Neyimizi vermeyiz vatan için!..

Neyimizi vermeyiz vatan için!..

Bekir COŞKUN
SÖZCÜ, 21 Mayıs 2017

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

O gün banktan kalkıp giden adam orada SÖZCÜyü unutmuştu…
Üniversiteli kız, bankın üzerindeki gazeteyi alarak “Beyefendi gazetenizi unuttunuz” diyerek peşinden koştu… Adam eski giysili, ama kravatlı, belli ki entelektüel birisiydi, bir kıza, bir elindeki SÖZCÜ‘ye baktı, yan cebini gösterdi, cebinde bir SÖZCÜ vardı…
“Unuttunuz sandım, sizin değilmiş?” dedi üniversiteli kız… “Benimdi” dedi adam:
“Benim… Her sabah iki tane alıyorum, birisini bankların üzerine bırakıp kalkıyorum… Okumayı seven birisi alır okur diye…” Genç kız etkilenmiş ne yapacağını şaşırmıştı…
Adam “Sen oku o zaman” dedi gitti… Kız dönüp banka oturdu, okumaya başladı…
***
O üniversiteli kız bunu Kültür Merkezi’ndeki panelde sahneye çıkıp anlattığında “O günden sonra SÖZCÜ okumaya başladım, birisinin mutlaka söylemesi gerekeni o söylüyordu… Benim çok param yok, yine de her gün iki tane alıp birisini banklarda unutuyorum” dedi… Gözleri nemlenmişti…
***
İşte yapılan operasyonun sebebi budur… Hem de 19 Mayıs günü…
Yani Mustafa Kemal‘in “Sana özgürlük yakışır” diyerek Samsun’a çıktığı gün
***
Ne yaparsan yap… Bize özgürlük yakışır… Susmayacağız…
O yıkım sürdükçe, o hukuksuzluk devam ettikçe, o şehitlerin kemiği sızladıkça, o infazcı orada oldukça, o annesi-babası alınmış çocuklar ağladıkça… Bu karanlık sürdükçe susmayacağız…
***
Bir canımız var… Neyimizi vermeyiz vatan için…
===================================
Teşekkürler değerli Bekir Coşkun..
Biz de sizin gibi düşünüyoruz..
Özverinizi paylaşıyoruz..
AKP’ye;

  • “SÖZCÜ” den elinizi çekiniz.. Öncelikle AKP içideki FETÖ’cüleri temizleyiniz.” diyoruz..Nagehan Alçı‘nın bile şunları yazdı Milliyet’te :

Nagehan Alçı: Fetullah Gülen’in ekmeğine yağ sürmekten başka hiçbir işe yaramayacak
Milliyet gazetesi yazarı ve AKP’ye yakınlığı ile tanıdığımız Nagehan Alçı bugünkü (AS: 21.5.17) köşesinde Sözcü’ye yapılan operasyonun sadece Fetullah Gülen’in ekmeğine yağ sürmekten başka hiçbir işe yaramayacağını savundu. Operasyonun 15 Temmuz vahşetini yapan FETÖ gerçeğinin üstünü örtmek için yapıldığını belirten Alçı,

  • “FETÖ diye bir örgüt yoktur. Bu uydurma gerekçeyle her muhalif tutuklanacak” propagandası yapıldığını yazdı. (http://m.milliyet.com.tr/yazarlar/nagehan-alci/bicagin-iki-yuzuyle-adalet-meselesi-2454158/)

Hürriyet‘ten Ahmet Hakan, “Sözcü var ya Sözcü… Acayip FETÖ’cüydü!” başlığıyla yazdı (21.5.17).

Ahmet Hakan: Sözcü var ya Sözcü... Acayip FETÖ’cüydü!

