ANKA HABER AJANSI’NA DEMECİMİZ..

HALK SAĞLIĞI UZMANI SALTIK:

“GRİP AŞISI UYGULAMADA GEÇ KALIRSAK COVİD’LE BİRLİKTE GRİP TABLOSUNU DÜŞÜNMEK BİLE İSTEMİYORUM”

CEM HAYAT
Halk sağlığı uzmanı Prof. Dr. Ahmet Saltık, yaklaşan grip mevsimi öncesinde, grip aşılamalarında geçen yıl olduğu gibi bu yıl da gecikme yaşanması durumunda büyük sorunlarla karşılaşılabileceği uyarısında bulundu. Saltık,
  • “Eğer yaygın grip aşısı uygulamada geç kalırsak Covid’le birlikte grip tablosunu düşünmek bile istemiyorum” dedi.
Ahmet Saltık, ANKA Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, geçen sene 70 TL dolayında olan grip aşısı fiyatlarının bu sene 120 liraya yükseldiğini, aşı fiyatında yaklaşık %70 oranında bir artış meydana geldiğini belirtti. Saltık, “Burada da ister istemez aracı firmaların kârları, komisyonları, rantlar, rüşvetler araya giriyor. Sağlık Bakanlığı’na, ‘Kimlerle ne anlaşma yaptın, bunları aracı şirketler eliyle mi ithal edeceksin yoksa Devlet Malzeme Ofisi eliyle mi ithal edeceksin, görebilir miyiz sözleşme metinlerini??’ desek, ‘Ticaret sırrı’ diyecekler ve açıklamayacaklar. Yani bulaşıcı hastalıklarda da AKP iktidarı affetmiyor.” dedi.

Saltık’ın açıklaması şöyle:

“ZAMANINDA SİPARİŞ BAĞLANTILARI YAPILMAZSA GEÇEN YIL OLDUĞU GİBİ SIKINTI YAŞAYABİLİRİZ”

“Yeni grip mevsimi başlamak üzere. Ekim ortalarında genellikle grip mevsimi başlıyor. Sağlık Bakanlığı, bu yıl grip aşılarının ne ölçüde sipariş verildiğini, kaç doz getirildiğini, getirileceğini henüz açıklamadı. 65 yaş üstündeki insanlara kural olarak grip aşısını öneriyoruz. Türkiye’de 65 yaş nüfus, aşağı yukarı Türkiye nüfusunun %9’u. Bu da 7,5 milyon dolayında nüfusa karşılık geliyor. Geçtiğimiz yıl 2 ya da 2,5 milyon dozu aşamadı, Sağlık Bakanlığı’nın aşı sağlaması. Bu yıl da uyarmayı sürdürüyoruz; ‘Grip mevsimi yaklaşıyor, grip ve zatürre aşılarını sağlamak gerekiyor’ diye. Sağlık Bakanlığı’ndan bu yönde bir açıklama ben henüz duymadım. Belki erken olduğunu düşünüyorlar ama zamanında sipariş bağlantıları yapılmazsa geçen yıl olduğu gibi sıkıntı yaşayabiliriz.

“TÜRKİYE’NİN 10 MİLYON DOZ GRİP AŞISINA GEREKSİNİMİ VAR”

Ayrıca bu yıl, geçen yılki bu dönemlere göre salgını çok daha ağır yaşıyoruz. Bir yıl önceki verilerden daha beter verilerimiz var. Toplum bağışıklığı yetersiz ve Covid-19 salgınını baskılayamadık, sönümlendiremedik, denetim altına bile alamadık. Bir ay kadar sonra mevsimsel grip olguları (vakaları) başlayacak. Grip, her yıl DSÖ’nün kestirimlerine göre 290 bin ile 650 bin arasında cana alıyor. Dünyadaki toplam yıllık ölümler de yaklaşık 58 milyon dolayında. Dolayısıyla her 100 (yüz) ölümden 1’i grip kaynaklı. Bu, üst sınırdan oran. 290 bini ölçü alacak olursak her 200 ölümden 1’i grip kaynaklı. Dünya genelinde böyle, Türkiye verileri de buna yakın. Covid-19, gribe göre 10 kat dolayında daha çok öldürücü gidiyor. Ancak ikisi birlikte olursa ölüm oranları daha da artacak, hastalık komplikasyonları daha da artacak. O yüzden bu yıl grip aşılarının ve zatürre aşılarının Ekimin ortasına kalmadan, Ekim başına çekilmesinde yarar var. Türkiye’nin demek ki 65 yaş üstü insanları alırsak en az 7,5 milyon doz, geçen yıl sağlananın 3 katı grip aşısına gereksinimi var. 65 yaş altı olanlardan da belli sağlık sorunları olanların grip aşısı olma gerekliliği var. Demek ki Türkiye’nin yaklaşık 10 (on) milyon doz dolayında grip aşısına gereksinimi var.

