ANKA HABER AJANSINA HALK SAĞLIĞI HAFTASI DEMECİMİZ

PROF. DR. SALTIK’TAN HALK SAĞLIĞI HAFTASI MESAJI:

https://ankahaber.net/haber/detay/prof_dr_saltiktan_halk_sagligi_mesaji_saglik_bakanligi_izmirde_yeni_varyanti_saptayamadi_biz_halk_saglikcilar_yonlendiriyoruz%E2%80%9D_52707

  • “SAĞLIK BAKANLIĞI İZMİR’DE YENİ VARYANTI SAPTAYAMADI, BİZ HALK SAĞLIKÇILAR YÖNLENDİRİYORUZ”

HABER: CEM HAYAT – KAMERA: FATİH NAZIM EFE

Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Saltık, Halk Sağlığı Haftası’nda;

  • “Biz Halk Sağlıkçılar hastalığı değil, sorunu yönetmeye çalışıyoruz. Günlük 20-22 bin yeni tanı koyuyorsunuz, bu insanların 14 gün kadar sonra bu havuzdan çıkması gerekir. PCR pozitif hale gelen insanlar, uzun süre PCR negatifleşemiyorlar. Neden havuzda kalma süreleri uzuyor? 14 gün değil de 21 gün, 28 gün, 5 hafta, 6 hafta; bu daha önce böyle değildi.
  • Geçen hafta İzmir’de yapılan virolojik çalışmalarda neredeyse hastaların %30’unda yeni bir varyant saptandı. Bunu Sağlık Bakanlığı saptayamadı. İşte bunların yapılmasını, biz Halk Sağlıkçılar yönlendiriyoruz” dedi.

Prof. Dr. Ahmet Saltık’ın ANKA Haber Ajansı’na yaptığı açıklama şöyle:

“BİZ, TOPLUMUN COVID-19 HASTALIĞIYLA İLGİLENİYORUZ”

Covid-19 salgınında bilindiği gibi Halk Sağlığının, Epidemiyolojinin önemi çok iyi anlaşıldı. Bir enfeksiyon hastalıkları uzmanı, Covid-19 salgınında kendisine başvuran hastaya tanı koymak ve sağaltımını (tedavisini) yapmakla yükümlüdür. Biz Halk Sağlıkçılar ise tek tek kişilerin Covid-19 hastalığıyla ilgilenmiyoruz. Biz, toplumun Covid-19 hastalığıyla ilgileniyoruz. Toplumdaki Covid-19 sorununu nasıl yöneteceğiz, nasıl erken tanı koyacağız, nasıl bulaş zincirini kıracağız, hangi toplumsal ve tıbbi önlemler gerekir, hangi aşıları kullanmak gerekir, insanlar nasıl aşıya ikna edilir gibi??… O halde biz Halk Sağlıkçılar hastalığı değil, sorunu yönetmeye çalışıyoruz.

“GEÇEN HAFTA İZMİR’DE HASTALARIN %30’UNDA YENİ BİR VARYANT SAPTANDI”

Gece gündüz sürekli bir biçimde çalışarak salgın yönetimi için Epidemiyolojik stratejiler geliştirmeye çalışıyorum. Örneğin karşıma Türkiye’deki aktif hasta sayısını alıyorum. Dünkü rakamlarla birlikte ölüm sayısı 290’a ulaştı, 22 bini aşkın da yeni kayıt var. Bunlarla birlikte Türkiye’deki aktif hasta sayısı neredeyse 520 bini buldu. Öte yandan da günlük hasta sayısının grafiğini karşıma koyuyorum. Günlük hasta sayısındaki artış ile havuzdaki hasta sayısındaki artış arasında belirgin bir fark görüyorum. Aktif hasta sayısındaki artış, günlük yeni tanı alan hastaların çok üstünde. Peki bu nasıl oluyor? Günlük 20-22 bin yeni tanı koyuyorsunuz, bu insanların bir 14 gün kadar sonra bu havuzdan çıkması gerekir. Fakat havuz şişmeye devam ediyor, bu ne anlama geliyor? Ben buradan şunu çıkartıyorum: PCR pozitif hale gelen insanlar, uzun süre PCR negatifleşemiyorlar. Havuz şişiyor giderek. Bu son derece önemli epidemiyolojik bir ip ucu.

Şimdi soru şu: Neden insanların havuzda kalma süreleri uzuyor? 14 gün değil de 21 gün, 28 gün, 5 hafta, 6 hafta; bu daha önce böyle değildi. Daha önceki verilerle karşılaştırdığımda uzayan hastalıktan ne sorumlu olabilir? Bakın soru soruyu doğuruyor. Acaba hastalığın uzamasındaki etmenler neler, farklı bir varyant mı söz konusu? Buradan hareketle meslektaşlarımızla konuşuyoruz. Geçen hafta İzmir’de yapılan virolojik çalışmalarda neredeyse hastaların %30’unda yeni bir varyant saptandı. Bunu Sağlık Bakanlığı saptayamadı. İşte bunların yapılmasını, biz halk sağlıkçılar yönlendiriyoruz.

