Halife sultanlık geliyor!

Halife sultanlık geliyor!

Işık Kansu

Uğur Mumcu, amacı Müslüman ülkelerin şeriat ile yönetilmesini sağlamak olan Suudi Arabistan kökenli Rabıta örgütü ile ilgili “Rabıta” kitabında, 1976’da aynı örgüt tarafından Pakistan’da düzenlenen Seraat Kongresi’nde alınan kararları sıralar.
Aralarında “Bütün işyerlerinde mescit açılması, kadınların İslami yasaklara uyması, Arapçanın okullarda zorunlu olması” gibi konuların da yer aldığı bu kararların, hemen hemen tümü son 10 yıl içinde Türkiye’de uygulamaya girmiştir.
O kararlardan yalnızca biri, “Bütün Müslüman devletlerin bir federasyon teşkil ederek halifeliği ortaklaşa yürütmeleridiye özetlenen karar, henüz yaşama geçmemiştir.
Ancak eli kulağındadır. Uşşaki tarikatının şeyhi olduğunu duyuran Fatih Nurullah, Nurani TV’ye geçen ekim ayında yaptığı açıklamada, durumu özetlemiştir:
“Şu anda görünen zuhuratlar o ki;
1. Türkiye Cumhuriyeti son buldu.
2. Osmanlı kuruluyor, onun başı da Tayyip Bey 1. padişahımız olarak gözüküyor.
Son sahne iyi bitirilebilirse, bu iş de biter artık. Tekrar 100 senenin nihayetinde Medine-i Münevvere’de kurulan devletin devamı hüviyetindeki bir devletin yeniden ihyasıyla
asr-ı saadetin kokularının geldiği bir süreci bu ümmet, bu millet başlatsın.”

  • Önümüzdeki ilkbaharda yapılacak referandumdan çıkacak “Evet”in anlamı “halife sultanlık”tır!

Yetmez ama evetçiler için
Meclis, sultanın parmağında yüzük.
Tasan bitti mi canım!
Yürütme, sultanın sarayında harem…
Hoşuna gitti mi şekerim!
Yargı, sultanın yamacında kadı…
Derdin yitti mi nur tanem.
Cumhuriyeti de, Kemalizmi de, laikliği de, demokrasiyi de hallettiler.
Yetti mi cicim, yetti mi…

Muhalefete gel
Sultanlığı geri getiren AKP’ymiş. Hiç de değil.
Deniz Baykal, kişiye özel anayasa değişikliğine yol verdi; milletvekili, başbakan, cumhurbaşkanı oldu.
Devlet Bahçeli de, kişiye özel anayasa değişikliğine omuz verdi; padişah olacak.

Neredesiniz beyler?
Adalet ve Demokrasi Haftası nedeniyle Eğitim-İş ile ADD’nin çağrılısı olarak Denizli’deydik. Geleceği karanlık gören, aydınlatmak için var gücüyle çaba gösteren yurttaşlarımızla tanıştık. Eğitim-İş Denizli Şube Başkanı Kadem Özbay’ın çağrısı anlamlıydı:
“Cumhuriyet’in nimetleri ile üne, doruklara ulaşmış sanatçılar, yazarlar neredesiniz?
Cumhuriyet sayesinde ayakta duran üniversiteler neredesiniz?
Şimdi yoksanız, ne zaman var olacaksınız?”
Yoksa hiç mi yoklar artık?

Gericilik inadı
Eğitimi FETÖ’den kurtardıklarını ileri sürüyorlar ya…Yerini

TÜRGEV,
Ensar Vakfı,
Hizmet Vakfı,
Hayrat Vakfı,
İHH,
Furkan Vakfı ve
İlim Yayma Cemiyeti aldı.

– 15 Temmuz’dan sonra FETÖ’cü olduğu gerekçesiyle kapatılan 1060 okulun %80’i
imam hatipokuluna dönüştürüldü.
– Sübyan mektebi adı altında kurslar açıldı.
– Medreselere yasal statü kazandırılması, üniversitelerle denkliklerinin sağlanması da gündemde.

