HER ŞEY CEHALETTEN   

HER ŞEY CEHALETTEN   

Konuk yazar :
Prof. Dr. Coşkun Özdemir

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

Sayın okur kızma bana, bu sözcüğü kullanmaktan çekiniyoruz.Ama Doğan Kuban, Yılmaz Özdil, Özdemir İnce, Bekir Coşkun cehaletimizin  çok çarpıcı  örneklerini  veriyorlar. Ben de onlardan ilham alıp annelerin 700’üncü kez toplanacakları bu günde rahip sorunu ve ekonomik kriz sürerken bu yazıya oturdum.

Toplum bunalımdan bunalıma sürükleniyor. Televizyonda ardı ardına felaket haberleri trafik kazalarında ölü sayısının 107’ye vardığını bildiriyor. Erzincan’da iki araba çarpışmış 3’ü çocuk 7 ölü. Trafik kurallarına uymayı bilmiyoruz. Akşam saatleri yürüyüşe çıkıyorum. Yaya geçitlerinde bir tek araba yol vermiyor. Bir yabancı, “siz bunları birkaç kişiyi birden haklamak için yapmışsınız” diyor. Metroda engelli ve yaşlılar için yapılan asansörleri kullanmayı da bilmiyoruz. Her gün kadın cinayetleri okuyoruz. Her gün çocuklarını öldüren, intihar eden, balkondan atlayan… Kaybolan yüzlerce çocuk. Bazılarının cesedi bulunuyor.

Anasını babasını öldürenler, ayrıldığı karısına 28 bıçaklı ölümü reva gören erkek oğlu erkekler.. Denizde boğulanlar, rekor düzeyde işçi kaza ve ölümleri. En çok sigara içiyor, en çok cep telefonu kullanıyor, en çok televizyon seyrediyor, en çok kadın öldürüyoruz.

Yolsuzlukta en önlerde olduğumuza kuşku yok. Şu üniversite sınavları sonuçlarına bakın; onbinlerce çocuk sıfır çekiyor. Kadına saygı, kadına eşitlik tanımak bilmediğimiz şeylerden. Türk erkeği kadından itaat bekliyor. Çünkü erkeğe itaat, kadının ibadetidir. Buna inanıyor. Hoşgörü, anlayış, esneklik, sabırla çözüm aramak bilmediğimiz şeylerden. Karı-koca tartışmalarının cinayetle sonuçlanması bundan. Kadın yalnız sokağa çıkmasın, sesli gülmesin, hele kahkaha maazallah, nişanlılar el ele tutuşmasın (Diyanet’ten!).

Doğu ve Güneydoğuda töre cinayetleri süregeliyor. Bilenler Anadolu’da ensestin oldukça yaygın olduğunu yazıyor. Müziğin her türlüsü günahtır. Örtünmeyen kadın fuhuşu davet eder (ilahiyat profesörleri!)..

  • Hele şu Fetoculuğa kapılan yargıç ve generallere diyecek bir şey bulamıyorum.
    Havsalam almıyor. Çetin Altan havsalayı genişletin derdi. Hangi ortamda yetişti bunlar?

Göz zinasından ötürü kadın meslekdaşlarının yüzüne bakamazlarmış. Görüyor musunuz en yaşamsal kararlara imza atan yüksek yargıçlarımızı.?

Kadına saygıyı, eşitliği Atatürkle öğrendik.

Daha doğrusu öğrenmeye çalıştık. Ama Atatürk 100 yıl yaşayamadı. O mucizeyi çabuk yitirdik. O’nun ardından yobazlar, dini – islamı saptıranlar yönetimde hatırı sayılır bir yer kazandılar (Yaşar Nuri de çabuk gitti!) Neo-emperyalizm bundan büyük yarar sağladı.

  • Aydınlanmacı bir eğitimin önünü kestiler.
  • Köy enstitülerini, halkevlerini kapattılar.

    Ey Türkiyeyi yönetenler!   

    Ey Erdoğan, ey Bahçeli, ey Kılıçdaroğlu, ey Akşener..
    Ey Türkiye’nin  güçlü ayrıcalıklı insanları, işçi örgütleri, eğitimciler, psikolog   ve sosyologlar, yurdunu ve halkını sevenler, birçok olumsuzluğun nedeni olan temeldeki yozlaşmayı, bozukluğu, cehaleti yadsımadan halkımızın eğitim, aydınlanma, bilinçlenme yoksunluğunu hep birlikte göz ardı etmeden, illüzyona başvurmadan, bir çare bir çözüm aramalıyız.

