İşyerlerinde Koronavirüs Önlemleri

Ankara Tabip Odası

İşyerlerinde Koronavirüs Önlemleri

Değerli Meslektaşımız,

Koronavirüs hastalığından korunmak için sosyal mesafenin korunması, hijyen kuralları ve diğer önlemler çok önemlidir.

  • Fakat öncelikle, ekonomiyi halk sağlığından daha önemli gören bir yaklaşımın
    yanlış olduğunu düşünüyoruz.

Esas olarak salgınla mücadele kapsamında zorunlu, acil ve temel mal ve hizmet üretimi dışındaki işler 3 hafta – 1 ay süreyle toplu olarak tatil edilmelidir. Çalışanların sağlığı temel olarak böyle korunabilir. İşyerlerinde ciddi sağlık riskleri söz konusudur. Sosyal mesafenin korunması zor hatta çoğu zaman imkansızdır. Servisler ve yemekhaneler, alınacak tüm önlemlere karşın ciddi risk oluşturmaktadır. Bu zorunlu evde kalma döneminin asgari barınma ve beslenme şartları sağlanmalıdır. Bu süreçte gıda, sağlık, enerji gibi faaliyetini sürdürmesi zorunlu alanlarda çalışma koşullarının nasıl olması gerektiği belirlenmeli ve uygulanmalıdır.

Çalışanların kendi iradeleri dışındaki ücretsiz izin uygulaması kabul edilemez. Salgın döneminde bu tip uygulamalar geçersiz sayılmalıdır. Salgın nedeniyle zorunlu olarak verilen tüm izinler, yıllık ücretli idari izin olarak sayılmalıdır.

Koronavirüs pandemisi tüm dünyanın en sıcak gündem maddesi haline gelirken, çalışanların işini yitirme korkusunun, koronavirüs korkusunun önüne geçtiği görülüyor. Yani insanlar yaşamını yitirmekten çok işini yitirmekten korkuyor. Olağanüstü bir dönemden geçiyoruz, olağanüstü önlemler alınmalıdır.

  • Acilen işten çıkarma yasağı getirilmelidir.
  • İşten çıkarma yasağı toplumsal bir felaketi önlemenin ilk adımıdır.

Evde kalmayı geçici bir süre başarabilenlerin bunu ne kadar sürdürebileceği belli değil. Eğer Anayasamızda belirtilen sosyal devlet (AS: md. 2) olmanın gerekleri yerine getirilirse, insanların birkaç gün, birkaç ay evde kalmasının bedelini daha büyük işsizlik ve açlık olarak ödemeleri önlenebilir. Ama halen bugünlerde fabrika, inşaat ve tarlalarda işçiler çalışmak zorundalar ve bu bir süre daha böyle sürecek gibi görünüyor. Dolayısıyla bu koşullarda işyerlerinde ilk olarak yeni koronavirüs salgını dikkate alınarak risk değerlendirmesi ve acil durum planlarının güncellenmesi yapılmalıdır.

Yaşadığımız dijital çağ, çalışma biçimlerinde önemli değişiklikler ve yeni olanaklar yaratıyor. Bu olanaklardan yararlanarak salgın döneminde uzaktan çalışma uygulaması teşvik edilmelidir. Uzaktan çalışma mevzuatta yer alan bir uygulamadır. Uzaktan çalışma çalışanın hak kaybına uğramaksızın işini yapması anlamına gelmektedir. Kamuda ve özelde pek çok alanda uzaktan çalışma mümkündür ve salgından korunmanın en önemli yollarından biridir.

Bütün ülkede toplum sağlığını tehdit eden COVID-19 salgının önlenmesinde, hepimizin bildiği gibi risk grubuna giren kronik hastalıkları bulunan işçilerin işyeri ortamından uzaklaştırılarak korunması yaşamsal öneme sahiptir. Sağlık Bakanlığı kamuda çalışan ve risk grubuna giren kronik hastaların idari izinli sayılması konusunda bazı tedbirler almıştır. Oysa özel sektörde çalışan kronik hastalar da aynı risk altındadır. Kamuda çalışan kronik hastalar idari izinli sayılırken, özelde çalışan kronik hastaların 14 gün rapor verilerek kalabalık ortamlardan uzaklaştırılması ve izolasyonu için Aile Sağlığı Merkezleri ve hastanelere yönlendirilmesi ayrıca bir risk oluşturmaktadır. Hem bu riskin önlenmesi hem de işyeri hekiminin evde izlenmesini uygun göreceği hastalar için; TTB, bu kritik süreçte, 14 gün rapor verme yetkisinin, işyeri hekimlerine de tanımlanması için SGK’ya bir yazı ile başvurmuştur. Bu uygulama gerçekleşinceye kadar bu çalışanlar ücretli izinli sayılmalıdır.