Yalnızca adlar değişti, geriye doğru gitme inadı sürüyor.
==================================
Dostlar,

Kalan eksikler de artık Nisan 2017’de halkoylamasında necip milletimizin (ÜMMETİMİZİN!)
mübarek EVET oylarıyla halife – sultan yapılacak zat-ı şahanelerince tamam edilir…

Eyyy “ceberrut T.C.” ruhuna el fatihhhaaa….

Bakalım Ulusumuz neyler, neylerse güzel eyler, bu lanetli oyunu elbette bozar!

Sevgi ve saygı ile.
31 Ocak 2017, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Ahmet Taner Kışlalı’yı ve Cumhuriyet’i anmak

Ahmet Taner Kışlalı’yı ve
Cumhuriyet‘i anmak

portresi_resmiEmre KONGAR
Cumhuriyet
, 21.10.2016

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır..)

Bir yandan Başkanlık Rejimi atılımı, öte yandan Cumhuriyet’e ve Cumhuriyet değerlerine karşı sistematik bir yıpratma kampanyası: Türkiye Cumhuriyeti ciddi bir saldırı altında!
                                                             ***
Cumhuriyet değerleri denince akla gelen isimlerin başında yer alır Ahmet Taner Kışlalı!
Nitekim Türkiye Cumhuriyeti’ni geriye götürmek isteyen faşist katiller tarafından Cumhuriyetçi, Demokrat, Atatürkçü kimliğinden dolayı öldürülmüştür! 
Atatürkçü Düşünce Derneği, sevgili dostum Aziz Kışlalı’yı katledilişinin 17. yılında anıyor: Bugün saat 09:30 da, Çayyolu’nda Engürü Sitesi’ndeki evinin önünde toplanılarak mezarına gidilecek. Saat 18:00’de de Çankaya Belediyesi Çayyolu Ek Hizmet Binası Toplantı Salonu’nda da bir panel ve bir dinleti var. Panele Uluç Gürkan (Gazeteci-Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Bşk. Yrd.) ve Işık Kansu (Cumhuriyet Gazetesi yazarı) katılıyor; dinletinin sanatçıları ise soprano, Damla Kışlalı ve piyanoda, Melahat İsmayilovaAtatürkçü Düşünce Derneği’ni bu anlamlı anma töreni için kutluyorum.
                                                            ***
Ankara valisinin toplantıları yasaklamasına karşın kutlanacak olan Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla “Pembe Köşk” olarak bilinen İSMET İNÖNÜ EVİ, 29 Ekim – 4 Aralık 2016 tarihleri arasında her gün saat 10:00-12:00 ve 13:00-17:00 arasında okullara ve halkın ziyaretine ücretsiz olarak açılıyor. Pembe Köşk’te yılda iki kez yapılan sergilerde hep güncel konular seçiliyor. Bu yıl da, Türk Eğitim Sistemine yapılan saldırıların güncelleştirdiği eğitim sorunlarımız dolayısıyla Kurtuluş Savaşı döneminde başlayan ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında devam eden eğitim çalışmaları ele alınmış. Açılan sergi “Genç Cumhuriyetin Eğitim Mucizesi” adını taşıyor. Bir de çok çok önemli bir konuşmacı var:
Bu mucizeyi bizzat kendi yaşamış, hocaların hocası, benim de hocam olan, Prof. Dr. Nermin Abadan-Unat 27 Ekim Perşembe günü saat 17:00’de “Cumhuriyet Eğitim Politikasının Atılımları” konulu bir konferans verecek. Bu etkinlikler için, Başkan Özden Toker’in şahsında İnönü Vakfı’nı kutluyorum.
                                                            ***
Keşke Ankara’da olabilseydim ve hem Ahmet Taner Kışlalı’yı anma törenlerine, hem de Nermin Abadan Unat’ın konferansına katılabilseydim… Ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar, insanlık çizgisinde, tarih önünde, haklı ve doğru olduğu için, Atatürk ve arkadaşlarının kurduğu Cumhuriyeti ve Demokrasiyi kimse çağdaşlık yolundan geri çeviremeyecek!
==================================
Dostlar,