Sevgi ve saygı ile. 22 Mayıs 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Tek kelime (HAYIR) yetecek

Tek kelime (Hayır) yetecek…

Bekir COŞKUN
SÖZCÜ, 24.02.2017

Her vesile ile söyleyin: “Hayır’lı sabahlar…”
Öğlen olsun isterse…
Yolda, kapıda, asansörde, durakta, çarşıda, markette, giderken, gelirken… Kimi görürseniz, tanı, tanıma fark etmez…
Otururken, evde, misafirlikte, durup durup de…
*
Ampul devrinin ilk sloganıydı bu “hayırlı” sözcükler: Hayırlı günler, hayırlı cumalar, hayırlı mesailer, hayırlı işler, hayırlı kazançlar, hayırlı sabahlar, hayırlı giymeler, hayırlı gezmeler, hayırlı akşamlar
Şifre… Daha ilk anda “Hayırlı işler” dedin mi, yüzü gülerdi badem emminin…
Anında parolayı söylerdi: “Aleykümselam…”
*
Bir anda “hayır”dan nefret ettiler… Duvarlardaki “hayır”lı sözcükleri siliyorlar…
Selamlaşmaktan “hayır”lı kelimesini çıkardılar… Yazışmalarda “hayır” çizildi…
Parti merkezlerinde “hayır” kelimesi yasaklandı…
*
Git kafanı uzatıp sırıtarak “Hayırlı günler…” de istersen…
“Zıkkımın kökü gavat” dediğini yüzünden okursun…
Biz söyleyeceğiz ama… Nerede olursa olsun, her an, her yerde, her zaman…
Tanı tanıma… Gülücükle… Sempatik…
Hatta sırıtarak “Hayır’lı sabahlaaaarrr” de…
İsterse öğlen olsun… Akşam olmuşsa, çık balkona bağır:
“Hayır’lı gecelerrr…”
*
Hayır; direnmektir…
Hayır; razı olmamaktır…
Hayır; tepkidir…
Hayır; itirazdır…
Hayır; boyun eğmemektir…
Hayır; yürekliliktir…
Hayır; güçtür…
*
15 senedir konuştu… Binlerce saat çıkıp söyledi… On binlerce tv yayını yapıldı… Kim bilir kaç yüz bin sayfa söz yetiştirdi… Biz tek kelime söyleyeceğiz:
“Hayır…” Yetecek…
====================================
Yüreğinize ve kaleminize sağlık değerli Bekir Coşkun beyefendi..
“HAYIR” lı yazılar..
“HAYIR” lı makaleler..
“HAYIR” lı isyanlar..
“HAYIR” lı sandıklar..
“HAYIR” lı halkoylaması..
“HAYIR” lı 16 Nisan
“HAYIR” lı 17 Nisan sabahları Türkiye…

Sevgi ve saygı ile. 24 Şubat 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

30 Ağustos; II. Abdülhamid’e teşekkür ederiz…

30 Ağustos; 
II. Abdülhamid’e teşekkür ederiz…

portresi_gulumseyen


Bekir Coşkun
SÖZCÜ
, 30.08.2016

(AS : Bizim kısa katkımız yazının altındadır..)

30 Ağustos, II. Abdülhamid’e teşekkür ederiz…
30 Ağustos destanını, Türk Ordusu’nun geriye kalanı ile kutluyoruz…
*
Kozmik Oda adliye ambarına taşındı…
Askeri istihbarat MİT‘e verildi…
Askeri yargı adliye sarayına…
Sahil Güvenlik ile Jandarma İçişleri Bakanlığı’na gitti…
*
Kuleli otel oluyor…
Askeri liseler kapatıldı…
Harp Akademisi kapatıldı…
Astsubay okulları kapatıldı…
*
Askeri eğitim; YÖK‘e…
Askeri birliklerin arazileri; TOKİ‘ye…
Kıyılardaki tesisler; Turizm Bakanlığı‘na…
*
Birisi “Hastaneleri kaldı” dedi…
Askeri hastaneleri üniformalı paşalardan “devir-teslim töreni” için birer türbanlı hanım kardeşimizi gönderdiler, manası iyi anlaşılsın diye…
“Devir-teslim” diyorlar ama bakmayın siz, “teslim”dir o…
GATA‘nın adını “Abdülhamid” koydular…
İyi mi?..
*
Şimdi kalanları ne yapacağız, düşünelim:
Hava Kuvvetleri; Anadolu Jet’e…
Topçu Okulu; Kasımpaşa spor’a…
Deniz Kuvvetleri; gemicik filosuna…
Levazım; Toprak Mahsulleri Ofisi’ne…
Haberleşme; Turkcell’e…
İstihkam; DSİ’ye…
Özel Harekat; Kurtlar Vadisi’ne…
*
Bugün 30 Ağustos…
Cumhuriyetimizi kuran büyük zaferin kazanıldığı büyük gün…

