Etiket arşivi: Mustafa Gazalcı

Medrese ve okul ikiliği

Mustafa GAZALCI
16. ve 22. Dönem Milletvekili, Eğitimci

Cumhuriyet, 03 Mayıs 2022

Osmanlı’da Tanzimat’tan başlayarak Cumhuriyete dek süren bir medrese-okul ikiliği, tartışması vardı. Osmanlı’nın yıkılma nedenlerinden olan bu ikiliğe, 3 Mart 1924’te Öğretim Birliği (Tevhid-i Tedrisat) Yasası’yla Atatürk ve arkadaşları son verdi. Özgür kuşakların yetişmesinde, ülkemizin çağdaşlaşmasında

laiklik,
öğretim birliği,
bilimsel eğitim

Cumhuriyetin vazgeçilmez temel direkleri oldu. Anayasada, yasalarda bu temel ilkeler bugün de geçerli olmasına karşın, son yıllarda, iktidar medreseleri yeniden diriltmeye çalışıyor.

Atatürk ve arkadaşları halkla birlikte Batı emperyalizmine karşı Kurtuluş Savaşı verdiler. Atatürk gerçek kurtuluşun, eğitim ve kültür alanındaki atılımlarla tamamlanacağını vurguladı. Çağın gerisinde kalmış medreselerin kapatılıp çağdaş okullarda “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” insan yetiştirmek, Türkiye Cumhuriyeti’nin, birilerinin öne sürdüğü gibi “yarası, utancı” değildir. Tam tersine övüncüdür. Dünya uygarlık tarihine bir şeyler katılmışsa bu medreselerle değil, Cumhuriyet okullarında yetişen özgür kuşaklar sayesinde olmuştur.

MEDRESELER KAPANDIĞINDA DURUM NEYDİ?

Medreseler kapatılınca TBMM’de tartışmalar olur. Öğretim Birliğinin yasalaşmasında emeği geçen Milli Eğitim Bakanı Vasıf Çınar, eleştirileri yanıtlar, bu kurumların durumunu şöyle anlatır:

“Biz Tevhid-i Tedrisat Kanunu çıktıktan sonra bir sayım yaptırdık. Medreselerde 40 küsur yaşında olan da var. Adam medreseye kaydını yaptırıyor. Sırtında urba sakalık yapıyor, manavlık yapıyor, kasaplık yapıyor, hiç ilgisi yok, gemici, tayfa. Bir medreseye kaydolmuş. Medreseye kayıtlı olduğun sürece asker olmuyorsunuz, dışındasınız, vergi de vermiyorsunuz. Ehli dinden sayılıyorsunuz, dine hizmet eden ulum-u diniye (dünya ve ahirette mutluluğu kazandıran bilgi) tahsili yapan adam oluyorsunuz, size hiç kimse bir şey yapamıyor. Cezanızın bile, son derece dokunulmazlıkları var. Bütün Türkiye’deki medreselerde yatıp kalkan 6 bin öğrenci var, düşünebiliyor musunuz? Yani kapattınız dediğiniz şeyin tamamı zaten kendiliğinden okumayan, medreseye gitmeyen, medreseyle ilgili olmayan insanlar.”

AYM’YE GÖTÜRÜLMELİ

Yüzyıllar süren medrese-okul ikiliğinin, o günlerde tartışılması doğaldır. Doğal olmayan, 100 yıl sonra ille de medrese denmesi, milletin yakasının bir türlü bırakılmamasıdır. Yirmi yıldır tek başına iktidar olan AKP döneminde 4+4+4 yasasıyla, yandaş rektörlerle, her aşamadaki eğitim kurumunun çoğu medreseye dönmüştür zaten. Eğitimde, yasalara aykırı bu dinselleştirme yetmiyor, yeni medreseler açılıyor. Açılırken Atatürk’e, laik Cumhuriyete saldırılıyor.