“GRİP AŞISI UYGULAMADA GEÇ KALIRSAK COVİD’LE BİRLİKTE GRİP TABLOSUNU DÜŞÜNMEK BİLE İSTEMİYORUM”

Eğer yaygın grip aşısı uygulamada geç kalırsak Covid’le birlikte grip tablosunu düşünmek bile istemiyorum. Grip olguları artacaktır, bulgular da Covid’i andırıyor. Dolayısıyla klinik muayenede ‘bu griptir, bu Covid’tir’ diye ayırma şansımız yok. Çok büyük olasılıkla bu tür olgularda teste başvuracağız. Yeni geliştirilen bir test var. Kombine, birleşik test diyelim. Bu testte hem grip virüsleri aranıyor hem de Covid-19 virüsleri aranıyor. Dolayısıyla bu çifte testi yaparak ancak ayırt edebiliriz. Bu da sağlık hizmetleri açısından ek bir yük.

“KANAL İSTANBUL’UN PARASININ 20’DE BİRİNE GRİP AŞILARI YURTTAŞLARA ÜCRETSİZ YAPILABİLİR”

Bu yılki fiyatlara göre bir grip aşısı 15 dolara geliyor. 10 milyon doz dersek, bu da 1,5 milyar dolara yakın bir rakam yapar. Gerçekte az değil. Türkiye bir talan ekonomisi altında kıvrandığından bunlara yeterli kaynaklar bulunamıyor! Grip aşılarının bu Covid salgınının ortasında devlet desteğiyle yaygın olarak yapılmasında ben de bir Halk Sağlıkçı olarak ciddi yarar görmekteyim. İstenirse bu karşılanabilir. İstanbul Kanalı için 20-25 milyar dolardan söz edilirken bu paranın belki de 20’de biri gibi bir tutarla ülkemizde grip aşıları yurttaşlara ücretsiz sağlanabilir. Dolayısıyla Bakanlığı ben de davet ederim. Grip aşılarının bu yıl, hekimlerin gereksinim gösterdiği herkese ücretsiz yapılması son derece yerinde olur.”

Saltık, grip aşısı fiyatındaki yükselişe ilişkin de şunları söyledi:

“AKP İKTİDARI BULAŞICI HASTALIKLARDA DA AFFETMİYOR”

“Türkiye, ne yazık ki aşıda kendi özyeterliğine sahip bir ülke değil. Özellikle 2011’den sonra, Dr. Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü’nün AKP iktidarınca kapatılmasından sonra, tümüyle dışarıdan almakta. Özellikle bir uluslararası tekel piyasası oluşmuş durumda. Paramız pula düşmüş durumda. Yabancı dövizler karşısında sürekli değer yitiriyor, bu nedenle böyle katlanılmaz bir pahalılık var. Bir de aracı firmaların kârları, komisyonları söz konusu. DMO (Devlet Malzeme Ofisi) eliyle dışalım yapılsa (ithal edilse) dürüstçe, saydamca her aşamada bunları görebilsek, bu denli fiyat şişirmesi (spekülasyonu) olmayacak. Geçen yıldan bu yana 70 TL’den yaklaşık 120 liraya yükseldi. Aşağı yukarı %70 zamma karşılık geliyor. Dolarda ya da Euro’da %70 düzeyinde enflasyon yaşamadık. Yaşanan enflasyonun çok üzerinde bir artış. Burada da ister istemez aracı firmaların kârları, komisyonları, rantlar, rüşvetler araya giriyor. Sağlık Bakanlığı’na, ‘Kimlerle ne anlaşma yaptın, bunları aracı şirketler eliyle mi ithale edeceksin, yoksa Devlet Malzeme Ofisi eliyle mi ithal edeceksin, görebilir miyiz sözleşme metinlerini?’ desek, ‘Ticaret sırrı’ diyecekler ve açıklamayacaklar. Yani bulaşıcı hastalıklarda da AKP iktidarı affetmiyor.” (15.09.2021)

https://ankahaber.net/haber/detay/halk_sagligi_uzmani_saltik_grip_asisi_uygulamada_gec_kalirsak_covidle_birlikte_grip_tablosunu_dusunmek_bile_istemiyorum_54162

https://mobile.twitter.com/ankahabera/status/1438107955946299392

 