İşyerinin tüm girişleri kontrol altında tutulmalı, girişler mümkün olan en az düzeye indirilmeli, giriş yapan tüm çalışanlar ve diğer kişilerin (ziyaretçi, tedarikçi, vs.) ateşi ölçülmeli, ateşi 37,8 °C üzerinde olanlar alınmamalı, varsa işyeri hekimi tarafından yapılacak muayene sonrasında şüpheliler hastaneye sevk edilmeli ya da evlerinde dinlenmeye gönderilmeli, işyeri hekimi yoksa ALO 184 aranarak süreç izlenmelidir. Bu hastaların değerlendirildiği ve sevk edilmesine kadar bekletildiği İzolasyon Odası oluşturulmalıdır. Ateş ölçenlerin ve sağlık çalışanlarının koruyucu donanımı olmalıdır. Maske, eldiven gibi koruyucu ekipman (AS: donanım) eksiksiz olarak kullanılmalı ve tedariği sağlanmalıdır.

Ateş, öksürük, nefes darlığı ve benzeri yakınması olanların işe gelmemeleri ve doğrudan sağlık kuruluşlarına yönlendirilmeleri sağlanmalıdır. Çalışanlar arasında hastalık kuşkusu taşıyan ya da pozitif çıkan veya ön tanı konarak hastaneye yatırılan çalışan var ise bu kişi ile temas eden işyeri çalışanlarının belirlenmesi, çalışan ile temas etmiş kişilerin iletişim bilgilerinin kayıt altına alınması, İl/İlçe Sağlık Müdürlüğü’nün yönlendirmesine göre hareket edilmesi sağlanmalıdır.

Servis araçlarının sürücüleri, yemekhane, temizlik çalışanları da dahil olmak üzere tüm çalışanlar hastalığın bulaşma ve korunma yolları ile ilgili olarak eğitilmeli, yapılması gerekenlerin afiş ve talimatlar halinde tüm alanlara asılması sağlanmalıdır. Bütün taşeron hizmetlerdeki çalışanların gerekli koruyucu donanımları yönetim tarafından eksiksiz olarak sağlanmalıdır.

Sabun, dezenfektan gibi hijyen ürünlerinin yaygın biçimde olması sağlanmalı, kullanıma ilişkin afişler asılı olmalıdır. Bütün alanların düzenli olarak havalandırılması ve tuvaletler, kapı kolları, merdiven trabzanları, çalışma masaları ve tüm çalışma araçlarının temizlenme sıklığı ve niteliği en üst düzeyde olmalıdır.

Tüm çalışma alanlarında, atölye ve üretim alanlarında, yemek ve diğer hizmetlerde 1,5 m kuralına uymaya çalışma ya da uygun yeni çözümler bulunmalıdır. (Toplu yemek yerine hazır kumanya dağıtılması, ortak kullanım alanındaki su sebilleri ve çay makinalarının mümkün olduğunca kullanılmaması, çalışanlara kapalı şişelerde su sağlanması gibi)

Servislerde özellikle sık temas edilen yüzeyler başta olmak üzere temizlik ve hijyen sık aralıklarla yapılmalı ve araç girişlerine el dezenfektanları konulmalıdır. Servis taşıma kapasitesi en az yarı oranında azaltılmalı, bunun sağlanamadığı zorunlu durumlarda yolculuk süresince araç içinde sürücü ve tüm yolcuların cerrahi maske takmaları sağlanmalıdır.

Sonuç olarak;

  • Çalışanlar salgına karşı korumasız ve zayıftırlar.
  • Bu nedenle, Covid-19 ile mücadele esas olarak; daha fazla sosyal devletçi,
    insani ve toplumcu politikaların yaşama geçirilmesini talep etmek ve
    bunun için mücadele etmekle mümkün olabilecektir.