Medrese-okul ikiliği deyince 17 Mart 2022’de TBMM’de oybirliğiyle yasalaşan “Diyanet Akademisi” yasasını anımsıyoruz. Milli Eğitim Komisyonu’nda, Genel Kurul’da düzenlemenin anayasaya, yasalara aykırı olduğunu, yapılanın medrese açmak olduğunu bildirip, Anayasa Mahkemesi’ne gitmemek doğru değildir. Konu din değil Cumhuriyetin laik ve bilimsel eğitim konusudur. Süre bitmeden laik Cumhuriyet için yüksek mahkemeye gidilmelidir. Atatürk’ün Rize’de söylediği gibi,

  • “Bırakın vatan evlatları medreselerde değil, bilimsel eğitim veren okullarda eğitilsin, yükselsin.

Diyanet ‘AK’ademisi 

MUSTAFA GAZALCI
16. ve 22. DÖNEM DENİZLİ MV., EĞİTİMCİ

26 Mart 2022 Cumhuriyet

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır.)

Ukrayna Rusya savaşı, halkın geçim sıkıntısı, bir türlü sona ermeyen Covid-19 salgını sürerken, Diyanet “AK”ademisi önerisi 16 Mart 2022’de yasalaşıverdi.

Öneriye Meclis Genel Kurulu görüşmelerinde cılız bir iki eleştiri dışında nedense karşı çıkılmadı. Hemen her partiden milletvekilinin katkısıyla düzenleme 277 kabul, 10 çekimser oyla yasalaştı. Birçok milletvekili ne hikmetse oylamaya katılmayıp oyunun rengini belli etmemeyi yeğledi.

Hangi derde çare olacağı anlaşılamayan, gürültüsüz biçimde yasalaşan akademi YÖK’e, bir üniversiteye, Milli Eğitim Bakanlığı’na değil, doğrudan Diyanet İşleri Başkanlığı’na (DİB) bağlı olacak. Din adamı yetiştirecek, yeni dinsel merkezler açacak, toplantılar, kurslar düzenleyecek, kadrolar, diplomalar dağıtacak.

BÜYÜDÜKÇE BÜYÜYEN DİYANET

Yedi bakanlığın bütçesinden daha büyük bütçesi, sözleşmelilerle birlikte yaklaşık 150 bin personeliyle DİB, kurulacak bu akademiyle daha da büyüyecek.

Başkanlık içinde zaten var olan Eğitim Hizmetleri Genel Müdürlüğü, akademi için sayılan bu işleri yapıyordu. Yeterli olmamış ki şimdi akademi açılıyor. Bu, daha önce açılan Polis Akademisi’nden, Adalet Akademisi’nden farklı. Onlar kendi elamanlarını yetiştirir, hizmetiçi eğitim verirken Diyanet “AK”ademisi her yaştan insana eğitim verecek.

Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı ve nice aydın yıllar önce Milli Eğitim Bakanlığı’nın giderek Diyanet İşleri Bakanlığı’na dönüşeceğini birçok kez yazıp söylediler. Bu öngörü çoktan gerçekleşti.

  • Günümüz Milli Eğitim Bakanlığı’nda her türlü tarikat, cemaat rahatça at koşturuyor.

Şimdi Diyanet Akademisi’nin yasalaşmasından sonra durum daha da içinden çıkılmaz bir duruma geldi. Ortaklık, işbirliği kesmedi, biz de eğitim yapacağız dediler. Yapıyorlar, belli ki yapacaklar.

ÇATALLI EĞİTİM

  • Böylelikle Cumhuriyet öncesindeki iki kanallı (dinsel-bilimsel) eğitime döndük.

Osmanlı’daki medrese-okul ikilemi bugün Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı’yla sürüyor.

“Diyanet’in 2021 etkinlik raporuna göre MEB’e bağlı okulöncesi eğitim kurumlarına gitmesi gereken 4-6 yaş arasındaki çocuklardan 782,694’ü, 2015-2021 yılları arasında Diyanet’in Kuran kurslarına katıldı.”(1)

Önceden çocuklar 5. sınıftan sonra Kuran kurslarına giderken 2011’de bu sınır sıfırlandı. O zaman da partiler oy kaygısıyla sesini çıkarmadı, uyarılara karşın konuyu Anayasa Mahkemesi’ne götürmedi. Diyanet boşluğu hemen doldurdu,

  • milyonlarca çocuk küçücük yaşlarda Kuran kursuna, dinsel kurslara gitmeye başladı.