Üstadımız Sn. Prof. Dr. Emre Kongar, bu yazısıyla bizim de duygu ve düşüncelerimizi aktarmış. 21 Ekim günleri, yakın dostumuz – dava arkadaşımız sevgili Ahmet Taner Kışlalı’nın acısı içimizi kaplar..

ahmet_taner_kislali_portresi_gul_ile

Her şeye karşın, bu topraklarda ve Dünya coğrafyasında İNSANIN İNSANLAŞMASI = AYINLANMA savaşımı durdurulamayacak.. İnsan aklı giderek gelişecek ve özgürleşecek. Bilimsel akılcılığı şaşmaz ana pusula yapacak kendisine. Temel İnsan Hak ve Özgürlükleri giderek genişletilecek. İnsanlık onuru, emperyalistleşen vahşi – kumarhane kapitalizmini tarihin çöplüğüne atacak.

Büyük ATATÜRK‘ün kaydettiği üzere;

  • ..Emperyalizm ve sömürgecilik yeryüzünden silinecek, tüm dünya insanlarının bir arada ve kardeşçesine yaşadığı bir tatlı dünya düşü gerçekleştirilecektir..Karanlıkların yarasaları olsa olsa bu determinisitk gidişi yer yer geciktirebilirler, hepsi bu denli! Ancak bu aşamaların daha hızlı ve daha az bedelle geçirilebilmesi için AYDIN SORUMLULUĞU ve öncülüğü evrensel bir yüküm olarak omuzlarımızda, tüm hücrelerimizde.

    Sevgi ve saygı ile.
    21 Ekim 2016, Ankara

    Dr. Ahmet SALTIK
    www.ahmetsaltik.net
    profsaltik@gmail.com

Dil Derneği’nin 15. Olağan Seçimli Genel Kurulu : 24 Eylül 2016 – Ankara

logo

Dil Derneği Üyesi
Sayın Ahmet Saltık,

(AS : Bizim katkımız yazının altındadır…)

Dil Derneği’nin 15. Olağan Genel Kurulu 24 Eylül 2016 Cumartesi günü saat 11.00’de Ankara’da Türk Hukuk Kurumu salonunda (Adakale Sok No. 28 Yenişehir) yapılacaktır.

Dil Devriminin kurumu olan Derneğimiz, Atatürk’ün Türk Dil Kurumu’nun işlevini üstlenmenin ve sürdürmenin sorumluluğunu taşımaktadır. Bu nedenle öncelikle bilimsel, ekinsel ve sanatsal çalışmalara ağırlık vermek; yazın dünyamızı kucaklamak; çocuklar, gençler, öğretmenler ve akademisyenlere yönelmek, eğitim kesimiyle sıkı işbirliğini sağlamak zorundadır.

Bu önemli ve onurlu görevi, Dil Derneği üyelerinin değerli deneyimlerini, bilgi birikimlerini derneğimizin her alandaki çalışma ve etkinliklerine katarak gerçekleştirme kararlılığıyla ve aşağıdaki ereklerle dernek organlarına aday oluyoruz.

1)     Danışma Kurulu, Eşgüdüm Kurulu, asıl ve yedek üyeleriyle bir bütün olan Yönetim, Denetleme ve Onur Kurullarıyla öznellikten arınmış, bilgi paylaşımının sürekli kılındığı kurumsal yapı oluşturulacaktır.

2)     Sözlük Kolu ile Terim Kolu, etkin ve üretken işleyişleriyle dil alanında birer yetke olduklarını kanıtlayacaktır.

3)     Dil Bayramlarımız bilimcilerin, sanatçıların, ülkenin dört bir yanından dilseverin buluştuğu Ulusal Dil Kurultayı düzenlenerek kutlanacaktır.