Ankara Tabip Odası
Yönetim Kurulu

Üretimden Tüketime Gıda ve Sağlık

Ankara Tabip Odası

Üretimden Tüketime Gıda ve Sağlık

Değerli Meslektaşımız,

Ankara Tabip Odası 14 Mart Tıp Haftası etkinlikleri kapsamında “Üretimden Tüketime Gıda ve Sağlık” başlıklı panel düzenlenecektir.

09 Mart Pazartesi günü Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezinde gerçekleştirilecek olan panelin konuşmacıları

– Gıda Mühendisi Dr. Bülent Şık ve

– Yazar Abdullah Aysu olacaktır.

Katılımınızı bekler, iyi çalışmalar dileriz.

Saygılarımızla,

Yeni Koronavirüs Salgını

Yeni Koronavirüs Salgını


Değerli okurlarımız,

Yeni Koronavirus salgını tüm hızıyla sürmekte..
Ölenlerin sayısı 500’ü, doğrulanmış olgu sayısı 20 binleri aştı.
Ülkemizde henüz hastalık yok.
Gerekli tüm bilimsel önlemleri almak zorundayız.
Bu bağlamda Ankara Tabip Odamızda 4 Şubat 2020 akşamı, geleneksel Salı toplantıları kapsamında bir sunum gerçekleştirildi.

Konuşmacı, Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı’ndan meslektaşımız Sn. Prof. Dr. Özlem KURT AZAP idi.

Özenle hazırlanmış ve güncel bilgiler içeren 59 yansı ile bilgilerimizi tazeledik. ardından soru – katkı – tartışma bölümü oldu. Prof. Ö.K. Azap’tan yansılarını web sitemizde yayınlamak üzere izin aldık ve aşağıda sunuyoruz. Kendisine emeği ve izni için teşekkür ederiz.

Yansıları PDF olarak izlemek için lütfen tıklayınız.. (3 MB)

Yeni Koronavirüs-4 Şubat 2020

Tartışma bölümünde, Türkiye’de ve genelde alınan önlemlerin dengeli – abartılı olup olmadığı gündeme geldi. Prof. Ö.K. Azap “abartılı” bulmaktaydı özellikle Türkiye’de alınan önlemleri. Biz karşı görüşü savunduk.. “Ro değeri”nin üstel olarak katlanarak büyüdüğünü belirttik. 4 Şubat 2020 günü okuduğumuz Çin kaynaklı bir makalede [ Shi Zhao ve ark. Preliminary estimation of the basic reproduction number of novel coronavirus (2019-nCoV) in China, from 2019 to 2020: A data-driven analysis in the early phase of the outbreak; doi: https://doi.org/], 17 Ocak 2020 günü, bir bulaşıcı hastalığın salgın yapıp yapmadığını değerlendirme ölçütü olan bu değerin –1’i aştığında, yayılma hızının salgın sayılabileceği bilinmektedir– ortalama Ro değeri aralıklarının 2.24 [ %95GA: 1.96-2.55] ile 3.58 [% 95 GA: 2.89-4.39] olarak hesaplandığını ve bu ölçütün üstel (ekponansiyel) olarak büyüdüğünün belirtildiğini aktardık. Dolayısıyla yayılma hızının tartışmasız bir SALGIN oluşu ve aritmetik hızla (eklemeli) değil üstel hızla (katlamalı) yayılma hızı nedeniyle, alınan önlemlerin abartılı sayılmaması gerektiği yönünde görüş sunduk.

Sonuç olarak;

Dünya Sağlık Örgütü‘nün “ALARM DURUMU” yerindedir.
Uluslararası toplumun işbirliği içinde uyumlu önlemler alması ile bu salgın önümüzdeki günlerde – haftalarda sönümlendirilebilecektir.
Sağlık Bakanlığı’nın, BİLİM KURULU  son derece yerindedir ve tüm politikalar bu Kurulun önerileri doğrultusunda özenle sürdürülmesini dileriz.

  • PANİK tepkisi vermek yersiz ve gereksizdir.
  • Bilimsel önlemleri uygulamak ve sakin olmak gerekir.Bu arada, yeri gelmişken, Yeni Koronavirüs küresel salgını (Pandemi) ile ilgili kamuoyuna her gün açıklamaları Sağlık Bakanı yerine, “Bakanlık Sözcüsü“nün yapmasını öneriyoruz.
    ABD’de bu bağlamda görevlendirilen “Surgeon General” kurumu / makamı vardır.
    Uzun yıllar içinde bu makam halkın büyük güvenini sağlamıştır ve kamuoyunu aydınlatmada etkili bir araç olarak yararlanılmaktadır.