“BİZ EPİDEMİYOLOG OLARAK BAKANLIĞA
YOL GÖSTERMEYE ÇALIŞIYORUZ”

Kliniklere soruyoruz, ‘2-3 haftada tedavi ettiklerimiz, 5-6 haftaya çıktı, ölümlerde de bir artış var’ diyorlar. Peki bu insanlardaki varyant tipi ne? Ağırlıklı olarak Delta varyantı. Enfeksiyoncu klinisyen arkadaşlara ‘Başka varyantlar olsa yakalayabilir miydiniz?’ diye soruyoruz, ‘Biz onu bilemeyiz, ona mikrobiyoloji laboratuvarı, viroloji laboratuvarı karar verecek’ diyorlar. Dönüp viroloji laboratuvarındaki arkadaşlarımızla konuşuyoruz,

‘Elimizdeki PCR testleri, Sağlık Bakanlığı’nın standart testleridir. Şu şu, şu varyantları yakalayabiliyor, başka varyant varsa yakalayamayız’ diyorlar. Demek ki biz Epidemiyolog olarak yukarıdan kuş bakışı bir biçimde salgının bütün boyutlarını yakalamaya çalışarak, yani salgınların yönetimi ve keza öbür sağlık sorunlarının da matematiğe dayalı modellemelerle yönetim araçlarını kullanarak Bakanlığa yol göstermeye çalışıyoruz.

Biz Halk Sağlıkçılar her yıl 3-9 Eylül arasında Halk Sağlığı Haftası’nın kutlanmasından mutluyuz. Ancak Sağlık Bakanlığı’nın web’ini incelediğimde 2018 Halk Sağlığı Haftası ile ilgili veriler var. Üç yıl geçti aradan, 2019 ve 2020 yok. Demek ki salgın nedeniyle arkadaşlarımız çok yoğunlar, bu haftayla ilgili orada bir etkinlik göremedim.

“REFİK SAYDAM HIFZISSIHHA ENSTİTÜSÜ TEKRAR AÇILMALI, BİR HALK SAĞLIĞI FAKÜLTESİNE DÖNÜŞMELİ”

Halk sağlığı, ABD’de fakülte düzeyinde örgütlenmiştir. ABD’de 25 Halk Sağlığı Fakültesi var. Bizde ise, tıp fakültesi dekanlığının altında bir Ana Bilim Dalı durumunda. İngiltere’de 2 Halk Sağlığı Fakültesi var. Hindistan’da 11. O bakımdan ülkemizde de hızla Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü’nün tekrar açılması ve ulusal bir Halk Sağlığı Fakültesine, Enstitüye dönüşmesinin çok uygun olduğunu düşünüyorum.”
***
Bizimle bu söyleşiyi yapan ANKA Haber Ajansı emekçilerinden Sn. Cem Hayat’a teşekkür ederiz.

Demecimizin kısa video kaydı için lütfen tıklayınız :
https://abone.ankahaber.net/static/video/62d78704-f4a1-4205-a836-808a6fac49ed-720.mp4 

ANKA Haber Ajansı’nın servis ettiği demecimizi birçok yayın organı da alıntıladı. Örneğin Cumhuriyet Gazetesi
https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/prof-dr-saltik-izmirde-hastalarin-yuzde-30unda-yeni-bir-varyant-saptandi-1865815

Gerçek Gündem :

https://www.gercekgundem.com/guncel/297112/bakanlik-saptayamadi-izmirde-hastalarin-yuzde-30unda-yeni-bir-varyant-goruldu

Yönetememe krizinin aşı hali

author

Geçtiğimiz pazartesi günü, iki doz CoronaVac aşısı (Sinovac firmasının ürettiği inaktif aşı) sonrası bir doz BioNTech aşısı (Pfizer-BioNTech mRNA aşısı) olan sağlık çalışanları ve 65 yaş üstü yurttaşlarımız için dördüncü doz aşı randevuları açıldı, kısa süre sonra “yanlışlıkla açılmış” denerek kapatıldı. Randevusunu alıp aşısını olanlar oldu, diğerleri isteseler de randevu alamıyorlar. Şimdi tartışılıyor. Neden açıldı, neden kapandı? Sadece beceriksizlik mi? Bilim insanları aşı uygulamaları hakkında ortak görüş oluşturabilmek için daha çok veriye ve şeffaflığa ihtiyaç duyuyor. Sağlık Bakanlığı’nın iki farklı aşıda farklı uygulamalarla elinde birikmiş olan zengin verileri açıklaması gerekiyor. Ancak basın açıklamalarındaki bulanık ifadelerin ötesinde tatmin edici bilimsel veri gelmiyor.