“Kağnılarla çıktılar yola
Burası Ovacık deresi
Üç ses karışıyordu havaya
Askerin türküsü, bir gelinin ağıdı
Bir de kağnıların teker sesleri…” 

30 Ağustos, bu ülkenin varoluşunun zaferidir…
II. Abdülhamid‘e teşekkür ederiz…
*
Zaferden geriye ne kaldıysa artık…
Kutlu olsun…
===================================

Bravo Sayın. Bekir Coşkun!

Tarihe geçecek bir yazıdır bu..

Boş bir eldiven gibi ilgililerin – sorumluların yüzüne fırlatılan..
En azından boş bir eldiven gibi..
Vebali ve utancı öyle büyük öyle büyük ki..
Kuşaklar boyunca evlatları – torunları utanca boğulacak..

Sevgi ve saygı ile.
31 Ağustos 2016, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yılmaz ÖZDİL : İZNİNİZLE…

İZNİNİZLE…

portresi_kravatli

 

Yılmaz ÖZDİL
SÖZCÜ
, 22.12.2015

 

Gak diyoruz.
Hakaret davası.
Guk diyoruz.
Suç duyurusu.
Sarı ışıkta bile geçmem…
Habire sanığım.
*
Adliyelerdeyim, gene.
Kafamın arkasında bir sürü yazı konusu uçuşuyor ama, duruşmalarda vereceğim savunmalara odaklanmam gerekiyor, ikisi birarada yürümüyor, akıl fikir paralize oluyor, üstüne baskıya yetiştirebilmek için zamanla yarış, bugünkü köşe mümkün görünmüyor, idare edin.

=============================

Evet dostlar,

22 Aralık 2015 günü Türkiye’nin acıklı / acınacak (trajik) durmunu çarpıcı biçimde özetleyen
bir Yılmaz Özdil klasiği daha..

Kısa, özlü ve vurucu…
AKP – RTE saltanatının hüzünlü Türkiye’si..
2002 Kasım’ında iktidara gelmeden önce temel vaat bilindiği gibi “3 Y” idi..
Hatta AKP’nin “ACİL EYLEM PLANINDA” yazılı idi bu 3 temel vaat..

* Yoksulluk
* Yolsuzluk
* Yasaklar…

Bunlarla boğuşacak ve altedecekti AKP!?
12 Eylül biterken seçim kampanyasında Turgut Özal da ABD’li danışmanlarının da yönlendirmesiyle halkı adeta “büyülemiş” ve Kenan Evren‘e karşın seçimi kazanarak
MDP Başkanı E. Org. Turgut Sunalp’ı alt etmişti..

Nerdeeeen, nereye savruldu AKP – RTE ve Türkiye..
Apaçık Türk halkı aldatıldı..
Milletvekili lojmanları boşaltıldı, satıldı, vekiller kendi evlerinde / kirada oturdular ama
o arazide 35-40 katlı 10’dan çok ultra-lüks gökdelen, AVM vb. yapıldı ve yandaşlar
muazzam rantlar elde etti.. Ama AKP seçim kazanmaya (?!) devam ediyor!?

