ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 28 Ekim 2020

ÇARŞAMBA İĞNELERİ – 28 Ekim 2020

Türk Vatandaşı Naci BEŞTEPE

Haftanın tüm iğneleri Milli Bayramlarımızı halkın coşkuyla kutlamasını çeşitli bahanelerle engelleyen milli ruh yoksunu vatansızlara…

SIFIRLAMA

Makarnalık durum buğday, adi buğday, kızıl buğday, mahlut, beyaz arpa, matlık arpa ve mısır ithalatında uygulanan gümrük vergisi 31 Aralık’a kadar sıfırlandı.

Çiftçi zarara giderken birileri bu süreçten yararlanacaktır..

VİZYON

RTE, “İnşallah bir sonraki safhada 2053 vizyonuyla milletimizin karşısına çıkacağız.”

2023 vizyonundan televizyon bile çıkmadı. Dövizde çakıldı. 2053’te ne ola ki?…

KATLAMA

Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) adı ile bir araya gelen akademisyenler, Eylül ayı enflasyonunu %3.61 olarak hesapladı. Bu oran, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Eylül’de açıkladığı %0.97 enflasyon oranının yaklaşık 4 katına işaret ediyor.

Vatandaş dörde katlandı. AKP iktidarı uçuyor. Dünya onları kıskanıyor!…

HARCAMA

CHP Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2018 ve 2019 yıllarında engelli olmadığı halde engelli aylığı ve engelli evde bakım ödemesi alan toplam 442,309 kişiye 6.9 milyar lira usulsüz para aktardığını bildirdi.

Usul usul değil hızla usül engellendi…

ASKI

Kayseri esnafı kendilerini ziyarete eden Akşener’e, “Askıda ekmek” yerine “Sarayda bisküvi dense daha iyi olurdu” dedi.

Püskevit arası lokum olurdu…

GERİLEME

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İbn Haldun Üniversitesi açılışında, eğitim ve kültürde “arzu ettikleri ilerlemeyi” sağlayamadıklarını söyledi.

Gerilemede iyi gidiyor…

AKİT

Yeni Akit, Sözcü’nün değerli yazarı Bekir Coşkun’un ardından “Bekir’e pamuğu tıkadılar” başlığıyla ahlaksız ve insanlıktan uzak yazı yayımladı.

Bu tür yayın yapanlar Müslüman / dindar olamaz çünkü kutsal saydığı din adamının yaptığı kutsal işi aşağılıyor,

Ama önce insan olamaz;

Ölen kim olursa olsun ardından kin kusulmaz…

ZITLIK

Bekir Coşkun’un ölümünde RTE/AKP/İktidar kanadından baş sağlığı dilenmedi.

Sebep belli, O dürüsttü, çizgisi kesişmezdi…

İŞLET

Yap-İşlet-Devret giderleri açıklanmayacak, halktan gizli olacak.

Yap/ye İşlet/ye-Devret/ye-Yedir/ye…

KAYIP

Bilkent Şehir Hastanesi’nde üç milyon dolarlık Da Vinci Robotu kaybolmuş.

Yemişlerdir…

DÜZEY

Sağlık Bakanı İstanbul’da bürokratlarla yaptığı salgın toplantısına BŞB Başkanı İmamoğlu’nu çağırmadı. Bursa’daki toplantıya AKP’li BŞB Başkanını çağırdı.

Üst düzeysizlik…

HATA

TBMM’ne sunulan bütçe teklifinde bir milyar liralık hata yapılmış.

Bir kuruşun hesabını soruşturan İsmet İnönü’nün kulakları çınlasın.

O’nu eleştirenler birazcık ders alsın…

VARLIK

Madenlerimizin Vakıf Fonu’na devredilmesine hazırlık yapılıyormuş.