Saatler içinde durdurulan dördüncü doz uygulamasından birkaç gün önce bir başka önemli açıklamanın da tereddütlere yol açtığını gördük. Sağlık Bakanı ellerindeki verilere göre en etkili aşı şemasının 3 doz CoronaVac uygulaması olduğunu söyledi. Ama bunu hangi bilimsel kıstaslara göre söyledi? Bilinmiyor ve alanın uzman kuruluşları haklı olarak soruyor. Bilim çevrelerinin sıkça önerdiği ve neredeyse iki aydır bir seçenek olarak uygulanan, iki doz CoronaVac aşısı sonrası bir doz BioNTech ile karşılaştırıldığında hangi sonuca, ne kadar daha etkili olmuştur? Özellikle şu sıralar asıl sıkıntıyı oluşturan Delta varyantının dolaştığı dönemde de aynı etkinlik görülmüş müdür? Bu soruların ardından, önceki gün bu kez Sağlık Bakanı iki yöntemin koruyuculuğunun “benzer” olduğunu ifade etti! Bir hafta önce biri üstündü, bir hafta sonra benzer oldular. Bunlar neden pek çok ülkede yapıldığı gibi bilimsel bir yayınla ortaya konamamakta, tüm dünya için değerli bilgiler esirgenmektedir?

Ne demeli, aşı tereddüdünün tartışıldığı, pek çok bilim dışı açıklamayla yurttaşlarımızın aşı olmama yönünde aklının çelindiği bir dönemde bu çelişkili uygulamalar hiç iyi olmuyor. Salgınla mücadelede en önemli unsurlardan birini, güveni sarsıyor.

BAŞKA ÜLKELERİN TALEPLERİNE GÖRE AŞI

Bu kadar da değil. Sağlık Bakanlığı bazı ülkelere girişte “sadece belirli aşı türleri” kabul edildiğinden, iki doz mRNA aşısı olmayı talep edenler için özel düzenleme yaptığını açıkladı. Sormamız gerekiyor, bu ülkelere gidenler iki doz mRNA aşısını talep edebilecek de gitmeyenler neden edemeyecek? En fazla risk altında olan sağlık çalışanı bile olsanız, ikinci doz mRNA aşısı yaptıramazsınız ama başka ülkeler istiyor diye yurt dışına çıkış için yaptırabilirsiniz, öyle mi? Böyle aşı politikası olmaz, beklediğimiz, bilimsel olanın ikna edici biçimde uygulanmasıdır.

Neyse, siz bu yönetememe hallerine bakıp sağlığınız için gerekli olan aşınızı yaptırmada tereddüt etmeyin. Güven duyabileceğimiz bilim insanlarımız, kurumlarımız var. Şu anda uygulanmakta olan tüm aşıların yararını gördüğümüzü, bunda yurttaşlarımızın şüphe etmemesini hep söyledik, söylemeye devam edelim. Aşıya rağmen hastalananlar oldu mu, evet oldu, ancak aşı hastaneye yatmayı ve ölümleri çok belirgin biçimde azalttı.

  • Aşılamanın başlamasıyla hekim ve sağlıkçı ölümlerinin durduğunu net şekilde görüyoruz.

Aşının yan etkisi mi, hastalanmanın ölümcül sonuçları ve bazı kişilerde bıraktığı hasarlarla karşılaştırılmaz bile. Kısa sürede aşıların gelişmesi bilimin gücüdür, değerlidir. Kıymetini bilmek ve aşı olma konusunda tereddüt etmemek gerekir.

Aşıda adaletsizlikler, milyarlarca insanın aşıya ulaşamaması mı, yaşadığımız düzenin en çirkin yüzlerinden biridir. Bununla mücadele yaşamın her alanındaki mücadelenin, sağlık hakkı mücadelesinin bir parçası olarak devam etmelidir.

HALK TV Programımız : 07 Ağustos 2021

Dostlar,

07 Ağustos 2021 Cumartesi günü saat 20:00’de HALK TV’ de olacağız..
Sn. Fatih Ertürk bizi konuk edecek. / ETTİ..

Konumuz “YANGIN ve SALGIN”

Ülkemizdeki “yaygın” orman yangıları hakkında söylediklerimizi izlemek için tıklayınız (9 dk) :
(254) Prof. Ahmet Saltık: Bu artık iklim değişikliği değil, iklim faciası – YouTube

Konuşmamızın süreğinde (devamında) Kovit-19 salgını ile ilgili youtube erişkesi (linki) bize ulaştığında burada paylaşacağız… Salgınla ilgili, konuşmamızın 2. bölümü (13,5 dk.) : https://youtu.be/77MznEvhRfI

Yukarıda da görüldüğü gibi, bizim katıldığımız 20:10 – 20:38 arası rating özellikle çok yüksek. İzleyicilerin ilgisine, HALK TV’ye ve Sn. Fatih Ertürk’e teşekkür ederiz. Halkımızı doğru ve bilimsel olarak aydınlatmayı yurtseverce sürdüreceğiz.