Şimdilerde ise bu 3 Y’nin en koyusunu acı içinde kıvranarak yaşıyoruz..

Gerçekleri halka anlatmak isteyen gazeteciler – aydınlar – TV’ler, radyolar, sosyal medya ortamları…. hepsi ama hepsi artık neredeyse AÇIK FAŞİZM ile baskılanıyor..
32 gazeteci hapiste.. İktidarı acıtan gerçekleri belgeleri ile, fotoğrafları ile yazınca,
hemen bunlar devlet sırrı oluyor.. Yazıp – çizilenler AKP iktidarına “darbe girişimi” (!) oluyor?
Gazeteciler mi devirecek Türkiye’yi hücrelerine dek ele geçiren AKP iktidarını?
Nedir AKP’deki bu darbe paranoyası??
TSK başta 1063 kişiye kurulan Ergenekon – Balyoz vb. kumpas davalar daha yeni çökertildi.

Oysa Hukuk Devleti illegal (hukuk dışı) iş yapar mı? 
– İllegal işler yapan bir devletin o eylemi devlet sırrı olarak hukukça korunabilir mi?

İktidar mahkemede savunmasıyla kendini ele veriyor ancak,
ülkeyi – toplumu sarıp sarmalayan akıl turulmasını kıramıyoruz!

Suçlular ve Güçlüler… Uğur Mumcu silkeleye silkeleye yazalı çeyrek yüzyılı geçti..
Ne acı ki günümüde de suçlular güçlü (!), gerçekleri yazıp – çizenler hapiste..
Ancak bu firavun düzenini sürdürmek her geçen gün ve hızla olanaksızlaşıyor..
Ne denli ötelemeye ve kaçınmaya çalışsanız da yasal hesabını vereceksiniz ey gerçek suçlular…

Bu bağlamda Can Dündar ve Erdem Gül ile tutuklu öbür 30 gazeteciye selam olsun..

Bekir Coşkun‘a da..

Ulusal Kanal‘a da.. (Biz yıllardır gönüllü destekçisiyiz..)
Prof. Yalçın Küçük‘e de..
Halk TV‘ye de…
Türkiye Barolar Birliği‘ne de…
AYDINLIK GAZETESİ ve SÖZCÜ’ye de.. (Günlük okuruyuz..)
Cumhuriyet Gazetesi’ne de.. (kimi çekincelerimizi erteleyerek halen günlük okuruyuz)
……….

Bir kez daha ve gene; İNSANLIK ONURU AKP FAŞİZMİNİ DE YENECEK..

Bir kez daha Yılmaz ÖZDİL‘e de selam olsun, aşk olsun!

Sevgi ve saygı ile.
22 Aralık 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

CUMHURBAŞKANI’NA HAKARET SUÇUNUNUN ANAYASA’YA AYKIRILIĞI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ ÇALIŞTAYI

Logo_Ankara_Barosu

 

CUMHURBAŞKANI’NA HAKARET SUÇUNUNUN
ANAYASA’YA AYKIRILIĞI ve ÇÖZÜM ÖNERİLERİ ÇALIŞTAYI

Ankara Barosu tarafından düzenlenen Türk Ceza Kanunu madde 299’un (Cumhurbaşkanı’na Hakaret Suçunun) Anayasa’ya Aykırılığı ve Çözüm Önerileri Çalıştayı, 4 Aralık 2015 günü gerçekleştirildi. Çalıştayın açış konuşmasını, Ankara Barosu Başkanı Av. Hakan Canduran yaptı. Canduran, şöyle konuştu:

“Son dönemde gündemimizde sıklıkla yer alan TCK madde 299, uzun zamandan beri varlık nedeni ve uygulamaları ile hem hukuk camiasında hem de kamuoyunda ciddi tartışmalara neden olmaktadır. Söz konusu suçun, Anayasa’ya, tarafı olduğumuz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ve iç hukukumuzda bağlayıcı etkisi bulunan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına aykırılıklar taşıdığı, birçok uygulayıcı ve akademisyen tarafından yüksek sesle dile getirilmektedir. TCK madde 299 ile ilgili olarak her gün açılan soruşturma ve davalar, günlük yaşamın, medyanın ve hukuk gündeminin maalesef ayrılmaz bir parçası konumuna gelmiştir.