4)     Süreli yayınlarımız, düşünsel etki yaratacak önemli tartışmalara, kavramsal çözümlemelere öncülük ederek dil alanının başvuru kaynakları olacaktır.

5)     Her düzeydeki okulla, üniversitelerle işbirliği yapılarak gelecek kuşaklara dil bilinci aşılayacak, dilimizin özleşmesi ve Türkçenin doğru kullanımını özendirecek ortak etkinlikler düzenlenecektir.

6)     Cumhuriyet kazanımlarını koruyup yüceltmeyi amaç edinmiş kurum ve kuruluşlarla güçbirliği yapılacaktır.

7)     Atatürk’ün kurduğu Türk Dil Kurumu özerktir, özgürdür! Dil Derneği de kurum ve kuruluşlarla ortak çalışmalarda, işbirliklerinde bağımsızlığını koruyacak, herhangi bir siyasal yapılanmanın yönlendirmesi ya da koruyuculuğunu kabul etmeyecektir.

 

Yürütülecek işleri sorumlulukları paylaşarak, hep birlikte çalışarak yerine getirme anlayışıyla oluşturduğumuz ekteki Dil Derneği 2016-2018 Çalışma İzlencesini genel kurulumuzda bir arada olmak dileğiyle görüş ve değerlendirmelerinize sunarız.

Saygılarımızla. 18.09.2016

Bilgi için: Günay Güner: gunayguner@gmail.com * Hülya Küçükarashk@ada.net.tr
* Işık Kansu: ikkansu@gmail.com

dil_dernegi_2016-18_izlencesi

======================================

Dostlar,

Büyük Atatürk‘ün en kritik işlevli 2 kurumu olan Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu, Yüce Önderin vasiyeti çiğnenerek 12 Eylül 1980 darbesini yapanlarca devlet dairesine dönüştürülerek çalış(a)maz duruma düşürüldü. Dil Derneği, Atatürk’ümüzün kalıtı (mirası) olan Türk Dil Kurumu‘nun işlevini omuzlamak için kuruldu. Son derece sınırlı olanaklarıyla büyük çabalar sergiledi ve ürünler verdi günümüze dek. Kurucularına ve emektarlarına şükranımız büyük.. Atatürk‘ün bu 2 Kurumun yaşaması için İş Bankası hisselerinin bir bölümünün gelirlerini resmen vasiyet ettiğini biliyoruz.. Ancak hukuk ayaklar altında ve 12 Eylül’ün pek çok kalıntısı 1982 Anayasası kezlerce (17 kez!) değiştirilerek, 113 kez madde değişikliği yapılarak bambaşka bir Anayasaya dönüştürüldüğü halde, bu 2 kadim kuruma eski statüsünün verilmesi sağlanmadı.. AKP – RTE zaten 14 yıldır bu bağlamda kılını kıpırdatmadığı gibi, Anayasada öngörülen Atatürk Kültür Dil Tarih Yüksek Kurumu‘nun çalışmalarını bile desteklemedi!

Önümüzdeki “mini” anayasa paketinde haliyle yok..
“Yeni anayasa” heveslilerinin hiçbir taslağında ne yazık ki yok!

Dolayısıyla DİL DERNEĞİ‘ni omuzlamak gene yurtsever devrimcilere kalıyor..

Sayın Başkan Sevgi Özel ve çalışma arkadaşları sanırız 7-8 dönemdir görevdeler (14-16 yıl)..
Sağolsunlar büyük ve anlamlı emekleri oldu.. Şükran borçluyuz 1 tuğla koyana bile! Sn. Başkan Özel, 25 Nisan 2013 günü Dernekte bizden bir konferans rica etmiş ve “DEVLET ve DİL” konulu bu konuşmayı yapma olanağı bulmuştuk.

Bize gelen e-iletiden anlıyoruz ki, bu kez bir liste (ve program!) daha var yukarıda sunulan.. Tüm adaylara başarı diliyoruz.. Bizi telefonla arayarak “Onur Kuruluna” adaylık öneren Sn. Özel’e teşekkür ederiz. Yine telefonla ve e-ileti ile adaylık çalışmalarını duyuran Sn. Hülya Küçükaras‘a da teşekkür ederiz.