1 Temmuz 2021’de hemen hemen hiçbir kısıt bırakmaksızın tam gevşemeye geçen ülkemizde salgın verileri ne yazık ki kötüye gitmekte. Üstelik aşılama çabaları yoğunlaşmış iken!


1 Temmuz 2021’de 5288’e inen günlük yeni Kovit-19 tanısı 5 hafta sonra 7 Ağustos 2021’de yaklaşık 5 katına ulaşarak 25.100 olguyu / vakayı gördü.


Ölüm sayısı ise bu sürede günlük 42’den (1 Temmuz) 112’ye tırmandı (7 Ağustos).
Oysa 7 Ağustos 2021 günü aşılama verileri üstteki grafikte izlenebiliyor. 1. doz %67, ikinci doz %46. Toplam 75,86 milyon doz aşıl yapılmış. En az 90 milyon eylemli (de facto) nüfuslu ülkemizde, 0-16 yaş çıkıldığında 70+ milyon nüfus kalıyor. Bu nüfusun 2 doz aşılanması 140 milyon, 3 doz aşılanması ise 210 milyon doz aşı kullanılmış olmasını gerektiriyor. Hedefin hala 1/3’ü düzeyindeyiz. Üstelik bağışık yanıt için 14 gün önceki sayılara bakmalı. Aşı olunduğu gün değil, 10-14 gün sonra beklenebilecek bağışık yanıt yakalanabiliyor.

Kullanılagelen aşılarda özellikle Delta varyantı için belli oranlarda etkinlik yitimi sorunu yazında (literatürde) tartışma konusu. Nitekim hiç de fena sayılmayacak olan 2. dozda %46 oranına erişmek bile bizleri salgında beklediğimiz düzeyde koruyamadı. Gerçekte aşılama artarken ona koşut salgının dizginlenmesini eşzamanlı beklemek bilimsel değil; bunu hep vurguladık. Toplum bağışıklığının hızla kritik eşiğin üstüne yükseltilmesi gerek

Toplum bağışıklığı hala, görgül (ampirik) olarak ülkemizde 1/3 düzeyinde. Oysa birçok nedenle bu oranın %80’in altında olmaması gerek. Bu ise,

  • HEDEF NÜFUSUN TAMA YAKIN AŞILANMASINI ZORUNLU KILMAKTA.

Aşılamada gevşeme – yavaşlama ciddi sorun. Sağlama (ikmal) sıkıntısı riski çok korkutucu.
Bu sorunları birlikte aşmalıyız.
Kişisel ve toplumsal koruyucu önlemleri asla gevşetmemeliyiz.

1 Temmuz 2021 günü 80.662 olan aktif hasta sayısı, 7 Ağustos 2021’de 345.233’e ulaştı, 4.5 kat! Üstelik bunlar yakalanabilenler. 3. dalganın tepesinde 550 bine varmıştı toplam aktif hasta, şimdi o rakama yaklaşıyoruz.

  • Bir yandan da 28 Temmuz’dan bu yana 10 gündür ülkemizi perişan eden yangın afeti..

Salgınla savaşı, aşılama dahil geri düzleme itti ne yazık ki. Özellikle Muğla ve Antalya milyonlarca yerli / yabancı turist ağırlayan yerler olarak ek / artmış risk altında.
Bir yandan yangının yaraları çok yönlü sarılırken, bir yandan da aşılama ve öbür korona korunma yöntemlerini bireysel ve toplumsal ölçekte sürdürmek zorundayız.

CDC koronavirüs geçirenlere çağrıda bulundu: ‘Aşı olun’

Koronavirüse karşı aşılama çalışmaları sürerken virüsün mutasyon geçirerek varyantlarının ortaya çıkmasıyla birlikte olgu sayıları artmakta.

  • 2 doz aşı olmayanların, olanlara göre 2 kat daha çok bulaşı olma riski var.

Kovit-19 geçiren kişilerin ayrıca aşı olurlarsa, bağışıklık hücrelerinde önemli artış sağlanmakta ve yeni varyantlara karşı da koruma gerçekleşmektedir. ABD CDC Direktörü Dr. Rochelle Walensky, “Daha önce Covid-19 geçirdiyseniz bile, lütfen yine de aşı olun” diyor.

“Özellikle daha bulaşıcı delta varyantı tüm ülkeye yayılırken, kendinizi ve çevrenizdekileri korumanın en iyi yolu aşı yaptırmaktır.” diye uyarıyor.

ABD’de aşı olmak istemeyen kişilerin ana nedeninin koronavirüs geçirdikleri için doğal bağışıklığa sahip olduklarını düşünmesi belirlenirken; CDC uzmanları, kişilerin bağışıklıklarının varyantlara karşı etkili olmayacağını özellikle vurgulamaktalar..