Varlık olmaktan çıkıyor demektir…

BOYKOT

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a tepki göstererek, “Fransa’nın akli noktada kontrole muhtaç olan liderinin teşvikiyle bu saldırılar yapılmaya başlandı. Buradan milletime sesleniyorum, Fransız mallarını asla satın almayın.”

Macron hastaysa bizim mi Fransa’nın mı sorunu?

Devletin başı vatandaş gibi Fransız mallarına boykot çağrısı mı yapar, gümrükten girişi mi yasaklar?..

ROTA

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak doların 8 TL’yi aşmasının ardından Twitter hesabında, “Son gelen veriler ekonomimizin büyüme patikasına girmesini destekleyecek şekilde rotasında ilerlediğini gösteriyor” dedi.

Yola giremiyor, patikada debeleniyor…

BİSMİLLAH

Demirören’e satılan Milli Piyango çekilişini “Haydi bismillah” diyerek Seda Sayan yapmış.

Haramın çekişi helal olmuş…

KEYİF

Malatya’da “Evimize ekmek götüremiyoruz” diyen esnafa “Keyif çayı bu, bu çayı iç” diyerek çay attı.

Alemin keyfi yerinde yine maşallah…

ONUR

Kılıçdaroğlu, ”Koltuk için onurunu satan vali olmaz” dedi.

Şimdi onlardan çok var…

U/YUTUCU

“Bir ilimizdeki bir sokaktan hayretler içinde geçtim. Dışarıda 4 genç kızımız bira içiyorlardı” diyen Sabah yazarı ilahiyatçı Nihat Hatipoğlu’nun sahibi olduğu otelde içki satışı yapıldığı açıklandı.

Halka verir talkını, kendi yutar salkımı…

DİLSİZ ŞEYTAN…

DİLSİZ ŞEYTAN…

BEKİR COŞKUN
SÖZCÜ
, 4.12.19

Kahreden yaşam zorluğu karşısında canına kıyan pazar yerlerinde bağırıp-çağıran insanlar çoğalınca Diyanet hutbe yayınladı:

Bu bir imtihandır isyan etmeyin…”

Hatırlarsınız; Diyanet internet sitesinden Atatürk’ün resmini çıkartmış gençler hackleyerek yeniden koymuşlardı…

İlahiyatçı alim profesör hutbenin yerinde Atatürk‘ü görünce diğer ilahiyatçı alime koştu “Yarabbim hutbemizi sabit eyle” dedi ki bir Atatürk resmi daha geldi bu sefer atın üzerinde…

Siliyoruz siliyoruz gitmiyor” diye hep birlikte başkana koştular hutbe gözükmüyordu şeytan mı cin mi derken…

Başkan sordu:

Entır yaptınız mı?. . 

Yaptık aç kapa insört eyledik control bas home hutbe inmiyor…”

Pg down şeklinde bir tık etseydiniz…”

Tık ettik geldi…”

Evliyalar rahmetlerini bu vesile ile gönderdiler mi?. . 

Hayır, Mustafa Kemal geldi yine atlı bu sefer…”

Diyanet’in yüksek mertebedeki alimleri “Control F5′imizi kadim eyle hutbemizi Home Page eyle yarabbi” diyerek meseleye eğildiler:

O bir değnek ül vazife var…”

Görev çubuğu…”

Onu üç vakte kadar ittirip sonra My dokuments’e scrooll down yapıp bize rahmetini göster…”

Bir de Log of var…”

Of deme of deme… İsyan etme hacı…”

Başkan iman birliği ile bu işi çözmek gerektiğini söyledi…

Yarabbim hesabımızı helak edenlerin hard disklerini harap eyle bizim my dokuments’imizi link eyle” diye ekledi…

Kontrol ül sehpa” (denetim masası) üzerinde oynayıp tık’ladılar…

Atatürk çıktı…

Bak hoca:

  • Bu Cumhuriyet;
  • Saltanatın ihanetine karşı acı içinde tükenmekte bir milletin ve Mustafa Kemal ile arkadaşlarının öncülüğünde isyanı sonucu kurulmuştur