24 Eylül 2016 Cumartesi günü saat 11:00’de Türk Hukuk Kurumu‘nda buluşmayı diliyoruz..

atanin_turkce_hk-_soylemi

Sevgi ve saygı ile.
24 Eylül 2016, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK
Dil Derneği Üyesi
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

AKP böyle kadrolaştı

AKP böyle kadrolaştı

Arkadaşımız Fırat Kozok, Davutoğlu hükümetinin bol bol atama yapmaya devam ettiğini duyurdu. Devleti, laik, demokratik, sosyal hukuk devleti olmaktan çıkaran AKP için çok doğal bir davranış. Şaşırmamak gerek. Kamusal alanda araştırmalarıyla tanıdığımız emekli Mülkiye Müfettişi Mahmut Esen’e göre,
AKP döneminde, kamu görevlilerinin görevden alınmalarında atama kararnamesi çıkarılması tali bir yöntem haline getirildi. Yerine toplu görevden alınmalara gidildi. Böylece kamu çalışanlarının idari yargıya gitmelerinin de önü kapatılmış oldu.

Devlet yönetiminde devamlılığın sağlanması kurumsal hafızanın korunması, kurullara ve kurallara uyulmasını sağlama gibi konularda denetimle ilgili çıkarılan kararname ve bir dizi düzenleme sonrası olup biteni örnek gösterdi, birikimli bürokratik kadrolar giderek azaldı.
Mahmut Esen, 2011’de Milli Eğitim Bakanlığı ile
Bakanlığın merkez teşkilatında müsteşardan şube müdürüne, taşra teşkilatında da il müdürlüğüne kadar tüm kadrolarda bulunanların görevleri hiçbir işleme gerek kalmaksızın sona erdirildi. 

Kararnamede 7 kez ekleme, değişiklik yapıldı. Anayasa Mahkemesi iki ayrı kararla bu değişikliklerin bazı maddelerini iptal etti. 2014’te Milli Eğitim Temel Kanunu’nda yapılan değişiklik ile de, bakanlık personelinin görevden alınmaları konusunda yeniden, eskiye oranla daha da genişletilmiş ayrıntılı değişikliklere gidildi. Bakanlık merkez teşkilatında Talim ve Terbiye Kurulu üyesinden grup başkanlığa değin kadrolarda bulunanlar ile bakanlık taşra teşkilatında il müdüründen ilçe müdürüne değin görevler hiçbir işleme gerek kalmaksızın
sona erdirildi.
Ayrıca, okul, kurum müdürü veya yardımcılık görevi yapan ve görev süresi 4 yıl ve daha fazla olanların görevlerine 2013-14 ders yılının bitimi ile birlikte son verildi.

Üstelik bu tür uygulamalar yalnızca Milli Eğitim Bakanlığında değil, hatta yürütme alanında da değil, HSYK, Yargıtay ve Danıştay gibi yargı alanına da yansıtıldı.

AKP neden iktidarı paylaşmak istemiyor? sorusunun yanıtı aslında
burada yatıyor.

AKP; 1923 devrimi ile kurulmuş Cumhuriyeti çürüttü.
Yerine bir tek parti diktatörlüğü kurdu. Bundan vazgeçmek istemiyor.

*****

Özgürlük
Eline bir bavul vermişlerdi. Al, aç, içine koyduklarımızı çıkar, bir bir yaz demişlerdi.
Aldı, açtı, yalan, yanlış ne varsa yazdı. İnsanları yaşamını kararttı. Sonra da gitti
elindeki bavulu kendisine verenlere emanet etti.

Tutuklanınca basın özgürlüğü akla geldi.

Soru şu: Bavulcu, gazeteciden sayılır mı?

Bavulcu gazeteciden sayılırsa, basında giderek doğal bir yöntem haline gelen bavulculuk,
basın meslek ilkeleri arasına eklenir mi?