 

BİZİM TV Programımız : 23 Ekim 2020

Dostlar,

HALK TV’nin başarılı sunucularından Sn. Lale O. Arslan, BİZİM TV adlı bir youtube kanalında yayın yapan bir çaba içinde. Sunumları çok izleniyor.. Sağolsun bizi de salgın başladıktan bu yana aşağı yukarı ayda 1 kez konuk ediyor.

Salgının geldiği kritik şamayı ve grip aşısı konusunu irdeledik yaklaşık 21 dakika..

Erişke aşağıda..

Bu kışa, öncekilerden farklı olarak çoook ağır / zor koşullarda giriyoruz.
Ekonomi olağanüstü ağır hastadır.
Fiilen %30’u aşan enflasyon sürmektedir.
İşsizlik hayal ötesi düzeylere ulaşmıştır.
Askıda ekmek” uygulaması yüz karasıdır.

  • Aileler topluca intihar etmekte,
  • iflas eden insanlar kendilerini yakmaktadır sokak ortasında.

ŞAHSIM” ise, aylığına 3 asgari ücret zamla 88 bin TL’ye çıkarabilmektedir.

Bir yandan yoklukta Müslümana “sabır – dayanç” vaazları ile masal anlatılır ve damardan “Din” şırıngalanırken.

İzlenmesi, paylaşılması ve gereğinin yapılması dileğiyle..

Sevgi ve saygı ile. 23 Ekim 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. Halk Sağlığı Anabilim Dalı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı,
Kamu Yönetimi Siyaset Bilimi (Mülkiye)

www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

 

TTB’den 16 maddelik uyarı!

TTB’den 16 maddelik uyarı!

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Genel Yönetim Kurulu16 maddelik bildirge yayımlandı. Bildirgede sağlık çalışanlarının ve yakınların rutin olarak koronavirüs testinden geçirilmesi istenirken, sağlıkçıların risk açısından 6 saatten çok çalıştırılmaması gerektiğinin de altı çizildi.