İslam; zıvanadan çıkanlara putperestlere karşı isyan edenlerin yüce dinidir…

İsyan etmeyin” hutbesi Hazreti Muhammed’in şu sözünden daha mı öncedir:

Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır…”

https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/bekir-coskun/dilsiz-seytan-5488010/

HER ŞEY CEHALETTEN   

HER ŞEY CEHALETTEN   

Konuk yazar :
Prof. Dr. Coşkun Özdemir

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

Sayın okur kızma bana, bu sözcüğü kullanmaktan çekiniyoruz.Ama Doğan Kuban, Yılmaz Özdil, Özdemir İnce, Bekir Coşkun cehaletimizin  çok çarpıcı  örneklerini  veriyorlar. Ben de onlardan ilham alıp annelerin 700’üncü kez toplanacakları bu günde rahip sorunu ve ekonomik kriz sürerken bu yazıya oturdum.

Toplum bunalımdan bunalıma sürükleniyor. Televizyonda ardı ardına felaket haberleri trafik kazalarında ölü sayısının 107’ye vardığını bildiriyor. Erzincan’da iki araba çarpışmış 3’ü çocuk 7 ölü. Trafik kurallarına uymayı bilmiyoruz. Akşam saatleri yürüyüşe çıkıyorum. Yaya geçitlerinde bir tek araba yol vermiyor. Bir yabancı, “siz bunları birkaç kişiyi birden haklamak için yapmışsınız” diyor. Metroda engelli ve yaşlılar için yapılan asansörleri kullanmayı da bilmiyoruz. Her gün kadın cinayetleri okuyoruz. Her gün çocuklarını öldüren, intihar eden, balkondan atlayan… Kaybolan yüzlerce çocuk. Bazılarının cesedi bulunuyor.

Anasını babasını öldürenler, ayrıldığı karısına 28 bıçaklı ölümü reva gören erkek oğlu erkekler.. Denizde boğulanlar, rekor düzeyde işçi kaza ve ölümleri. En çok sigara içiyor, en çok cep telefonu kullanıyor, en çok televizyon seyrediyor, en çok kadın öldürüyoruz.

Yolsuzlukta en önlerde olduğumuza kuşku yok. Şu üniversite sınavları sonuçlarına bakın; onbinlerce çocuk sıfır çekiyor. Kadına saygı, kadına eşitlik tanımak bilmediğimiz şeylerden. Türk erkeği kadından itaat bekliyor. Çünkü erkeğe itaat, kadının ibadetidir. Buna inanıyor. Hoşgörü, anlayış, esneklik, sabırla çözüm aramak bilmediğimiz şeylerden. Karı-koca tartışmalarının cinayetle sonuçlanması bundan. Kadın yalnız sokağa çıkmasın, sesli gülmesin, hele kahkaha maazallah, nişanlılar el ele tutuşmasın (Diyanet’ten!).

Doğu ve Güneydoğuda töre cinayetleri süregeliyor. Bilenler Anadolu’da ensestin oldukça yaygın olduğunu yazıyor. Müziğin her türlüsü günahtır. Örtünmeyen kadın fuhuşu davet eder (ilahiyat profesörleri!)..

  • Hele şu Fetoculuğa kapılan yargıç ve generallere diyecek bir şey bulamıyorum.
    Havsalam almıyor. Çetin Altan havsalayı genişletin derdi. Hangi ortamda yetişti bunlar?

Göz zinasından ötürü kadın meslekdaşlarının yüzüne bakamazlarmış. Görüyor musunuz en yaşamsal kararlara imza atan yüksek yargıçlarımızı.?

Kadına saygıyı, eşitliği Atatürkle öğrendik.