Umut Oran ne diyor?

Yıllardır CHP’de siyaset yapan Umut Oran, son seçimlerde milletvekili olamadı.
“Olamadı” diyoruz, çünkü isteseydi olabilirdi, ama yanıltıldı.

Yanıltan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu oldu. Oran, önseçimler öncesi Kılıçdaroğlu ile görüştü. CHP lideri, o dönemde AKP’nin hedefe koyduğu Oran’a partinin ihtiyacı olduğunu belirterek, bir anlamda kendisini kontenjandan aday göstereceğini söylemişti. Bu yüzden Oran, hazırlık yaptığı önseçime girmedi. Ama kontenjan adayı da gösterilmeyince, milletvekili seçilemedi.
Olası bir kurultayda genel başkan adaylığı gündeme getirilen Oran ile CHP’nin durumuna ilişkin bir küçük söyleşi gerçekleştirdik:

Seçim sonuçları CHP için bir zafer gibi algılanabilir mi?

– Zafer çok iddialı bir sözcük. Siyaset sonuç alma sanatıdır. Bir gerçek zaferden söz edebilmek için tek başına iktidara gelmemiz gerek. Partinin başarılı olup olmadığını neyle ölçebiliriz?

Seçimden önce, genel başkan belli hedefler koymuştu. O hedeflere ulaştık mı, ulaşmadık mı?
Oy oranımız öbür seçimlere oranla arttı mı, artmadı mı?
CHP örgütünün çalışmalarının, AKP’nin seçimden tek başına iktidar ile çıkamamasında payı var mutlaka. Ama buna bir zafer diyebilir miyiz?

CHP’de liderlik sancısı var mı?

– Son bir yılda yapılan yerel seçimler, Cumhurbaşkanlığı seçimi ve son genel seçimlerin sonuçları ortada. Bu sonuçlarla bir liderin başarılı olup olmadığını da,
yapılacak olan ilk kurultay belirleyecektir.

Sizin ilk kurultayda aday olacağınız yönünde görüşler var.
– Onu da belirleyecek olan kurultay delegelerinin teveccühüdür, iradesidir.

Yeni bir erken seçim gözüküyor. Bu kez Kemal Kılıçdaroğlu’nun sözüne güvenmeyip önseçime girip aday olmayı düşünüyor musunuz?
– Öncelikle, bir erken seçimin gündeme gelmesini istemem. Son seçim sonuçlarına göre
keşke bir koalisyon gerçekleşebilse. Ancak bu noktada, bir CHP-AKP koalisyonunu 
doğru bulmadığımı da söylemeliyim.

7 Haziran seçimleri öncesi Sayın Genel Başkan’ın telkini oldu, önseçime girmedim.
Hata yaptım. Eğer bir erken seçim gündeme gelirse, mutlaka kendimi partinin üyelerine
emanet ederim.

====================================

Dostlar,

Sayın Işık Kansu, bu yazısında 2 konuyu işlemiş..
İlki AKP’nin akıl almaz kadrolaşma oyunları..
Açıkça hukuk ve ahlak dışı; bunlar hiçe sayarcasına gözü kara ve militanca..
7 Hayana geçen 5 haftada yaklaşık 700 dolayında önemli arama gerçekleştirdiler.
Önceki gün de yazdık, bunların bir bölümü CB’nın da imzasını gerektiren 3’lü kararnamae atamaları. Düşük bir hülümetin bu tasarruflarına Erdoğan hem alet oluyor hem de çanak tutuyor. Açıkça anayasal tarafsızlığını çiğniyor ve hukukun –  demokratik geleneklerin dışına çıkılıyor.
Uzun yılların emekleriyle oluşan gelenekler yerle bir ediliyor ve rejim yozlaştırılıyor. İktidar böyle bir şey yapmaya kalktığında engellemesi gereken makam – kişi, süreçte asıl sorumlu özne. Çok ama çok yazık.. AKP hem ülkemizi ciddi biçimde tahrip etmeyi sürdürüyor hem de kendini bitiriyor..