TTB Genel Yönetim Kurulu koronavirüs pandemisi gündemiyle toplandı. Toplantı sonucunda alınan kararlara ilişkin bildirge yayımladı.
  • “Sağlık Çalışanları Güvenli, Sağlıklı, Çalışma ve Yaşam Koşullarını Hak Ediyor”
başlıklı bildirgede, Sağlık Bakanlığı’na 16 maddelik uyarı yapıldı. Bildirgede Sağlık Bakanlığının günlük olarak koronavirüse yakalanan sağlık çalışanlarının bilgilerini paylaşması istenirken, koronavirüs hastalığının meslek hastalığı olarak kabul edilmesi gerektiğinin altı çizildi. Bildirgede, sağlık çalışanlarının ve yakınlarını rutin olarak koronavirüs testinden geçirilmesi gerektiğine vurgu yapılarak, “Sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışanların tümüne parasız olarak grip aşısı uygulanmalıdır. Ayrıca altta yatan hastalıkları nedeniyle risk grubunda olan sağlık çalışanlarına pnömokok aşısı parasız olarak uygulanmalıdır” denildi. Bildirgede sağlık çalışanlarının uzun saatler çalışmak zorunda bırakıldığı ifade edilirken, “Uzun çalışma saatleri sağlık çalışanları için fiziksel ve mental bir risktir. COVID-19 hastalarıyla ilgili birimlerde görevli sağlık çalışanlarının çalışma süresi günlük 6 saati geçmemelidir” ifadelerine yer verildi.
Bildirgede 16 madde şöyle sıralandı:
1. Sağlık Bakanlığı günlük olarak il, kurum ve meslek bilgilerinin de olduğu PCR testi pozitif ve negatif olup hastaneye, yoğun bakıma yatırılan, ilaç tedavisiyle birlikte, evinde izolasyona ayırılanlar ile COVID-19 hastalığı nedeniyle yaşamını kaybeden bütün sağlık çalışanlarının verilerini açıklamalıdır. Bu tarihten öncekileri de yine günlük olarak topluca paylaşmalıdır.
2. COVID-19 hastalığı, bütün sağlık çalışanları için meslek hastalığı olarak kabul edilmelidir. Düzenleme geriye dönük olarak da geçerli olmalıdır.
3. Sağlık çalışanlarının ücretlendirilmesinde döner sermaye ve performansa dayalı ücretlendirme kaldırılmalıdır. En düşüğü, ülkemizdeki güncel yoksulluk sınırının üzerinde olmak üzere, emekliliğe de yansıyan, mesleğimizin gereklerini sağlayarak yaşayabilecek düzeyde maaş alabilmelidir.
‘KREŞ VE BAKIM EVİ YAPILMALI’
4. Sağlık çalışanlarının okul öncesi her yaştan çocukları için haftanın 7 günü, 24 saat süreyle kesintisiz hizmet veren bakımevi, kreş ve anaokulu düzenlemesi kurum ve ilçe bazında (AS: ölçeğinde) yapılmalıdır.
5. Sağlık çalışanlarının işe geliş ve gidişlerinde ulaşım parasız olmalı, ulaşım araçlarının pandemi koşullarında, kendisini ve toplumu riske atmayacak biçimde güvenli olması sağlanmalıdır.
‘RUTİN TESTEN GEÇİRİLMELİ’
6. Sağlık çalışanlarına rutin olarak haftada bir PCR ile tarama testi uygulanmalıdır. PCR (+) olan sağlık çalışanlarının başta ailesi olmak üzere, temas ettikleri herkese rutin bir hizmet olarak test yapılmalıdır.
7. Hastaneye yatış ve ilaç tedavisi endikasyonu olmayan PCR (+) teması olan sağlık çalışanları ücretli izinli sayılmalı, kendi istemleri kapsamında, evde ya da uygun bir kamu kurum ve kuruluşunda karantinaya alınmalıdır.
8. Sağlık kurum ve kuruluşlarındaki Çalışan Sağlığı Birimlerinin eksiklerinin giderilmesi ve görev alanlarında aktif faaliyette bulunabilmelerinin önündeki engeller ivedilikle kaldırılmalıdır.
9. Sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışanların tümüne parasız olarak grip aşısı uygulanmalıdır. Ayrıca altta yatan hastalıkları nedeniyle risk grubunda olan sağlık çalışanlarına pnömokok aşısı parasız olarak uygulanmalıdır.
10. Kronik hastalığı, immün yetmezliği olanlar, gebeler ve emzirenler COVID-19 hastaları ve/veya temaslılarının bulunduğu birimlerde görevlendirilmemelidir. Görevli olanların yerleri en kısa sürede uygun biçimde değiştirilmelidir.
‘ÇALIŞMA SÜRESİ 6 SAATİ GEÇMEMELİ’
11. Uzun çalışma saatleri sağlık çalışanları için fiziksel ve mental bir risktir. Bu nedenle, COVID-19 hastalarıyla ilgili birimlerde görevli sağlık çalışanlarının çalışma süresi günlük 6 saati geçmemelidir. Personel eksikliği, söz konusu durumun gerekçesi olarak kabul edilmemelidir. Her meslekten atama bekleyen sağlıkçılar, görevlerine atanmalıdır.
MESLEKİ YETERLİLİĞİ OLMAYANLAR GÖREVLENDİRİLMEMELİ
12. Sağlık çalışanları mesleki görev, yetki, uzmanlık alanı ve deneyimlerine göre uygun istihdam edilmelidir. Filyasyon görevlendirmelerinde bu alanda mesleki yetkinliği olmayanlar görevlendirilmemelidir. Öte yandan sağlık alanında yönetici görevlendirilmelerinde liyakata önem verilmelidir.
13. Filyasyon ekibindeki sağlık çalışanlarına saat gözetilmeksizin yemek öğünleri kamusal olarak karşılanmalıdır.
14. COVID-19 hastalarıyla ilgili filyasyon ve 1. Basamak da dahil olmak üzere, tüm kurum ve kuruluşlarda çalışanlarla, bu görevde bulunan sağlık çalışanlarına etkenle ve yaptıkları işle ilgili hizmet içi eğitim verilmelidir.
15. COVID-19 hastalarına hizmet veren tüm sağlık birimlerinin fizik koşulları pandemi özelliklerine göre düzenlenmeli, sağlık çalışanlarına gerekli olan uygun nitelikteki kişisel koruyucu ekipman (AS: donanım) yeterli sayıda temin edilmelidir.
16. Evrensel kuralların yanı sıra, ülkemizde geçerli mevzuata göre, salgın koşulları da dahil olmak üzere, ilaç başlama yetki ve sorumluluğunun hekimlik mesleğinde olduğu unutulmamalı, düzenlemeler bu durum dikkate alınarak gerçekleştirilmelidir.