Daha doğrusu öğrenmeye çalıştık. Ama Atatürk 100 yıl yaşayamadı. O mucizeyi çabuk yitirdik. O’nun ardından yobazlar, dini – islamı saptıranlar yönetimde hatırı sayılır bir yer kazandılar (Yaşar Nuri de çabuk gitti!) Neo-emperyalizm bundan büyük yarar sağladı.

  • Aydınlanmacı bir eğitimin önünü kestiler.
  • Köy enstitülerini, halkevlerini kapattılar.

    Ey Türkiyeyi yönetenler!   

    Ey Erdoğan, ey Bahçeli, ey Kılıçdaroğlu, ey Akşener..
    Ey Türkiye’nin  güçlü ayrıcalıklı insanları, işçi örgütleri, eğitimciler, psikolog   ve sosyologlar, yurdunu ve halkını sevenler, birçok olumsuzluğun nedeni olan temeldeki yozlaşmayı, bozukluğu, cehaleti yadsımadan halkımızın eğitim, aydınlanma, bilinçlenme yoksunluğunu hep birlikte göz ardı etmeden, illüzyona başvurmadan, bir çare bir çözüm aramalıyız.

    Kadın gayri  meşru çocuğunu boğuyor, intihar etmek istiyor yapamıyor. Bu ve benzeri sayısız dramları görüyor musunuz? Yazıktır insanlarımıza. İyi düşünelim, hapislerle, idamlarla hiçbir şey düzelmez. Bu iyice hasta, sağlıksız toplumun kurbanları bunlar. Yüzbinlerce, milyonlarca. Hamasetle, övünmelerle gerçeği değiştiremeyiz. Çok ama çok acı sayısız dram yaşanıyor bu ülkede.

    Demokrasiyi de bu koşullarda beceremiyoruz.

  • Hayır ayni gemide değiliz!

    Ülkede 505 hapishanemiz var. 3 bin çocuk (intihar edenler var!) ve 150 bebek hapiste. Bölünmüş, kutuplaşmış bir toplumuz.

    Gerçekleri görüp hep birlikte rasyonel çareler aramalıyız. Tez elden gecikmeden.
    =================================
    Dostlar,

    Sn. Prof. Dr. Coşkun Özdemir‘i sitemiz okurları tanıyorlar sanıyoruz.
    Bizim İstanbul Tıp Fakültesinden hocamız.
    Sonra yurtsever eylemlerde (örn. Silivri ziyaretlerinde, Uğur Mumcu anmalarında) dava arkadaşımız..

    Geçtiğimiz günlerde cep telefonuna bir what’s up iletisi yolladık. Sağlık Hukuku alanında tamamladığımız Yüksek Lisans (Master) tezimizin power point yansılarının web sitemizden indirilebilmesi için erişke (link) idi. Hocamız cepten aradı, görüşemedik, SMS yolladı, ”adını görüyorum ama bir şey açamıyorum!’‘ diye. Az önce kendisini aradık ve bilgi sunduk. Çok sevindi ve öğrenmenin yaşı mı olurmuş.. dedi. Bilgisayarında web sitemize girecek ve o erişkeyi tıklayacak.. Olmazsa dosyayı doğrudan yollarız e-ileti adresine..

Prof. Coşkun Özdemir hocamız hala, ülkemizin dertleriyle dertleniyor. Yukarıdaki yazısı da kanıtı.. Bize, 89 yaşında olduğunu, gelecek yıl 22 Mayıs’ta 90. yaşını kutlayacağını söyledi. Biz de O’na dalya (100 yıl) diledik. ”Gelirsin, değil mi?” dedi. Seve seve.. dedik. ”Not et” dedi, ettik.

Prof. Dr. Coşkun Özdemir, yetkin bir Nöroloji uzmanı olarak, hala, KASDER’de (Kas Hastalıkları Derneği) çok zor durumdaki Kas hastalarına şifa vermeyi sürdürüyor gönüllü derneğinde.. Her yıl kira sözleşmesi bittiğinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi ”çık” diyor. Oysa orada karşılıksız bir halk sağlığı hizmeti veriliyor. Belediye yasaları bu tür hizmetlerin verilmesini ve verenlerin desteklenmesini uygun buluyor. Öte yandan, dinci – yandaş vakıf ve derneklere, Erdoğan’ın oğlu Bilal‘in girişimlerine bina bağışlandığını bile okuyoruz basından..