Yeni yasalaşan Diyanet Akedemisi de il ve ilçelerde Kuran kurslarının yanında “dini merkezler” de açacak. O merkezlerde bu kurslardan ayrı nasıl bir etkinlik yapılacağı tam belli değil.

ÖĞRETİM BİRLİĞİNDEN VAZGEÇİLEMEZ

  • Cumhuriyetin laik ve bilimsel eğitiminin temeli olan Öğretim Birliği (Tevhid-i Tedrisat) Yasası (sözde) bugün de geçerlidir. Anayasanın 174. maddesiyle güvence altındadır.

Bu devrim yasası bütün eğitim kurumlarının programlarının bilimsel olmasını ve MEB’e bağlanmasını öngörür.

AKP 20 yıldır yasalarda, yönetmeliklerde değişiklikler, yeni düzenlemeler yaparak Cumhuriyetin Öğretim Birliğine dayanan laik, bilimsel eğitim anlayışını adım adım dinselleştirdi. Diyanet Akademisi de bunun en büyük adımlarından biridir.

Çanakkale için yayımladığı hutbede Atatürk adını anmayan Diyanet’in kendisine bağlı akademide eğitimi kimlerle, nasıl yapacağı belli (değil)dir. Diyanet’in açacağı kurumun  “AK”ademi olacağına kuşku yok!

  • Cumhuriyeti kuranların en başta kabul ettikleri Öğretim Birliği içinde laik, karma ve bilimsel eğitimden vazgeçilemez.

1) Sefa Uyar, Okul yerine Kuran kursu, Cumhuriyet, 09.03.2022
========================================
Dostlar,

Bu yasanın Anayasa Mahkemesine iptal istemiyle taşınması gerekiyor (m.150).
Apaçık Anayasa md. 2, 24, 42, 130, 174 ve hatta Diyanet İşleri Başkanlığını düzenleyen 136. maddeye aykırı. Anayasanın anılan 150 maddesi şöyle :

  • Kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi
    İçtüzüğünün veya bunların belirli madde ve hükümlerinin şekil ve esas bakımından Anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesinde doğrudan doğruya iptal davası açabilme hakkı, Cumhurbaşkanına, Türkiye Büyük Millet Meclisinde en fazla üyeye sahip iki siyasi parti grubuna ve üye tamsayısının en az beşte biri tutarındaki üyelere aittir.

CHP’nin 135 vekili var. 22’si bu yasa önerisine (teklifine) “evet” oyu vermiş Kemal Anadol’a göre.


135 – 22 = 113 vekil yetmiyor. Ama başka partilerden ekleme ile 120 vekil imzası sağlanabilir.

Ayrıca, bu 120 vekil ile sınırlanmadan, “Türkiye Büyük Millet Meclisinde en fazla üyeye sahip iki siyasi parti grubuda yetkili olup, CHP’nin TBMM grubu da AYM’de iptal davası açabilir, açmalıdır. AYM’nin ne yönde karar vereceğini hep birlikte görmeliyiz.

AKP = RTE iktidarı giderayak dini siyasete alet etmede pervasız davranmaya başlamıştır.

Bu tabloya kayıtsız kalınamaz. Eğer gerçekten AKP’li vekiller “kendiliklerinden” (!!??) bu yasa önerisini Anayasa md. 88 uyarınca kendileri, Saray’dan bağımsız verdiler ise, Saray = RTE veto etmelidir.  (Ne çok hayalciyiz değil mi!!??) Erdoğan veto ederse (Anayasa m.89/2), TBMM’de salt çoğunluk (301 vekil) aranacaktır yeniden kabul için. Bu aşamada AKP + MHP bloku için kolay olmayabilir en az 301 oy sağlamak. Zaten Sarayın vetosu belirleyici olur ve öneri (teklif) kadükleşir..