Sağlıklı kişiler için grip, risk grubundakiler için hem grip hem zatürre aşısı öneriliyor

İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İlker İnanç Balkan, sağlıklı kişilerin de grip aşısı yaptırmasının önerildiğini, Covid-19 pandemisi sürecinde grip aşısının daha çok rağbet görmesinin beklendiğini dile getirerek, zatürre aşısı yaptırmanın risk grubundaki kişilerin grip ve Covid-19 enfeksiyonunu daha sorunsuz atlatmasına katkıda bulunduğunu belirtti.Balkan, influenza (grip) virüsünün çok hızlı mutasyon geçiren bir virüs olduğu için her yıl yenilendiğini anlatarak, geçen yıl grip aşısı yaptıranların da bu yıl aşı olmasının önerildiğini söyledi.

EN UYGUN ZAMAN KASIM AYI

Aşı ile oluşan antikorların koruyucu etkisi zamanla azaldığı için grip aşısının, mevsimsel grip salgınından hemen önce, Türkiye için kasım ayı içinde yapılmasının en uygun zamanlama olacağına işaret eden Balkan, şu bilgileri verdi: “Grip aşısı, 6 ayını doldurmuş çocuklar dahil, salgın zamanlarında herkese ve risk grubunda olan kişilere yıllık olarak önerilmektedir. Kronik hastalıkları bulunanlar, kronik hasta ve yaşlılara bakım verenler, sağlık çalışanları, salgın açısından riskli kapalı ve kalabalık alanlarda çalışanlar için grip aşısı özellikle önerilmektedir. Grip aşısı inaktif (ölü) aşı olduğu için bağışıklığı baskılanmış kişilere, hatta ilk 3 ayını geçmiş gebelere de uygulanabilmekte, uygulanması önerilmektedir. Grip aşısının koruyuculuğu salt gribe karşıdır ve %100 değildir. Bazı yıllarda koruyuculuk %50’nin altında kalabilmektedir. Bununla birlikte Covid-19 pandemisi sürecinde, birbirine klinik olarak benzeyen iki virüsten hiç olmazsa birine karşı, hiç olmazsa belli düzeyde korunma sağlamak amacıyla bu yıl grip aşısının daha çok rağbet görmesi beklenmektedir ki bu doğru bir yaklaşımdır.”

“RİSK GRUBUNDA YER ALMAYANLARIN ZATÜRRE AŞISI YAPTIRMASINA GEREK YOK”

Balkan, zatürre aşısının (konjuge pnömokok aşısı) ise belirli risk grubunda bulunan kişilere ömür boyunca bir kez veya polisakkarit zatürre aşısının da ek olarak 5 yıl arayla iki kez uygulanmasıyla toplam üç kez uygulandığını belirtti.

Zatürre aşısının, 65 yaş ve üstü kişilere, KOAH, astım, diyabet, böbrek yetmezliği, kanser, organ nakli alıcısı, bağışıklık baskılayıcı tedavi gören, kronik HIV enfeksiyonu gibi kronik hastalıkları olan kişilere ve dalağı alınmış kişilere önerildiğini anlatan Balkan, “Bu gruplarda yer almayan kişilerin -sağlık çalışanları ve toplu bulunulan kapalı alanlarda çalışan kişiler dahil- zatürre aşısı yaptırmasına gerek yoktur. Mevcut aşı önerileri bilimsel rehberlerde bu şekilde yer almaktadır” diye konuştu.

