @profsaltik

BİZİM TV Programımız : 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ve Salgın Yönetiminde Son Durum

Dostlar,

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde, BİZİM TV’den Sayın Burcu Uğur’un konuğu olduk. 2 konu belirlenmişti yaklaşık 40-45 dakika program için :

1. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü
2. Salgın Yönetiminde Son Durum..


Sayın Uğur’un sorularını yanıtlamaya çalıştık.. Aşağıdaki görsel ekranda paylaşıldı :


Büyük ATATÜRK‘ün Türk kadınına dünyanın pek çok ülkesinden önce kazandırdığı hakları vurguladık. Üstteki görselde, 1930’da İngiltere’de kadın hakları için eylemde taşınan posterde yazılan çok öğretici:

  • İngiliz kadını Türk kadınından daha mı değersiz??

Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi‘nin – CEDAW tam olarak yaşama geçirilmesi gerektiğini belirttik.

İstanbul Sözleşmesi‘ndan geri çekilmenin Bay Erdoğan’ın yetkisinde olmadığını, bu işlemin hukuk dışı ve geçersiz olduğunu, TBMM’nin yetkisinin gaspı nedeniyle hükümsüz olduğunu vurguladık.

RTE’nin, Türkiye’de kadın cinayetlerinin başka ülkelerden az olduğu söyleminden duyduğumuz acıyı paylaştık. Bu bölümü bir şiir ile kapattık..

****
İkinci bölümde Covid-19 salgınında son durumu ve
– aşı olmayan TURKOVAC skandalı ve dayatmasını irdeledik.
– Salgının bitmediğini, ölüm ve olgu sayılarının hala çok yüksek olduğunu,
– iktidarın salgın yönetimi yerine algı yönetimi peşinde olduğunu,
– bu çok acı – çok başarısız – insanlık suçu tablodan bile hiç sıkılmadan başarı öyküsü çıkarmaya çabaladığını vurguladık.

Salgının bittiğini açıklamaya yetkili kurum Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ). Bu yetkili uzmanlık kuruluşunun bu yönde değil tersi yönde açıklamaları var!

Halkımıza bireysel önlemleri bırakmamasını ve etkili aşı ile (mRNA aşısı) aşılarını tamamlamasını önerdik.

İktidara da sorumluluktan kaçamayacağını ve yapılması gerekenleri belirttik.
Toplam 46 dakika.. İzlenmesini, paylaşılmasını ve gereğini diliyoruz.

https://youtu.be/MfkBwzxG0u8

Sevgi ve saygı ile. 11 Mart 2022

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
A​tılım Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı ​AbD
​Sağlık Hukuku Uzmanı, ​Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (​Mülkiye​)​
www.ahmetsaltik.net        profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik      twitter : @profsaltik

ARTI TV ve BİZİM TV Konuşmalarımız…

Dostlar,

2 TV konuşmamızı paylaşmak istiyoruz.

BİZİM TV‘de Sn. Burcxu Uğur ile “OMİCRON GERÇEKLERİ” ni irdeledik, yaklaşık 40 dakika.

Ne yazık ki, henüz asla AŞI OLMAYAN “TURKOVAC” ı da..

ARTI TV‘de ise Sn. Fatih Yapıcı ile yine yönetilemeyen Covid-19 salgınını değerlendirdik ülkemiz özelinde ve küresel ölçekte. (41 dk.)..

Tabii henüz asla AŞI OLMAYAN “TURKOVAC” ı da..

Bilgi ve ilginize sunarız..
İzlenmesi, paylaşılması dileğiyle..

Sevgi ve saygı ile. 15 Şubat 2022, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Atılım Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı
Sağlık Hukuku Uzmanı, Siyaset Bilimi – Kamu Yönetimi (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net         profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik       twitter : @profsaltik