ABD Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü Direktörü Dr. Anthony Fauci de konuyla ilgili geçtiğimiz günlerde, “Hiç kuşku yok, Kovit-19’dan kurtulanların aşılanması hem bağışıklığın düzeyini hem de kapsamını (spektrumunu) artırıyor” demişti. “Böylece yalnızca virüsün ilk formuna karşı değil değil, varyantlarına karşı da korunursunuz.” uyarısı yapmıştı..

  1. Lütfen oyalanmadan aşı olalım..
  2. Kişisel  – toplumsal korunma önlemlerini özenle sürdürelim.
  3. Israrla ve keyfi aşı olmayanlara kimi kısıtlar getirelim.
  4. Salgın bitmedi, unutmayalım; 4. dalga tırmanıyor :
    – Son hafta, önceki haftaya göre yeni tanı konan olgu – vaka Dünyada %7 artarken bizde %28 arttı!
    – Ölümler ise aynı bağlamda Dünyada %5, Türkiye’de %67 arttı. Bunlar alarm verici!
  5. Tam – yarım kapanma istemiyorsak sorumlu bir toplumsal dayanışma içinde olalım..

Doğu  – güneydoğuda düşük aşılanma oranı sorunu aşılamadı. Üstüne gidilmeli.
Haftalık yeni olgu hızı (yüzbinde insidens) tehlikeli biçimde yükseliyor. Okulları nasıl açarız?

Sevgi ve saygı ile. 07 Ağustos 2021, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı (Em.)
Sağlık Hukuku Uzmanı, Siyaset Bilimi – Kamu Yönetimi (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net         profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik    twitter : @profsaltik     

 

KRT Programımız : SALGINDA SİL BAŞTAN MI; NELER YAPMALI?

Dostlar,

Bu akşam, 26 Temmuz 2021 Pazartesi, KRT’de olacağız. / OLDUK..

Konu : SALGINDA SİL BAŞTAN MI; NELER YAPMALI?

Sayın Çiğdem AKDEMİR’in sorularını yanıtlamaya çalışacağız.. / YANITLADIK..

İzlemek için tıklayınız (17 dk.) : https://www.youtube.com/watch?v=KktIYrKQfyY


Eldeki veriler aşağıda.. 1 Temmuz 2021’de birden bire, kabak çiçeği gibi 4. kez açılım – saçılım kumarını oynadık. Oysa o gün 5288 yeni olgu – vaka ve 42 ölüm kaydedilmişti. 3 hafta sonranın verileri aşağıda.. Ve bu daha başlangıç.. Bayram dönüşlerinin etkisini izleyen 2 hafta içinde – sonunda gözleyeceğiz.

Emekler boşa mı gidecek? Durum ciddi..
Bu gün saat 17:08’de aşılama durumu şöyle :
Toplam Yapılan Aşı Sayısı : 67.382.722
1. Doz Uygulanan Kişi Sayısı : 39.709.346
2. Doz Uygulanan Kişi Sayısı : 23.654.371

Toplam doz 67,4 milyon. Türkiye eylemli (de facto) 90+ milyon. 16’yaş altı yaklaşık 20 milyon çocuk henüz aşılan(a)mamaktadır ancak aşılanması gereken risk kümesi, hedef nüfustur gerçekte. 70 milyon hedef kitle dense, 2 doz üzerinden 140 milyon, 3 dozdan düşünülürse 210 milyon doz aşı yapılmış olması gerekir ancak yapılabilen 67.4 milyon ile 1/3’ü bile değildir. Gerçek biyolojik / immünolojik bağışıklık henüz çok yetersizdir, kayıtlara göre bağışıklık oranı değil ancak aşılanma oranı verilebilir. Aşılanma, bağışık olma demek değildir.

Artan aşılamaya karşın olgu – vaka sayıları patlamada. Niçin böyle?
Aşı karşıtları bu durumu kullanmaya hazır.. Ancak yine haklı değiller, yine bilimsel değiller. Hatta tersine, bu olumsuz tabloda açık pay ve sorumlulukları var.
**
Salgın yönetimi bir orkestra uyum ve disiplini ister. Bir tür “Quartet” gibidir :
1. Kişisel korunma önlemleri (aşılanma dahil) : Maske, uzaklık, hijyen ve AŞILANMA
2. Toplumsal korunma önlemleri : Hareketliliği, kalabalıkları, sınır kapılarını.. düzenleme.
3. Yaygın – hızlı aşılama, seferberlik! Çekince ve reddi uygun önlem – yaptırımlarla aşma.
4. Sosyal devlet önlemlerinin sürdürülmesi..
Dilerseniz masanın 4 ayağı benzetmesi de yapılabilir.