Türkiye’nin, özellikle yargı uygulamalarında ifade özgürlüğünden yana değil, kamusal erki kullanan güçten yana olması sebebiyle ciddi hak ihlalleri yaşadığı ve yakın gelecekte de yaşayacağı gözlemlenmektedir. Sorunun, daha vahim ve onarılamaz bir boyuta gelmeden evvel pozitif hukuk kanallarının da aktif kullanım yolunu açarak çözümlenmesi gerektiği açıktır.

Bu vesileyle geniş ve farklı kesimleri bir araya getiren bu çalıştayın, sorunun çözümüne farklı bir bakış açısı getireceğine ve elde edilen çözüm önerilerinin hem uygulayıcılara
hem akademik çevrelere hem de nihai çözümü gerçekleştirecek olan Anayasa Mahkemesi ve/veya TBMM’ye ışık tutacağına inancımız tamdır. Ankara Barosu olarak, bu suç tipi ile ilgili başlatılan çözüm arayışlarının takipçisi ve aktif bir süjesi olacağı vaadiyle çalıştayın başarılı olmasını ümit eder; hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlarım.”

Çalıştayın TCK madde 299’un Yargı Pratiği başlıklı ilk oturumunu, Ankara Barosu ve Anayasa Mahkemesi’nin önceki başkanlarından Yekta Güngör Özden yönetti. Bu oturumda YARSAV Başkanı Murat Arslan, Yargıçlar Sendikası Başkanı Mustafa Karadağ, Cumhuriyet Gazetesi Avukatı Tora Pekin ve Ankara Barosu’na kayıtlı Av. Mustafa Gökhan Tekşen, Cumhurbaşkanı’na hakaret suçunun yargı pratiğini anlattı.

Akademisyen Gözüyle TCK Madde 299 konulu 2. oturumun başkanlığını ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Önceki Dönem Yargıcı ve 25. Dönem İzmir Milletvekili Rıza Türmen üstlendi. Bu oturumda da Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ve Anayasa Hukuku Araştırmaları Derneği Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Devrim Güngör ve Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ece Göztepe Çelebi, Cumhurbaşkanı’na hakaret suçunu akademisyen gözüyle değerlendirdi.

Çalıştayın Basın Gözüyle TCK Madde 299 başlıklı 3. oturumunu da Ankara Barosu Başkanı Av. Hakan Canduran yönetti. Bu oturuma ise Sözcü Gazetesi Yazarı Bekir Coşkun,
Birgün Gazetesi’nden Barış İnce ve Gazeteci – Yazar İlhan Taşçı konuşmacı olarak katıldı.

Av. Hakan Canduran’ın yönettiği Yasama Gözüyle TCK madde 299 başlıklı son oturumunda da CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal ve HDP İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, Cumhurbaşkanı’na hakaret suçunu yasama açısından değerlendirdi.
(http://www.ankarabarosu.org.tr/Arkasayfa.aspx?S=HaberTop10Img/haber1916)

======================================

Dostlar,

12. CB Erdoğan’ın kendisine hakaret edildiği savıyla yurttaşlar hakkında açtırdığı davalar
sayıca yüzlerle ifade edilmekte..
Yeryüzünde hiçbir uygar ülkede görülmüş – duyulmuş şey değil!..

AİHM‘nin net tersine içtihatlarına, bizim Yüksek Yargımızın da arada redlerine karşın
yerel mahkemeler genellikle mahkumiyet vermekteler. Bu ceza ne yazık ki “hapis” olarak uygulanmakta. Şehit cenazelerinde yüreğine ateş düşmüş şehit yakınlarından tutunuz,
15 yaşlarında çocuklara dek Erdoğan’ın mahkum ettirdiği insanlar!..