    Kadın gayri  meşru çocuğunu boğuyor, intihar etmek istiyor yapamıyor. Bu ve benzeri sayısız dramları görüyor musunuz? Yazıktır insanlarımıza. İyi düşünelim, hapislerle, idamlarla hiçbir şey düzelmez. Bu iyice hasta, sağlıksız toplumun kurbanları bunlar. Yüzbinlerce, milyonlarca. Hamasetle, övünmelerle gerçeği değiştiremeyiz. Çok ama çok acı sayısız dram yaşanıyor bu ülkede.

    Demokrasiyi de bu koşullarda beceremiyoruz.

  • Hayır ayni gemide değiliz!

    Ülkede 505 hapishanemiz var. 3 bin çocuk (intihar edenler var!) ve 150 bebek hapiste. Bölünmüş, kutuplaşmış bir toplumuz.

    Gerçekleri görüp hep birlikte rasyonel çareler aramalıyız. Tez elden gecikmeden.
    =================================
    Dostlar,

    Sn. Prof. Dr. Coşkun Özdemir‘i sitemiz okurları tanıyorlar sanıyoruz.
    Bizim İstanbul Tıp Fakültesinden hocamız.
    Sonra yurtsever eylemlerde (örn. Silivri ziyaretlerinde, Uğur Mumcu anmalarında) dava arkadaşımız..

    Geçtiğimiz günlerde cep telefonuna bir what’s up iletisi yolladık. Sağlık Hukuku alanında tamamladığımız Yüksek Lisans (Master) tezimizin power point yansılarının web sitemizden indirilebilmesi için erişke (link) idi. Hocamız cepten aradı, görüşemedik, SMS yolladı, ”adını görüyorum ama bir şey açamıyorum!’‘ diye. Az önce kendisini aradık ve bilgi sunduk. Çok sevindi ve öğrenmenin yaşı mı olurmuş.. dedi. Bilgisayarında web sitemize girecek ve o erişkeyi tıklayacak.. Olmazsa dosyayı doğrudan yollarız e-ileti adresine..

Prof. Coşkun Özdemir hocamız hala, ülkemizin dertleriyle dertleniyor. Yukarıdaki yazısı da kanıtı.. Bize, 89 yaşında olduğunu, gelecek yıl 22 Mayıs’ta 90. yaşını kutlayacağını söyledi. Biz de O’na dalya (100 yıl) diledik. ”Gelirsin, değil mi?” dedi. Seve seve.. dedik. ”Not et” dedi, ettik.

Prof. Dr. Coşkun Özdemir, yetkin bir Nöroloji uzmanı olarak, hala, KASDER’de (Kas Hastalıkları Derneği) çok zor durumdaki Kas hastalarına şifa vermeyi sürdürüyor gönüllü derneğinde.. Her yıl kira sözleşmesi bittiğinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi ”çık” diyor. Oysa orada karşılıksız bir halk sağlığı hizmeti veriliyor. Belediye yasaları bu tür hizmetlerin verilmesini ve verenlerin desteklenmesini uygun buluyor. Öte yandan, dinci – yandaş vakıf ve derneklere, Erdoğan’ın oğlu Bilal‘in girişimlerine bina bağışlandığını bile okuyoruz basından..

  • Bu ne acımasız, ilkesiz, vicdansız, hukuksuz, etiksiz ve din dışı ayrımcılık ve kin – nefrettir!

Dindar geçinen bir iktidara yakışıyor mu? Neden o binayı simgesel bir kira ile diyelim yılda 1 TL ile kamu yararına hizmet sunan bu Derneğe vermezsiniz? Boya – bakımını yapmazsınız?

Coşkun Özdemir hocamız, Cumhuriyet’in ürünü bir Aydınlanmacı hekimdir.
Bu ülke, Prof. Coşkun Özdemir gibilerin ölçüsüz özverisiyle sırtında ayakta durabilmektedir.
Bu kritik gerçekliği, başta AKP iktidarı olmak üzere herkesin, üstelik gecikmeden kavramasında büyük yarar vardır.

Sevgi ve saygı ile. 27 Ağustos 2018, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

 

 

Neyimizi vermeyiz vatan için!..

Neyimizi vermeyiz vatan için!..