Ne var ki, Saray’dan “icazetsiz” AKP’li vekillerin böylesi bir yasa önerisi (teklifi) sunamayacakları da 2X2=4 kadar kesin! İşte tek adam rejimi.. İşte tutsak alınan TBMM = Ulus egemenliği!

AKP’li vekilleri de bu gözü kara gidiş karşısında bir kez daha sağduyuya çağırıyoruz!!??
(düş kurmacayı sürdürüyoruz!!)

Türkiye kamuoyu, en yüksek sesle karşı çıkışını sergilemek zorundadır.

Sevgi ve saygı ile. 27 Mart 2022

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
​Sağlık Hukuku Uzmanı, ​Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (​Mülkiye​)​
www.ahmetsaltik.net        profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik      twitter : @profsaltik

Fakir Baykurt ve Talip Apaydın’a Saygı Etkinliği


MERHABA..

Yazar, Şair, Öğretmen Örgütü Önderi Fakir Baykurt ve
Şair –Yazar Talip Apaydın’a Saygı Etkinliği

Program :
Açılış Konuşması: Erdal ATICI
Konuşmacılar: Dr. Niyazi ALTUNYA, Mustafa GAZALCI, Nuri AKSAKAL
Tarih: 10 Ekim 2015 Cumartesi, Saat: 13.30
Yer: Vakıf Merkezi
Etkinlikle ilgili bilgi afişimiz ektedir.

Saygılarımızla…

KÖY ENSTİTÜLERİ VE ÇAĞDAŞ EĞİTİM VAKFI
YÖNETİM KURULU

fakir baykurt, talipapaydın-01

========================

Dostlar,

Yukarıdaki duyuruyu paylaşalım istiyoruz..
Yarın (10 Ekim) saat 12:00’de de Çankaya Belediyesi Maltepe yerleşkesinde

“1000 Çocuk Korosu” var…
Cıvıl cıvıl minikler..
Erkenden müzik sevgisi aşılama, yaşamın armonisini keşfetme olanağı sunma..
Yetenekleri erkenden bulma, sanat – kültür – bilim üçlüsü ile Türkiye’yi hem kalkındırma
hem çağdaşlaştırma kutsal çabası…

*****

Yine yarın (10 Ekim) saat 14:00’te bizim de üyesi olduğumuz Ulusal Eğitim Derneği‘nde geleneksel Cumartesi konferansları başlıyor..

Sayın Av. Mehmet Cengiz, 1 Kasım 2015 seçimlerinin hukuksal boyutlarını işleyecek..

Bu çakışmalar keşke en aza çekilebilse..

Emek veren herkes şükranla..
Bizler de katılarak destek vermeliyiz..

Sevgi ve saygı ile.
09.10.2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Cumhuriyet Eğitiminde Barış Kültürü – Konferans


Dostlar
,

Bizim de üyesi olduğumuz ULUSAL EĞİTİM DERNEĞİ‘nin geleneksel Cumartesi konferansları sürüyor..

11.10.14 gününin konusu

  • Cumhuriyet Eğitiminde Barış Kültürü

Duyuru posteri aşağıda.. Bilgi ve ilginize sunarız..

Sevgi ve saygı ile.
11.10.2014, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
www.ahmetsaltik.net

ULUSAL EĞİTİM DERNEĞİ

19 MAYIS DİRENİŞİ…


19 MAYIS DİRENİŞİ…
    

Portresi

 

 

 

 

 

Mustafa Gazalcı
mgazalci@gmail.com 
www.gazalci.net

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nın 95. yılını kutluyoruz
bu yıl.

          Doksan beş yıl önce 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Atatürk,
bir avuç yurtseverle birlikte Samsun’a çıktığında memleketin genel durum ve
görünüşü (manzarai umumiye) şöyleydi:

           Genel savaşta yenilerek koşulları ağır bir ateşkes anlaşması imzalanmış,
halk yorgun ve yoksul düşmüş, ordunun elinden silahları alınmış, bizi savaşa sürükleyen Osmanlı yöneticileri kendi başlarının kaygısına düşmüş, İtilaf Devletleri
uydurma nedenlerle yurdun dört bir yanını işgal etmeye başlamışlar… 

          Kısaca ülkeyi kara bulutlar kaplamış.