Bay RTE bilerek bu yolu kullanmakta ve bir baskı – korku iklimiyle yapıp – ettiklerine dönük muhalefet ve eleştirileri engellemeye çalışmaktadır. Bu durum düpedüz demokrasi dışıdır, otokratiktir ve çağdaş (modern) demokrasilerde kabul edilmesi olanaklı değildir.

Erdoğan’ın izlediği politikaların doğruluğundan ve hukuka uygunluğundan kuşkusu yoksa
neden bu baskıcı – boğucu yolu seçtiği anlaşılabilir bir tutumdur ve kendini elevermektedir.
Ancak bir hukuk devletinde bu durumun sürgit devamı kabul edilemez.

Hukuk çaresizlik kurumu değildir..

Cumurbaşkanı dahil, hiç kimse de hukukun üstünde değildir.

Hukuk kurumu bu katlanılamaz soruna hızla çare üretmek zorundadır.
Erdoğan, konuşmaları ile pek çok kişi ve kurumu pervasızca aşağılamaktadır.
Kendisini eleştiren ülkemiz aydınlarına “mankurt” deme hakkını kendinde bulabilmektedir!

Davranışları, sözlerinin içeriği, beden dili, küçümseyici bakışları, mimikleri, yersiz biçimde sürekli bağırarak ve hemen her gün çok fazla konuşması yığınları rahatsız ve tedirgin etmekte, çileden çıkarmakta hatta tahrik ederek adeta “suça” (?) kışkırtmaktadır.

Bir Cumhurbaşkanının böylesine davranmaya, kendi ulusunu aşağılamaya,
halkına hakaret etmeye hem insani, hem hukuksal, hem ahlaki, hem demokratik,
hem de mensup olmakla övündüğü İslam dini değerleri bakımından.. hiçbir biçimde
olanak yoktur.

Bu saptama net bir gerçekliktir ve bu davalarda bir karine olarak sanıklar lehine
ilgili mahkemelerde mutlaka hafifletici neden olarak dikkate alınmalıdır.

Hukuk herkesi iyiniyetli olmaya çağırır ve “bir hakkın sırf gayrı ızrar eden” biçimde kullanımını korumaz.

Öyle ki; bu tür davalara bakan mahkemeler Erdoğan hakkında yurttaşını suça iten
kasıtlı ve kışkırtıcı sürgit davranışlarından dolayı suç duyurusunda bulunmalıdır.

Cumhurbaşkanının sorumsuzluğu sınırsız ve keyfi bir alan değildir.

Salt vatana ihanet suçundan yargılanabilirlik, “yalnızca görevine ilişkin eylemler” ile sınırlıdır.

Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı ve Türk Hukuk Kurumu Başkanı Sabih Kanadoğlu şu saptamayı yapmıştır :

“… TÜM YET­Kİ­LE­Rİ İS­Tİ­YO­R”..
CUMHURBAŞKANI, kuv­vet­ler ay­rı­lı­ğı­nı bir ke­na­ra bı­ra­kıp bü­tün yet­ki­le­ri ken­di­sin­de
top­la­mak is­ti­yor. Baş­kan olun­ca ‘her şe­yi is­te­di­ğim gi­bi ya­pa­rı­m’ dü­şün­ce­sin­de…
cum­hur­baş­ka­nı bir si­ya­si par­ti için oy is­ti­yor. Ta­raf­sız­lı­ğı­nı bı­rak­mış, ye­mi­ni­ni unut­muş bir cum­hur­baş­ka­nıy­la kar­şı kar­şı­ya­yız. TÜRKİYE, te­rör ör­gü­tüy­le pa­zar­lık ya­pan bir ül­ke du­ru­mu­na ge­ti­ril­di. Baş­ba­kan­lı­ğı dö­ne­min­de de, Er­do­ğa­n’­ın Yü­ce Di­va­n’­da yar­gı­lan­ma­sı ge­re­ken suç­lar iş­le­di­ği bi­li­ni­yor.