    Koronavirüs salgını ile ilgili Dünya Sağlık Örgütü‘nün toplumu bilgilendirme amacıyla hazırladığı görseller, Sağlıkta Hamilik Topluluğu (SAHA) ve gönüllü öğrenciler tarafından Türkçeye çevrilmiştir. Toplumun koronavirüs farkındalığını artırmak için hazırlanmış olan bu çalışmanın görsellerine aşağıdaki erişkeden (linkten) ulaşılabilir…

  • DSÖ – Koronavirüs Salgını Türkçe Görselleri-20200206T205425Z-001

    Sevgi ve saygı ile. 06 Şubat 2020, Ankara

    Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, MSc, BSc
    Halk Sağlığı – Toplum Hekimliği Uzmanı / AÜTF Halk Sağlığı AbD
    www.ahmetsaltik.net   profsaltik@gmail.com

POLİS ŞİDDET ATÖLYESİ – ATO BAŞKANI Prof. Dr. Vedat BULUT

POLİS ŞİDDET ATÖLYESİ

Prof. Dr. Vedat BULUT
Ankara Tabip Odası Başkanı
HEKİM POSTASI, Aralık/Ocak 2020, syf. 3
http://www.hekimpostasi.org.tr/2020/01/27/polis-siddet-atolyesi/

Bu yılın ilk yazısını 2020 yılı Sağlık Bütçemize ayıracaktık. Malum nedenlerle başlık değiştirmek zorunda kaldık. Bütçe cephesinde değişen bir şey yoktur. Yine sermayenin lehine, emekçilerinse aleyhine bir bütçe ile karşılaştık. Halk Sağlığı, Birinci Basamak Sağlık Hizmetleri, Koruyucu Hekimlik için ayrılan pay % 4’lerde kaldı. Böylece insanlar daha da artan pahalılıkla birlikte bozulan yaşam koşulları ve koruyucu hekimlikten uzaklaşan politikalarla daha çok hasta olacaklar, böylece sermaye çevrelerinin kendi söylemiyle “müşteri” sayısı artacak.1  Yukarıdan aşağıya, aşağıdan yukarıya saysanız sayısı 10’dan çok olmayan şirketlerin iştahına göre planlanmış bir bütçede, emekçilere, sağlık çalışanlarına yine enflasyonun altında eriyen maaşlarıyla dar geçimlilik uygun görülmüştür.

  • İlan ettikleri enflasyon rakamları sahtedir,
  • hükümet yetkililerinin dillerinde ekonomiye ilişkin yalanları dinlemekten usandık.

Asur Kralı 2. Sargon’u hayırla yad ediyoruz.2

Türk Tabipleri Birliği olarak 14 Mart Tıp Bayramımızın 101. Yılına doğru yol alırken, “HEKİMLİK YAPMAK İSTİYORUZ” ana temasıyla bir dizi eylemlilik planı yaptık. Bu programda 17 Ocak 2020’de tüm şehirlerde

  • “Sağlıkta Şiddet Sona Ersin”

başlığıyla iyi hekimlik yapmak için hastaya yeterli süre ayrılması gerektiğini vurgulayan, 1. Basamak Sağlık Hizmetlerinin verimsizleştirilmesine karşı çıkan ve sağlıkta şiddetin en yoğun olduğu alan olan acil servislerde izdihamın önlenmesine yönelik istemler içeren bir basın açıklamasını hastaneler önünde yapacaktık. Bizler de Ankara’da bu yıl Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ni tercih ederek, acil servis önünde basın açıklamamızı yapmak istedik.

Sağlıkta Şiddet Sona Ersin” basın açıklamasını Anayasanın 34. maddesini açıkça ihlal eden polisler şiddet kullanarak engellemiştir. Dört arkadaşımız gözaltına alınmıştır.

Ancak çok daha önemlisi yapılan bu alçakça uygulama hastanelerde şiddet uygulayan suça eğilimli bireyler için de teşvik edici olmasıdır. Adeta, “şiddet böyle uygulanır” tatbikatıyla Polis Şiddet Atölyesi bir hastanenin acil servisi önünde gerçekleştirilmiştir. Sağlıkta şiddeti özendiren bu alçakça emri verenler ve uygulayanlar hakkında suç duyurumuz gerçekleştirilecek ve sonuna kadar takibi yapılacaktır.

