Ankara Tabip Odası’ndan Filyasyon Uygulamaları Üzerine Açıklama

Ankara Tabip Odası, Türk Tabipleri Birliği’ne bağlı 65 Tabip Odası’ndan en çok üyeye sahip olan 2. büyük odadır.. Üye sayısı 15 bini aşkındır..

Türkiye’de filyasyon çalışmaları TTB’nin ısrarlı uyarılarından sonra resmî ilk vakanın ilan edildiği günden yaklaşık iki ay sonra başlatıldı. Maalesef pandemi süreci salgının başından beri bilimsel bilgiden ve akıldan uzak şekilde yönetilmektedir. Salgın değil, algıların- rakamların yönetilmeye çalışıldığını biliyoruz ve görüyoruz. Bir yıldan uzun süredir devam eden filyasyon çalışmaları da salgın yönetimindeki anlayıştan farklılık göstermiyor. Filyasyon çalışmaları Epidemiyoloji bilimine uygun yürütülmemektedir:

– Salgının başlangıcından bir yılı aşkın süre geçmesine rağmen filyasyon ekiplerine herhangi bir eğitim verilmemektedir.

– Doğru ve etkili bir filyasyon için; filyasyon ekiplerinin her vakadan detaylı öykü almaları, kaynak vaka ve temaslıları saptaması gerekmektedir. Ancak filyasyon çalışmaları artan vaka sayıları nedeniyle hastalara yeterli zaman ayrılamaması ve yeterli eğitim verilmemesi nedeniyle ilaç bırakma uygulamasına dönüşmüştür.

– Diğer taraftan geçimini günübirlik çalışma ile sağlayan, maddi olarak hiçbir şekilde desteklenmeyen insanların temaslı olarak eklenmesi ve evde karantinada kalmaları istenmektedir. Geçimlerini günlük çalışma ile sağlayan insanlara herhangi bir sosyal ve ekonomik destek verilmeden nasıl 10 gün evde kapalı kalması istenebilir?

– Artan vaka sayıları ile filyasyon ekibi başına düşen hasta-temaslı sayılarının çok fazla olması , yetersiz filyasyon eğitimi gibi sebeplerle temaslılar ve kaynak vaka tespit edilememekte, edilenler ise ev içinde veya dışında karantina koşullarına uymamaktadır.

– Kapalı ortamda kalabalık şekilde çalışmak – yaşamak zorunda olan kişilere rutin olarak PCR taraması yaparak salgını denetim altına almak bir yana dursun; şikayetleri olan kişilere bile test imkanı sunulmamaktadır.

Salgının başından beri filyasyon uygulamaları dahilinde evlere hidroksiklorokin ve favipiravir ilaçları bırakılmaktadır.

  • Hidroksiklorokin ilacının hiçbir bilimsel çalışmada COVID-19 hastaları için yararı gösterilmemiştir.

KLİMİK derneği                       :

  • ‘Ayaktan veya yatan, hafif/orta/ağır seyirli COVID-19 olgularının tedavisinde hidroksiklorokin etkili olmadığını göstermiştir. Hidroksiklorokin aksini bildiren yeni randomize kontrollü çalışma sonuçları olmadıkça COVID-19’un asemptomatik, hafif, orta, ağır formlarının tedavisinde veya profilaksisinde kullanılmamalıdır.’ şeklinde görüş bildirmiştir. Uzmanlık derneklerinin görüşü ve tüm bilimsel kanıtlar aksini göstermesine karşın tıbbın en temel ilkesi olan ‘Önce zarar verme (primum non nocere)’ ilkesi çiğnenmektedir (1). Ciddi yan etkileri bildirilen bu ilaç halen filyasyon ekiplerince hastalara dağıtılmaktadır.

Salgının başından beri yine filyasyon uygulamaları dahilinde dağıtılan favipiravir ilacı da ülkemiz dışında hiçbir ülkede ayakta hasta tedavisinde kullanılmamaktadır. Yapılmakta olan ancak henüz yayınlanmamış bilimsel çalışmaların kaydedildiği ‘International Clinical Trials Registry Platform (ICTRP)’ üzerinde ve hiçbir bilimsel yayın veritabanında favipiravir ilacının ayakta hastalarda kullanımının ağır hastalığa gidişi önlediğini gösteren bir bilimsel çalışma bulunmamaktadır. Sınırlı hasta gruplarında sınırlı yararı gösterilmiş bir ilaç nasıl hane hane dağıtılabilir? Favipiravir için ciddi yan etki bildirilmemesine rağmen her ilaç farklı bir endikasyon için, farklı bir dozda kullanılmadan önce faz -3 ilaç çalışması ile ruhsatlandırılmalıdır. Favipiravir hangi bilimsel çalışma ile ruhsatlandırılarak yaygın kullanıma sunulmuştur? Dünyada benzer bir uygulama görülmemesine karşın hangi bilimsel verilere göre hareket edilmektedir?

Tüm dünyada sağlık ve sosyal politikalarda görülen ihmal zinciri; hidroksiklorokinin yaygın kullanımı ile The British Medical Journal editörü Kamran Abbasi’nin işaret ettiği gibi ülkemizde kitlesel malpraktis uygulamalarını katlanarak arttırmaktadır (2). Favipiravir için ülkemizdeki ilaç firmalarının biyoeşdeğerlik çalışmaları ile kullanıma sunduğu muadil (AS: denk) ilaçların kullanıldığını biliyoruz. Şimdi mevcut veriler dahilinde sormak istiyoruz? :

    • Favipiravir ilacı, ayakta hastalarda yararına dair yeterli bilimsel kanıt elde edilmemişken neden ayakta hastalara rutin olarak dağıtılmaktadır?
    • Bundan kimler rant elde etmektedir?
    • Yararına ilişkin bir bilimsel çalışma var ise sonuçları neden yayınlanmamaktadır?

Bilimsel aklın egemen olduğu ve tıbbi etiğin gözetildiği
bir salgın yönetimine ve sosyal politikalara gereksinim var.

(1)https://www.klimik.org.tr/koronavirus/covid-19-tedavisinde-kullanilmakta-olan-antiviral-ilaclar/
(2)Abbasi K. Covid-19: Social murder, they wrote—elected, unaccountable, and unrepentant BMJ 2021: 372: n314 doi: 10.1136/bmj.n314

Ankara Tabip Odası

Yayınlayan

Ahmet SALTIK

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet SALTIK’ın özgeçmişi için manşette tıklayınız: CV_Ahmet_SALTIK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir