BİTMEYEN OPERASYONLAR VE DEVLET FAŞİZMİ

BİTMEYEN OPERASYONLAR VE DEVLET FAŞİZMİ

Rifat Serdaroglu

15 Temmuz Darbe Girişiminin gerçek yüzü Türk Milletinden saklandı.
Türk Milletine açıklanması gereken o kadar çok karanlık nokta var ki!
Darbe girişiminin önünü- darbe günü yaşananları-darbe sonrasını en ince ayrıntılarına kadar sadece kendilerinin bildiğini zanneden üç kişi var!
AKP Genel Başkanı Erdoğan, Savunma Bakanı Akar, MİT Müsteşarı Fidan…

Fakat bu üçlü, “siyasette iki kişinin bildiği sır olmaktan çıkar” kuralını unutmuşlar!
15 Temmuz gerçeğini, belgeleriyle-görüntüleriyle-kara kutu kayıtlarıyla-balistik raporlarıyla dosyalayan ve yarın yargıya verecek olan, devlette çalışan öyle yiğitler var ki!
Tıpkı 17/25 Aralık’ta evden para boşaltma operasyonunun ilk ayağının ve sonrakilerin kayda alındığı gibi.
Reis ve ekibinin ayaklarından biri taşa takıldığı an bunlar açığa çıkacaktır…

Bunu çok iyi bilen AKP Genel Başkanı ve Sekreterleri (Bakan değil bunlar, sadece sekreter) devlet faşizminin en ağırını Türk Milletine yaşatıyor.

  • İki satır yazanı, ağzını açıp eleştireni, anayasa garantisindeki demokratik tepkisini kullananı önce gözaltına, orada ezdikten sonra “iddianamesi yazılmadan” Yargıç karşısına ve cezaevine! Buna Hukuk Devleti denilebilir mi?

15 Temmuz’dan bugüne, devletten ihraç edilen insan sayısı 125 bin 806 oldu.
Açlığa, sefalete ve yokluğa atılan 125 bin 806 aile…
Bunlar Anayasa ve Hukuk Sistemine göre adil, şeffaf olarak yargılandılar mı?
İşlerinden, itibarlarından, geleceklerinden koparılırken, haklarında kesinleşmiş birer mahkeme kararı var mı? Yok tabii ki!
Bu kişiler neye, hangi delillere göre tespit edildi?
125 bin 806 kişinin sadece, isim-nüfus örneği- sabıka kaydı- suç delilleri- bilirkişi raporunun hazırlanması aylar-yıllar sürer. Bu evraklar üç-dört gün içinde nasıl hazırlandı?
Yoksa bu kişileri Cemaatten liste alıp, devlete siz mi yerleştirdiniz?
“Efendim, ama bu kişiler FETÖ’cu, bunlar darbe girişiminde bulundular! Tamam da suçlu iseler niçin cezaevinde değiller?” Neye göre cezalandırıyorsunuz? Gariban bir öğretmen FETÖ’cu ve açlığa mahkûm edilmiş ama FETÖ’ye selam duran Bakan, serbest!

Değerli Okurlar;
Bu kişilere yalnızca rakam olarak bakarsanız, toplumda birliği sağlayamazsınız!
Bunların her biri birer insan, aile reisi, anne, baba, akademisyen, asker, gazeteci, yazar, öğretmen!
Herkes, mahkeme tarafından hakkında kesin karar verilmedikçe suçsuzdur.
Herkesin, hepimizin adil ve şeffaf yargılanma hakkımız vardır.

Boğulmak istenen, özünden koparılmak istenen Türk Milletinin özgürlüğüdür.
Bu yöntemi dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde göremezsiniz ama tek adam yönetimlerinde, diktalarda ve faşist yönetimlerde bolca görebilirsiniz…

  • Her gün bir operasyon haberi ile uyanıyoruz! Ne bitmez operasyonmuş be arkadaş? Bitmedi gitti! Bir gün askere, bir gün üniversitelere, bir gün gazetecilere, bir gün akademisyenlere.

Osman Kavala adlı kişi bir yıldır tutuklu!
Sayın Savcı henüz iddianamesini yazmadı! Adam bir yıldır cezaevinde, ne ile suçlandığını bilmeden ailesinden özgürlüğünden koparılmış olarak tutuluyor!
Dün de 20 akademisyen yeni yaratılan “Sivil itaatsizlik ve şiddetsiz eylem”suçlamasıyla göz altına alındı. İçlerinde, bilimde dünyaca söz sahibi kişiler var.
Peki bu açıklamayı Savcı mı yaptı?
Hayır, İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şubesi açıklamayı yaptı!
Sadece bu açıklama bile Türkiye’nin artık bir “Hukuk Devleti” olmadığının,
bir “Polis Devleti” olduğunun kanıtıdır.

Bir an için tutuklanan kişilerin tamamının suçlu olduğunu kabul edelim!
Bu kişileri devlete yerleştiren, yüksek yargıyı FETÖ elemanlarına peş keş çeken,
Türk Devletinin kozmik sırlarına ulaşılması emrini verenlerin, FETÖ ile 11 yıl kucak kucağa olanların, hainlerin, hırsızların hiç mi suçları yok?
Bu haksızlıkların hesabının sorulmayacağı mı zannediliyor?
Bu zulümde payı olan herkesten, makamı ne olursa olsun hesap sorulacaktır!

Değerli Okurlar;

Bu zulüm, bu baskı, bu hukuksuzluk bizler sustukça artarak devam edecek!

Anayasa çerçevesinde, demokratik haklarımızı kullanarak örgütlenip sesimizi yükseltmeliyiz.

  • Demokratik cumhuriyetimizi, hukuk devletini, kuvvetler ayrılığını, çağdaşlığı, devletimizin ve milletimizin itibarını yeniden kazanmak için “Çoban Ateşlerini” yakmaya başladık.

24 Kasım Cumartesi günü saat 13:00’te Çanakkale Belediyesi Türkan Saylan Sosyal Tesislerinde, yeni bir “Çoban Ateşi” yakacağız.

Bu ateş, Türk Milletini koruyacak, ısıtacak ve kimsesizlerin sesi olacaktır.
Türk Devletinin ve Türk Milletinin düşmanlarını ise yakıp kül edecektir.

Sağlık ve başarı dileklerimle 17 Kasım 2018.
===========================================

Haydi Türk Ulusu!

Yiğitlik gösterme zamanı“dır saygın yazar Işık Kansu‘nun deyimiyle..

  • Cumhuriyet’e kol – kanat germe zamanıdır…
  • O Cumhuriyet ki, bize kutsal emanettir Mustafa Kemal ATATÜRK nam yiğitten!
  • Canımızdan aziiiiizdir binlerce kez..

    Hukuk içinde” her şey diye ekleyelim mutlaka; öküz altında buzağı aranmasın..

    Sevgi ve saygı ile. 18 Kasım 2018, Ankara

    Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
    Ankara Üniv. Tıp Fak. – Halk Sağlığı Uzmanı
    Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
    www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

Kışlalı olmadan 19 yıl

Kışlalı olmadan 19 yıl

Bombalı bir suikast sonucu katledilen yazarımız, bilim insanı, eğitimci, siyasetçi ve aydın Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı’yı anıyoruz. (Cumhuriyet internet, 21.10.18)
[Haber görseli]
Gazetemiz yazarlarından bilim insanı, eğitimci, siyasetçi, aydın Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı , bombalı bir suikast sonucu katledilişinin 19’uncu yıldönümünde anılıyor. Ankara Cumhuriyet Okurları (CUMOK) tarafından düzenlenen anma programı, bugün 09.30’da Kışlalı’nın evinin önünde başlayacak. Evinin yakınlarında bulunan Kışlalı anıtına 10.30’da ziyaret yapılacak. Ziyaretin andından 12.00’da Karşıyaka Mezarlığı’ndaki gömütü başına geçilecek.

Çankaya Belediyesi tarafından Yılmaz Güney Sahnesi’nde de saat 18.00’da müzik dinletisi eşliğinde bir anma etkinliği düzenlenecek. Açılış konuşmalarını Nejdet Özer ve Kışlalı’nın eşi Nilüfer Kışlalı’nın yapacağı etkinlikte, gazetemiz yazarı ve Vakıf Yönetim Kurulu Üyesi Işık Kansu ile Tevfik Kızgınkaya da konuşmacı olarak bulunacak.

CUMOK, Kışlalı’nın “Tanrı’yı kim kullanır?” adlı kitabını konuklara armağan olarak dağıtacak.

Yaşamını Cumhuriyet ve Atatürk devrimlerine adayan Kışlalı için ayrıca öğretim üyesi olarak çalıştığı Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde de (İLEF) anma etkinlikleri düzenlenecek.

Türk Telekom emaneti

Türk Telekom emaneti

Cumhuriyet, 29 Eylül 2018

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır.)

Katar Emiri’nden uçak alan “reis”in yakın kısa tarihinden bir not: 

2011 yılında Lübnan’da hükümetin dağılması ve Saad Hariri kabinesinin bunalıma düşmesi, o dönemde Başbakan olan “reis”i son derece üzer. Lübnan’daki hükümet bunalımı, adeta kişisel sorunuymuş gibi Lübnan’a, Şam’a gider, İran Cumhurbaşkanı ile görüşür, Fransa Cumhurbaşkanı ile mektuplaşır. Yeter ki, Hariri kabinesi kurtulsun… 
Reisteki Hariri düşkünlüğü bir tutkudur adeta: 2005’te de, Hariri ailesinin Suudi Telekom Şirketi ile birlikte kurduğu Oger Telekomünikasyon’un, Türk Telekom’un %55 hissesini özelleştirmeyle almasına olanak tanınır. 
O dönemde CHP İstanbul milletvekili olan Kemal Kılıçdaroğlu, “Doğrudan ihaleye giremeyen birileri, ihaleye girme ön yeterlilik ölçütlerini taşıyan Saudi Oger firmasından ihaleye girmesini istemiş, Hissedarlar Anlaşması’nda gerekli mekanizma oluşturularak ihaleden sonra Saudi Oger’den emanetin teslim alınması amaçlanmıştır” açıklaması ile ihalede bir takım garip dolaplar döndüğünü kamuoyu ile paylaşır. 

  • Özelleştirilene değin Türkiye’nin en kârlı kurumlarından biri olan Telekom’un bugünkü durumu içler acısıdır…

Türk Telekom’daki gelişmeleri yakından irdeleyen CHP’li İlhami Özcan Aygun’un belirlemelerine göre; kurum zarardadır, tüm değerli arazileri satılmıştır
Dahası da var: Oger, Eylül 2016’dan bu yana çeşitli Türk bankalarından çektiği 4.75 milyar $ kredinin ödemelerini yapmamıştır. Kredilerin geri ödemesi yapılmayınca, ilgili bankalar, Oger Telekomünikasyon’un hisselerine el konulması için Rekabet Kurumu’na başvururlar. 
6.54 milyar $ kurum kârını alıp götüren Oger yönetiminde, Türk Telekom’un 7 milyar 690 milyar lira olan öz sermayesi, 2016 yılında 3 milyar 386 milyon liraya düşürülmüştür. 2005’te 811.45 milyon lira olan Türk Telekom’un devlete ödediği vergiler de, 2006’da 110.6 milyon liraya iner. 
Özetle, Oger ve Kılıçdaroğlu’nun deyimiyle “Oger’den emanetini teslim alacak olanlar”, Türk Telekom’u bir güzel soğurmuşlar, borca batırıp bir köşeye atmışlardır!

Meslek onuru 
Türkiye’de 550 bin dolayında mühendis, mimar ve şehir plancısı var. İş bulamıyorlar. Bulsalar bile çoğunlukla kendi meslekleri dışında işlerde çalışıyorlar. TMMOB’nin belirlemelerine göre, son 25 yılda, kamuda çeşitli statülerde çalışan ve farklı ücretler alan mühendis, mimar ve şehir plancılarının ekonomik ve sosyal koşulları, üstlendikleri sorumluluklara ve almış oldukları eğitime uymayan bir düzeye geriletilmiş durumda. Neredeyse meslek onurlarını koruyamaz haldeler. Niye? İmam değiller de o yüzden.

Kaygılarımız bitecek 
Kirli bir dünyada yaban kalmadığımızı duyumsamak için; bir temmuz sabahında kurşunlanan Bedrettin Cömert’ten birkaç dize: 

Işıl ışıl günlere ereceğiz
ırak olacak gayrı
nemiz varsa karalardan düşüncelerden yana
gür sevgiler doyuracak susuzluğumuzu
susuzluğumuz bitince
kaygılarımız da bitecek
darılmalarımız da.

=========================
Dostlar,

Anlaşılan, AKP Gn. Başkanı RT Erdoğan‘ı Lübnan’ın eski başbakanı Saad Hariri de kandırmış görünüyor (!)..
Ne yaparsınız, bizim  civanmert reisimiz böyle yufka yürekli işte.. Önüne gelene kanıyor..
Kim zora düşerse el atıyor ve ülkemizin kesesinden ulufe dağıtıyor..
Yani el kesesinden iyilik (haydi kabadayılık demeyelim..) yapıyor..
Bedelini tüyü bitmemiş yetim dahil, hep birlikte ödüyoruz..
Herhalde AKP seçmenleri, 16 yıldır sürekli iktidardan rant aldıklarından, üstlerine düşen bu faturaya katlanıyorlardır. 

TELELKOM üzerinden yediğimiz kazık en az 10 milyar $ ulusal servet, TÜİK‘in önceki gün açıkladığı yoksulluk araştırmasında duyurulan 15 milyon yoksula kullanılsaydı ne olurdu?? 1 $ 6 TL alırsak bu para 60 milyar TL’dir. 15 milyon yoksula destek verilse kişi başına 4 bin TL düşerdi. Bu parayla,

  • okula kabul edilmeyen çocuğuna pantolon alamayan baba banyo küvetinde sabahın köründe intihar etmemiş olur;
  • bir başka iş bulamayan gencimiz kendini yakmamış olurdu..

Demek oluyor ki,

  • TELEKOM soygununun sorumluları, en azından bu 2 insanın katilidir!

Zerrenin zerresi vicdanı – insanlığı – ahlakı – acıması – insanlığı ve de KİTABI – DİNİ – ALLAHI kalana duyurulur.

Sevgi ve saygı ile. 29 Eylül 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BS
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

Kıyamet koparan bakan

Kıyamet koparan bakan

Işık Kansu
Cumhuriyet, 22.09.2018

(AS: Bizim kapsamlı katkımız yazının altındadır..)

Milli Eğitim Bakanı dedi ki: “Üstün zekâlı sayısı bizim ülkemizin nüfusu kadar olan ülkeler var dünyada. Bizim kıyameti koparmamız lazım eğitimde.”
Epeydir bindik bir alamete (Katar’dan gelen milyarlık uçak en büyük alamettir), gidiyoruz kıyamete zaten.
Öğretim birliği diye bir şey kalmadı. Her okulda açılan mescitlerle mi, imam okulları ile mi, Ensar Vakfı’nın “değerler eğitimi” ile mi, kızlarla erkekleri ayrı sınıflarda okutarak mı “üstün zekâlı” çocuk yetiştireceğiz?
Ulusal Eğitim Derneği Başkanı Nazım Mutlu, kimi kıyamet izleri belirlemiş, sıralıyor:
♦Erkan Mumcu’yla başlayıp Hüseyin Çelik’le hızlanan, bugüne dek ara verilmeksizin sürdürülen, yandaş sendika üyesi ya da tarikat-cemaat militanı olma dışında hiçbir liyakat ölçüsüne bakılmaksızın yürütülen kadrolaşmaya karşı kaç kez kıyamet kopmuştu.
Avrupa Birliği’ne üye olma heveslerinin zirve yaptığı “yalan rüzgârı” sıralarında ‘kopyala yapıştır’ yoluyla, yerli-yabancı ortaklar eliyle üç ayda çırpıştırılan “küreselleşme” odaklı sözde ders programları (müfredat) konusunda ne kıyametler kopmuştu.
2012’de açık edilen dindar-kindar nesil” amacına uygun, yamalı bohça örneği 4+4+4 düzeneği hazırlanırken gerek TBMM’de gerekse sokaklarda, okul önlerinde kopan kıyametler “arşı âlâ”yı bulmuştu.
Geçen yıl yürürlüğe konan bilimsiz, Atatürk’süz, sanatsız, hurafe ve safsatalarla şişirilmiş sözde ders programlarına karşı da kıyametler kopmuştu.
Milli Eğitim Bakanı, madem “üstün zekâlı çocuk” yetiştirmek istiyor. Kaldırsın gerici müfredatı…
Kaldıramaz ama. Kızılca kıyamet kopar sonra…
O yüzden yalnızca konuşmakla yetiniyor.

Boşbank
Saray’dan yükselen ses: “Siyasi partiler banka kurabilir mi? Hayır, kuramaz.”
Peki, siyasi partiler banka boşaltabilirler mi? Örneklerle sabittir ki, boşaltabilirler.
O işlem, tümüyle serbest piyasa kuralları içine girer.

Liberal sol
Birileri “liberal sol”cu olmakla övünüyor.
Hem liberalizm, hem solculuk çok garip bir bulamaç olmalı:
Adam Smith’çi Marksistlik.  Bireyci toplumculuk.
Tutucu devrimcilik. Gerici ilericilik.
Kısacası: Öküzün altındaki buzağı.

Üs
“Yes be annem”den (yetmez ama evetçiliğin Kıbrıs türlemesi) “Kıbrıs’ta deniz üssü kurabiliriz” noktasına gelmek, dehşetli bir tutarlılık göstergesidir. “Bu dönüşümün gerekçesi ne olabilir?” derseniz. KKTC’yi yok sayan planın yaratıcısı eski Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’ın geçen ay ölmesidir büyük olasılıkla. Adamcağıza, sağlığında “Ayıp olmasın” diye “Kıbrıs’tan vazgeçmeyiz” diyemediler. Şimdi, Annan’ın daha toprağı kurumadan, kırkı çıkmadan Kıbrıs’ta Türk üssü kurmaya karar veriyorlar. Ayıptır, günâhtır…

Kimsesizlik
İşçiler, molozlar altında ölüyor. İşçiler, tahtakurusu dolu yataklarda yatırılıyor.
Ve ADD, Atatürk” adının bir kez daha kaldırıldığını duyuruyor:

  • “İstanbul Atatürk Havaalanı genişletilme ve modernize edilme seçenekleri göz ardı edilerek, Cumhuriyetin ilan edildiği gün kapatılmaktadır.” 

Cumhuriyet, (AS: “bilhassa- özellikle”)  kimsesizlerin kimsesi olmaktan çıkmış bir kez.
==================================
Dostlar,

REİS,
16 YILLIK VAHŞİ TALANI TERSİNE ÇEVİRMEYE MECBUR ve MAHKUM!

Cumhuriyet‘in tutarlı – yürekli – katıksız Kemalist yazarlarından biridir sevgili dostumuz Sn. Işık Kansu.. Bu önemli yazısı için teşekkür ederiz kendisine. Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulundaki Genel Yazmanlık (Sekreterlik) görevinde de başarılar diliyoruz elbette.

Sn. Kansu’nun değindiği, bizim de üyesi olduğumuz Ulusal Eğitim Derneği Genel Başkanı sevgili dostumuz Sn. Nazım Mutlu’nun söz konusu önemli makalesini sitemizde paylaşmış ve altında biz de epey katkı koymuştuk..

2018-2019 Öğretim Yılı Ders Zili Çalarken EĞİTİMDE KIYAMET KOPACAK MI?

Okunmasını dileriz.. (üstünde tıklayınız)

Yüzde 1 milyar kez 1 milyar gereksiz olan İstanbul’daki yeni havaalanı sonsuz bir israf ve yandaşlara uzun onyıllar sürecek rant aktarımıdır.  (3. değil çünkü Atatürk havaalanı kapatılıyor!) Üstelik, Atatürk havaalanı kapatılarak bir taş daha vurulmaktadır.
Yeni havaalanı bir anlamda Atatürk havaalanının modernleştirilmiş – büyütülmüş – yenilenmiş biçimi ise, hiç tartışmasız adı gene İSTANBUL ATATÜRK HAVAALANI olmak zorundadır. Bu bağlamda tartışmaya girmek, seçenekleri tartışmak bile tuzağa düşmek demektir. AKP = Erdoğan hemen kamuoyuna bir açıklama yapmalı ve tartışmayı böylece bitirmelidir. Hazır çoooook zorda ve oyları düşerken Atatürkçü oylara gereksinimi inanılmaz ölçüde iken, “gereğini” yapacak politik feraseti göstermesi kendi yararına olacaktır.

Öte yandan, ülkenin kaynakları – pınarları – akarları kurutuldu.

  • Ulusal servet 16 yılda dinci yandaşların kasalarına ve büyük ölçüde yurt dışına aktarıldı.

Daha açıkçası;

  • Türkiye ölçüsüz bir hırsla soyuldu – talan edildi.
  • Krizin gerçek adı budur ve Erdoğan bu korkunç gerçeğin anlaşılmasından ödü patladığı için canhıraş biçimde algı yönetimiyle “kriz miriz yok” diye kendini paralamakta.

Tulumbada su kalmadı..
Haydan gelen huya gidermiş..
Şimdi, bu muazzam haram serveti yeniden dolaşıma sokun, tulumbaya su verin ki çark dönsün.

Tüyü bitmemiş yetimin, gelecek kuşakların bile nafakaları çalındı, hiç edildi.

  • Milletin “a..” sına resmen ve fiilen kondu, konuyor, AKP kaldıkça da ko-na-cak!

Havuz medyası içi Reis emir buyurmuş ve 600-700 milyon Doları hemencecik atıvermişlerdi “rant efeleri / rant kulları” keseye ve yandaş basın cephesi oluşturulmuştu bu politik rüşvetle.

  • Ülkenin yüzlerce milyar Dolar serveti 16 yılda dinci – kinci rantiyenin cebine indirildi..

Yeniden halka bağışlayın demiyoruz ama hiç olmazsa boool kepçe kamu teşvikleri ile yatırım yapın. Zaten kaynağı sorulmuyor, içeri getirin, ulusal bankalara yatırın ya da siz banka kurun, bu dövizlerin bir bölümü munzam karşılık olarak Merkez Bankasında (TCMB) tutulacağından, dış borç ödemeleri, dış ticaret açığı ve cari açık finansmanında kullanılır. Siz bu bankanızla Devlet tahvili vb. alarak kamuya borç verin haram servetinizle .. TCMB rezervleri dibe vurdu bu arada.

Zaten her yıl 10 milyar Dolardan aşağı düşmeyen ve her nasılsa kaynağı belirlenemeyen (!?) bir kara servet bu ülkeye göz göre göre “net hata noksan kalemi” adı altında hiç utanmadan meşrulaştırılarak ve de kambiyo dengelerinde muhasebeleştirilerek sokuluyor..
****

  • Reis bu “tersine operasyon”a öncülük etmeye ve gerçekleştirmeye zorunlu ve mahkumdur..

Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste..

Anladınız mı efendiler, başka hiçbir kurtuluşunuz kalmadı!

Bumerang gibi dönüp sizi de vurdu!

Sınır tanımayan karunca ve haliyle (sine qua non) haram servetlerinizi tıpış tıpış yeniden ülkeye geri vereceksiniz. Sonra da mahkeme-i kübrada, eğer gerçekten inanıyorsanız, hesabını ayrıca verirsiniz.

  • Bu mazlum vatanı dar-ül harp ilan ederek yıllarca ve hiç acımadan yağma ve talan ettiniz..

Şimdi dağlarca kibirinizi, ölçüsüz hasetinizi, 2’si bir arada nasıl oluyorsa sonsuz dinci-kinciliğinizi, doymak bilmez habis nefsinizi… ayaklarınızın altına alacaksınız; çatlasanız da patlasanız da..

Sizin anlayacağınız dille işte bu “ilahi adaletin” ta kendisi, anladınız mı Türkiye Cumhuriyeti’ nin takiyyeci, ıslah olmaz kadim düşmanları, kötülük toplumu mimarları. Rahman ve rahim olan Allahınız, yeri geldiğinde siz mücrimlere ilahi gazabını da gösteriyor sağolsun.

Sevgi, saygı, derin acı ama hep UMUT ile. 22 Eylül 2018, Ankara

Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BS
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

Chatham House ödevleri

Chatham House ödevleri

Emperyalizmin üstünde güneş batmayan imparatorluk olmasını sağlayan kuruluşlardan en önemlisidir Chatham House. Öbür adıyla, İngiliz Kraliyet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü… 
Chatham House, bir önceki AKP’li Cumhurbaşkanı (az kaldı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da onayıyla başkan adayı yapılmaya kalkışılan) Abdullah Gül’e ödül vermişti. 
Bu kez, İngiltere’yi “stratejik ortak ve müttefik” diye tanımlayan “reis” gitti oraya ve bir konuşma yaptı. Her ne kadar Erdoğan, bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdıklarını söylese de, tümüyle Türkiye üzerinde nasıl bir “işlem” yapılacağı, dolayısıyla Erdoğan’ın geleceği görüşüldü aslında. Görüşüldü demek de yanlış olur, dikte edildi bir anlamda. 
Kulislerden edindiğimiz bilgiye göre, AKP sayesinde borca batırılmış ülkenin “sıcak para”ya (yeni borçlara) kavuşması karşılığında Chatham House toplantısına katılan para simsarları ile siyaset belirleyicilerin “reis”ten istekleri dört noktada toplanıyordu:

1. Kıbrıs sorununu çözeceksin. Türk askerini adadan çekeceksin, garantörlük hakkından vazgeçeceksin.

2. PKK’lileri de kapsayan bir af ilan edeceksin. Abdullah Öcalan’ı İmralı’dan çıkarıp ev hapsine alacaksın. 

3. 2006’da “bölgeler arası eşitsizliğin ekonomik boyutuyla başa çıkmak” gerekçesiyle kurulan Kalkınma Ajanslarını bir adım daha öteye götürerek, siyasal anlamda Türkiye’yi yerel ve bölgesel yönetimlere ayırarak, federal yapıya döneceksin.


4. Özerklik dahil çeşitli yöntemleri kullanarak Kürt sorununu çözeceksin. 

 
Sızan bilgilere bakılırsa, Chatham House diktecileri, “reis”e, bütün bu istemleri yerine getirebilmek için gerekli gücün “kararname” ile elinde olduğunu da vurgulamışlar. 
Erdoğan, bir kez daha seçilirse, “ekonomik darboğazın aşılması” karşılığında ikide bir “eyy” diye diklendiklerinin isteklerini bir bir yerine getirmek zorunda olduğunu biliyor artık. 
Emir büyük yerden: İkinci turda Kürt milliyetçilerine göz kırpacak. Onlar da ona. 
 
Ali Abalı’nın 12 Eylül anısı
Meslek büyüğümüz, beyefendi insan, gazetemiz kurucusu Yunus Nadi’nin yeğeni Ali Abalı’yı yitirdik.Ölümüne değin yüreğindeki gazetecilik aşkı sönmeyen Ali Abalı’yı bizimle paylaştığı bir gazetecilik anısı ile analım: 
Yeni Asır Ankara Temsilciliği de yapan Ali Abalı, 12 Eylül 1980 öncesi, dönemin Jandarma Genel Komutanı Sedat Celasun ile dostluk kurar. Celasun, bir söyleşi sırasında, TSK’nin komuta kademesinin yürüttüğü hazırlıklar sonucu 30 Ağustos 1980 günü bir darbe gerçekleşeceğini Ali Abalı’ya aktarır. 
Abalı da, durumu dönemin Başbakanı Süleyman Demirel’e iletir. Demirel, Genelkurmay Başkanı Kenan Evren’den durumu sordurur, “Yok böyle bir şey” yanıtını alır. 
30 Ağustos 1980 günü darbe ertelenir, çünkü darbe için onay almaya ABD’ye giden Hava Kuvvetleri Komutanı Tahsin Şahinkaya Türkiye’ye dönmemiştir. 
Bu köşenin yazarı, Başbakanlık muhabiri olarak 11 Eylül 1980 günü Başbakanlık önündeydi. O gün Ankara’nın birçok yerinden bomba sesleri yükseliyordu. 
Pentagoncu generaller, darbeye zemin olsun diye Ankara’yı bombalatıyorlardı. Tıpkı, yıllarca insanların birbirini kırmasına göz yumdukları gibi. 
 
İntikam sürüyor
Atatürk’ün isteği ile kurulan TCDD Müzesi kapatıldı! 
Yerine lojman, bina ve cami yapılacakmış. 
Kindar nesil, intikamını sürdürüyor.
===============================
Dostlar,
Erdoğan’ın Londra görüşmeleri ile ilgili değerli dostumuz Kansu’nun yazdıkları ile örtüşen birkaç maddeyi epeydir manşette tutuyoruz…
TCDD müzesinin de yağmalanmasını esefle karşılıyoruz..
Sevgi ve saygı ile. 02 Haziran 2018, Datça
Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. – Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com