4 önlem alanı birbirinden bağımsız değil, birbirine geçişli, birbirini tamamlayıcı..
**
Aşılama artarken neden olgu – vaka sayısı da artıyor?
1. Toplumda hastalık yükü çok fazla; belirtisiz dolaşan 1,2 milyon dolayında taşıyıcı var.
2. Hastalığı geçiren 5,5 milyon insandan ancak son 6 ayda geçirenler bir ölçüde doğal bağışık.
3. Aşılamaya geç başladık, 14 Ocak 2021 ve tedarik sıkıntısı uzadı, bulaş zinciri kırılamadı.
4. 1 Haziran 2020 ve 1 Mart 2021 açılımları denetimsizdi – hatalıydı, bedeli çok ağır oldu.
5. 1 Temmuz 2021 açılım – saçılım kumarının Epidemiyolojik temeli yok; politik-ticari-ekonomik-turistik ve popülist.. gerekçelerle erken ve sınırsız, acul bir açılım oldu, bedel sofrada.
6. Aşılamada istekli kitleye kolay erişildi; şimdi çetin cevizlere bire – bir erişmek gerekiyor.
7. Toplum bağışıklığı bir havuza benzetilirse, uygun – yeterli aşılananlar yeterli sayılabilecek bağışık direnç geliştirerek havuza ekleniyor. Hastalığı geçirerek doğal bağışık olanlar da. Ancak havuzun ciddi bir kaçakları da var : Aşıdan çekinenler, aşıyı reddedenler, kuralsız uygulananlar (süreyi uzatma gibi), aşı olup yeterli bağışık yanıt veremeyenler, aşı olan ya da hastalığı geçirenlerden 3-6 ay sonra bağışıklıkları sönümlenen – zayıflayanlar..
8. Toplum bağışıklığı olabildiğince hızla gerçekleştirilemeyince bulaş zinciri kırılamıyor. İnsandan insana geçiş sırasında kaçınılmaz biçimde mutasyonlar oluyor ve varyant tipler gelişiyor. Her yeni varyant, başedilmesi daha güç özellikler kazanıyor; örneğin aşılara direnç geliştiriyor, daha kolay bulaşıcı oluyor, bulaştığı insanda çok ve daha hızlı çoğalabiliyor.
9. Elde hala etkili bir koruyucu ya da sağaltıcı ilaç yok; sağaltım salt destekleyici.
10. Kişisel – toplumsal korunma önlemleri zayıfladı. Halka yanlış ileti verilerek gevşetildi. Oysa maske – uzaklık – hijyen kurallarına uymak hala zorunlu.
11. Türkiye sınır kapılarında yeter önlem almadı, turizmi teşvik için bilerek risk aldı. Özellikle Delta varyantı kaynayan Rusya’dan birkaç milyon turiste bilerek – isteyerek göz yumuldu.
12. İktidar hala haktan veri saklıyor, işbirliğine yanaşmıyor, orta-uzun erimli yapılaşmaya gitmiyor. AKP iktidarı ülkeyi içine sürüklediği çok ağır ve çok yönlü bunalımlarla başetme yetisini yitirdi. İçine dönük sorunlara boğuldu. AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sağlık sorunları artık kamuoyu önünde; Erdoğan giderek artan örneklerde konuşurken, otururken, ayakta.. uyukluyor; en azından olağanüstü yorgun. ucube TEK ADAM REJİMİ TIKANDI, ülkenin pek çok sorunu çözüm bekliyor, birçok temel kamusal işlev gecikmeyle yapılabiliyor.
***
Liste uzatılabilir.. Örn. Türkiye’nin komşuluk ilişkileri, transit coğrafya oluşu, yoksulluğu! Özellikle test politikası (tarama amaçlı test yapılması zorunlu!), Ulusal Özerk – Bilimsel Halk Sağlığı Kurumu yokluğu, Sultanizm!

Doğu – güneydoğudaki yetersiz aşıla(n)ma oranları sorununun üstüne enerjik biçimde gidilmeli.
Erdoğan, açık, net, çekince – red nedenlerine odaklanan sürekli çağrılar yapmalı halka.

Toplumla işbirliği yaparak, Sağlık Bakanlığı yaygın halk eğitimi – ikna çabası göstermeli.

Okulların açılması için tüm öğretmenler, okul çalışanları, 16+ yaş öğrenciler aşılanmalı.
Okul sağlığı birimleri kurulmalı, okulların fizik mekan – hijyen sorunları çözülmeli.

