SAĞLIKÇILAR İNSANDIR

SAĞLIKÇILAR İNSANDIR

Prof. Dr. Çağatay Güler 
Halk sağlığı uzmanı

(AS: Bizim katkımız yazının altındadır..)

Sistemdeki olumsuzlukları gidermekle görevli olanların her fırsatta hekim ve sağlık personelini suçlaması aslında hedef saptırmaya yönelik kurnazca bir oyundan başka bir şey değildir.

Hastalık, ağrı ve acı herkesi kim olduğuna bakmaksızın etkiler. Böbrek taşı, zengini de yoksulu da güçlüyü de güçsüzü de aynı biçimde kıvrandırır. Böyle durumlarda hekimin onları ağrılar içinde görmesini bile “egolarına saldırı” sayanlarda hekimlere yönelik bilinçaltı bir kızgınlık oluşabilmekte. Özellikle güç sahiplerinde daha çoktur böylesi durumlar. Ancak bu kızgınlık hiçbir ülkede bizim ülkemizdeki gibi bir hekim ve sağlık personeli düşmanlığına dönüşmemiştir. Kimi zaman hekimler “Vatandaşın canına kasteden canavarlar!” olarak gösterildi.

  • Koşullandırılmış kalabalıklara kendileri için çalışanları düşman belletmek kolaydır.

Kimi yerlerde güç ve yetki sahipleri kulaktan dolma bilgiyle yaptıkları düzenlemelerin hatalarını hekim ve sağlık personelinin üzerine yıkabiliyorlar. Kimileri vatandaşı hekimlere karşı kışkırtmayı iş edinebiliyor.

Kurnaz oyun

Sonuçta bazıları hekim ve sağlık personelini sistemin temsilcisi olarak görmekte ve sistemden yediği tekmenin acısını onları döverek, yaralayarak, öldürerek çıkarmaya kalkışmakta. Onların da sistemin mağdurlarından olduğu aklına bile gelmemekte. Bu olumsuzlukları gidermekle görevli olanların her fırsatta hekim ve sağlık personelini suçlaması aslında hedef saptırmaya yönelik kurnazca bir oyundur. Bir zamanlar hastalarımız vardı. Çok iyi bilirdik hastalıklar aynı olsa bile insanları, çevreleri, özellikle sosyal çevreleri ile birlikte ele almamız gerektiğini. Çağlar öncesinden hekim ustalar tek cümlede özetlemişlerdi:

  • “Hastalık yok, hasta vardır.”

Şimdi öykü ve muayeneyi zaman kaybı sayan hekimdışı yönetim anlayışı hâkim oldu bütün dünyada. Artık ne hasta var, ne hastalık, kimi sağlık kurumlarının “müşterileri” var. Müşteri varsa “Müşteri memnuniyeti” esastır.

  • Hasta müşteri olduğunda koruyucu hekimlik kalkar.
  • “Hastalan gel, paran kadar bakayım”a döner iş.

Geri kalmış ülkelerde yozlaşmanın, yozlaştırmanın gerekçesi olarak gösterilen “halk bunu istiyor” uydurması artık sağlık sistemini de yönlendirmektedir. “Halk hemen reçete istiyor! Halk karmaşık elektronik bip biplerle büyülenmek istiyor! Halk belirti hekimliği istiyor” denmekte.

Anlayış gerek

Hekimler “kendini kurtar” duygusu pompalanarak daha büyük açmazlara itilmeye çalışılmakta: Sadece müşteriyi memnun et! Teknolojinin arkasına sığın… Sen kendini kurtar!

  • Oysa onlar da uykusuzluğa herkes kadar dayanır, yorulabilir ve hastalanabilirler.
  • Fizyolojileri başkalarından farklı değildir.
  • Onlar da solunumla oksijen alırlar ve havasız ortamlarda bunalırlar.
  • Onlar da yemek yer, su içer ve tuvalete giderler.
  • Soğukta üşür, sıcakta terlerler.
  • Kimi zaman uykudan uyandırıldıklarında kafalarını toplayabilmeleri için bir süre gerekir.
  • Hiç olmazsa yüzlerini yıkamaları anlayışla karşılanmalıdır.

Anlayın artık

Onların dişleri de başkalarınınki gibi ağrır, onlardan daha fazla bel ağrısı çekerler.

Onların da mideleri bulanır ve kusabilirler.

Hekimler ve sağlık personeli de çocukları, anababaları hastalandığında başkaları gibi endişelenir, durumlarını merak ederler.

Onlar da kira, elektrik ve su faturası öderler, onlar da her şeyi para ile satın alırlar.

Üstelik bilgilerini güncel tutabilmek için tıp kitaplarını birkaç yılda bir yenilemek zorundadırlar.

  • Anlayın artık: Sağlıkçılar insandır…
    (Cumhuriyet, 27.3.2020)

=====================================
Dostlar,

1978’de Hacettepe Tıp Fakültesinde birlikte TOPLUM HEKİMLİĞİ / HALK SAĞLIĞI uzmanlık/ ihtisas eğitimi almaya başladığımız… 40+ yılık dostumuz Dr. Çağatay Güler’e teşekkür ederiz.

Çirkin siyasetçi, izlediği neo-liberal sağlık politikaları ile insanların en temel haklarından olan SAĞLIK HAKKINI gasp etme eylemini halkın gözünden saklamaya çabalamakta. Başta Hekimler olmak üzere sağlık çalışanlarını günah keçisi gibi ilahların gazaplarına kurban etmekteler

Bu iğrenç senaryo daha fazla sürdürülemez..