  • Bu suç çetesinin çekirdeği ortaya çıkarılarak teşhir edilecektir.

Her ilde serbest olan Anayasal hakkımızı ”Burası Ankara” diyerek engelleyen yasa tanımaz suçlulara burasının Ankara olduğunu öğretme zamanıdır.

Anayasal haklarımızın keyfi telsiz konuşmalarıyla verilen bir emirle ayaklar altına alınmasına tahammülümüz kalmamıştır.

Bu kentte elbette ki işçi cinayetleriyle ilgili bir basın açıklamasının “Madenci Anıtı” önünde, insan haklarıyla ilgili bir basın açıklamasının “İnsan Hakları Anıtı” önünde, sağlıkta şiddetle ilgili bir açıklamanın hastane çalışanlarımızla birlikte hastane önünde yapılmasından daha doğal bir uygulama olamaz.

Bizim diktatörlüğe alışmamızı arzu edenler varsa, dönüp 12 Mart Muhtırası, 12 Eylül Askeri Darbesi dönemlerine baksınlar.

O günlerde diz çökmeyenler olarak, bu dönemde de diz çökmeyeceğimizi anlamaları için icat edilmiş bir zeka aşısı maalesef elimizde bulunmuyor.

Bu açıklamaya izin veren ve olay sonrası Ankara Tabip Odasını arayarak geçmiş olsun dilekleriyle üzüntümüzü paylaşan Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi yöneticilerine ve bu hastanenin sağlık çalışanlarına teşekkür ediyoruz.

15 Mart 2020’de hep birlikte Türkiye’nin her yerinden Ankara’ya gelecek sağlık çalışanlarıyla “BEYAZ MİTİNG” gerçekleştireceğiz ve 17 Nisan 2020’de

  • SAĞLIKTA ŞİDDETE KARŞI GöREVDEYİZ, İŞ BIRAKIYORUZ” temasıyla GöREV yapacağız.

Acil servisler ve ameliyathanelerde işlerin aksamaması için bu alanlarda çalışma sürdürülecektir. “Sağlıkta Şiddet Yasası” TBMM’den çıkıncaya ve bu konuda hükümet tarafından gerekli önlemler alınıncaya dek mücadelemiz bitmeyecektir.

  1. https://www.youtube.com/watch?v=3lAJi8fE0Yk
  2. Rahiplerin ne kadar çok yalan söylediklerini herkes bilir. Onların ağızlarından çıkanla benim bağırsaklarımdan çıkan arasında pek fark yoktur. Asur Kralı II. Sargon. (MÖ 765 – 705 )

POLİS ŞİDDET ATÖLYESİ

POLİS ŞİDDET ATÖLYESİ

BİRİNCİ BASAMAK SAĞLIK SİSTEMİ GÜÇLENDİRİLMELİ, SEVK SİSTEMİ KURULMALI,
ACİL SERVİSLERDE SADECE ACİL HASTALARA HİZMET VERİLMELİ VE SAĞLIKTA ŞİDDET DURDURULMALIDIR!

Basın Açıklaması 

ÖNCELİKLE;

  • BİRİNCİ BASAMAK SAĞLIK SİSTEMİ GÜÇLENDİRİLMELİ,
  • SEVK SİSTEMİ KURULMALI,
  • ACİL SERVİSLERDE YALNIZCA ACİL HASTALARA HİZMET VERİLMELİ VE
  • SAĞLIKTA ŞİDDET DURDURULMALIDIR!

Ülkemizde şiddet kol geziyor. Yaşamın her anında şiddeti besleyen, neredeyse kutsayan bir iklim var. Ülkeyi ve sağlık sistemini yönetenlerin, duygusal ve kırılgan zemini olup tüketim nesnesi haline getirilen sağlık hizmetindeki şiddete karşı hiçbir ciddi adımı olmadı.

Sağlıktaki şiddet eğilimini önce inkâr eden, ardından şiddetin mağduru hekimleri ve sağlık çalışanlarını suçlayan idareciler; olaylar yılda en az bir hekim ya da sağlık çalışanının ölümüne, yüzlercesinin yaralanmasına ve binlercesinin sözlü ya da fiili tacizine dönüşünce şekilsel ve kararlılık içermeyen adımlarla oyalama yoluna gittiler. Sağlık hizmeti sunarken şiddete uğrayan, öldürülen, bıçaklanan, kafasında mermer kırılan, tekmelere maruz kalan, küfür ve hakaret edilen hekimlerin ve sağlık çalışanlarının arkasından timsah gözyaşları döktüler. Oy kaybederiz kaygısıyla her beklentilerinin anında ve talep ettikleri biçimde karşılanmasını isteyenlerin sırtını sıvazladılar.