Salgın finansmanı için gerekirse EK BÜTÇE çıkarılmalı, sosyal destekler sürdürülmeli.
***
Hemen kimi kısıtlar başlatılmalı                          :
– Çalışma yaşamında esnekleştirme.. Kısa süre çalışma, farklı zamanlarda başlama – bitirme.
– Evden yapılabilecek işleri teşvik etme..
– Toplu taşımayı iyileştirerek kalabalıklaşmayı azaltma
– Kapalı mekanlarda kalabalıklaşmaya izin vermeme
– Sınır kapılarında sağlık güvenlik önlemlerini sıkılaştırma
– Özellikle turizm mekanlarında maske – uzaklık – hijyen – aşı – eğitim – denetleme- yaptırım zincirini çalıştırma..
– Aşılamayı 12 yaş sınırına çekme..
– Aşı sağlama (tedarik) zincirinde güvence – süreklilik sağlama..
– Güven veren – saydam – katılımcı – toplum sağlığı öncelikli ve odaklı salgın yönetimi.

26 Temmuz 2021 için yeni hastalık sıklığı (insidensi) yüzbinde 16.. epey yüksek.

  • Geçen hafta, önceki haftaya göre dünyada Kovit-19 %3 artarken, ülkemizde %43 arttı!
  • Geçen hafta, önceki haftaya göre dünyada Kovit-19 ölümleri %4 artarken, ülkemizde %32 arttı!
  • Bu veriler ürkütücüdür ve “Dünyada da artıyor” gerekçesi ileri sürülemez.

Sevgi ve saygı ile. 26 Temmuz 2021, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı (E)
Sağlık Hukuku Uzmanı, Siyaset Bilimi – Kamu Yönetimi (Mülkiye)
www.ahmetsaltik.net         profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik    twitter : @profsaltik

 

 

 

Aşısızların pandemisi

authorÇAĞHAN KIZIL

Birleşik Krallık, İsrail, Amerika Birleşik Devletleri gibi bölgelerde vaka sayıları Delta varyantı nedeniyle artsa da bu sayılar ölümlere önceki dalgalardaki oranlarda yansımıyor. Bunda aşılamanın başarısı var.

  • mRNA ve vektör aşıları hastalığa karşı etkili koruma sağlarken,
  • ağır hastalık ve ölümleri de büyük oranda düşürüyor.
Aşı karşıtlarının argümanları aksini söylese de gerçek dünya verisinin bu çarpıtma argümanların yanlış olduğunu net şekilde kanıtladı.

Aşıyı bulmakla beraber aşılamanın yavaş ilerleyeceğini de öngörüyorduk. Aşı tedarik zinciri, tüm dünyayı yeterince ve toplum bağışıklığına ulaştırabilecek kadar aşılamaktan hâlâ uzak ve bunun yanında aşıya erişimdeki eşitsizlik ise pandeminin önümüzdeki dalgalarının ölümcüllüğünün değişik ülkelerde değişik oranlarda yaşanacağını gösteriyor. Yine de son bir sene içinde aşılama ve toplumsal yayılmayı önleme metotları ile vaka artışını düşürmekte önemli bir aşama kaydedildi. Fakat bu süre içinde mutasyonlar virüslerin değişmesini beraberinde getirdi. Aşılamanın yetersiz olması ya da etkisi düşük aşıların kullanılması, virüsün kişileri tekrar enfekte edebilmesi ya da yayılıp ve bu süre içinde kendini değiştirme fırsatı yakalaması için ona imkân tanıdı.

Şu anda bildiğimiz birçok virüs varyanıtı var. Orijinal virüs genetik dizinindeki değişiklikler, SARS-Cov-2’nin farklı özellikler kazanmasına ve en önemlisi de oluşan bağışıklık tepkisinden kaçarak kendini çoğaltabilme yetisine sahip olmasını beraberinde getirdi. Birkaç ay öncesinde, Alfa varyantının yaygınlığını konuşurken, şimdi Delta varyantının yayılmasını konuşuyoruz. Alfa, orijinal virüsten %50 daha hızlı yayılırken, Delta ise Alfa’ya göre %60 civarında daha hızlı yayılıyor. Delta varyantının neden fazla yayıldığını dair çalışmalar bize şunu gösterdi:

İnsan hücresine girdiğinde Delta virüsü, orijinal virüsten 1000 kata yakın fazla parçacık üretiyor ve dolayısıyla bir kişinin bulaştırabileceği insan sayısı ve virüs yükü de çok daha fazla oluyor. Ayrıca Delta varyantı, kazanılmış bağışıklık tepkisini de aşabilecek bazı değişikliklere sahip. Bu nedenle, 4. ana dalga diyebileceğimiz vaka artışını Avrupa’da ABD’de, Türkiye’de ve dünyanın birçok ülkesinde görüyoruz. Elimizdeki en etkili aşı olan mRNA aşıları, Alfa varyantına karşı %93 koruma sağlarken Delta’ya karşı %88 koruma sağlıyor. Vektör aşıları ise %70 seviyesine kadar korumaya sahip. İnaktif aşıların daha düşük korumaya sahip olduğunu söylersek hata yapmayız. Yani, aşılanmamış 100 kişi hasta olurken, mRNA aşıları sonrasında bu sayı 12’ye, vektör aşıları sonrasında 27’ye düşüyor. Ayrıca, aşılanmamış kişiler içinde ağır hastalıklar ve ölümlerin görülmesi aşılanmış kişiler içinde çok daha düşük. Özellikle mRNA aşıları %95’ten fazla oranda ağır hastalığa ve ölüme karşı koruyor. Şu anda dünyada gördüğümüz vaka sayılarının artışının, ölümlere önceki dalgalar kadar yansımaması şansınız var. Ancak bu şans, sadece aşılama gerçekleşen insanlarda gün yüzüne çıkabilir. Bu nedenle 4. büyük dalganın, aşısızların pandemisi olarak adlandırılması da buna dayanıyor.