*****

Umut Oran’a yazık oldu, CHP’ye de.. Yetenekli ve çalışkan bir vekil idi.
Hem gerek yok anlamında “önseçime girme” denip söz verilmesi hem de ardından gereğinin yapılmaması (Genel merkez kontenjanı kullanılmaması) siyasal etiğe sığmadığı gibi, Sn. Kılıçdaroğlu’na da yakışmadı.. Umut Oran’ı CHP’nin uygun biçimde değerlendirmesi gerek.

*****

TARAF gazetesinin yazarlarından bavulcu Mehmet Baransu‘nun durumu ise tam bir traji – komik tablo.. Baransu’nun yapıp ettiklerinin bağışlanır yanı yok.. Davranışının iler tutar yanı bulunmuyor..

Sevgi ve saygı ile.
13 Temmuz 2015, Tunceli

Dr. Ahmet SALTIK
www.ahmetsaltik.net
profsaltik@gmail.com

Dilimize Sahip Çıkalım


Dilimize Sahip Çıkalım

Işık Kansu

03 Ocak 2015 Cumartesi

Ses bayrağımız, dilimiz Türkçemize yönelen saldırılara karşı 12 Eylül’ün generallerince
devlet dairesine döndürülen Türk Dil Kurumu’ndan hiç ses çıktı mı? Çıkmadı.
Çünkü iktidar yanlısı, adı sanı bilinmez bir takıma bırakıldı epeydir orası.

  • Türkçemize sahip çıkan tek bir örgüt var: Dil Derneği.

Türk Dil Kurumu’na bütçeden pay aktarılıp adı sanı bilinmez takım, maaşcıklarla, teliflerle beslenirken; gönüllü bir avuç aydının desteği ile ayakta kalan Dil Derneği, büyük işler başarıyor. Dergi çıkarıyor, etkinlikler düzenliyor, sözlükler yayımlıyor, Türkçeye nefret kusanlara karşı kamuoyunu aydınlatıyor.

Derneğin Türk Devriminin kazanımlarının kuşatıldığı bu dönemde desteğe
gereksinimi var. Dil Derneği Başkanı Sevgi Özel, sorumlu yurttaşlara çağrı yapıyor:

“Atatürk Türkiye’sini, Çankaya’yı karartan karşıdevrime dün ödün vermedik;
hiçbir
zaman da vermeyiz. Şimdi daha güçlü olmak zorundayız.

Üyelerimizin vedilseverlerin bu seslenişimize hemen karşılık vereceğini biliyoruz.”

İdare

Recep Tayyip Erdoğan, 19 Ocak’ta “Başkanlığı”nı fiilen ilan etmeye hazırlanıyor.
Ahmet Davutoğlu da, Bakanlar Kurulu Genel Sekreterliği ile idare eder artık…
Gelene ağam, gidene paşam demekten sorumlu olur.

Haber görseliEcdat Yadigârı Okurumuz

Şevket Çizmeli
, Hicri takvimin 1916’da Sultan Reşat zamanında kaldırılarak
Batı takvimine geçilmesine ilişkin yasanın ilgili maddesini göndermiş:

“Tarihi Hicrii kameri kemakân istimal edilmek şartıyle Devleti Osmaniye muamelatta
takvim
müstesna olmak üzere takvimi garbiyi kabul etmiştir. Binaenaleyh 1332 senesi
Şubatının 16.
günü 1333 senesi Martının birinci günü itibar edilecektir.”

Bugünkü dile çevirirsek:

“Tarihi Hicri ay takvimi kullanmak koşuluyla
Osmanlı Devleti işlemlerinde takvim başlangıcı ayrık tutulmak üzere Batı takvimi kabul edilmiştir. Bu nedenle 1332 yılı 16 Şubat günü 1333 yılı Mart’ının birinci günü sayılacaktır.”

Buna göre, yılbaşı da 1 Kanun-u sani, yani 1 Ocak olarak benimsenmiş.
Yılbaşını “gâvur icadı” bulan Osmanlı torunlarına duyurulur.