Örneğin gittiği Aile Sağlığı Merkezinde, olmayan hastaya ilaç yazılmasını, saptanmayan hastalığa tedavi uygulanmasını, gerekmeyen raporun verilmesini, istediği her ilacın reçete edilmesini istemekle kalmayıp usulsüz ve etik dışı talebinin karşılanmaması durumunda şiddete başvuran binlerce insan, sıradan bir kavgaya, karşılıklı darba karışmış gibi muamele gördü.

80 milyon nüfuslu ülkede 120 milyon kişinin acil servislere gittiği yanlış kurgulanmış bu sitemde kendi hastasının ve yakınlarının beklentileri karşılanmadığı anda acil servisleri savaş alanına çeviren, acil” servis içerisinde cinayet işleyebilen, sağlık çalışanlarının yanı sıra sedyede yatan başka hastaların bile ölümüne yol açan bir cinnet ortamı sıradanlaştı. Ne bir Aile Sağlığı Merkezinde ne de herhangi bir hastane ortamında sözel ya da fiili şiddete hiç kimsenin kalkışamayacağı, şiddete sıfır tolerans gösterileceğine dair caydırıcı, sonuç alıcı ve somut adımların atılması artık zorunluluktur.

Gelişmiş ülkelerde sağlık hizmetinin çok önemli kısmını daha az maliyetle ve nitelikli bir biçimde karşılayan Birinci Basamak sağlık sistemi ülkemizde ne yazık ki her dönem olduğu gibi bugün de popülist yaklaşımların kurbanı oldu. 2018 yılında kişi başına yapılmış olan ortalama 2030 liralık sağlık harcamasının yalnızca 88 lirası koruyucu sağlık hizmetleri için yapılmış, 1. Basamak sağlık hizmetlerini güçlendirmek adına yatırım yapılmamış, 1. Basamak sağlık kurumları değersizleştirilmiştir. Sağlık hizmetinin kışkırtılmış talebe göre değil de bilim ve gereksinimler doğrultusunda yönetilebileceği “sevk zincirinin” adı bile anılmamaktadır.

Büyük propaganda ile getirilen “Aile Hekimliği“ uygulaması hekimlerin gelirlerinde artış sağlamakla birlikte, hekimlerin iş ve gelir güvencesini ortadan kaldırarak devletin-hükümetlerin birinci basamaktaki sorumluluğu hekimler üzerine yıkma programının ötesine gidemedi. Binasından alt yapısına kadar şiddete de zemin hazırlayabilecek koşulların iyileştirilmesi için adım atılmadı. Sıfır nüfuslu, binasız sanal ASM’lerin açılması ile sistem sürdürülmeye çalışıldı. Birinci basamak ekibinin bir parçası olan sağlık personelini de güvencesiz hatta çoğu zaman taşeron şirketler üzerinden çalışmak zorunda bıraktı.  Partilerin dönemsel çıkarlarına, siyasetçilerin günlük popülist yaklaşımlarına kurban edilmemesi, aşılama, takip, kontrol, eğitim ve önleyici tıp uygulamaları ile sağlık tüketimine değil de insanların koruyucu hekimlik esaslı sağlıklı bir yaşam sürmelerine odaklanması gereken 1. Basamakta da şiddet ne yazık ki her geçen gün artıyor.

Bugün sağlıkta yaşadığımız şiddete karşı 1. Basamak sağlık ortamından hareketle yaptığımızı açıklamamızla bir kez daha sağlıkta şiddet sona erene bu konuda somut ve inandırıcı adımlar atılıncaya dek mücadelemizi sürdüreceğimizi ilan ediyor, her ayın 17’sinde yeniden çağrısını yapacağımız ve “Sağlıkta Şiddeti Önleme Günü” olan 17 Nisan’da

  • “Ya Sağlıkta Şiddet Duracak Ya Da Biz Sağlık Sistemini Durduracağız!”

söyleminin kararlılığıyla İş Bırakma – GöREV eylemi gerçekleştireceğimizi bir kez daha duyurmak istiyoruz. (17.01.2020)

Türk Tabipleri Birliği
Ankara Tabip Odası