Pandeminin bu dalgasının önceki büyük dalgalara göre farklı bir dinamiği olması, süreçle yakından ilgisi olmayan ya da aşı karşıtlığını meslek edinmiş kişilerin belli yanlış argümanları da dillendirmesini sağlıyor. Elbette aşı kimseyi %100 hastalanmaktan korumuyor. Bu zaten en başında aşıların hastalığı semptomatik hastalığı önleme oranlarının yüzdelerle ifade edilmesinden anlaşılabilirdi. Bir hastalanmayı %90 önleyen aşı, 100 yerine 10 kişinin semptomatik hastalanmasını sağlıyor demektir. Dolayısıyla evet, aşılanan kişiler de yeniden hastalanabilir. Ancak bu hastalanmaların çok büyük bir kısmı asemptomatik geçiyor, geri kalan kısmı da hafif olarak atlatılıyor. Çok az bir oranda, aşılanan kişiler ağır hastalık kapabilir ve yaşamını kaybedebilir. Yani

  • aşılar hastalığın her aşamasında koruma sağlıyor ve ölümleri çok büyük oranda düşürüyor.
  • Aşılanmayan kişilerde ölüm oranları aşılananlara göre çok daha yüksek olacak.

Bir aşıyı değerlendirirken dikkat etmemiz gereken belli parametreler var. Öncelikle hangi aşıdan bahsettiğimiz önemli. Eğer bir aşı özellikle mRNA aşıları %88 semptomatik hastalıklara karşı korumaya ve ölümleri önlemede %95 etkiye sahipse, başka bir aşı %70 hastalığı önleme ve % 90 ölümleri azaltma gücüne sahipse iki aşının pandemi faturasını etkileme kapasitesinde elbette farklılık olacak. Türkiye için konuşmak gerekirse, inaktif virüs aşısının önceki varyantlara etkisi de düşüktü. Orijinal virüse %83 koruma sağlayan inaktif aşı, Delta varyantına karşı daha düşük koruma sağlayacak. İşte tam da bu nedenle güçlü bir aşıyla aşılanan kişilerdeki aşılanma oranı ve yaygın varyantın biçimi beraber düşünüldüğünde bir ülkenin pandemiden çıkış rotasının doğru olup olmadığı anlaşılabilir.

  • İkinci olarak aşılansak bile tedbiri elden bırakmamak gerekiyor.

Virüs yayılımı ne kadar az olursa, aşılama düşük olsa da ölümler azalacak. Bu nedenle aşı karşıtlarının “aşılanan insanlar da hasta oluyor ve ağır hastalık geçebiliyormuş, bu nedenle asla işe yaramıyor” söyleminin bir geçerliliği yok, aksine aşıların elimizden gelenin en iyisi düzeyinde pandemiyi önlemede bize yardımcı olduğunu söyleyebiliriz.

ÖLÜM ORANLARINA YANSIMIYOR

Son olarak; Birleşik Krallık, İsrail, ABD gibi bölgelerde vaka sayıları Delta varyantı nedeniyle artsa da, bu sayılar ölümlere önceki dalgalardaki oranlarda yansımıyor. Bunda aşılamanın başarısı var. Ancak halen aşılanmayan kişiler var ve bu varyantlar onları çok daha fazla etkileyecek.

  • Özetle, aşılar etkili; yeterince aşılama gerçekleştiğinde toplum bağışıklığı, Covid’in daha az ölümcül olduğu bir sürece evrileceğimizi gösteriyor.

Ancak o güne kadar hâlâ pandemideyiz ve hâlâ gerekli önlemleri almak şart.

Fütursuzca ve serbestçe virüs yayılımını tetikleyecek tüm uygulamaları bırakıp, eğitimin devam edebilmesi için okulların açılmasına katkıda bulunacak vaka düşüşünü sağlamakla ve aşılamayı artırmakla yükümlüyüz.

Pandemi başından beri söylediğimizi tekrarlayalım :

  • Riskleri gerçekçi şekilde analiz edip ona göre tedbirler almak gerekiyor;
    – vaka sayılarını saklayıp,
    – testleri düşürüp,
    – aşılamayı yüksekmiş gibi gösterip
    – insanları daha fazla rehavete kaptırmak değil.