COVID-19 salgını, dileriz aklın ve bilimin yaşamda tek yol gösterici olduğu gerçeğini herkese öğretmiş olsun.

Herkes, başkalarının emeğine saygılı olmak zorundadır ve elbette sağlık çalışanlarının emekleri de bu kapsamdadır.

Ve bu arada, sakın unutulmasın :

  • Salgın yönetimi Halk Sağlığı (Public Health) disiplinin, yani Halk Sağlığı Uzmanı hekimlerin işidir..

Sevgi ve saygı ile. 04 Nisan 2020, Ankara

Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc

Hekim, Kamu Yönetimi – Siyaset Bilimci (SBF-Mülkiye)
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı

www.ahmetsaltik.net     profsaltik@gmail.com

 

 

Piyasacı Politikaların Getirdiği SAĞLIKTA ŞİDDET

Piyasacı Politikaların Getirdiği
SAĞLIKTA ŞİDDET

27 Ekim 2018

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Saltık, 27 Ekim 2018 Cumartesi günü, Ulusal Eğitim Derneğinde “Piyasacı Politikaların Getirdiği: Sağlıkta Şiddet” konulu güzel bir konferans verdi. Sağlıkta Dönüşüm Programı uygulanmaya başladığı 2003 yılından bu yana 13 meslektaşlarının uğradıkları saldırılar ya da ağır iş yükünün yarattığı tükenmişlik nedeniyle yaşamlarına son verdiğine vurgu yapan Saltık,

  • Artık yeter! Ülkemizde her gün sağlık alanında ortalama 30 şiddet olayı oluyor.
  • Koruyucu hekimlik esas alınmalı, hastayı müşteri gören anlayıştan vazgeçilmelidir.” dedi.
Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, oturuyor ve iç mekan
Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, oturan insanlar ve iç mekan
Görüntünün olası içeriği: 9 kişi, TC Selim Belenoğlu, Selma Kavas ve Zeki Sarıhan dahil, oturan insanlar
Görüntünün olası içeriği: 2 kişi, oturan insanlar ve iç mekan
Görüntünün olası içeriği: 8 kişi, oturan insanlar
*****

Ulusal Eğitim Derneğimize (biz de üyeyiz) ve toplantıya ilgi duyup gelenlere, face’te çok çok özetle yayınlayan Sn. Aydın Karataş dostumuza teşekkür ederiz.. Ne yazık ki

SAĞLIKTA ŞİDDET, GERÇEKTE VAHŞİCE PİYASALAŞTIRILAN SAĞLIk HİZMETLERİNİN kaçınılmaz türevi gibi..

İnsanlar sağlık hizmetinin müşterisi değil, doğuştan hak eden özneleridir (İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi md. 25). “Müşteri memnuniyeti” gibi saçma sapan bir araç ya da hedefle insanların ve toplumun sağlığı iyileştirilemez. Sağlık hizmetlerinin niteliği, ülkenin sağlık düzeyi göstergelerinin iyileşmesi ile ölçülür (Health Metrics).
 Kökü dışarıda “Sağlıkta Dönüşüm” (Health Transformations) programına kurban verdiğimiz 13 hekim…
Türkiye ulusal gelirinin 1/10’unu (%10’unu) sağlık sektöründe “tüketiyor”. Bu tutar yılda yaklaşık 80 milyar Dolar ve kişi başına 1000 (bin) Dolar / yıl!
Son derece ciddi bir oran ve tutar. (TÜİK yarısını veriyor.. üstü kayıt dışı olmalı!)
Ne yazık ki olağanüstü verimsiz kullanılıyor..
Yerli ve yabancı sermayeye rant olarak iktidarın kurgulu siyasetiyle aktarılıyor..
 
Bu bağlamda son derece net olarak söyleyelim :

* Genel Sağlık Sigortası halkın sağlığının değil,
sermayenin kârının sigortasıdır.

Çare                      :
Sağlıkta özelleştirmeyi kesmek,
kamusal sorumlulukla öncelikli olarak KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİNE yönelmektir.
Finansman ise, adil ve etkin bir vergi rejimine dayalı olarak temelde genel bütçeden sağlanmalıdır….  GSS prmi = EK VERGİDİR ve kabul! edilemez

ŞEHİR HASTANELERİ,
gerçek bir talandır!

Yüzlerce milyar Dolar ulusal servetimiz yerli – yabancı sermayeye rant olarak aktarılacak, ülkemize faturası olağanüstü ağır olacaktır..
Asla yerli – milli bir politika olmayıp,
bütünüyle küresel sermayenin dayatması olup, siyasal iktidar tarafından belli angajmanlarla yürütülmektedir ne yazık ki..

 
Sevgi ve saygı ile. 29 Ekim 2018, Ankara
Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı
Sağlık Hukuku Bilim Uzmanı
AÜTF Halk Sağlığı AbD Mülkiyeliler Birliği Üyesi
www.ahmetsaltik.net    profsaltik@gmail.com

Kürtaj, Sezaryan Hakkında Türk Tabipleri Birliği Basın Açıklaması 30.5.12 / Press Release By Turkish Medical Association on D&C and Caeserian section as a human right

Kurtaj_Sezaryen_basin_aciklamasi.TTB_30.5.12