Bekir COŞKUN
SÖZCÜ, 21 Mayıs 2017

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

O gün banktan kalkıp giden adam orada SÖZCÜyü unutmuştu…
Üniversiteli kız, bankın üzerindeki gazeteyi alarak “Beyefendi gazetenizi unuttunuz” diyerek peşinden koştu… Adam eski giysili, ama kravatlı, belli ki entelektüel birisiydi, bir kıza, bir elindeki SÖZCÜ‘ye baktı, yan cebini gösterdi, cebinde bir SÖZCÜ vardı…
“Unuttunuz sandım, sizin değilmiş?” dedi üniversiteli kız… “Benimdi” dedi adam:
“Benim… Her sabah iki tane alıyorum, birisini bankların üzerine bırakıp kalkıyorum… Okumayı seven birisi alır okur diye…” Genç kız etkilenmiş ne yapacağını şaşırmıştı…
Adam “Sen oku o zaman” dedi gitti… Kız dönüp banka oturdu, okumaya başladı…
***
O üniversiteli kız bunu Kültür Merkezi’ndeki panelde sahneye çıkıp anlattığında “O günden sonra SÖZCÜ okumaya başladım, birisinin mutlaka söylemesi gerekeni o söylüyordu… Benim çok param yok, yine de her gün iki tane alıp birisini banklarda unutuyorum” dedi… Gözleri nemlenmişti…
***
İşte yapılan operasyonun sebebi budur… Hem de 19 Mayıs günü…
Yani Mustafa Kemal‘in “Sana özgürlük yakışır” diyerek Samsun’a çıktığı gün
***
Ne yaparsan yap… Bize özgürlük yakışır… Susmayacağız…
O yıkım sürdükçe, o hukuksuzluk devam ettikçe, o şehitlerin kemiği sızladıkça, o infazcı orada oldukça, o annesi-babası alınmış çocuklar ağladıkça… Bu karanlık sürdükçe susmayacağız…
***
Bir canımız var… Neyimizi vermeyiz vatan için…
===================================
Teşekkürler değerli Bekir Coşkun..
Biz de sizin gibi düşünüyoruz..
Özverinizi paylaşıyoruz..
AKP’ye;

  • “SÖZCÜ” den elinizi çekiniz.. Öncelikle AKP içideki FETÖ’cüleri temizleyiniz.” diyoruz..Nagehan Alçı‘nın bile şunları yazdı Milliyet’te :

Nagehan Alçı: Fetullah Gülen’in ekmeğine yağ sürmekten başka hiçbir işe yaramayacak
Milliyet gazetesi yazarı ve AKP’ye yakınlığı ile tanıdığımız Nagehan Alçı bugünkü (AS: 21.5.17) köşesinde Sözcü’ye yapılan operasyonun sadece Fetullah Gülen’in ekmeğine yağ sürmekten başka hiçbir işe yaramayacağını savundu. Operasyonun 15 Temmuz vahşetini yapan FETÖ gerçeğinin üstünü örtmek için yapıldığını belirten Alçı,

  • “FETÖ diye bir örgüt yoktur. Bu uydurma gerekçeyle her muhalif tutuklanacak” propagandası yapıldığını yazdı. (http://m.milliyet.com.tr/yazarlar/nagehan-alci/bicagin-iki-yuzuyle-adalet-meselesi-2454158/)

Hürriyet‘ten Ahmet Hakan, “Sözcü var ya Sözcü… Acayip FETÖ’cüydü!” başlığıyla yazdı (21.5.17).

Ahmet Hakan: Sözcü var ya Sözcü... Acayip FETÖ’cüydü!

Sevgi ve saygı ile. 22 Mayıs 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Tek kelime (HAYIR) yetecek