Parası Olana İmar Hakkı  

Öyle bir torba yasa geliyor ki, bu kez parası olan yalnızca düdüğü çalmayacak, imar hakkını da kendisi belirleyecek.

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Başkanı Ertuğrul Candaş’a göre,
hazırlanan Torba Yasa Tasarısı, mülkiyet hakkının sertifikalandırılmasını öngörüyor.
Bu kadarla da kalmıyor, menkul değere çevrilerek piyasaya sunulabileceğini içeriyor. Böylelikle, ekonomik ve siyasal açıdan güçlü olan, güçsüz olanın mülkiyetini kolayca
ele geçirebilecek.

Ertuğrul Candaş, tasarıdaki bu hükmü şöyle yorumluyor:

“Tasarının yasalaşması halinde,
kentlerin gereksinimlerine göre bir imar planı ve uygulaması yapılamayacak, aksine parçacıl bir anlayışla, planlama tekniğine uygun olmayan ve fakat
özel
talepleri karşılayacak biçimde kentleşmeyi sağlayacak bir süreç başlayacaktır.
Parası ve siyasal gücü olan parsel sahibi, parseli için önerdiği yeni planı, oluşacak değer artışınınkırkını idareye vermek kaydıyla onaylatabilecek, geriye kalan % altmışını ise cebine koyabilecektir. Parası olmayanın ise böyle bir hak talep etme durumu zaten olamayacaktır.
Bu kadar önemli ve köklü değişiklikler getirecek olan ve kentlerin arazi yönetim politikalarını amansız bir şekilde spekülasyona ve ranta açacak olan bu tasarının, bu haliyle yasalaşmasının önüne geçilmesi tarihsel bir sorumluluk ve bir zorunluluktur.”

Ye babam, ye! Nereye kadar?

Tepebaşı’nın Başarısı

Belediyelerin çoğu, ranta ve mafya türü işlere bulaştı, birilerini kolay yoldan zengin etmenin aracısı durumuna geldi.

Halktan yana çalışanlar yok mu? Var kuşkusuz. Geçtiğimiz günlerde “Akıllı Şehir Tasarımı” için Avrupa Komisyonu’ndan 5 milyon Avro’luk hibe alan Eskişehir Tepebaşı Belediyesi örneğin. Aşağısöğütönü bölgesinde 30 dönüm alanı kapsayan Yaşam Köyü’nde gerçekleştirilecek olan tasarımın neler içerdiğini Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç
şöyle özetledi:

“Bölgede binaların enerji
verimliliklerinin artırılması için bina kabukları ve doğrama sistemleri yenilenecek. Doğalgazdan vazgeçilip enerjisini güneşten alan su kaynaklı ısı pompası sistemleri kurulacak. Sıcak su için güneş panelleri ve organik atık yakan kazanlar kullanılacak. Bina ve çevre aydınlatmaları LED armatürlerle değiştirilecek. 4 elektrikli otobüs, 7 hibrit araç alınacak. Akıllı bisikletler için 6.2 kilometrelik yol düzenlenecek, 50’si elektrikli 150 bisiklet halkın kullanımına sunulacak. Enerjisini güneşten alan şarj istasyonları kurularak bisikletlerin ve araçların enerji ihtiyaçlarıkarşılanacak.”

Dürüst, iyi niyetli çabalar, tertemiz başarılar getiriyor.

=======================================

Teşekkürler sevgili Işık Kansu..

Saygıdeğer meslek büyüğüm Çocuk hekimi Dr. Ceyhun Atuf Kansu‘nun sevgili oğlu, Cumhuriyet’ten ve Dil Derneği’nden dostum..

Sağolasınız, bu kısa yazınızda gene can alıcı birkaç noktayı göz önüne serdiğiniz için..

Sevgi ve saygı ile.
03.01.2015, Ankara

Dr. Ahmet Saltık
Dil Derneği Üyesi
www.ahmetsaltik.net