Balkan, aşı ile önlenen zatürrenin etkeni olan pnömokok bakterisinin, hastalardan yayılarak salgın yapan grip ve Covid-19 etkeni virüslerden farklı olarak üst solunum yolunda zaten bulunduğunu, kişinin yaş ve kronik hastalıklara bağlı olarak bağışıklık yanıtının bozulması sonucunda alt solunum yoluna inerek zatürreye yol açtığını belirterek, şunları söyledi: “Gerek grip gerekse Covid-19 hastalığı seyrinde görülen ölümlerin bir kısmı, viral enfeksiyona ikincil olarak gelişen bakteriyel enfeksiyon (zatürre) nedeniyle ortaya çıktığı için zatürre aşısı yaptırmış olmak, risk grubundaki kişilerin grip ve Covid-19 enfeksiyonunu daha sorunsuz atlatmasına katkıda bulunmaktadır. Bununla birlikte bağışıklık sorununa yol açan bir kronik hastalığı veya altta yatan bir kronik akciğer hastalığı bulunmayan kişilerin pandemi sürecinde zatürre aşısı yaptırması yönünde bir öneri bulunmamaktadır.”

Grip veya zatürre geçirenlerde akciğer grafisi bulguları ve klinik bulgular Covid-19’a benzediği için bu hastaların bazen yanlışlıkla Covid-19 tanısı ve tedavisi aldığını ve yanlışlıkla Covid-19 pandemi servislerine yatırıldığını dile getiren Balkan, “Bu da hastaların doğru tedavilerinin gecikmesine, tanılarının gecikmesine, tanı karışıklığına yol açmakta. Bu nedenle Covid-19 pandemisi sürecinde risk grubundakilerin mutlaka grip ve zatürre aşılarını tamamlamaları, tanının gecikmesini, tanı karışıklığını ve pandemi servislerine yanlışlıkla yatırılmayı önlemek için de öneriliyor.” diye konuştu.

“SAĞLIKLI KİŞİLERİN DE GRİP AŞISI YAPTIRMASI ÖNERİLİYOR”

Doç. Dr. İlker İnanç Balkan, sağlıklı kişilerin bu aşıları yaptırmasında sakınca olup olmadığı konusunda, “Grip, çevreden bulaşan ve salgın yapan bir enfeksiyon olduğu için sağlıklı kişilerin de grip aşısı yaptırması önerilir. Ancak bu risk pnömokok bakterisi ile gelişen zatürre için geçerli olmadığından, risk grubunda yer alanların zatürre aşısı yaptırması yeterlidir” dedi.

Grip aşısı belirli bir takvime göre (kıştan önce) yapılırken, zatürre aşısı için bir zaman sınırlaması bulunmadığını vurgulayan Balkan, çocuklara, çocukluk aşı takvimi içinde ülke genelinde ücretsiz uygulanan zatürre aşısının, risk grubundaki erişkinler için de hastanelerin “erişkin aşı” birimlerinde ücretsiz uygulandığını hatırlattı.

Balkan, grip aşısının da belirli risk grubunda yer alan kişiler ve sağlık çalışanları ile sınırlı olarak il sağlık müdürlükleri tarafından tedarik edilip erişkin aşı birimlerinde ücretsiz yapıldığını söyledi.

AŞILAR VE İLAÇLAR

AŞILAR VE İLAÇLAR

Prof. Dr. Coşkun ÖZDEMİR
Cumhuriyet,
09.01.2020

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

Ağır ve üstelik çözümleri çok zor görünen sorunlarla baş başa bir ülkede yaşıyoruz. İşsizlik var, geçim zorlukları, borç içinde yaşayan milyonlar, rekor düzeyde kadın cinayetleri, Suriye’den sonra Irak ve şimdi de Libya. Az daha İstanbul Kanalını unutuyordum En hararetli tartışmalar onda. Neredeyse 40 yıldır süregelen terör ve her gün yürek yakan şehitler ve şehitler. Bunlar yetmezmiş gibi şimdi bir de aşılar ve ilaçlar sorunu ortaya çıktı. Sevilen bir yazar, Kara Kutu adlı çok okunan çok satan bir kitap yazdı. Beklendiği gibi çok tepki aldı. Kimileri bu eleştirilerde çok ileri gittiler. Kolaylıkla insan harcamak bizim aydınlarımız arasında bir gelenek gibidir. Siliverirler sizi. Ben kitabı henüz okumadım. Ama yazdıklarına katılarak, beğenerek okuduğum bu yazarın, kitabın SÖZCÜ’deki tanıtımına takıldım. Bunu da O’na dostça yazdım”.