.. ‘Baş­kan­lık sis­te­mi­’ adı al­tın­da ül­ke­mi­zi din­ci bir dik­ta­ya doğ­ru sü­rük­lü­yor­la­r.’..

Tayyip Er­do­ğa­n’­ı ta­raf­sız ha­le ge­tir­me­nin yo­lu, 276 oyu bul­du­ğu­nuz­da, cum­hur­baş­ka­nı se­çil­me­den ön­ce­ki suç­la­ma­lar ne­de­niy­le Yü­ce Di­va­n’­da yar­gı­lan­ma­sı­nı sağ­la­mak­tır. Baş­ba­kan­lık dö­ne­min­de­ki suç­la­ma­lar ne­de­niy­le Yü­ce Di­va­n’­da yar­gı­lan­ma­sı­na
276 oyu bul­du­ğu­nuz za­man en­gel bir du­rum yok..”
(AA, 05 Şubat 2015)
(Yazının tamamı için : 276’yi_bulan_Erdogan’i_Yuce_Divan’a_gönderir)

Hem tarafsızlığın dışına çıkmak, kendisine oy vermeyen kesimleri en hafif deyimiyle ötekileştirmek hem de Cumhurbaşkanlığı özel korunmasından yararlanmak istemek
çifte standarttır ve hakkaniyet dışı, yüksek adalet duygusunu zedeleyicidir.

Hukuk kurumu (TCK md. 299 vd.) biçimsel kurallarıyla belki bir süre daha Erdoğan’a
hizmet edebilir; ancak kamuoyu vicdanında yükselen isyan, meşru çözümlerini de üretecektir, üretmelidir.

Hukuk devletinin vazgeçilmez gereklerinden biri hukuk güvencesidir,
hukukun öngörülebilirliğidir.
Sert hatta çok sert de olsa olağan eleştiri hakkını kullanan yurttaşlar,
doğal olarak bu 2 temel evrensel hukuk kurumuna dayanmaktadırlar.

Erdoğan’ın, Anayasa md. 2’de tanımlanan ve değiştirilmesi teklif bile edilemeyecek Cumhuriyet niteliklerinden olan Demokratik – Laik – Sosyal – Hukuk devletini tahrip etme, başkalaştırma hakkı asla olamaz! Bu açıkça Anayasal “darbe” suçudur.

Siyasal partiler başta olmak üzere yüksek yargı (Yargıtay) ve giderek Anayasa Mahkemesi’nin bu yıkıcı gidişe “dur” demelerinin zamanı gelmiştir.
Erdoğan’a bu gerçekler mutlaka anlatılmalıdır.
AİHM, kararlarında daha net ve kesin caydırıcı ifadeler, gerekçeler göstermelidir..

Üniversiteler, Hukukçular, felsefeciler, yönetimbilimciler, basın.. sorunu rahatlıkla tartışmalıdır.
(Bkz. “CHP’li başkana ‘Erdoğan’ hapsi!”,
http://ahmetsaltik.net/2015/11/17/chpli-baskana-erdogan-hapsi/)

AKP’nin akilleri Erdoğan’ı itidal ve teenniye ikna etmeli ve mutlaka frenlemelidir.
Türkiye’nin iç ve dış sorunları haddinden ziyadedir ve bunlara odaklanılmalıdır.
Mahkemeler ve kamuoyu bu yersiz davalarla işgal, taciz ve terörize edilMEmelidir.

Ankara Barosu’na bu sorumlu tutumu nedeniyle teşekkür ediyoruz. Toplantı tutanaklarının, bildiri metinlerinin hızla yayımlanarak kamuoyu ile paylaşılmasını diliyor ve bekliyoruz.

Sevgi ve saygı ile.
11 Aralık 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com