          19 Mayıs 1919’da başlayan bağımsızlık ve ulusal kurtuluş savaşı
1922’de başarıyla sonuçlanmış.

          Cumhuriyetin Parlak Yılları

          1920’de TBMM açılmış,1923 yılında Cumhuriyet duyurulmuş, aynı yıl
Lozan Barış Antlaşmasıyla bağımsız Türkiye Cumhuriyeti devleti bütün dünyaya
kabul ettirilmiş.

          Artarda yapılan devrimler, atılımlarla çağdaş, bağımsız, laik, saygın bir ülke yaratılmış.

          Atatürk ve İsmet İnönü dönemleri yeni Türkiye Cumhuriyetinin parlak ve onurlu yılları olmuş.

          Öğretim Birliği (1924), ardından yeni abece (1928) ile eğitim seferberliği yapılmış. Halkevleri ile kültür ve sanat her yaştan insana ulaştırılmaya çalışılmış.
Türk Tarih Kurumu (1931), Türk Dil Kurumu (1932) ile tarihimiz,
dilimizin incelenmesi, geliştirilmesi bilimsel bir temele oturtulmuş.

          Köy Enstitüleri (1940) gibi çağdaş eğitim kurumları uygulanmış.

          Ekonomik, toplumsal, kültürel birçok reform yapılmış.

          Ödünler ve Sapmalar Dönemi

          Sonra Cumhuriyet devrimlerinden ödünler başlamış.

          1946’da başlayan ödünler 1950 iktidar değişimiyle artmış.

          Köy enstitüleri kapatılmış. Yerine köy ve yoksul aile çocuklarına
İmam Hatip Okulları, Kuran kursları açılmış.

          Osmanlı devletinden kalan borçlar kuruşuna kadar ödenirken,
yeniden borçlanmaya gidilmiş.

          Yaklaşık 60 yıldır ülke sağ iktidarlar tarafından yönetiliyor.
Bunun son 12 yılı AKP’nin tek başına iktidarı.

          Bu sürede yollar, köprüler yapıldı, teknolojik yenilikler geldi.
Gelir dağılımı çarpık da olsa kişi başına düşen ulusal gelirimiz arttı.

          Ancak sağlıklı, adaletli bir gelişme olmadı. Dış ve iç borç yükü arttı.
“2013 yılında toplam borç yükü 995.9 milyar TL düzeyine tırmanarak
Gayri Safi Milli Hasıla’nın (GSMH) %70’ine ulaşmıştır.” (1)

           Neredeyse tüm komşularımızla ilişkilerimiz bozuldu. 2012’de getirilen 4+4+4 sistemiyle Öğretim Birliği ortadan kaldırıldı. Yargı siyasallaştırıldı. Güçler ayrımı bozudu. 17 Aralık 2013’te kimi bakan ve çocuklarının yolsuzluğa, rüşvete adı karıştı. Gazeteciler, aydınlar içeriye atıldı.

          Özetle 2014’te yine memleketin genel görünüşü kötü mü kötü.

          Yeniden Ulusal Bir Direniş

          İşte bu kötü koşullarda Haziran 2013’te İstanbul’da Gezi Parkı’nda gençlerin başlattığı direniş yeni bir umut yarattı toplumda. Bu demokratik direniş ruhu
kısa sürede bütün ülkeye yayıldı.

          Atatürkçüler, Cumhuriyetçiler, bağımsızlıktan, çağdaşlıktan yana olanlar,
gençler, kadınlar mitingler, yürüyüşler düzenledi.

          İktidar ulusal bayramları geçiştirirken halk bu günlere sahip çıktı.
Hukuk dışı baskılar karşısında Atatürkçü düşünceye daha çok sarıldı.

          Gençler, 1919’tan 95 yıl sonra Ata’sının kendisine emanet ettiği
laik Cumhuriyeti, koşullar ne olursa koruyup geliştirecektir.

1) Ali Nejat Ölçen. Türkiye Sorunları, Eylül 2013, sayı 97, AKP’den Kurtuluş Sorunu, Sayfa:14.