Genellemek yanlış

İlaçlar (genelleyerek) hastalıkları iyileştirmez, kronikleştirir, çok sayıda yan etki yapar, ben ilacı bıraktım, spor, temiz hava, iyi beslenme ile yetineceğim..” diyor. Üstelik şeker hastası. Sevgili Soner Yalçın, kapitalizmi onun parayı, kazancı her şeyin üstünde tutmasını aldatmasını, sömürmesini savaşlara yol açmasını sonuna kadar ileri sürebilirsin. Sana katılırız. Ama ilaçları ve aşıları topyekûn kötülemek, kullanımlarını zararlı ilan etmek çok yanlış. Kapitalizme karşı yalnız ilaçlar için değil, gıdalar için satılık eşyalar için ve her şey için önlem almak zorundayız. Uzun yoldan gidip benden çok para isteyen şoför ben bu hilekârlığı fark edince bana “Ne yapalım efendim, çok kazık yiyoruz, biz de fırsat bulunca kazık atıyoruz..” diyor. Onun önlemi böyle. Eminim bakkal da, tamirci de, doktor da, profesör de, öğretmen de, satıcı da benzer önlemler alıyordur. Bunu yapamayan asgari ücretle çalışanlar, ancak Allah’a dua edebilirler. Azgelişmiş kapitalist bir ülkede yönetimde, ekonomide, eşitlikte, eğitimde bir adalet sağlayamıyorsa orada çok sayıda suç işlenecek ve rüşvetin yolsuzluğun önüne geçilemeyecektir.

İlaç firmaları ticari kuruluşlardır. Bir ilacın tedavide kullanım aşamasına gelmesi 8-10 yıl sürebilir. Bu gelişimin maliyeti milyarları bulabilir. Sık görülen hastalıkların ilaçlarına öncelik verirler, ender görülenleri ihmal edebilirler. Rekabet de var. İlaçlarının çok satılması için o ülkenin yasaları engellemedikçe her çareye başvururlar. Polifarmasiyi teşvik ederler. Kimi doktorların ve akademisyenlerin tatmin edici para karşılığında sipariş ilaç makaleleri yazdığı iyi biliniyor. Yıllar önce yeni kurulan bir ilaç firması bize hisse senedi almayı önermişti. İlaçları satıldıkça birlikte kazanacaktık. Bunların önlemini sosyal devletin Sağlık Bakanlığı, dürüst akademisyenler araştırmaları ile üniversiteler alabilir. Yaşam kurtaran ilaçları, antibiyotikleri kötülemek, reddetmek olmaz. En iyi en doğru kullanımını sağlamak yönetimin görevidir. Bizde kabul görüp onay alıp çok kullanılan bir akıl fikir ilacından bahsettiğim zaman Amerikalı nörologlar gülmüşlerdi. İngiltere’de bize göre ne denli az ilaç kullanıldığını görüp şaşmıştım. Devlet hastanesinde görev yapan bir öğrencim

  • “80 hasta bakmaya zorluyorlar. Olacak şey değil, ama itiraz etmiyorum çünkü performans ödeneği alıyorum. Yanılmayayım diye 3 yerine 30 MR istiyorum..” diyor.İsrafı ve nedenini görüyor musunuz?

Yanlışlığı anlaşıldı

Aşılara gelince, orada da büyük yanlışlık yapılıyor. Grip aşısı %10-60 yarar sağlıyor. Virüsler her yıl değiştiği için, her zaman ayni derecede etkili olmuyor. Risk kümeleri kullanmalı.

Aşılar otizme neden oluyor..” deniyor.

Bunu Habertürk’te konuşan üçlü de söyledi. Eski arkadaşım Dr. Canan Efendigil de vardı. Oysa bunu yazan Dr. A. Wakefield ve arkadaşları idi. Geniş araştırmalar yapıldı ve bunun doğru olmadığı anlaşıldı (Dr. Mustafa Çetiner- Herkese Bilim ve Teknoloji). O yazı geri çekildi. Bu tartışmalar yüzünden halka doğru olanı anlatmak zor oluyor. Bu aşı karşıtlığı nedeni ile kızamık olguları ve ölenlerde büyük artış oldu. Çare, çok güvenilir uzman kişilere danışarak doğru olanı yapmaktır. Tabii devlet ve Sağlık Bakanlığının büyük sorumluluk yüklenmesi ve öncü bir rol oynaması gerekiyor.
================================
Dostlar,

Sayın Prof. Dr. Coşkun Özdemir, 90 yaşını aşan bir bilge hekimdir..
İstanbul Tıp Fakültesi’nde öğrencisi olmuş olmak bize onur veriyor.
O’nun insancıl hekim yüreciği hala insanımızın sağlığı için çarpıyor..
40+ yıldır İstanbul / Yeşilköy’de kurup yüklendiği KASDER‘de (Kas Hastalıkları Derneği) yoksul kas hastalarının dertlerine deva olmaya çabalıyor, yetkin bir Nörolog olarak..