Tek kelime (Hayır) yetecek…

Bekir COŞKUN
SÖZCÜ, 24.02.2017

Her vesile ile söyleyin: “Hayır’lı sabahlar…”
Öğlen olsun isterse…
Yolda, kapıda, asansörde, durakta, çarşıda, markette, giderken, gelirken… Kimi görürseniz, tanı, tanıma fark etmez…
Otururken, evde, misafirlikte, durup durup de…
*
Ampul devrinin ilk sloganıydı bu “hayırlı” sözcükler: Hayırlı günler, hayırlı cumalar, hayırlı mesailer, hayırlı işler, hayırlı kazançlar, hayırlı sabahlar, hayırlı giymeler, hayırlı gezmeler, hayırlı akşamlar
Şifre… Daha ilk anda “Hayırlı işler” dedin mi, yüzü gülerdi badem emminin…
Anında parolayı söylerdi: “Aleykümselam…”
*
Bir anda “hayır”dan nefret ettiler… Duvarlardaki “hayır”lı sözcükleri siliyorlar…
Selamlaşmaktan “hayır”lı kelimesini çıkardılar… Yazışmalarda “hayır” çizildi…
Parti merkezlerinde “hayır” kelimesi yasaklandı…
*
Git kafanı uzatıp sırıtarak “Hayırlı günler…” de istersen…
“Zıkkımın kökü gavat” dediğini yüzünden okursun…
Biz söyleyeceğiz ama… Nerede olursa olsun, her an, her yerde, her zaman…
Tanı tanıma… Gülücükle… Sempatik…
Hatta sırıtarak “Hayır’lı sabahlaaaarrr” de…
İsterse öğlen olsun… Akşam olmuşsa, çık balkona bağır:
“Hayır’lı gecelerrr…”
*
Hayır; direnmektir…
Hayır; razı olmamaktır…
Hayır; tepkidir…
Hayır; itirazdır…
Hayır; boyun eğmemektir…
Hayır; yürekliliktir…
Hayır; güçtür…
*
15 senedir konuştu… Binlerce saat çıkıp söyledi… On binlerce tv yayını yapıldı… Kim bilir kaç yüz bin sayfa söz yetiştirdi… Biz tek kelime söyleyeceğiz:
“Hayır…” Yetecek…
====================================
Yüreğinize ve kaleminize sağlık değerli Bekir Coşkun beyefendi..
“HAYIR” lı yazılar..
“HAYIR” lı makaleler..
“HAYIR” lı isyanlar..
“HAYIR” lı sandıklar..
“HAYIR” lı halkoylaması..
“HAYIR” lı 16 Nisan
“HAYIR” lı 17 Nisan sabahları Türkiye…

Sevgi ve saygı ile. 24 Şubat 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

30 Ağustos; II. Abdülhamid’e teşekkür ederiz…

30 Ağustos; 
II. Abdülhamid’e teşekkür ederiz…

portresi_gulumseyen


Bekir Coşkun
SÖZCÜ
, 30.08.2016

(AS : Bizim kısa katkımız yazının altındadır..)

30 Ağustos, II. Abdülhamid’e teşekkür ederiz…
30 Ağustos destanını, Türk Ordusu’nun geriye kalanı ile kutluyoruz…
*
Kozmik Oda adliye ambarına taşındı…
Askeri istihbarat MİT‘e verildi…
Askeri yargı adliye sarayına…
Sahil Güvenlik ile Jandarma İçişleri Bakanlığı’na gitti…
*
Kuleli otel oluyor…
Askeri liseler kapatıldı…
Harp Akademisi kapatıldı…
Astsubay okulları kapatıldı…
*
Askeri eğitim; YÖK‘e…
Askeri birliklerin arazileri; TOKİ‘ye…
Kıyılardaki tesisler; Turizm Bakanlığı‘na…
*
Birisi “Hastaneleri kaldı” dedi…
Askeri hastaneleri üniformalı paşalardan “devir-teslim töreni” için birer türbanlı hanım kardeşimizi gönderdiler, manası iyi anlaşılsın diye…
“Devir-teslim” diyorlar ama bakmayın siz, “teslim”dir o…
GATA‘nın adını “Abdülhamid” koydular…
İyi mi?..
*
Şimdi kalanları ne yapacağız, düşünelim:
Hava Kuvvetleri; Anadolu Jet’e…
Topçu Okulu; Kasımpaşa spor’a…
Deniz Kuvvetleri; gemicik filosuna…
Levazım; Toprak Mahsulleri Ofisi’ne…
Haberleşme; Turkcell’e…
İstihkam; DSİ’ye…
Özel Harekat; Kurtlar Vadisi’ne…
*
Bugün 30 Ağustos…
Cumhuriyetimizi kuran büyük zaferin kazanıldığı büyük gün…

“Kağnılarla çıktılar yola
Burası Ovacık deresi
Üç ses karışıyordu havaya
Askerin türküsü, bir gelinin ağıdı
Bir de kağnıların teker sesleri…” 

30 Ağustos, bu ülkenin varoluşunun zaferidir…
II. Abdülhamid‘e teşekkür ederiz…
*
Zaferden geriye ne kaldıysa artık…
Kutlu olsun…
===================================

Bravo Sayın. Bekir Coşkun!

Tarihe geçecek bir yazıdır bu..

Boş bir eldiven gibi ilgililerin – sorumluların yüzüne fırlatılan..
En azından boş bir eldiven gibi..
Vebali ve utancı öyle büyük öyle büyük ki..
Kuşaklar boyunca evlatları – torunları utanca boğulacak..