  • Bu ne acımasız, ilkesiz, vicdansız, hukuksuz, etiksiz ve din dışı ayrımcılık ve kin – nefrettir!

Dindar geçinen bir iktidara yakışıyor mu? Neden o binayı simgesel bir kira ile diyelim yılda 1 TL ile kamu yararına hizmet sunan bu Derneğe vermezsiniz? Boya – bakımını yapmazsınız?

Coşkun Özdemir hocamız, Cumhuriyet’in ürünü bir Aydınlanmacı hekimdir.
Bu ülke, Prof. Coşkun Özdemir gibilerin ölçüsüz özverisiyle sırtında ayakta durabilmektedir.
Bu kritik gerçekliği, başta AKP iktidarı olmak üzere herkesin, üstelik gecikmeden kavramasında büyük yarar vardır.

Sevgi ve saygı ile. 27 Ağustos 2018, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

 

 

Neyimizi vermeyiz vatan için!..

Neyimizi vermeyiz vatan için!..

Bekir COŞKUN
SÖZCÜ, 21 Mayıs 2017

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

O gün banktan kalkıp giden adam orada SÖZCÜyü unutmuştu…
Üniversiteli kız, bankın üzerindeki gazeteyi alarak “Beyefendi gazetenizi unuttunuz” diyerek peşinden koştu… Adam eski giysili, ama kravatlı, belli ki entelektüel birisiydi, bir kıza, bir elindeki SÖZCÜ‘ye baktı, yan cebini gösterdi, cebinde bir SÖZCÜ vardı…
“Unuttunuz sandım, sizin değilmiş?” dedi üniversiteli kız… “Benimdi” dedi adam:
“Benim… Her sabah iki tane alıyorum, birisini bankların üzerine bırakıp kalkıyorum… Okumayı seven birisi alır okur diye…” Genç kız etkilenmiş ne yapacağını şaşırmıştı…
Adam “Sen oku o zaman” dedi gitti… Kız dönüp banka oturdu, okumaya başladı…
***
O üniversiteli kız bunu Kültür Merkezi’ndeki panelde sahneye çıkıp anlattığında “O günden sonra SÖZCÜ okumaya başladım, birisinin mutlaka söylemesi gerekeni o söylüyordu… Benim çok param yok, yine de her gün iki tane alıp birisini banklarda unutuyorum” dedi… Gözleri nemlenmişti…
***
İşte yapılan operasyonun sebebi budur… Hem de 19 Mayıs günü…
Yani Mustafa Kemal‘in “Sana özgürlük yakışır” diyerek Samsun’a çıktığı gün
***
Ne yaparsan yap… Bize özgürlük yakışır… Susmayacağız…
O yıkım sürdükçe, o hukuksuzluk devam ettikçe, o şehitlerin kemiği sızladıkça, o infazcı orada oldukça, o annesi-babası alınmış çocuklar ağladıkça… Bu karanlık sürdükçe susmayacağız…
***
Bir canımız var… Neyimizi vermeyiz vatan için…
===================================
Teşekkürler değerli Bekir Coşkun..
Biz de sizin gibi düşünüyoruz..
Özverinizi paylaşıyoruz..
AKP’ye;

  • “SÖZCÜ” den elinizi çekiniz.. Öncelikle AKP içideki FETÖ’cüleri temizleyiniz.” diyoruz..Nagehan Alçı‘nın bile şunları yazdı Milliyet’te :

Nagehan Alçı: Fetullah Gülen’in ekmeğine yağ sürmekten başka hiçbir işe yaramayacak
Milliyet gazetesi yazarı ve AKP’ye yakınlığı ile tanıdığımız Nagehan Alçı bugünkü (AS: 21.5.17) köşesinde Sözcü’ye yapılan operasyonun sadece Fetullah Gülen’in ekmeğine yağ sürmekten başka hiçbir işe yaramayacağını savundu. Operasyonun 15 Temmuz vahşetini yapan FETÖ gerçeğinin üstünü örtmek için yapıldığını belirten Alçı,

  • “FETÖ diye bir örgüt yoktur. Bu uydurma gerekçeyle her muhalif tutuklanacak” propagandası yapıldığını yazdı. (http://m.milliyet.com.tr/yazarlar/nagehan-alci/bicagin-iki-yuzuyle-adalet-meselesi-2454158/)

Hürriyet‘ten Ahmet Hakan, “Sözcü var ya Sözcü… Acayip FETÖ’cüydü!” başlığıyla yazdı (21.5.17).

Ahmet Hakan: Sözcü var ya Sözcü... Acayip FETÖ’cüydü!

Sevgi ve saygı ile. 22 Mayıs 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Tek kelime (HAYIR) yetecek

Tek kelime (Hayır) yetecek…

Bekir COŞKUN
SÖZCÜ, 24.02.2017

Her vesile ile söyleyin: “Hayır’lı sabahlar…”
Öğlen olsun isterse…
Yolda, kapıda, asansörde, durakta, çarşıda, markette, giderken, gelirken… Kimi görürseniz, tanı, tanıma fark etmez…
Otururken, evde, misafirlikte, durup durup de…
*
Ampul devrinin ilk sloganıydı bu “hayırlı” sözcükler: Hayırlı günler, hayırlı cumalar, hayırlı mesailer, hayırlı işler, hayırlı kazançlar, hayırlı sabahlar, hayırlı giymeler, hayırlı gezmeler, hayırlı akşamlar
Şifre… Daha ilk anda “Hayırlı işler” dedin mi, yüzü gülerdi badem emminin…
Anında parolayı söylerdi: “Aleykümselam…”
*
Bir anda “hayır”dan nefret ettiler… Duvarlardaki “hayır”lı sözcükleri siliyorlar…
Selamlaşmaktan “hayır”lı kelimesini çıkardılar… Yazışmalarda “hayır” çizildi…
Parti merkezlerinde “hayır” kelimesi yasaklandı…
*
Git kafanı uzatıp sırıtarak “Hayırlı günler…” de istersen…
“Zıkkımın kökü gavat” dediğini yüzünden okursun…
Biz söyleyeceğiz ama… Nerede olursa olsun, her an, her yerde, her zaman…
Tanı tanıma… Gülücükle… Sempatik…
Hatta sırıtarak “Hayır’lı sabahlaaaarrr” de…
İsterse öğlen olsun… Akşam olmuşsa, çık balkona bağır:
“Hayır’lı gecelerrr…”
*
Hayır; direnmektir…
Hayır; razı olmamaktır…
Hayır; tepkidir…
Hayır; itirazdır…
Hayır; boyun eğmemektir…
Hayır; yürekliliktir…
Hayır; güçtür…
*
15 senedir konuştu… Binlerce saat çıkıp söyledi… On binlerce tv yayını yapıldı… Kim bilir kaç yüz bin sayfa söz yetiştirdi… Biz tek kelime söyleyeceğiz:
“Hayır…” Yetecek…
====================================
Yüreğinize ve kaleminize sağlık değerli Bekir Coşkun beyefendi..
“HAYIR” lı yazılar..
“HAYIR” lı makaleler..
“HAYIR” lı isyanlar..
“HAYIR” lı sandıklar..
“HAYIR” lı halkoylaması..
“HAYIR” lı 16 Nisan
“HAYIR” lı 17 Nisan sabahları Türkiye…

Sevgi ve saygı ile. 24 Şubat 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com