Aşı karşıtlığı sorununu bu sitede çoooook işledik. Daha dün sitemizde yayınlanan bir yazımızda şu dizelere yer verdik :

“..Çocuk aşılama oranları düşüyor, geçen yıl 3 bine yakın kızamık saptandı ülkede, hala aklınızı başınıza alıp bu bağlamda etkili bir girişim yapmıyorsunuz! TBMM’ye bu aşıların zorunlu olmasını öneren yasa önerisi sunalı yıllar oldu, kadük ettiniz.. Dinci takıntılarınızla aşıları, pek çok ülkenin yaptığı gibi yasal olarak zorunlu kılmaya yanaşmıyorsunuz.. Örn. TV’lerde halkı bu bağlamda eğitecek ve aşıya teşvik edecek neden tek bir kamu duyurusu (spotu) bile yok?! Siz ne yapmak istiyorsunuz? Salgın çıksın ve mazlum – yoksul çocuklar ölsün, engelli mi kalsın!”.. (http://ahmetsaltik.net/2020/01/10/istanbul-trakyayi-yutamaz/)

*****
Soner Yalçın’ı da geçtiğimiz yıl SÖZCÜ‘deki köşesinde aşı karşıtı bir yazısı nedeniyle e-ileti ile nazikçe uyarmış, konunun uzmanlık gerektirdiğini belirtmiş ve çok rahat yanlışa düşebileceğini, halkın  – çocukların sağlığına istemeden zarar verebileceğini vurgulamıştık. Telefonumuzu da yazarak dilerse bu gibi yazılarda bizden görüş alabileceğini eklemiştik. Çok kısaca “Teşekkür ederim hocam..” yanıtını almıştık.. Ama gene bildiğini okudu.. (yazışma arşivimzdedir..)

  • Bu konuda hata yapmak, aşıyla korunulabilir hastalıklar yüzünden SALGIN ÇIKMASI anlamına gelir. Bu salgında masum – yoksul çocuklar (erişkinler de!) ölür, engelli kalır.

Bedel böylesine ağırdır. O yüzden, konuyu uzmanlarına bırakmak zorunludur.

Soner Yalçın çok birikimli, zeki, üretken ve yazdıklarıyla halkımıza ışık tutan nitelikli bir yazardır. Ancak son kitabındaki ilaç ve özellikle AŞILAR konusunda yazdıkları son derece sakıncalı, halk sağlığını tehdit eden, bilimsel açıdan yanlış, temelsiz içeriklerdir.

Şimdi ne yapmalıdır Soner Yalçın???

Bir deli” kuyuya bir taş atıyor, 40 akıllı yıllarca çıkaramıyor..

Soner Yalçın Bir deliolmak / kalmak istemiyorsa;

SONER YALÇIN’a çağrı                                     :

– kamuoyuna bir açıklama yapmalı,
– açıkça özür dilemese bile,
– özellikle AŞILAR konusunda yanıldığını,
– yazdıklarını geri aldığını,
– anababaların çocuklarını mutlaka aşılatmaları gerektiğini

duyurmalı ve zaten ipe un seren ağır sorumlu AKP iktidarını da derhal göreve çağırmalıdır…

Bunu yapmayan ya da tersini yapanlar, salgın çıktığında ölecek – engelli kalacak masum ve çoğu yoksul çocukların KATİLİ olmaktan kurtulamazlar..

  • Sağlık Bakanlığı hiç yoktan, hemen, ivedilikle TV’lerde kamu uyarıları (spotları) yayınlayarak anababaları çocuklarını aşılamaya çağırmalıdır..
  • Hiç yoktan, hemen, gecikmeden, SALGIN KAPIDA!

Sevgi ve saygı ile. 11 Ocak 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Halk Sağlığı Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com