Sevgi ve saygı ile.
31 Ağustos 2016, Tekirdağ

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Yılmaz ÖZDİL : İZNİNİZLE…

İZNİNİZLE…

portresi_kravatli

 

Yılmaz ÖZDİL
SÖZCÜ
, 22.12.2015

 

Gak diyoruz.
Hakaret davası.
Guk diyoruz.
Suç duyurusu.
Sarı ışıkta bile geçmem…
Habire sanığım.
*
Adliyelerdeyim, gene.
Kafamın arkasında bir sürü yazı konusu uçuşuyor ama, duruşmalarda vereceğim savunmalara odaklanmam gerekiyor, ikisi birarada yürümüyor, akıl fikir paralize oluyor, üstüne baskıya yetiştirebilmek için zamanla yarış, bugünkü köşe mümkün görünmüyor, idare edin.

=============================

Evet dostlar,

22 Aralık 2015 günü Türkiye’nin acıklı / acınacak (trajik) durmunu çarpıcı biçimde özetleyen
bir Yılmaz Özdil klasiği daha..

Kısa, özlü ve vurucu…
AKP – RTE saltanatının hüzünlü Türkiye’si..
2002 Kasım’ında iktidara gelmeden önce temel vaat bilindiği gibi “3 Y” idi..
Hatta AKP’nin “ACİL EYLEM PLANINDA” yazılı idi bu 3 temel vaat..

* Yoksulluk
* Yolsuzluk
* Yasaklar…

Bunlarla boğuşacak ve altedecekti AKP!?
12 Eylül biterken seçim kampanyasında Turgut Özal da ABD’li danışmanlarının da yönlendirmesiyle halkı adeta “büyülemiş” ve Kenan Evren‘e karşın seçimi kazanarak
MDP Başkanı E. Org. Turgut Sunalp’ı alt etmişti..

Nerdeeeen, nereye savruldu AKP – RTE ve Türkiye..
Apaçık Türk halkı aldatıldı..
Milletvekili lojmanları boşaltıldı, satıldı, vekiller kendi evlerinde / kirada oturdular ama
o arazide 35-40 katlı 10’dan çok ultra-lüks gökdelen, AVM vb. yapıldı ve yandaşlar
muazzam rantlar elde etti.. Ama AKP seçim kazanmaya (?!) devam ediyor!?

Şimdilerde ise bu 3 Y’nin en koyusunu acı içinde kıvranarak yaşıyoruz..

Gerçekleri halka anlatmak isteyen gazeteciler – aydınlar – TV’ler, radyolar, sosyal medya ortamları…. hepsi ama hepsi artık neredeyse AÇIK FAŞİZM ile baskılanıyor..
32 gazeteci hapiste.. İktidarı acıtan gerçekleri belgeleri ile, fotoğrafları ile yazınca,
hemen bunlar devlet sırrı oluyor.. Yazıp – çizilenler AKP iktidarına “darbe girişimi” (!) oluyor?
Gazeteciler mi devirecek Türkiye’yi hücrelerine dek ele geçiren AKP iktidarını?
Nedir AKP’deki bu darbe paranoyası??
TSK başta 1063 kişiye kurulan Ergenekon – Balyoz vb. kumpas davalar daha yeni çökertildi.

Oysa Hukuk Devleti illegal (hukuk dışı) iş yapar mı? 
– İllegal işler yapan bir devletin o eylemi devlet sırrı olarak hukukça korunabilir mi?

İktidar mahkemede savunmasıyla kendini ele veriyor ancak,
ülkeyi – toplumu sarıp sarmalayan akıl turulmasını kıramıyoruz!

Suçlular ve Güçlüler… Uğur Mumcu silkeleye silkeleye yazalı çeyrek yüzyılı geçti..
Ne acı ki günümüde de suçlular güçlü (!), gerçekleri yazıp – çizenler hapiste..
Ancak bu firavun düzenini sürdürmek her geçen gün ve hızla olanaksızlaşıyor..
Ne denli ötelemeye ve kaçınmaya çalışsanız da yasal hesabını vereceksiniz ey gerçek suçlular…

Bu bağlamda Can Dündar ve Erdem Gül ile tutuklu öbür 30 gazeteciye selam olsun..

Bekir Coşkun‘a da..

Ulusal Kanal‘a da.. (Biz yıllardır gönüllü destekçisiyiz..)
Prof. Yalçın Küçük‘e de..
Halk TV‘ye de…
Türkiye Barolar Birliği‘ne de…
AYDINLIK GAZETESİ ve SÖZCÜ’ye de.. (Günlük okuruyuz..)
Cumhuriyet Gazetesi’ne de.. (kimi çekincelerimizi erteleyerek halen günlük okuruyuz)
……….

Bir kez daha ve gene; İNSANLIK ONURU AKP FAŞİZMİNİ DE YENECEK..

Bir kez daha Yılmaz ÖZDİL‘e de selam olsun, aşk olsun!

Sevgi ve saygı ile.
22 Aralık 2015, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com